Yaşar Pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2017

Sizi Bize Seçip Seçip mi Gönderiyorlar?

Süper Ligden düştüğümüz sezondan itibaren öyle şeyler yaşadık ki hep daha kötüsü olamaz dedik. Son nokta, bundan daha beteri olamaz diye geçirdik içimizden. Ama bu kulübü öylesine basiretsiz kişilere teslim ettik ki bundan daha kötüsü olamaz dediklerimiz güllük gülistanlık zamanlarımız oldu resmen. 50 yıllık tarihi kendi başkanları, yöneticileri, şehrin mülki amirleri hatta az da olsa taraftarları kepaze etti. Yok etti...


Nedim Türkmen'in pisliklerini temizleyeceğim diye kendini ortalara atan Yaşar Pamuk futbol takımını 2 senede amatöre düşürdü. Avrupa'da oynayan Kadın Basketbol Takımını 2. lige düşürdü. Kulübün elindeki tek varlığı olan tesislere sahip çıkamadı. Bir gün efelendi ertesi gün belediyeye teşekkürler etti. Vurdular ensesine aldılar elinden kulübün neyi varsa. Zaten direnecek hali de yoktu. 

Bal ligine düşeceğimiz haftalar öncesinden belli olmasına rağmen lig bittikten haftalar sonra kongre kararı aldı. Bu süreçte takımdaki bütün futbolcuları senetler ile serbest bıraktı. Dün akşamki tv52 canlı yayınında söylediğine göre bu futbolcuların serbest kalmasına karşı 700.000 TL'lik senet almış. Ve bu senetler Yaşar Pamuk adına! Kulübün borçları olduğu için böyle bir karar almış zeka küpü yöneticilerimiz. Yaşar Pamuk'un alacaklarına karşılık olarak göstermişler. Canlı yayında soruluyor ne kadar alacağınız var kulüpten? Yaşar Pamuk cevap vermiyor. Ehhh,üüööö, auuu diyor. Bu senetlerin vadesi ne zaman? Senetlerden doğan alacaklar kulübe verilecek mi? Hangi futbolcudan ne kadar senet var? Yaşar Pamuk bunları tahsil etti mi bilinmiyor! Kulübün köküne kibrit suyu döken Nedim Türkmen 20 milyon alacağım var diyordu. Selefi Yaşar Pamuk da 700.000 liralık senetlerle ayrılmış! Ne güzel değil mi? Harikalar diyarı resmen...

Bir önceki güne gidelim. Orduspor başkanı Ali Yılmaz kongre kararı aldıktan sonra TV52 canlı yayınına katıldı. Seçildikten sonra şampiyon olacağız, takımı yeniden üçüncü lige çıkaracağız diye demeç veren adamın canlı yayında kulüp bu zamana gelene kadar hesap sormadınız bize niye soruyorsunuz diye ağlamadığı kaldı. Kime hesap soracağız Ali Yılmaz? Seni silah zoruyla mı bu kulübe başkan yaptılar? Canlı yayında soruluyor, Yaşar Pamuk'da ne kadar senet var diye bilmiyorum diyorsun. Sen bilmeyeceksin de kim bilecek? Biz mi takip edeceğiz Yaşar Pamuk'daki senetleri, sen mi takip edeceksin? Her soruya ben bilmem, ben anlamam Yaşar'a sorun diye söylenip durdun. Sen bilmeyeceksin de Redkit mi bilecek Ali Yılmaz? Siz aynı yolda yürüyen adamlar değil miydiniz Yaşar Pamuk ile? Onun yönetiminde değil miydin? Kongrede icazet almadın mı? Koskoca Orduspor'un başkanı olarak televizyona çıkıp DSİ'de bodrum katında kalıyoruz, yemeği kendimiz pişiriyoruz, kalorifer yanmıyor diye ağlıyorsun peşinden Büyükşehir Belediye Başkanına teşekkürler sıralıyorsun. Ben futboldan anlamam, bu konular beni aşar diyorsun. Sen Orduspor başkanı olmayı apartman yöneticiliği falan mı sanıyordun?  Ne bekliyordun ki şimdi ağlıyorsun Allah aşkına. 



Tekrar gelelim Yaşar Pamuk'a. Dün akşam ben taraftarım, yetkim yok, bana sormayın, ben bilmem, ben etmem diye canlı yayında nutuk döşüyor sevgili eski başkanımız. Kulübün 700.000 liralık senedi beyefendide. Sportif A.Ş'den dolayı resmiyette Kadın Basketbol Takımının başkanı kendisi ama her şeye ben bilmem diyor. Sanırsın Orduspor başkanlığından üç ay önce değil de 3 sene önce ayrıldı. Sanırsın takımı yeni yönetime bırakmadan bütün futbolcuları sarı çizmeli Mehmet ağa gönderdi. Başkanı bir şeyden haberi yok. Eski başkan da ben bilmem diyor. Bu kulüpte neyin ne olduğunu kim biliyor Allah aşkına? Hakikaten beceriksizlikte çığır açtınız. Bir kulüp nasıl kepaze edilir diye ders olsa üniversitelerde tez konusu olursunuz!

Kadın Basketbol takımı mevzusu var bir de. Dün Hakan Hoca daha fazla dayanamayıp isyan etti. Sezon başından beri altı otel, misafirhane değiştirmiş Kadın Basketbol Takımımız. Dün de yine bir otelin lobisinde üç saat ortada kalmışlar. Bu zamana kadar Yaşar Pamuk ilgilenmiş kendileriyle. Malum Sportif A.Ş.'nin yöneticisi. Kendisi başkanlığı bırakırken özellikle istemişti bunu. Hatırlarsınız aynı şeyi Nedim Türkmen'de yapmıştı. Yaşar Pamuk'un başkan seçildiği kongreden sonra Sportif A.Ş'yi bırakmamış kendisi oraya başkan olmuştu. Sonrasında bu durum sorgulanınca apar topar değişiklik yapmışlardı yeniden toplanarak. Yaşar Pamuk, Nedim Türkmen'den bir şeyler kapmış olacak ki aynı kurnazlığı yaptı Ali Yılmaz'ın başkan seçildiği kongrede. Sebebi belli. Basketbol takımı para basıyor. Kulübün sadece 1 yıllık iddaa gelirinin 700 bin lira olduğu söyleniyor. Çok çekici değil mi? Futbol takımı zaten mali olarak çöp olmuş, para A.Ş'de. A.Ş'nin de sorumlusu Yaşar Pamuk. Soru sorulunca kendisi kağıt üzerinde diye cevap veriyor ama... Sanırsın bakkal defteri! Sonuç olarak koskoca Orduspor Kulübü, Orduspor başkanı, yönetimi, yöneticileri basketbol takımına bir ev tutup bu takımı o eve yerleştirememiş. Hatta 2-3 ayda 60 bin lira da otel parası ödemişler. Takımın en önemli ismi Olena da 3-4 bin lira yüzünden ayrılmış. Ne kadar güzel değil mi? Kulağa ne hoş geliyor. Beceriksizliği ifade edecek kelime bile yok öylesine güzel!

Önümüzdeki günlerde kongre yapılacak. Yaşar Pamuk geldi, Nedim Türkmen'i akladı pakladı. Ali Yılmaz geldi, Yaşar Pamuk'ı akladı. Gelecek kim olursa olsun ilk önce bu takımın son beş senesinin hesabını sormak için gelsin. Yapılan yolsuzlukların peşini bırakmasın! Kulübün durumu ortada. Şehrin ileri gelenlerinin Orduspor'a bakış açısı, siyasilerin nasıl sırt döndüğü de ortada. Yeni bir takım yarattılar Ordu şehrinin umurumda bile değil o takım. Hepimizden alınan vergiler ile para akıttıkları o takım da kabul görmeyecek bunu hepimiz biliyoruz. Gelecek olan yönetim önce şehri kazansın. Orduspor'u yeniden Orduluyla buluştursun. O zaman sırtını dönen siyasiler de kuzu kuzu bu kulübe yanaşacak merak etmeyin siz. Her seferinde söylendiği gibi toplam borç kulübün olduğu durumdan dolayı belki de 10'da 1'ine kapanabilir. Çoğu alacaklı futbolcu karşılıksız olarak alacağından vazgeçebilir. Bekleriz. İyi bir yapılanma ile yeniden ayağa neden kalkmasın bu takım. Evet mucize gibi görünebilir ama en az 5 senelik bir yapılanma plan program gerekli. Bu yükün altına gireceklerin bunun farkında olması lazım. 





5 Nisan 2016

Enkaz Edebiyatının Sonuçları

Bir umut küllerimizden doğabilir miyiz diye başladığımız sezonun sonunda olabilecek en kötü sonu yaşıyoruz. Yeni yönetim, yeni hoca, şehrin bütünleşmesi, hadi artık kaldıralım şu enkazı diye başladığımız sezonun sonunda saçma sapan ilçe takımlarından 5 yiyen, gittiği deplasmanlarda ''Ordu Kümeye'' diye bağırılan bir takım haline geldik. Hadi futboldan geçtik sezon başında oldukça başarılı bir teknik ekip ve kadro ile sezona Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımımızda son maçlarda tarihi farklar yiyerek manşetlere çıkıyor. Her bakımdan rezil durumdayız. Söz söyleyecek takatimiz kalmadı desek yeridir. Geldiğimiz noktaya bakınca çıldırmamak elde değil. Üçüncü lige doğru yol alıyoruz ve mevcut duruma bakınca orada da ne olacağımızı az çok görebiliyoruz. Peki biz gerçekten bu kadar basiretsiz miyiz? Neden bu duruma geldik? 


Yaşar Pamuk'un zor zamanda elini taşın altına sokup sorumluluk almasını daha önce takdir etmiştik. Kendine güvendi. Kongre'de Nedim Türkmen'in şirketleşme planı bozulunca adaylıktan çekilmesi ile tek aday olarak girdiği kongrenin kazananı oldu. Gerekirse kapı kapı gezeceğim dedi. Şehir ile takımı bütünleştireceğim dedi. En önemlisi Orduspor'un içinde olduğu durumun hesabını soracağız dedi. Sonuç? Sonuç iki profesyonel takımın bulundukları ligden acı çekerek düşmesi oldu. Sorulması gereken hesap bir tarafa, başkanlığı süresince daha bir sezon dahi olmamışken onlarca soru işareti var kulüp ile ilgili... Sorunları, sıkıntıları bilerek bu taşın altına elini soktu ama devraldığı enkazın altında kaldı. 

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk mu denir, gelen gideni arattı mı denir bilmiyorum ama Yaşar Pamuk ve yönetiminin her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdığını gayet rahat söyleyebiliriz. Hem basketbol takımında hem futbol takımında tahta açılıp transferler yapıldı. Basketbol takımı tamamen dağıldı. Futbol takımında ise yapılan transferlerden 2-3 futbolcu kaldı. Sezona gayet iyi bir oyuncu topluluğu ile Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımının şuan bulunduğu duruma gelmesinin izahı yapılamaz. Yapılan transferleri elde tutamayıp hepsinin gidişini sadece seyredecektiniz madem neden o kadar para döktünüz basketbola diye mevcut yönetime sormak lazım. Hiç mi planlama yapılmadı? 

Futbol takımı ise başlı başına bir yönetim faciası.. Geçtiğimiz sezon 25-30'un üzerinde maç yapan genç bir futbolcu topluluğumuz vardı elimizde. Takım içinde haksızlık olduğunu, oynaması gerekenlerin oynamadığını düşündüğümüz zamanlar oldu ama hepsi belli bir seviyeye gelmişti. Tecrübe kazanmış bu futbolcu topluluğuna transfer tahtası açılarak Gökhan Meral, Mahmut Boz, Gökhan Caba başta olmak üzere takviyeler yapıldı.  Transferleri bizzat Sinan Bayraktar yaptı ve takımı kendisi hazırladı. Yapılan transferlerden belkide en önemli iki ismi elimizde tutamadık. Gökhan Meral ve Mahmut Boz ayrıldı. Onlarla birlikte Gökhan Caba, Hüseyin Kuday, Emrehan Ceylan da takımdan ayrıldı. Transfer tahtası kapalıyken elimizdekileri de tutamadık. Hepsinin gidişini izledik. Giden gitti tamam ama geriye dönüp baktığımız zaman geçtiğimiz sezon tecrübe kazanan futbolcuların bir tanesinin bile üzerine koymasına katkıda bulunamadı hocalarımız. Ne Sinan Bayraktar, ne Ali Hoca, ne de Turgut Hoca... Hocalar kadar düne kadar Durugölde olan ama birden bire Orduspor formasını sırtına geçirip o formanın ağırlığı altında ezilen gençlerimizin de suçu var maalesef. Altın tepsi ile önlerine gelen fırsatı ne kadar değerlendirdiler, geçtiğimiz sezon ile bu sezonu kıyaslayınca ne kadar gelişme ivmesi gösterdiler bir sorgulasınlar kendilerini. 

Yaşar Pamuk ve yönetimi bu işi çok basite aldı. Sinan Bayraktar ile sezona başlamak bir tercihti ama sonrasındaki Ali Şahin ve Turgut Kır dönemi başlı başına bir amatörlük örneğiydi. Sinan Bayraktar'ın istifasından sonra Ali Şahin takımın başına geçti ama teknik direktör olduğunu gelişinden 2 hafta sonra algıladık. Açıklama dahi yapılmadı. Ali Şahin 6 hafta sonra bırakttı peşinden Turgut Kır geldi. Turgut Hocanın da performansı ortada. Gerçi kadro yapısı olarak Ali Hoca ve Sinan Hoca'nın elindeki kadrodan çok daha eksiği vardı Turgut Hoca'nın. Sinan Bayraktar'dan sonra 2. ligi bilen bir hoca ile yola devam edilmeliydi. Başkan ve yönetimi bu işi ciddiye almadı ve kaçınılmaz sonu hazırladı. 

Geçtiğimiz günlerde Kocaelispor başkanı yerel bir televizyon kanalının canlı yayınına bağlanarak içinde oldukları durum ile ilgili konuştu. 3. ligi küçümsemeyin dedi. Biz tekrardan profesyonel liglere dönebilmek için uğraşıyoruz, mücadele veriyoruz dedi. Bulunduğunuz durumun kıymetini bilin kolay değil buralardan geri dönmek dedi. Sanayi şehrinin takımı Kocaelispor'un başkanı söyledi bunları. Amatörde dahi 10-15 bin kişiye oynayan takımın başkanı... Biz bu işi ciddiye alacak, arkasında soru işareti olmayan başkan ve kişiler istiyoruz. Geçtiğimiz sezona baktığımız zaman Yaşar Pamuk'un bu işi kotaramadığını, kotaramadığı gibi eleştirdiği Nedim Türkmen yönetime benzer soru işaretlerine sahip olduğunu hepimiz gördük. Kendisinin de daha fazla uzatmaması lazım. Olmadı, ben beceremedim diyip kenara çekilip beklemeli bundan sonra. Her ne kadar siyasetin bu kulüpten uzak durmasını istesek de yerel yönetimin bir şekilde Orduspor'a sahip çıkması gerekiyor. Stad yapacağız, yeniden yapılandıracağız demek ile, sponsorlar ile finansman sağlamak ile bitmiyor iş. Vali, Bşb. Belediye Başk. ve şehrin ileri gelenleri Orduspor'un kurtuluşu için bir araya gelip bir oluşum oluşturmalı ve bu oluşumun çalışmalarını yakından takip ederek şehrin de işin için girmesini sağlamalılar. Orduspor markası Ordu için çok önemli. Çok çok daha geç olmadan bunun bir an önce farkına varılması lazım. 

1 Eylül 2015

Yeni Bir Başlangıç... Orduspor 2015 - 2016


Yeni başlangıçlar her zaman heyecanlı olur ama durgun ve bir o kadar da umutsuzuz. 26 yıl sonra çıkıp 2 sezon misafir kaldığımız Süper Ligin bedelinin bu kadar ağır olacağını hiç düşünmedik. 29 Mayıs 2011 bir milattı. Rüya gibiydi her şey... Fakat geriye dönüp geçen dört sezona baktığımızda gördüğümüz şey keder... Sadece 4 yıl içinde bir kulübün nasıl dibe vurduğuna, geleceğinin yok olduğuna şahit olduk. İnsanların Orduspor'dan uzaklaşmasına, şehrin Orduspor'a yabancılaşmasına şahit olduk. 3. ligde bile takımına sırtını dönmeyen şehrin Orduspor'u görmezden gelmesine şahit olduk. 

Şimdi 90 milyona yakın olduğu söylenen bir borç ve sıfır gelir ile ne Orduspor'u bu bataktan nasıl kurtarabiliriz mücadelesi yapılıyor. Yeni bir yönetim ve başkan göreve geldi ve başarılı olur veya olmaz ama herkes Orduspor'dan kaçarken Yaşar Pamuk bu yükün altına gövdesini koydu. Çoğumuz burun kıvırdık ama dönüp baktığımızda göreve geldiği günden bu yana şehir ile Orduspor'u kaynaştırmaya çalışan ve öyle veya böyle tahtayı açan bir başkan ve yönetim var ortada. Tahtanın açılması için gereken 9 milyonluk borcun yapılan müzarekeler ile 9'da birini ödeyerek sonuca ulaştılar. Bakılınca 2 ay görev yapmış Ziya Doğan parası aslında ama kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. İstenilseydi geçtiğimiz sezonun devre arası tahtanın açılabileceğini gördük. Geçmiş yönetim beceriksiz ya da art niyetli miydi onun takdiri size kalmış... Hadi tahtayı geçtik ama çok cüzi alacakları olan futbolcuların bile ellerini kollarını sallayıp gitmelerini izlemek Orduspor'a ihanetten başka bir şey değildi. Unutmadık...

Transfer tahtasının son saatlerde açılmasıyla uzun süredir takım ile beraber olan Mahmut Boz, Emrehan Ceylan, Safa Serbest, Mehmet Arı, Ardahan Gündoğdu, Yasin Öztop, Burak Saban, Emre Gemici, Oluş Şengöz ve Muhammet Kurt'un yanı sıra tecrübeli stoper Gökhan Caba, geçtiğimiz sezon da kadromuzda olan Hüseyin Kuday ile anlaşma sağlanıp futbolcuların lisansları çıkarıldı. Avrupa'da ve Türkiye'de son dakika sürprizleri olurken bir sürpriz de bizde oldu. Ahmet Kuru da takıma katılarak bizleri sevindirdi.

Kalede Emrehan, tandemde Gökhan Caba, Mahmut Boz, solbek Gökhan Meral, ortada Mehmet Arı, Safa Serbest ve ileride Ahmet Kuru takımın ana iskeletini oluşturacak. Bu oyunculara ek olarak 3.ligde ciddi maç tecrübesi kazanan Yasin Öztop ve Muhammet Kurt, geçtiğimiz sezonun iyilerinden Özgen Erdem, her ne kadar tecrübeli olsa da bir numarasını göremediğimiz Hüseyin Kuday, artık bir şeyler görmek istediğimiz Murat Torun beklenti içinde olduğumuz futbolcular olacak. Yine Asımcan, Yunus, Furkan, Burak Demireğen, Burak Özsoy, Kaan Kars gibi genç futbolcularımız da çok iyi yerlere gelebilecek potansiyelleri olduğunu bizi gösterdiler. Hepsinden beklentimiz oldukça fazla.

Oldukça genç bir kadromuz var. Grubumuzdaki ve diğer gruptaki takımları inceleyince çok iyi kadrolar kuran takımlar olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden büyük hedefler koyup sonrasında hüsrana uğramak yerine en basit hedeften yola çıkmak daha mantıklı. Yani ilk hedef ligde tutunmak, biz de varız diyebilmek... Transfer tahtası bu seferlik açıldı ama devre arası ve ileriki dönemlerde bizi yeni yasakların beklediğini söyleyebiliriz. Bu sebeple kadromuzda bulunan genç futbolcuların hepsine ihtiyacımız var. Bizim 1 yıllık bir planlama değil en az 5 yıllık bir planlama yapmamız lazım ve bu planın odak noktasına bu gençleri koymamız gerekiyor. Örneğin geçtiğimiz sezonun en sivrilen futbolcularından biri olan Kaptan Kaan'ı kaybettik. En az 4-5 yıl bir mevkiyi kotarabilecek kapasitede bir futbolcuydu ama bir şekilde bu ayrılık gerçekleşti. Ne de olsa bizim öz evlatlarımız deyip görmezden gelirsek bu çocuklar ile bir gelecek kuramayız. Hepsinin hayalleri, kariyer planları, kazanmayı arzu ettikleri paralar var. O yüzden bu çocukların takım içindeki konumları çok önemli. Burada da en büyük görev Sinan Hoca'ya düşüyor.


Yönetim göreve gelir gelmez Hüseyin Özcan ile yollarını ayırdı ve Sinan Bayraktar'ı göreve getirdi. Hüseyin Hoca'nın kariyerine baktığımız zaman 2. lig için yeterli sayılacak bir Cv'si olduğunu söyleyebiliriz ama takım ile gerekli iletişimi sağlayamadı kendisi. Oyuncu seçimlerinde 3. şahısların etkisinde çok kalması da bunda etkili oldu. Şimdi görevde Orduspor formasını yıllarca terletmiş, Orduspor'un içinden çıkmış bir teknik direktör var. Sinan Hocaya bu görev bir gün gelecekti ama zor zamanda nasip oldu. Yıllardır alt liglerde çalışıyor ve bu ligi iyi tanıdığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon da zor şartlar altında Bayrampaşaspor'da başarılı olduğunu ve kendisini sevdirdiğini söyleyebiliriz. Kendisi Ordu'da sevilen saygı duyulan bir futbol adamı. Umarız dilediği başarıya ulaşır.

Futbolcular, yönetim, teknik ekip bir tarafa bu döngünün en önemli elemanı yani taraftarı unutmamak lazım. Geçtiğimiz sezon Orduspor tarihinin en boş ve en etkisiz tribünü vardı. Yönetimsel hatalardan dolayı şehirin takımdan uzaklaşması, kıyısından dönülen Süper Lig'den sonra sancılı başlayan sezon, pasolig, şehirin takıma inancının olmaması gibi sebeplerden dolayı sezon boyunca amatör maçları aratmayacak havada çıktı takım 19 Eylül'e. Alışık olmadığımız, utandığımız bir durumdu bu. Bu sezon pasolig yok. Takım ile şehirin arasına set çeken bir anlayış yok. Yani kısaca bir bahanemiz yok. Bu takıma sahip çıkıp yanında olmalıyız. Kale arkası kombinesinin 50 lira, maratonun 100 lira olduğu bir ortamda hele hiçbir bahanemiz olmaması lazım. Öncelikle taraftar grupları sonrasında Orduspor taraftarı ve seyircisi stattaki yerini almalı. 

Uzun zamandır bizlerde buralarda yoktuk. Kalemi elden bırakınca yeniden almak zor oluyor. Orduspor'un geçirdiği zor zamanların üzerine hayat şartları da eklenince uzak kaldık buralardan. Eskisi kadar olmasa da arada sırada nacizane Orduspor ile ilgili karalamaya devam edeceğiz. Sağlıcakla...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...