31 Mayıs 2011

Güle Güle Jerry...

Hala Süper Ligin sarhoşluğu içindeyiz ama akşam üstü aldığımız bu haber içimizi biraz olsun burktu. Takımdan illaki kopanlar olacak ama şuanki psikolojiyle ben kendi adıma hiçbirine gitsin diyemezken takımda kalmasını istediğimiz futbolcuların belkide en başında gelen Jerry'nin takımdan kopması pek iyi bir haber olmadı. Ligin büyük bir bölümünü yedek kulübesinde geçirmesine rağmen o formayı sırtına her geçirişinde canını dişine takması onu güzel hatırlamamıza yeterde artar. Jerry bugün Manisapor ile 3 yıllık anlaşma sağladı ve sağlık kontrolünden geçti.

3 sezondur o formanın hakkını canını dişine takarak verdi. Bir futbolcu hata yaptığı zaman bile alkışlanıyorsa, ''I love you Jerry'' haykırışlarıyla oyundan çıkıyorsa, hele bu olay Ordu'da oluyorsa o futbolcunun gönlümüzde nasıl bir yer edindiğini az çok anlatmaya yeter. Bizden biri gibi oldu Jerry ama her beraberliğin birde ayrılığı var. ilk geldiği sezonun devre arasında Sporting Lizbon talip olmuştu fakat bırakmamıştık. Gönül isterdi ki bu formayı Jerry Süper Ligde de giymeye devam etsin ama nasip değilmiş. Gözümüzün önünde olacak olması iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum ama onun güzel futbolunu, hırsını Ordu unutmayacak.

Bu şampiyonluğu kadroyu biz kutsalımız saydık. 26 yıllık özlemimiz sona erdi dile kolay ama Jerry'nin yeri başkaydı.

Döktüğün her bir damla ter için teşekkür ederiz JERRY.
Yolun açık olsun KARAOĞLAN...

30 Mayıs 2011

Selam. Naber ?


Biz geldik...

Şampiyonluk Gecesinden Kare Kare | Mutluluğun Fotoğrafları























Rüya değil Gerçek | ŞAMPİYONUZ ..!



Şuan bu yazıyı yazıyorum ama hala herşey bir rüya gibi geliyor bana. Yaşadığımız duyguları, mutluluğumuzu tarif etmeye cümleler yetmez. Yılların vermiş olduğu birikmişliğin dışa vurumunu hele cümleler ile hiç anlatamayız.

88. dk'da gelen gol ile Ankara 19 Mayıs Stadyumundaki herkes gözyaşlarına boğulup birbirine sımsıkı sarıldı ya o anı cümleler hiç anlatamaz. Mutluyuz, gururluyuz. Yüzümüz kara çıkmadığı için, inançlarımız karşılığını bulduğu için sevinçliyiz.


Şampiyonluk bize çok yakıştı. Yeri geldi kızdık, yeri geldi umutsuzluğa düştük, hevesimiz kaçtı ama en kötü zamanımızda bile omuz omuza verip bu mutlu güne ulaştık. Bu güzellikte emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. ''İNANIN'' dedik ya, hakkaten ''İNANDINIZ'' siz. Bu şehrin 26 yıllık özlemine son verip, adlarınızı tarihimize kazıdınız. Golden sonraki gözyaşlarınız, maç bitimindeki gözyaşlarınız en az bizim gözyaşlarımız kadar kutsaldı. Emeğin, boşa gitmeyen umutların dışa vurumuydu o damlalar.


Duygular, yazılacak şeyler çok ama şuan ifade etmekte gerçekten zorlanıyorum.

HEPİNİZE YÜREKTEN TEŞEKKÜRLER.
SÜPER LİGİN ORDU'SU GELDİ..! : )

26 Mayıs 2011

İNANIYORUZ, HAYALLERİMİZLE 29 MAYISI BEKLİYORUZ..!

En kötü günde herkes bitti gitti takım ilk 6 dışında kaldı derken, Kütahya'da o sessiz sakin stadta ''İNANIN'' pankartını astık ya, o günkü gibi İNANIYORUZ. Hepinize birer birer mektup yazdık, bu şehrin umutlarından hayallerinden bahsettik ya, hala o hayallerle yaşıyoruz... Sizlerin istediği zaman neler yapabileceğinin her zaman farkında olduk. Teşekkür ederiz. Zor günleri aşıp son noktaya kadar geldik. Artık sadece son adımı atacağız ve o kapıdan gireceğiz. Bir sezon boyunca yaşadıklarımız, üzüntülerimiz, sevinçlerimiz hepsi birbirine girecek. O gece çok güzel olacak çok...

Artık önümüzde sadece ve sadece bir 90 dk kaldı. O ligi geçmişiyle, tarihiyle, taraftarıyla, şehriyle herşeyiyle hak eden BİZİZ.

Gideceğiz top tüfek. El ele verip 29 Mayıs akşamı bu şehri, bu takımı Süper Lige çıkaracağız. Sonra Ankara'yı Mor ve Beyaza boyacağız. El ele verip yapacağız bunu. 90 dk daha hep beraber yüreğimizi ortaya koyacağız.

Zaman nasıl geçer, o gün ne zaman gelir bilemiyoruz ama az kaldı.

OMUZ OMUZA VERDİK,



Ankara'ya... | Çaykur Rizespor 3 - 3 Orduspor


Finaldeyiz ve rakip Gaziantep Büyükşehir Belediyespor... Bugün, Kütahya'da 2-1 kazandıkları maçın ardından kendi sahalarında 1-0 yenilmelerine rağmen finale kaldılar...

Oyunun en güzel yerinde zil çalmış, 4-0'lık skorun tadı damağımızda kalmıştı ilk maçta. Bu akşam ise son ders saati, okul çıkışı vardı Rize'de. Bir mucize gerçekleşmedi ve finale kaldık 3-3'lük bir skor sonrasında. 3-3'e aldanmamak gerek tabi. Yediğimiz goller ortada...

Rize yönetimi sokak sokak gezip, insanları maça davet etmişti bu maç öncesinde. İçlerinde bir umut vardı ki olmalıydı zaten. Şehrin ilgisizliğini bu maçla yıkmaya çalıştılar. Belkide gelecek bir mucize sonuçla şehir takımına yine sahip çıkacaktı. Ama bildiğimiz tablo değişmedi. Rize aynı tas aynı hamamdı, tribünlerin büyük çoğunluğu boştu. Güvenlik gerekçesiyle Rize'ye alınmayan taraftarımıza oldu olan aslında. Zaten stadın kale arkası boştu ki neyin önlemi oldu bu?

Evet Rizelilerin içinde olan umut bizdede vardı. Tedirginlik şeklinde... Futbol bu hiç belli olur mu? İlk 20 dakika çok önemliydi zira. Korktuğumuz başımıza gelmedi, futbolcularımızda olası bir rehaveti görmedik. Ne güzel... İlk 20 dakikayı sağ salim atlattık. Bu bölümde ve sonrasında Rize tribünleri zaten var olan neşemizi daha da yerine getirdi değinmiyorum bu konuya. Farkındayım çok bahsettim o taraftan,,. Bir pozisyon oldu ceza sahasında penaltı beklediler. Eldi yada çarpmaydı her kafadan farklı sesler çıkar, hakem devam dedi. Pozisyondan sonra Adu'nun frikik direkte patladı. İlk yarı ortalarına doğru Rize kendini göstermek üzereydi ki direkten dönen top sonrası İrfan'dan harika bir gol. 0-1... Çok az bir aralık bırakılan final kapısı bu golle ardına kadar açılmıştı...

Ve Rizeli futbolcular. Yine de belli bir kitleye hitap ettiğimiz bu sayfada, fazla fanatik bir yazı çıkarmak istemiyorum ama sizlere denebilecek en hafif lafı bulamıyorum, susuyorum. Futbolculuk yeteneğiniz sıfır ama futboldan sonra iş alanınız belli. Bir kasap dükkanı açın ve başına geçin, yakışır...

İrfanın golünden sonra anlatılabilecek pek birşeyde kalmadı. Ahmet Kuru attı 2-0 oldu. Fevzi topu rakibe yumrukladı golü yedik 2-1. Abdullah yolladı füzeyi 3-1. Bu dakikadan sonra en çok üzüldüğüm olay, Emrullah'ın karşı karşıya kaçırdığı o goldü :( 85 dakika oyunu belli bir ciddiyet içinde götüren takımımız son 3 dakika maçı bırakınca 3-3'lük bir skor çıktı ortaya...

Sizler bizi çok mutlu ettiniz çokta üzdünüz. Yeri geldi sizi başımızın üstüne aldık, yeri geldi yerin dibine soktuk. Sonu güzel olsun hikayemizin. Haydi çocuklar kaldı 1. Haydi ORDU, Ankara'ya.

Neydi hani? SÜPER LİG'İN ORDU'SU GELİYOR...

24 Mayıs 2011

Futbol Güzeldir #6

Bugun keyifler on numara dun gecenin buyusunden kurtulamadim ne yazik ki. Ne zamandir da futbol guzeldir fotograf paylasimini yapmiyorduk blogda. Bugun kendi sevincimizden bizim olan bizden olan bir sevinci paylasmak istedim. Futbolcularimizin sevincini gosteren bir kare...

Darisi 29 mayis aksami 19 mayis stadinda baskentte olsun diyoruz.



Teşekkürler Çocuklar !



Büyük Orduspor Taraftarı,

Maçın kritiğini yapmaya kalktığımda hüngür hüngür ağlıyorum. Sevinç gözyaşlarıma hakim olamıyorum bir türlü.

Maçın başlamasına iki saat kala stad dolmuş, herkes o büyülü anı bekliyordu. Bir koltukta üç kişi sıkışarak ayakta zar zor durabiliyorduk.

Rizesporlu futbolcular zemini gezmek için sahaya çıktıklarında şaşkınlıkları tavan yapmıştı diyebilirim. Hepsi tribünleri izliyorlardı. Çocukluk arkadaşım Ç.Rizesporlu Evren'i çağırdım yanıma sağolsun kırmadı geldi. Biraz muhabbetten sonra sordum; Evren nolur maç dedim. Onu o kadar iyi tanıyorum ki. Atmosferden etkilenmişti. Hayırlısı Güçlü... dedi.

Daha maç başlamadan insanlar birbirlerine bakıyor,gözlerine inanamıyorlardı. Ben, böyle güzel bir atmosfer görmedim. Kelimelerle anlatılacak bir şey değil kesinlikle. Maç başladı, biz coştuk, takım coştu... Goller birbiri ardına gelirken hüngür hüngür ağlayan mı ararsın, şevinçten ne yapacağına şaşıran mı ararsın, herkes olağanüstü gayretliydi,mutluydu, sevinçliydi...

Bütün futbolcu kardeşlerimi tek tek alınlarından öpüyorum bize bu sevinci yaşattıkları için ama ayrı bir not düşeceğim.

Bugün Fidangör'de gezerken bi kardeşimizi gördüm. Hemen hemen herkes tanır kendisini Ordu'da. Tekerlekli sandalyesi ile ıslak mendil satan bir Ordusporlu kardeşimiz var. Her maçımıza da gelir. Onun mutluluğunu anlatamam. Adam ağladı sevinçten. Onu mutlu ettiniz ya çocuklar, size ne kadar teşekkür etsem azdır.


Bana, ben daha ölsem de gam yemem, bu geceyi gördüm ya daha bişey istemiyorum. Böyle mutlu olmadım hiç dedi o güzel kardeşimiz. Futbolcu kardeşlerimiz de maç öncesi kendisine söz vermişler. O kadar ümitli ve gözleri gülüyordu ki, ''Bu takım bu sene süper lige çıkacak'' cümlesini hiç kimse onun kadar anlamlı söylemedi benim için.


Henüz herşeyin bitmediğinin de farkındayız. Evet, ayaklarımız yere sağlam basmalı, bunun da bilincindeyiz. Yalnız biz takımımıza, sonuna kadar güveniyoruz ve en önemlisi onlara inanıyoruz. Perşembe gecesi tur atlamış bi şekilde Play Off finalinin oynanacağı kente, Ankara'ya gideceğiz tek yürek.


Şimdiden şehir süper lige çıktı diyebilirim taraftarıyla. Taraflı tarafsız herkes bunu dün gece gördü.

Biz artık takımı bekliyoruz.

Geri sayım başladı...


Süper Lig'in ORDU'su geliyor.



22 Mayıs 2011

A Milli Belçika Kadrosunda Olanlar ve Olmayanlar...


A milli futbol takimimizin Belcika maci kadrosu aciklandi bana gore o formayi hak etmeyenleri dilimiz dondugunce kimlerin hak ettiginide yazayim istedim.Simdi bakiyoruz yerlerde surunen takimin futbolcularinin bir kaci haric A milli kadroya cagrilmalari gecen senenin sampiyon takimindan bir Allahin kulu cagrilmiyor.Sinan Bolata olan hayranligi devam ederken gozlerimin Cenk Goneni aramasi kadroda olmamasi..

Çağlar,Gökhan zan,Selçuk şahin isimlerini gorunce kisa sureli bu ne yahu dedim olmamasi gereken futbolcularin basinda gelen bu 3 isim neden olmamali soyliyelim.. Çağlar yada Selçuk takimlarindaki performansina bakiliyorsa Hasan Ali Kaldirim ne oynuyor ve Selcuk nasil bir performans sergiiyor ki Necip gibi bir yeni yildiz goz ardi ediliyor.Ama Guus Hiddink abi Selcuktan cok memnunmus da bla bla bla...Gokhan zan beyefendinin Milli takima nasil secildigini ne oynadigini bir Allahin kulu anlatsin lutfen Bursaspordan Omer neden yok Gokhan harikalar mi yaratiyorda bizler goremeiyoruz.

Olcan,Hurşut,Volkan şen,Serdar Aziz,İbrahim öztürk,Orham şam, ilk akıla gelenler düzgün,tarafsız ve ciddi seçimler yapılsa ama ne yazik ki goremiyoruz boyle secimler oldukca dogru duzgun secimler olmasini arzu etmekten baska ve bu yaziyi yazmaktan baska bir sey gelmiyor elimizden.Oysa ki dogru secimler yapilsa yukarida saydigim isimler kadroya alinmis olsa insanlar takımdan soğumaz hemde bu takım çok daha başarılı olur.Ayrıca bu seçimler çok oyuncuyu futboldan yada Milli takımdan soğutuyor dusuncesine sahip olmaya basladim desem yeridir hani.

Bu futbolcularin transfer tekliflerini değerlendirirken tercihlerini etkiliyor olacagini kim soyliyebilir.Basit bir örnek son şampiyon şuanki ligde 3.olan ve kadrosunda hep yerlilerin katkısı olan bir takımdan üstelik çok genç yetenekleri olan,şampiyonlar ligi tecrubesi bile görmüş adamları almıyorsan Milli takım ideali olan bir oyuncu Bursaspora gelirken acaba der.Ama G.saray alt sıralarda iken bile iskelet oluşturabiliyorsa,kadroya giremeyen adamlar bile Milli oluyorsa gerisini anlatacak söz kalmıyor.

Hoşgeldiniz | Bandırmaspor 1-5 Sakaryaspor


1 maç vardı ama bir Hoşgeldin(iz) gelsin DAG ekibinden. Geç kalınmış bir hoşgeldiniz olsun. Gakkoşlara olsun bu hoşgeldin. Göztepe'ye olsun bu hoşgeldin. Ve bugün, Sakarya'ya olsun bu hoşgeldin. Hoşgeldin Tatangalar... Haketmediğiniz yerlerdeydiniz. Hiç hesapta yokken tekrar döndünüz Bank Asya'ya.

Bir Göztepe geri döndü bu sene. Futbolla fazla arası olmayan insanların belkide ismini unuttuğu bir Göztepe. Amatör lig dahil heyecanların her türlüsünü yaşayan son haftalarda Bandırmaspor ve Bugsaşspor ile şampiyonluk yarışına giren Göztepe kendi grubunda ligi zirvede bitirip Bank Asya 1. Ligi'ne yükseldi. Tekrardan tebrikler Göztepe... Bu arada Göztepe demişken, bir hikaye vardır onların asla unutamadığı, içinde Orduspor'umuzun geçtiği. O hikayeyi paylaşmadan olmaz sanırım bu satırlarda. Göztepelilerin ağzından;

" Futbolculuk döneminde tarihi başarılara imza atan Gürsel Aksel, antrenörlük döneminde Göztepe'mizin 2.Lig'e düşüşüne tanık oldu. Hem de son maçta Göz-Göz'ümüze rakip olan Orduspor'un başında. 1976-77 sezonunda Göztepe'miz ligde zor günler yaşıyor. Ligin son haftasına girildiğinde sarı-kırmızılı ekibimiz Ordu deplasmanına gidiyor. O dönemde Gürsel Aksel Orduspor'un teknik direktörü. Göztepe'miz bu maçı kazanırsa ligde kalacak, kaybederse küme düşecek. Maçtan önce Göztepeli yöneticiler koca kaptana adeta yalvarıyor. "Aman Gürsel, Göztepe'nin kaderi senin elinde. Bize bir puan bile yetiyor. Futbolcularla konuş, bu işi bağla." diyorlar. Koca Kaptan duyduklarına inanamıyor ve yerinden fırlıyor. "Siz hiç futbolcunuza bu maçı satın diyebilirmisiniz? Biz bugüne kadar Göztepe'de formamıza hiç ihanet etmedik, ettirmedik. Size şerefli bir forma bıraktık, düşeceksek şerefimizle düşeriz. Kalbim Göztepe'yle ama ben böyle bir şey yapamam." diyor. Aksel, maçtan önce soyunma odalarına gidip futbolcularına "Arkadaşlar. Benim kanım, canım her şeyim Göztepe. Ama sakın bana bakıp duygusal davranmayın. Çıkın mertçe, erkekçe oynayın ve maçı kazanın." diyor. Orduspor o maçı 2-1 kazanıyor ama maçtan sonra Orduspor soyunma odası ölü evi gibi. Futbolcular Gürsel Aksel'i maç bitiminde hüngür hüngür ağlarken buluyor, onu teselli etmeye çalışıyor. Aksel, kimseye haber vermeden Kula'ya gidiyor ve tam 1.5 ay hiç ama hiç kimseyle konuşmuyor. Yakınları onun sağlığından endişe ediyor, Aksel Göztepeli arkadaşlarının ısrarıyla İzmir'e zor getiriliyor. "

Bank Asya'ya kendi grubunda lider olarak çıkan bir diğer takım Gakkoşlar oldu. Kısa bir aradan sonra tekrar geldiler buralara. Hiçte şansımız tutmaz size... Bu sene içinde Elazığspor ile ilgili bir yazı yazmıştım buralarda. http://divaneasikgibi.blogspot.com/2010/12/30-haftadr-kaybetmeyen-takm-elazgspor.html Bu yazıdan tam 4 hafta sonra kaybettiler Adana Demirspor'a. O istedikleri rekoruda kıramadılar. Ama ligin başından beri lider olarak götürdükleri sezonu, son haftalarda biraz sancılı olsada şampiyon olarak bitirmeyi başardılar. Sizde hoşgeldiniz Gakkoşlar...

Ve bugün...
Bank Asyaya çıkmak için oynanan Play Off maçlarının finali oynandı Antalya'da. Mardan'da... Play Off'ların favorileri Konya Şekerspor, Bandırmaspor ve Bugsaşspor'du. Ana Sakaryaspor bu 3 favori takımıda tek tek eleyerek bileğinin hakkıyla Bank Asya'ya çıkan 3. takım oldu. Hemde Play Off'ların en zayıf halkalarından birisi olarak gösterildiği bir ortamda.

Öyle bir maç oynandı ki Mardan'da. Bırakın Bank Asya'yı Süper Lig düzeyinde bir maç oldu. Sakarya taraftarı Bandırmalılara karşı baskın taraftı. Diyorlar ki "İnanlar asla kaybetmezler." Kaybetmediler. O taraftar bugün Bank Asya'yı haketti, futbolcularda hakettikleri hediyeyi tam 5 golle verdi onlara.. Dakikalar 10'u gösterirken Sakarya 2-0 yapmıştı maçı. Maçın mutlak favorisi Bandırma şok içinde... İlk goldeki penaltı çok tartışılır. Kendi kişisel görüşüm bir hakem hatası vardı pozisyonda. Diri bir takım Bandırma ama hala acemiler. Penaltının şokunu atlatamadan hemen 2'yi gördüler kalelerinde. Gardı düştü. Sakarya ilk yarıda maçı yöneten taraf oldu. İstediği zaman soğutup istediği zaman hareketlendirdiler maçı. Bandırma bir gol bulsa, işte o zaman bakın siz maça. Ama olmuyor. Deniyor Bandırma kaleyi yokluyor ama sonuç gelmiyor. Sakaryaspor takım olarak, teknik heyet olarak ve tabi ki taraftar olarak Bandırmaspor'dan daha çok inanmışlardı Bank Asya'ya. 35. dakikada fark 3'e .çıktı. Mesut 2. golünü attı. Bu arada günün en başarıları isimlerinden biriydi kendisi. İlkay'da var bu başarılı isimler arasında. Maç 2-0 devam etseydi Bandırma için hep bir umut olacaktı ama 3-0a gelen maç onlarında umutlarını yıkmıştı. Zevkli giden maçın daha da zevklenmesini sağlayan gol 45. dakikada Bandırmaspor'dan geldi. Devre biterken buldu golü Bandırma oldu maç 3-1...

2. yarıda Sakaryaspor'dan çok Bandırmaspor'un ne yapacağı önemliydi. Devre biterken gelen gol beklenildiği gibi hırslandırmıştı onları. Birçok kez geldiler Sakarya kalesine ama Harun'u geçemediler. Bandırma adına gelmeyen gol, günün en başarılı isimlerinden birisi olan İlkay'ın attığı golle Sakaryaspor adına geldi. Bu onların 4. golü oldu. Sonra İlkay yine attı 5 oldu. Bandırma darmadağın... Bugün iyi oynadıklarından bahsettiğim İlkay ve Mesut dışında bir isim var ki Sakarya'da, bundan sonra devamlı takip edeceğim bir isim olacak kendisi. Yasin Görkem Aslan, Sakaryaspor'un izlediğim maçlarında hep ön plandaydı. 22 yaşındaki bu arkadaşımız Bank Asya'da da isminden söz ettirebilirse, geleceğinin parlak olacağını düşünüyorum...

Bu arada Bandırmaspor'da bir isim vardı 5-1'den sonra bir gol pozisyonunda eli ayağına dolandı. Adı Emrah Ekmekç'ydi. Hatırladınız değil mi?...

Sakaryaspor bu tür final maçlarını seviyor. Süper Lig'e çıktığı senede Play Off'larda Altay'ı rahat bir oyunla 4-1 yenmişti. Bu kısa nottan sonra Sakaryaspor'a da hoşgeldin diyorum. Seneye Karşıyaka'nın Göztepe'nin Sakarya'nın olduğu güzel bir lig bekliyor bizleri Bank Asya'da...

21 Mayıs 2011

NEREDE OLURSAN OL! FORMANLA ÇIK SOKAĞA!


Tarihi akşama sayılı saatler kala, önce Ordudaki daha sonra Türkiye’nin dört bir yanındaki ve bütün Dünyadaki Orduspor sevdalıları olarak, bu andan itibaren sokağa her ne amaçla çıkıyorsak çıkalım, Ordusporumuzun Formasıyla çıkıyoruz..!

Ortaya çıkardığımız ortak ruh, tarihi gecede takımımıza yardımcı olacak… İNANIN!


Yaşamak İçin, Doğmayı Bekliyoruz... -23 Mayıs- 20:00




Duygularımız karmaşık, derin , sarsıcı.. Ne yapacağımızı bilmez halde, öylece bekliyoruz.. Hayal ile gerçek karıştı birbirine.. İçimizde kopan fırtınaları yutkunarak karşılıyoruz.. Sanki bir rüyadayız, konuşsak uyanacağız.. Susuyoruz.. Yaşamaya ara verdik.. Sadece zaman geçiriyoruz.. Farkında olmadan oraya buraya karaladığımız,dağınık kelimeler..

“Mor,Ordu,Beyaz,Osene-busene,İnanın,şampiyon,kader,Boztepe,memleket,atlarız, Mor,Beyaz,Mor,Beyaz,Beyaz,Mor,Mor,aşk…!”

Deli diyorlar bize..Desinler.. Sevdik seni en delisinden.. Şampiyonluk nasıl beklenir Morbeyazım.. Bilmiyoruz.. Öylece bekliyoruz.. Yaşamaya ara verdik.. Sadece zaman geçiriyoruz..


Yaşamak için, doğmayı bekliyoruz…

20 Mayıs 2011

Divane Aşık Gibi 1 Yaşında : )

''Yağmurlu bir ilkbahar gecesiydi , '' demeyeceğim. : ) Sanki dün yola çıkmış gibiyiz ama üstünden bir sene geçmiş. Yola çıkarken tabikide başarılı olmayı, güzel bir blog ortaya çıkmayı düşünüyorduk ama 1 senede geldiğimiz noktaya baktığımızda yeni, çok yeni bir blog olmamıza rağmen kaydettiğimiz aşama ve ulaştığımız kişi sayısı mutluluk verici. 1 senede bu noktaya geldiğimizi düşünürsek Divane Aşık Gibi zamanla çok daha kaliteli yazılar ile Orduspor taraftarının sesi olmaya devam edicek. Hiçbir zaman profesyonel olalım diye bir kaygı içerisinde olmadık. blogspot çatısı altında aynı amatör ruh ile bu blog yaşamaya devam edicek...

Bloğun kurulmasının üzerinden tamı tamına 1 sene geçti. Bugün 1. doğum günümüz. Geçen sene bu zamanlar yola çıkmıştık. İki kişi ile çıktığımız yolda bloğumuza katılan diğer kardeşlerimiz ile kocaman bir aile olduk. Yola çıktığımız günden bu yana 256 yazı girdik bloğa ve 95.000'e yakın kişi ise bloğu ziyaret etti. Orduspor taraftarının bloğuyuz dedik ve direk taraftarın görüşlerini duygularını dile getirdik bu satırlardan. Kimseye yaranma, şirin gözükme derdimiz olmadı. Yeri geldi acımasızca eleştirdik, yeri geldi yazdığımız yazılar eleştirildi ama bizim duruşumuz 1 sene boyunca hep aynı kaldı ve bundan sonrada aynı şekilde devam edeceğiz.

Bloğumuza katkıda bulunan, bizleri takip eden ve okuyan herkese teşekkür ederiz. Ayrıca birçok yazımıza yer veren yerel ve ulusal basına, sosyal paylaşım sitelerine çok çok teşekkür ederiz.

Aslında duygusal bir yazı çıkacak diye girdim ama öyle olmadı. : )

Son olarak ;

Blog sadece Ordusporluyum diyenlerin ve öyle kalacak.
İyi ki DOĞDUN D.A.G ! : )

18 Mayıs 2011

Yuvarlak Cümleler ve Uğur Tütüneker

Pazartesi veya Salı akşamıydı sanırım. Hedef Süper Lig programının yorumcu konuğu eski hocamız Uğur Tütüneker idi. Şans eseri tam Orduspor - Rizespor Play Off eşleşmesi konuşurken denk geldim programa. Spiker sorunca bu maçtan bu seriden beklentiniz nedir kim çıkar diye haliyle kulak kesildim. Uğur hoca maçları değerlendirdi, konuştu, konuştu... Sonra kendi kendime dedim ben neyi duymak istiyordum neyi duydum ? Bir insan kendi kurduğu takım hakkında bu kadar yuvarlak konuşabilir ancak. Yok efendim iki rakipte eşit şartlardaymış, iki ekipte maç anına hazırlanıyormuş, o gün kim daha çok isteyecekmiş, iki şehir de hak edermiş Süper Ligi falan filan zırvalıklar. Allahını seversen Uğur Hoca o mübarek ağzını açıpta kendi kurduğun takım hakkında 2 kelime güzel birşeyler yada kötü birşeyler söyleyemezmiydin ?

Senden çıkıp adam gibi ; ''gönlümden ve mantığımdan Orduspor'un çıkmasını istiyorum. O takımı ben kurdum. Transferleri ben yaptım. Herşeyinde emeğim var. Kötü zamanlar geçirdim ve ayrıldım ama o takımdaki futbolcuların hepsi çok iyi adamlardır ve o takımda Play Off engelini aşıp Süper Lige çıkacak potansiyel var...'' demeni beklerdik. Aslında demen ve söylemen gereken de buydu Uğur Hoca!!! Senin kurduğun, ağzından şampiyon olacağız, bu takım özlemi sona erdirecek cümleleri kurduğu takım sadece 3 maç daha kazandığı takdirde Süper Lige çıkacak ama sen maalesef yuvarlak cümleler ile saçmalayı seçtin. Gerçi aynı takımı olmayacağını anlayınca arkana bakmadan bırakıp kaçan da sendin ya neyse... Sen kaçtın ama senin harabeye çevirdiğin bu takımı hep beraber el ele çıkaracağız senin inanmadığın yere. Hala inanmıyosun yuvarlak yuvarlak cümleler kuruyosun ya, sen bile şaşıracaksın buna emin ol.

Sen söyleyemedin ama ben söylüyorum. Az önce senin ağzından çıkmasını istediğim cümleyi yazdım ya, aynen öyle konuştun farz ediyorum. Her ne kadar bu takım ilk 2 potasına senin yüzünden girememiş olsa da şuan bulunduğumuz yerde önemli pay sahibisin. Ama ayıp ettin Uğur Hoca..!

17 Mayıs 2011

Şampiyonluk Aşkıyla BİRLEŞİN!



Anlatmaya sayfaların yeterli olmayacağı bir deplasman yaşadık. Bu cümleden sonra size takımın mükemmel futbolundan falan bahsetmeyeceğim. Aslında bahsedeceklerimin futbolla bir ilişkisi varmı yokmu, ondan da şüpheliyim. Bir şehrin özleminin ortaya çıkardığı ortak ruhtan bahsedeceğim size. Çok da uzatmayacağım..

Bir nehir düşünün..Adı Morbeyaz olsun.. Kolları olsun.. Bir kolu Ordudan, bir kolu İstanbuldan, bir kolu İzmirden, diğer kolları bilmem nerden aksın.. Denizliye doğru.. Aktı da.. Denizlide Nehr-i Morbeyaz , hırçın bir Karadeniz oldu.. Hayallerine varmak için önüne çıkacak her engeli aşacak kadar büyüdü..

Şimdi bir de iki çocukluk arkadaşı düşünelim.. Aynı mahallede büyümüş.. İçindeki Ordu sevdasını, Orduspor sevdasını birlikte büyütmüş, iki can ciğer arkadaş.. Maç sabahı bir simiti bölüşerek, karınlarını doyuruyorlar ve ortak hayaller kurarak 19 Eylül stadına doğru yola koyuluyorlar.. Stadın önüne gelindiğinde bir hüzün çöküyor ikisine de.. Çünkü vakit ayrılık vakti.. Farklı kapılardan girecekler stada, farklı tribünlerde olacaklar..

Denizlide cümle alem bizim nasıl tek vücut olduğumuzu, nasıl kenetlendiğimizi gördü.. FİDANGÖR’ü, AKINCILAR’ı, ODÜOS’u, ORTAD’ı, ÇILGINLAR’ı ve sayamadığım bir çoğu dört bir koldan Denizliye aktı.. Herkes birbirinin sağ salim yolda olup olmadığını merak etti,birbirinden haber aldı.. Sonra omuz omuza tribünde yer aldık.. Bütün gruplar birbirine kulak verdi.. Herkes nasıl tek bir ses yakalarız, nasıl ortak ruhumuzu sahaya yansıtırız diye kafa yordu, çabaladı.. Sonuçta ortaya dillere destan bir deplasman hikayesi çıktı..

Gün, Denizlideki ruhumuzu topraklarımıza taşıma günüdür.. Gün bir olma günüdür.. Gün, kırgınlıkların, kızgınlıkların, “Ordusporluluk Ruhu”nun altında ezilme günüdür.. Çağrımız içten ve samimidir.. Tarihi 23 Mayıs Gecesinde çocuklarımıza, torunlarımıza,o ilk gece maçında, Orduspor taraftarının, nasıl bir maçı tek başına aldığını, takımını nasıl oynattığını anlatalım.. Bütün Türkiye tüyleri diken diken bizi izlesin,, süper lige bizi istesin.. Haydi sevdası ortak, hayalleri ortak, dertleri, kederleri ortak, aynı mahallenin çocukları!


ŞAMPİYONLUK AŞKIYLA BİRLEŞİN!

ŞAMPİYONLUK AŞKIYLA BİRLEŞİN!

ŞAMPİYONLUK AŞKIYLA BİRLEŞİN!


16 Mayıs 2011

Kalan Üç Maçın İlk İkisi Ç.Rizespor İle

Uzun zamandır sıkı takipçisi olduğum blogun artık bir yazarı olarak merhaba diyorum sizlere. İlk yazımda Play off’taki rakibimiz ÇaykurRizespor’u mercek altına alacağım.

Tam 20 sene yaşadığım kentin takımı, geçmişte inişli çıkışlı performansıyla süper ligde zaman zaman ses getiren ama bir türlü istikrarı sağlayamayan bir takım Rizespor. Kadrosundaki oyuncuları tek tek ele alırsak ne kadar kaliteli bir takım olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

Bu sene sergilediği performans ile iç sahada çok iyi ama dış sahada tam tersini ortaya koyan bir takım Rizespor. Bana göre oyuncu yapısı nedeni ile böyle bir performans sergiliyorlar. Kadrosundaki oyuncuların büyük çoğunluğu hücum oyununu seven yaratıcı oyuncular. Deplasmanlarda defansif anlamda sıkıntı yaşamaları ise bundan kaynaklanıyor.

Defansta Koray Avcı’nın ekstra performansı takımı ayakta tutan etkenlerden. Tecrübesiyle tüm takımı toparlıyor diyebilirim. Ayman’ın sezon ortasında takımdan ayrılması ile orta sahasında da eksiklikler ortaya çıkınca o bölgeyi Theo weeks ve Adu ile doldurmaya çalıştılar. Adu gerçekten üstün yeteneklerini sergiliyor ve takımına puanlar kazandırıyor. Aynı şeyleri Theo weeks için söyleyemeyeciğim. Düz bir oyuncu bana göre ve oldukça sinirli hareketleriyle dikkat çekiyor. Takımını her an eksik bırakabilecek bir kapasitede oyuncu.

Defansta ise tecrübesiyle Evren Kürkçü takımın bel kemiklerinden. Evren ile çocukluk arkadaşıyım ve beraber oynadık futbolu yıllarca. Kafa toplarında oldukça iyi ama ağır bir futbolcu. Ayaklarına da çok hakim olduğunu söyleyemem. Kostovski ile başlarsak, Evreni oldukça zorlayacak ve hata yapmasına neden olacaktır diye düşünüyorum. Zaman zamanda Sezer Özmen forma giyiyor Rizespor defansında. O daha çok genç bir oyuncu ve tecrübe anlamında eksikleri var.

Maç hakkında düşüncelerime gelirsek, Çaykur Rizespor bizi çantada keklik gibi görüyor açıkçası ve bu bizim işimize gelir diye düşünüyorum. Rize’deki maçta 3-0 gibi ağır bir skorla yenilmiş ve moral olarak çökmüştük hatırlarsanız. O maçta Uğur Hoca taktik olarak 4-3-3 dizilişi ile sahaya çıkmış ve orta saha tamamen Rizespor’un hakimiyetine geçmişti.

4 oyuncumuzda kart cezası ve sakatlıkları dolayısıyla o maçta yer alamamıştı. Peş peşe yediğimiz çok basit gollerle sahada hiçbir varlık gösteremeden mağlup ayrılmıştık. Oynayan futbolcu kardeşlerimiz de açıkçası oynadıkları oyunla bizi mahçup etmişlerdi. Hani hep dedik ya; yenilin ama iyi oynayarak yenilin diye. O gün öyle olmadı. Boynumuz bükük döndük deplasmandan. Yol bitmek bilmedi adeta dönüşte.

Şimdi elimizde bir şans daha var. Koskoca lig maratonunda en ağır yenilgiyi aldığımız takımla bir kez daha karşılacağız. Bu kez durum farklı, şartlar farklı ve en önemlisi biz artık farklıyız. Takımda inancın tam olduğunu biliyorum. Bu kez iki maçta da iyi oynayarak ve galip gelerek bizi İzmir’e peşlerinden sürükleyecekler futbolcu kardeşlerimiz.

Bu kez, ikinci maçın ardından, Rize deplasmanından coşkuyla sevinçle döneceğiz ve öyle gideceğiz İzmir’e. Denizli’de itfaiye ateşimiz söndüremedi. Hazır ateşler içinde yanıyorken bu gönüller, iki maçta da galip gelerek bir ateşte İzmir’de yakalım. Futbolcularımız o meşaleyi İzmir’de yaksın biz Ordu’yu yakalım.

Adınızı altın harflerle yazalım bu şehre.

Bu kalpler, Bu şehir hep sizinle...


15 Mayıs 2011

Sırılsıklam Aşığız! Denizlispor 0 - 1 Orduspor



Dun yorucu bir gun olmustu benim icin. Ama gece isten ciktiktan sonra maci dusunmeye basladim. Hafiften korku saliyordum icime ters bisi olup maglup olursak bu tarz maclarda kendimi alamadigim cok oluyor. Denizli gecen hafta Erciyesi playofftan ettigi gibi bir kaza kursunu dusuncesi hasil olmustu gece neyse ki olmadi. Maci 0-0 kitleyip gidecek derken Mehmet Ayaz yine firsatciligini konusturup golunu atti. Ordudan ve Istanbuldan gidenler harikaydilar mac sonunda blog yazarlarindan Bilsay ve multimedyada destekcimiz Bilal kardesimizide tv den gorduk. :)

Mactan bahsetmek gerekirse Ibrahim sahin tercihi yanlis sadece bu kadar kelam Ibrahim icin bile cok fazla. Olumlu tek bir hareket yok. Emrullah Irfan ikilisinin nasil birlikte oyniyacaklarini dusunmekte idim mac baslarken Emrullah yine iyi calisti Irfanda iyiydi diyebilirim. Muslum ilk 20-25 dakika sag kanatta cok gorunmesede Muarremin sakatligi sebebi ile sola gecmesi ile daha aktif hale geldi oyun icinde ama artik Muslumun ne yapabilecegini nereye topu surebilecegini ezberledim desem yeridir. Muslumunde macin konumu ve psikolojisine vererek kotu yorumlardan kaciniyorum. Fakat macin geneline bakinca 0-0 kitleme arzusu var iken takimimizda golun gelmesi ile rahatliyoruz rakibe kapanan topun bizde oldugu ve zamani doldurmaya yonelik oynayarak arti ayaga oynayarak istedigimizi almis bulunduk Denizli deplasmaninda. Yalniz gol gelene kadar Metin hoca ile beraber sinirlenmedim de degil hani. 1-0 ustune koyacagimiz bir macda olabilirdi. 1-0 olsun bizim olsunu unutmuyoruz ama kacanlarada uzulmedim degil.

Geri dortlumuz 3 mactir harikalar onlar hep boyle oynasinlar zinde ve formda kalsinlar.Bir eksi sadece Numan icin olabilir mac icinde alakasiz yerlerde gorundu bir kac kez.Selcuk ve kaptan icin soylencek tek kelime iyiki varsiniz.Jerry icin sag bekte iyice kendini buldugunu bugun oynadigi oyun ile hocaya mesajini verdi diye dusunuyorum.Ister stoper ister sag bek oynarim fark etmez mesajini Metin hocanin aldigini saniyorum. :)

Rakipten bahsedersek Serdar Eylik bireysel cabasi ve bunun yaninda Emin Aladag,Can Erdemin cabalarida yeterli olmadi. Rakip coktan gelecek senenin planlarini yapmaya baslamis ve mac bitiminde 3 genc takima kazandirilmis durumda. Denizli icin korkunc bir tablo ilk yari lidersin ve sezonun bittigi yer ise cok aci o kesin.

Play off icin bir kac sey karalayip yazimizi sonlandiralim. Rakip Rizespor ilk mac evimizde 19 eylulde olacak. Allah utandirmasin finale son 2 mac ve butun ozlemimiz super lig bugun ki mac sonunda itfaye aracinin taraftarimizi isladigi gibi.. "Sırılsıklam Aşığız"finale cikip ozleme son. Ruhumuzu huzura erdirmenizi istiyoruz.

14 Mayıs 2011

Veda | Denizlispor - Orduspor


Ve lig biter... 34 haftalık maraton yarın sona erer. Bir aksilik olmazsa Denizli maçından sonra bir +3 daha ekleyeceğiz bizler. Sanırım takımımız play off'a kalamamak gibi bir mucizeyi yaşatmazlar bizlere...

Koca bir sezonun değerlendirmesi illa ki yapılır yine bu sayfalarda. Ama biraz geçmişe gitmek isterim. Çok geçmişe değil yahu. Ağustos ayı falan. Hadi Eylül olsun. Fikstür açıklandığında hepimizin düşüncesi Denizli'de şampiyonluk maçına çıkarız. Ya onlar ya biz çıkarız, işte öyle bir maç olur şeklindeydi. Lige fırtına gibi başlayan Denizlispor'un bugün bu hallerde olması... Evet! İşte burası Bank Asya 1. Lig... Onlarda bu sene itibariyle misafirliği atlattılar ve ligin acımasız gerçekleriyle karşı karşıya kaldılar. Ve yarın iddaasız bir takım olarak çıkıyorlar karşımıza. Son Erciyes deplasmanında aldıkları galibiyet bizleri sevindirmedi değil hani. Gençlerle aldıkları bu galibiyet, iç saha maçında daha çok motive edecektir onları. Çok dikkat etmek gerek. Bu maçta yenilipte hesap kitap yaptırmayın bizlere. Lütfen...

6 senelik Bank Asya maceramızın en başarılı sezonunu geçiriyoruz. Ama mutlu değiliz. İlk defa şampiyonluğa oynadık. Bu 6 senede ilk defa ligin 2. yarısında bir maçtan sonra liderlik gördük. Bugün 4.yüz ve üzgünüz. Daha iyisi olabilirdi. Bugün bir Samsun'un yerinde bir Mersin'în yerinde olabilirdik. Öyle olsaydı böyle olsaydı zamanı değil zaten farkındayım. Bundan sonra keşkeler yok. Çünkü ortada bitmiş birşey yok. Play off'ların en büyük favorisi olacağız belkide. Herşeyin bizim elimizde olduğu bi dönemin içindeyiz artık. Hatanın telafisi olmayan...

Maç pazar günü ve saat 14.00'de tüm maçlarla birlikte aynı anda. TRT Anadolu verecek maçı. İlker MERAL ise maçın hakemi. Bu satırlarda her zmaan yaptığım istatistik işine girmeyeceğim. Gereksiz ve saçma geldi bu maç için bunları yazmak. Zaten bu istatistikleri biraz rakip hakkında bilgi sahibi olmak için veriyordum ama onlarında sahaya gençleri sürmesi vereceğim Denizlispor analizinde pek bir fayda sağlamayacaktır. Bizim yapacağımız iş muhtemelen ilk yarıda oyunu kontrolde tutup 2. yarıda gol veya goller aramak olacaktır. Defansımıza güveniyorum. Bence bu maçta 1 puanımız garanti gibi ama 34 haftalık lig maratonua bi galibiyetle veda etmek hoş olurdu. Son hafta demişken takımızın bu ligde son hafta oynadığı maçlarda aldığı sonuçlara bakalım hemen;
2009-2010 Samsunspor 1:1 Orduspor
2008-2009 Orduspor 1:2 Manisaspor
2007-2008 Giresunspor 2:2 Orduspor
2006-2007 Orduspor 3:1 Akçaabat Sebatspor
2005-2006 Mersin İdman Yurdu 0:1 Orduspor

Son 2 sezondur son haftalara hep iddaasız takım olarak girmiştik. Artık inançlarını kaybettiklerini düşündüğümüz futbolcularımız yinede bizlere 6 senenin en iyi takımını gösterdikleri için teşekkür ederiz. Çok kızsakta size inanmak zorundayız. Siz kazanın yeter ki. Varın gelin sevincinizi bizimle yaşamayın. Hiç kimse için değilse bile kendiniz için oynayın. "Şampiyonluk gördük" demek için oynayın. Seneye Süper Lig'de oynama ihtimaliniz olduğu için oynayın. Oynayın işte diyoruz kaç gündür. İnanın işte sizde inanın!

Denizlispor ile bu zamana kadar oynadığımız maçları sunarak bitiriyorum yazımı;
1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 1:1 Denizli , Denizli 0:0 Ordu
1969-1970 (2. Lig): Ordu 1:0 Denizli , Denizli 2:0 Ordu
1970-1971 (2. Lig): Ordu 1:0 Denizli , Denizli 2:0 Ordu
1971-1972 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:0 Denizli , Denizli 1:0 Ordu
1972-1973 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:0 Denizli , Denizli 3:1 Ordu
1973-1974 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:1 Denizli , Denizli 0:0 Ordu
1974-1975 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:0 Denizli , Denizli 1:0 Ordu
1983-1984 (1. Lig): Ordu 2:1 Denizli , Denizli 2:0 Ordu
1984-1985 (1. Lig): Ordu 1:0 Denizli , Denizli 0:3 Ordu
1985-1986 (1. Lig): Ordu 2:1 Denizli , Denizli 5:1 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Denizli 0:0 Ordu

10 Mayıs 2011

Bir daha düşün Kübra ! :)


Pazar günü tribünlerde çok güzel bir pankart vardı.
Çok daha farklı bir ortamda çok daha farklı bir şekilde bu teklifi yapabilirdi ama kalplerdeki Orduspor sevgisini ve yar sevgisini bir araya getirmek istemiş İnanç kardeşimiz.
Kübra kardeşimiz EVET demiş..
Yapma Kübra..
Bir daha düşün..

Seni bırakıp deplasmana gittiği o günü düşün..
Sinema hayalleri kurarken, kendini 19 Eylül'de bulduğun o hayal kırıklığı anını düşün..
I love you'nun yanına kendini beklerken, Jerry'nin konduğu haykırışları düşün...
Bir daha düşün Kübra! Bir daha... :))

Bu yazının ardından, İnanç kardeşimizden, "Benimle çıkış kapısında buluşurmusun D.A.G!" şeklinde yeni bir pankart gelmesini hiçbirimiz istemeyiz.. Bu yazı teklifin cevabının bize verdiği mutluluk üzerine yapılmış bir latifeden ibarettir. Umarız İnanç ile Kübra kardeşlerimiz mutlu bir ömür geçirirler. Bu teklif ve düğünleri uğurlu gelir Orduspor'umuza.


Dizgin Yok! Yol Var..Önce Denizli'ye..

Lideriz, süper lige gidiyoruz,,. 8.ciyiz gidemiyoruz.. Avucumuzun içindeymiş gibi Süper Lig,,Sonra kayıp gidiyormuş gibi ellerimizden.. Ve derken bir şekilde tuttuk bir ucundan, attık kendimizi son haftaya.. 1 puanın yeterli olacağı bir noktaya getirdik.. Aklımız fikrimiz her şeyimizle artık playoffu bekliyoruz, istiyoruz.. Süper ligden gayrısını düşünmüyoruz..

Karşıyaka maçı 3 puanın hayati önem taşıdığı bir maç olmasının yanında, oynanacak oyun da bize playoffla alakalı ipuçları verecekti. Savunma anlamında yüreğimize su serpildi, hücum endişe verdi.


Maça görünen ilk 11 ve dizilişle başladık. Alışık olmadığımız bir kadro vardı sahada. Çift forvet çıktık sahaya ancak Ahmet Güven sol kanada yakın oynadı. Kapanan Karşıyaka savunması karşısında uzun bir Ahmet Güven ve Ahmet Kuru tercihi ile maçı rakip alana yıkma amacı gütmüş olabilir Metin hoca. Bunun yanında Karşıyaka’nın gerçekleştirmeye çalıştığı kontra ataklar da, üçlü orta saha göbeği karşısında başlamadan bitti. Top rakibe geçtiğinde İrfan sola yakın oynadı ve rakibin Ahmet Güven’in yakın oynadığı sol kanadı zorlamasına engel olmaya gayret etti. Buraya kadar her şey umduğumuz gibi gelişti, ancak hücum hattında üretken olamamanın verdiği sıkıntı sağolsun, topu rakip alanda oynadık ancak duran toplar dışında pozisyon bulamadık. İkinci yarıya Abdullah- Numan, İbrahim-Ahmet Güven değişikliğiyle başladık. Jerry stopere geçti. Apo, özlediğimiz Apo’dan kesitler sundu. Onun bindirmeleriyle hücumda hareketlendik. Ancak final paslarında zorlanınca, Karşıyaka duvarını yine aşamadık.

Dakikalar ilerledikçe Metin hocanın, Reha hocaya doğru haykırışlarını izledik. İçeriği hakkında maç sonunda aldığımız bilgi gülümsetti. “Rehaa, Rehaa! 0-0 şampiyon mu yapcak seni! Çıksana! Çıksana!” :) Bu haykırış Karşıyaka’yı sahasından çıkarmadı haliyle. Düşünceleri doğal olarak, kontra ataktı. 72.dakika da Metin hoca son kozunu oynadı. Müslüm çıktı, Kostovski girdi. Artık ileride üç uzun forveti olan bir Barcelonaydık biz. :) Düşünce belliydi, tek çare duran toptan bulunabilecek bir goldü. Durum onu gösteriyordu. Nitekim sağ taraftan kazanılan bir duran topta, Kostovski topla ilk buluşmasında 73 dakika süren ızdırabı bitirdi. Bozulan sinirler, zihnimizde defalarca kurduğumuz ve kırdığımız hayaller, bütün bu gelgitler sonrasında , golün ardından herkes sarılacağı ve sakinleşeceği birini aradı, buldu çevresinde. Sarıldık ve hayal kurmaya devam ettik , hayallerimize daha sıkı sarıldık.



Metin hocanın daha önce kulağıma ilişen bir lafı vardı. “Maç, maç günü kazanılmaz.” Antrenman performansını çok çok önemseyen bir hoca. Hafta içi antrenmanlardan aldığımız haberler ile ortaya çıkan ilk 11 ve ilk 18 arasında tutarlılık söz konusu. “Mehmet Ayaz çok isteksiz..!” Mehmet tribünde.. “Muharrem topa ayağını sokmaya yeltenmiyor..” Muharrem tribünde.. “Apo çok istekli,ilk kez bir antrenmanda bu derece kendini yırttığını gördüm..” Apo ilk 18’de,ikinci yarı oyunda ve döktürüyor.. Bu çoğu takımın arayıp da bulamadığı bir durum aslında.. Ben Metin hocanın bu adaletli duruşunun bizi hayallerimize taşıyacağına inanıyorum..

Bu saatten sonra kimse bizden hayallerimizi dizginlememizi beklemesin.. Sabırlı olmamızı beklemesin.. Ok yaydan çıktı artık! Dizgin Yok! Yol var.. Önce Denizli’ye..

Alnımızda yanar Morbeyazın tacı,,
Yorgunluğun anasını satarız..
Elimizde hayallerin kırbacı,,
Ufukları önümüze katarız..

(Nazım Hikmet’in Yol Türküsü şiirinden alıntıdır..Şiirin tamamı tam tribünlük.)

9 Mayıs 2011

Kostovski ve Devam eden Umutlar | Orduspor 1 Karşıyaka 0




Sezon başında ve devre arasında hiç mi hiç Play off düşüncesi içinde olmadım. Hep ilk 2'den çıkacağımızı düşündüm. Ama lig bizi bu noktaya kadar getirdi ve artık önümüzde bir Play Off süreci var. Tabi Denizli deplasmanından en az 1 puan çıkardığımız takdirde ki aksini düşünmek bile istemiyorum.

Maçı izlemedim. Ama izleyen arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla pek iyi bir futbol oynamamışız. Blog ekibinden Bilsay'ı Ordu'ya gönderdik maça izlesin burda bizleri aydınlatsın diye ama maçtan sonra otobüs ile tekrardan İstanbul'a geri döndüğü çin sanırım hala kendine gelemedi : ) Maç anında sürekli onunla irtibattaydım. Golden sonraki konuşmamızda bana ; '' İbo, Kostovski golü attı. Kimse abartılı bir şekilde sevinmedi. Herkes yanındakine sarıldı usulca'' dedi. O an bi duraksadım, bişey diyemedim. Artık stres, takımın kötü futbolu, diğer olumsuzluklar falan filan derken herkes böyle bir psikolojiye büründü.

Galip geldik. Boluspor ve Erciyes de puan kaybettiği için ilk 6 yolunda Denizli'den alacağımız 1 puan dahi bize yetecek.

***

Maç hakkında Bilsay'ın söyleyeceği çok daha fazla şey vardır ama yazıyı Karşıyaka yöneticilerinin ve yardımcı teknik direktörünün maçtan önceki akşam ortamı geren tavırlarının sebebini anlayamadığımızı belirterek bitirelim. Karşıyaka ile çok iyi ilişkilerimiz var ve bu iyi ilişkiler de devam ediyor. Bank Asya'ya çıktığımız sezondan beri en iyi şekilde Kaf Kaf'lı dostları ağırladık. Bu maçta da Ordu'da olan renktaşlarımız en iyi şekilde misafirperverliklerini gösterdiler. Hangi takım gelirse gelsin, iyi şekilde ağırlamak, bir isteğiniz var mıdır diye sormak, hoşgeldin demek için yöneticilerimiz deplasman takımına ziyaret gerçekleştirirler. Bu gelen her takıma gösterilen rutin bir nezakettir. Sonuç olarak her ne yaşanırsa yaşansın, Karşıyakayla olan dostane ilişkiler baki kalacaktır. Yönetimler gelip geçicidir, kalıcı olan taraftar ve kurulan dostluklardır.

***

Son olarak, Kostovski..! Burdan çokca dile getirdim. Her ne kadar kazma da olsan, o topları kaleye sokamasan da bu takımın başarısı için canını dişine takan sayılı kişilerden birisin... Attığın gol ile bir şehrin umutlarını solacakken yeniden yeşerttin...

Hep dedik ya İNANIN diye, bizler gerçeekten İNANIYORUZ.
Sizlerden de İNANMANIZI istiyoruz.
Az kaldı, sıkalım dişimizi....

Geldi, Şampiyon Yaptı ve Gitti | Adem Büyük

İlk yarı bittiğinde Mersin İdman Yurdu biraz geri planda kalmıştı ama devre arası yaptıkları transferler ile aslında ilk 2'nin en güçlü adayı durumuna geldiklerini devre arası transferlerinini değerlendirdiğimiz yazılarda çokca dile getirmiştik. Dün oynanan Boluspor maçından son Süper Lige Samsunspır'un ardından yükselen ikinci takım oldular. Tebrik ederiz. Şampiyonluk sevinçlerini yine özenerek izledik. Umarım Play Off'lardan sonra aynı sevinci bizler de yaşarız.

Sezon başında forumlarda, blogta tartıştık durduk. Geçriğimiz sezon ileri uçta sıkıntılar yaşamıştık ve kim gelmeli, kimler forma giymeli diye çene yarıştırıp durmuştuk. Transfer sezonu başlamadan önce Adem Büyük ismi çokca bizle anılıyordu. Biz de kendisini Boluspor'dan bildiğimiz için takıma yapacağı katkıdan şüphemiz yok idi. Ha geldi, ha gelecek, bugün yarın imzaladı derken bir açıklama yapıldı ve Manisspor'un kendisini bırakmak istemediği ve takımda tutacağı söylendi. Bu açıklama üzerine bizlerde başka isimleri konuşmayı, başka isimleri tartışmaya çoktan başlamıştık. Transferler yapıldı ve sezona başladık. İlk yarıyı iyi bir yerde tamamladık ama ne yazıkki yine ileri uçta eksiklerimiz vardı ve Süper Lig için takviye yapmamız gerekiyordu. Yine isimler ortaya atıldı. Konuştuk, tartıştık. Hangi futbolcu daha faydalı olur, kimler alınmalı vs vs. Adem Büyük ismini burdan bizlerde yine dile getirdik ki Manisa'da kendisi devre arasına kadar hiç şans bulamamış ve sadece birkaç A2 maçında oynamıştı. Fakat bu sefer Adem Büyük ile ve Manisa ile anlaşılmasına rağmen seçim İbrahim Şahin'den yana yapılmıştı.

Gelelim sezon başı Adem Büyük'ün gelmemesi ve devre arası İbrahim Şahin'in tercih edilmesi durumunun perde arkasına. Sezon başında Adem Büyük ve Manisa ile anlaşılmış fakat Uğur Tütüneker gerek yok diyip kestirip atmış. Bizlerin Adem'i çok istemesinden dolayı da Manisa bırakmadı denilerek konu kapatılmış. Devre arası konu tekrar gündeme geliyor ve yönetim Manisaspor ve Adem Büyük ile görüşerek kiralık olarak anlaşma sağlıyor. Fakat Adem Büyük tam Orduspor'un kapısından girecekken, sezon başında kendisine gerek yok vetosu veren Uğur Tütüneker bu sefer Adem'i istemediğini İbrahim Şahin'in alınmasını belirtiyor. Yönetim de Adem Büyük'ü askıya alıp İbrahim Şahin ile anlaşma yoluna gidiyor ve Sivas ile anlaşılarak İbrahim'e Orduspor forması giydirilirken taraftarın sezon öncesi ve devre arası ismini sayıkladığı Adem Büyük transferinden vazgeçiliyordu. Nitekim bu durum üzerine Adem'de kiralık olarak Mersin İdman Yurdu'nun yolunu tutuyor.

Bu durumları göz önüne aldığımızda yönetimin savunması şu şekilde olacaktır. Hoca istedi biz aldık. Hoca istedi vazgeçtik. Fakat bu durumu kendi adıma hoşgörmem maalesef mümkün değil. Bazı konularda yönetim kendi insiyatifini kullanabilmeli. Bu transferde maalesef yönetim insiyatifini kullanamadı. Aynı durumu devre arası transferlerinde de kullanamadılar. Uğur Hocam orta sahaya adam alalım, sol tarafa adam alalım, ileriye bir adam daha alalım vs vs. Bu tekliflerin hepsi yönetim tarafından Uğur Tütüneker'e yöneltildi fakat Adem Büyük'ü istemeyen Uğur Hoca orta sahaya adam alalım önerilerine ise ''GEREK YOK'' dedi. Niteki kendisi gerek görmedi ve ilk sendelemede arkasına bakmadan kaçıp gitti. Bıraktığı enkazın hala ilk 6 ve Süper Ligi şansı var ama Süper Lige ilk 2'den çok rahat çıkabilecek bir takımı bu durumlara getirmenin hiç mi hiç anlamı yoktu.

Adem Büyük ve İbrahim Şahin dedik. Adem Manisa forması altında 14 maça çıktı. 14 maçta 10 gol attı ve takımın 2. yarıda şampiyonluğa gitmesinde en önemli isim oldu. Gösterdiği performans onu Süper Lige taşıdı. Mersin'i Süper Lige çıkardı ve ordaki misyonunu tamamlayıp Trabzonspor ile ön protokol imzaladı. Gelecek sene Trabzonspor forması altında kariyerine devam edicek.

İbrahim Şahin ise ; geldiği ilk maçta evet budur dedik fakat sonrasında ne oldu ? Geldiğinde tığ gibi olan İbrahim Şahin'i şuanki vücut ölçüleriyle futbolcu kalıbına sokmanın imkanı yok. Tavşanlı maçında sahaya kurtarıcı olarak sürülen adamın kırmızı kart görmek için çırpınışları, taraftara yönelik terbiyesiz hareketi ve karaktersizliği... Yapılan tercihlerin ortaya çıkardığı sonuç. İbrahim yerine Adem Büyük bizde olsaydı herşey çok daha farklı olabilirdi...

Mersin İdman Yurdu'nu tekrardan tebrik ederiz. Adem Büyük'e de Trabzonspor'da başarılar dileriz.

8 Mayıs 2011

7 Yıl Aradan Sonra Gelen Şampiyonluk | Milan


Seria A da sampiyon belli oldu. 3 hafta kala 1 puanin bile yetecegi Milan Roma deplasmaninda baskentte Sampiyonluk kupasina uzandi. Milan 18. sampiyonlugunu kazanmis oldu boylece. Teknik direktor secimlerinin kismen etkili oldugu bu sezonda Inter'in hali ortada iken Milan'in mutlu sonu gormesi yaninda ezeli rakibinide yakalamis oldu kirmizi siyahlilar.

Ibrahimovic'e deginmeden bu yazi bitirilemezdi dostlar cunku adam ayagini nereye atarsa atsin sampiyonluk onunla geliyor. Ajax ile baslayan 2001-2002 sezonundan bu yana Milan'da da bos gecmeyerek dun itibariyle bir yenisini daha ekledi. Ibrahimovic' in "sampiyonluk getiren adam" olarak ilerde cok anilacagini dusunmeye basladim sanirim bu yaziyi yazarken ama onun oldugu takim bir sekilde sampiyon oluyor. Dun ve bundan oncekiler gibi.

Tebrikler Milan...

Bursadan Meydan Muhaberesi Haberi Geldi!


Bursaspor-Besiktas maci vardi dun ve oynanamadi.Iptal edilen bir super lig maci karar persembe gunu aciklanacak.Simdi bizler ne demiyelim yada neler diyelim..madem o cift rengin formanin armanin tozlu merdivenlerin kahrini tozunu cekerken cirkinlestirenlere bir kac cift laf edelim burdan.

Ilk macta olanlar Istanbul Inonudeki meydan muharebesi ve simdi karsilik vermek isteyen cenah Bursaspor idi rakip taraftar daha stada gelmeden cevik kuvvet ile catismalar vs bu mevzu Bursaspor un dustugu seneden beri sure gelen bir sorunsal idi bunu iki rakip takimin taraftarlarinin gidemedigi bir deplasman olmaktan bu sene cikmisti ki..Istanbul ayagi gibi Bursa ayagida bol "action" a sahne oldu valilik ve emniyet'in burda zaafi vardir.Bunu kimse inkar edemez lakin..Olaylarin gelismesinden sonra Bursaspor klub baskani Yazicinin soylemleri sivazliyorum ben der edasinda idi soylemlerinin yaninda mesuliyette kabul etmiyor.Yada bizler yanlis hatirliyoruz kimdi yahu bu fitili atesleyen guruh?

Spor basinin cok bilmis lafi ile soyliyeyim bu kendini bilmez taraftar guruhu hos vali bunlara capulcu dedi ya neyse cok uzatmiyacagim.Emniyet ve valilik hem Istanbul hem Bursa sinifta kalmistir.Ilk mac Besiktas 3 mac ceza yemisti bugunku olaylarin ilk ayagindan sonra..Bursasporu ise bekleyen agir bir ceza var.

Vali sagduyulu olmaya calisti ama Bursa taraftari bu durumu sagduyu ile degil cok okudugumm cumle ile karsiligini verdi "nasil karsilanirsak oyle agirlariz" lafi muharebenin ikinci ayaginda Bursa taraftari yerine getirmistir.Boyle cumleler kurmak hos degil ama muharebe vs gibi hani ama ortada hakikatten rezil bir tablo var.

Olayi ozetliyelim tek cumle ile ve yazimizi bitirelim.Besiktas taraftarinin tutumu karsisinda Bursaspor taraftarinin gosterdigi reaksiyondur dunku olaylar.


Gel gelelim bundan sonra neler olur yine deplasman seyircisinin olamdigi maclar serisine doneriz bu iki taraf ne zaman duralim etmiyelim yapmiyalim demedikleri surece hic birsey kolay kolay degismiyecege benziyor.

Anadolu'yla Başlayıp Avrupa'yla Biten Bir Hikaye


Biraz kişisel bir yazı olacak belki. Ama paylaşmakta istedim buralarda... Değişik bir memleketteyim ben artık. Memur bir aileden alışkın olduğum değişik memleketlerde yaşama duygusu, kendimde memur olduğum şu zamanlarda devam ediyor. Bu sefer Gaziantep'deyim. 1 ay olmuş geleli ne çabuk geçiyor zaman. Az bi süre değil 1 ay. Niye bu konudan girdiğimi anlayacaksınız birazdan.

Eve çıkalım dedik. 2 haftadır evde ne internet var ne televizyon. Dünyadan bir haberdik buralarda. Ne bileyim gazete okuma alışkanlığınıda yitirmişim, hiç farkında olmadan. Geldik ya bu şehre, burayı kazandığımdan beri hep hayalini kurdum Diyarbakır maçı için. Takımda sağolsun Antep'de geçirdiğim 1 ay boyunca bi kere güldürmedi yüzümüzü. İnsanın hevesi kaçıyor aslında kaçmıyor diyemem. Antep - Diyarbakır kaç saat sürüyor dedim müdür yardımcısına. Ne işin var Diyarbakır'da dedi. Maç var Orduspor'un dedim. Başka işin gücün yok mu boşver dedi. Ne anlar ki zaten :) Diyarbakır'a kaç saatte gidilir, nerde inilir, stada nasıl gidilir, oradan nasıl dönülür geriye? İnternet lazım aslında. Biraz kaçmış heves var dedik ya pekte düşmedim üstüne bi şekilde hallolur dedim. Cumartesi otobüs biletini alır pazar maçta olurum demiştim. Ama işte o hafta tüm maçların cumartesi günü olduğunu öğrenmem maçın başlamasına 2 saat kaldığında oldu...

Şehrin tam ortasına bi stad yapmışlar Antep'de. Hergün önünden geçiyorsun zaten. 1 ay olmuş daha bir maç izleyememişiz. Takımda iyi gidiyor ama şehirde pek bir hava yok. Diyorlar ki şampiyonluğun kaybedildiği o Fenerbahçe maçından sonra şehir takıma küsmüş. Aslında Beşiktaş kupa maçı için niyetlenmiştim ama 30 lirada değmez dedim, zaten ilk ay iyice sıkışmışız. Bugüne kısmetmiş Antep macerasındaki ilk maç. Başlığın konusuda buradan geliyor zaten. Gaziantep'in Manisa maçı vardı bu akşam. Şehir küsmüş demiştim ya. Tahmin ettiğim ilgi yoktu maçta. Ne kadar uzun zaman olmuş bir Süper Lig maçı izlemeyeli bu arada. O havayı soludukça hep Orduspor'umu hayal ettim. Seneye olmak istediğimiz yeri düşledim. O Süper Lig'in dışardan bakınca ayrı bi havası olan seramoni kısmında bile hayal ettim kendimizi oralarda, Antepliler içinde. (Millet Şampiyonlar Ligi seramonisini hayal eder benim hayale gel sen.) Onların heyecanını kendi heyecanım gibi yaşadım. Özlemişim böyle duyguları. Ben başlığı biraz daha açmaya devam edeyim bu arada. Maç öncesi bilmiyorum aralarında bir dostluk var mıydı ama Antep tribünlerinin "Manisa Antep elele hep beraber tribüne" ve ardından gelen "Anadolu, Anadolu" tezahuratları vardı. Ben mi beklentilerimi çok yüksek tutmuştum bilmiyorum ama ne bir bayram havası vardı statta, ne de pozisyonu bol bir maç... Gaziantep'in defans hattı kusursuz bir maç çıkardı diyebiliriz. Manisa'nın ceza sahasına girmesine izin vermediler. Gaziantep ise bir iki pozisyonla kendini göstermeye çalıştı ve 70. dakikada golü buldu Olcan ile. Gaziantep taraftarının Olcan'a özel bir ilgisi vardı maç boyunca belirteyim... İşte başlığın 2. kısmıda bu dakikadan sonra başlıyordu. Anadolu diye başlayan maç Şinanay tezahuratının sonuna eklenen Avrupa kelimesiyle yeni bir soluk kazandı. 20 dakika boyunca Avrupa'nın sevincini yaşadılar. Ne mutluluk değil mi onlar için? Haa ben mi? Ben hala hayallerdeyim. Bu sefer hayaller büyüdü ama. Süper Lig'de kesmiyor beni Orduspor'umu Avrupada hayal ediyorum. Gaziantep halkı bu sevinci yaşıyor bizim ne eksiğimiz var? Denizimiz var bi kere bizim :)

Kurduğum hayallerin başlaması için, ilk adımı için bugünkü Karşıyaka maçının öyle yada böyle bu veya şu şekilde kazanılması şart. Kazanın ve gerisini bize bırakın. Arkanızdayız, arkanızda olmak zorundayız. Başka bir şansımız var mı zaten?

6 Mayıs 2011

Bir Acayip Kabus



Dün gece bi kabus gördüm.. Karşıyaka maçı.. Maç 0-0, dk 90.. Ama neler kaçırmışız.. Karşıyaka'nın atağı yok..90+4.. Ali Çamdalı kalecinin çizgiden çıkardığı topa ceza yayının oradan bir zımbalıyor....Ve gooll.. Ancak ofsayt bayrağı havada,,ortalık karışıyor,,kendimi yan hakemi tekmelerken buluyorum,,çevik kuvvet girişti bana,,yere yatırdılar yüz üstü,,, kan ter içinde uyandım sonra.. Gol, "boru gibi gol" tabiri caizse.. Hala düşünüyorum.. Neden kalktı o bayrak diye.. Kabus yüreğimize bir ateş düşürdü.. Takımın yanında olmalıyız dedik ve yarın, "İNANIN!" pankartımızla düşüyoruz yollara.. Divane aşık gibi.. 3 puanla dönüp, D.A.G 'nin inanç meşalesi olan pankartı Denizli'ye taşıyacağz.. Ordan playofflara ve ordan o büyük güne.. Sonra yeni pankartımız olur belki.. "Ruhumuzu Huzura Erdirdiniz.." yazarız.. 5 maç çocuklar 5 maç.. Huzura 5 maç.. Yolunuz açık olsun..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...