20 Ekim 2014

Orduspor mu? Bildiğiniz Gibi... | Urfaspor 2 - 1 Orduspor


Kötü başlayan sezon kötü devam ediyor. Öne geçtiğimiz maçta Şanluurfaspor'a 2-1 mağlup olarak haftayı mağlubiyetle kapattık. 6 maç 4 mağlubiyet... Alışkın olduğumuz bir tablo değil açıkçası. Tarihimizdeki en kötü üçüncü sezon başlangıcını yaptık. 6. hafta takımın başına 3. hocayı getirdik. Her bakımdan değişik bir sezon yaşıyoruz. Sakin olup nasıl toparlanırız onun hesabını yapmalıyız. Başkan da twitter üzerinden gidişat ile ilgili olarak;
"İlk 6 hafta sonunda sadece 4 puan almış olmak, hepimizi derinden üzmektedir. Ancak karamsarlığa gerek olmadığını düşünüyorum. Transfer tahtasını son dakikada açabildik. İlk 5 hafta sonunda 3'üncü teknik ekip göreve geldi. Orduspor olarak ilk 11'in en önemli 3 oyuncusu sakat. Büyükşehir Belediye başkanımız Enver Yılmaz'ın katkılarıyla, bugüne kadar 1 milyon 619 bin liralık nakit sponsor desteği aldık ve bunu takıma ödedik. Bu sponsorluk desteklerinin devamı ile birlikte ekonomik problemleri azaltacağız. Orduspor'u iyi yönetirim diyenlerin önünü açacağız. Ciddi bir yönetim alternatifi çıkarsa, biz bırakmaya hazırız. Bu olmazsa, sonuna kadar görevde kalacağız. Takımı yüzüstü bırakamayız . Asıl olan Orduspor'dur. Bu kadar çok üst üste travma yaşayan bir takımın başarısız olması normaldir. Ben takımımıza güveniyorum. Teknik Heyetimiz bunu başaracaktır. Lig uzun en kısa zamanda toparlayacağız. En büyük desteği taraftarlarımızdan bekliyorum. Başka Orduspor yok."
Başkanın açıklaması genel olarak olumlu. O da sezon başından beri yaşanan ekonomik sorunlardan, hoca değişikliğinden ve takıma olan inancından bahsetmiş. Yaşadıklarımız normal değil. Ciddi ekonomik sıkıntılar, kalitesiz bir hocayla lige başlamamızdan dolayı sezon başını boş geçirmiş bir takım, beklentimiz olan futbolcuların sakatlıkları, hoca değişiklikleri vs derken belimizi doğrultamadık. Sorunları çözdükçe ve takımda huzur hakim oldukça biraz özgüven ile kendimize gelebileceğimizi düşünüyoruz ama başkanın açıklamalarında farklı bir nokta var. Kendisi kongrede yeniden seçildi ama her seferinde görevi başka birine bırakmaktan bahsediyor. Kongre öncesi devam etmeyeceğini söylemişti. Aday çıkmayınca yeniden aday oldu ve seçildi. Sonrasında Ntv'de canlı yayına çıkıp görevi bıraktığını söyledi ama devamı gelmedi. Sürekli olarak facebook'da, twitter'da aynı şeyleri tekrarlayıp sevgilisine trip atanlar gibi benden daha iyisi varsa bırakırım, yollarımız ayrılsın minvalindeki sözleri gerçekten can sıkıcı olmaya başladı. Orduspor'a mevcut borç yükü ile yeni bir başkan adayı önderliğinde yeni bir yönetimin talip olması şuan için hayal gibi görünüyor. O yüzden sürekli olarak tekrarladığı ''bırakırım, daha iyisi varsa gelsin, istifa ederim'' sözlerini bir kenara bırakıp Orduspor'a konsantre olması bizleri mutlu eder.

Takıma gelecek olursak çok ciddi eksiklerimiz var. Takımın kondüsyonu yerlerde. 65. dakikadan sonra sürünen bir Orduspor izliyoruz. Sebebi Fikret Yılmaz ve onu takımın başına getirenler. Alişan'ın kapasitesi belli ama Fomichev de kötünün iyisi değil kötünün kötüsü durumunda şuanda. Takımda sağbek ve solbek namına sadece kağıt üzerine futbolcuların isimleri var. Sağdan, soldan gelen bütün ataklar ile Ufukhan ve Volkan karşı karşıya kalıyor. Beklerin hücuma katkısı ise ''0'' Sezona kötü başlayıp sakatlanan Landel'in sezonun geri kalanında ne vereceğinden hiçbirimiz emin değiliz. Keza Mutumba'nın da... İlk haftalarda beğendiğimiz Umut ve Yasin yokları oynuyor. Ali ortalarda yok. Kaptan Emre yeni profesyonel olmuş, futbolcu olmaya çalışan futbolcu kıvamında. Ziya, Serdar saman alevi. Takımdaki tek standart altı haftadır belli bir düzeyde oynayan Emrullah Kokoç ama o ne yapsın tek başına? Sebahattin Hoca'nın işi hiç kolay değil. Fiziksel ve mental olarak yerlerde olan bir takımı teslim aldı. Sezon içinde fiziksel yükleme ne kadar yapılır soru işareti... Sakatlıklara neden olabilir. Acil olarak moral motivasyonu üst düzeye çekmeli. Takımın kazanması ve kendine güveninin gelmesi gerekiyor. Fikstür olarak da şanssızız. Alakasız bir dönemde iki deplasman üst üste gidiyoruz ve rakibimiz de ligin kalbur üstü takımı Osmanlıspor. Urfa deplasmanından çok daha zor bir deplasman. Moraller iyi değil, kötü oynuyoruz, sakat çok var umutsuz da değiliz. Bu şekilde dipte olup, yerlerde olup ayağa kalktığımız zamanlar da oldu. Takımımızın Osmanlıspor karşısına iyi hazırlanıp bizi içinde bulunduğumuz durumdan kurtarmasını umut ediyoruz.

18 Ekim 2014

Haftanın Maçı | Şanlıurfaspor vs Orduspor


Bugün 6. haftanın açılış maçında Elazığ'da Şanlıurfaspor ile oynuyoruz. Ligde 5 hafta geride kalırken aldığımız 4 puanla ligin son sıralarını bizimle aynı puan alan altı takım ile paylaşıyoruz. 5 haftada geride iki hoca bırakırken sezon öncesi yaşanan krizler de cabası. Her sıkıntıdan sonra YENİ BİR BAŞLANGIÇ diyoruz ama çözülen her sıkıntıdan her problemden sonra yeni bir sıkıntı, yeni bir problem karşımıza çıkıyor. 

İki yeni hocamızla çıkacağız Şanlıurfaspor maçına. Mutumba, Bilal Türkgüler ve Landel sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek. Mutumba ve Bilal'in sezon başından beri süregelen sakatlıklarına Landel de eklendi. Landel bizim için önemli bir kayıp ama sezon başından beri üst düzey bir katkı sağlamadığını düşünürsek eksikliğini çok da hissedeceğimiz söylenemez. Sebahattin Hoca'nın kadro seçimi konusunda bir fikrimiz yok. Elindeki iskeletin sınırları belli ama isim olarak da taktik olarak da farklı bir Orduspor izleyebiliriz. Onun düşündüğünü futbolcular sahaya ne kadar yansıtabilir hepimiz izleyeceğiz.

Şanlıurfaspor geçtiğimiz sezona nazaran biraz daha derli toplu başladı bu sezona. Kadrolarını isim isim ele alacak olursak oldukça kaliteli bir ekip olduklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon İstanbul Belediye'yi şampiyon yapmış olan Cihat Arslan'ın yönetiminde yaptıkları yatırımı başarıya dönüştürmek istiyorlar. İddialılar ve bugün de sahaya kazanmak için çıkacaklar. Bize nazaran problemsiz, üstüne koyarak ilerleyen bir ekip olduklarını çok rahat söyleyebiliriz. Bu sebeple bizim açımızdan oldukça zor bir karşılaşma olacağı aşikar.

Lige tutunmak, biraz olsun kendimizi hatırlatmak, üstümüzdeki ölü toprağını atmak için kazanmamız gerekiyor. Beraberlik bir nebze olsun toparlayıcı olabilir ama bir mağlubiyeti daha kaldıracak durumda değiliz. Gelecek hafta zorlu Osmanlıspor deplasmanına gidecek olduğumuzu da koyarsak ortaya mutlak suretle bu deplasmandan puan çıkarmalıyız. Umarız bu sefer yeni bir başlangıç olur...

17 Ekim 2014

Erkan Sözeri'nin İstifası Üzerine...



Fikret Yılmaz'ın istifasından sonra Erkan Sözeri hamlesini enine boyuna değerlendirmiştik. Geçtiğimiz sezon yaşanan sıkıntıları ve sıkıntılardan dolayı yaşanabilecek problemleri yazıp Erkan Sözeri tercihinin bize göre doğru bir karar olmadığından bahsetmiştik. Biz uzun vadede problem beklerken Erkan Sözeri hepimize ters köşe yaptı ve göreve geldikten 12 gün sonra istifa etti.

Erkan Sözeri istifa nedenini alamadığı peşinat olarak belirtti. Takımın bir gün sonra Urfaspor maçı için yola çıkacak olması ya da takımın Erkan Sözeri ile geçirdiği iki haftayı, boşa giden zamanı umursamadı bile bu kararı verirken... 3 gün önce kulübün içinde bulunduğu durumun bilincindeyiz diye açıklama yapan kendisi değilmiş gibi prensiplerinden bahsedip verdi kararını.

Erkan Sözeri Orduspor'un içinde olduğu durumu gerçekten en iyi bilen kişilerden biridir. Geçtiğimiz sezon Orduspor'un en sıkıntılı zamanlarında teknik direktörlüğünü yaptığı kulübe yine zor bir zamanda döndüğünün de oldukça farkındaydı. Sezon başında yaptığı transferlere son saatlerde lisans çıkarmış, futbolcuların peşinatlarını lig başladıktan sonra zar zor ödeyebilmiş bir takıma geldiğinin elbette bilincindeydi. Küçük hesaplar peşinde koşmasına hiç gerek yoktu. Farkında değil ama bu davranışından dolayı Orduspor'dan çok kendisi zarar görecek. 


Erkan Sözeri'nin istifası üzerinde takımın başına Sebahattin Akbayrak ve Muhammet Dilaver getirildi. İki isim de Orduspor'da yıllarca görev yapmış, bu kulübün içini dışını bilen futbol adamları. Sebahattin Hoca bir adım önde olacak. Yaşanılan psikolojik çöküntüden sonra yeni bir başlangıç için mücadele edecek. Takımdaki futbolcuların %80'i Sebahattin Hoca ve Tahsin Türkmen'in kulübe kazandırdığı futbolcular. O yüzden futbolcular ile arasında iyi bir iletişim ve bağ var. Bundan sonra top yönetimde ve Sebahattin Hoca'da. Yönetim aldığı kararın arkasında durup Sebahattin Hoca'ya güven verecek ve huzurlu çalışmasını sağlayacak. Ligde henüz 5 hafta geride kalırken öylesine çok şey yaşadık ki bundan sonra ne olur, sezon sonunda nasıl bir yerde oluruz kestiremiyoruz. Tek istediğimiz suların durulması ve eski Orduspor'umuzu sahada görmek.

5 Ekim 2014

Hadi Başlayalım.. | Orduspor vs Karşıyaka


Öncelikle tüm DAG okurlarının bayramını kutlar, mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz. Bayramın ikinci gününde bugün Ordu'da dost Karşıyaka ile karşı karşıya geleceğiz. Bizim açımızdan yeniden yeni bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik kriz ile başladığımız sezonun ilk dört haftasına çok fazla şey sığdırdık. İlk hafta yaşanan kriz, sonrasında krizin aşılıp aşılamayacağı derken hoca değişikliği ile gündemi zirveye taşıdık. Malum eski hocamızın tipi ve oğlunu sevmediğimiz için zaten içimiz ısınmamıştı ama antrenörlük bilgisinin de yeterli olmamasından dolayı çok zaman geçmeden hatadan dönüldü.

Erkan Hoca yarım kalan hikayesini Ordu'da devam ettirecek. Gidişi buruk ve sorunlu olmuştu ama Fikret Yılmaz'dan sonra oluşan kim gelse bu adamdan iyidir anlayışından dolayı oldukça şanslı. Bizim aklımızda geçtiğimiz sezondan kaynaklanan soru işaretleri var ama her zaman olduğu gibi umutlu olmak istiyoruz. Umut ediyoruz ki Erkan Hoca geçtiğimiz sezon yaptığı yanlışlardan gerekli dersleri çıkarmış, eksiklerinin farkına varmış olsun. 


Takım son iki günü Erkan Sözeri yönetiminde geçirdi. Kadro ile ilgili edindiğimiz ilk bilgi Hüsamettin'in kesik yemesi, Landel'in de 10 numara'ya geçmesi. Orduspor'un sıkıntısı ney diye Ordu'da herhangi birine sorup alabileceğiniz cevabı Fikret Yılmaz es geçmişti. Erkan Sözeri gelir gelmez çift kalede 4 haftadır aksayan Hüsamettin'in yerine Mesut'u deneyip Emrullah'ın yanına Yusuf'u monte etmiş. Ön liberoda yetersiz görünen Landel'i de orta sahanın ortasına çekmiş. Umut ve gol atamamasına rağmen iyi bir performans ortaya koyan Yasin'i de çift kalede yedek takıma çekip yerlerine Ümit Tütünci ve Emre Aygün'ü denemiş. Yine çift kalede de Alişan yerine Fomichev'e görev vermiş. İlk haftasında kendi sistemine daha yatkın, bildiği futbolculara görev vermesi gayet doğal. O yüzden bu hafta geçtiğimiz haftalardan 3-4 farklı isimle sahaya çıkacağız gibi görünüyor. 

Erkan Hoca'nın elinde geçtiğimiz sezona nazaran çok daha alternatifli bir kadro var. Henüz hazır olmayan Mutumba, beklenti içinde olduğumuz Yasin ve Umut, Ali Güzeldal, Serdar Deniz gibi alternatiflere sahip olacak. Bu futbolcuları küstürmeden, harcamadan belli bir seviyede hazır tutmak Erkan Hoca'nın görevi. Yine altyapıdan gelen Özgen'deki yeteneği de hepimiz gördük. Özgen'in de öyle veya böyle dışlanmadan bu takımın içinde yer alması Orduspor'un geleceği için önemli. Erkan Sözeri'nin elindeki futbolcuların değerinin farkında olup hak edene hak ettiğini vermesi, futbolcudan nasıl daha fazla verim alırımın hesabını iyi yapması gerekiyor. Geçtiğimiz sezonki gibi futbolcularla iletişim problemi yaşayıp, kişisel sorunların takıma yansımasına izin verirse hatalarını tekrarlamış olur.

Karşıyaka'da sezona bizim gibi iyi başlayamadı. Futbol olarak belli bir düzeydeler ama puan olarak istediklerini elde edemediler. Yusuf Şimşek ile yola devam diyip Onur Alkan, Juninho, Kahe, Mehmet Sıddık İstemi, Loriya gibi gayet iyi transferler yaptılar. Son iki haftada aldıkları Osmanlıspor ve Şanlıurfaspor mağlubiyetleri yanıltıcı olabilir çünkü oldukça iyi futbol oynadıklarını, belli bir sisteme sahip olduklarını ve ligden kolay kolay kopmayacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 Zor bir maç olacak ama kazanıp üzerimizdeki ölü toprağını atmamız gerekiyor. Bu geçiş dönemini en az kayıpla atlatıp takım belli bir seviyeye gelene kadar ligden kopmamamız gerekiyor. Bu sebeple öncelikle Karşıyaka'yı yenip yeniden merhaba dememiz lazım. Umarız her şey istediğimiz gibi gider.

2 Ekim 2014

Fikret Yılmaz Gitti, Erkan Sözeri Geldi...


Elazığspor maçı sonrası herhangi bir değerlendirme kaleme almadık. Zaten maç hakkında söylenecek söz, yazılacak cümle de yoktu. Antalyaspor maçında dört yiyen kadroyu bozmadan sahaya çıkan ve geride kalan maçlardan gram ders çıkarmayan bir Orduspor ve hocası vardı sahada. 

En başından gereksiz ve olmaması gereken bir hamleydi Fikret Yılmaz. Çoğumuz Hüsnü Özkara ile neden devam edilmediğini sorgularken geldi Fikret Yılmaz. Kaleci antrenörlüğü dışında sadece Erciyespor'da teknik direktör olarak görev yapmış, Erciyesspor'da da sezonu tamamlayamamış, 2 sezondur boşta olan birine Orduspor Teknik Direktörü apoletini takmak bu kadar olmamalıydı ama oldu. Yeni bir Erkan Sözeri yaratmak istedi belki yönetim ama Orduspor'un teknik direktör olarak 1 sezon bile geçmişi olmayan birine teslim edilebilecek bir takım olmadığını düşünemediler. 

4 haftada 3 mağlubiyet 1 galibiyet.. 4 haftada yenilen 10 gol ve ne oynadığını bilmeyen bir takım. Büyük umutlarla transfer edilen futbolcusunun sakatlığı üzerine ileri geri konuşan bir hoca... Basiretsiz futbola tepki gösteren taraftara ''Ya benim tipimi beğenmediler, ya da oğlumu sevmiyorlar'' gibi talihsiz bir açıklama yapabilen hoca... Bu şekilde açıklama yapabilen bir hocanın bir futbol takımını idare edebilecek kapasite olduğunu söylemek hayalcilik olur. Nitekim Orduspor taraftarı da hem takımın s.o.s vermesi hem de hocanın altına girdiği yükün hamalı olmadığını anlayınca tepkisini ortaya koydu ve akabinde Fikret Hoca görevi bıraktı.


Fikret Yılmaz'ın istifası üzerine taraftar arasında bazı isimler zikredildi ama yönetim kanadından ilk önce Erkan Sözeri'nin ismi çıktı. Bugün de resmi siteden yeniden Erkan Sözeri ile anlaşıldığı deklare edildi. Genel olarak bakınca kamuoyunun memnun olduğu bir hamle oldu. Kağıt üzerinde bir sıkıntı yok ama peki ya içeriden bakınca? 

Geçtiğimiz sezon takımı Tahsin Türkmen ve Sebahattin Albayrak kurmuş Erkan Sözeri de kurulan kadro üzerine gelmişti. Son olarak Erkan Hoca Alex Ionita, Selçuk Özkan, Tuna Kaya transferlerine onay vermiş ve kadromuz şekillenmişti. Erkan Hoca'nın ekibi, Sebahattin Hoca ve Tahsin Türkmen'in uyumlu çalışması, takımın kenetlenmesi ile hepimizin beklentisinin üzerinde bir takım ortaya çıkmış ve çoğumuzun yetersiz bulduğu takım Süper Lige çıkabilecek en önemli adaylardan biri haline gelmişti. Her şey yolunda giderken ilk hadise Erkan Sözeri ve Anıl Taşdemir arasında cereyan etti. Erkan Sözeri ile Anıl Taşdemir arasında çıkan probleme iki tarafta profesyonel yaklaşamadı. Erkan Sözeri'nin Anıl'ı zamansız oyundan çıkarmaları ve kesmeleri buna karşılık Anıl'ın Erkan Hocayla olan sorunundan dolayı giydiği formanın hakkını vermemesi belki de Orduspor'un Süper Lige çıkamamasının en önemli sebebi oldu. Evet şaka gibi gelecek ama hoca ve futbolcu arasındaki basit bir problemin büyüyüp dallanıp budaklanması bizim ilk iki trenini kaçırmamızın ilk nedenlerinden biri oldu. Anıl sorunundan sonra Erkan Sözeri ve Tahsin Türkmen anlaşmazlığı ortaya çıktı. Ligin başlarında gayet uyumlu çalışan ekip içinde başarının belli bir standarda girmesi ile kopukluk yaşandı. Erkan Sözeri belli bir noktadan sonra kendi başına buyruk hareket etmeye başladı ve Sebahatttin Hoca ve Tahsin Türkmen'i devre dışı bıraktı. Anıl probleminden sonra önümüze altın tepsiyle defalarca gelen ilk iki şansını içerideki bu uyumsuzluk yüzünden kaybettik. Erkan Hoca'nın inatları, yanlış kadro seçimleri ile yaşadığımız puan kayıpları ile ilk ikinin en önemli adayıyken baş aşağı gitmeye başladık. Öne geçtiğimiz Buca maçını kendi ellerimizle verince Erkan Hoca'nın istifası istendi. Sonrasında Hüsnü Özkara ile küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak istesek de başaramadık ve sıkıntılı bir dar boğazdan geçerken Süper Lige çıkarak kurtulabileceğimiz bir şansı kendi ellerimizle kaybettik.

Yukarıdaki paragrafı okuduktan sonra Erkan Sözeri'nin yeniden Orduspor'a gelişi hakkında aklınızda mantıklı bir durum oluşmadığı kesin. Mevcut durumu ele alınca geçtiğimiz sezon sorun yaşadığı Tahsin Türkmen ve Sebahattin Albayrak görevine devam ediyor ve bu sezonki kadroyu da yine bu iki isim şekillendirdi. Anladığımız kadarıyla Tahsin Türkmen'in etkinliği azalacak. Sebahattin Hocayla da yolların ayrılması gündemde. Takımı kuran bu iki isimin saf dışı kalması ile Erkan Sözeri altına girmiş olduğu yükü ne kadar omuzlayabilir kestiremiyoruz. Tahsin Türkmen ve Sebahattin Hoca'nın en son saf dışı kaldığında aldığımız seri mağlubiyetler ile Süper Lige veda ettiğimizi belirtmekte de fayda var.

Sonuç olarak bizce geçtiğimiz sezon Süper Lig trenini kaçırışımızın baş aktörü Erkan Sözeri'ye yeniden sarıldık. Erkan Sözeri'ye sarılırken de içeride kurulan iyi bir dengeyi kendi elimiz ile yerlebir ettik. Geçtiğimiz sezon kovduğumuz hocayı takımın başına yeniden getirerek mevcut kaos ortamından çıkmayı planladık. Bu plan ne kadar tutar, Erkan hoca başarılı olur mu bilinmez ama Fikret Yılmaz'dan sonra yapılabilecek doğru bir hamle ile ayağa kalkma fırsatını şuanda bilinmezliklere, şansa ve kadere bıraktık. Dileğimiz aşı tutsun ama verileri ortaya koyunca Erkan Sözeri hamlesinin doğru bir hamle olmadığı ap açık ortada..

29 Eylül 2014

Haftanın Maçı | Elazığspor - Orduspor


Yazıya başlamadan önce şunu belirtmekte fayda var. Maç yazısından ziyade son haftalardaki durumumuzu anlatacak bir yazı yazmanın daha uygun olacağını düşündük. Hafta içi zor da olsa Düzyurtspor'u eleyerek Türkiye kupasında tur atladık. Açıkçası elensek de üzülmezdik hatta sevinirdik. Keza bizim tek hedefimiz süper lige çıkabilmek. Türkiye kupasında gidebileceğimiz yer de belli... Düzyurtspor maçında oynanan futbol hiç kimseye umut vermedi. Açıkçası bunun sinyallerini Adanaspor maçında da görmüştük ama maalesef bu hatalar galibiyetin gölgesinde kaldı. Adanaspor maçında 10 kişi kalmış rakipten baskı yedik. Bu baskı sonucu kalemizde de 2 gol gördük. Geçen sene savunmamızın ön plana çıktığı çok maç vardı. Gerçekten de savunmadaki oyuncularımız çok büyük özveriyle oynamışlardı. Maalesef bu sene lige savunma handikapı ile başladık. Bunun sebebinin ise futbolcular olduğunu düşünmüyoruz. Oynadığımız maçları tekrar tekrar izlerseniz taktiksel nedenlerden dolayı çok pozisyon veriyoruz dolayısıyla da çok gol yiyoruz. Örneğin geçen sene beklediğimizden çok daha iyi oynayan Erkan Sekman bu sene iyi bir başlangıç sergileyemedi. Maçlarda dikkat ederseniz rakip takım sol taraftan kalemize doğru atağa kalkarken Erkan ya yerinde olmuyor ya da yerinde olsa bile sağ içte oynatan stoperin yanına doğru sokuluyor.  Kendi sahamızda oynadığımız Düzyurtspor maçında bile rakipten baskı yediysek teknik ekibin tiplerini ve evlatlarını bir kenara bırakıp "taktiksel hatalarına" bakmaları lazım. Ayrıca bu olayı futbolcuların para alamamasına bağlamak da doğru değil. Bu futbolcular  6 ay futbol oynamama riskini alıp transfer tahtamızın açılmasını beklediler. Futbolcularımızın tek derdi para olsaydı 6 ay futbol oynamama riskini almazlar başka takıma giderlerdi.. Sol bekte oynayan Hüsamettin maalesef şu an için yeterli değil. Büyük ihtimalle bu haftaki maçta oynamaz. Ama yerine kim oynar bilinmez... Stoperde ise Tandia'nın lisansı hala çıkmadı. Ne zaman çıkacağı ise şu an için belli değil. Eski kulübü Honved ile yaşanan bir sıkıntı olduğu söyleniyor inşallah en kısa zamanda bu problem çözülür. Defansta Ufukhan'ın yeri garanti gibi. Zaten oynadığı maçlarda da canla başla oynuyor ve formayı hak ediyor. Yanında ise büyük ihtimal Volkan Koçaloğlu oynayacak. Volkan lig için iyi bir stoper ama yaşı 35'e geldi. Üst üste maçları çıkarabilmesi zor.  O yüzden Volkan'dan maksimum verim alabilmek için fiziksel gücünü de göz önüne almak lazım...


Orta sahamızı ele alacak olursak geçen seneye göre çok alternatifli olduğunu söyleyebiliriz. Her mevkide oynayabilecek en az 2 oyuncumuz var. Geçen sene kulübeden gelip oyuna skor olarak katkı verecek oyuncumuz yoktu ama bu sene aynı şeyi söyleyemeyiz. Transferleri yapan Futbol şube sorumlumuz Tahsin Türkmen teşhisi doğru koymuş!.  Geçen sene Salih Sefercik'in görevini bu sene Emrullah yapmaya çalışıyor. Ama Emrullah'a bu konuda biraz fazla sorumluluk veriyoruz. Bizim Emrullah'tan beklediğimiz rakibe basması ve rakibi bozması. Çünkü bunu yapabilecek kapasite Emrullah'da var ama siz Emrullah'a oyun kurdurtmaya kalkarsanız ve ön libero değil de orta sahada santraya daha yakın oynatırsanız rakip sahada kaptırdığınız top ile rakip takım 3-4 pas ile kaleci ile karşı karşıya kalır ve kendi evinizde 4 gol yemeniz hiç sürpriz olmaz. Emrullah'ı defansın önüne süpürücü olarak koymak en azından kendi evinizde 4 gol yemenize sebep olmaz. Emrullah'la oynayan Landel şu ana kadar oynadığı maçlarda vasatı aşamadı. Landel'in de artık sazı eline alması lazım ama onun da Emrullah'ın defansın önünde çakılı stoper oynaması gerekirken yanında oynamasından dolayı şu an için ön plana çıkamadı. Emrullah'ın asıl yerine geçmesiyle Landel'in de orta sahada çok daha başarılı olacağı kanısındayım. Geçen sene ise Anıl Taşdemir'in üstlendiği görevi bu sene Ali Güzeldal yapabilecek kapasiteye sahip. Bunu yapabileceğini de evimizde oynadığımız hazırlık maçında gördük. Şu an için Emrullah-Landel-Ali Güzeldal üçlüsü bizim için ideal üçlüdür. Kanatlarda ise Ziya ve Serdar Deniz güzel işler yapıyor. Ziya geçen seneden beri kendini çok geliştirdi ama ayaklarının biraz yere değmesi lazım. Yeteneklerine lafımız yok ama Adanaspor maçında arkadaşına pas verse maç 3-1 olacak ve Adanaspor maçtan iyice düşecekti. Ama o şut atmayı tercih etti ve akabinde gol yedik. Her zaman Adanaspor maçında olduğumuz kadar şanslı olmayabiliriz. Sağ tarafta ise Serdar Deniz çok güzel işler yapıyor. Özellikle topu rakip kaleye çok hızlı bir şekilde taşıyor. Eminim ki ilerleyen haftalarda daha iyi olacak. Ayrıca o bölgede oynayabilecek Mutumba ve Emre Aygün var. Emre Aygün bildiğimiz gibi inşallah en kısa zamanda toparlar. Mutumba konusunda ise ayrı bir parantez açmak lazım. Mutumba çok büyük umutlarla transfer edildi. İsveçte oynadığı futbolun yarısını oynasa sırf onu izlemek için gelecekler bile olur, Maça gelecek taraftar sayısını 2'ye bile katlayabilir. Şanssız bir sakatlık geçirdi ama Antalyaspor maçından sonra hocanın yaptığı basın toplantısında Mutumba'nın nasıl sakatlandığını anlamadığını, yürürken sakatlandığını, iyi futbolcu olduğunun söylendiğini ama daha bir şey görmediğini söylemesi eminim Mutumba'yı sakatlığından daha çok üzmüştür. Mali olarak durumumuz ortadayken, seneye ne olacağımız belli değilken bir futbolcuyla ilgili böyle bir açıklama yapmak kabul edilebilir bir davranış değil. Bizim için geçen sene "küme düşer, küme düşmemeye oynar" diyenlere en güzel cevabı sahada vermiştik. Kıl payı süper ligi kaçırdık. Bunun temel sebebi de takımımızda bulunan teknik ekip, futbolcular, taraftarlar ve yöneticiler arasındaki aile bağıydı. Biz yine o ailenin "Orduspor ailesinin" oluşmasından tarafız ama kendi futbolcusuna ön yargıyla yaklaşan kim olursa olsun o kişinin bu ailede yeri yoktur....

Forvette ise Yasin Ozan beklentilerimizin çok üzerinde bir performans sergiliyor. Ümit Tütüncü gelse bile formayı Yasin'den alması zor. Forma rekabeti Yasin ile Ümit'in arasında geçer. Gökhan Kaba ve Cemre Atmaca ise Orduspor için yeterli bir oyuncu "şimdilik" değil.

Bugün oynayacağımız maça genel olarak bakarsak Elazığspor'a şansımızın tuttuğunu söyleyemeyiz. Elazığspor ile şu ana kadar 10 maç yaptık. 10 maçta Elazığspora karşı 4 mağlubiyet, 5 beraberlik ve 1 galibiyetimiz var. Teknik Direktörleri Ümit Özat. Onlar da bizim gibi mali sıkıntılarla uğraşıyorlar. En tehlikeli oyuncuları ise Ömer Yıldız, Birol Hikmet ve Murat Kayalı. Bu üç oyuncuya çok dikkat etmemiz lazım. Kalecileri Ivesa tecrübeli bir kaleci. Kalede 2.05'lik bir kaleci varken yan toplardan ziyade kısa paslarla rakip kaleye gitmek daha mantıklı gibi. İçerideki Kayserispor maçını deplasman galibiyetiyle telafi etmiştik. Kayserispor maçını da Elazığ'da telafi edip önümüze bakmamız lazım.

25 Eylül 2014

Türkiye Kupası 2. Tur | Orduspor 2:1 BN Düzyurtspor



Fotoğraf: Fanatik Gazetesi
Dün Ordu’da bir sürprize izin vermedik Düzyurtspor’a. Kupanın 2. Turunda ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında çoğu Anadolu şehrinin bu kupaya ne kadar önem verdiğini göreceksiniz. Bu durumun nedenini maç öncesi yazımda belirtmiştim. Bizim maçımızda beklenmeyen bir sonuç çıkmadıysa bunu rakibin 45.dakika itibariyle sahada 10 kişi kalmasına bağlayabiliriz. Maçı izleyenlerden değilim. Belki de ilk defa maç izlemeden bir yazıya başladım. Ama bu maç ile ilgili bir şeyler karalamak için illa ki maçı izlemeye gerek var mı sevgili renktaşım?

Orduspor maça, Formichev – Emrullah – Ali – Umut – Ziya – Ufukhan – Volkan Ö. – Özgen – Volkan K. – Metin – Gökhan on biriyle çıktı. Yarısı yedek ağırlıklı bir kadro 2. Lig ekibi Düzyurtspor’a karşı maçı kendini çok sıkmadan alırdı herhalde. Tamam, yeri geliyor bu kupada 3. Lig takımı Süper Lig takımını eliyor da, hoş oluyor mu bu durum ? Tamam, yeri geliyor bizde Pazarspor, Arsinspor gibi takımlara eleniyoruz da, hoş mu yani ?

Elenebilirsin, olabilir de. Kusura bakmayacaksın da 45 dakika 10 kişi oynayan bir 2. Lig takımını yenemeyip maçı uzatmalara götürüyorsan, pisi pisine kendini daha çok yoruyorsan eh ne diyeyim ben sana şimdi ?

Ziya’ya tepkiler olmuş. Ziya’da gol atınca hıncını taraftardan çıkarmış. Ziya’nın nasıl oynadığını bilmiyorum ya da tepkilerin ne düzeyde olduğunu da bilmiyorum. Ama böylesine maçlarda Ziya gibi takımın tecrübeli oyuncularına insiyatif göstermeliyiz.

Maç Ziya ile Emre’nin karşılıklı golleriyle 1:1 sona erdi.

Uzatmalara kalan maçın 96.dakikasında ise Serdar bizim adımıza turu getiren golü attı.

Fikret Yılmaz’a da maç boyunca yoğun tepkiler olmuş. Fikret Yılmaz ise bu durumu maalesef “ya benim tipimi sevmediler ya da oğlumdan dolayı bana tepki gösteriyorlar” şeklinde bağlamış. Çok yanlış ve takıntılı bir düşünce. Aynı zamanda talihsiz buldum. Taraftarın tepkisi şüphesiz ki Düzyurtspor maçında ortaya konan kötü futbol değil. Aslında bu durum üzerinde durulup uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Taraftarın tepkisi Fikret Yılmaz’ın takımın başına getirilmesiyle başlamıştı diyebiliriz. Biraz elektrik meselesi sanırım. E tabi kan ısınmayınca, üzerine de Antalyaspor maçında farklı mağlubiyet gelince herkesin ortak görüşü “yol yakınken yollar ayrılsın” şeklinde oldu. Düzyurtspor maçı ise üzerine tuz biber tabi…

Türkiye Kupası 2. Tur maçları sonunda Ordu’da bir sürpriz çıkmadı ama oynanan bir çok maçta ilginç sonuçlar alındı. Dün oynanan en garip maç Cizrespor ile Aydınspor arasındaydı. Maçı Bölgesel Amatör Lig temsilcisi Cizrespor 3:1 kazanırken maçtan çok Aydınsporlu oyuncuların açıklamaları konuşuldu. İddia odur ki Aydınsporlu oyuncular tehdit edildiler, zorla sahaya çıkarıldılar ve pozisyona girmeye korktular. Türkiye’de hala böyle şeylerin konuşulması çok üzücü.

Bu maç ile beraber en ilginç skorları ise 3. Lig temsilcisi Balçova Yaşamspor’un, Balıkesirspor’u penaltılar sonunda, Etimesgut Belediyespor’un da Kayseri Erciyesspor’u 1:0 yenmesini gösterebiliriz.

Bugün sonuçlanan maçlar içerisinde ise Antalyaspor kendi sahasında BB Erzurumspor’a 3:1 mağlup oldu.

23 Eylül 2014

Türkiye Kupası 2. Tur | Orduspor vs BN Düzyurtspor



Malumunuz Türkiye Kupası’nda 2. Tur maçları oynanıyor şu sıralar. Sistem güzel, benim hoşuma gidiyor. Ama işin işine gruplar girdiği vakit tadı kaçıyor. Maç sayısı çoğalıyor, kulüpler kupayı bir külfet olarak görüyor. Dolayısıyla birçok takım elenmeyi, tur geçmeye tercih ediyor. Bu durum ise yaşanabilecek sürpriz ve sansasyonel sonuçların önüne geçiyor. Eminim böyle bir sürprizle karşılaşmayı en başta federasyon istemiyordur.

Hafta sonu geldiği vakit yaşadığımız bir heyecan olurdu, onu bitirdiler. Ne futbol bıraktılar, ne bir zevk. Ne de konuşulacak, yazılacak sözler bıraktılar. İnsanın içinden gelmiyor bazı şeyler. Şampiyon olsak ne olmasak ne, düşünüyorum bazen. Orduspor yaşasın yeter bana aslında. Nerede olursa olsun, hangi ligde olursa olsun. Orduspor yaşasın, o yeter.

Yarın, saat 18:00’de Ordu’da maç var!

Türkiye Kupası’nda rakibimiz Birlik Nakliyat Düzyurtspor. Ordu’da zaten maçlara gidemiyorduk ama artık deplasmanları da aldılar elimizden. Adana, Elazığ, Şanlıurfa? Son 1 ay içerisinde olmuş ve olacak burnumun dibinde ki maçlara gidemeyeceğim.

Evet, Passolig kartın yoksa yarın Düzyurtspor maçını dahi izleyemeyeceksin. Sevdamızın üzerine rant ekenler utansın.

Düzyurtspor ismini ilk defa duyanlardan mısın ? Dur dinle o zaman, burada bir hikaye var. Düzyurt denilen yer, Trabzon’da bir köy. Düzyurtspor ise bu köyün futbol takımı. Maçlarını Trabzon Avni Aker Stadyumu’nun yan sahasında oynuyor. Kamyoncular takımı aslında Düzyurtspor. Zira takımın isminde bulunan Birlik Nakliyat, kamyoncular derneğine ait bir isim. Futbol takımının başkanı aynı zamanda bu derneğinde başkanı. Geçen sene yaşanan şampiyonluktan sonra, kamyon  konvoyları oluşturulmuş ve şampiyonluğu doya doya kutlamışlardı Trabzon şehrinde.

2012/2013 sezonunda Bölgesel Amatör Lig’de şampiyon olarak Spor Toto 3. Lig’e çıkan Birlik Nakliyat Düzyurtspor, Türkiye’de profesyonel liglerde oynayacak ilk köy takımı unvanını almıştı. Bu durum bile başlı başına büyük bir başarıyken 3. Lig’e çıktığı sezon sonunda 2. Grup’u lider bitirerek hiç sene kaybetmeden kendilerini 2. Lig’de buldular. Dolayısıyla bu başarı onlara 2. Lig’de oynayan ilk köy takımı unvanını da kazandırdı.

Muzaffer Yurduseven takımın teknik direktörü. Renkleri ise turuncu-yeşil. Sezona 3 beraberlik ve 1 mağlubiyetle devam ediyorlar.

21 Eylül 2014

3. Hafta | Orduspor 1 - 4 Antalyaspor



Oynanan futbolun karşılığı başlıkta yazan skor mudur tartışılır ama Antalyaspor gibi bir takıma karşı sahada öylesine saçma sapan hatalar yaparsan dört de yersin beş de...

Geçtiğimiz sezon ligin en az gol yiyen takımıydık. Kalecilerimizin kalitesi aman aman olmamasına rağmen tandemde görev alan futbolcularımızın istikrarı, Ferhat'ın PTT'nin üzerindeki performansı ile zor gol yiyen bir takımdık ve bizi de diğer takımlardan farklı kılan özelliğimiz buydu. Fakat son iki haftaya baktığımız zaman verdiğimiz pozisyonların, yediğimiz gollerin izahı yok. Emrullah'ın insan üstü eforuna rağmen takım savunması anlayışının olmaması, beklerin olmayan kademe becerisine stoperlerin komik hataları da eklenince iki maçta pozisyon manyağı olduk. Adanaspor maçında ilk 5 dakikada 3-0 geriye düşebilirdik ki maç boyunca da çok basit hatalar gözlemledik. Adanaspor maçında defansdaki sıkıntı bariz şekilde kendini belli etmesine rağmen Antalyaspor maçında arpa boyu yol alamamış olmak gerçekten üzücü bir durum.

Yasin ve arkasındaki Serdar - Umut - Ziya üçlüsü ile oldukça dinamik bir hücum gücüne sahibiz. Önde gayet olumlu oynuyoruz. Pozisyonlar da buluyoruz ama sanki biraz karambole oynuyoruz. Ne oynadığını bilmeyen bir takım izliyoruz iki haftadır. Elimizde iyi bir malzeme var ama o malzemenin şimdiye kadar iyi kullanılmadığı, doğru yönlendirilmedi bariz ortada. Maça oldukça iyi başladık aslında. Baskılı başladığımız maçın başında Serdar ile öne geçme fırsatını yakaladık. Sonrasında oyunu Antalya yarı alanına yıktık ama komik bir gol ile geriye düştük. Golün ardından ön tarafta gayet iyi oynarken saçma sapan bir penaltı ile 2-0 geriye düştük. Beraberliği sağladık sağlayacağız derken çalınan penaltı demoralize etti ama golden 3 dakika sonra kontra ataktan yediğimiz gol de takdire şayandı. 


İkinci yarıya hızlı başladık. Takımın öndeki baskılı oyunuyla Yasin'in düşürülmesi sonucu kazandığımız penaltıyı gole çeviremedik ama dönen topta Hüsamettin'in ortasına iyi yükselen Ufukhan farkı ikiye indirdi. Maç 3-1'e geldikten sonra Fikret Hoca her ne kadar sahaya Gökhan ve Cemre'yi atsa da oyunu döndüremedik. Son dakikada yediğimiz bir başka güzel kontraatak golüyle de güzel beklentilerimiz olan karşılaşmadan 4-1 mağlup ayrıldık.

Maç ile ilgili ayrıca belirtilecek şeyler;

* Taraftarın maça ilgisi yok denilebilecek kadar azdı. Geçtiğimiz sezon dibi gördüğümüzü düşündük ama federasyonun da katkılarıyla futbolu statlarda el birliği ile bitirdiler. Sadece bize has bir durum değil. Memlekette Süper Lig, PTT 1. lig farkı olmaksızın önce taraftarı sonra da seyirciyi kaybettiler. Bundan sonra kendileri çalıp kendileri oynayacak! En çok zararı da kulüpler görecek.

* Hüsamettin'in üç haftalık performansı... Ferhat'dan sonra beklentimiz çok da yüksek değildi ama yaptığı kademe hataları, çoğu pozisyonda yavaş kalması, çok kolay çalım yemesi vs vs. Fikret Hoca elindeki futbolcuları yeterli buldu belki ama transfer edildikten sonra en az Serdar, Yasin ve Umut kadar beklentimiz var denilen Gökhan Meral'i neden eski takımına kiraladık soru işareti? Hasta denilen Gökhan Meral'in Kocaeli Birlik Spor ile ilk iki maçta 90 dakika forma giymesi de ayrı soru işareti (?)

* Erkan'ın performansı da evlere şenlik... Bu takımın en tecrübeli isimlerinden biri olarak onu daha derli toplu sahada görmek istiyoruz. Emre Aygün ve Erkan'ın bu sezon farklı bir misyonu var ama ikisinin de farkında olmadığı ap açık ortada. İmam osurursa cemaat ne yapar? Cevabını ikisi de biliyordur sanırım.

* Emrullah orta alanda savaşıyor ama Landel'in belli bir düzeyde oynaması gerekiyor. Bu kadar kırılgan oynayacaksa Emrullah ve Yusuf'u yan yana oynatmak daha mantıklı bir seçim olacaktır. Diarra, Emrah Başsan, Gökhan Karadeniz gibi hücumcuları olan bir takıma karşı sadece Emrullah ile savaşırsan orta alanda o iş baştan yatar. Landel'i Umut'un yerinde 10 numarada da denemek lazım. Birilerinin Fikret Hocaya hatırlatmasında fayda var. 

İlk haftayı her ne kadar yok saysak da içerdeki ilk iki maçımızı önemli rakiplerimize karşı kaybettik. Elazığspor deplasmanı öncesi Ordu'da çarşamba günü saat 18:00'da Birlik Nakliyat Düzyurtspor ile karşılaşacağız. Elazığspor da ligi bizim gibi kötü başladı. Bugün oynayacak oldukları Şanlıurfaspor maçından da puan çıkaramamaları durumunda bizim maça çok daha ayrı bir motivasyon ile çıkacaklardır. Fikret Hoca'nın elindeki malzemenin eksikleri var ama geçen seneki malzemeden kötü olduğunu da söyleyemeyiz. Hepimizin gördüğü eksiklerin en kısa sürede giderilmesini umuyoruz. İnşallah umduğumuz gibi olur.


17 Eylül 2014

2. Hafta | Adanaspor 2 - 4 Orduspor


Maç öncesi aklımızda soru işaretleri vardı. Samsunspor maçında bireysel olarak beğendiğimiz isimler vardı ama takım oyunu ve takımın futbol karakteri hakkında söylenebilecek çok fazla şey de yoktu. Bu sebeple Adanaspor maçından beklentilerimiz net değildi. 

Maça Adanaspor oldukça iyi başladı. İlk 5 dakikada Adanaspor maçı koparacak pozisyonlar buldu ama onların beceriksizliğine bizim şansımız da eklenince ilk dakikalardaki baskıyı kırdık ve oyunda dengeyi sağladık. Maçın ilk yarısında oyunu kendi alanımızda kabullenip Ziya, Umut ve Landel ile hızlı çıkıp pozisyon üretme düşüncesinde olan ve defansın arkasına atılan toplar ile golü arayan bir anlayış içerisindeydik. Golü de yine orta alanda kapılan bir top sonrasında Landel'in çabuk oyunu ve hızlı paslaşmalarla kaleye giderek bulduk. Orta alandaki oyuncularımızın niteliklerinden dolayı özellikle deplasmanlarda oldukça etkili bir orta alana sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Umut'un dikine çok iyi gidebilmesi, Ziya'nın hızı, Landel'in kolay adam eksiltmesine Mutumba bireysel özelliklerini, Yusuf'un defansın arkasına attığı nokta pasları da eklersek kontra atak futboluna oldukça yatkın olduğumuzu söyleyebiliriz.

İlk yarının son anlarında Adanaspor'da Abdullah Karmil ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. Kendisi kırmızı kart öncesi ceza sahası içinde Yasin'i tekmelemiş ve hakemin gözünden kaçmıştı pozisyon. Adanaspor 10 kişi kaldıktan sonra işimizin kolaylaşacağını düşünsek de maç düşündüğümüz seyirde gitmedi. İlk yarının son beş dakikası da önemli pozisyonlar buldular. İkinci yarıya da taraftarının desteği ile aynı özgüven ile başladılar. Landel'in golü ile 2-0 öne geçmemize rağmen oyundan kopmadılar ve önce Mertcan ardından da Tiago'nun attığı gol ile eksik olmalarına rağmen eşitliği sağladılar. Geçtiğimiz sezon oldukça fazla karşılaştığımız ve belkide bizi şampiyonluktan eden durumla yeniden demoralize olmuşken Emrullah'ın golü ile hayata döndük. Emrullah'ın golü gelmeseydi Adanaspor geriden gelmenin de morali ile bir gol daha atıp 2-0'dan oyunu dönderebilir ve bizi de ucu açık bir kaosun içine sokabilirdi ama futbolun şans yönü bu sefer bizim yanımızdaydı diyebiliriz. Emrullah'ın Allah ne verdiyse diye attığı golden sonra Serdar sahne aldı ve oyundan iyice düşmüş olan Adanaspor'a yaklaşık 70 metre top sürerek çok güzel bir gol attı.


Karşılaşma hakkında bireysel söylenecek çok şey var ama öncelikle çıkarmamız ve ders almamız gereken konu 2-0 önde olduğumuz bir maçın avuçlarımızdan gitme noktasına gelmiş olması. Şans bu sefer yanımızdaydı ama her zaman futbol şansı bizim yanımızda olacak diye bir durum yok. Gerekirse geçtiğimiz sezon yaşadığımız durumları da ele alarak bu sorunu çözmeli teknik ekip. 

Bireysel olarak bakacak olursak Emre Aygün'ün iki haftalık performansından başlayabiliriz. Geçtiğimiz sezon da çok saç baş yoldurdu bize ama artık bu takımın kaptanı ve biraz daha derli toplu olması gerekiyor. Orta alandaki oyuncu çeşitliliği, Yasin'in olumlu performansı mutluluk verici olsa da beklerin performansı da bizim için hayal kırıklığı. Hüsamettin'in iki haftalık performansının olumlu olduğunu söyleyemeyiz. Nitekim Erkan da çok fazla Güven vermiyor. Bu futbolcuları yedekleyen isimlerin de çok üst düzey isimler olmadığını düşündüğümüzde bu seneki zaaf noktamız maalesef beklerimiz. 

Hepimizin gözlemlediği bir gerçek var ki Yasin, Umut ve Serdar üzerine düşülürse bu takımın önemli parçaları olacaklar. Geçtiğimiz sezon hepimizin Ziya'dan bir beklentisi vardı ve Ziya'nın şimdi geldiği noktayı düşünce bu üç isimin de üzerine düşülmesi gerek diye düşünüyoruz.

Sonuç olarak Adana deplasmanından üç puanla dönüyoruz ve umutluyuz. Antalyaspor maçıyla birlikte de içeride üç puana merhaba demek hem takımı hem de şehri bu sezonun havasına sokacaktır.

14 Eylül 2014

Başlıyoruz.. | Adanaspor - Orduspor


Karanlık günler, umutsuzluklar şimdilik geride kaldı. Yaşadıklarımızı yeniden yaşamamız için tek çıkar yok başarılı olmak. Tek çıkar yok birlikte olmak, el ele vermek. Bu takımı yeniden Süper Lige çıkarmak. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da lige bir Adanaspor deplasmanıyla başlıyoruz.

Samsunspor maçı her ne kadar ölçü olmasa da takım hakkında az çok fikir sahibi olduk. Futbolu özlemiş, kendini yeniden kanıtlamak isteyen, orta sahada sorumluluk alan Ali Güzeldal'ın pozitif futbolu, gurbetçi Umut'un sürekli oyunun içinde olması, sonradan oyuna giren Serdar Deniz'in hepimizi mest etmesi, Ümit Tütünci'nin azmi ilk akla gelenler. Sayabileceğimiz olumsuzluklar da yok değil ama tabloya şimdilik iyi tarafından bakmak daha iyi. Klasik 4-3-3 değil de daha çok sahaya
4-1-4-1 şeklinde yayılan, defansın arkasına atılan uzun toplar ile kolay pozisyon girebilen, oldukça hızlı atağa çıkan dinamik bir takımın sinyallerini gördük. Ptt 1. ligde ayağı top yapan önliberolar her zaman fark yaratır. Nitekim Yusuf'un da topla oyunu, atakların başlangıcında topun onda toplanması, isabetli uzun pasları ile oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Haftalar ilerledikçe daha fazla fikir sahibi olacağız ama temellerini gördüğümüz sistemi oturtabilirse Fikret Hoca elindeki kadrodan istediği verimi alabilir.

Rakip Adanaspor geçtiğimiz sezonun aksine bu sene daha derli toplu başlıyorlar lige. Ptt 1. Lig'in geleneksel hocalarından Levent Eriş takımın başında. Fatih Şen ve Selçuk Şahin gibi iki tanıdık isim takımın değişmezleri arasında. Hücumda Tiago ve Ergin Keleş gibi yine bu ligi iyi bilen isimlere sahipler. Zaten takım olarak da bu ligin gediklilerinden Adanaspor. Ptt'de üst üste altıncı sezonları bu sene. Onlar da artık bu ligde bir nebze olsun yukarılarda yer almak istiyorlar. Lige Şanlıurfa deplasmanı ile başladılar ve Urfa'dan puansız döndüler. Kendi evlerin de onlar da yeni bir başlangıcın peşinde olacaklar.

Bugün günlerden Orduspor... Çok özledik Orduspor'lu hafta sonlarını... Çok özledik bu takımı.. Morunu, beyazını... Güzel futbol, 3 puan olsun inşallah. 


1967-1968 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 0:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1969-1970 (2. Lig): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:1 Ordu
1970-1971 (2. Lig): Ordu 1:0 Adana, Adana 3:0 Ordu
1975-1976 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1976-1977 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1977-1978 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1978-1979 (1. Lig): Ordu 3:2 Adana , Adana 3:2 Ordu
1979-1980 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1980-1981 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 2:0 Ordu
1983-1984 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1986-1987 (2. Lig Grup B): Ordu 1:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1987-1988 (2. Lig Grup B): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:2 Ordu
2008-2009 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 0:2 Adana , Adana 1:1 Ordu
2009-2010 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 1:2 Adana , Adana 2:0 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:2 Adana , Adana 3:1 Ordu
2013-2014 (PTT 1. Lig): Adana 0:4 Ordu, Ordu 2:0 Adana

3 Eylül 2014

Lig Bizim İçin Şimdi Başlıyor...


Sıkıntılı bir süreci arkamızda bıraktık. Transfer döneminin bitmesine saatler kala kulüp tarafından ''LİSANSLAR TAMAMDIR'' açıklaması gelmesine rağmen tff'nin sitesinde gözümüzle görmeden inanamadık. Ya tüpçü son dakika golü atarsa? Ya başka bir sorun çıkarsa? Saçma sapan ihtimaller kafamızı allak bullak etti. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi ve şuan umut cümleleri kuracak mecalimiz var.

Son gün problem çözülmeseydi içinden çıkılmaz bir kaos ortamına girecektik. Biz belki mevcut takım ve gençlerle bu işi nasıl başarırız hesapları yapmaya çalışacaktık ama şehrin içine gireceği psikoloji ve dar kadro ile ne kadar mücadele edebilirdik kestiremiyorum. Ama şimdi hepimizin aklının bir kenarında farklı hesaplar var. Tamam ligde çok iyi futbolcuları bir araya getirmiş takımlar ama geçtiğimiz sezon isimlerin değil de takım olabilmeyi başarabilenlerin başarısını hepimiz gördük. Bu nedenle kendimize sormadan edemiyoruz. Neden olmasın? Neden geçtiğimiz sezon sahip olduğumuz takımla verdiğimiz mücadeleyi bu sene vermeyelim? Bobo - Bisesvar - Nobre - Anıl'a sahip bir Kayserispor'un bizi hakemle yendiği ortadayken neden biz de bu yarışın bir parçası olmayalım? Kadro yapısı ve derinliği olarak geçtiğimiz sezondan daha alternatifli bir ekibe sahipken ve en az geçtiğimiz sezonki kadar iyi bir arkadaşlık ortamının olduğu takımımızla neden bu sene zoru başarmayalım? Tüm bunların hepsi bir tarafa transfer döneminin bitmesine saatler kala lisansları çıkmış olmasına rağmen Ordu'dan ayrılmayan, kariyerlerini ateşe atan, bu yola baş koyan bir futbolcu topluluğa sahibiz biz. Orduspor kapısından içeri girdiklerinden beri saçma sapan bir kaos ortamı içinde olmalarına rağmen ayrılmadılar. Bizimle kaldılar. Hepsine ne kadar teşekkür etsek az. Ne mutlu bize ki Süper Lig'den bizi düşüren onursuz futbolcu topluluğundan sonra geçen sene ve bu sene böylesine karakterli futbolcular takımımızın bir parçası...

Hakemin gazabına uğradığımız bir Kayserispor maçını geride bıraktık. Açık söylemek gerekirse çok fazla beklentimiz yoktu ama hem Kayserispor maçın başında 10 kişi kalması hem de hazır olmaması bizi maça ortak etti. Saçma sapan bir penaltı ile geriye düştük ve ön tarafta yeterli düzeyde olmadığımız için maçı çeviremedik. Bu maç bizim için tabiki de bir ölçü değildi ama içinde olabileceğimiz en kötü koşullara rağmen sahada kendini ezdirmeyen bir Orduspor vardı. Kırmızı kart gören Emrecan Baş da olmak üzere Özgen Erdem ve Burak Özsoy'un performansları da mutluluk vericiydi. 

Hepimizin belli bir süre sakinliğe ihtiyacı var. Milli takım arası da hem takım için hem şehir için toparlanma adına bir fırsat. Kayserispor maçını yok sayıyoruz. Başlıkta dediğimiz gibi;

Lig bizim için yeni başlıyor...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...