Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2012

ETİK(?) Kurulu Kararı

"Etik davranış ilkesi ihlali iddiasıyla Kurulumuza sevk edilen Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio ve Galatasaray A.Ş. Teknik sorumlusu Fatih Terim ile ilgili olarak Kurulumuz: Galatasaray A.Ş. teknik sorumlusu Fatih Terim hakkında, Etik Kurulu Talimatı çerçevesinde YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio'nun Etik Kurulu Talimatı'nın 10. maddesinde yazılı olan "fairplay", "sportmenlik" ve "bağlılık" kavramları ile bağdaşmayan bir davranış sergilediği kanısına ulaşmış ve Etik Kurulu Talimatı'nın 22. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca, futbolcuya ölçülü ve orantılı olan UYARMA yaptırımının uygulanmasına,
Etik Kurulu 8 AY SONRA Culio ve Fatih Terim ile ilgili kararını açıkladı. Onlara göre gayet etik olan, önemli bir şey ifade etmeyen bir olayla ilgili kararı neden bu kadar uzun bir sürede karara bağladılar merak konusu? Zatem Meireles'in 12 maç cezası gündemi arasında kaynadı gitti.. Zamanlama da gayet yerinde tebrik etmek lazım. Futbolcuyu ayartan, kendi tesislerinde beyin yıkayan, sezon devam ederken futbolcuya ev gezdirenlerin davranışları ETİK bulunurken, futbolcunun davranışı AHLAKSIZ bulunmuş UYARMA yaptırımı uygulanmış.. Futbol Federasyonu ve ona bağlı kurulların kararlarını tartışma dönemi çoktan sona erdi. Geçtiğimiz sezon yaşanan şike sürecini ETİK bir biçimde sürdüremeyen bir yönetim organının bu tarz olaylarda ETİK KARARLAR vermesi hayalcilik olurdu zaten..

Sonuç olarak; futbolcunun beyni yıkandı. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır'' diyen egosu tavan yapmış kimseler emellerine ulaştı. Futbolcu beynini kullanamadı ve bu oyunun bir parçası oldu. Egosunu şişiren kimseler futbolcuyu paçavra gibi kullandıktan sonra kapının önüne koydu. Olan nefsine hakim olamayan futbolcuya (ki bu olayın en büyük sorumlularından biridir) ve bu olaylar yaşandıktan sonra futbolcudan gram fayda alamayan Orduspor'a olmuştur.

Federasyon ve onun kurulları istediği kararı verip yıllardır yaptığınız transfer şikelerini temize çıkarsın hiç sorun değil! Orduspor Kulübünün, taraftarının ve yıllardır hakkını yediğiniz Anadolu Kulüplerinin vijdanında sizler AHLAK ve ETİK yoksunusunuz. Bunu bilin yeter...

29 Eylül 2012

Namağlup... Orduspor 2 - 0 Galatasaray

Ocak ayından beri dış sahada kaybetmeyen bir Galatasaray varsa, Aralık'tan beri mabette bileği bükülmeyen de bir Orduspor var..  Bu maçın atmosferinin çok daha farklı olacağı kesin.. Takımın bu maça diğer maçlardan çok daha farklı bir özgüven ve motivasyonla çıkacağı da malum. Gerçek potansiyelimizi sahaya yansıttığımız zaman Ordu'da yenemeyeceğimiz takım yok. Tribün ve takım elinden gelenin bir fazlasını sahaya yansıtacak ve bugün sahadan mutlu ayrılan biz olacağız, buna inancımız tam.
 

Maç yazısında çok fazla teknik ayrıntıya girmedik çünkü teknik ve taktik olarak Cuper'in Galatasaray'a karşı farklı bir formatta sahaya çıkacağını düşünmüyorduk. Nitekim kendi futbol doğrularımızla çıktık sahaya. Maç yazısında ve giriş kısmında belirttiğim gibi rakibimizin gücünün farkında olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. En iyisini yapamasak da sahaya yansıttığımız performans maçı kazanmamıza yetti.

 Maça Galatasaray'a karşı özel bir sistemle başlamadık. Son haftalardaki bireysel performansların karşılığı olan ideal 11'imiz ile sahadaydık. Son maçları yakından takip etmeyenler ve kadro yapımızı bilmeyenler için Stancu-Barral tercihi belki şaşırtıcı gelmiş olabilir ama Cuper kendine göre doğru olanı seçti ve tercihi o yönde kullandı. Klasik önde baskıyla başladık. Çemişgezekspor ile de oynasak oyun anlayışımız belli aslında. İlk yarım saatte golü bulana kadar önde oynayan, rakibini boğan hataya zorlayan bir Orduspor, sonrasında ise bulduğu golün de avantajıyla oyunu geride kabullenip rakibini kendine çekerek kontra ataktan gol bulmak için pusuda bekleyen bir Orduspor. Dün akşam bu yönümüzü sahaya dört dörtlük yansıttık. Golü erken bulduk ama golün sonrasında da bir süre önde oynamaya devam edip sonrasında oyunu geride kabullenmeye başladık. İlk 15 dakika rakibin Selçuk İnan ve Melo gibi ligimizin üstünde iki önliberoya sahipken onları uzun topla çıkmaya mahkum etmemiz önde oynadığımız oyunun meyvesini nasıl verdiğinin en bariz göstergesi bence. Her maçımızda hayalini kurduğum bir durum da yok değil.. Galatasaray'a karşı ve diğer takımlara karşı oynadığımız maçın ilk 25-30 dakikalık kısmını neden 90 dakikaya yaymaya çalışmadığımızı merak ediyorum mesela. Aşırı efor sarfediyor takım o bölümde farkındayım ama maçların ilk periyodundaki anlayışı 90 dakikaya yayabilen bir Orduspor hayali hakikaten çok güzel..

Maça iyi başlayıp erken bulduğumuz golün de etkisiyle oyunu kendi yarı alanımızda daha erken kabullendik. Dün sahaya bazı yönlerimizi çok iyi yansıttık ama bazı açılardan çok çok iyiydik demek yanlış olur. Spor programlarının çoğunda göklere çıkarılıyoruz, övülüyoruz ama görmezden gelmememiz gereken şeyler de oldu. Galatasaray gibi bir takıma pozisyon vermek çok normal ama genel olarak yapmamız gereken hatalar yaptık ve Galatasaray'a pozisyonlar verdik. Son vuruşlarda Burak'ın beceriksiz olmasından dolayı bu maçta şansın bizim yanımızda olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu maçta oyunu kendi yarı alanımızda kabullenip rakibin açıklarını kolladık ama bireysel hatalar sebebiyle bu kadar pozisyon verdiğimiz bir maç da olmadı. Galatasaray'a geniş alan bırakmadığımız için Galatasaray; Umut, Elmander ve Burak ile bulduğu klasik pozisyonlarını bulamadı. Defansda 11 kişi topun arkasında önde, ortada ve geride çizgi halinde çektiğimiz setler çoğu pozisyonda Galatasaray'ı uzun top oynamaya etti. Uzun topları da Agus ve İbrahim Kaş'ın çok iyi bir şekilde karşıladığını söyleyebiliriz. Oyunu iyice geride kabullenip geriye çekildiğimiz bir anda sadece 4 pasla 7 saniye gibi bir sürede Galatasaray kalesine gidip Stancu ile bulduğumuz gol de maçın belkide Hasan Kabze'nin rövaşatasından da güzel tarafıydı. Sonuç olarak kendi doğrularımızla, kendi doğrularımızı tam olarak sahaya yansıtamamıza rağmen güzel ve özel bir galibiyet aldığımızı söyleyebiliriz.

Barral'ın neden oynamadığı konusundan da bahsedecek olursak, son haftalara baktığımızda bu hafta kadro olarak kimin kesileceği merak zaten konusuydu. Monje'nin yokluğunda başarılı olmuş Hasan Kabze, Barral, Stancu üçgeni İstanbul Belediye maçında sekteye uğrayınca maçın son anlarında Cuper Monje'ye şans vermiş, Monje de Stancu'ya alda at dediği golde yaptığı asist ile Galatasaray maçı için hazır olduğunun sinyalini vermişti. Hasan sol açıkta Monje'nin yokluğunda iyi maçlar çıkardı ama Galatasaray maçında Monje'nin solda oynaması zorunluluktan öte şarttı. Son maçlarda iyi oynayan Garcia-Umbides ikilisini, Fornezzi'yi, Agus'u da kesemeyeceğine göre Cuper'in yabancı sıkıntısını ön tarafta halletmesi gerekiyordu. Ya Stancu, yada Barral'a kulübe yolu görünecekti. Cuper bu ikili arasından Stancu'yu tercih etti ve ön tarafta Stancu - Hasan Kabze ikilisi ile maça başladık. Barral, Stancu'ya göre rakip defansı çok daha fazla yıpratan ve tehdit unsuru oluşturan bir futbolcu olmasına rağmen Stancu'nun forma giydiği son iki haftadaki performansından dolayı Cuper'in adil bir seçim yaptığını çok açık söyleyebiliriz. Nitekim her maçın ilk yarım saatinde uyguladığımız yoğun presin de bir getirisi olarak Stancu'nun ilk yarım saatte görevini çok iyi yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Oyundan düştüğü dakikalarda bizler Barral'ın girmesini beklerken attığı gol ise hakikaten bu maçın balı kaymağı oldu..

6. hafta geride kalırken namağlup durumdayız ve liderin bir puan gerisindeyiz. Geriye baktığımız zaman iddaa ettiğimiz bir şey var. Takımın potansiyelinin farkında olduğumuz için çoğu maçta yeterince iyi oynayamadığımızı düşünüyoruz. Tam anlamıyla kendimizi sahaya yansıtamadığımız halde ligde bu konumda olmamız bile takımın nasıl bir kalite olduğunun bariz bir göstergesi olsa gerek. Farklı bir yapımız var. Biz bile hala tam anlamıyla çözebilmiş değiliz. Bu galibiyetin psikolojik etkilerini olumlu kullanabilirsek önümüzdeki Kastamonu, Karabük ve Elazığ maçlarını kayıpsız geçip çok daha farklı bir boyutta ligi sürdürebiliriz.

28 Eylül 2012

Zirve Aşkına | 6.Hafta Orduspor - Galatasaray


Bu maça çıkarken atabildiğimiz "Zirve Aşkına" başlığı bir çok şeyi açıklıyor aslında. Ligde 6.hafta oynanacak ve Orduspor, Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte yenilgisiz yoluna devam ediyor. Puan tablosuna baktığımızda ilk 6'da İstanbul dışından tek takım Orduspor. Federasyonundan, medyasına Türk futbolunun her zerresinde varlığını hissettiren İstanbul hegemonyasının karşısında gösterdiği duruşa, ortaya koyduğu hedeflere, davasına yakışan bir Orduspor. Taraftar sayısıyla büyüklük yarıştıranların dünyasında, yüreği büyük bir Orduspor.. 

Bu tablo bizim için yarınki maçın sonucundan önemli de olsa, yenilmezlik serisinin sürmemesi için hiçbir sebep yok. Ocak ayından beri dış sahada kaybetmeyen bir Galatasaray varsa, Aralık'tan beri mabette bileği bükülmeyen de bir Orduspor var.. 10 kişi kalmış Belediye maçındaki endişe veren oyunun sebebinin kırmızı kartın rakibe direnç, bize rehavet olarak yansıması olduğunu düşünüyorum. Bu maçın atmosferinin çok daha farklı olacağı kesin.. Takımın bu maça diğer maçlardan çok daha farklı bir özgüven ve motivasyonla çıkacağı da malum.  Gerçek potansiyelimizi sahaya yansıttığımız zaman Ordu'da yenemeyeceğimiz takım yok. Tribün ve takım elinden gelenin bir fazlasını sahaya yansıtacak ve bugün sahadan mutlu ayrılan biz olacağız, buna inancımız tam. Haydi YENİLMEZ ORDU'M, İstanbul hegomanyasına bir fiske daha vur!

TRES PUNTOS!

27 Mart 2012

Bir ''Culio''nun Sebep Oldukları...


Konu öyle bir yere geldi ki Culio'yu konuşan yok artık. 2 hafta daha bekleyemeyip iki kulübü böyle bir durum içine sokan bir adam Türkiye'de nasıl futbol oynayacak çok merak ediyorum. Dün akşamki gündem hakkında söyleyeceklerim var. Biz her ne kadar söylediklerini idrak edemesek de ayar verdiği söylenen Fatih Terim, Serhat Ulueren ve tayfası ve Başkanımız Nedim Türkmen...

Öncelikle ilk eleştiriyi kendimize yapmakta fayda var. Nedim Türkmen'in Tv programına katılıp durumu izah etmesi gayet normal ama bir programda durumun izahını yapmışken tekrar farklı bir programa bağlanmasına gerek yoktu. Telegol programında ap açık ortadaki programın yapımcısı ve yorumcular olayı ısrarla farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor. Sordukları ve cevabını aldıkları bir soruyu farklı farklı şekillerde tekrar tekrar 15 defa yeniden sormalarının amacı da bu zaten. Ortalığı karıştırmak, rayting elde etmek. Başkan'ın orda yapması gereken açık ve netti. Söyleyeceğini söyledikten sonra yayından ayrılmalıydı. Telefon kapandıktan sonra programın yorumcusu olan Kaya Çilingiroğlu'nun söyledikleri ise kendi programına konuk olan bir kulüp başkanına yapılabilecek çok güzel bir terbiyesizlik örneğiydi. Bundan sonra umarım bu adamlara malzeme vermeyiz...


Olayın sosyal medyaya yansıyan kısmına değinecek olursak Fatih Terim'i ele almak gerekir. Öncelikle FatihTerim'in en son 1.5 ay önceki Culio hakkında yaptığı konuşmaları biz Orduspor taraftarı olarak ahlak dışı buluyoruz. Çünkü o konuşmadan ve Culio İstanbul'a gidip geldikten sonra futbolcunun saha içinde oynadığı futbolu ve davranışları biz biliyoruz. Lamı cimi yok aslında etti mi falan değil direk etti. Fatih Terim'in konuşmalarından sonra Culio futbol falan oynamadı. Bu bizim tarafımızda gayet açık olan bir konu. Bize göre Fatih Terim ahlak ve etik dışı davranmıştır ve yaptığı konuşmalar Culio'nun performansına etki etmiş, Orduspor bu durumdan zarar görmüştür.

Fatih Terim bu duruma cevap vermek için bağlandı yayına. Yaklaşık yarım saate yakın konuştu. Kurduğu cümlelerin birbiriyle alakası olduğunu söylemek çok zor. Sesini yükselterek, bağırarak, bir öyle bir böyle konuşarak kendini ifade edemezsin. Hele hele karşındaki kişi hakkında hakarete varacak sözlerle hiç yapamazsın bunu. Kendini adam akıllı herkesin anlayacağı şekilde ifade edemiyorsan, bağırarak hakaret ederek açıklamaya çalışıyorsan anlaşılan o ki kusurlusun. Culio'nun sözleşmesinin ayrıntıları bilmeyecek kadar da konu hakkında bilgisizsin. Kendisinden önce bağlanan Ali Dürüst net bir şekilde ifade ettiği halde hala sene sonunda benim olduğunu bildiğim diye olayı açıklamaya çalışması hakkaten saçmalıkta öte bir durumdu. Yarım saatlik konuşmasından mantıklı ve birbiriyle uyumlu bir metin çıkarmaya çalışmak çok zor. Ama bağırarak, hakaret ederek konuştuğu için bunların hiçbir önemi yok. Ne de olsa ayar verdi...

Fatih Terim'in terbiye sınırlarını aşan konuşmalarına rağmen Nedim Türkmen'in kibarlığını bozmadan cevap vermeye çalışması kendi insani tarafıdır. Keşke susmasa aynı şekilde cevap verseydi ama karşısında böğürerek, alakasız bir şekilde konuşan bir insana cevap verecek tipte bir insan değil Nedim Türkmen. Olayın o muhabete gelmesinde yayında haddinden fazla kalarak ve Serhat Ulueren tayfasına prim vererek fazlasıyla neden oldu. Telefonu kapattıktan sonra hatasının farkına vardığına da eminim.

Dün konu hakkında tarafsız olarak konuşan herkes Orduspor'u haklı buldu ve Fatih Terim'in yaptığı açıklamaların yanlış olduğunu savundu. Bizim bu konuda kendimizi kanıtlama gibi amacımız olmamalı. Futbolcu görüştüm, konuştum seneye ordayım derken futbolcuyla kesinlikle görüşmedik diyenlerin kendilerini ifade etmesi gerekiyor. Bize bundan sonra düşen cumartesi günü sahaya çıkıp maçı kazanmaktır.

26 Mart 2012

Ahlak, Etik, Culio, Galatasaray, Fatih Terim... | Bir Ayrılık Hikayesi


Öncelikle anlaşılması gereken bir konu var sanırım. Bizim tepkimiz Culio'nun gidişine değil. Galatasaray'a dönüşüne hiç değil. Tepkimiz Culio'nun Galatasaray'a dönmesi için Galatasaray yönetimin ve Fatih Terim'in izlediği yola, ligin bitmesine iki hafta kala Culio'nun yaptığı saçmalığa... Culio'nun opsiyonun kullanılmayacağını Orduspor sosyal medyasında zaten iki haftadır konuşup tartışıyoruz. O yüzden önce tepkinin sebebini açıklamakta fayda var.

Culio dün maçtan sonra yaptığı açıklamayla hem Orduspor'u hem de Galatasaray'ı zor durumda bıraktı. Gerçi Galatasaray'ı ne denli zor bıraktığını biraz irdeleyebiliriz. Çünkü bu sürecin bu şekilde çirkinleşmesinin asıl sebebi Galatasaray cephesi oldu. Sezon içindede dile getirmiştik. Orduspor Ordu'da kalmak istemeyen hiçbir futbolcuyu zorla tutmaya çalışmaz. Galatasaray ve Fatih Terim Culio'nun geri dönmesini istiyorlarsa bunun yolu basına beyanatlar verip futbolcunun kafasını karıştırmak yerine yönetim bazında temasa geçerek sezon sonu opsiyonun kullanılıp kullanılmayacağı konusunda Orduspor kulübüyle uzlaşma yoluna gitmesiydi. Fakat Galatasaray işin ahlaksız tarafını seçti. Konuşulacak, yazılacak, izah edilecek çok şey var ama bazı kişiler bu işin bu şekle gelmesindeki ahlaksızlığı kabul edemeyecek kadar kibirli. O yüzden çok fazla anlatmaya gerek yok. Biz olayın nasıl gerçekleştiğini gayet iyi biliyoruz.

Daha önce dediğim gibi, keşke Culio iki hafta daha bekleyip Ordu'dan tertimiz bir şekilde ayrılsaydı. Biz de onu gelecek sezon 19 Eylül'de bağrımıza bassaydık. Ama o bunu istemedi. Yada kelimelerinin sonuçlarını idrak edemeyek kapasitede değildi. İyi dileklerle uğurlamıyoruz kendisini.

Culio'nun sözleşmesi dünkü açıklamarından dolayı fesh edildi. Bu durumun Galatasaray maçı öncesi gerçekleşmesinin Orduspor Kulübü'yle bir alakasının olduğunu düşünmek için çok fazla art niyetli olmak gerekir. Orduspor o söylemlerden sonra yapılacak en doğru şeyi yapmış ve Culio'nun sözleşmesini fesh etmiştir. O açıklamalar üzerine Culio Galatasaray maçının kadrosunda olsaydı asıl o zaman skandal olurdu...

Nedim Türkmen, "Hiç bir futbolcu Orduspor'un üstüne çıkamaz. Yapılan açıklama sporun ruhuna, fair-play anlayışına, futbolun marka değerine zarar vermiştir. Ayrıca Disiplin Talimatı'nın 60. maddesine göre de suçtur. Dolayısıyla Galatasaray kulübüne opsiyonu kullanmayacaeğıma dair yazıyı yazdım. Futbolcunun sözleşmesini de tek taraflı olarak feshediyorum.''
Ayrıca konunun Nedim Tükmen tarafından izahı için ; TIK

12 Şubat 2012

Fatih Terim Arsızlığı

Fatih Terim'in Süper Lige yeni çıkmış, küme düşme ile play off arasında yer alan ve ince bir köprüden geçen bir takımın hocası olduğunu varsayalım. Takım kritik maçlara çıkıyor. Aldığı bir iki mağlubiyetle sıkıntılar yaşayabilir. İstikrarlı giderse ilk 8'e kalıp Avrupa'ya gitme şansı yakalayabilir yada ligi hedefsiz bir şekilde bitirebilir. Böyle bir süreçten geçerken başka bir takımın hocası çıkıyor ve o takımın en önemli futbolcularından biri hakkında transfer beyanında bulunuyor. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır.'' Tabi bu cümlenin önceside var. Arda'nın gideceğini bilseydim Culio'yu göndermezdim tarzında. O hoca lig henüz devam ederken futbolcunun aklını karıştıyor ve belkide bundan sonraki süreçte sahaya yansıtacağı performasını etkileyecek o açıklamasıyla. Acaba Fatih Terim ne düşünürdü, ne hissederdi o Anadolu takımının başında olsaydı ?

Fatih Terim'nden empati yapmasını istemiyorum ama yaptığı açıklamalar, kurduğu cümleler arsızlıktan başka birşey değil bence. Culio bu sezon sonuna kadar Orduspor formasını giyecek. Sezon sonu Orduspor Culio'nun bonservisini alma hakkına sahip. Eğer çok istiyorsan Culio'yu beklersin sezon sonunu, konuşursun kendisiyle ve Orduspor'la durumu çözümleyemeye çalışırsın. Ama sen ligin bitmesine daha haftalar varken, lig devam ederken böyle bir şeyi bir değil bir kaç defa dile getirirsen yaptğına terbiyesizlik derler sayın Fatih Terim. Yıllardır Anadolu takımları elindeki futbolcuyu İstanbul takımınlarına satsada kötü oldu, satmasada. Bu durumun onunla bir ilgisi yok gerçi ama ahlaki olarak bazı şeylerin farkına varmak lazım. Bir cümle ağızdan çıkarken durumun ahlaki boyutunun ne olduğunu sorgulamak lazım. Ama sayın Fatih Terim ''fıstık benim olucak, vurucam kırbaçı'' edasıyla kendi isteklerini rahatça dile getirebiliyor, işin ahlaki boyutunu düşünmeden. Bundan sonraki süreçte kendisini biraz daha aklı selim düşünmeye ve o doğrultuda konuşmaya davet ediyoruz. Malum dünya Fatih Terim'in yada Galatasaray'ın etrafında dönmüyor. Çok değil, birazcık empati ve saygı...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...