28 Şubat 2012

United Colors of Orduspor


Uyruk
Oyuncu

Portekiz Portekiz
Miguel Garcia Miguel Garcia
29 yaşında


Almanya Almanya
Tobias Nickenig Tobias Nickenig
27 yaşında


Ispanya Ispanya
Javito Javito
28 yaşında


Brezilya Brezilya
Bruno Mezenga Bruno Mezenga
23 yaşında


Fransa Fransa
Wilfried Dalmat Wilfried Dalmat
29 yaşında


Arjantin Arjantin
Emmanuel Culio Emmanuel Culio
28 yaşında


Fildisi Sahili Fildisi Sahili
Jean-Jacques Gosso Jean-Jacques Gosso
28 yaşında


Slovenya Slovenya
Saso Fornezzi Saso Fornezzi
29 yaşında


Romanya Romanya
Bogdan Stancu Bogdan Stancu
24 yaşında




Aslinda uzun zamandir gozumuzun onunde olan ama benim biraz da yeni fark ettigim bir konu oldu. Kadromuzdaki yabancilara bakinca United Colors of Benetton misali her renk ve irktan, 3 ayri kitadan ve en onemlisi her birinin ayri ulkeden oldugunu goruyoruz.

Sene basinda yeni cikan takimlarin bile ardi ardina yildiz, isim transferi patlattigi donemde Orduspor daha mutevazi davranmis Yalcin, Hakan Ozmert, Tekke gibi ligin iyi isimlerinin yani sira ozenle secilmis yabancilarla takviye etmisti. Yildiz isimlerle toplama takim kuran rakiplerimizin hali ortadayken, isimden cok dengeye onem veren Orduspor`umuzun basariya nasil ulastiginin guzel bir kaniti aslinda bu kare. 10 farkli ulkeden yabancisiyla takim olabilmeyi becerebilmis Orduspor`un Super Lig`deki ilk senesinde ust siralari zorlamasini gururla izliyoruz. Seneye de dogru isimlerle kadro kalitemizi arttirip, bugun sahaya yansittigimiz takim duygusunu da korumamiz durumunda; bu ligde yeni, guclu bir sehir takimi olmamak icin hic bir engel yok.

26 Şubat 2012

Tres Puntos | Orduspor 1 - 0 Kayserispor


Hector Cuper'in Gaziantepspor maçından sonra söylediği gibi, kaybedilen bir maçtan sonra oynayacak olduğunuz ilk maç çok önemlidir. Bunun takımın psikolojisi için ne kadar önemli olduğundan bahsetmiş ve bu maçı mutlaka kazanmamız gerektiğini söylemişti. Bunun bilincinde olan taraftarımızında itelemesiyle aslında biz maçı maç öncesi takımı Postane önünde karşılarken kazandık diyebiliriz. Kolay bir galibiyet olmadı aslında ama herşeye rağmen içerde kazanmaya devam etmek, kaybedilen bir maçın ardından tekrardan dirilmek çok güzel oldu.

Eksiklerimizden dolayı maç öncesi yazımızda Hector Cuper'in sahaya çıkaracağı 11 üzerinde bir iki kelam etmiştik. Birinci öngörü aynı sistemin devam edeceği yerine Bruno veya Fatih Tekke'den birinin geçeceğiydi. Diğer öngörü ise Hector Cuper'in tekrar 4-2-3-1'e dönüp Hasan Kabze gelmeden önce oynattığı sistem ile sahaya çıkmasıydı. Aslında 4-2-3-1'i çok iyi oynayabilecek donanıma sahibiz. Çünkü Ali, Gosso gibi bir ikilinin önünde Culio-Hakan Özmert-Javito üçlüsü bu sistemi hakkıyla oynamaya yeterde artar. Fakat bir sistemin tam anlamıyla işleyebilmesi için bütün elemanların uyum göstermesi gerekir. Ön Libero ve orta üçlüde yakaladığımız mükemmel uyum ileri uçta statik bir forvet olmayan Stancu'nun oynamasıyla suya düşüyor. Bu sistemin ileri ucundaki isim Hasan Kabze olsa, veya bizim eski günlerini hatırladığımız bir Bruno olsa her türlü içerde dışarda gol ve pozisyon sıkıntısı yaşamadan maçları tamamlarız. Ama dediğim gibi Stancu bu şablonun en ucunda oynayabilecek isim değil. Hasan Kabze iyileşene kadar Cuper'in tercihleri bu çerçevede olduğuna göre iyi bir Fatih Tekke veya Bruno Stancu'nun verebileceklerinden çok daha fazlasını verir bize ileri uçta.

Maçin ilk yarisina değinecek olursak hem rakip hem de biz ileri uçta kismen uretken olurkenz aman zaman hem Kayseri hem de biz top kayiplari yaptik. Kayserispor Amrabat ve Sefa ile etkili pozisyonlara girdiler. İlk yarının son anlarına kadar topla daha fazla oynayan taraf Kayserispor olmasına rağmen ilk yarının sonlarına doğru ipleri eline alan ve daha olgun ataklar ile kaleeye giden taraf bizdik. Bizim adımıza ilk yarının son dakikalarına rağmen 5 saniye içinde topun iki defa direğin aynı yerinden dönmesi nasıl bir şanssızlıktı anlam veremedik. Kanatlardan Culio ve Javito'nun taşıdığı toplarla etkili olmaya çalıştık ama neredeyse çoğu pozisyonda pozisyonun baş aktörü olması gereken Stancu'nun ceza sahası içinde dahi olmaması sebebiyle çok fazla etkili olamadık. Yine maç öncesi belirttiğimiz Gosso'nun gelmesiyle Ali'nin daha fazla öne oynayıp sorumluluk alacağız tezini çokça gördük. Ali'yi sezon başından beri ilk defa bu kadar topla olumlu oynarken gördüm diyebilirim. Çoğu zaman sorumluluk alıp Bank Asya'dan görmeye alışkın olduğumuz hücum yönünü değiştirme, ani uzun toplarla etkili olma girişimleri benim oldukça hoşuma gitti. O bölgedeki tek eksikliğimiz Gosso'nun beklediğimiz şekilde olmamasıydı. Afrika kupasından kafa olarak döndüğünü söyleyemeyiz. Bildiğimiz Gosso'nun uzağındaydı.

İkinci yarıya başlarken kafamızda hala ilk yarının son dakikalarında iki defa ddirekten dönen top vardı. Golü bulacağımızı hissediyorduk ama çok kolay olmayacağını biliyorduk. Fakat beklediğimizden daha çabuk ve kolay ulaştık gole. İlk yarı ceza sahasına yakın yerlerden ve kornerlerden bir çok duran top kullanmış olmamıza rağmen etkili olamamıştık. İkinci yarının başında kazandığımız duran topta Culio'nun ortasına Yalçın kafayı öyle güzel vurduki, kalecide çaresiz kaldı pozisyonda. Golü ikinci yarının hemen başında bu kadar çabuk ve kolay bulmamız Kayserispor'un moralini biraz olsun bozdu. Kayserispor topun hakimiyetini ele geçirip kaleye gelmeye çalışsada oyunu çok iyi daraltıp pozisyon bulmalarını engelledik. Klasik topun hakimiyetini rakibe verip pozisyon vermeme özelliğimizi sürdürdük diyebilirim. İki ağır bek'imiz Selçuk ve Abdurrahman'a rağmen Amrabat'ın çok etkili olduğunuda söyleyemeyiz. Çoğu pozisyonda bu ikiliyi geçti ama tehlike yaratmasına imkan vermeden Yalçın ve Garcia kademeye çok zamanında girerek Amrabat'ın etkinliğinide en aza indirgemeyi başardı.

Maç öncesi Hector önceki yazımızda Hector Cuper'in odasında biz bu maç kazanacağız diye bağırmasına Sportif Direktörümüz Arhan Akün'ün şahit oluşundan bahsetmiştik. Takımın ve teknik heyetin hırsı, kaçan gollerden sonra ve attığımız golden sonra verdiği reaksiyon. Kulübenin tamamının maçı deyim yerindeyse sahada oynuyormuş gibi yaşaması, tribünlerin eski günlerimizde olduğu gibi ağzına kadar dolu olması ve takımı itelemesi, hepsi bir bütün oldu ve Kayserispor maçını kazanmamıza yardımcı oldu. Fikstürümüz her ne kadar zor olsa dahi bu birlik bütünlüğümüz devam ettiği sürece bu takımın kazanamayacağı maç yok. Yeterki Orduspor taraftarı ve futbolcuları aynı birlik ve bütünlüğü lig sonuna kadar devam ettirebilsin. Kayseri ile oynanan maçın ardından puanımızı Kayserispor'un plaka numarası olan 38'e yükselttik. Tres Puntos dedik. Lig sonuna kadar aynı güzellikleri görmeye devam ederiz umarım.

24 Şubat 2012

Beşiktaş, Arda, Sinan, Mehmet, Kazım... UEFA Avrupa Ligi...

UEFA Avrupa Liginde dün oynanan 2.tur rövanş karşılaşmalarının ardından tur atlayarak son 16'ya kalmayı başaran takımlar belli olurken, oynanan karşılaşmalarda spor severler futbol gecesinde 2 Türk takımının yanı sıra, Arda Turan'ı, Sinan Bolat'ı, Mehmet Topal'ı, Gökdeniz Karadeniz'i, Kazım Kazım'ı ve bizden biri sayılan Daum'u takip etti. İşte dün gece UEFA Avrupa Liginde oynanan maçların kısa bir özeti...



Geçen Yılın Şampiyonu Erken Veda Etti...
Çarşamba günü ilk maçta 2-1 mağlup ettiği geçen yılın şampiyonu Porto'yu, evinde 4-0 gibi farklı bir skorla mağlup etmeyi başaran İngiliz temsilcisi Manchester City, UEFA Avrupa Liginde tur atlayan ilk takım olmuştu. Dün akşam ise oynanan 15 karşılaşmada ilk karşılaşmalarda elde edilen avantajlı skorları iyi değerlendiren bir çok takım, adını üst tura yazdırmayı başardı.

Daum'lu Brugge, Avrupa'ya Havlu Attı...
İlk maçta rakibi Lokomotiv Moskova'ya deplasmanda 2-1 mağlup olan Athletic Bilbao, 60.dakikada Amorebieta'nın kırmızı kart görmesi ile sahada 10 kişi kalmasına rağmen, rakibini 62.dakikada Muniain'in attığı golle evinde 1-0 mağlup ederek adını bir üst tura zorda olsa yazdırmayı başardı. Günün diğer bir karşılaşmasında ise ilk maçta evinde Christoph Daum'un çalıştırdığı Club Brugge'yi 2-1 mağlup eden Alman ekibi Hannover 96, rakibini deplasmanda 1-0 mağlup etti ve adını üst tura yazdıran diğer bir ekip oldu.

Son 16'ya 3 Hollanda Takımı Kaldı...
İtalya'da oynanan ilk karşılaşmada Yunan ekibi Paok ile golsüz berabere kalan Udinesse, deplasmanda ise hiç zorlanmadı ve rakibini 3-0 mağlup ederek bir üst tura yükseldi. Trabzonspor'u sahasında 4-1 mağlup ederek tur atlayan PSV Eindhoven ile birlikte üst tura yükselen diğer bir Hollanda takımı ise Twente oldu. İlk maçta deplasmanda Steaua Bükreş'i 1-0 mağlup eden Twente, rakibini rövanş maçında da aynı skorla geçerek bir üst tura adını yazdırmayı başardı. İlk maçta evinde 1-0 mağlup ettiği Belçika ekibi Anderlecht'i deplasmanda da aynı skorla geçen AZ Alkmar, PSV ve Twente'nin ardından kupada son 16'ya kalma başarısı gösteren 3'üncü Hollanda ekibi oldu.

Sinan Bolat ve Mehmet Topal Bir Üst Turda...
Deplasmanda oynanan ilk karşılaşmada Polonya temsilcisi Wisla Krakow ile 1-1 berabere kalan Standard Liege, evinde oynadığı karşılaşmanın ardından zorda olsa turu geçmeyi başardı. Milli kalecimiz Sinan Bolat'ın 90 dakika forma giydiği karşılaşmada, son yarım saati bir kişi eksik oynayan rakibi ile evinde golsüz berabere kalan Belçika ekibi, ilk maçta elde ettiği avantajla turu geçen taraf oldu. İngiltere'de ki ilk karşılaşmada rakibi Stoke City'i milli futbolcumuz Mehmet Topal'ın harika golü ile 1-0 geçen Valencia, Topal'ın 90.dakika forma giydiği rövanş karşılaşmasında rakibini Goncalves'in 24.dakikada kaydettiği golle bir kez daha 1-0 mağlup etti ve son 16'ya kalmayı başardı.

Arda Turan İstanbul Yolcusu...
Milli futbolcumuz Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid, ilk karşılaşmada deplasmanda elde ettiği 3-1'lik skorun verdiği rahatlıkla oynadığı rövanş karşılaşmasında rakibi Lazio'yu 1-0'lık skorla geçmeyi başardı. Arda Turan'ın 58.dakikada oyuna girdiği karşılaşmada Atletico Madrid, 48.dakikada Diego Godin'in attığı golle bir üst tura yükselen 3'üncü İspanyol ekibi oldu. Arda Turan'lı Atletico Madrid'in 3.turda ki rakibi ise ilk maçta 2-0 mağlup ettiği Braga'ya evinde 1-0 mağlup olmasına rağmen bir üst tura yükselen Beşiktaş oldu.

ManU, Ajax'a İzin Vermedi...
Hollanda'da oynanan ilk maçta güçlü rakibi Ajax'ı 2-0 mağlup ederek rövanş maçı için büyük bir avantaj elde eden İngiliz temsilcisi Manchester United, evinde rakibine 2-1 mağlup olmasına rağmen adını bir üst tura yazdırmayı başardı. United gibi ilk maçta avantajlı bir skorla elde eden Ukrayna temsilcisi Metalist Kharkiv, deplasmanda 4-0 mağlup ettiği Slazburg'u rövanş maçında yine farklı bir skorla 4-1 mağlup ederek, 3.tura en rahat yükselen ekip oldu.

Gökdeniz Mağlup, Kazım Galip...
Rusya'da oynanan ilk karşılaşmada milli oyuncumuz Gökdeniz Karadeniz'in formasını giydiği Rubin Kazan'ı 1-0 mağlup etmeyi başaran Yunan ekibi Olympiakos, evinde de aynı skorla galip gelerek adını bir üst tura yazdırdı. Rubin Kazan'da Gökdeniz Karadeniz'in 90 dakika forma giydiği, Olympiakos'da ise diğer bir milli futbolcumuz Colin Kazım'ın yedek kulübesinde oturduğu karşılaşmada karşılaşmanın tek golü 14.dakikada Rafik Djebbour'dan geldi.

Gecenin Uzatmalara Giden Tek Maçı...
Geçen sezon UEFA Avrupa Liginde Yarı Final'de 3 Portekiz takımı mücadele ederken, bu sezon son 16'ya sadece bir Portekiz temsilcisi kalabildi. İlk maçta deplasmanda Polonya temsilcisi Legia Varşova ile 2-2 berabere kalan Sporting Lizbon, evinde oynadığı karşılaşmayı 1-0 kazanarak, 3.tura yükselen tek Portekiz ekibi olmayı başardı. Kupada uzatmalara giden tek karşılaşma ise ilk maçları 1-1 sona eren Shalke 04 ile Çek ekibi Viktoria Plzen arasında oynandı. 1-1 biten ilk maçın Almanya'da oynanan rövanşının henüz 8.dakikasında ev sahibi ekip Huntelaar'ın golü ile öne geçerken, 60.dakikada 10 kişi kalmasına rağmen konuk ekip 88'de Rojtoral'ın golü ile maçı uzatmalara taşımayı başardı. Ancak uzatma dakikalarında Huntelaar takımı adına iki gol daha kaydederek, mücadelede hat-trick yaptı ve Shalke 04, uzatma dakikalarının sonunda adını bir üst tura yazdıran son ekip oldu.

Unutmadan son olarak belki bazı arkadaşlar kazanılan Beşiktaş maçı ve kaybedilen Trabzonspor maçından neden bahsetmediğimi merak edebilirler. Bugün bir çok spor sitesini incelediğinizde Beşiktaş ve Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi maçları ile ilgili bir çok habere mutlaka ulaşacaksınızdır, ancak biz perde arkasında kalan diğer maçlar hakkında size kısa bir sunum yapalım istedik...

23 Şubat 2012

Haftanın Maçı # 28 | Orduspor vs Kayserispor

Cuper'in de söylediği gibi kaybedilen bir maçın ardından çıkılacak maç her zaman önemlidir. Çünkü olumsuz sonucun devam etmesi durumunda takımın içine gireceği stres, özgüven sorunları baş göstermeye başlar. Hele hele ligin ilk yarısında bizim gibi ciddi bir tramva yaşayan takımlar için bu durumlarla tekrar karşılaşmak takım adına olumsuz durumlar yaratabilir. Cuper'in Orduspor başına gelişinden sonraki ilk yaşadığımız tramva Samsunspor mağlubiyetiydi. Taraftar olarak ilk yarının öyle etkisinde kalmışızki hemen kötü düşünceler aklımıza geldi. Fakat o maçın ardından takım çıktığı 3 maçta 3 galibiyet aldı. Yine öyle bir durum içindeyiz aslında. Gaziantepspor karşılaşmasında alınan mağlubiyetin üzüntüsünü yaşıyoruz ama Cuper faktöründen dolayı benim içim oldukça rahat.

2. yarıya iyi başlamamıza, aldığımız seri galibiyetlere rağmen küme düşme hattından yeteri kadar uzaklaştığımız söylenemez. Karabükspor ve Samsunspor'un erken reaksiyon göstermesi, Gaziantepspor, Mersin İdman Yurdu gibi takımlarında bir iyi bir kötü halleri alt tarafı tamamen karıştırdı. Bundan sonraki süreçte bizim adımıza çok zorlu bir fikstür başlıyor. Şampiyonluk Play Off'un da mücadele edecek 3 takımla ve o grubu takip eden Sivasspor, Gençlerbirliği gibi takımlarla ligdeki kaderimizi belirleyecek maçlar oynayacağız. Ligin ilk yarısındaki olumsuz seriyi hatırlamak dahi istemiyoruz ama bundan sonra oynayacağımız her karşılaşma bizim için çok önemli. Bu karşılaşmalar içinde Ordu'da oynayacaklarımızı ise ayrı bir yere koymamız gerekir.

Kayserispor bu sezon beklentilerin altında kalan takımlardan biri. Kadro yapıları, geçtiğimiz sezonlardaki istikrarlı çizgileri ele alınınca Bursaspor, Gaziantepspor gibi takımlarla birlikte hayal kırıklığı halkasının içinde yer alan diğer takımlar oldular. Bu sezon Gençlerbirliği ve Sivasspor'un gerçekleştirdikleri beklenmedik çıkış, ligdeki konumları aslında bu takımlardan bekleniyordu ama bu sezon geleneksel çizgilerinin çok uzağında kaldılar. Şuan nasıl bir hedef içerisindeler bilmiyorum ama şansları devam ettği sürece ilk 8'i kovalamak isteyeceklerdir. Fakat fikstürlerine bakınca küme düşmeme mücadelesi veren takımlarla oynayacak olmaları onlar adına sıkıntılı bir süreç oynayacak olan takımlarla oynayacak olmaları onlar adına sıkıntılı bir süreç doğurabilir. Geçen hafta kazanmaya çok yaklaştıkları Trabzonspor maçından sonra bizim maça çok daha fazla bileneceklerdir. Ligde bulundukları konuma rağmen oldukça iyi bir takım olduklarını belirtmemize gerek yok. O yüzden bizi çok zorlu bir karşılaşma bekliyor.

Maça bizim açımızdan daha yakın bakmak gerekirse, Hasan Kabze'nin sakatlığı bizim adımıza çok önemli bir eksiklik. Ama ligin ilk yarısına göre hamle şansımız çok yetersiz değil. Cuper'in nasıl bir anlayışla sahaya çıkacağını kestirmek zor. Öngörümüze göre normalde yapması gereken sistemdeki isimler değişse bile yerlerine alternatiflerini monte edip yoluna devam etmesi. Yani Hasan'ın yerine Bruno'yu koyup aynı formatta devam edebilir. 4-4-2'inin içerdeki maçlarımızda faydasını oldukça gördük ama o sistemin bizim takımımıza cuk diye oturmasını sağlayan isimdi Hasan Kabze. Bruno onun verdiği verimi ne kadar verebilir şimdilik muamma. Çünkü iki futbolcu farklı farklı özelliklere sahipler. Cuper'in kafasındaki Bruno imajıda oldukça önemli aslında. Bruno'nun yetersiz olduğunu düşünüyorsa şayet yüksek ihtimalle Hasan Kabze gelmeden önce oynattığı 4-2-3-1'e geri dönecektir ve Hakan Özmert'i ilk 11'de sahaya sürecektir. Her iki hamle hakkındada iyi ve kötü yorumlar yapabiliriz ama ben aynı sistemi sürdürüp Bruno'yu ilk 11'de görmeyi arzu ederim. Hasan Kabze gibi arkası dönük oynamayabilir, yada ayağında yeterince topu tutamayabilir ama Bruno'yu farklı kılan özelliklerini ortaya çıkarabilirse çok daha farklı bir etki yarayatabilir. Ceza sahası yakınlarında topla yeteri kadar buluşması durumunda etkili olacağını düşünüyorum. Bu yazdıklarımız tabi bir düşünce. Fatih Tekke'nin iyileştiğini, Hector Cuper'in de tecrübeye önem veren bir Teknik Direktör olduğunu düşününce bir Fatih Tekke süprizi ilede karşılaşabiliriz. Sahaya dizilişimizi yarın hep birlikte göreceğiz. Parantez açmamız gereken diğer bir konu ise Gosso'nun dönüşü. Büyük ihtimalle partneri Ali Çamdalı olacak. Hector Cuper'in Ali'yi oldukça beğendiğini biliyorum. Zaten Onur'mu Ali'mi ikileminde herkesin vereceği cevap Ali'dir. Gosso'nun dönüşü hem takıma yarayacak hemde Ali'ye yarayacak. Biraz daha ön tarafa oynamaya çalışacaktır bundan sonra Ali. Gosso'nun sahadaki varlığı bile rakip takımın hücum oyuncuları için caydırıcı bir durum.

Bu maç iki takımın 20. maçı olacak. Bu sezon oynadığımız karşılaşmayı es geçersek en son Kayserispor ile 22 sene önce karşılaştık. Toplamda Kayserispor'un 8, bizim 4 galibiyetimiz mevcut. 7 maç berabere bitti. Aramızda oynanan karşılaşmalar şu şekilde ;

1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 1:1 Kayseri , Kayseri 2:0 Ordu
1969-1970 (2. Lig): Ordu 1:1 Kayseri , Kayseri 3:0 Ordu
1970-1971 (2. Lig): Ordu 4:0 Kayseri , Kayseri 3:0 Ordu
1971-1972 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 0:0 Kayseri , Kayseri 2:1 Ordu
1972-1973 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 1:1 Kayseri, Kayseri 1:0 Ordu
1979-1980 (1. Lig): Ordu 1:0 Kayseri , Kayseri 0:0 Ordu
1985-1986 (1. Lig): Ordu 1:1 Kayseri, Kayseri 4:1 Ordu
1987-1988 (2. Lig Grup B): Ordu 2:1 Kayseri , Kayseri 1:1 Ordu
1988-1989 (2. Lig Grup A): Ordu 0:2 Kayseri , Kayseri 1:2 Ordu
2011-2011 (Spor Toto Süper Lig) : Kayseri 1:0 Ordu

Maçın öneminden tekrar tekrar bahsetmeye gerek yok. Sportif Direktörümüz Arhan Akün'ün birkaç gün önce twitter'dan yazdığı birşey vardı. ''Odasının kapısını açtığımda, karşımda ''BİZ BU MAÇI KAZANACAĞIZ'' diye bağıran bir adam vardı... Bahsettiği kişi Hector Cuper... Hector Cuper'in de dediği gibi BİZ BU MAÇI KAZANACAĞIZ...

20 Şubat 2012

Nedim Türkmen: "Duruşumuzu Bozmadık."


Yıldırım Demirören'in TFF başkanlığı adaylığına kulübümüz tarafından resmi site kanalıyla verilen destek sonrası, sosyal medya kanalıyla taraftarlarımızın ve bloğumuzun tepkileri olmuştu. Bu tepkiler sonrasında başkan Türkmen, söz konusu destekle ilgili açıklama yaptı. Türk futbolunun arınmasından taraf olduklarını belirten Türkmen, bir an önce kaos ortamının giderilmesi ve hızlı bir çözüme kavuşulmasının öneminden bahsederek;

"Artık Orduspor Kulübü olarak koyduğumuz büyük hedefler üzerine kafa yormak istiyoruz" diye devam etti.

"Şike soruşturmasının en başından beri gösterdiğimiz duruşu hala sürdürüyoruz. Orduspor Kulübü başından beri sürecin içinde aktif bir şekilde yer alarak konunun çözüme ulaşması için elinden geleni yapmıştır. Bugün aldığımız kararlar da, Türk futbolunun içinde bulunduğu kaos ortamından aydınlığa çıkması uğrunadır. Verilen desteğin, kişi veya kulüp bazında değerlendirilerek eleştirilmesi bizi yanlış sonuçlara götürecektir. Orduspor Kulübü'nün desteği ortaya konulan, Türk futbolunu kaostan kurtarma projesine ilişkindir. Dolayısıyla verilen destek de şahıslardan bağımsızdır. Söz konusu projede Orduspor Kulübü, fikirleri ve önerileriyle çözüm sürecine katkı sağlayacak ve projenin en temel parçalarından biri olacaktır. Orduspor Kulübü, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, temsil ettiği şehre ve büyük taraftarına yakışır bir biçimde, doğru bildiklerini yüksek sesle dile getirmekten kaçınmayacaktır. Büyük camiamıza ve kamuoyuna duyurulur."


Kulübümüzden Yapılan Destek Açıklaması Üzerine...



Az önce Yıldırım Demirören 14 kulübün desteğini alarak, Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığı için adayım dedi. Bizim her ne kadar hoşumuza gitmese de destek açıklaması yapan 14 kulüpten biride Orduspor... Orduspor bu sürecin hep bir parçası oldu en başından beri. Olaya aklı selim yanaşan, hukukun gerektirdikleri neyse onun yapılması gerektiğini vurgulayan taraf oldu. Bu süreç içerisinde Orduspor kulübünün dile getirdiklerinin Orduspor'a bir gram fayda sağlamadığı ap açık ortada. Aksine zarar gördük. Gerek saçma sapan beyanlarla, gerek hiçbir elle tutulur yanı olmayan belgelerle Orduspor'u karalayarak bu pisliğin içine Orduspor kulübünede çekmeye çalıştılar. Fakat doğruları söylemeye devam etti kulübümüz. Zaten doğruları dile getirirken kulübün bir menfaat beklentisi içinde olmadığını, tamamen Türk futbolunun geleceği için olaya bu kadar müdahil olduğundan hiçbir süphemiz yok. Kulübümüzün, başkanımızın duruşundan Orduspor taraftarı olarak her zaman gurur duyduk.

AMA ;

Bugün gelinen noktada, Orduspor Kulübünün şike süreci içerisinde adı geçen kulüplerden birinin başkanı olan kişinin adaylığına destek vermesinin mantıklı bulduğumuzu söylemek gerçekten zor. Bu süreçte bu kadar zarar görmüşken, bu zamana kadar yaptığımız şeylerle çelişir kararlar almak Orduspor Kulübüne yakışmadı. Her ne kadar sürüden ayrılanı kurt kapar deselerde keşke bu sürünün bir parçası olmayıp en azından sessiz kalabilseydik. Daha düne kadar gerekirse Avrupa'ya gitmeyelim diye açıklama yapan bir adaydan bahsediyoruz. Yıldırım Demirören'in başkan olduğu Türk Futbolunun içinde bulunduğu kaostan çıkacağına inanan kulübümüzün resmi siteden yaptığı açıklama Orduspor taraftarlarını şaşkınlığa uğratmaya yetti. Umarız kulübümüzün verdiği desteğe rağmen Türk Futbolu adına daha mantıklı bir aday seçilir ve bu saçmalığın gerçekleşmesine sebep olan kulüplerden biri olmayız..!

Çoğu Orduspor taraftarının bu görüşe sahip olduğuna ve alınan bu karardan dolayı hayal kırıklığına uğradığına eminiz. Orduspor taraftarının sesi olarak Divane Aşık Gibi'nin görüşüde bu şekildedir.

Kötü Haber: Hasan Kabze 3 Hafta Yok...

Sorunsuz gidilen bir zaman sürecinden sonra önce Gaziantepspor mağlubiyeti ardından Hasan Kabze'nin sakatlığı bizim adımıza hiçde iyi olmadı. Gaziantepspor maçını kaybettik belki ama benim açımdan Hasan Kabze'nin sakatlığı kaybedilen 3 puandan çok daha kötü oldu. Bugün çekilen MR neticesinde yırtık tespit edilmiş ve tahmini olarak üç hafta forma giyemeyecek Hasan Kabze. Fornezzi'nin yaşadığı sakatlığın aynısı. Süre uzayabilir ama daha erken olur mu onu bilmiyorum.

Kısa sürede takıma yaptığı katkı ortada. Onun eksikliğini kendi içimizde nasıl gidereceğiz bilmiyorum ama en azından hamle şansımız var. Diğer forvetlerimizin hiçbiri tam anlamıyla Hasan Kabze'nin özelliklerinde değil. Hasan hücumdaki diğer arkadaşlarına boş alan yaratırken, kalıbına rağmen dikine oynayabilmesi, asistleri ile ön tarafta bizi çok rahatlatmıştı. Cuper aynı sistemi farklı oyuncularla sürdürebilir. Yani Bruno, Stancu ve Fatih Tekke üçlüsünden ikisini yan yana deneyebilir. Yada tekrardan Hasan Kabze gelmeden önce denediği 4-2-3-1'e geri dönebilir. Bu sisteme geri dönmemiz durumundada tek forvetli sisteme geri döneriz ve Hakan Özmert'e tekrardan ilk 11 şansı doğar. Her iki sistemde mantıklı ama 4-4-2'nin etkisini son oynadığımız maçlarda bir hayli gördük ve meyvelerini topladık. O yüzden Cuper'in Hasan Kabze'nin yerine öncelikle Bruno yada Fatih Tekke'yi deneyeceğini düşünüyorum. Düşüncesi umduğu gibi sonuçlanmazsa diğer ihtimalde kötü değil.

Fikstürün bizima adımıza zorlaştığı haftalarda bu sakatlık gerçekten hiç iyi olmadı. Resmi site 3 hafta diye not geçmiş. Umarız dedikleri gibi olur. Sağlık ekibimiz seferber olur ve Hasan Kabze'yi en kısa zamanda takıma kazandırırlar.

19 Şubat 2012

27. Hafta | Gaziantepspor 1:0 Orduspor


Puana daha çok ihtiyacı olan taraf kazandı.
Takım içinde ciddi ciddi play off planları yapıldığı bir dönemde derin bir hayal kırıklığı oldu bu maç bizler için. Maç öncesi neler yazmışız, maç sonu neler oldu.
Son 2 deplasman maçına nazaran daha derli toplu, pozisyonlara giren taraf olmamıza rağmen bu sefer skor bizim için içaçıcı değildi.

Orduspor'umuzun maçı yaklaştıkça heyecanımız artarda hani, gurbetteysen ve sevdalısı olduğun takım senin şehrine geliyorsa bu heyecan daha başka olabiliyor. İnsanlar ne yollar katediyor sadece bir 90 için. Şu hava şartlarında, karlı buzlu yollarda istim üzerinde. Tek inandığı, o renklerin nerede olursa olsun yalnız olmadığını hissetirmek. Ordu'dan gelenlerde vardı, çevre illerden de gelenler. Grupların organizasyon olamayacak haberinden sonra fazla kimse gelmez diyordum ama beklediğimden fazla bir sayıya ulaştık tribünde. Belki şehrimiz küçük ama gittiğimiz her şehirde, taraftarlar Ordu'dan organize olmasa bile belli bir sayıya ulaşabiliyor. Gurbetteki vatandaşlarımızı toplasak Ordu nüfusunun 2 katı yapar sanırım.

Blog yazarlarından Hüseyin Öztürk'ü de tanıma fırsatı buldum maç sayesinde. Furtbol sadece futbol değil işte. Yeni insanlar, yeni dostluklar... Ama ev sahibi şehrin, misafirimize hoşgeldini pek hoş olmadı, içinde kaldığı tatsız bir durum nedeniyle..

Bizi bu maçta umutlandıran şey, takımın maç öncesi olan inanmışlığıydı. İyiyken herşeyin iyi olduğunun farkındalardı zaten. Bu arada yönetim olarak, sosyal medyanın üzerine çok düştüklerini farketmek zor olmadı aralarda yapılan konuşmalarda. Ki şu 1 haftada twitter olsun, facebook olsun çok aktif durumda kulüp. Güzel bir uygulama, çünkü kabullenmek kimilerine göre zor olsada sosyal medya çok önemli bir hale geldi. Maç öncesi takımın soyunma odasını ne zamana kadar görebilmiştik taraftar olarak? Yada esame listesi deyip duruyoruz ama o esame listesinin nasıl birşey olduğüunu bilmeyen kesmin azımsanmayacak derecede fazla olduğunu söyleyebiliriz belkide.

Gaziantep güneşli bir güne uyanmıştı maç öncesi. Oysa takımın geldiği sabah kar yağmıştı şehire. Şehir merkezinde yerde tutan kar hemen erisede, Gaziantepspor tesisleri beyazla kaplıydı. Son antreman bu şartlarda yapılmıştı. Güneşin vurduğu yerler insanın içini ısıtırken, gölgeler jilet gibi kesiyordu insanın vücudunu.

Fornezzi uzun süre sonra kaledeydi. Süpriz sayılmayacak bir kadro ile sahadaydık. Gaziantep cephesinde bir Muhammet süprizi vardı, sakattı ama maça 11'de başladı. Golde attı maalesef. Tutuk başladık maça. Gaziantespor çok bilenmişti maça, belli. Taraftar olarakta oyun olarakta. Çünkü ben Gaziantepspor tribünlerinin İstanbul takımlarının gelmesi dışında bu kadar dolduğunu hatırlamıyorum. Oynadıkları Avrupa Ligi maçları da boş tribünlere oynanmıştı. Gaziantep'te bütünlüğü sağlamak için ya şampiyonluğa oynayacaksın yada ligde kalmaya. Ortası kesmiyor belki de.

Maçın başında bir topları direkten döndü, sonrada ceza sahası dışından Bekir Ozan güzel bir şutla kaleyi yokladı ama dışarı gitti. Ligdeki durumları ve ev sahibi olmanın avantajını kullanmaya çalıştılar. Bizde gereksiz bir gerginlik vardı ki 8. dakikada 2. sarı kart çıkmıştı takımımız oyuncularına.

Biz rakibin gol atmak için üzerimize geleceğini bildiğimiz için, onların bu çabalarına cevap vermiyor üzerimize çekmeye çalışıyorduk. Çünkü deplasmanlarda kontra takımıyız biz ve bu maçı kazanmak için yapılması mantıklı bir hareket olduğunu düşünüyorum. Sonuçta öncelikli hedefi "gol" olan biz değiliz, onlar. Gel zaman git zaman, ileride çoğaldığımız anların birinde bir penaltı buluyoruz. Şimdi işler daha çok yolunda.
Hayır, yolunda değil.
Dışarı çıkan adama penaltı yapan İvan'ın bu hareketi ne kadar saçmaysa, hele ki o hareketi Yalçın'a yapması daha daha saçmaysa, Culio'nun o penaltıyı atamaması da bir o kadar saçma. Bu takımın penaltıcısı Stancu diye biliyorum ama Culio'ya kullandırmayı tercih ettiler, daha Samsun maçında kaçırdığı penaltı hafızalarımızda tazeyken.
Neyse olan olduktan sonra konuşması kolay bizler için.

Aslında yukarda rakibi üzerimize çekip kontra yakalama işini beceremedik bugün. Özellikle ilk yarıda kusursuz bir oyun olrtaya koydu Gaziantepspor. Açamadık kilitlerini. İlk yarının sonlarına doğruda golü yedik. İvan'ın yaptığı penaltı kadar saçmaydı Selçuk'un o bölgede yaptığı faul. Sonrası orta-kafa-gol. Gaziantepspor 1:0 Orduspor...

Golden sonra demeyelimde penaltı kaçtıktan sonra maç adına bir umutsuzluğa kapıldım. Hasan Kabze'de üzerine sakatlanınca, takımın üzerinde bir ağırlık olduğu çok belli oluyordu. Aynı o seri mağlubiyetler döneminde ki gibi. Bırak 90 dakikayı 900 dakika olsa gol atamayacak gibiydik. Pozisyona giriyoruz ama ikinci yarıda, futbolcuların üzerinde bir ölü toprağı var. Kalecilerini biraz zorlasak belkide golü bulacağız ama sorun burda işte. Ya ıskalıyoruz, ya defansa takılıyoruz, yada dışarı atıyoruz topu. Stancu'nun kaçırdığı gole hala inanmak istemiyorum. 9 gol attın ama hiç bir zaman atman gerektiği zaman ki golleri atamadın. Kabze'nin sakatlığıyla bir alakası var mıydı bugün kaçan pozisyonların ?

Umarım Hasan Kabzenin durumu ciddi değildir.

Deplasmanda penaltı kaçırıyor, zaten zar zor bulduğun fırsatlarıda değerlendiremiyorsan puan kaybetmeyi haketmişsindir. Kazanmak adına hiçbirşey yapmadık. Belki 1 puanı çıkartabilirdik ama oda olmadı. Gaziantepspor 50. dakikadan itibaren oyunu o kadar yavaşlattı ki, yavaşlatmasın demiyoruz ama bu maça verilecek uzatma 3 dakika değildi. Bunda değilim ben zaten, dedim ya 900 dakikada olsa bugün gol atabilecek bir takım yoktu sanki sahada.

Bu sezon gittiğim 2 deplasmanda da 1:0 mağlubiyetle ayrıldı takım. Artık maça gitme diyorlar, dayanamayız tabi.
Kişisel olarak bu sezonun son maç yazısı oldu benim için Gaziantepspor maçı. Yaklaşık 2 ay karalayamayacağım buralara birşeyler. İbrahim'in üzerine binecek en çok yük ama kalkar altından o.

Maç fotoğraflarını attım facebook sayfasına. İlgilisine;
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.342057012505467.92879.161200983924405&type=1

17 Şubat 2012

Hedef ? | #27 - Gaziantepspor vs Orduspor


Bu maça bu başlık yakışır.
Ligde kalmak ile Avrupa hayali arasında gidip geliyoruz. Gerçi bu takımın bu saatten sonra düşme korkusu yaşamayacağına inancımız tam olsada, futbol bu. Maçı 90 dakika, maratonu 34 hafta. İçimizin rahat etmesi için bir galibiyet daha şart. O maç bu maç olur mu? Olabilir, olması mantıklı çünkü.

Puan alamazsak rahatlayamayacağımız, puan veya puanlar alırsak Avrupa hayallerine dalacağımız bir maç bu maç. Takımın rotası açısından çok önemli. Gaziantepspor tarafı içinde tabi. Bizden çok onlar için önemli. Bu tür ani düşüşleri aklım almıyor. Bir takım bir senede bu kadar değişemez? Hani nerde istikrar o zaman? 2 sene öncesinin şampiyonu Bursa şimdi ne halde. 2 sene önce şampiyonluğa oynayan Sivas, sonraki sezon ligde zorda olsa kalan yine aynı Sivas. Ve geçen senenin Anadolu'da en flaş takımlardan birisi olan Gaziantep, bugün 16. sırada. Ve ciddi manada düşme korkusu yaşıyorlar. Lige başlanıldığında geçen seneye göre çok fazla değişmeyen bir takımın tavandan tabana düşmesi sorgulanabilir. Anadolu neyi yanlış yapıyor?

Evinde kolay kolay maç vermiyorlar. Çokta ahım şahım bir top oynadıkları söylenemez zaten. En son kazanılan bir Sivas maçlarını izlemiştim statyumlarında, rakipleri 10 kişi kalmasa kesinlikle 3 puanı alamayacaklardı. Takım halinde birşeyler yapmaya çalışsalarda an geliyor bir kişisel hata tüm maçı alıp götürebiliyor. Ki Gaziantepspor'un şu an ki konumu takımın kötülüğünden çok kişilerin anlık kötülüğünden kaynaklanıyor. Hemen hatırlayalım 2 hafta önce oynadıkları Galatasaray maçını, yada 1:0 kaybedilen Eskişehirspor maçını. Gaziantep'te kazandıkları son 2 maçta ise ya ilk dakikada yada son dakikalarda atılan gollerle gelen 3 puanları mevcut.

Gaziantep'i yeneriz, adınızı gözümüzde fazla büyütmezsek. "Gaziantep düşmez." diyoruzda, bu iş şakaya gelmez, bu Gaziantep düşebilir. Kişisel isteğim düşmemesi taraftarı tabi. Deplasmanda Eskişehirspor'u yenen takımımız Gaziantep'ten de 3 puan getirebilir. Disiplinini kaybetmediği sürece. O düsüplini bu sene o kadar çok kaybettik ki, 3:0'da rahat edemez mi insan?
Edemezmiş...

Geçen hafta büyük yara aldı Gaziantep, Trabzon deplasmanında. Uzun yıllar unutulmayacak bir maçtı gerçekten. Az önce bahsettiğim kişisel hataların pek bir âlası vardı o maçta. Bir Popov vardı mesela, belki seneye Trabzonspor'da oynar yorumunu yaptım içten içe. 7 yabancı krizini hatırladık tekrar, yıllar önce oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçından sonra. Çok yara aldı Gaziantep. Sadece 4 gol yemekle kalmadı en önemli 2 oyuncusunu da kaybetti kart yüzünden. İşte bu maçta bırakın beraberliği bizleri 3 puan havasına sokan sebeplerden birisi Karce ve Danny'in olmayışı.

"En büyük savunma, hücumdur" diyor bir reklamda. Gol atıp üzerine yatmak bize yakışmaz. Rehavet bize yakışmaz. Gol atar kapanırsan, bir kurtarırsın iki kurtarırsın, üçüncüde canını yakarlar. Biz, sahada bizlere gurur veren bir takım izlemek isteriz mesela. Antalya maçının, Karabük maçının ilk yarısını her maçın maksimum 65 - 70 dakikasında görmek isteriz. Geçen sene Ordu'da oynayıp 2:1 kaybettiğimiz bir Altay maçı vardı hatırlayın? Kaybedelim gerekirse ama Altay maçı gibi kaybedelim. Ya da kaybetmeyelim yahu. İyi oynadığımız her maçı kazanalım mümkünse.

Gaziantepspor ile resmi olarak 16. maçımıza çıkacağız. Gaziantep'te oynadığımız maçlar içinde tek galibiyetimizi 1988-1989 sezonunda 2. Lig'de 1:0'lık sonuçla almıştık. En farklı galibiyetimizi 1974-1975 sezonunda 4:0 ile alırken, en farklı mağlubiyetimizi 1980-1981 sezonunda yine aynı skorla almıştık. Gaziantepsor ile Orduspor arasında ki en gollü maç ise 1988-1989 sezonunda Gaziantep'te, Gaziantepspor'un 4:2 üstünlüğü ile sona eren maçtı. Sezounun ilk maçında ise neredeyse pozisyonsuz geçen maçta Ordu'da iki takımda birbirine gol atabilme başarısını gösterememişti.

Yazının başında vermemiz gereken maç bilgisi şimdi vereyim bari. Değinmesek olmaz. Maç Pazar günü, saat 13:00'da. Fırat Aydınus ise maçın hakemi.

Rakipte Dany ve Karcemarskas cezalı, Orhan Gülle ve Muhammet Demir'in ise sakatlıkları var. Bizde kronik sakatlar dışında Onur ve Abdulkadir bu maçta yoklar. Garcia ise cezalı. Gaziantep'in attığı gollere bakıldığında dakikalar arasında çok fazla fark yok. Yani maçın her anında gol atabilecek bir yapıdalar. Mesela biz en fazla golü 16 ve 30 dakikalar arasında ki 15 dakikada bulduk. Bu dakikalar arasında attığımız gol sayısı 10. En çok gol atanlar listesinde ilk 2'de bulunan Muhammet Demir (5 gol) sakat ve Olcan Adın (4 gol) Trabzonspor'a transfer olmuştu. Aynı zamanda en çok oynayanlar listesinde ilk 3'e girenlerin içinde bu maçta oynayamayacak olan Karcmarskas 1980 dakika ve Dany 1868 dakika ile bulunorlar. Popov ise bu sezon 1950 dakika sahadaydı.

Hemen kendime pay çıkarıyorum, bu sezon gittiğim tek maç olan Kayseri deplasmanından sonra takımın iflah olmaz düşüşü, bu maçta beni korkutmuyor değil. Umarım uğursuzluğum sadece ve sadece o maça özgüdür. Yani sonuçta yerinde izlediğim iki maçtada bu takım şampiyonluk yaşadı Samsun ve Eskişehir'de (:

Gaziantep'ten öncesiyle sonrasıyla sizlere en güzel paylaşımları yapmaya çalışacağız burada ki yazılarımızda, facebook ve twitter sayfalarımızdan. Şimdilik iyi akşamlar. Mutlu Ordusporlu hafta sonu dileğiyle...

UEFA Avrupa Liginde Deplasman Takımları Coştu !

UEFA Avrupa Ligi 2.Tur ilk tur karşılaşmaları çoğunlukla deplasman takımlarının üstünlüğü ile neticelenirken, bu gece oynanan 14 karşılaşmanın sadece 3'ünde ev sahibi takımlar sahadan galip ayrılabildi.


14 Şubat Salı akşamı oynanan iki karşılaşma ile başlayan UEFA Avrupa Ligi 2.tur maçlarında ilk olarak Olympiakos deplasmanda Rubin Kazan'ı 1-0, Beşiktaş'da Braga'yı 2-0 mağlup ederek sahalarında oynayacakları karşılaşmalar öncesi büyük bir avantaj elde etmişlerdi. Bugün oynanan 14 karşılaşma ile 2.tur ilk maçları sona ererken, 16 maçın 9'unda kazanan taraf deplasman takımları oldu.

Trabzonspor Tur Şansını Zora Soktu !

Bu gece sahasında Hollanda ekibi PSV Eindhoven'i konuk eden Trabzonspor, rakibinin maçın henüz başında bulduğu 2 gole engel olamayınca sahadan 2-1'lik skorla mağlup ayrılan taraf oldu. Hollanda temsilcisi PSV, mücadelenin 6 ve 11.dakikalarında bulduğu gollerle 2-0 öne geçerken, Bordo-Mavili ekip bu gollere 32.dakikada Olcan Adın'ın golü ile cevap vermeyi başardı. İlk yarı 2-1 konuk ekibin üstünlüğü ile sonuçlanırken, ikinci yarıda rakip kaleye ataklar yapan Trabzonspor'u skora bir türlü eşitliği getiremedi. Mücadele 2-1 PSV'nin üstünlüğü ile neticelenirken, Trabzonspor bu sonuçla tur şansını zora sokmuş oldu.

United, Ajax'ı Rahat Geçti...



Günün ilk maçında Rus ekibi Lokomotiv Moskova sahasında Athletic Bilabo'yu ilk yarısını 1-0 geride kapattığı mücadelenin ikinci yarısında bulduğu gollerle 2-1 mağlup etmeyi başardı. Diğer bir karşılaşmada ise kupanın favorileri arasında yer alan ve yıllar sonra ilk kez Şampiyonlar Ligi dışında mücadele eden Manchester United, deplasmanda Hollanda temsilcisi Ajax'ı ikinci yarıda bulduğu gollerle 2-0 mağlup etmeyi başardı.

Arda Turan'lı Atletico Madrid Deplasmanda Galip...


UEFA Avrupa Ligi 2.turunda mücadele eden 4 Hollanda takımından biri olan Az Alkmaar ise sahasında Anderlecht'i 1-0'lık skorla geçmeyi başarırken, İtalyan ekibi Lazio, Arda Turan'ın son 18 dakika forma giydiği karşılaşmada rakibi Atletico Madrid'e sahasında 1-0 öne geçmesine rağmen 3-1 mağlup olmaktan kurtulamadı.

En Farklı Skor Deplasmanda Metalist'den Geldi...

Sporting Lisbon deplasmanda Polonya ekibi Legia Varşova'ya konuk olurken, Portekiz ekibi mücadelenin son dakikalarında bulduğu golle, ikinci karşılaşma için 2-2'lik avantajlı bir skor elde etmeyi başardı. Çek Cumhuriyeti temsilcisi Viktoria Plzen'e konuk olan ve rakibi ile 1-1 berabere kalan Alman ekibi Shalke 04'de, ikinci karşılaşma için avantajlı skor elde eden diğer bir ekip oldu. Deplasman takımlarının gecesi diye nitelendirebileceğimiz bu gece, rakip sahada en avantajlı skoru yakalayan takım ise Metalist Kharkov oldu. Ukrayna ekibi deplasmanda karşılaştığı Avusturya takımı Salzburg'u 4-0 mağlup ederek büyük ölçüde bir üst turu garantilemiş oldu.

Porto, City Karşısında Dayanamadı...



Bu gece 22:05'de başlayan diğer karşılaşmalarda ise Alman ekibi Hannover 96, Christoph Daum'un çalıştırdığı Belçika ekibi Club Brugge'yi, 1-0 geriye düşmesine rağmen zor da olsa 2-1 mağlup etmeyi başardı. Kupada sonucu en fazla merak edilen karşılaşmalardan biri olan Porto - Manchester City maçında ise, ev sahibi Porto sahadan boynu bükük ayrılan taraf oldu. Cüneyt Çakır'ın yönettiği karşılaşmada, Portekiz ekibi ilk yarıyı 1-0 önde kapatmasına rağmen, kupanın favorileri arasında yer alan güçlü rakibi Manchester City'ye 2-1 mağlup olarak büyük bir avantajı kaybetmiş oldu.

Galibiyet Golü Mehmet Topal'dan...



Hollanda ekiplerinden Twente deplasmanda Romanya temsilcisi Steaua Bükreş'i 1-0 mağlup etmeyi başarırken, İspanya temsilcisi Valencia deplasmanda İngiliz ekibi Stoke City'i Milli Futbolcumuz Mehmet Topal'ın 37.dakikada attığı harika golle 1-0 mağlup etmeyi başardı. Gecenin diğer karşılaşmalarında ise Udinesse sahasında Paok ile golsüz berabere kalırken, Belçika ekibi Standard Liege karşılaşmanın büyük bir bölümünü 10 kişi ile oynayan Polonya ekibi Wisla Krakow ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak, ikinci karşılaşma için avantajlı skor elde eden diğer bir takım oldu.

13 Şubat 2012

Gurur Duyduk | Jean Jacques Gosso

Turnuva boyunca Türk basını Fil Dişi Milli takımının haberlerinde hep kullandığı bir etiket vardı, Eboue'nin takımı... Gosso, hatta Zokora görmezden gelindi ama sürekli dillerinde olan Eboue turnuva boyunca Gosso'nun yedeğiydi. Neyse bunlar basit ayrıntılar. Gosso neredeyse tüm maçlarda 90 dakika forma giydiği. Oynadığı her maçta kendine hayran bıraktı izleyenleri. Bizim alışık olmadığımız bir mevkide, sağbek'te oynamasına rağmen giydiği formanın hakkını verdi. Dün gece Fildişi Milli Takımı penaltılarla Zambiya'ya kaybetti finalde. En çok ağlayan kişi Gosso'ydu. Belkide en çok o istemişti o kupayı...

Gosso turnuvanın en iyi ilk 11'ine seçildi ve turnuvanın en adil futbolcusu ödülünü aldı. Gosso'yu izlerken hep gurur duyduk, dün akşam o gözyaşlarını akıtırken en az onun kadar üzüldük. Artık dönmesini bekliyoruz karaoğlan'ın.

12 Şubat 2012

Fatih Terim Arsızlığı

Fatih Terim'in Süper Lige yeni çıkmış, küme düşme ile play off arasında yer alan ve ince bir köprüden geçen bir takımın hocası olduğunu varsayalım. Takım kritik maçlara çıkıyor. Aldığı bir iki mağlubiyetle sıkıntılar yaşayabilir. İstikrarlı giderse ilk 8'e kalıp Avrupa'ya gitme şansı yakalayabilir yada ligi hedefsiz bir şekilde bitirebilir. Böyle bir süreçten geçerken başka bir takımın hocası çıkıyor ve o takımın en önemli futbolcularından biri hakkında transfer beyanında bulunuyor. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır.'' Tabi bu cümlenin önceside var. Arda'nın gideceğini bilseydim Culio'yu göndermezdim tarzında. O hoca lig henüz devam ederken futbolcunun aklını karıştıyor ve belkide bundan sonraki süreçte sahaya yansıtacağı performasını etkileyecek o açıklamasıyla. Acaba Fatih Terim ne düşünürdü, ne hissederdi o Anadolu takımının başında olsaydı ?

Fatih Terim'nden empati yapmasını istemiyorum ama yaptığı açıklamalar, kurduğu cümleler arsızlıktan başka birşey değil bence. Culio bu sezon sonuna kadar Orduspor formasını giyecek. Sezon sonu Orduspor Culio'nun bonservisini alma hakkına sahip. Eğer çok istiyorsan Culio'yu beklersin sezon sonunu, konuşursun kendisiyle ve Orduspor'la durumu çözümleyemeye çalışırsın. Ama sen ligin bitmesine daha haftalar varken, lig devam ederken böyle bir şeyi bir değil bir kaç defa dile getirirsen yaptğına terbiyesizlik derler sayın Fatih Terim. Yıllardır Anadolu takımları elindeki futbolcuyu İstanbul takımınlarına satsada kötü oldu, satmasada. Bu durumun onunla bir ilgisi yok gerçi ama ahlaki olarak bazı şeylerin farkına varmak lazım. Bir cümle ağızdan çıkarken durumun ahlaki boyutunun ne olduğunu sorgulamak lazım. Ama sayın Fatih Terim ''fıstık benim olucak, vurucam kırbaçı'' edasıyla kendi isteklerini rahatça dile getirebiliyor, işin ahlaki boyutunu düşünmeden. Bundan sonraki süreçte kendisini biraz daha aklı selim düşünmeye ve o doğrultuda konuşmaya davet ediyoruz. Malum dünya Fatih Terim'in yada Galatasaray'ın etrafında dönmüyor. Çok değil, birazcık empati ve saygı...

Gece, Gündüz | Orduspor 3 - 2 Antalyaspor

İki devre ve gece gündüz gibi birbirine zıt bir görüntü sergileyen iki ayrı Orduspor. Öncelikle maç bizim adımıza zor mu geçti yoksa kolay mı oldu bişey diyemiyorum. İlk yarısını 3-0 önde bitirdiğimiz bir maçı ikinci yarıda iki gol yiyerek sıkıntıya sokmamız gerçekten enterasan. İki takımında ahım şahım futbol oynadığını söyleyemeyiz. Çok kötü bir Antalyaspor vardı karşımızda. Kötü Antalyaspor'a nazaran ayakları yere basan Orduspor ilk yarıya üç gol sığdırdı. Javito'nun kaçırdıklarını dahil edersek ilk yarısı 4-5 olabilecek bir ilk yarı izledik ama bu sonucun bu şekilde olmasında en az bizim kadar Antalyaspor'un da katkısı oldu. Kötü defans anlayışı, kaleci Ömer ile savunma elemanlarının uyumsuzluğu, adam paylaşımı gibi basit hatalar yaparak üç golü kolay bir şekilde bulmamıza yardımcı oldular.

Böyle bir ilk yarıyı izlemişken normal şartlarda bu maçın ikinci yarısının bizim hakimiyetimizde, bizim keyfimize göre geçmesi gerekirdi. Ayağa paslarla rakibin umudunu tamamen kırıp maçı bitsede gitsek havasına sokmamız gerekirdi ama öyle olmadı. Topun kontrolünü tamamen Antalyaspor'a verdik. Onlar oynadı ve birşeyler yapmaya çalıştılar ikinci yarı. 70. dakikaya kadar etkili denebilecek bir atakları yoktu ama 60'lı dakikalarda sen 3-0 öndeyken kendi sahanda rakibin senden 200 fazla ayağa pas yaptıysa bu işte bir saçmalık var demektir. Nitekim o saçmalık bizden kaynaklanıyor. Her maç günah keçisi gibi ikisine yükleniyorum ama Ali ve Onur'un topla etkisiz futbolu bizim böyle bir profil içerisine girmemize neden oluyor. Culio ortada oynarken bu kadar sorun olmuyordu ama onunda çizgide oynamaya başlamasıyla bu düzendeki tek sorunumuz oyuna hakim olamamamız. Culio ve Javito topu iyi taşıyor, Hasan Kabze ön tarafta etkili oluyor, gol atıyor. Stancu oyunun içinde görünmese de gollerine devam ediyor ama orta alanda pas alışverişini yapacak futbolcumuz olmadığı için ipleri rakibe veriyoruz. Bunun sıkıntısını Bursaspor maçındada yaşadık, bugünde yaşadık. Javito'nun ve Culio'nun kişisel becerileriyle getirdiği toplara Hasan Kabze ve Stancu son vuruşu yaparak golü kazandırdı takıma. Bu atakların ikiside kenardan geldi. Maç boyuncada ataklarımız zaten hep Culio'nun ve Javito'nun getirdiği toplarla oldu. Orta alanda pas alışverişini sağlaması gereken iki futbolcumuz etkisiz kalınca ikinci yarı neredeyse tamamen Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Nitekim topun sürekli onlarda olması bizi hataya sürükledi ve sahanın en kısa boylu futbolcusu Jaba'nın vuruşunda top ağlarımıza gitti. Bu dakikadan sonrada maç Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Birkaç pozisyon daha buldular ama onları umutlandıracak gol çok geç geldi. Maç yazısında bahsettiğim, ilk maçtada oyuna girdikten sonra çok iyi oynayan Emrah Başsan oyuna girdi ve 90. dakikada çok güzel bir frikik golü attı. O gol biraz daha erken gelseydi ciddi sıkıntılar yaşayabilirdik ama neyseki son dakikada farkı 1'e indirdi Antalyaspor.

Bugünkü senaryonun aynısını Karabükspor maçındada yaşamıştık. Maçtan sonra Hector Cuper durumun farkında olduğunu ve çok sinirlendiğinden bahsetti. Bundan sonrası için bu durumun üzerine düşeceğini söyledi. Kadro beklediğimiz şekildeydi ama birkaç değişiklik vardı. Fornezzi'nin sakatlığı geçmişti ve bu hafta takımla birlikte çalışmıştı. Fakat bugün 18'e alınmadı. Sanırım sakatlığının tekrarlamaması için sakatlığın tamamen geçmesi bekleniyor. Diğer bir değişiklik ise tandemde oldu. İkinci yarının ilk maçlarında Garcia stoperde oynamış ve çok iyi maçlar çıkarmıştı. Fakat ikinci yarıda aldığımız tek mağlubiyet olan Samsunspor maçından sonra Cuper onu tandemde oynatmamıştı bugüne kadar. 2 haftadır iyi bir performans sergileyen Ömer Kulga'yı kulübeye çekti ve Garcia'ya tekrar defansın ortasında görev verdi. Garcia'da Yalçın'da yediğimiz ilk gol haricinde çok iyi bir performans sergiledi. Göze batan diğer futbolcularımız ise Javito, Abdurrahman ve Hasan Kabze'ydi. Javito çok iyi bir maç çıkardı ama net gol pozisyonlarından yararlanamadı. Son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsaydı bugünkü güzel futbolunu golle süsleyebilirdi. Abdurrahman Javito'nun arkasında son derece iyiydi. Zaman zaman hücumada katkı sağladı. Hasan Kabze ile ilgili ise konuşulabilecek çok şey var. İbrahimoviç'i alsaydık onun sağladığı etkiyi sağlamazdı belkide. Çok güzel bir gol attı. Zaman zaman geriye kadar gelip top aldı. Neredeyse her pozisyonun içinde vardı. Stancu'da gol atıyor ama attığı gol haricinde oyunun içinde hiç göremezsiniz onu. Fakat Hasan öyle değil. Deyim yerindeyse futbol oynamak için çıkıyor sahaya. Ne diyelim, inşallah nazar değmez.

Kazanmamız gereken bir maçtı ve kazandık. 35 puana yükseldik ve 9. sıradaki yerimizi aldık. Antalyaspor maçıyla birlikte ilk yarıdaki zinciri olumlu bir şekilde kırdık. Sıra Gaziantep'de...

EYYY TÜRK GENÇLİĞİ..!



Bir iki haftadır Gençliğe Hitabe'nin okullardan kaldırılacağına dair yasa tasarısının hazırlandığı haberleri dolaşıyordu ortalıklarda. Hükümet kanadından ''Gençliğe Hitabe'' ayet değil diye saçma sapan bir savunma bile yapıldı. Bazı sivil toplum örgütlerinden tepki geldi. Stadlardan ilk tepki ise bizden geldi. Bugün Antalyaspor maçının başlama düdüğüyle birlikte altı dakika boyunca Gençliğe Hitabe'yi tüm stad hep birlikte söyledi.

6 dakika boyunca coşkuyla Gençliğe Hitabe okunurken Lig Tv spikerinin olaya kayıtsız kalması ve tek bir cümle kurmaması, bu yetmezmiş gibi sesin kısılmasının nasıl bir izahı olabilir bilmiyoruz ama biz Orduspor taraftarı olarak bugün gösterilen tepkiden dolayı çok mutluyuz. Lig Tv yanlış bişey yaptığımızı düşünüyor sanırım ama Milli Birliği ve Bütünlüğü temsil eden bir olgunun ortadan kaldırılmasına gösterilen tepkinin yanında olsalardı keşke..!

Tv'den sesi kısarak sesimizin duyulmasının önüne geçeceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar.


Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

11 Şubat 2012

Cuper'den Süper Bir Başarı...

1997 yılında geldiği Avrupa'da bugüne kadar sayısız başarının altına imza atan, Orduspor'un Arjantin'li teknik direktörü Hector Cuper, Pazar günü oynanacak Antalyaspor maçında Avrupa'da ki 500. maçına çıkacak.


Spor Toto Süper Ligin 26.hafta mücadelesinde Pazar günü sahasında Antalyaspor'u konuk edecek olan Orduspor'un bu zorlu mücadelesi, Morbeyaz'lı ekip için büyük önem taşımasının yanı sıra Orduspor'un başarılı teknik direktörü Hector Cuper içinde ayrı bir anlam taşıyor.
1997 yılından bu yana İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye liglerinde takım çalıştıran Arjantin'li teknik adam, Avrupa'da UEFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi tecrübelerinin yanı sıra Gürcistan Milli Takımı ile de Avrupa Şampiyonası deneyimi yaşadı. Kariyerinde bugüne çalıştırdığı takımlara 6 kez final oynatan Hector Cuper, 15 yıllık Avrupa macerasında 499 karşılaşmayı geride bırakırken, bu hafta sonu Spor Toto süper Ligde oynanacak Antalyaspor karşılaşması ile birlikte Avrupa'da ki 500. maçına çıkacak.
Şampiyonlar Liginde 58 Maç...

Avrupa kariyerinde İspanya'da La Liga'da Real Mallorca, Valencia, Real Betis ve Racing Santander takımlarını çalıştıran ve bu takımların başında toplam 231 lig maçında çıkan Hector Cuper, İtalya Seri A'da ise İnter ve Parma'nın başında 84 maçta görev aldı. Aris'in başında Yunanistan 1.Liginde iki sezonda 45 maçta görev alan ünlü teknik adam, bu sezon Spor Toto Süper Ligde ise Orduspor'un başında 8 lig maçına çıktı. İspanya Kral Kupasında 20, İtalya Kupasında 4, Yunanistan Kupasında 7, Türkiye Kupasında ise 1 maçta görev alan Hector Cuper, Şampiyonlar Liginde 58, Uefa Avrupa Ligi, Uefa Kupası ve Kupa Galipleri Kupasında 31 ve 2010 Dünya Kupası Avrupa Eleme maçlarında 10 olmak üzere, 99 kez de Avrupa'da Uluslararası müsabakalarda görev aldı.

Avrupa Kariyerinin 500.Maçı...

IFFHS'nin son 10 yılı değerlendirmeye alarak hazırladığı ve geçtiğimiz hafta açıkladığı "21. Yüzyılın en iyi teknik direktörleri" sıralamasında kendine 43.sırada yer bulan Arjantin'li çalıştırıcı Hector Cuper, 15 yıllık Avrupa kariyerinde farklı takımların başında görev aldığı 499 karşılaşmada 209 kez sahadan galibiyetle ayrılmayı başardı. 1997 yılında İspanya La Liga'da Mallorca'yı çalıştırırken Valencia'yı 2-1 mağlup ettikleri karşılaşma ile Avrupa macerasına başlayan Cuper, Spor Toto Süper Ligin 26.haftasında Ordu'da oynanacak Orduspor - Antalyaspor karşılaşması ile Avrupa kariyerinde ki 500.maçına çıkmış olacak.
İşte Hector Cuper'in 1997 yılında başlayan Avrupa macerasında görev aldığı takımlarda sahaya çıktığı karşılaşmaların genel bir görünümü;

Real Mallorca (1997-1998, 1998-1999, 2004-2005, 2005-2006) 154 maçİspanya La Liga : 128 maç, 49 galibiyet, 32 beraberlik, 47 mağlubiyet
İspanya Kral Kupası : 17 maç, 8 galibiyet, 3 beraberlik, 6 mağlubiyet
Avrupa Kupası : 9 maç, 3 galibiyet, 5 beraberlik, 1 mağlubiyet

Valencia (1999-2000, 2000-2001) 117 maçİspanya La Liga : 76 maç, 36 galibiyet, 19 beraberlik, 21 mağlubiyet
İspanya Kral Kupası : 3 maç, 1 galibiyet, 1 beraberlik, 1 mağlubiyet
Şampiyonlar Ligi : 38 maç, 20 galibiyet, 11 beraberlik, 7 mağlubiyet

İnter (2001-2002, 2002-2003, 2003-2004) 110 maçİtalya Seria : 74 maç, 41 galibiyet, 20 beraberlik, 13 mağlubiyet
İtalya Kupası : 4 maç, 1 beraberlik, 3 mağlubiyet
Uefa Kupası : 12 maç, 6 galibiyet, 3 beraberlik, 3 mağlubiyet
Şampiyonlar Ligi : 20 maç, 10 galibiyet, 7 beraberlik, 3 mağlubiyet

Aris (2009-2010, 2010-2011) 62 maçYunanistan 1.Ligi : 45 maç, 18 galibiyet, 9 beraberlik, 18 mağlubiyet
Yunanistan Kupası : 7 maç, 3 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet
Uefa Avrupa Ligi : 10 maç, 5 galibiyet, 3 beraberlik, 2 mağlubiyet

Real Betis (2007-2008) 14 maçİspanya La Liga : 14 maç, 2 galibiyet, 5 beraberlik, 7 mağlubiyet

Racing Santander (2011-2012) 13 maçİspanya La Liga : 13 maç, 1 galibiyet, 6 beraberlik, 6 mağlubiyet

Parma (2007-2008) 10 maçİtalya Seria : 10 maç, 2 galibiyet, 3 beraberlik, 5 mağlubiyet

Gürcistan A Milli Takımı (2009) 10 maç2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri : 10 maç, 3 beraberlik, 7 mağlubiyet

Orduspor (2011-2012) 9 maçSpor Toto Süper Lig : 8 maç, 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet
Ziraat Türkiye Kupası : 1 maç, 1 beraberlik

Hüseyin Öztürk

10 Şubat 2012

26. Hafta | Orduspor vs Antalyaspor

İkinci yarıya ilk yarı ile paralel bir performans ile başladık ve bu haftaya kadarda bu şekilde geldik. Bundan sonraki haftalar ligdeki konumumuzu belirleyecek. Çünkü ilk yarı Antalyaspor maçı ile başlayan bir düşüş içine girmiştik ve ligin son 7 maçında mağlup olmuştuk. İlk yarı maç analizlerinde hep bahsettiğimiz birşey vardı. ''Son haftalarda fikstürümüz zorlaşıyor ve o fikstürün sonucunda ligdeki hedefimiz, durumumuz belli olacak.'' Nitekim o fikstür bizim beklentimizin çok dışında gerçekleşti. Haftalarca kazanamayan bir takım, hoca değişikliği ve içine girilen kaos ortamı...

Bizdeki psikoloji yine ilk yarıdaki gibi. Takımın kendine güveni geri gelirken taraftarında kendine güveni geri geldi. İlk yarının sonlarında bu durumun içinden nasıl çıkarız, toparlayabilir miyiz, Cuper ne yapacak, aşı tutacak mı diye düşünürken şimdi herşey güllük gülistanlık. İlk yarıdaki kopmayı yaşadığımız anın başındayız şaunda. O yüzden bu haftaların önemi çok fazla. Taraftarda takımda bunun bilincinde ve ona göre hareket ediyor. Benim kendi adıma ilk yarıdaki düşüşü tekrarlamamamız için en güvendiğim isim Hector Cuper. Metin Diyadin ilk yarıda yaşanan krizi yönetemedi ve o yükün altında kaldı. O süreci yönetemedi ve yollar ayrıldı. Hector Cuper'in ise öyle bir süreç yaşanması durumunda içinden çıkabileceğini düşünüyorum. Belki birkaç maç kaybederiz ama 9 maç üst üste kazanamayacak, 7 maç üst üste mağlup olacak kadar bir kaos yaşamayacağımızı düşünüyorum. Teknik Direktörlerin belkide en önemli özelliğidir kaos yönetimi.

Maç için konuşulabilecek çok şey var aslında. İki takımda aynı puanda ve iki takımıda belli bir hedefe götürecek olan bir karşılaşma olacak. İkinci yarıya biraz kötü başladılar ama Galatasaray ve Trabzonspor maçlarından 4 puan çıkararak kaliteli bir takım olduklarını gösterdiler. Genel anlamda hep Necati Ateş merkezli bir takım olarak görülürdü Antalyaspor ve Necati transfer döneminin son gününde takımdan ayrıldı. Necati giderken Jaba ve Sinan Kaloğlu'nu transfer ettiler. İki transferde bence Necati'nin boşluğunu doldurabilecek kalibrede değil ama eski toprak Mehmet Yılmaz'da bundan sonra biraz daha fazla şans bulacaktır. Necati'nin ayrılması hakkında çok fazla konuşulabilir ama Antalyaspor'un Necati'den sonraki maçlarını ele aldığımız zaman Necati'nin yokluğunu çok fazla hissettiklerini söyleyemeyiz. Onlar adına bence en önemli futbolcuları Melih Gökçek. Yani namı değer Tita. Tita Antalyaspor için şuanda en önemli futbolcu. Bizimde en çok çekinmemiz gereken futbolcuları aynı zamanda. Antalyaspor denilince benim es geçmediğim bir konu var. Emrah Başsan ve Musa Nizam gibi gençlerin takımda oldukça fazla şans bulmaları gerçekten takdir edilecek bir durum. Özellikle sezon başında Pendikspor'dan transfer edilen 1992 doğumlu Emrah oynadığı futbolla herkesi kendine hayran bırakan bir futbolcu. İki alt ligden gelip Süper Ligde böylesine ayırt edici bir performans ortaya koymak kolay bir iş değil. Keşke bizde Emrah gibi birkaç tane genci takıma kazandırabilsek. Kazandırmanın yanı sıra bu kadar süre verebilsek. Bu futbolcuların yanı sıra Mehmet Eren, Musa Aydın ve Uğur İnceman'ın performanslarıda Antalyaspor'un sahaya yansıtacağı futbol adına önemli. Bu üçlü gününde olduğu zaman çok daha rahat maç kazandıklarını söyleyebiliriz. Şifo Mehmet'in değişik bir tarzı var. Yaşlı futbolcularla yavaş oynamayı seven bir görüntüsü var ama son zamanlarda yaşlı futbolcuların arasına sepiştirdikleri genç futbolcular ile belli bir dinamizm yakaladıkları bir gerçek. Fakat Şifo döneminde hep aynı seviyede kalmış olmaları, bu sene Gençlerbirliği'nin, Sivas'ın yaptığı gibi bir çıkış yapamamaları onların benim gözümde heyecansız bir takım izlenimi yaratmasına neden oluyor.


Bizim adımıza ise artık Cuper'in oturttuğu bir sistem ve rotasyon var. O rotasyona bağlı olarak sahaya çıkacağız. Fornezzi bu hafta takımla çalışmalara başladı. Görev verilmesi durumunda oynayabilecek. Cuper'in en çok rotaston yaptığı bölge şimdiye kadar defans hattı oldu. Sağbekte Abdurrahman iyi oynarken Garcia görev aldı. Aynı şekilde Garcia iyi oynadığı bir maçın ardından Abdurrahman forma giydi. İki futbolcuda şuan gayet formda. Hector Cuper'de ikisinden birini bir köşeye atmak yerine ikisini Garcia ve Abdurrahmanı değişmeli olarak oynatıyor. Bu hafta tercihi ne yönde olur bilmiyorum. Tandemde iki haftadır Ömer ve Yalçın ikilisi ile oynuyoruz. Ankaragücü maçı belki ölçü sayılmayabilir ama Bursaspor maçında Ömer sınavı geçti. O yüzden bu hafta yine ilk 11'de başlayacağını düşünüyorum. İlk yarı neredeyse hiç forma giymeyen fakat Cuper geldikten sonra formasına kavuşan Selçuk yine ilk 11'de başlayacaktır. Sağbekte yaptığı rotasyonu solbektede yapması gerektiğini düşünüyorum. Selçuk rakip kanat oyuncuları karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor ve çare olarak içeri kaçtığı için sol tarafımız çoğu maçta S.O.S veriyor. Solbek sorununu malesef sezon sonuna kadar yaşayacağız sanırım.

Ön tarafta değişiklik olacağını düşünmüyorum. Solda Culio, sağda Javito en önde Stancu ve Hasan Kabze ile başlayarız maça ama diğer önemli bölgemiz ön libero. Bursaspor maçında Ali ve Onur iyi oynadıklarını söyleyemeyiz. O bölgenin mücadele gücünün yüksek olması önemli aslında ama iki futbolcumuzunda topla iyi olmamaları bizi ön tarafta çok sıkıntıya sokuyor. Hakan defansif açıdan ön liberoda belki biraz pasif kalabilir ama ne olursa olsun o riski almamız gerektiğini düşünüyorum. Gosso'nun yokluğunda bütün ihtimalleri denedi aslında orda Cuper ama istediğimiz verimi aldığımızı söyleyemeyiz. Defansif anlamda sıkıntı yaşamıyoruz ama olay topu oyuna sokup ön taraf ile köprü kurmaya gelince Onur ve Ali yetersiz kalıyor. Abdülkadir'in biraz daha öne oynamaya meyili var ama onunda tam olarak o bölgeye cuk diye oturduğunu söyleyemeyiz. Ben Abdülkadir'den her yazıda bahsediyorum. Bahsetmeyede devam edeceğim. Ön liberoda fiziksel açıdan hem defansif hemde ofansif anlamda oyunun iki yönünü oynayabilecek potansiyel Abdülkadir'de var ama sürekli kendini geliştirmesi gerekiyor. Eğer yerinde saymayı yeğlerse sıradan bir futbolcu olur. Fakat alışılagelmişin dışına çıkarsa hem bizim için hemde Milli Takım için önemli bir futbolcu olur.

Antalyaspor maçları denilince beraberlik gelir hemen aklımıza. Son yıllarda oynadığımız maçların neredeyse tamamı berabere sonuçlandı. Umarım bu zinciri kırarız. Toplamda 26 kez karşı karşıya gelmişiz Antalyaspor ile. Bu karşılaşmaların 11'i berabere sonuçlanırken Antalyaspor 10, biz ise 5 karşılaşmada galip gelmişiz.

Ligdeki hedeflerimiz açısından 6 puanlık bir maça çıkacağız. Maçın Ordu'da oynanması, tribünlerin son maçlardaki etkileyici performansı bu maçın bizim adımıza sonuçlanması için önemli nedenler. Tribününde itelemesiyle galip gelip önümüze bakarız umarım.

8 Şubat 2012

21. Yüzyılın En İyi Teknik Direktörleri


Uluslararası Futbol Tarihi ve istatistikleri Federasyonu 21. yüzyılın en iyi Teknik Direktörlerini açıkladı. Normalde bu tarz şeylere göz ucuyla bakardık ama hocamızın bu listede yer alması bizim adımıza ayrı bir güzellik. Dile kolay ne hocalar gördük, tanıdık...

Listenin ilk sırasında Alex Ferguson var. Teknik Direktörümüz Hector Cuper aldığı 29 puanla 43. sırada yer alıyor.

Tanıdık diğer yüzler ise ;

5. Guus Hiddink
7. Vicente Del Bosque
12. Franklin Rijkaard
34. Mircea Lucescu
51. Şenol Güneş
73. Fatih Terim

Prestijse prestij... : )

5 Şubat 2012

1 Puan İyidir... | Bursaspor 0 - 0 Orduspor

İlk yarıdaki fikstürü takip ediyoruz. Kazandığımız maçları yine kazandık. Ordu'da uzatmalarda Bursaspor'dan 1 puanı almıştık. Bugün ise yine ilk yarının tekrarı oldu ve Bursaspor deplasmanından 1 puanla dönüyoruz. Maçı kazanabilirdikde kaybedebilirdikte ama oynadığımız futboldan dolayı alınan 1 puana sevinmeliyiz. Bursaspor topla daha çok oynayan, baskılı olan taraftı. Bizim kaleye tek bir şutumuz vardı ama o pozisyonun Bursaspor'un pozisyonlarından daha net olduğunu düşündüğümüzde tek bir şutla Bursa deplasmanından 3 puanla dönebilirdik. 5. dakikada Javito'nun ceza sahasında düşürülmesi ise es geçildi. Ozan orda ikinci sarıdan kırmızıyı görecekti ve normal şartlarda penaltıdan maçın başında öne geçecektik belkide ama dediğim gibi hakem es geçti.

Aslında maça iyi başladık. İlk 20 dakika önde basarak Bursaspor'u uzun oynamaya ittik. Bursaspor'un uzun oynaması sonucu bütün yüksek topları Ömer ve Yalçın sektirmeden indirdi ve Bursaspor'un etkili olmasının önüne geçtik. Fakat Ömer ve Yalçın gayet iyi olmasına rağmen ikisinin indirdiği topları toplayan Ali ve Onur ikilisi ön tarafa oynayamayınca kendi yaptığımız olumlu işin içinde boğulduk deyim yerindeyse. Maç boyunca defansif bakımdan iyiydik ama maç öncesi bizim için en önemli bölge Ali ve Onur'un bölgesiydi. Defansif bakımdan çok fazla sırıtmasalarda ön tarafla köprüyü kuramayınca bu ikili 25. dakikadan sonra baskı yemek zorunda kaldık. Çünkü Ali ve Onur'a gelen topların neredeyse tamamı rakibe gitti. İkisinin ön tarafla olan bağlantısının kopuk olması, Javito'nun diğer maçlara nazaran durgun olmasıda Hasan Kabze ve Stancu'nun ön tarafta oyundan kopuk olmasına yol açtı. Hasan özellikle top almak için gerilere kadar geldi, kaptırdığı topları kovaladı, defansa yardım etti. Oyundan çıkana kadar sahanın en çok koşan futbolcularından biriydi. Stancu'da Hasan gibi hareketli oynadı, kenarlara geldi ama kaçırdığı golün tarifi yok gerçekten. Sezon başından beri Stancu'nun bu şekilde kaçırdığı birçok pozisyon hatırlıyorum. Seken topları tek vuruşla gol yapması tamam ama iş topu sürüp kaleye dikine gidip gol atmaya gelince o olay Stancu'ya iki gömlek fazla geliyor. Ya topun üstüne basıyor, ya o topu toparlayıncaya kadar rakip yetişiyor yada bugün olduğu gibi çok cılız bir vuruş yapıyor...


Cuper diğer maçlardan farklı bir şekilde hazırlamamış takımı Bursaspor maçına ama N'Diaye Adem Koçak ikilisinin Onur ve Ali üzerindeki etkili baskısı bizim adımıza bu maçın bu kadar pozisyonsuz olmasına neden oldu. Ali ve Onur zaten topla çok iyi futbolcular değil. Birde rakip baskılı olunca ve önde basınca bizim oyun düzenimiz tamamen bozuldu. Gosso'nun yokluğunu gerçekten çok hissediyoruz. Gosso'da topla çok iyi bir futbolcu değil ama onun varlığı bile o bölgeye çok daha hakim olmamızı sağlıyor. 2. yarıya belki Hakan'ı oyuna alarak başlayabilirdik ama Cuper Hakan'ın oyuna girişini 70. dakikaya kadar bekletti. Zaten o dakikada sonra maçı berabere bitirmek için oynamaya başladık. Hasan Kabze'nin çıkıp Abdülkadir'in girmesi, yorulan Culio'nun çıkıp Dalmat'ın girmesi yine buna yönelik hamlelerdi. Zor da olsa istediğimizi aldık. İstediğimizi almaya çalışırken zaman zaman oyunu ağırdan aldık. Bursaspor tribünlerinin tepkisi oldu bu duruma ama oldukça ayarındaydı bence vakit geçirmeye yönelik davranışlar. Çok fazla abartılmadan yaptı takım bunu. İlk yarıda Ordu'da oynanan maçın ikinci yarısında Bursasporlu futbolcular çok daha abartılı şekilde süre geçirmeye yönelik oynamışlardı ama son dakikada Yalçın'ın attığı gol planlarını bozmuştu.

Maça damgasını vuran iki adam vardı. Biri Yalçın Ayhan diğeri Ömer Kulga. Ömer'in Süper Lig tecrübesi yok denilecek kadar az iken Ankaragücü maçından sonra bu maçtada ilk 11 çıkıp görevini yerine getirmesi gerçekten takdire şahayan. Onun bu şekilde oynamasının diğer bir etkeni ise tabikide partneri. Yalçın'ın ligin başından beri partnerleri değişti. Sedat, Nickenig, Garcia, Numan ile oynadı. Her zaman tandemdeki en caydırıcı gücümüz oldu. Birkaç talihsiz maç dışında bu sezon sahadaki en verimli adamlarımızdan biri. İlk yarıdaki Bursa maçında son dakikada attığı gol ile bir puanı kazandırmıştı bize. Bugün ise gerek havadan, gerek yerden geçit vermedi Bursaspor hücumcularına. Yerinde kademeleri, zaman zaman uzun toplarla takımı atağa çıkarması... Yani her anlamda elinden gelenin en iyisini yaptı Yalçın. Ömer ve Yalçın'ın hava toplarında çok iyi olmasından dolayı Fevzi'de rahat bir maç çıkardı.

Sonuç olarak ilk yarının aynısını tekrar ediyoruz ama bu hafta bu tekrarı bozmalıyız. Rakip Antalyaspor ve 6 puanlık bir maç. İlk yarı Antalyaspor deplasmanından 1 puan ile dönmüştük ama bu sefer kesinlikle Ordu'da kazanmalıyız. Ligin ilk yarısında yaptığımız seriyi bozmak istiyorsan şimdilik ilk hedef Antalya. Antalyaspor maçını kazanırsak sonrasında herşey daha güzel olacak...

Haftanın Maçı #25 | Bursaspor - Orduspor

Bursaspor ile oynadığımız ilk maçta 90+3'de golün karesi.
Böyle bir mutluluğu neden bugün tekrar yaşamayalım?

4 Şubat 2012

Final Haftaları Başlıyor...

Ligin ilk 7 haftasında 4 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alan Orduspor, daha sonra ise ligin ilk yarısında oynadığı 10 maçta galibiyet alamayarak, 3 beraberlik ve 7 mağlubiyetle sahadan ayrılmıştı. Bu süreçte alınan 7 mağlubiyetlik kötü seri Orduspor'un ayrıca Süper Lig geçmişinde ki en kötü dönem olarakta tarihe geçmişti. Ancak tüm bunlara rağmen, Orduspor ligin ikinci yarısında kendisinden beklenen çıkışı yakalayıp, özellikle son 3 maçını kazanarak alt sıralarda uzaklaşmış ve bir anda ilk 8 için iddialı konuma geldi.

İlk Yarıda Hiçbirini Yenemedik...
Ancak şimdi Orduspor'u lig sonuna kadar çok daha zorlu bir maraton bekliyor. İlk yarıda olduğu gibi Spor Toto Süper Ligin 2.yarısının ilk 7 haftasında 4 galibiyet, 2 beraberlik ve bir mağlubiyet alarak 14 puan toplayan Orduspor, geride kalan haftalarda birbirinden önemli maçlar oynayacak. Ligin ilk yarısında galibiyet alamadığı rakipleri ile geride kalan 10 haftada karşılaşacak olan Orduspor'un önümüzde ki 5 haftada oynayacağı maçlarda alacağı sonuçlar, ligde ki kaderini şekillendireceği benziyor.

6'şar Puanlık Maçlar...
Ligde şu an 10.sırada yer alan Orduspor, önümüzde ki ilk 5 haftada sırasıyla 12.sırada yer alan Bursaspor, 13.sırada yer alan Antalyaspor, 15.sırada yer alan Gaziantepspor, 9.sırada yer alan Kayserispor ve 11.sırada yer alan Mersin İdman Yurdu ile karşılaşacak. 31 Puanı bulunan Orduspor'un 5 haftada karşılaşacağı rakiplerinin ligde ki sıralamalarının 9 ile 15 arasında olması, puan aralığının ise 26 ile 33 arasında olması nedeniyle bu dönemde oynanacak maçlar Orduspor ve rakipleri için şu an ki tabloya göre 6'şar puanlık maçlar olarak gözüküyor.

İlk 8 Mi ? Yoksa Ateş Hattı Mı ?
25.haftada 29 puanla 12.sırada yer alan Bursaspor ile deplasmanda karşılaşacak olan Orduspor, daha sonra sahasında 29 puanı bulunan diğer bir takım olan Antalyaspor'u konuk edecek. Kazananın ilk 8 için büyük avantaj yakalayacağı, kaybedenin ise bu hedeften uzaklaşarak ateş hattında ki tehlikeyi ufaktan da olsa hissedeceği bu iki karşılaşmanın ardından, Orduspor bu defa alt sıralardan kurtulmak isteyen Gaziantepspor'a konuk olacak. Bu 3 karşılaşmadan Orduspor iyi sonuçlar elde ederse, ligde şu an için kendisinden bir basamak üstte bulunan 9.sıradaki Kayserispor ve bir basamak altta bulunan 11.sırada Mersin İdman Yurdu ile bana göre ilk 8 için mücadele edecek. Ancak bu 5 maçta yaşanacak kayıplar aksi durumda Orduspor'un ateş hattından uzaklaşma mücadeleleri olabilir. Kısacası önümüzdeki 5 haftada Orduspor'un rakipleri ile oynayacağı karşılaşmalar Orduspor'un ligde ki konumu için büyük bir önem arz ettiği gibi bir o kadar oynayacağı rakiplerinin kaderinide aynı ölçüde etkileyecek.

Son 5 Hafta Çok Daha Zorlu Geçecek...
Geride kalan 10 maçlık periyodun ilk 5 haftasında Orduspor'un alacağı sonuçların Orduspor açısından bu kadar çok önem teşkil etmesinde ki bir neden de aslında ligde son 5 haftada oynayacağı zorlu maçlar diyebiliriz. Nitekim Orduspor son 5 haftada şu an ligde ilk 6'da yer alan 5 takımla oynayacak. Orduspor'un ligde kalma hesapları yerine ligde ilk 8'i hedefleyebilmesi için mutlaka ilk 5 haftalık periyodu iyi sonuçlar elde ederek geçmesi gerekiyor. Sonuçta son 5 haftada ki rakiplerin ilk 6'da yer alıyor olması ve ilk 4 için mücadele veriyor olması Orduspor'un son haftalarda işini biraz zora sokacağa benziyor.

İşin özetine gelecek olursak, Orduspor ligin ilk yarısında galibiyet elde edemediği rakipleri ile geride kalan 10 maçta karşılaşacak. Bu 10 maçlık periyodun ilk 5'inde ateş hattından tamamen uzaklaşmak ve ilk 8 hedefine ulaşmak adına zorlu maçlar oynayacağız. Buradan alınacak sonuçlar bizim çok ama çok önemli, zira son 5 maçta ki rakiplerin şu an ki konumlarına ve hedeflerine bakılacak olursa ligde istediğimiz hedeflere ulaşmak için işin zor kısmını sona bırakmamamız şart ! Orduspor'un ligin ilk yarısında galip gelemediği rakiplerinin bir çoğundan, şu an ki tabloya bakacak olursak ligin ikinci yarısında rövanşı alacağını tahmin ediyorum. Haydi hayırlısı diyelim, izleyip göreceğiz, zorlu sürecin ilk maçı Pazar günü Bursa'da...

3 Şubat 2012

Jean Jacques Gosso & Aristide Bance

Gosso'nun yokluğunu hissetmiyor değiliz ama Fildişi forması altındaki başarılı futbolu bir o kadar gururlandırıyor bizi. Afrika Kupası'ndan bir enstantane... Gosso ve Samsunspor'un Burkina Faso'lu futbolcusu Bance aynı karede. Karadeniz'in Süper Lige bu sezon çıkan iki komşu takımında forma giyen Gosso ve Bance ikilisinin orada da karşı karşıya gelmeleri ilginç bir tesadüf olsa gerek...

Mentalite, Catenaccio ve Hector Cuper


Hector Cuper haberleri ilk çıktığında dalgaya alan çok oldu. Biz ise süreci sessiz bir şekilde bekledik. Ulusal medya bile alaycı ifadelerle gelir mi yea tarzında haberler yaparken Orduspor taraftarı Cuper faydalı olur mu olmaz mı onun istişaresini yapıyordu. Sonrasındaki süreç ise bildiğimiz seyirde ilerledi. Cuper'in gelişini çok iyi bir hamle ve prestij olarak görenlerde oldu kendisine verilen parayı dahi bilmeden Orduspor'un ekonomisini çökertip hemen Bank Asyaya düşürenlerde... Bloglarda, ulusal basında Cuper'in deyim yerindeyse makus kariyeriyle ilgili benzer cümlelerden oluşan onlarca yazı okuduk. Lakabıda vardı, Finallerin Kaybeden Adamı...

Hector Cuper'in kariyeri boyunca takımlarına oynattığı futbol hep benzer nitelikte olmuş. İtalyanlar'ın catenaccio dediği bizim ise basit bir şekilde defansif futbol dediğimiz akımın öncülerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bu sistemin uygulayıcıları pek fazla sevilmezler ama Lucescu Galatasaray ve Beşiktaş'ı şampiyon yaparken bahsini ettiğimiz katı savunma anlayışıyla başardı. Bugün dünyanın en iyi hocası olarak gösterilen Mourinho'nun da Porto ve Chelsea'de oynattığı futbolu düşündüğümüz zaman bu sistemin kötü bir sistem olduğunu söyleyemeyiz. En uç örnek olarak ise Otto Rehhagel'in önderliğinde Avrupa Şampiyonu olan Yunanistan'dır sanırım. Bu kadar örnek verirken, Mallorca'yı darmadağınık bir takım olarak alan Cuper'in La Liga'da takımını 3. bitirtmesi ve Mallorca'nın Kral Kupasında final oynaması, Valencia'nun üst üste iki sezon Şampiyonlar Liginde final oynaması bu sistemin Cuper'in kariyerindeki başarı yansımaları olduğunu ifade etmeliyiz .

Hector Cuper'in gelişinden sonra irdelediğimiz tek bir nokta vardı. Cuper'in kariyeri, teknik direktörlüğü yada başarıları hakkında en ufak söyleyecek kötü bir cümlemiz zaten olamazdı ama baş aşağı giden bir kariyerden sonra Ordu'ya gelirken ne gibi bir psikoloji ile geldiğiydi bizi endişelendiren. Fakat takımın başında çıktığı ilk maçın ilk saniyesinden itibaren kulübedeki tavırları, 90 dakika maçı sahadaki futbolcularıyla beraber yaşaması, heyecanı ve arzulu halleri bizim endişemizi yerlebir etti.

Kariyeri boyunca benimsediği oyun anlayışını düşününce biz çok daha defansif bir anlayış bekliyorduk ama beklediğimizden daha dengeli bir takım yarattı Cuper. Savunma öncelikli ama hücum anlamındada işi şansa bırakma derdinde değil. Yani ben savunmayı doğru düzgün bir şekilde yapayım, rakip açık verirse atarım maçı alırım, atamazsam gol yemeden 1 puanı kurtarırım değil olay. Savunma bütünlüğü olan bir takımın kanat organizasyonlarıyla golü de bulup her ikisini başarılı bir şekilde yapabileceğini bizlere gösterdi bu kısa sürede. Tabi bunları yaparken, Cuper'in kendi doğrularını bile bir kenara bırakıp Türkiye ligine göre taktik anlamda değişiklikler yapması onun saplantılarının olmadığının bir göstergesi. Yapılan transferlerinde onun elini güçlendirdiği aşikar ama rotasyonu şimdiye kadar gayet iyi kullandığını söyleyebiliriz. Abdülkadir'i formaya ısıtması, daha önce hiçbir Süper Lig maçında forma giymemiş Ömer Kulga'yı sahaya sürüp Garcia yedek oturtması, gençlere aşıladığı güven duygusu gerçekten takdir edilecek cinsten. Takımdaki disiplin ortamı, kondisyon olarak sahadaki farkı görmemiz, kenardan oyundan müdahalelerini de ekleyince şuana kadar gördüğümüz Hector Cuper profili beklentilerimizin çok üstünde.

Hector Cuper takımın başında çıktığı 7 karşılaşmadan 14 puan çıkardı. 4 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet gibi bir istatistiğe ulaşarak tehlike bölgesinden uzaklaştık. Herşey rayına oturmuş değil henüz ama takımın gösterdiği gelişimin her geçen gün daha çok farkına varıyoruz. Türkiye ligini çok çabuk çözmesi bizim adımıza bir avantaj. Bu seneki öncelikli hedefimiz ligde kalmak ama takımın seyri bu düzeyde devam ettiği sürece ilk 8'e girmememiz için hiçbir neden yok. Cuper'in 4-5 sezon kötü giden kariyerini Ordu'da tekrardan parlatmak istediğini saha kenarındaki heyecanından anlayabiliriz. Bizde Orduspor olarak başarıya açız ve onun yaşadığı heyacanı aynı şekilde yaşıyoruz. Zorlu bir yol var. Umarız bu yolda istediğimiz şekilde ilerleriz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...