Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2013

Haftanın Maçı #28 | Orduspor vs Fenerbahçe

Son yılların en sıkıntılı döneminden geçiyoruz. Genç nesil, ilk defa mor - beyaz renkleri düşme korkusu içerisinde görüyor ciddi ciddi. Ve bu duruma alışkın olmayan bizler, nasıl davranılması gerektiği konusunda sıkıntı çekiyoruz. Oysa ligin bitimine 7 hafta varken ahlar vahlar içerisinde kendimizi kümeye düşürüyoruz. Evet, bende dahil buna. Son zamanlarda oynadığımız maçların hemen ardından derin bir umutsuzluk kaplıyor içimi. Geçiyor sonra, başlıyoruz hesap kitap yapmaya. Biz kötüyüz ama rakiplerimiz de iyi değil. Elazığspor bugün 4 yedi Kayseri'de. Unutmamak gerekir, biz kaybedeceğiz ama onlarda kaybedecek.

Şimdi konumuz Fenerbahçe maçı. Önümüzde ki fikstüre baktığımızda, daha rahat olan geçmiş maçlarımızda istenilen puanları çıkartamayınca ligin en büyük düşme adayları arasında gösterilmeye başlandık. Gösterilmeye başlanmakla beraber, fazlasıyla düşmemizi isteyen bir kitle ortaya çıktı. Kendi içimizde de var bunlardan. Düşmemizi isteyenleride geçiyorum, bizzat düşmemiz için lobi yapanlar ve ya bunun üzerinde çaba harcayanlarıda görmüyoruz değiliz. Bir Anadolu takımı olarak, düşmemiz için çaba gösterenlerin gözünde çok sesimiz çıktı, çok göze battık. Oysa biz Anadolu idik. Susmalıydık. Ama Karadeniz insanı hiçbir zaman haksızlığa boyun eğmedi ki. Bizde eğmemiştik, eğmeliydik. Süper Lig denilen yerin ne kadar çöplük olduğunu gördük ve bu çöplüğün içerisinde kirli insanların, kirlü oyunların içerisinde kaldık. Zira Süper Lig, bunu gerektiriyordu. Belli hedefler uğruna ise, bu ligde kalman gerekiyor. Yoksa ben 1. Lig'de ki maçlardan daha çok zevk alıyordum. En azından orada futbol yoktu ama samimiyet vardı.

İki Lazio maçı arasında Ordu'ya gelecek Fenerbahçe, içine girdiğimiz zorlu fikstürde bir şans bizim için. Hafta içerisinde yoğun bir gündem içerisinde hazırlandık bu maça. Özellikle Cuper gitti, kaldı üzerine birsürü senaryo yazılıp çizildi. Sonuçta ise Fenerbahçe maçına Cuper ile  çıkılacak. Bu yaşanan süreç, Cuper'in takıma yeni bir teknik direktör gibi bakmasını sağlayacaktır. Şu saatten sonra takımın başına kim gelirse gelsin, Cuper'in yaptığının fazlasını yapamayacaktır. Zaten ortada takımın başına getirecek teknik direktör bile yok. Bulamadık. Ya Cuper'le düşecek yada Cuper'le kalacağız. Sevindirici olan tek durum düşsekte kalsakta artık bu takımda Yiğit Gökoğlan'ı görmeyeceğiz. Ordu'ya gelmiş geçmiş en verimsiz futbolcular listesinde başı çekecek kapasitede mükemmel bir sezon geçirdi Ordu'da. Parasını aldı, bırak katkıyı zararı olduğu maçlar daha çok olmasına rağmen. Futbolculuk güzel meslek değil mi? Hiç bir iş yapmadan eski parayla milyarları at cebe. Yiğit Gökoğlan'ı unutmayacağız.

Şanssızlıkta var. Son haftalarda aldığımız sonuçlar için direk Cuper'i suçlamak haksızlık olur. Elazığspor ve Sivasspor deplasmanlarında oynadığımız oyunda hepimiz hem fikiriz. Direk rakibimiz olan 2 takıma karşı aldığımız mağlubiyetleri kesinlikle haketmemiştik. Ki hala Sivasspor maçının şokundayım, düşmemeye oynayan bir takım nasıl bir anda bu kadar rahat maç vereblir, anlamıyorum. İyi gün taraftarı olmadık hiçbir zaman, bu ligin son 90 dakikasına kadar, onlar inancını yitirsede biz yitirmeyeceğiz. O son 90 dakikaya kadar hep hesap kitap içerisinde olacağız. Dün akşam Galatasaray'ın 10 kişiyken maçı kazanması, Fenerbahçe'ye gözdağıydı. Ellerinde ki kadro yapısı şu saatten sonra şampiyonluğu kolay kolay verecek bir yapıda değil. Fenerbahçe'nin bundan sonraki asli hedefi Avrupa olabilir. Bu mantıkla bu maçta puan kaybı ihtimalini de fazlasıyla göze alabilirler. Böyle bir Fenerbahçe'yi, Gaziantepspor'a Elazığspor'a Karabükspor'a vs. tercih ederim. İplerin bizim elimizde olacağını düşünüyorum. 2 sene önce Ordu'da ki Rizespor maçının havasını oluşturabildiğimiz taktirde bu maçta hanemize 3 puanı yazdırabileceğimize inancım var. Ben inanıyorum, tribnülerde inanıyoruz. Sevgili futbolcu ve teknik heyette ki dostlarım, abilerim. Şu ise sizlerde İNANIN.

11 Kasım 2012

#11 Tehlikeli Virajlar | Fenerbahçe vs Orduspor

Şükrü Saraçoğlu Stadyumu,
Rüya gibi bir sezonun ardından Süper Lig'e çıktıktan sonra, bu gözlerin gördüğü ilk Süper Lig maçının oynandığı stad.
O maç seyircisizdi ama bu sefer Saraçoğlu'da Orduspor seyircisini görecek.
Fenerbahçe,
Hector Cuper'in Orduspor başında maça çıktığı ilk maçtaki rakip.
Ordu'da 1:1 biten maç ile başlayan Cuper maceramız.
2. senemiz ama hala inanamıyorum bazen Süper Lig'de olduğumuza. Bundan 3 4 sene önce Cuper Ordu'ya teknik direktör olacak deseler, deli der sopayla kovalardım.
Böyle bir şablon yoktu kafamda ama birden Cuper ile başladım yazıya. 
Cuper'e ve takımına inancımız tam. Bizler, Fenerbahçe deplasmanına 1 puan için değil 3 puan için gidiyorsak ve bunun olmaması için hiçbir neden olmadığını biliyorsak bu güveni bizlere aşılayan herkese teşekkür etmemiz gerekir.
Bu güvenin nedenlerinden en önemlisinden biri Cuper'in hala ilk günkü heyecanı yaşıyor olmasıydı. Cuper geldiğinde içten içe hangimiz bu adam geldi ama sezon sonunda gider diye geçirmedik? Bunu düşünmemize neden olan faktörler var çünkü. Türk futbolu...
Rezil bir futbol kültürümüz var. Aragones? Hiddink? Rijkard? Del Bosque? vs.
Hepsi iyi kötü isim yapmış isimler ama Türkiye'de yokları oynadılar, hepsi ülkeden giderken ülkemiz takım taraftarları bayram yaptı. Sonra Del Bosque, İspanya'yı Avrupa ve Dünya Kupası'nda şampiyon yaptı. 
Böyle örnekler varken Cuper için bu düşünceleri aklımızdan geçirirken pekte haksız değildik belkide. Ama Cuper için ilk günkü heyecanı yaşıyor demiştik hani,
Geçen hafta Sivasspor maçında harika bir detay vardı maç yazısında yazamadım diye hafta boyu kendi kendimi yedim.
Stancu'nun penaltısı sırasında Cuper'in gözlerini kapatması... İşte o kare çok şey anlatıyordu Orduspor'da.
Takım yarın akşam yenilebilirde. Ama sahada karakterli bir Orduspor olduğu sürece yenilsekte alkışlarız hepsini.

DAG ekibi olarak hazırladığımız bir pankart var görebiliriz inşallah tribünlerde. DAG'ın İstanbul tayfasını kıskanıyorum. Her ay Orduspor'u görüyorlar muhakkak. Saatler akşam 8'i vurduğunda onlar tribünde bizler televizyon başında başlayacağız heyecana. Maç Lig Tv'den canlı yayınalanacak. Hakem ise Halis Özkahya.

Fenerbahçe Süper Lig'de bu sezon ilk defa taraftarıyla buluşuyor. Bu o tarafa ekstra bir motivasyon getirecektir. Avrupa Ligi'nde bir çok kez taraftar heyecanını yaşasalarda lig biraz daha farklı oluyor. Bu sene Avrupa'da oynayan takımlarımıza baktığımız zaman ligde ki başarının Avrupa'da ki başarıdan daha ön sırada tutulduğunu görebiliyoruz. O yüzden seyircili ilk lig maçı ayrı bir motivasyon yanında ayrı bir stres getirebilir. Fenerbahçe açısından devam edersek olaya maçı kazanamamaları durumunda belki konuşmak için daha erken olsada şampiyonluk yolunda iyiden iyiye geri kalacaklar. Bu durum o tarafı daha çok üzecektir. Biz onlara göre nisbeten daha rahat tarafız. Çünkü biz yarın kaybetsek bile telafi şansımızın olacağı maçlar olacak önümüzde Avrupa hedefindeysek.

Seyirci ve geri kalma hissi Fenerbahçe'nin maç boyunca üzerimize üzerimize gelmesine neden olacaktır. Deplasmandayken bu oyunda tam bizim istediğimiz birşey aslında. Ligin en iyi kontra takımlarından birisiyiz. Kontra derken, bu işi hakkıyla yapıyoruz. Rakip Fenerbahçe deyip 90 dakika kapanıp sıkıştırırsak bir gol düşüncesinde olmayız mesela. Fenerbahçe'nin hafta içi Avrupa maçı vardı. Bizim için bir artı yön Türk takımlarının Avrupa dönüşü ilk maçlarında bocalaması. Gerçi Fenerbahçe'nin AEL maçını izledim, Akhisar maçından daha basit oldu kazanmaları. Pek yormadılar kendilerini. Bu yüzden AEL maçına göre birşeyleri analiz etmek doğru olmaz. Bir dezavantaj, Fenerbahçe'de sakatların düzelmesi. Meireles izlediğim kadarıyla yararlı bir transfer olacak Fenerbahçe'ye. Yarın akşam oynar mı göreceğiz. Bunun yanında Sow-Kuyt ikilisi gözümü korkutmuyor değil. Kuyt lige çok iyi başlasada bir durgunluk dönemindeyken yeniden buldu kendini. Yaşına rağmen Kuyt gibi oynadığı zaman ligde farkını belli ediyor. Fenerbahçe'nin hücumdaki etkili isimlerinin yanında vasat bir defans hattı bulunuyor. Orta sahalarını geçtiğimiz zaman her atağımızın tehlike yaratma ihtimali yüksek, özellikle Monje'yi görebilirsek maçta. Ama saçma sapan havadan pas atma trafiğini aşırıya kaçırırsak vay halimize. Cesur olun şut atın...

Konu başlığında bahsettiğimiz tehlike virajların başlangıcına geldik. Samsun - Ordu arası Yalıköy öncesi eski yolda böyle bir tabela olurdu "Tehlikeli Virajlar 20 km" diye o yoluda yad edelim. Fenerbahçe maçıyla ile başlayan sıkıntılı bir fikstüre giriyoruz. Trabzon geliyor haftaya. Kasımpaşa'ya gidiyoruz sonra. Beşiktaş, Bursa(d), Antalya, Akhisar(d) diye de devam ediyor. Ürkütücü. 7 maçta gelecek en az 10 puan belli bir hedef yolunda başarılı sayılabilir.

Bu sezon 13 gol atan Fenerbahçe kalesinde 9 gol gördü. 10 maçta aldığı 16 puanlada, bugünki sonuçlarla 7. sıraya kadar düştü. Fenerbahçe'nin attığı gollerin dakikasında baskın bir taraf yok. 15'er dakikalık ayrımlarda her 15 dakika içinde ortalama aynı gol sayısını bulmuşlar. Atılan bu gollerde Sow'un 4, Kuyt'un 3 golü mevcut. Buda takımın attığı gollerin yarısında bu isimlerin olduğunu gösteriyor. 10 hafta boyunca hiç kırmızı kart görmemeside istatistikler arasına girebilir. En çok süre alan oyuncular içerisinde Hasan Ali Kaldırım 790 dakika (1 asist 1 sarı kart) Moussa Sow 772 dakika (4 gol) ve Dirk Kuyt 732 dakika (3 gol 2 asist) ile ilk 3'ü paylaşıyorlar. Fenerbahçe ile 21. maçımıza çıkıyoruz. Oynanan 20 maçta, 3 galibiyet 5 beraberlik alırken 12 mağlubiyetimiz bulunuyor. Kadıköy'de ise 10 maçta 9 mağlubiyet 1 berbaerlik gibi kötü bir istatistiğe sahibiz. Ayrıca bir ilginç bilgide bu iki takımın aralarındaki maçlarda takımlarla birbirlerine en fazla 2 gol atmayı başarmışlar. Bir maç hariç. 1976 yılında Kadıköy'de, Fenerbahçeye 3:0 ile boyun eğdik.

5 Ocak 2012

Bienvenido Cuper | Orduspor 1 - 1 Fenerbahçe

Maçtan önceki psikoloji ile maçtan sonraki psikoloji her zaman birbirini tutmuyor. Maç öncesi bir puan bizi mutlu eder, en azından yaptığımız kötü seriyi kırarız diye düşünürken maçtan sonra kaybedilen iki puana üzüldük. Cuper her ne kadar dün yeni gelmiş olsa da teknik taktik olarak sahaya çok fazla etki etmedi belki ama kulübede bulunmasının bile psikolojik olarak futbolcularımızı etkilediği deyim yerindeyse kamçıladığı ap açık ortadaydı. İlk yarının sonlarına doğru dünyadan vazgeçmiş, bitkin ve harap futbolcu topluluğunun yerine dün akşam gayet hırslı, ne istediğini bilen, mücadele eden bir takım vardı. Bizim de görmek istediğimiz zaten bu.

Maç boyunca maçın hakimi Fenerbahçe gibi göründü. Daha çok pas yapan, topa daha fazla sahip olan taraf onlardı ama kalemizde gördüğümüz bariz bir pozisyon olmadı. Gol haricinde, ceza yayının üzerinden Fornezzi'nin çıkardığı bir kaç top ve Serdar Kesimal'ın duran toptan vurduğu kafa dışında kalemizde aman aman pozisyon vermedik. Fenerbahçe oynuyor gibi göründü aslında ama kontrol bizim elimizdeydi. Onların oynamasına izin verdik deyim yerindeyse. Fenerbahçe'nin topa hakim olma yüzdesinin yüksek olması aldatabilir ama Fenerbahçe'nin yüksek oranlı paslaşmalarının çoğunun ölü noktada olduğunu söylemekte fayda var. Bizim de gol ve Stancu'nun son dakikalarda kaçırdığı pozisyon dışında çok fazla pozisyonumuz yoktu. Son topları biraz daha dikkatli kullanabilseydik dün akşamki maçın skoru çok daha farklı olurdu. İlk yarı boyunca üçüncü bölgede yaşadığımız sorun devam ediyor ama zamanla üstesinden geleceğimizi düşünüyorum.

Genel olarak bakıldığı zaman Cuper'in eksikleri gidermesiyle beraber çok daha iyi bir takım olacağımız kesin. Fakat bazı mevkilerde dün akşam çok aksadık. Herkes Stancu'ya kaçırdığı gol ve veremediği paslar için kızgın ama Culio'nun dün akşamki halini atlamamak lazım. Soldan getirip Stancu'ya alda at dediği pozisyon dışında topu ayağında aşırı tutup gereksiz yere çok top kaybı yaptı yine. İkinci bölgeden üçünce bölgeye geçişte bütün planlarımız onun üzerine ama Culio'nun bu görevi tam anlamıyla yerine getirdiği söylenemez. Umarım Cuper'in gelişiyle kendine çeki düzen verir. Ondan beklentilerimiz çok daha fazlası. Dün akşam en göze batan eksikliğimiz ise sol tarafımızdı. Dün akşamki görüntüye bakarak konuşmak gerekirse ne Selçuk nede Murat Kalkan bu takımda forma giyebilecek düzeyde değil. İkisinden de çok iyi bir alternatif, yedek olabilir ama asla direk oynayacak isimler olduklarını düşünmüyorum. Selçuk son 7-8 dakika Dia ile birebir kalmamak için neredeyse Garcia ve Yalçın'ın arasına girecekti. Bir bek oyuncusunun bir futbolcu karşısında bu kadar çaresiz duruma düşmesi kabul edilemez. Trabzonspor ile yapılan hazırlık maçında Volkan Şen tarafından aynı muameleye maruz kalınca formayı Emre'ye kaptırmıştı. Selçuk bu düzeyde forma giymeye devam ederse, kendine çeki düzen vermezse sol tarafımız her maç yol geçen hanı olmaya mahkum. Murat Kalkan'a gelince, çok düz bir oyuncu. Hızlı ve teknik değil. Kimse sıfıra inip ondan orta açmasını beklemesin. Defansif yönleri ağırlıklı olan bir futbolcu olmasına rağmen Ribeiro'nun yaptığını yapıp Selçuk'a yardımcı olmaya bile tenezzül etmedi. Süper Ligde ortalama 25-30 maç oynayan bir profili olduğunu düşündüğümde açıkcası bende bir hayal kırıklığı yaşatıyor Murat. Antrenmanlarda çok iyi olduğu söylenen Eren sanırım 2. yarı bol bol süre alacak gidişata bakılırsa.

Maçtan sonra dillendirilen hakemin takdir haklarını Orduspor'dan yana kullandığına dair iddiaya ise ilk duyduğumda çok güldüm. Emre'nin yaptığı hareket sonrası hem Emre'ye hemde Culio'ya sarı kart verilmesini kimse açıklayamaz. Baroni Gosso'ya yaptığı hareket sonrası sarı kart bile görmedi. Sanırım Gosso'nun ayağının kırılması gerekiyordu. Ayrıca Yalçın'a ilk fırsatta çıkan kartın açıklamasını yapmaya gerek yok. Bu tarz şeylerde Anadolu Kulüplerine yapılan muamele her zaman dile getiriliyor zaten. Hakemin iki taraf adına da hataları oldu ama Aykut Kocaman'ın, Emre'nin, Volkan'ın dillendirdiği ve abarttığı kadar bir durum söz konusu değil. Yapılan açıklamaları Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu psikolojik duruma ve siz hepiniz biz tek anlayışına bağlıyorum.

Bir paragrafda Cuper'e ayıracak olursam ''İlk elin günahı olmaz'' misali bir değerlendirme yapalım. Takımı sadece kasetlerden ve yardımcılarından aldığı bilgiler ile tanıdığını varsayarsak dün akşamki kenar yönetimi hakkında çok fazla eleştiri yapmaya lüzum yok. 90 dakika boyunca oturmaması, pozisyonlara verdiği tepkiler, samimiyeti, golden sonra ve kaçan gollerden sonraki yüz ifadeleri bile olayı benimsediğinin bir göstergesi. Kendi sistemini takıma oturtması zaman alacaktır ama o zaman sürecinde puan kaybının asgari seviyede olmadı bizim için çok önemli. Dün akşam oyuna etkisi konusunda eleştiri yapılabilir. Murat'ı oyundan çok geç olması, diğer değişiklik haklarını kullanmaması vs ama ilk elin günahı olmaz diyelim. Zamanla takıma etkisi hakkında daha net fikirler edineceğiz.

Sonuç olarak ilk yarının son 7 haftasını kaybetmiş olduğumuzu unutmayalım. Zorlu bir rakibe karşı iyi sayılabilecek bir futbol, iyi mücadele ortaya koyup 1 puan aldık. Zamanla daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Umarız Cuper ve takımın kaynaşma süresi uzun sürmez ve her iki taraf birbirini net bir şekilde anlar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...