Emanuel Culio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emanuel Culio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2012

ETİK(?) Kurulu Kararı

"Etik davranış ilkesi ihlali iddiasıyla Kurulumuza sevk edilen Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio ve Galatasaray A.Ş. Teknik sorumlusu Fatih Terim ile ilgili olarak Kurulumuz: Galatasaray A.Ş. teknik sorumlusu Fatih Terim hakkında, Etik Kurulu Talimatı çerçevesinde YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio'nun Etik Kurulu Talimatı'nın 10. maddesinde yazılı olan "fairplay", "sportmenlik" ve "bağlılık" kavramları ile bağdaşmayan bir davranış sergilediği kanısına ulaşmış ve Etik Kurulu Talimatı'nın 22. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca, futbolcuya ölçülü ve orantılı olan UYARMA yaptırımının uygulanmasına,
Etik Kurulu 8 AY SONRA Culio ve Fatih Terim ile ilgili kararını açıkladı. Onlara göre gayet etik olan, önemli bir şey ifade etmeyen bir olayla ilgili kararı neden bu kadar uzun bir sürede karara bağladılar merak konusu? Zatem Meireles'in 12 maç cezası gündemi arasında kaynadı gitti.. Zamanlama da gayet yerinde tebrik etmek lazım. Futbolcuyu ayartan, kendi tesislerinde beyin yıkayan, sezon devam ederken futbolcuya ev gezdirenlerin davranışları ETİK bulunurken, futbolcunun davranışı AHLAKSIZ bulunmuş UYARMA yaptırımı uygulanmış.. Futbol Federasyonu ve ona bağlı kurulların kararlarını tartışma dönemi çoktan sona erdi. Geçtiğimiz sezon yaşanan şike sürecini ETİK bir biçimde sürdüremeyen bir yönetim organının bu tarz olaylarda ETİK KARARLAR vermesi hayalcilik olurdu zaten..

Sonuç olarak; futbolcunun beyni yıkandı. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır'' diyen egosu tavan yapmış kimseler emellerine ulaştı. Futbolcu beynini kullanamadı ve bu oyunun bir parçası oldu. Egosunu şişiren kimseler futbolcuyu paçavra gibi kullandıktan sonra kapının önüne koydu. Olan nefsine hakim olamayan futbolcuya (ki bu olayın en büyük sorumlularından biridir) ve bu olaylar yaşandıktan sonra futbolcudan gram fayda alamayan Orduspor'a olmuştur.

Federasyon ve onun kurulları istediği kararı verip yıllardır yaptığınız transfer şikelerini temize çıkarsın hiç sorun değil! Orduspor Kulübünün, taraftarının ve yıllardır hakkını yediğiniz Anadolu Kulüplerinin vijdanında sizler AHLAK ve ETİK yoksunusunuz. Bunu bilin yeter...

16 Temmuz 2012

D.A.G Okurlarının Oylarıyla ''Jean Jacques Gosso'' Yılın Futbolcusu Seçildi

Bloğumuzu takip eden okurlarımızın oylarıyla geçtiğimiz sezonun en iyisini seçtik. Nacizane ama bir o kadar da güzel bir anket oldu. Divane Aşık Gibi'yi takip edenlerin çoğunluğunun Orduspor ile doğrudan alakalı, Orduspor ile yatıp kalkan kişiler olduğunu düşündüğümüzde bu ankette ortaya çıkan sonuç bence asıl Orduspor taraftarlarının geçtiğimiz sezonki görüşlerinin yansıması olduğunu söyleyebiliriz.


Anketimizin sonucuna gelecek olursak Jean Jacques Gosso kullanılan 2813 oyun 1116'sını, yani %39'unu alarak birinci oldu. Gosso'nun ardından ise oyların %17'sini alan Yalçın Ayhan ikinci, %11 oy alan Emanuel Culio ise üçüncü oldu. Geçtiğimiz sezon bu futbolcuların takıma verdiklerine baktığımızda sıralamanın makul bir sıralama olduğunu söyleyebiliriz. Yalçın Ayhan ve Emanuel Culio'nun Orduspor'dan hoş bir şekilde ayrılmadığını, Gosso'nun da önümüzdeki sezon Orduspor'da olmayacak olduğunu düşündüğümüzde geçtiğimiz sezon kadromuzda bulundurduğumuzun en kritik mevkilerde oynayan bu üç futbolcunun bizimle olmayacak olmasının önemli bir handikap olacağını söyleyebiliriz.

Jean Jacques Gosso'ya ayrı bir parantez açacak olursak; geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu performans, sempatikliği, sıcakkanlılığı ile Orduspor taraftarının gönlünde taht kurduğunu söyleyebiliriz. Belki Yalçın Ayhan, Culio gibi isimler istatistiksel olarak Gosso'dan daha fazla şey vermiş olabilirler ama Gosso her bakımdan Orduspor taraftarlarının göğsünü kabarttı diyebiliriz. O yüzden Gosso'nun çok daha iyisini hak ettğini söyleyebiliriz.

Blog ekibi olarak birinci gelecek olan futbolcumuza nacizane bir ödül vermeyi planlıyorduk ama Gosso Fransa'da olduğu için şuan için kendisine nasıl ulaştıracağımızı bilmiyoruz. Bir hal yolunu bulup bu durumdan kendisini haberdar ettiğimizde yine blogta haberdar ederiz.

Ankete dahil ettiğimiz diğer futbolcularımızın oy yüzdeleri ise aşağıdaki şekilde...

Saso Fornezzi 231 (8%)
Bogdan Stancu 229 (8%)
Ali Çamdalı 171 (6%)
Francisco Javito 119 (4%)
Miguel Garcia 62 (2%)
Hasan Kabze 58 (2%),

27 Mart 2012

Kiracı Geldim Kiracı Giderim | Anadolu Kulübüyüm

Mabedimde kiracıyım. Tesisimde kiracıyım. Otobüsümde kiracıyım. Futbolcumun evi de kiralık, kendisi de. Futbolcuyu kiralarım, çünkü alacak param olmaz. Kiraladığım her futbolcuyla, yetersizliğimi, onlardan güçsüz olduğumu yüzüme vururlar, kiralayanlar… Ben sürgün yeriyimdir. Benim olmayan ve olmayacak olanı yetiştirmekle, zor şartlara alıştırmakla görevliyimdir. Zor şartın kendisiyimdir. Yatılı okulumdur ben, her gece eve dönüş hayalleri kurulan…

Anadolu Kulübüyüm.. Futbolun egemenleri ve onların yaltakçıları tarafından zerre kadar değer verilmeyen, bu ligin garnitürü Anadolu Kulübüyüm.. O derece değersizim ki, tek başıma bir duruşum olamaz benim. Sözümün değeri yoktur. Susmuşsam, ayarı yemişim demektir. Sesimi yükseltirsem, yaftalar gelir hemen peşinden. Kime dokunduysam, artık onun ezeli rakibinin yalakasıyımdır, maşasıyımdır, arka bahçesiyimdir. Bana dokunurlar ve kimsenin umurunda olmaz. Bir Anadolu Kulübünün çıkarı olmaz, o hep başkalarının çıkarına hizmet eder ve etmek zorundadır.. Öyle ya, dünya o 3-4 kulübün çevresinde dönmektedir ve aslolan onların çıkarlarıdır. Beş para etmez rekabetler, beşten fazla para eder. Senin mücadeleni, senin gibiler bilir, onlar bilmez, görmez. Yollarında engelsen, sen de artık telefon konuşmalarının mezesi, götü kalkmış Anadolusun, ne kadar övünsen az..

Osman kadro dışı kalsa kimsenin umurunda olmaz, Culio kadro dışı kalınca reytingin, paranın kokusunu alan akbabalar, başına üşüşür. Çünkü Culio, nicelik büyüğü, ego manyağı o takımlardan birinin istediğidir. Bu takımlar sadece ister, istekleri sınırsızdır. Ne zaman neyi isteyecekleri belli olmaz. Onlar için senin hayati bir maça çıkacak olmanın önemi yoktur, sen düşersin, yeni bir kukla gelir, onunla oynarlar. Umutlar bağladığın bir futbolcun vardır, eve dönüş hayalleri kuran.. Antep’e gidersin, maçın hayatidir. Bir şehrin umutları, başka bir şehre taşınır. 10 numaranın gözü maç için otelden ayrılırken, TV’ye takılır. Hayallerini kurduğu evi, onu çağırmaktadır. Şuursuzca onu istemektedir. Şimdi bunun zamanımıdır? Buna onlar karar verir.. Artık batar kaldığı otel, bindiği otobüs, yaşadığı “kiralık” ev , giydiği renkler.. Ekmek yediği formasına yabancıdır.. Ve bu durum, o nicelik büyükleri için son derece doğaldır. Çünkü sen kuzusundur. 4.sıradan yukarı çıkamayacak olan, çıkmaması gereken kuzusundur. Dolayısıyla bu memlekette, senin oynadığın maç, ancak karşında “onlar” varsa önemlidir. Ve bu denklemde, sen yine de önemsizsindir.. Ve yine topunu oynasan, mücadeleni versen, onun o çok ezeli, pek bir mühim rakibinin tetikçisisindir,arka bahçesisindir.. Kötü gününde olsan, bu kez seni oynadığın rakibin maşası yaparlar, ona yatmakla suçlarlar.

Bırak bu işleri Anadolu! Sen şehrin için oynayamazsın ki, sen temsil ettiğin renklerinin onurunu gözetemezsin ki.. Benim memleketimde, neyin onurlu, neyin onursuz olduğuna egemenler karar verir. Gün gelir, şike bir oyun kuralı olur.. Açık arttırmayla maçlar alınır, satılır.. Senin buna söyleyecek sözün yoktur.. Söylersen onursuzun,şerefsizin ta kendisisindir..

Ah benim Anadolu Kulübüm.. Kamuoyunu aydınlatmak senin neyine.. Kamuoyu dediğin,o çok büyük, çok şanlı kulüplerin ta kendisidir.. Senin başkanına tezgah kurarlar.. Sen sadece bağlaçsın, ayıl artık! Onlar reytingin kucağına, paranın kucağına, yani onun sahiplerinin kucağına düşmüş, kendilerine spor medyası diyen acizlerdir, kuklalardır.. Öyle ki, seni bin bir taklayla konuştururlar, daha sonra neden konuştuğunu, altında ne yattığını sorgularlar.. Onlar konuş dediğinde konuşmalısın, sus dediğinde susmalısın.. Neler mi anlatmalısın.. Sen bilemezsin Anadolu, onlar bilir.. Kendini misafir sandığın bir programda seninle alay ederler, buna cüret ederler.. Sana kabadayılık yapılır, dövüş filmlerinde gelip arada bir dayak yiyen figüransın.. Aynı şekilde karşılık vermelisin ki, reyting orgazmını yaşasınlar.. Vermezsen adam değilsin Anadolu.. Adam değilsin..

Anadolu Kulübüm.. Mor-Beyaz sevdam.. Gözümden sakındığım.. Senin kurduğun güzel hayallerin yanında, onlar kabak gibi kirli.. Bırak o çok süper finallerinde takılsınlar..

Ve sevgili Türk Futbolu.. O çok temiz, görkemli, filminizde, figüranlar çekildi, filminizin alayı başrol.. Yazın, bozun, oynayın..

Var olmayan seyirciler, var olmayan bir aktörü alkışlıyorlar..
Bense arkadan geçiyorum..
Umursamadan kimseyi..




Bir ''Culio''nun Sebep Oldukları...


Konu öyle bir yere geldi ki Culio'yu konuşan yok artık. 2 hafta daha bekleyemeyip iki kulübü böyle bir durum içine sokan bir adam Türkiye'de nasıl futbol oynayacak çok merak ediyorum. Dün akşamki gündem hakkında söyleyeceklerim var. Biz her ne kadar söylediklerini idrak edemesek de ayar verdiği söylenen Fatih Terim, Serhat Ulueren ve tayfası ve Başkanımız Nedim Türkmen...

Öncelikle ilk eleştiriyi kendimize yapmakta fayda var. Nedim Türkmen'in Tv programına katılıp durumu izah etmesi gayet normal ama bir programda durumun izahını yapmışken tekrar farklı bir programa bağlanmasına gerek yoktu. Telegol programında ap açık ortadaki programın yapımcısı ve yorumcular olayı ısrarla farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor. Sordukları ve cevabını aldıkları bir soruyu farklı farklı şekillerde tekrar tekrar 15 defa yeniden sormalarının amacı da bu zaten. Ortalığı karıştırmak, rayting elde etmek. Başkan'ın orda yapması gereken açık ve netti. Söyleyeceğini söyledikten sonra yayından ayrılmalıydı. Telefon kapandıktan sonra programın yorumcusu olan Kaya Çilingiroğlu'nun söyledikleri ise kendi programına konuk olan bir kulüp başkanına yapılabilecek çok güzel bir terbiyesizlik örneğiydi. Bundan sonra umarım bu adamlara malzeme vermeyiz...


Olayın sosyal medyaya yansıyan kısmına değinecek olursak Fatih Terim'i ele almak gerekir. Öncelikle FatihTerim'in en son 1.5 ay önceki Culio hakkında yaptığı konuşmaları biz Orduspor taraftarı olarak ahlak dışı buluyoruz. Çünkü o konuşmadan ve Culio İstanbul'a gidip geldikten sonra futbolcunun saha içinde oynadığı futbolu ve davranışları biz biliyoruz. Lamı cimi yok aslında etti mi falan değil direk etti. Fatih Terim'in konuşmalarından sonra Culio futbol falan oynamadı. Bu bizim tarafımızda gayet açık olan bir konu. Bize göre Fatih Terim ahlak ve etik dışı davranmıştır ve yaptığı konuşmalar Culio'nun performansına etki etmiş, Orduspor bu durumdan zarar görmüştür.

Fatih Terim bu duruma cevap vermek için bağlandı yayına. Yaklaşık yarım saate yakın konuştu. Kurduğu cümlelerin birbiriyle alakası olduğunu söylemek çok zor. Sesini yükselterek, bağırarak, bir öyle bir böyle konuşarak kendini ifade edemezsin. Hele hele karşındaki kişi hakkında hakarete varacak sözlerle hiç yapamazsın bunu. Kendini adam akıllı herkesin anlayacağı şekilde ifade edemiyorsan, bağırarak hakaret ederek açıklamaya çalışıyorsan anlaşılan o ki kusurlusun. Culio'nun sözleşmesinin ayrıntıları bilmeyecek kadar da konu hakkında bilgisizsin. Kendisinden önce bağlanan Ali Dürüst net bir şekilde ifade ettiği halde hala sene sonunda benim olduğunu bildiğim diye olayı açıklamaya çalışması hakkaten saçmalıkta öte bir durumdu. Yarım saatlik konuşmasından mantıklı ve birbiriyle uyumlu bir metin çıkarmaya çalışmak çok zor. Ama bağırarak, hakaret ederek konuştuğu için bunların hiçbir önemi yok. Ne de olsa ayar verdi...

Fatih Terim'in terbiye sınırlarını aşan konuşmalarına rağmen Nedim Türkmen'in kibarlığını bozmadan cevap vermeye çalışması kendi insani tarafıdır. Keşke susmasa aynı şekilde cevap verseydi ama karşısında böğürerek, alakasız bir şekilde konuşan bir insana cevap verecek tipte bir insan değil Nedim Türkmen. Olayın o muhabete gelmesinde yayında haddinden fazla kalarak ve Serhat Ulueren tayfasına prim vererek fazlasıyla neden oldu. Telefonu kapattıktan sonra hatasının farkına vardığına da eminim.

Dün konu hakkında tarafsız olarak konuşan herkes Orduspor'u haklı buldu ve Fatih Terim'in yaptığı açıklamaların yanlış olduğunu savundu. Bizim bu konuda kendimizi kanıtlama gibi amacımız olmamalı. Futbolcu görüştüm, konuştum seneye ordayım derken futbolcuyla kesinlikle görüşmedik diyenlerin kendilerini ifade etmesi gerekiyor. Bize bundan sonra düşen cumartesi günü sahaya çıkıp maçı kazanmaktır.

26 Mart 2012

Fazla Söze Gerek Yok...

Uzun zamandır hiçbir yerde köşe yazısı yazmadığı farkettim... Aslında yazmayı da pek düşünmüyordum. Ancak son zamanlarda düşüncelerimi yazdığım haberlerde tam anlamıyla ifade edemediğimi farkettim. Kısacası ufaktan ufaktan geçen yıl olduğu gibi, kaldığım yerden bir kaç satır birşeyler karalamanın zamanının geldiğini hissettim diyebilirim. O zaman işe DAG'da başlayalım...


Malum dün Gençlerbirliği karşılaşmasının ardından "insan evladı", taraftarların sevgilisi DraCulio bir açıklama yaptı. Açıklamanın detaylarını konuşmaya artık gerek yok, malum konuyu herkes biliyor. Ama söylemeden geçemicem ! "Bana kalsa Galatasaray'a karşı oynamak istemezdim" diyen Culio efendi, emin ol bir çok Orduspor taraftarıda senin için "Bana kalsa ......" diyordur !

Bir çizgi film karakteri var, bir çoğunuz bilirsiniz, adı Calliou... Yazılışı ne kadar da benziyor değil mi Culio'ya... O çizgi film karakterinde ki var olan "karakter", keşke karakter yoksunu Culio'da bir nebze olabilseydi. Ligin bitimine 2 hafta kalmış, Galatasaray maçı öncesi Culio efendinin yaptığı açıklamanın ne ahlakla, ne de futbolla bağdaşır hiçbir yanı yok ! Geçmişte onun Bursa maçından sonra yaptıkları yada twitter üzerinden yazdıklarından bahsetmeye gerek yok ! Attığı goller yada yaptığı asistlerden bahsetmeye gerek olmadığı gibi ! İnsanların emeği ile, duyguları ile gayet iyi oynadı, kan emici DraCulio efendi...

2008 yılında Karaoğlan Bruno ile birlikte Orduspor'a gelen, 3 sezon boyunca formasını terinin son damlasına kadar terleten, aldığı parayı fazlasıyla hakeden Jerry Akaminko ile ilgili bir hatırlatma yapmakta fayda var. Akaminko, geçtiğimiz sezon Orduspor Süper Lige yükselme mücadelesi verirken devre arasında geleceğini düşünerek sezon sonu için Manisaspor'a imza atmıştı. Peki bunu kaç kişi biliyordu ? Geçen sezon oynanan son 11 maçın 10'un da 90 dakika forma giyen Jerry, sizce sezon takımdan ayrılacak gibi mi oynadı ? Bana göre Orduspor'un Süper Lige yükselmesinde büyük pay sahibi olan oyunculardan olan Jerry, Ankara'da oynanan final maçının son dakikasına kadar hiç kimseye gideceğini belli etmeden, formasının hakkını vererek mücadele etti. Bence karakterli bir futbolcu nasıl olur, profesyonel bir futbolcu nasıl olur, kısacası "Adam gibi Adam" nasıl olur, yaptıklarıyla bunu bizlere çok net gösterdi. İşte bi tarafta Jerry örneği bi tarafta Culio örneği... Bi tarafta "Adam", bi tarafta "Adamcık"...

Ovvv Çok Sert !!! Biliyorum, ama farketmez, hak eden hak ettiğini alıyor... Sanırım daha fazla söze gerek yok !

Ahlak, Etik, Culio, Galatasaray, Fatih Terim... | Bir Ayrılık Hikayesi


Öncelikle anlaşılması gereken bir konu var sanırım. Bizim tepkimiz Culio'nun gidişine değil. Galatasaray'a dönüşüne hiç değil. Tepkimiz Culio'nun Galatasaray'a dönmesi için Galatasaray yönetimin ve Fatih Terim'in izlediği yola, ligin bitmesine iki hafta kala Culio'nun yaptığı saçmalığa... Culio'nun opsiyonun kullanılmayacağını Orduspor sosyal medyasında zaten iki haftadır konuşup tartışıyoruz. O yüzden önce tepkinin sebebini açıklamakta fayda var.

Culio dün maçtan sonra yaptığı açıklamayla hem Orduspor'u hem de Galatasaray'ı zor durumda bıraktı. Gerçi Galatasaray'ı ne denli zor bıraktığını biraz irdeleyebiliriz. Çünkü bu sürecin bu şekilde çirkinleşmesinin asıl sebebi Galatasaray cephesi oldu. Sezon içindede dile getirmiştik. Orduspor Ordu'da kalmak istemeyen hiçbir futbolcuyu zorla tutmaya çalışmaz. Galatasaray ve Fatih Terim Culio'nun geri dönmesini istiyorlarsa bunun yolu basına beyanatlar verip futbolcunun kafasını karıştırmak yerine yönetim bazında temasa geçerek sezon sonu opsiyonun kullanılıp kullanılmayacağı konusunda Orduspor kulübüyle uzlaşma yoluna gitmesiydi. Fakat Galatasaray işin ahlaksız tarafını seçti. Konuşulacak, yazılacak, izah edilecek çok şey var ama bazı kişiler bu işin bu şekle gelmesindeki ahlaksızlığı kabul edemeyecek kadar kibirli. O yüzden çok fazla anlatmaya gerek yok. Biz olayın nasıl gerçekleştiğini gayet iyi biliyoruz.

Daha önce dediğim gibi, keşke Culio iki hafta daha bekleyip Ordu'dan tertimiz bir şekilde ayrılsaydı. Biz de onu gelecek sezon 19 Eylül'de bağrımıza bassaydık. Ama o bunu istemedi. Yada kelimelerinin sonuçlarını idrak edemeyek kapasitede değildi. İyi dileklerle uğurlamıyoruz kendisini.

Culio'nun sözleşmesi dünkü açıklamarından dolayı fesh edildi. Bu durumun Galatasaray maçı öncesi gerçekleşmesinin Orduspor Kulübü'yle bir alakasının olduğunu düşünmek için çok fazla art niyetli olmak gerekir. Orduspor o söylemlerden sonra yapılacak en doğru şeyi yapmış ve Culio'nun sözleşmesini fesh etmiştir. O açıklamalar üzerine Culio Galatasaray maçının kadrosunda olsaydı asıl o zaman skandal olurdu...

Nedim Türkmen, "Hiç bir futbolcu Orduspor'un üstüne çıkamaz. Yapılan açıklama sporun ruhuna, fair-play anlayışına, futbolun marka değerine zarar vermiştir. Ayrıca Disiplin Talimatı'nın 60. maddesine göre de suçtur. Dolayısıyla Galatasaray kulübüne opsiyonu kullanmayacaeğıma dair yazıyı yazdım. Futbolcunun sözleşmesini de tek taraflı olarak feshediyorum.''
Ayrıca konunun Nedim Tükmen tarafından izahı için ; TIK

25 Mart 2012

Gösterilen Saygı ve Sevginin Karşılığı...

Culio: " Lig Tv muhabirine açıklamalarda bulunan Arjantin'li futbolcu Emmanuel Culio, sezon sonunda kesinlikle Orduspor'dan ayrılacağını açıkladı. Sezon başında Galatasaray'da kiralık olarak Orduspor'a gelen ve satın alma opsiyonu Orduspor'da bulunan Culio, Orduspor Başkanı Nedim Türkmen ile görüştüğünü ve kesinlikle Galatasaray'da oynamak istediğini belirtti.

Bana kalsa Galatasaray'a karşı oynamak istemezdim ama Orduspor için forma giyiyorum, oynamak zorundayım. Önümüzdeki sezon Galatasaray'a gitmek istiyorum. Bunun için görüşmelerimi yaptım, önümüzdeki sezon kesinlikle Galatasaray'a gideceğim."

Gosso: '' Şuanda başka bir takıma transfer olmak gibi bir düşüncem yok. Sadece Orduspor'a konsantre olmuş durumdayım. Orduspor'dan başka bir düşüncem yok. Sezonun bitmesini bekliyorum.''

Culio'nun sezon sonu ayrılacak olması şaşkınlıkla karşıladığımız bir şey değil. Zaten tahmin edebiliyorduk bu durumu. Ama keşke gidişi bu şekilde olmasaydı. Sezon boyunca en kötü zamanlarında bile Orduspor taraftarı Culio'yu bağrına basıp farklı bir yere koydu. Ama Culio gider ayak taraftarı, kendisini kucaklayan şehri deyim yerindeyse hiçe saydı. Normalde yapması gereken çok basitti aslında. Gosso'nun da sezon sonu büyük bir ihtimalle ayrılacağını biliyoruz ama en azından Culio gibi nankörlük yapmadı. Nankörlük, terbiyesizlik veya bambaşka sıfatları dile getirebilirim. Çünkü gerçekten Orduspor taraftarının Culio'ya gösterdiği sevginin ve saygının karşılığı bu olmamalıydı. Aynı açıklamaları Stancu yapsa çok fazla yadırgamazdık. Çünkü taraftar ve Stancu arasında hep bir mesafe vardı. Fakat Culio ekmek yediği yere 2 hafta daha sadık kalmayı, biraz olsun profesyonel olmayı başaramadı. Aslında konunun profesyonellikle yakından veya uzaktan alakası yok bence. Konunun alakası olduğu kavram ADAMLIK. Bu açıklamanın Galatasaray maçı öncesi yapılmış olması ise olayın diğer vahim yanı. Culio keşke Ordu'dan kendini bitirmeden ayrılsaydı. Önümüzdeki sezon Galatasaray Ordu'ya geldiğinde taraftar onu tribüne çağırıp bağrına bassaydı... Ama bence o saygıyı hak etmiyor artık ve yaptığı açıklamalardan sonra Orduspor formasını giymeyi de... Fatih Terim'in onun hakkındaki açıklamalarından sonra Culio'nun performansı da ortada. Son olarak Fatih Terim'e sevgiler...

15 Mart 2012

Olması Gerektiği Gibi...

Beşiktaş maçında Culio ve Gosso arasında yaşananlar canımızı bir hayli sıkmıştı. Konu yeterince can sıkıcı olduğu için buralardan çok fazla dillendirmek istemedik. Malum ligde son haftalara giriyoruz ve ulaşmaya çalıştığımız bir hedef var. Bugün resmi siteden Gosso'nun doğum günü için paylaşılan fotoğraf içimizi ferahlattı diyebilirim. Aile içinde yaşanır bu tarz şeyler. Fotoğraf tam da olması gerektiği gibi. Bu arada iyiki doğmuşsun Gosso demeyi de eksik etmeyelim.

12 Mart 2012

Orduspor 1 - 1 Beşiktaş | Hakeme Ne Demeli ?


İstanbul takımlarıyla oynadığımız klasik karşılaşmalardan biri oldu yine. İlk yarıdaki Fenerbahçe maçı, Ordu'daki Fenerbahçe maçı ve bu maç... Sahada kazanmayı hak eden takım hep bizdik ama tecrübesizliğimizin sonucu bize yine iki puana mal oldu. Sahada oynanan futbolu, verilen mücadeleyi bir kenara koyarsak söylememiz gereken diğer şey ise ; İstanbul takımlarına karşı maç kazanabilmek için öncelikle sahada iyi niyetli bir hakemin olması gerekiyor. Biz Mustafa Kemal Abitoğlu'na rağmen dün kazanabilirdik ama olmadı.

Savunma anlamındada, hücum anlamındada dün sahaya doğru şeyler yansıttık. Ama bir türlü son noktayı koyamadık. Beşiktaş'ın Atletico maçının yorgunluğundan faydalanmak için önde basarak onları hataya zorladık ve bunda başarılıda olduk. Beşiktaş topla çıkarken kazandığımız topları iyi kullanabilseydik maçın ilk yarısını çok daha farklı bir şekilde tamamlayabilirdik ama onların topla çıkarken yaptığı beceriksizliği biz pozisyonları harcayarak geri iade ettik. Hakan Özmert kendi performansından ne kadar memnun bilmiyorum ama Hasan Kabze'nin sakatlığından sonra ilk 11'de çıktığı hiçbir maçta bizim beklediğimiz performansa yaklaşamadı. Hücumda neticelendiremediğimiz çoğu pozisyonda onun imzası vardı desem abartmış olmam. Attığımız goldeki payı büyük ama Hakan Özmert'in beklentilerimize yanıt verdiğini söyleyemeyiz. Onun son toplardaki beceriksizliğide sonuç olarak tandemden başlayıp en uca uzanan olumlu futbolun olgunlaşamamasının nedenlerinden biri oldu.

Hakemin sonuca etki ettiği maçın son 10 dakikasında gerçekleşen iki pozisyon
Son maçlara nazaran defans hattında sıkıntı yaşamadık. Sedat, Yalçın ikilisine çok fazla iş düşmedi. Selçuk ve Garcia'da görevlerini gayet iyi yaptılar. Defansta bariz sıkıntı yaşamamamıza rağmen Edu'nun attığı güzel ve ekstra olan golle Beşiktaş puanı aldı. Hak ederek mi aldı orası tartışılır ama o gol çok ekstraydı. Bizim defans olarak iyi bir görüntü vermemizin diğer nedeni ise Beşiktaş'ın olumsuz futboluydu. Fernandes dışında sahada göze batan futbolcuları yoktu. Bizim son toplardaki beceriksizliğimiz, Edu'nun attığı ekstra gol, Abitoğlu'nun sonuca etki eden kararları voltranı oluşturdu ve Play Off yolunda çok önemli iki puanı kaybettik. Kaybedilen iki puana rağmen takıma söyleyecek sözümüz yok. Bazen böyle oynayın canımızı yiyin dersiniz ya, aynen öyle yürekten oynadık dün Beşiktaş karşısında. Bireysel olarak bir iki futbolcumuzun formsuzluğu vardı ama göze batan o eksikliklere rağmen takıma söyleyecek bir sözümüz yok. Tribün ve sahadaki futbolcularımız bu maçı kazanmak için herşeyi yaptılar ama bazen olmuyor işte.

Bütün bu güzellikleri dile getirmişken dün sahada yaşanan olaydan bahsetmeden olmaz. Culio ve Gosso arasındaki gerginlikten... Hem Culio hemde Gosso maça gerçekten çok iyi başladılar. Culio son maçlarda hiç görmediğimiz kadar olumlu işler yapıyor, Gosso'da Afrika Kupasından döndükten sonra ilk defa kendi öz futbolunu oynuyordu. Takımımız golü buldu bulacak derken sahada bu ikilinin birbirini tartaklaması, Gosso arkasını dönüp giderken Culio'nun bacağına hafif bir tekme sallaması, sonra Gosso'nun arkasında dönmesine rağmen o anda sakin kalmayı başarabilmesi... O anın 10 saniye sonrası baraj kurulurken ikilinin birbirine sarılması bir nebze içimizi ferahlattı ama yaşananların gerçekten izahı yok. Bu ikilinin maça çok iyi ve hırslı başladığını söyledim. Yaşananları aşırı konsantrasyona yoruyorum. Normal şartlarda sahadaki bu olayın karşılığı çok ağır cezalar olmalıdır ama ikilinin sınırı aşmalarına rağmen saniyeler sonra yan yana gelmeleri ve devre arasında gerginliğin giderilmesinden dolayı herhangi bir yaptırım uygulanmayacak.

Ligin bitmesine 4 hafta var. Çoğu kişi unumuzu eledik eleğimizi astık havasında ama neden bu kadar erken havlu atılıyor ? İlk 8 ile aramızda 4 puanlık fark var. Oynayacak olduğumuz 4 maç ve alınması muhtemel 12 puan var. Bu karşılaşmalar tabikide kolay karşılaşmalar değil, rakipler güçlü ama matematiksel olarak iddiamız sürüyor. Maçlarımızı kazanmamız dahilinde ulaşabileceğimiz bir hedeften bu kadar erken vazgeçmemizin, zaten kümede kaldık onu gönderelim, bunu oynatalım, şunu oynatalım dememizin mantıklı bir açıklamasını göremiyorum ben. Kalan 4 maçımızada aynı ciddiyetle çıkıp ligi bitirebildiğimiz kadar iyi bir noktada bitirmeliyiz. O yüzden şunu futbolcu gönderip, gençlere yer verme vakti değil şuan içinde bulunduğumuz durum. 4 hafta daha aynı ciddiyetle yolumuza devam edip, bu konuşmaları lig bittikten sonra yapmak çok daha mantıklı. Culio-Gosso olayı, Stancu mevzusu, Culio'nun kalıp kalmayacağı ve benzeri düşüncelerin hepsinin üzerine sünger çekip bu mevzuları ligin sonuna kadar idare etmeliyiz.

Yazmak istediğim çok şey vardı. Yazıya başlarken aklımda olan şeylerin çoğunu atladım ama sonuç olarak faiş hakem hatalarından dolayı Ordu'da 2 puanı kaybettik. Genel kanının aksine hiçbirşey bitmedi. Orduspor ortada bir umut varsa sonuna kadar kovalamlıdır. Geriye kalan 4 hafta alınacak olan 12 puan var. Bunu başaramayacak bir takımda değiliz. O yüzden lig sonuna kadar aynı bütünleşme ile takımımızın arkasındayız.

28 Şubat 2012

United Colors of Orduspor


Uyruk
Oyuncu

Portekiz Portekiz
Miguel Garcia Miguel Garcia
29 yaşında


Almanya Almanya
Tobias Nickenig Tobias Nickenig
27 yaşında


Ispanya Ispanya
Javito Javito
28 yaşında


Brezilya Brezilya
Bruno Mezenga Bruno Mezenga
23 yaşında


Fransa Fransa
Wilfried Dalmat Wilfried Dalmat
29 yaşında


Arjantin Arjantin
Emmanuel Culio Emmanuel Culio
28 yaşında


Fildisi Sahili Fildisi Sahili
Jean-Jacques Gosso Jean-Jacques Gosso
28 yaşında


Slovenya Slovenya
Saso Fornezzi Saso Fornezzi
29 yaşında


Romanya Romanya
Bogdan Stancu Bogdan Stancu
24 yaşında




Aslinda uzun zamandir gozumuzun onunde olan ama benim biraz da yeni fark ettigim bir konu oldu. Kadromuzdaki yabancilara bakinca United Colors of Benetton misali her renk ve irktan, 3 ayri kitadan ve en onemlisi her birinin ayri ulkeden oldugunu goruyoruz.

Sene basinda yeni cikan takimlarin bile ardi ardina yildiz, isim transferi patlattigi donemde Orduspor daha mutevazi davranmis Yalcin, Hakan Ozmert, Tekke gibi ligin iyi isimlerinin yani sira ozenle secilmis yabancilarla takviye etmisti. Yildiz isimlerle toplama takim kuran rakiplerimizin hali ortadayken, isimden cok dengeye onem veren Orduspor`umuzun basariya nasil ulastiginin guzel bir kaniti aslinda bu kare. 10 farkli ulkeden yabancisiyla takim olabilmeyi becerebilmis Orduspor`un Super Lig`deki ilk senesinde ust siralari zorlamasini gururla izliyoruz. Seneye de dogru isimlerle kadro kalitemizi arttirip, bugun sahaya yansittigimiz takim duygusunu da korumamiz durumunda; bu ligde yeni, guclu bir sehir takimi olmamak icin hic bir engel yok.

12 Şubat 2012

Fatih Terim Arsızlığı

Fatih Terim'in Süper Lige yeni çıkmış, küme düşme ile play off arasında yer alan ve ince bir köprüden geçen bir takımın hocası olduğunu varsayalım. Takım kritik maçlara çıkıyor. Aldığı bir iki mağlubiyetle sıkıntılar yaşayabilir. İstikrarlı giderse ilk 8'e kalıp Avrupa'ya gitme şansı yakalayabilir yada ligi hedefsiz bir şekilde bitirebilir. Böyle bir süreçten geçerken başka bir takımın hocası çıkıyor ve o takımın en önemli futbolcularından biri hakkında transfer beyanında bulunuyor. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır.'' Tabi bu cümlenin önceside var. Arda'nın gideceğini bilseydim Culio'yu göndermezdim tarzında. O hoca lig henüz devam ederken futbolcunun aklını karıştıyor ve belkide bundan sonraki süreçte sahaya yansıtacağı performasını etkileyecek o açıklamasıyla. Acaba Fatih Terim ne düşünürdü, ne hissederdi o Anadolu takımının başında olsaydı ?

Fatih Terim'nden empati yapmasını istemiyorum ama yaptığı açıklamalar, kurduğu cümleler arsızlıktan başka birşey değil bence. Culio bu sezon sonuna kadar Orduspor formasını giyecek. Sezon sonu Orduspor Culio'nun bonservisini alma hakkına sahip. Eğer çok istiyorsan Culio'yu beklersin sezon sonunu, konuşursun kendisiyle ve Orduspor'la durumu çözümleyemeye çalışırsın. Ama sen ligin bitmesine daha haftalar varken, lig devam ederken böyle bir şeyi bir değil bir kaç defa dile getirirsen yaptğına terbiyesizlik derler sayın Fatih Terim. Yıllardır Anadolu takımları elindeki futbolcuyu İstanbul takımınlarına satsada kötü oldu, satmasada. Bu durumun onunla bir ilgisi yok gerçi ama ahlaki olarak bazı şeylerin farkına varmak lazım. Bir cümle ağızdan çıkarken durumun ahlaki boyutunun ne olduğunu sorgulamak lazım. Ama sayın Fatih Terim ''fıstık benim olucak, vurucam kırbaçı'' edasıyla kendi isteklerini rahatça dile getirebiliyor, işin ahlaki boyutunu düşünmeden. Bundan sonraki süreçte kendisini biraz daha aklı selim düşünmeye ve o doğrultuda konuşmaya davet ediyoruz. Malum dünya Fatih Terim'in yada Galatasaray'ın etrafında dönmüyor. Çok değil, birazcık empati ve saygı...

4 Ekim 2011

Four Four Two Dergisi DRACULİO Röportajı


Four Four Two dergisi Ekim sayısında futbolcumuz Culio ile yapılan röportaja yer verdi. Bir solukta okunan bu röportaj, Culio'nun yaşam hikayesiyle ilgili güzel ipuçları veriyor.İnşaat işçisi olarak süren bir hayat, 20 yaşında Arjantin 3.liginde futbol oynamaya başlamasıyla değişiyor ve kutsal topraklara dek uzanan hikaye başlamış oluyor. Emeğe saygı gereği röportajın bizi ilgilendiren güzel bir bölümünü aktaralım.

Kiralık olmak aidiyet duygusunun oluşmasını zora sokuyor mu?

Ben Orduspor’a ait olduğumu hissediyorum. Zaten kontratımda bir madde var. Orduspor bu sezon sonunda ligde kaldığı takdirde ben otomatik olarak Orduspor’un oyuncusu olmaya devam edeceğim. Anlaşmanın böyle olması beni rahatlatıyor. Burada mutluyum ve Galatasaray’a dönmek için oynamıyorum.


Mor-Beyaz renkler sana çok yakışıyor "Draculio". Umarım uzun yıllar bizimle kalırsın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...