Süper Toto Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Toto Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2012

#11 Tehlikeli Virajlar | Fenerbahçe vs Orduspor

Şükrü Saraçoğlu Stadyumu,
Rüya gibi bir sezonun ardından Süper Lig'e çıktıktan sonra, bu gözlerin gördüğü ilk Süper Lig maçının oynandığı stad.
O maç seyircisizdi ama bu sefer Saraçoğlu'da Orduspor seyircisini görecek.
Fenerbahçe,
Hector Cuper'in Orduspor başında maça çıktığı ilk maçtaki rakip.
Ordu'da 1:1 biten maç ile başlayan Cuper maceramız.
2. senemiz ama hala inanamıyorum bazen Süper Lig'de olduğumuza. Bundan 3 4 sene önce Cuper Ordu'ya teknik direktör olacak deseler, deli der sopayla kovalardım.
Böyle bir şablon yoktu kafamda ama birden Cuper ile başladım yazıya. 
Cuper'e ve takımına inancımız tam. Bizler, Fenerbahçe deplasmanına 1 puan için değil 3 puan için gidiyorsak ve bunun olmaması için hiçbir neden olmadığını biliyorsak bu güveni bizlere aşılayan herkese teşekkür etmemiz gerekir.
Bu güvenin nedenlerinden en önemlisinden biri Cuper'in hala ilk günkü heyecanı yaşıyor olmasıydı. Cuper geldiğinde içten içe hangimiz bu adam geldi ama sezon sonunda gider diye geçirmedik? Bunu düşünmemize neden olan faktörler var çünkü. Türk futbolu...
Rezil bir futbol kültürümüz var. Aragones? Hiddink? Rijkard? Del Bosque? vs.
Hepsi iyi kötü isim yapmış isimler ama Türkiye'de yokları oynadılar, hepsi ülkeden giderken ülkemiz takım taraftarları bayram yaptı. Sonra Del Bosque, İspanya'yı Avrupa ve Dünya Kupası'nda şampiyon yaptı. 
Böyle örnekler varken Cuper için bu düşünceleri aklımızdan geçirirken pekte haksız değildik belkide. Ama Cuper için ilk günkü heyecanı yaşıyor demiştik hani,
Geçen hafta Sivasspor maçında harika bir detay vardı maç yazısında yazamadım diye hafta boyu kendi kendimi yedim.
Stancu'nun penaltısı sırasında Cuper'in gözlerini kapatması... İşte o kare çok şey anlatıyordu Orduspor'da.
Takım yarın akşam yenilebilirde. Ama sahada karakterli bir Orduspor olduğu sürece yenilsekte alkışlarız hepsini.

DAG ekibi olarak hazırladığımız bir pankart var görebiliriz inşallah tribünlerde. DAG'ın İstanbul tayfasını kıskanıyorum. Her ay Orduspor'u görüyorlar muhakkak. Saatler akşam 8'i vurduğunda onlar tribünde bizler televizyon başında başlayacağız heyecana. Maç Lig Tv'den canlı yayınalanacak. Hakem ise Halis Özkahya.

Fenerbahçe Süper Lig'de bu sezon ilk defa taraftarıyla buluşuyor. Bu o tarafa ekstra bir motivasyon getirecektir. Avrupa Ligi'nde bir çok kez taraftar heyecanını yaşasalarda lig biraz daha farklı oluyor. Bu sene Avrupa'da oynayan takımlarımıza baktığımız zaman ligde ki başarının Avrupa'da ki başarıdan daha ön sırada tutulduğunu görebiliyoruz. O yüzden seyircili ilk lig maçı ayrı bir motivasyon yanında ayrı bir stres getirebilir. Fenerbahçe açısından devam edersek olaya maçı kazanamamaları durumunda belki konuşmak için daha erken olsada şampiyonluk yolunda iyiden iyiye geri kalacaklar. Bu durum o tarafı daha çok üzecektir. Biz onlara göre nisbeten daha rahat tarafız. Çünkü biz yarın kaybetsek bile telafi şansımızın olacağı maçlar olacak önümüzde Avrupa hedefindeysek.

Seyirci ve geri kalma hissi Fenerbahçe'nin maç boyunca üzerimize üzerimize gelmesine neden olacaktır. Deplasmandayken bu oyunda tam bizim istediğimiz birşey aslında. Ligin en iyi kontra takımlarından birisiyiz. Kontra derken, bu işi hakkıyla yapıyoruz. Rakip Fenerbahçe deyip 90 dakika kapanıp sıkıştırırsak bir gol düşüncesinde olmayız mesela. Fenerbahçe'nin hafta içi Avrupa maçı vardı. Bizim için bir artı yön Türk takımlarının Avrupa dönüşü ilk maçlarında bocalaması. Gerçi Fenerbahçe'nin AEL maçını izledim, Akhisar maçından daha basit oldu kazanmaları. Pek yormadılar kendilerini. Bu yüzden AEL maçına göre birşeyleri analiz etmek doğru olmaz. Bir dezavantaj, Fenerbahçe'de sakatların düzelmesi. Meireles izlediğim kadarıyla yararlı bir transfer olacak Fenerbahçe'ye. Yarın akşam oynar mı göreceğiz. Bunun yanında Sow-Kuyt ikilisi gözümü korkutmuyor değil. Kuyt lige çok iyi başlasada bir durgunluk dönemindeyken yeniden buldu kendini. Yaşına rağmen Kuyt gibi oynadığı zaman ligde farkını belli ediyor. Fenerbahçe'nin hücumdaki etkili isimlerinin yanında vasat bir defans hattı bulunuyor. Orta sahalarını geçtiğimiz zaman her atağımızın tehlike yaratma ihtimali yüksek, özellikle Monje'yi görebilirsek maçta. Ama saçma sapan havadan pas atma trafiğini aşırıya kaçırırsak vay halimize. Cesur olun şut atın...

Konu başlığında bahsettiğimiz tehlike virajların başlangıcına geldik. Samsun - Ordu arası Yalıköy öncesi eski yolda böyle bir tabela olurdu "Tehlikeli Virajlar 20 km" diye o yoluda yad edelim. Fenerbahçe maçıyla ile başlayan sıkıntılı bir fikstüre giriyoruz. Trabzon geliyor haftaya. Kasımpaşa'ya gidiyoruz sonra. Beşiktaş, Bursa(d), Antalya, Akhisar(d) diye de devam ediyor. Ürkütücü. 7 maçta gelecek en az 10 puan belli bir hedef yolunda başarılı sayılabilir.

Bu sezon 13 gol atan Fenerbahçe kalesinde 9 gol gördü. 10 maçta aldığı 16 puanlada, bugünki sonuçlarla 7. sıraya kadar düştü. Fenerbahçe'nin attığı gollerin dakikasında baskın bir taraf yok. 15'er dakikalık ayrımlarda her 15 dakika içinde ortalama aynı gol sayısını bulmuşlar. Atılan bu gollerde Sow'un 4, Kuyt'un 3 golü mevcut. Buda takımın attığı gollerin yarısında bu isimlerin olduğunu gösteriyor. 10 hafta boyunca hiç kırmızı kart görmemeside istatistikler arasına girebilir. En çok süre alan oyuncular içerisinde Hasan Ali Kaldırım 790 dakika (1 asist 1 sarı kart) Moussa Sow 772 dakika (4 gol) ve Dirk Kuyt 732 dakika (3 gol 2 asist) ile ilk 3'ü paylaşıyorlar. Fenerbahçe ile 21. maçımıza çıkıyoruz. Oynanan 20 maçta, 3 galibiyet 5 beraberlik alırken 12 mağlubiyetimiz bulunuyor. Kadıköy'de ise 10 maçta 9 mağlubiyet 1 berbaerlik gibi kötü bir istatistiğe sahibiz. Ayrıca bir ilginç bilgide bu iki takımın aralarındaki maçlarda takımlarla birbirlerine en fazla 2 gol atmayı başarmışlar. Bir maç hariç. 1976 yılında Kadıköy'de, Fenerbahçeye 3:0 ile boyun eğdik.

29 Mayıs 2012

29 Mayıs 2011

Biz şampiyonluk kutlamalarına Ordu'da Rizespor'u 4-0 yendiğimiz maçtan sonra başlamıştık aslında. Başka bir ihtimal daha vardı ama o ihtimali aklımızın ucuna bile getirince hissettiğimiz acı 29 Mayıs gecesi yaşayacağımız sevincin veya hüznün ne kadar şiddetli olacağının bariz bir göstergesiydi.

O ihtimali bir kenara koyduk. ''Ya olmazsa, başaramazsak ?'' diyen arkadaşımıza kızdık, umutsuzluk cümleleri kurdurmadık, inanmayanları inandırdık. Bu şekilde gittik biz Ankara'ya. Ankara'da gün daha ağarmadan sokaklarda yerimizi çoktan almıştık bile. Her köşe başında tanıdık simalar, çevreden yükselen Orduspor sesleri...

Maçın başlamasına henüz 1 saat kala Ankara 19 Mayıs Stadyumunu doldurduk. Belkide şimdiye kadar yaptığımız en iyi tribünü maç henüz başlamadan önce yapıyorduk. Zaman geldi ve Fırat Aydınus maçın başlangıç düdüğünü çaldı. Maç karşılıklı ataklarla başladı. Serdar Deliktaş'ın topu sağ taraftan içeri çevirdiği pozisyonda Numan'ın ters vuruşu sonrası nefes alamadığımı hatırlıyorum mesela. Her yan topta o topa Fevzi ile yükseliyor, topu oyuna beraber sokuyordum. Ahmet Kuru'nun kafasında top direkten dönerken yaşadığım hayal kırıklığı hele kelimelerle anlatılamaz...

70. dakikadan sonra Gaziantep B.B daha fazla topla oynamaya, kalemize yavaş yavaş gelmeye başladı. Gelmeyen gol sonrası tribün olarak takımı iteklememiz gerekirken donup kalmıştık. Reaksiyon veremiyor, destek olamıyorduk. Normal değildi o anda o kadar suskun olmamız tabi ama değişik bir durum gerçekten. Etrafıma baktığım zaman gördüğüm görüntü hiç hoş değildi. Geçen her dakika sanki Gaziantep Belediyespor lehine ilerliyor ve biz 26 yıllık hayalimizden her geçen saniye daha fazla uzaklaşıyorduk. Bu psikoloji ile son dakikalara girerken artık maçın uzatmaya gitmesini beklemeye başlamıştık bile...

Gaziantep Belediyespor çıkmaya çalışırken Murat Akın topu kaptı. Müslüm ile paslaştılar ve Murat topu Ahmet Kuru'ya doğru attı ama Gaziantep Belediye'den Ferit topa hamle yapıp Ahmet'e gelmesini engelledi. Ferit'in müdehalesiyle top İrfan'ın önüne düştü. Top İrfan'ın ayağına geldiğinde Ahmet Kuru Ferit'in boşalttığı alana koşusunu yapmaya çoktan başlamıştı bile... İrfan Başaran, Ahmet Kuru'nun önüne yuvarladı topu. Ahmet'in topla buluşması, sol ayağıyla yaptığı yalın vuruş ve topun ağlarla kucaklaşması... İrfan'ın topla buluştuğu anda tutulan nefesler Ahmet'in vuruşu sonrası yerini sevinç çığlıklarına bırakıyordu...

Ağlıyorduk. 6o yaşında amcamız bile yaşına başına bakmadan salya sümük ağlıyordu. Birbirini belki ilk defa o maçta gören insanlar birbirlerine sımsıkı sarılıyorlardı yaşlı gözlerle. Biz inanmıştık zaten şampiyonluğa ama 65. dakikadan sonra oluşan ruh halinden sonra, son dakikalarda gelen gol çok daha duygusal bir boyuta taşıdı durumu. Hak etmişliğin verdiği gurur, başarmanın verdiği sevinç ve engel olunamayan gözyaşları... Her halükarda maç sonunda ağlayacaktık belki ama dökülen yaşların sebebi mutluluktu.

1 yıl önce bugün 26 yıllık özleme son verdik. Biz inanıyoruz ki, çok daha güzel günler göreceğiz. 26 yıldır uyuyan dev 1 sene önce bugün uyandı. Orduspor, şehri ve taraftarıyla çok daha büyük başarılara imza atacak. Ama o başarıların başlangıç noktası da 29 Mayıs akşamı atılan ilk adım olarak hafızamızdan silinmeyecek.

2 Şubat 2012

Özlenen Tablo | Orduspor 2 - 0 Ankaragücü


Kazanılan 3 puan, oynanan futbol, ligin ikinci yarısına çok iyi başlamamızı bir tarafa koyorsak beni en çok mutlu eden şey tribün ve şehir olarak gerçek kimliğimize bürünmüş olmamız. Bu takım 3. ligde 12-13 bin kişilere oynarken, en kötü zamanlarında bile 19 Eylül tıklım tıklımken Süper Lige çıktıktan sonra yönetim ve taraftar arasındaki iletişim sorunları, şike olayları, bütün maçların tv'den yayınlanması derken alışık olmadığımız bir tablo ile karşı karşıyaydık sezon başından beri. Fakat ikinci yarının başlamasıyla beraber özlediğimiz tabloya, gerçek ruhumuza dönüş yaptık. Dünkü hava şartlarına rağmen 19 Eylül'ü o şekilde görmek gerçekten insana ayrı bir mutluluk veriyor. Hele hele Orduspor'a karşı bazı güçler tarafından alenen saldırıların olduğu bu günlerde bu bilinci tribünlerde görmek, bu takımın sahipsiz olmadığını tüm Türkiye'ye ve bizi düşman belleyenlere göstermek çok önemliydi. Her zaman dedik. Biz koyun gibi güdülen Anadolu takımlarından olmadık, olmayacağız. Yapılan saldırılara, iftiralara inat duruşumuz budur!

Maç normal hava koşullarında oynansaydı çok daha zevkli br mücadele izleyebilirdik ama dün akşamki şartlarda 3 puan aldığımız için gerçekten sevinmeliyiz. Futbol oynamaya çok elverişli şartlar yoktu ve rakip genç arkadaşlardan oluşuyordu. Ama onlar artık düşmeme değil, onur mücadelesi veriyorlar. Bu mücadeleleri şimdiden tüm Türkiye tarafından sahiplendi. Bu tarz durumlarda en suçsuz olan taraftardır. Ankaragücü'nü bu hale getiren yönetim tercihleridir ama bu zamanda sahip çıkması gereken malesef taraftardır. Bu seneden geçti ama doğru kişileri başa getirip gelecek yıl çok daha güçlü bir şekilde geri dönebilirler. Bunu Bursa yaptı ve sonrasında başarılı bir planlama ile yolları şampiyonluğa kadar gitti. Taraftar bıkmadan usanmadan kan emicilere karşı takımına sahip çıkmalı.


Eskişehir maçıyla aynı formatta çıktık sahaya. Cezalı futbolcular yerine oynaması gereken isimlerin dışında oynayan sadece bir isim vardı. Ömer Kulga kupa maçında forma giydikten sonra dünkü karşılaşmadada 90 dakika hatasız bir şekilde oynadı. Sedat'ın sakatlığından dolayı uzun bir süre Garcia forma giydi stoperde ama Sedat bu hafta kart cezalısı olunca piyango Ömer'e vurdu. Biz yine Garcia'yı oynatır diye düşünürken Ömer'i kadroda görmemiz biraz şaşırttı bizi. Ömer Kulga'yı sezon başında Kayserispor yeni Serdar Kesimal niyetine transfer etmişti ama Ömer orada şans bulamadı. Devre arasında bize gelirlen yurt dışı scout'umuzun referansı üzerine gelmişti. Görünen o ki Ömer biraz üstünde durulursa bu ligde çok rahat oynayıp kendini çok daha fazla geliştirebilecek bir futbolcu. Bu kritik zamanlarda risk almaya değer mi bilmiyorum ama Cuper Ömer'in dünkü performansının mükafatını verir ve rotasyonda çok daha fazla süre alır diye düşünüyorum. Javito ve Hasan Kabze'nin takımın çehresini değiştirdiği gerçeğini her defasında dile getirmek istemiyorum ama ikiside gerçekten çok şey kattı bize. Özellikle Hasan Kabze'nin gelişinden dolayı en çok sevinen kişi kesinlikle Stancu'dur. 2 haftadır Hasan Kabze'nin de katkılarıyla gollerine devam ediyor. Oyunun içinde çok fazla görünmüyor belki ama çıkıp bir şekilde golünü atıyor.


Ön taraftaki sıkıntılarımız artık asgari seviyede diyebiliriz. Sağ tarafta Javito oldukça üretken. Sol çizgide Culio'nun oynamaya başlamasıda bizim adımıza olumlu. Ankaragücü maçında pek iyi oynayamadı ama neredeyse her pozisyonda Mehmet Çoğum'u geçip orta yapma fırsatı yakaladı. Zeminden dolayı etkili olamadığını düşünüyorum. Culio'nun çizgide oynamaya devam etmesinin benim adıma bir sıkıntısı yok. Çünkü çift forvete döndüğümüz için kenardan gelen toplarda eskisinden çok daha etkili oluyoruz. Ön tarafta oyun içinde sıkıntı yaşamazken rotasyon bakımından da gerçekten aştık diyebiliriz. İlk devre oyuna stoper sokarken şimdi Hakan Özmert, Dalmat, Bruno gibi futbolcularla deyim yerindeyse rotasyon zenginliği yaşıyoruz. Bu 3 futbolcuda Süper Ligin çoğu takımında direk oynayabilecek futbolcular. Cuper'in rotasyonu şimdiye kadar oldukça iyi idare ettiği ise ap açık ortada. Gerideki rotasyon ise ikinci devrede 7 hafta geride kalırken sadece Samsun maçında patlak verdi. Ama diğer maçlarda gayet iyiydik. Yalçın tandemin değişmez ismi. Yanında Cuper'in tercihlerine göre Garcia, Sedat ve Ömer Kulga oynadıkları maçlarda görevlerini yerine getirdiler. Gosso'nun milli takımda olmasında dolayı oyuncu aradığımız önlibero mevkisini ise Gosso'nun yokluğunda Ali, Onur, Abdülkadir üçlüsü sorunsuz bir şekilde götürüyorlar. Gosso'nun gelişiyle takımın bir vites daha yükselteceğini düşündüğüm zaman heyecanlanmıyor değilim...

Sistem, rotasyon, oyun anlayışı, takımın belli oyunculara bağlı kalmaması, tribünlerin gerçek kimliğine bürünmesi, Cuper kulübedeki heyecanı, sahadaki futbolcuların kenetlenmesi gerçekten bizleri çok mutlu ediyor. Zor bir süreçten geçiyoruz. Üzerimizde bir baskı yaratılmaya çalışılıyor ama takım şimdiye kadar o psikolojinin uzağında durdu. Umarız bundan sonraki süreçtede o karmaşa ortamını hissetmezler. Eskişehir deplasmanı ve dün Ordu'da çok zorlu saha şartlarında mücadele ettik. Son 3 hafta 3 galibiyet 9 puan. İkinci yarının karnesi 7 hafta, 4 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet. Herşey yolunda gidiyor. İlk yarının başlangıcı ile paralel bir performans sergiliyoruz. İlk yarının sonlarında yaptığımız mağlubiyet serisini tekrarlamak isek play off'a girmememiz için hiçbir neden yok. Aynen devam...

23 Ocak 2012

Kazanmak Artık Şart Oldu !


20.haftayı şüphesiz en karlı kapatan takım Orduspor'du... Sahasında Büyükşehir Bld.Spor'u 1-0 mağlup eden Orduspor hanesine 3 puanı yazdırırken, hem haftalar süren galibiyet hasretine son vermiş, hem de rakiplerinin puan kaybetmesi ile altından da değerli bir 3 puan kazanmıştı. Nitekim, alt sıralarda ki rakiplerden Ankaragücü, Samsunspor, K.Karabükspor'un mağlup olduğu, Gaziantepspor'un berabere kaldığı, üst sırada ki Manisa ve Bursa'nın puansız kapattığı haftayı, Orduspor'un Büyükşehir galibiyeti kapatması takımın ligde ki konumu için büyük bir avantajdı...

İşte böyle bir haftanın ardından Orduspor, bu hafta Samsunspor'a mağlup olarak bir nevi geçen hafta yakaladığı avantajını da büyük ölçüde kaybetti diyebiliriz. Orduspor'un rakibi sayılan Samsunspor'a 2-0 mağlup olduğu bu haftada, geçen haftanın aksine Gaziantep ve K.Karabükspor haftayı 3 puanla kapatan ekipler olurken, Manisa ve Bursa haftayı yine puansız kapatan taraf oldular. Bu hafta ki sonuçlar böyle oluncada düşme hattında ki K.Karabükspor ile Orduspor arasında ki puan farkıda 4'e inmiş oldu.

Samsunspor karşılaşması artık geride kaldı. Şimdi Orduspor için belki de bu sezon ki en önemli karşılaşmalarda biri diyebileceğimiz bir K.Karabükspor karşılaşması var. Karabük geçen hafta Trabzonspor'u yeni transferlerinin de forma giydiği mücadelede 2-1 mağlup ederek, çok önemli bir 3 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Onun morali ile Ordu'ya gelecekleri kesindir. Orduspor ise kendisini 4 puan geriden takip eden düşme hattında ki rakibi K.Karabükspor'u mağlup ederek, hem Samsun mağlubiyetini unutmak, hem de rakibi ile arasında ki puan farkını 7'ye çıkartarak rahat bir nefes almak isteyecek.

Hal böyle olunca her iki ekip içinde zorlu geçeceği kesin olan bu karşılaşmada kaybeden taraf için işlerin daha da zorlaşacağı kesin diyebilirim. Orduspor, mevcut kadrosu ve yeni transferleri ile aslında K.Karabükspor'u rahat mağlup edebilecek bir güce sahip ! Ancak, kadroda ki eksikler ve sakatlıklar Orduspor'un açıkcası takımın belini büküyor. Kupada sakatlanan kaleci Fornezzi ile ülkesinin milli takımına giden Gosso'nun yokluğu takımda en çok hissedilen eksikler diyebilirim. Bu iki oyuncunun yanı sıra sezon başından bu yana Orduspor'un gol yollarında ki sıkıntısı hemen hemen hepimizin ortak görüşü olduğu gibi, şu an Orduspor'un ligin en az gol atan takımı olmasıda bu problemi açık bir şekilde ortaya koyuyor. Son transferler Hasan Kabze ve Bruno'nun kadroda yer alamaması, Tekke'nin sakat olması açıkcası Orduspor'u hücum yönünden Samsun maçında daha da etkisizleştirirken, Stancu ile bu işin yürümeyeceğini bu karşılaşmada açık bir şekilde görmüş oldu.

Allah'tan K.Karabük maçında Hasan Kabze büyük ihtimalle oynayacak ve Bruno'nun Brezilya Futbol Federasyonundan kaynaklanan lisansının gecikme sorunu da bu maç öncesi inşallah çözülecek. Bu iki oyuncudan en az birinin K.Karabükspor maçına yetişmesi artık şart diyebiliriz. Bir de Cuper'in göreve geldiği süre içerisinde Emre Özkan'ı yedeğe çekmesi ve Selçuk Şahin'e sürekli ilk 11'de yer vermesi diyelim ki taktiksel bir tercihse, bunun tutmadığıda son Samsunspor karşılaşmasında ortaya çıktı. Hocanın bu karşılaşmada Emre'ye forma vermesi, bizim sol bekte en azından sıkıntı yaşamamız için iyi bir tercih olur. Samsunspor ile oynanan Kupa maçında hemen hemen herkesin beğenisini kazanan Eren'den de her ne olursa olsun bu karşılaşmada faydanılmasından yanayım. Bu karşılaşmayı kayıpsız atlattığımız taktirde inanıyorum ki Orduspor gelecek haftalarda iyi bir çıkış yakalayacak. Çünkü en azından Eskişehirspor maçında Fornezzi yetişmiş olacak, Sedat'ın sakatlığı düzeldiğinde bu oyuncu defansta ki yerini almış olacak ve Garcia'da asıl mevkii olan sağ bek'e geçecek. Hücum hattında Bruno, Hasan Kabze ve Fatih Tekke 3'lüsü ile forma rekabeti daha da kızışmış olacağı gibi en azından yedeklerde sonradan oyuna katkı sağalayabilecek tecrübeli bir hücum oyuncumuz olacak. Bir de takımın beyni olduğunu düşündüğüm Gosso, takıma erken katılırsa o zaman işte Orduspor'da herşey yoluna girecek diye düşünüyorum.

Şimdi çok fazla ilerisini düşünmemek lazım elbette, ilk etapta K.Karabükspor karşılaşmasına odaklanmak ve bu zorlu mücadelen 3 puanla ayrılmak lazım. Aksi taktirde bizi zor günlerin beklediği ortada ! Bu zor günlerden kastım kesinlikle küme düşmek falan değil ki ben öyle bir ihtimale asla yer vermiyorum. Sadece işimiz biraz daha zora girmiş olacak ama kazandığımız taktirde ise bizi daha iyi günlerin beklediğini de rahatlıkla söyleyebilirim. Neyse artık sözü fazla uzun tuttum, zaten bu söylediklerimi az çok hepimiz gayet iyi biliyoruz. Umarım Samsun karşılaşmasında yaptığımız hatalardan ders çıkarır ve K.Karabükspor karşılaşmasında sahadan 3 puanla ayrılan taraf biz oluruz. Çünkü, artık bizim için bu maçı kazanmak şart oldu !

5 Ocak 2012

Bienvenido Cuper | Orduspor 1 - 1 Fenerbahçe

Maçtan önceki psikoloji ile maçtan sonraki psikoloji her zaman birbirini tutmuyor. Maç öncesi bir puan bizi mutlu eder, en azından yaptığımız kötü seriyi kırarız diye düşünürken maçtan sonra kaybedilen iki puana üzüldük. Cuper her ne kadar dün yeni gelmiş olsa da teknik taktik olarak sahaya çok fazla etki etmedi belki ama kulübede bulunmasının bile psikolojik olarak futbolcularımızı etkilediği deyim yerindeyse kamçıladığı ap açık ortadaydı. İlk yarının sonlarına doğru dünyadan vazgeçmiş, bitkin ve harap futbolcu topluluğunun yerine dün akşam gayet hırslı, ne istediğini bilen, mücadele eden bir takım vardı. Bizim de görmek istediğimiz zaten bu.

Maç boyunca maçın hakimi Fenerbahçe gibi göründü. Daha çok pas yapan, topa daha fazla sahip olan taraf onlardı ama kalemizde gördüğümüz bariz bir pozisyon olmadı. Gol haricinde, ceza yayının üzerinden Fornezzi'nin çıkardığı bir kaç top ve Serdar Kesimal'ın duran toptan vurduğu kafa dışında kalemizde aman aman pozisyon vermedik. Fenerbahçe oynuyor gibi göründü aslında ama kontrol bizim elimizdeydi. Onların oynamasına izin verdik deyim yerindeyse. Fenerbahçe'nin topa hakim olma yüzdesinin yüksek olması aldatabilir ama Fenerbahçe'nin yüksek oranlı paslaşmalarının çoğunun ölü noktada olduğunu söylemekte fayda var. Bizim de gol ve Stancu'nun son dakikalarda kaçırdığı pozisyon dışında çok fazla pozisyonumuz yoktu. Son topları biraz daha dikkatli kullanabilseydik dün akşamki maçın skoru çok daha farklı olurdu. İlk yarı boyunca üçüncü bölgede yaşadığımız sorun devam ediyor ama zamanla üstesinden geleceğimizi düşünüyorum.

Genel olarak bakıldığı zaman Cuper'in eksikleri gidermesiyle beraber çok daha iyi bir takım olacağımız kesin. Fakat bazı mevkilerde dün akşam çok aksadık. Herkes Stancu'ya kaçırdığı gol ve veremediği paslar için kızgın ama Culio'nun dün akşamki halini atlamamak lazım. Soldan getirip Stancu'ya alda at dediği pozisyon dışında topu ayağında aşırı tutup gereksiz yere çok top kaybı yaptı yine. İkinci bölgeden üçünce bölgeye geçişte bütün planlarımız onun üzerine ama Culio'nun bu görevi tam anlamıyla yerine getirdiği söylenemez. Umarım Cuper'in gelişiyle kendine çeki düzen verir. Ondan beklentilerimiz çok daha fazlası. Dün akşam en göze batan eksikliğimiz ise sol tarafımızdı. Dün akşamki görüntüye bakarak konuşmak gerekirse ne Selçuk nede Murat Kalkan bu takımda forma giyebilecek düzeyde değil. İkisinden de çok iyi bir alternatif, yedek olabilir ama asla direk oynayacak isimler olduklarını düşünmüyorum. Selçuk son 7-8 dakika Dia ile birebir kalmamak için neredeyse Garcia ve Yalçın'ın arasına girecekti. Bir bek oyuncusunun bir futbolcu karşısında bu kadar çaresiz duruma düşmesi kabul edilemez. Trabzonspor ile yapılan hazırlık maçında Volkan Şen tarafından aynı muameleye maruz kalınca formayı Emre'ye kaptırmıştı. Selçuk bu düzeyde forma giymeye devam ederse, kendine çeki düzen vermezse sol tarafımız her maç yol geçen hanı olmaya mahkum. Murat Kalkan'a gelince, çok düz bir oyuncu. Hızlı ve teknik değil. Kimse sıfıra inip ondan orta açmasını beklemesin. Defansif yönleri ağırlıklı olan bir futbolcu olmasına rağmen Ribeiro'nun yaptığını yapıp Selçuk'a yardımcı olmaya bile tenezzül etmedi. Süper Ligde ortalama 25-30 maç oynayan bir profili olduğunu düşündüğümde açıkcası bende bir hayal kırıklığı yaşatıyor Murat. Antrenmanlarda çok iyi olduğu söylenen Eren sanırım 2. yarı bol bol süre alacak gidişata bakılırsa.

Maçtan sonra dillendirilen hakemin takdir haklarını Orduspor'dan yana kullandığına dair iddiaya ise ilk duyduğumda çok güldüm. Emre'nin yaptığı hareket sonrası hem Emre'ye hemde Culio'ya sarı kart verilmesini kimse açıklayamaz. Baroni Gosso'ya yaptığı hareket sonrası sarı kart bile görmedi. Sanırım Gosso'nun ayağının kırılması gerekiyordu. Ayrıca Yalçın'a ilk fırsatta çıkan kartın açıklamasını yapmaya gerek yok. Bu tarz şeylerde Anadolu Kulüplerine yapılan muamele her zaman dile getiriliyor zaten. Hakemin iki taraf adına da hataları oldu ama Aykut Kocaman'ın, Emre'nin, Volkan'ın dillendirdiği ve abarttığı kadar bir durum söz konusu değil. Yapılan açıklamaları Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu psikolojik duruma ve siz hepiniz biz tek anlayışına bağlıyorum.

Bir paragrafda Cuper'e ayıracak olursam ''İlk elin günahı olmaz'' misali bir değerlendirme yapalım. Takımı sadece kasetlerden ve yardımcılarından aldığı bilgiler ile tanıdığını varsayarsak dün akşamki kenar yönetimi hakkında çok fazla eleştiri yapmaya lüzum yok. 90 dakika boyunca oturmaması, pozisyonlara verdiği tepkiler, samimiyeti, golden sonra ve kaçan gollerden sonraki yüz ifadeleri bile olayı benimsediğinin bir göstergesi. Kendi sistemini takıma oturtması zaman alacaktır ama o zaman sürecinde puan kaybının asgari seviyede olmadı bizim için çok önemli. Dün akşam oyuna etkisi konusunda eleştiri yapılabilir. Murat'ı oyundan çok geç olması, diğer değişiklik haklarını kullanmaması vs ama ilk elin günahı olmaz diyelim. Zamanla takıma etkisi hakkında daha net fikirler edineceğiz.

Sonuç olarak ilk yarının son 7 haftasını kaybetmiş olduğumuzu unutmayalım. Zorlu bir rakibe karşı iyi sayılabilecek bir futbol, iyi mücadele ortaya koyup 1 puan aldık. Zamanla daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Umarız Cuper ve takımın kaynaşma süresi uzun sürmez ve her iki taraf birbirini net bir şekilde anlar.

4 Ekim 2011

Haftanın Ardından #5 | Lig Kendini Bulmaya Başladı



Sene basinda goz gore gore Sampiyonlar Ligi hakkin elinden alinan Bursaspor ligde cok gollu galibiyetlerine devam ediyor. 3 kuskunden (Sercan, Volkan Sen ve Ozan Ipek) en sorunlu ikisiyle yollari ayirdiktan sonra Ozan Ipek`i de kazanmasi Ertugrul Hocanin yeniden ipleri eline aldigini gosterir durumda. Sampiyonlugu kovaladiklari her sezonda oldugu gibi yine basinin baskisini uzerinde hissetmemeleri cok onemli bir avantaj. Rotasyonu gercek anlamiyla uygulayabilen ve de takim olmayi tekrardan becerebilmis bir Bursaspor izliyoruz bu sene. Maca kaptan cikan gelecegin milli stoperi Serdar Aziz`i, takima gorunmeyen katkisi cok olan Vederson ve Turgay Bahadir`i ve bu macta kusursuz bir performans gosteren Ozan Ipek`le beraber 3 puana kolay ulastilar. Karsi tarafta ise gun gectikce eriyen bir Genclerbirligi var. Her ne kadar baslarindaki hocalari Fuat Capa`nin pozitif futbol anlayisina ragmen, eldeki kadronun yetersizligi ile zayif goruntusune devam ediyor. Devre arasinda transferi bos gecmeleri durumunda Turk futbolunun migferlerinden Genclerbirligi`ni Bank Asya`ya yollamamiz isten bile degil.


Oyuncu olarak cok sey kaybeden fakat takim olma adina cok sey kazanan Fenerbahce kazanmaya devam etti bu hafta da. Ilk yarisinda gol cikmayan macin, ikinci 45 dakikasina tam 6 gol sigdirdi iki Istanbul takimi. 4 haftadir yedek bekletilen Stoch`un Alex`in kitlendigi bir macta oyunu acmasi Fenerbahce acisindan oyunu ceviren olaydi. Sonrasinda corap sokugu gibi gelen gollerle 3-0`i yakalayan Fenerbahce`ye karsi bu sezonun en cok ilgi cekicek forveti Webo`nun iki goluyle karsilik verdi Istanbul B.B. Macin uzatma dakikalarinda gecen senenin sorunlusu Baroni`nin sik frikik goluyle 4-2 Fenerbahce lehine sonuclandi mac. Fenerbahce`nin sene basi moral bozuklugu ustune agir eksiklikleri oldugu donemde bile galibiyetlerine devam etmesi buyuk basari. Oyun olarak rakiplerine karsilik cok buyuk fark koymasalarda, Alex`le veya futbolculardaki Fenerbahce isminin verdigi buyuklukle bir sekilde galip cikmaya devam ediyorlar. Ayrica hoca olarak hep kuskuyla yaklastigim Aykut Kocaman`in da oyuncugu degisikligi, rakibi cozme ve kendi transferiyle bir yerlere gelme konusundaki ilerleyisini de unutmamak gerekir. Macin yildizi kesinlikle Stoch`du ama bu senenin basindan beri ilerleyis gosteren Baroni ve bu macta sag kanatta iyi bir ikili olan mevkidaslar Orhan Sam ve Gokhan Gonul sahanin iyilerindendi. 4 buyuklerin ezeli dusmani Abdullah Avci`nin ise ilk 5 haftada, bu dortlunun ucunu (GS, FB ve Trabzon) tuketmesi umarim kendisinin sezon icerisindeki heyecanina zarar vermez. Zaten bu maclardaki basarisini tum sezona yayabilse cok iyi hoca ya yorumlarindan, cok daha iyi yerlere gelebilecegi cok acik. Bu zamana kadar basarisiz oldugu yabanci transferlerinde bu sene gosterdigi basariyla beraber Istanbul B.B.`yi bu senede ilk 6-8 potasinda tutmasi yeterli olacaktir. Son soz ise Webo`ya mac icinde cok kendini gosteremese de bitiriciligini ve gol koklayisini kullanarak bu haftayi da 2 golle gecti. Takimina uyup uymadigina bakmadan alinan Guiza`lari, Theofilo`lari, Edu`lari gordukce bir kez daha alkislayasim geliyor bu tarz transfer yapabilen anadolu takimlarimizi.


Mac oncesi benim ve cogu takipcimizinde Antalyaspor`un galip cikacagini dusunmemize ragmen mac sonunda puanlar bolusuldu. Sivasspor`un erken golunden sonra, daha iyi oynayan Antalyaspor Necati Ates`le birbirinden guzel iki golle one gecmesine ragmen hic begenmedigim Eneraomu`nun kafa golune engel olamayarak sahadan 2-2 beraber ayrilmak zorunda kaldi. Her ne kadar Riza hoca macin hakki beraberlikti dese de, macta ustun olan taraf kesinlikle Antalyaspor`du. 11 yerli + Tita projesiyle lige baslayan Ozdilek dogru olani yaparak, yavas yavas yasli kadrosuna rotasyonu katmaya baslamis. Benim gozumde sezonun sempatik takimi rolunu coktan kapan Antalyaspor bu kadroyu dogru yabancilarla destekleyebilirse daha da basarili bir takim olabilir. Bu macta yeni bir ismi izledim ki hayran kaldim. En son Necip`i izledigimde bu kadar begendigimi hatirlatarak Antalyaspor`un sene basinda Pendikspor`dan transfer ettigi 19 yasindaki Emrah Bassan ileriye yonelik cok buyuk isiklar verdi. 10 numara pozisyonunda yasina ragmen dokturen Emrah, takim arkadaslarina cok sayida asist veya oyunu acacak pas verdi. Fizik gelisimini tamamlarsa, oynayabilecegi de bir takim olan Antalyaspor`la beraber cok iyi yerlere gelebilir. Antalyaspor`da bir diger konusulmasi gereken isim ise Necati Ates. Galatasaray`dan sebebinin ne oldugunu hala bilmedigimiz bir sekilde yollanan Necati, basarili futboluna devam ediyor. Attigi iki golde(2. golu kesinlikle izlemenizi oneririm) de ne kadar yetenekli oldugunu tekrar tekrar gosteren Necati, aslinda yerinin Antalyaspor olmadigini hala cok acikca belli ediyor. Sivasspor`a bakarsak bu kadroyla cok zorlanacagini dusundugum bir farkli klup. Sene sonunda hala Super Lig`de kalirlarsa iyi kadrolari oldugundan degil bu ligde cok daha kotuleri oldugundan olacaktir. Hele forvette oynayan Enearamo gol atmasina ragmen bana gore futbol katili bir adam. Topla uzaktan yakindan alakasi yok. Fizik gucu sayesinde takima yarar sagliyo olsa da benim anlayisimda kesinlikle oynamamasi gereken birisi, her ne kadar Tunus kariyeri gercekten goze batsada. Yeteneklerine ragmen sorumluluk almayan Grosicki`de bir dusus gordum. Umarm en yakin zamanda gecen sene bize yarim donemde gosterdigi performasini tekrar gosterebilir ve gerekli sicrayisini yapabilir.


Haftanin en ilginc maclarindan birine sahne oldu komsunun maci. 3 penaltinin oldugu macta, tek penaltisindan yararlanan Manisa, ikisinden de yararlanamayan Samsun karsisinda ustun ayrildi mactan. Manisa icin sezon sonu sirasini belirleme konusunda onemli bir macti. Manisaspor`un ust potayi zorlayamacagini dusunenlerdenim, bu deplasman galibiyetiyle alt siniftan da uzakta olabilecegini gosterdi bize. Isaac, Yigit Gokoglan gibi iyi kontra oyuncularina sahip Manisaspor, savunmasi oturmamis Samsuna karsi guzel ataklar buldu mac boyunca. Son vurusu 0 olmasina ragmen Isaac`in mac icindeki israri ve baskisi cok iyiydi. Bir penalti kurtaran Ilker`de Manisa`ya layik bir kaptan oldugunu her macta gostermekte. Samsun`a gelirsek zaten bir macta iki penaltiyi da kaciriyorsan o macta kaybedilen puana uzulmeyeceksin. Takim olmayi becerememis bir Samsunspor gordum yine. Yine ikinci yari oyuna giren Zenke`nin bu takimda kesinlikle forma bulmasi lazim.Yine Emenike usulu onun ve Ekiko`nun uzerine kurulu bir sistemi deneyebilirler. Ama Samsun`un en buyuk eksikligi ortasaha oyuncularinin hucum yonlerinin kisitli olmasi. Ozellikle Selim`in sakatligi sonrasinda topu en ileri bolgeye tasimakta sikinti cekiyorlar. Boyle devam etmeleri durumunda 34 haftalik maratonun sonunda cok parlak yerlerde olacaklarini soylemek kolay olmayacak Samsunspor icin.


Tecrubeli golculerin maci oldu desek yeridir bu mac icin. Sezon basindan beri kendilerinden beklenen havayi yakalamayan Kayserispor`a karsi, toplama olmasina ragmen gercek bir takim butunlugu gosterebilen Mersin Idman Yurdu`nun maciydi bu. Lige kotu baslayan Kayserispor`da taslar Antep maciyla beraber yerine oturmaya baslamisti fakat Cangele`yi kaybettikten sonra genclerin (Engin, Sefa, Okay) yeterli destegi verememesiyle beraber takimin butun hucum yuku yetenekli Fas oyuncu Amrabaat`a dustu. Bu mactaki Gokhan Unal`in iki golunun de yaraticisi olan Amrabaat Gokhan`la olan uyumunu butun sezona yayabilirse Kayserispor cikisa gecebilir. Uzerinden urkekligini atacak olan Eren ve forma bulmaya alisan gencleriyle Kayserispor ligi belki ilk 4`te degil ama yuksek bir pozisyonda bitiricektir. Mersin Idman Yurdu`da tamamen toplama bir takima ragmen cok iyi isler basariyor. Nurullah Saglam`in bu isimleri toparlayip bir takim icine yerlestirmesindeki basari buyuk. Marcio Nobre, Andrea Moritz ve Beto gibi baska kluplerde yetersiz bulunan 3 forvetle sahaya cikip, ucunden de verim alip hucum anlaminda Turkiye`nin goze batan takimlarindan olmak kolay is degil.
Son paragrafi ise bu maci ikiser golle gecen Gokhan Unal ve Mert Nobre`ye yazmak lazim. Ikisi de bitiricilik anlaminda gercekten cok iyi isimler. Geriye giden performanslarini kendilerine guvenen iki kluple beraber tekrardan cikisa gecirme pesindeler. Yasadiklari Istanbul tecrubeleriyle ayni zamanda genclere de ornek olacak duruma gelen her iki golcu de yeni takimlarinin cok buyuk birer parcasi durumunda. Umarim bu form durumlarini Orduspor maclarin disinda devam ettirebilir ve bize o yeteneklerinden biraz daha gosteride bulunabilirler. Ozellikle Nobre`nin ikinci golu izlenmesi gereken bir gol herkese oneriririm.


Avrupa`da firtina gibi esmesine ragmen lige sikintili gunler yasayan Trabzonspor gecen sene oldugu gibi yine bu sene de golcusu Burak Yilmaz sayesinde 3 puana kavustu. Senol Gunes`le beraber git gide Thierry Henry`e dogru bir evrim yasamaya baslayan Burak Yilmaz bu sene 7 golle Trabzonspor`un Super ligde gol atan tek oyuncusu. Bu ilginc istatistigin yani sira oynadigi son 7 lig macinda da gol atmasi Burak`in artik olmaktan oteye gittiginin gostergesi diyebiliriz. Ilk yarisi golsuz biten macta golleri bulana kadar Trabzonspor golleri bulduktan sonra ise Eskisehirspor`un hakimligi soz konusuydu. Ozellikle ikinci goldeki Eskisehirspor`un bireysel hatalarini firsati cevirmesini iyi bilen, sonrasinda da akilli bir savunmayla puan alan taraf Trabzonspor oldu. Mustafa Yumlu`nin bile dahil oldugu bir rotasyonla ligi goturen ligin benim gozumde en iyi hocasi Senol Gunes ve denk geldigim her anda bana futbol izleten Adrian macta goze batan isimlerdi. Eskisehirspor tarafindan bakarsak Skibbe`nin en buyuk ozelligi olan ilk golu yedikleri macta sikinti cekmeye devam ediyorlar. Baslarinda Skibbe oldugu surece galip tarafin belli olmadigi fakat bol golun ve guzel futbolun olacagi bir sezon bekliyor Eskisehirspor`lulari. Skibbe`nin alti kesinlikle oyulacaktir fakat baskan ve yonetim bunun arkasinda durabilirlerse gelecekte daha iyi isler basarabilirler. Haftaya buyuk derbiye Ordu`ya gelecek Eskisehirspor`a karsi savunmada bosluk birakmadigimiz surece galibiyet elde edecegimizi dusunuyorum.


lk 4 haftada soyledigimiz Terim`in 4-3-3 israri ve bu taktige uygunlukta yaratici oyuncu eksikligini takim olma yolundaki basariyi ve orta ucluye Engin`i takviye ederek cozmeye calisan Galatasaray, son 2 haftadir bunun meyvelerini de almakta. Rakibin zayif oldugu bu haftada Engin`i tekrar orta uclu de kullanip, sahaya dizilisi 4-3-3`den 4-2-3-1`e ceken Galatasaray, bu dizilisle kolay bir galibiyete imza atti. Ilk iki golun de baslangicinda topu kapmasi ve ataklarin baslangicinda bulunan Engin`in yuksek performansi, Melo-Selcuk ikilisinin dayanikli gucunun yani sira ofansa katkilari ve Elmander`in ilerideki Hakan Sukur vari baskisi sayesinde iyi bir futbol goruntusu vardi sahada. Bir oynayan bir oynamayan Kazim`in da bu macta gununde olmasi Galatasaray adina konusulacak konulardan. Kazim`in bu sezon gosterdigi basarili devamlilik oranini devam ettirebilirse yerli oyuncu olarak sikinti yasayan Terim`in eli gercekten kuvvetlenir. Kesinlikle bir 4-4-2 kanat oyuncusu olan ve 4-3-3 icin yeterli yaraticilik konusunda ciddi sikinti yasayan Riera yine herkesin kafasinda soru isareti birakti. Sabri, Engin, Elmander, Ujfallasi gibi isimleri yedek birakip, farkli noktalarda deneyen Terim`in teker teker dogruya ulasiyor olmasi Riera ve Eboue konusunda da birseyler yapabileceginin en buyuk kaniti. Ankaragucu tarafindan bakarsak, Gokcek`ti Cemal Aydin`di derken koskaca klubu ne hale getirdiler. Birde bunlat bitmiyormus gibi bir takimin basina getirilebilecek son isim Ziya Dogan`a sarildilar. Bu mactan once de zaten git gide takim olmayi basaran Galatasaray`a karsi puan beklentisi yoktu kimsenin. Onca yabanciyi ucretsiz ellerinden kacirmalarina ragmen ellerindeki yetenekli kadroyu moral-motivasyon olarak destekleyemedikleri icin de ligin dibini zorlamaya devam ediyorlar. Devre arasinda ozel bir operasyon gerceklesmezse Ankaragucu`nu de Bank Asya`ya en yakin klup olarak goruyorum. Ozgur Cek, bu macta forvette oynatilan !!! Ranjoch, Turgut Dogan, Tisdell, Ugur gibi isimleri de seneye kapis kapis izleriz artik.

*
Gaziantep-Beşiktaş Maçının kısa analizi ekipten HüseyinYücel'in. Gidip stadta izlediği maçı yorumlamak ona düşer. Gittiği her maçın 0-0 bitmesi bir ihtimal Hüseyin'den kaynaklanıyor olabilir...


Hakkında yazılacak, çıkan 2 kırmızı kart dışında hiçbirşey olmayan bir maç oldu haftanın kapanışında. Ligde puanı olmayan tek takım konumundaki Gaziantepspor ile Avrupa Ligi'nde oynadığı Stoke City maçından büyük hayal kırıklığı ile dönen Beşiktaş karşı karşıya geldi. Gaziantepspor bu maç öncesi Tolunay Kafkas'ı 2. kez göndermiş yerine bence değişik bir kararla Abdullah Ercan'ı getirmişti. Benim çocukluğumda Trabzonsporlu Abdullah olarak zihnime kazınan Ercan, teknik direktörlük macerasına ise bir Beşiktaş maçıyla başlıyordu. Ercan'ın ilk maçı olması ve Beşiktaş'ın yorgun olduğunu göz önüne aldığımızda Gaziantepspor maç öncesi rakibine göre bir adım daha öne çıkıyordu. Ki Gaziantepspor'un bu maçıda kaybetmesi belki de ileriki haftalarda hiç beklemedikleri yerlerde bulmalarına neden olabilirdi kendilerini. Gerçekten çok kötüler, çok formsuzlar. Futbol adına hiçbirşey yapamıyorlar taa sene başındaki Avrupa maçlarından beri. Sene başında oynadıkları ve farklı kazandıkları Minsk maçında yazmıştım takımın kötü ve uyum problemi olduğunu. Ama bu durumu senenin başı olmasına bağlamıştım ki 5. hafta oldu Gaziantep'de hala değişen birşey yok. Bu akşam, Beşiktaş kötü Gaziantep de bir o kadar kötü. Vasat bir oyun bile koysaydı ortaya bugün ilk 3 puanını alabilirdiler. Çünkü Beşiktaş'ın bırak golü pozisyona girecek hali yoktu. Cenk Tosun, bir insan 3 ayda bu kadar değişemez. Bu kadar vurdumduymaz olamaz. Bu genç yaşında, geleceği parlak olan ama kendi kendini yiyen futbolcuların bir örneği olmaz umarım. Dedim ya çıkan 2 kırmızı kart dışında pek birşey olmadı maçta. Birde Gaziantep'in çizgiden çıkartılan topu vardı. Kendi adıma bilete verdiğim paraya üzüldüğümü söyleyebilirim. Maçtan çektiğim saçma bir fotoğrafla yazımızı bitirelim. Gökyüzünü pek bir severim. İyi geceler. (H. Yucel)

20 Eylül 2011

Biri Biterken Öbürüde Başlar | İBB 1-1 Orduspor




Böyle bir tablo daha önce yaşanmış mıydı Türk futbolunda bilmiyorum. Tabi biraz merak edip araştırmak gerek. Dün bitirdiğiiz 2. haftadan sadece 1 gün sonra yeni bir haftaya giriş yaptık. Çok hızlı gidiyoruz, ne diyelim yolu açık olsun futbolumuzun. Biten bir haftanın ardından gelen yeni gün gayet eğlenceli, şaşırtıcı bitti bizler adına. Sadece bayanların ve çocukların izlediği Fenerbahçe - Manisaspor maçı bu tuhaflıklardan birisiydi. Bugünkü Fenerbahçe maçını izleyen bazı arkadaşların, seyircisiz maçı geri istiyoruz yorumlarıda yoktu değildi hani. Aynı maçtan devam edelim yolumuza. Bir gariplikte Manisaspor adına. O takım 11 kişi oynadığı maçlardan puan çıkartamıyor. Ne zaman 10 kişi kalsalar golü buluyorlar, 2 maçta bunları yaşattılar bizlere. Ki 10 kişiyken puan aldıkları takımlar ise Trabzonspor ve Fenerbahçe. Bu 2 maçtada 1-0 yenik durumdayken 10 kişi kalan Manisa yedikleri kırmızıdan sonra golü bulmayı başardı. Bize karşı oynadıkları maçta ise 11'e 11 bitirdiklerinden dolayı belkide beraberlik sayısını bulamadılar, kim bilir. Bizim maçımız dışında diğer şaşırtıcı olayda Gaziantep'den geldi. Geçen sene ki kadrosu ve oynadıkları oyunu görünce bu senede çok işler yapacağını düşündüğümüz Gaziantepspor 3. maçında da mağlup oldu. Ligin bir diğer hayal kırıklığı başlangıcını yapan Kayserispor ise 3. hafta itibariyle ilk puanını hatta puanlarını aldı. Maç sonunda Tolunay Kafkas, Gaziantepspor'da istifa eden taraf oldu. Daha 3. hafta...

Bu maçlarla birlikte Orduspor'umuzun bu hafta ki rakibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ydi. Özellikle bu maçın hafta iç. olması büyük talihsizlikti. Bu şartlarda yinede azımsanmayacak bir taraftar kitlesi vardı bizim tarafta, Olimpiyat Stadyumu'nda. 3 haftada görünen o ki kemik bir kadrımuz oluştu bizim. Sakatlık, cezalı, form düşüklüğü olmadığı sürece Metin Diyadin'in sahaya süreceği kadro aşağı yukarı hep bu kadro olacak. Kale Fornezzi'nin. Defansın göbeği Yalçın-Sedat. Sağda Garcia, solda duruma göre değişebilecek Emre/Selçuk. Ön liberoda Gosso-Onur. Sol, Stancu'nun. Sağ, Dalmat'ın. Culio serbest adam, forvet Fatih'in. Skora göre değişebilecek durumlarda ya Stancu Fatih'in yanına çekilecek yada Fatih'in olası kötü performansında Stancu yerine geçecek.

Belediyespor, kafası rahat bir takım. Sadece kendileri için oynuyorlar. Bu istikrarın en büyük etkenide bu. Aynı hafta, karşımızda daha 3. haftada istifa eden Tolunaty Kafkas ile, takımda 5. yada 6. senesini geçiren bir Abdullah Avcı. Geçen sene Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nden çok bahsederdim. İstediği zaman maç kazanan bir takımdı onlar. Ve bana göre Bank Asya'nın en iyi top oynayan 3 4 takımından biriydiler. İstanbul Büyükşehir'de o şekil, gerçekten çok kaliteli bir kadroları var. Belli bir çizgileri var.Galatasaray ve Trabzon maçlarında aldıkları puanlar kesinlikle tesadüf değildi. O maçlarda oynadıkları oyundan aşağısını oynamadılar bu maçtada. Geçen sene Konyaspor'da oynamış Zayette'yi ben ilk defa bu maçta dikkatli izledim. Oyunun yarısında sakatlanıp çıktı ki bu maça göre konuşmak gerekirse Belediye'nin defansında çok sırıtan bir isim. Panik bir havası var, canlı bomba gibi.

Belediyespor'a göre daha hızlı başladık maça. Pozisyon olarak değil ama pozisyona girme çabamız vardı ilk dakikalarda. Çok istekli bir oyun vardı sahada. Culio çok güzel işler yapıyordu mesela. Girdiğimiz ikili mücadeleleri hep kazanan taraf oluyorduk. Gosso ve Dalmat bu konuda çok iyiler. Maç başlamadan önce beraberliği bile razı olacağımız maçta ortaya konan futbol. Şaka bir yana iyi takımız galiba dedirtiyordu bizlere. Baskılı oyun ve beklenen gol 17. dakikada geliyordu. Fatih Tekke'ye gelen bir top, ceza sahası dışından kaleye bir şut Can'a da çarpıyor ve gol. Kendide şaşkın. Can demişken bu arada Abdullah Avcı, belkide bundan 2 3 sene sonra Bank Asya'da hatta 2. Lig'de izleyeceğimiz bir ismi nasılda yeniden futbola döndürmüş tebrik etmek gerekir. Golden sonra geçen dakikalarda oyunumuz bozulmuyor, takım beklenildeğinden daha iyi anlaşıyordu birbiriyle. Bir oyuncuyu üç kişiyle karşılıyor, dar alanda kurulan üçgenlerle atağa başlıyor tehlikeler yaratıyorduk. Dalmat'a değinmek istiyorum. Lig başlamadan önce vurdumduymaz bir havasının olduğunu konuşuyorduk kendi aramızda. Düşünüyorum karar veremiyorum, iyi miydi kötü müydü bugün diye. Çok rahat, hatta laubali bir havası var. İlk yarıda içeri kestiği her top rakipte kaldı. Manisa maçında ki Stancu'yu izleyemedim ama bu maçta izledğim Stancu beklediğimden daha iyidi. Israr ediyorum solda oynatırsak harcarız Stancu'yu. İlk yarının son 5 dakikasına girilirken, güzel oyuna devam ediyor, takım umut vermek bi kenara aklımızın uzak bir köşesinde hep duran Avrupa çok mu hayal düşüncesini hortlatıyordu. Ne olduysa o 5 dakikada oldu. Oyunun kontrolunu kaybettiğimiz o dakikalardan sonra daha toparlanamadık


İlk yarının sonlarındaki Belediye'nin ataklarını kırmak için bu maçta 2. golün atılması şart oldu bizim adımıza. Zaten iyi oynamaya başlayan Belediye, Visca değişikliyle sazı iyice eline almaya başladı. Oyundan düşmüştük ve daha dakika 50'ydi. İlk yarının ilk 40 dakikasında ki takım gitmiş yerine skoru korumanın derdine düşen bir Orduspor gelmişti. Fornezzi. Fenerbahçe maçında üzerine fazla iş düşmesede çok iyi kaleci olduğundan bahsetmiştim. Bu maç, işte üzerine çok iş düştü ve beni yanıltmadı. Hep soru işaretiydi kafamızda Fornezzi, kalemiz bu sene güvende gençler rahat olun. Yediği golde hatası olduğunu düşünmediğimide belirteyim.

Dakikalar 61'i gösterdiğinde futbol tarihimizin en skandal kararlarından birisi verilecekti ki son anda bu hatadan döndü orta hakem ve yardımcı hakem. Emre'nin sırtına çarpan topu el diye yorumlayan hangi hakemdi merak içindeyim. Hakem demişken, Koray Gencerler bu ligin hakemi değil fikrimce. Bugün yönettiği maçtan bunu çıkardım en azından. Oyundan düşmemizin bir nedenide Koray Gencerler'dir. Çok ucuz fauller çaldı her iki taraf adına da. Zaten kötü oynadığımız dönemde Onur'da sakatlanınca iyice koptuk ve 81. dakikada golü gördük kalemizde. Onur ve Garcia'ya değineyim şu satırlarda. Onur için yedeğin yedeği olur diyorduk ama yanılttı bizleri ki sakatlığı umarım ciddi değildir. Tam bir görev adamı. Maçta gördüğü sarı kart ise çok ucuz oldu. Geçen hafta Culio bu hafta Onur hakeme el kaldırmaktan sarık art gördüler. Bu konuda dikkat edilmeli. Garcia'nın ise golde hatası vardı ama genel anlamda ligin en iyi sağ beklerinden birisi. Defansta rakiplerinde maç boyunca kendisini geçme izni vermedi. Bundan sonra oynacağımız bir çok maçta onun oynadığı bölgede rakiplere karşı hep üstünlük kuracağız. Yalçın-Sedat ikilisi yediğimiz gol dışında Belediye ataklarını soğukkanlı şekilde savuştururken o bölgede oynayan oyuncumuz Nickenig'i de merak ediyorum. Uzatmalarla birlikte geçen son 7-8 dakika Belediyespor'un duran toptan gol aramasıyla geçerken, Belediye'de maç boyunca tek sarı kart gören oyuncu olan ve oyuna sonradan giren Efe'nin gördüğü 2. sarı kart ile mücadele 1-1 sona erdi.

19 Eylül 2011

Haftanın Maçı | İstanbul B. Spor vs Orduspor


Daha hafta sonu oynadığımız maçın havasından çıkamamışken yarın İstanbul Belediye ile oynayacağız. Biz blog bakımından bu yoğunluğu kaldıramazken takımın durumunu açıklamaya gerek yok : )

Cumartesi günü aldığımız galibiyetle neşemiz yerine geldi. İlk hafta oynanan güzel futboldan dolayı mutluyduk ama yinede içimizde biraz burukluk vardı. O buruklukta yerlebir oldu 3 puan geldi. Yarın İstanbul Belediyeye karşı oynayacağız. Fikstür çekildiğinde sevinmiştik aslında ama İstanbul Belediye'nin geri kalan 2 haftadaki sergilediği performans gerçekten olağanüstü. Ligin kalbur üstü takımları Galatasaray ve Trabzonspor'dan aldıkları 6 puan aslında nasıl bir takımla oynayacağımızın ufak bir kanıtı olsa gerek.

Rakibimizi tanıyalım...

İstanbul Belediye'nin lige çok iyi başlmasına rağmen biz ilk 2 haftada sahaya yansıttığımız futbolu koyarsak ortaya Belediye maçından puanlarla ayrılabiliriz. Belediye ve Abdullah Hocanın Trabzonspor ve Galatasaray gibi iyi kadrolara sahip takımlara karşı ayrı bir motisvasyonla oynayıp, bu tarz maçlardan süpriz sonuçlarla ayrıldıkları maçların ardından genelde hep düşü yaşamışlar. Bize karşı Galatasaray ve Trabzona oynadıkları gibi oynamayacakları kesin. Biraz daha kendi futbollarını oynamak isteyecekler ve bu bizim de işimize gelecek.

Belediye uzun zamandır Abdullah Avcı ile çalışıyor ve kemikleşmiş bir kadroya sahipler. Ama kemikleşmiş kadroya rağmen takımın ileri ucunda değişiklikler oldu. Geçen sene kiralık olarak forma giyen Holosko ve Gökhan Ünal takımdan ayrıldı. Ayrıca şike iddaalarında adı geçen İbrahim Akın'ın da takım ile ilişkisi kesildi. Takımın hücum hattında yaşanan bu yaprak dökümü yabancı transferler ile kapatılmış ve 2 haftadır hepimizin izlediği Doka, Webo ve Edin Wisca takıma kazandırılmış. Özellikle 2 haftada 2 gol atıp takıma 6 puan kazandıran Pierre Webo gerçekten çok iyi bir santrafor. Transfer döneminde Eskişehir ve Belediye arasında gidip gelmiş en son İstanbul Buyuksehir Belediye Spor'a imza atmıştı.

Trabzonspor ve Galatasaray maçlarına Belediyespor aynı kadro ile çıktı. Bize karşı da yine yüsek ihtimalle aynı kadro ile sahada yer alacaklar.


Yine alışkın olduğumuz ve bizim de oynamaya çalıştığımız 4-2-3-1 oynuyor İ.B.B. Sistemin belkide en güzel tarafı Webo gibi bir forvete sahip olmaları. Bizim transfer dönemi boyunca dilimizden düşürmediğimiz ve ne yazıkki bulamadığımız nokta forvet tanımının tam anlamıyla içini dolduran bir futbolcu Webo. Yine bizdeki gibi takımın hücum yükünü yabancılar savunma yükünü ise yerliler çekiyor. Özellikle Doka ve Webo ile etkili oluyorlar. Yeni transferlerden Visca da daha çok genç olmasına rağmen geride kalan 2 haftada takımın etkili isimlerinden biri olarak göründü. Abdullah Avcı aslında geçen seneye yakın bir takım kurdu ve sadece ileri uçta bir level atladı takım. Doka ve Visca'yı izlerken Holosko ve İbrahim Akın'ı anımsatıyor her iki futbolcu da.

***

Bizim açımızdan bakınca Metin Hoca ilk hafta sahaya sürdüğü kadroda değişiklik yapmayacak gibi duruyor. Manisa maçındaki tek değişiklik Sedat'ın yerine Numan'ın forma giymesiydi. Stancu konusunda sol tarafta etkisiz kaldığından yakınmıştık ama Manisa maçındaki performansından sonra bize susup onu izlemek düşer. Her bakımdan çok iyi bir kadroya sahibiz. Kulübede Riberio, Ali, Hakan, İrfan gibi sonradan girip oyunun gidişatını değiştirebilecek isimler de mevcut. Yine çıkacağız ve kendi futbolumuzu oynayacağız. Başabaş ve kıran kırana bir mücadele olacağı ap açık ortada. İnşallah bu mücadeden karlı çıkacak olan taraf biz oluruz.

Maçın İstanbul'da ve olimpiyatta olmasına da bir parantez açmak gerek. Hafta içi olması sayı bakımından bizi çok etkileyecek bu kesin. Her ne kadar gaz vermek amaçlı 52 bin beklentileri dile getirilse de İstanbul şartlarında, olimpiyatta ve hafta içi o sayıya ulaşmak çok zor. Hafta sonu olsaydı çok rahat o rakamı zorlayabileceğimizi söyleyebilirdim ama dediğim gibi zaman ve saat kavramları bizim aleyhimize oldu. İstanbul'da oldukça fazla Ordulu ve Ordusporlu var ama bize oldukça ters gelen bir şehir. Geçen sene ilk 2 yarışını İstanbul'da kaybettiğimiz puanlarla kaybettik diyebilirim. Güngören'de "1-0 öndeyken son dakikalarda yediğimiz gol ve Kartal'da 2-0 dan 3 dakika içinde yediğimiz 2 golle 2-2 biten maçta kaybedilen puanlarla İstanbul'da alakasız bir şekilde 4 puan bırakmıştık. Geçmiş senelerde de hep bu tarz aksilikler yaşnmıştı. Ama bu sefer şeytanın bacağını kırmalıyız.

Bütün olumsuzluklara, maçın hafta içi ve erken saatte olmasına rağmen İstanbul'daki Orduluları yarın akşam Olimpiyata bekliyoruz. Maçın biletleri 20 lira. Ters bir zamanda olmasına rağmen bu fırsat nadir gelir ayağımıza. Hep beraber akalım ollimpiyata ve takımımızı yalnız bırakmayalım...

Haftanın Ardından #2 | Tecrübelilerin Gol Haftası

Spor Toto Super Ligin 2. haftasi bizim icin tam bir bayram seklinde basladi. Orduspor olarak 26 sene sonrasinda dondugumuz Super Lig`de kendi sahamizda oynadigimiz ilk macta 3 puana ulastik. Fakat bundan onemlisi, Fenerbahce macinda oynadigimiz futbolu Manisa karsisinda da devam ettirmemiz ve ligde bu sene dusme potasindan cok, Play-Off potasini zorlayabilecegilmizi gostermemiz oldu. Bunda ligdeki diger takimlarin form durumunu gormemiz ve kiyas yapabilmezin de buyuk bir etkisi var. Bu haftanin bir diger dikkat ceken yani ise tecrubeli isimlerin golleri oldu. Orduspor`dan Stancu ve Bursaspor`dan Bangura`yi saymazsak gollerin cogu futbolun tozunu yutmus isimlerden geldi.


Bundan 2-3 hafta oncesine kadar dusurulmesi konusulan, oldu-bitti yorumlari yapilan Fenerbahce ligin 2. haftasini yine ligin en zor deplasmanlarindan birinden galibet alarak ayrildi. Her ne kadar yildizlarini kaybetmis gibi dursada takimdaslik ruhunu yansitanlarin takimda kalmasi ve sike davasinin takimi daha da butunlestirmesi Fenerbahce`ye olumlu yansimis. Takim olarak oturmus bir kadroya ve Alex gibi bir isme sahip olmalari sayesinde Super Ligde soz almaya devam edicekleri kesin. Alex demisken kendisine bir parantez acmak lazim, gole bu kadar yakin baska bir isim tanimadim ben. Italya ligi haricinde istatistikleri dunya yildizlarini bile imrendirecek cinsten. Oyunun 85 dakikasinda olmayip kalan 5 dakikada isi bitiren cagin son 10 numaralarindan. Su anda 34 yasinda olan Alex`in 90 dakika icinde cok fazla efor sarfetmedigi icin Super Lig`i en az 2-3 sene daha domine edebilecegine inanmaktayim. Fenerbahce`de bir diger dikkat ceken isim ise Ziegler oldu. Trabzon`un kapisindan donen ve Fenerbahce`ye kiralik gelen Ziegler 3 golun de baslangicinda yer alan isimdi. Bize guzel bir sol bek performansi izletti. Maca Antep tarafindan bakarsak her ne kadar oyunun bazi anlarinda iyi gozukselerde benim icin hayal kirikligi oldular. Istanbul takimlarini ozendirecek kadro genisligine ve kaliteli isimlere sahip Antep`in bunu sahaya yansitamamasi garibime gidiyor. Gecen senenin son 5-6 maciyla baslayan dususleri ligin ilk haftalarinada yansidi. Kendisine cok guvendigim Tolunay hocanin buna bir cozum bulamamasi da sikintinin oldugunu gosteriyor. Buna ragmen Dany, Olcan, Vagner, Karcemarkas gibi isimler yenilgilere ragmen parlamaya devam ediyor. Performansi dusen Cenk Tosun ise umarim gecen seneki performasini tekrar yakalar. Fiziki yapisi ve oyun tarzi olarak Turk Millli takiminin ona ihtiyaci cok fazla.



Benim gozumde gecen haftanin takimi Antalyaspor Kayseri deplasmanindan da galibiyetle ayrildi. Son 2 sezondur 4 buyuklerden ayrilan veya ligin kalburustu isimlerini bonservissiz bir sekilde takimina katarak farkli bir yol izliyor Mehmet Ozdilek. Ilk 11`i Omer Catkic, Ali Tandogan, Deniz Baris, Ali Turan, Musa Nizam, Ibrahim Dagasan, Ugur Inceman, Doga Kaya, Musa Aydin,Mehmet Eren ve Necati Ates gibi yasli ama tecrubeli isimlerden olusturan Mehmet Ozdilek kisa vadede bunu basariya cevirmeyi cok iyi bildi. Son 2 haftadir sahaya 11 yerliyle cikan Mehmet Ozdilek ve oyunculari kesinlikle ovguyu hak ediyor. Bu 10 veteran oyuncunun icerisinde parlayan 20 yasinda Musa Nizam`in ayrica takip edilmesi ve izlenilmesi taraftariyim. Antalyaspor`un uzun donemde fizik kondisyonu acisindan yetersiz kalacagini dusunsem de, ligi cok iyi bilen 11 yerli + Tita`yla dusme potasindan uzaklarda play-offlara ise yakinlarda olacagini dusunmekteyim. Maca Kayseri acisindan bakarsak, Gaziantep`in yasadigi bir benzer sorunu da onlar yasamaktalar. Bireysel bazda cok yetenek vaad eden oyuncular ve bir hocaya sahip olmalarina ragmen bunu sahaya yansitmakta zorluk cekiyorlar. Kadro kalitesi olarak ligin zaten cok ustunde olduklari icin, takim olmayi basardiklari anda gerisi gelecektir. Cangele`yi tekrar kaybetmis olmalari onlar icin buyuk eksiklik fakat Eren Gungor`un futbola tekrar geri donmesi cok sevindirici. Ayrica izlemesi ayri bir zevk veren Amrabaat`i bu ligin en iyileri arasina rahatlikla yazarim. Sadece boyle bir ismi Turkiye`ye getirdigi icin bile saygiyi hak ediyor Shota Arveledze.


Bu maci izledikce mutlu oldum. Cunku her iki takimda Orduspor`la kesinlikle boy olcusemicek durumda. Bireysel genc isimler barindiran bir Genclerbirligi`ne karsi, Cernat ve Shelton disinda pek bi etkinligi olmayan bir Karabukspor. Cok begendigim Fuat Capa`ya ragmen Genclerbirligi bu sene genclere firsat veren kimliginden kurtulamaz. Ligin buyuk degerlerinden Genclerbirligi bu sene de zorlanacaktir. Diger taraftan Yucel hocanin Shelton tercihi gercekten ilginc. Atletik basarili bir isim. Emenike`nin yerini dolduramaz cunku daha cok takim oyuncusu ama kendisini en az onun kadar gosterebilir. Onumuzdeki donemde Karabukspor`u Sivasspor`la beraber en cok zorlanacak takim olarak goruyorum. Maca gelirsek Genclerbirliginde Oktay Delibalta yine fazlasiyla gozume batti. Garip adam Hursut Meric yine golunu atti. Karabukspor adina ise konusulacak pek birsey yoktu sahada. Yine coklu savunmayla sahaya cikan Yucel hoca, Mehmet Cakir hamlesiyle oyununun hakimiyetini esitlesede yenilmekten kurtulamadi.



Hafta icerisinde Inter`i deplasmanda bir kez daha devirip tarih yazan Trabzonspor`un zorlanacagini herkes dusunuyordu. Macta bolca pozisyonlar da bulsalar yenilmekten kurtulamadilar. Buna ragmen ben cok begendim Trabzonspor`u. Takimin sorunlu isimlerinden kurtulan Senol Gunes tekrar yildiz yaptigi isimlerin yanina bu sefer dogru transferleri de eklediler. Ozellikle Adrian adindan cok soz ettirecek bir isim. Topu ayagina her aldiginda olumlu bir hareket geleceginden herkes emin. Sampiyonlar ligine alinmayan Fenerbahce`nin 10 milyon euro katilim parasini da alan Trabzonspor transferin son haftasini da cok canli gecirdi ve nice yetenekli ismi kadrosuna katti. Bol rotasyonlu bir kadro olusturan Trabzonspor bu sene benim gozumde ligin en buyuk favorilerinden. Vittek(cok agir sakatlandi), Sapara, Halil, Henrique, Volkan, Alanzinho, Adrian`li cok saglam bir hucum hatti kuruldu. Buna ragmen stoper bolgesini es gecmeleri ve yorucu Avrupa Ligi trafigi onlari devre arasina kadar zorlayacak en buyuk etken olacaktir. Sadece Egemen`i kaybetmemis bir Trabzon bile olsa 2 haftadaki puan kayiplarina ragmen, bu takimin geri donusu kolay olurdu. Maca Abdullah Avci`nin tarafindan bakarsak yine mutevazi isimlerle buyuk basarilar elde etmeye devam ediyor. Fakat Abdullah Avci hedefsiz takimlarla kaldigi surece, kendisini harcayacak. Buyuk takimlari incelemesi ve onlara karsi buyuk basari kazanmasina ragmen butun sezona bunu takim olarak yayamamasi sebebiyle bir ust kademeye ziplayamiyor. Ligi yine play-off grubunun icerisinde bitirecek olan IBB, sacma belediye kluplerinin ligdeki son halkasi olarak kalmaya devam edicek gibi. IBB`den Doka yaptigi bindirmelerle ve mukkemel asistiyle, Webo ise kaldigi yerden devam goluyle kendinden soz ettiren isimler oldu.



4. dakikada bir gol yemesine ragmen Ertugrul Saglam`in oyuncular maci cevirmesini bildi. Sene basinda sorunlar yasamaktan biktigi iki ismi buyuk risk alarak yollatan Ertugrul Saglam, bu konuda kendisine destek olan yonetime tesekkur ediyor adeta. Cok istedigi Bangura`nin ve kurt forvet Turgay`in etkili oyunlari ve supriz golcu Battalla`yla rahat bir galibiyet aldi Bursaspor. Serdar Aziz`e formayi bu hafta da veren Ertugrul Saglam takiminin 2. haftayi lider olarak tamamlamasini da saglamis oldu. Kotu bir kadro kurmamasina ragmen Mersin Idman Yurdu ise takim olma konusunda sorunlar yasamaya devam ediyor. Toplama takim yakistirmasini yapmak istemesem de bu tarz transferlerle lige baslayan takimlarin sonu genelde pek iyi olmuyor. Sehrin buyuklugu ve taraftar destegiyle ligi son 3un ustunde bitirecegini dusunsemde, bu sene Ordusporumuzun kesinlikle altinda olacaklarini dusunuyorum.



2 sene oncesinin sampiyonluga oynayan Sivasspor`un bugunku halini gorunce uzulmemek elde degil. Tamamen kaos futboluyla Sivasspor`u yukariya tasiyan ve o gelisimi tamamlatamayan Bulent Uygun`un bu basarisizlikta da payi cok buyuk. Kadro kalitesinin zayifliginin ustune sike iddaalarindan da alacaklari yarayla beraber sene sonunda dusmesine kesin gozuyle baktigim tek takim Sivasspor. Her ne kadar bu haftadaki maglubiyette 2 kirmizi kartin cok payi olsa da, takim olarak Mehmet Nas ve Kamil Grosicki disinda Sivasspor taraftarini heyecanlandiracak bir isim bile goremiyorum sahada. Diger yandan Eskisehirspor Bursaspor, Kayserispor ve Gaziantep`in kurdugu 2. dortluye gun gectikce yaklasiyor. Sike davalarinda yasayacaklari sorunlari basarili bir kriz yonetimiyle atlatip dogru yapilasmaya devam etmeleri onlar adina cok olumlu. Sike davasiyla gorevinden alinan Bulent Uygun`un yerine, Futbolu futbol gibi oynatan Skibbe`nin getirilmesi herkes adina buyuk sans. Galatasaray`da degerinin bilinmedigine inandigim bir isimdir Skibbe. Gelirken yaninda getirdigi Dede ise Turk futboluna ve Eskisehirspor`a cok guzel anilar birakicaktir onumuzdeki senelerde hatta bu haftayi mukemmel bir golle kapatti desek yeridir. Gun gectikce yildizlasan Alper Potuk, Pepe ve Veysel Sari macin diger onemli isimleriydi.

Bu macta iki onemli olaya ayrica alkis tutmak istiyorum. Eskisehirpor`un ikinci golunu atan Mehmet Yildiz`i ayakta alkislayan Sivasspor taraftarina ve iki kirmizi karttan ( Kaleci Borjan`in yerine oyuncu gecmek zorunda kaldi) sonra oyunu rolantiye aldiran ve bize yakismazdi diyen Skibbe`ye bu haftanin fair-play odulleri verilebilir.



Sene basindaki hazirlik kamplari sayesinde morali yerine gelen ve taraftarini eski gunlerine dondu seklinde umutlandiran Galatasaray, gecen haftaki Istanbul B.B yenilgisiyle kendine gelmisti. Transfer sezonuna cok dogru baslayip Muslera, Ujfalussi, Selcuk ve Melo gibi bir takimin cekirdegini olusturacak isimlerle baslayan Galatasaray, Arda`nin gidisiyle beraber transfer politikasinda da hatalar yapmak zorunda kaldi. Yillarca guclu atak oyunculari barindirirken bu oyuncularin arkasini Ayhan, Baris, Mustafa Sarp (BAM) gibi oyuncularla donatan Galatasarya, bu sene orta ikiliye gercekten cok basarili iki isim almisken bu sefer de oyunun hucum, yaraticilik yanini bos birakmak zorunda kaldi. Arda`nin gidisi, Culio`nun sacma gonderilisi ve 4-3-3 taktiginde verimsiz olacak Riera ve Eboue transferleri sonrasinda takimin hucum dengesi iyice bozuldu. Yaraticilik anlaminda ciddi sikinti ceken Galatasaray, pozisyon bulmakta ciddi derecede sikinti cekiyordu. 2. yari eldeki isimlere gore en iyi taktik olan 4-4-2`ye donen Galatasaray Elmander ve Sercan`in basarili oyunuyla maci cevirmeyi bildi. Bireysel bazda deginirsek bana gore bu senenin en basarili transferi Felipp Melo yine kusursuza yakin oynadi. Attigi gol ve gol sevinci de en az oyunu kadar guzel olan Melo Galatasaray icin buyuk kazanc. Yine Terim`in istekli olmadigi ama oyuna girisiyle maci ceviren Elmander ve Galatasaray`da herkesi yaniltabilecek Sercan macin goze batan isimleriydi. Samsun cephesine bakarsak hucum oynatmak isteyen hocalarina ragmen Galatasaray`a karsi bu ustunlugu kuramadilar. Yine de bireysel olarak Selim Teber ve Kemal Tokak iyilerdi. Sacma bir kirmizi kart goren ve haftaya Orduspor macinda oynayamacak olan kaptan Ahmet Sahin kesinlikle bir Super Lig kalecisi degil. Bize karsi oynayip oynamamasi iyi mi oldu kotu mu oldu bilemedim. Her ne kadar bu haftayi yetersiz bir oyunla gecirmis olsalar da Samsunspor`un kadrosu da en az bizim kadromuz kadar kaliteli. Komsunun da bizim gibi play-off`a kadar uzanma ihtimali olan bir yelpazede ligi bitirecegine inanmaktayim.



Haftanin Takimi: Eskisehirspor

Haftanin Teknik Direktoru: Micheal Skibbe

Haftanin Kalecisi: Hasagic, Fornezzi

Haftanin Defansi: Dede

Haftanin Orta Sahasi: Alex,

Haftanin Forveti: Elmander, Stancu

17 Eylül 2011

Karadeniz Gibi | Orduspor 1 - 0 Manisaspor


Stadtaki boşluklar her ne kadar canımızı sıksa da ligde aldığımız 3 puan bizi bir o kadar mutlu etti. 3 puanın yanı sıra Fenerbahçe maçında oynanan olumlu futbolun da üzerine koyarak devam etmesi ayrı bir güzellik idi...

Bugun aslinda takimin ve taraftarin ilk bulusma gunuydu. 26 yil aradan sonra ilk defa super lig macina cikacak olmamız bir tarafa, bir yandanda 117 gunluk mac hasreti vardı. Fenerbahçe maçına nazaran kadroda sadece bir değişiklik vardı. Hafif sakatlığı bulunan Sedat'ın yerine tandemde Yalçın'ın partneri Numan idi.

Maçın başlamasıyla beraber tempolu futbolumuz ile oyunda etkin olan bizdik. İlkyarı boyunca o tempo neredeyse hiç düşmedi. Ekipten Güçlü abi'nin de dediği gibi takım Karadeniz gibiydi. Nitekim tempolu futbol Manisaspor'u hataya sürükledi ve defanstan Numan'ın yolladığı uzun topta Stancu ve kaleci İlker karşı karşıya kaldı. Stancu öylesine güzel bir vuruş yaptıki Manisaspor kalecisi pozisyon karşısında çaresiz kaldı ve Stancu'nun golüyle 1-0 öne geçtik. Bu golle Stancu da Orduspor tarihinde yerini aldı ve 26 yıl sonra takımın Süper Ligdeki ilk golünü atan isim oldu. Attığımız golde Manisaspor'lu Dixon'un da payını unutmamak lazım. Onun hatası sonucu Stancu kaleciyle karşı karşıya kaldı. Maçın genelinde etkili futbolumuz ile ön plana çıktık ama bir türlü 2. golü atamadık ve ilk yarıda attığımız gol ile maçı kazanmasını bildik.

Kimikerine göre Culio etkisiz kalmış gibi görünse de yine çok mücadele etti ve gereğinden fazla hırpalandı. Fakat Culio'nun üzerine bu kadar düşülmesi üzerine Stancu maç içinde oldukça boş alanlar buldu ve bu pozisyonlardan birini gole çevirdi. Culio zamanla çok daha iyi olacak. Sadece Fatih Tekke ile aralarında biri uyum sorunu var gibi. Bu sorunun da sebebi çok kısa zamandır birlikte oynuyor olmaları. Zamanla bu sorun da giderilecektir.

Ayrı bir parantez açılması gereken bir isim vardı dün sahada. Stancu. Kanatlarda oynarsa kaybederiz, faydalanamayız dediğimiz Stancu dün olağan üstü oynadı gerçekten. Sol kanadı öyle kullandı ki geldi defanstan topu çıkardı, devamında ilerde pozisyonu sürdüren isim oldu.


Fornezzi'den bahsedecek olursak Manisa'nin ciddi bir kac pozisyonunda kalesini gole kapatan kalecimiz isabetli transfer oldugunu yine bizlere gosterdi. Saso nerde duracagini ve iyi pozisyon almasi, yan toplardaki hatasiz cikislari ile bu aksam benim takdirimi aldi diyebilirim.

Ortasahamizi da konusursak Gosso, Onur, Dalmat uyumu gozlerden kacmadi. Dalmat geriye gelerek hem defansif manada yardimci oldu takima hemde sag tarafta zaman zaman etkili gelişlerini. Bir pozisyonda topu kaleciden kurtarıp boş kale yerine dışarı atmasaydı herşey çok daha güzel olacaktı tabi. Nerelerde uyumsuzluk vardi onlara da deginelim. Culio ve Tekkenin uyumsuzlugu gozume carpti. Hocamizin da yine belirttigi gibi takimin uyum surecini daha tamamlamadigi asikar ve saha icinde bazi sorunlar oldugu belli Tekkeye atilan son toplar kontraya cikarken ki ofsayta dusmeler vs. Vakit az ama Salı gününe kadar bu konuların üzerine biraz düşülmeli teknik ekip tarafından.

Oyuna sonrada giren Riberio ve İrfan girdikten sonra etkili oldular. Bu iki isim Fenerbahçe maçında da sonradan oyuna dahil olmuş ve etkili bir furbol ortaya koymuşlardı. Daha fazla süre alması gerektiğini düşündüğümüz Ali ise maçın bitmesine az bir zaman kala oyuna dahil oldu. Onur Fenerbahçe maçında ve bu maçta gerçekten çok olumlu oynadı. Ama ligin uzun olduğunu düşünürsek Ali de Hakan da forma şansı bulacaklardır.

Rakipten soz edelcek olursak, Ordu'ya icerde ilk hafta Trabzonspor karsisinda kurtardiklari 1 puan ile geldiler. Manisanin etkili gol ayaklari etkisiz kaldı çünkü bunda defansimizin ve ortasahamizin caliskanliginın payı büyüktü. Manisa icin birseyler soylemek gerekirse mac icinde takimi yonlendiren bariz bir isim yoktu. Daha cok kanatlardan gelmeyi denediler ama orta sahamızın ve defansız hatasız oynaması ile etkisiz kaldılar. Murat Erdoğan oyuna girdikten sonra topa daha fazla hakim olup pozisyon bulmaya çalıştılar ama buldukları nadir pozisyonlarda da Fornezzi'ye takıldılar.

Maçın bizim açımızdan ayrı bir güzelliği ise Jerry'in farklı bir forma altında bize karşı mücadele etmesiydi. Dixon sakatlandıktan sonra oyuna girdive gayet iyi oynadı. Oyuna girerken stadtan çıkan uğultular ve sevgi yansımalarının onu etkilediğine eminim. Maç öncesi taraftar da onu tribüne çağırarak sevgisini gösterdi. Jerry'i seviyoruz. İşallah üzerine koyarak devam eder.

Fikstür falan çorba oldu. 2 gün sonra Olimpiyatta 2 haftada 6 puan yapan İ.B.B ile oynayacağız. Deplasman olarak saymaya gerek yok. Hafta içi olmasaydı o stadta bir rekor denemesi olabilirdi ama hafta içi olması buna engel olacaktır. Yine hatrı sayılır bir rakama ulaşırız.

Salıya kadar 3 puanın keyfini sürelim...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...