31 Ocak 2011

Haftanın Ardından #19


19. Haftanın ardından ligin yeni lideri olduk. İlk yarıyı lider bitiren Denizli ise 19. hafta sonunda kendini 7. sırada buldu. İşte böyle bir lig Bank Asya...

Yukarı tarafta haftanın en karlı takımları Orduspor, Samsunspor ve bu haftayı bay geçen Boluspor oldu. Denizlispor'un ve Erciyesspor'un kazanamama serileri 8 maça çıktı. Kartalspor tam 12 maç sonra galibiyet yüzü gördü. Bu haftaya kadar sadece 4 golü bulunan Kartalspor, tek maçta Adanaspor'a 3 gol attı. Lige kötü başlayan Güngören son 5 maçını kaybetmedi. Samsunspor üst üste 4. maçını kazandı. Son 8 maçını da kaybetmeyen Tavşanlı şuan kaybetmeme serilerinde 1. durumda. Tavşanlı'yı 6 maçla Orduspor takip ediyor. Altay hiç hesapta yokken kendini ateş çemberinin içinde buldu. D,yarbakırspor için ise hiç birşey bitmiş değil ama gelecek için ümit vermiyorlar.

Toplamda 14 gol atılan 19. haftanın en gollü maçı 5 golle Adanaspor-Kartalspor maçı oldu. Ligin ilk 3 sırasındada yine 3 Karadeniz takımı yer aldı.

Samsunspor 1-0 Altay: Hafta sonunda ortaya çıkan sonuçlar sonrasında 3 farklı bir galibiyet sonrasında 19. haftanın lideri olabilecekti Samsunspor. Kolay iş değildi tabi bu Altay karşısında. Devre arasında transfer döneminde kendisinden en çok bahsettiren takımlardan biri olan Samsunspor için tek hedef var artık. Süper Lig. Şehir ve taraftar bizim gibi ilk 2'den başka birşey düşünmüyor. Futbolcularda bu işin bilincinde. Samsunspor son senelerde bu tür final maçlarında hep takıldı. Bu maçtada bekledim böyle birşey. Stres vardı futbolcularda. Oyunun mutlak hakimi Samsun'du ama eksik birşeyler vardı. İlk yarının sonlarına doğru topla oynamada %72'leri gören Samsunspor ara sıra Altay kalesini yokluyor ama sonuca ulaşamıyordu. Altay cephesi ise beraberliği alayım gideyim derdindeydi. Son ana kadar işleri istedikleri gibi gitti. Kontradan etkili pozisyonlarda buldular ama sonuca gidemediler. Samsunspor ise özellikle son yarım saatte iyice baskısını arttırdı bir toplarıda direkten döndü. Tabi baskıyı arttıran Samsun geride boşluk veriyordu. Altay 2 net gol pozisyonuna girdi aynı dakika içerisinde ama golü bulamadı. Bu pozisyonlardan 1 dakika sonra dakikalar 87'yi gösterirken Murat YILDIRIM çok klas bi golle Samsun taraftarının yavaş yavaş kaybettiği umutlarını tekrar yeşertti.

Karşıyaka 1-0 Çaykur Rizespor: Karşıyaka, geçen hafta alınan mağlubiyetten sonra iyice umutlarını kaybetmeye başlamıştı bu sene için. Ama takım olarak çok dengesizler. Hiç umut yok denen maçlarda garip puanlar alıyorlar. Bu maçta da maçın favorisi Rize gibi görünüyordu. Geçen hafta oynanan kötü futbola rağmen alınan 3 puan vardı ama oynanan futbol hiçbir Rizeli'yi mutlu etmemişti. Hafta sonuda çok iyi bir oyun oynamadı 2 takımda. Özellikle Rize çok agresif oynadı. Evren ve Koray canlı bomba gibiydiler ve Evren son dakikada patladı zaten gördüğü kırmızı kartla. Maç içinde atılan gol dışında pek kalan birşey olmadı akılda. Karşıyaka Play Off için tekrar umutlandı, Rize ise kötü gidişin farkında transferler gelmeye devam ediyor. Freddy Adu, bir Football Manager efsanesinin bugün Rizespor'a geldiğini öğrendik. Hey gidi Adu, nereden nereyee....

Denizlispor 0-1 Gaziantep B.B.: Hızlı koşup çabuk yoruldu Denizli. Lige fırtına gibi başlamalarının faydalarını bu haftaya kadar görmüştü Denizlispor kendini hep zirvede bularak. Ama artık ne kadar kredileri varsa harcadılar. İlk yarının lider takımı sadece 2 hafta içinde kendini 7. sırada buldu. Bu ligin şakaya gelmeyeceğini anlamış olmalılar. Hamza HAMZAOĞLU maç sonunda Denizlispor'a zarar verdiğimi düşündüğüm an bırakırım, demek ki o gün bugünmüş dedi ve gitti. Kan değişikliği Denizli'ye nasıl yansıyacak merak içindeyim. Hala da iyi kadroları var çünkü. Adem SARI - Youla ikilisi hangi takımda var şu an Bank Asya'da? Lige yeni bir başlangıç yapacaklar bu haftadan sonra.
Bu hafta çokta kötü oynamadılar, futbol şansıda pek yanlarında değildi ve 87. dakikada da çok şanssız bir gol yediler. Yasin'e çarpan top Denizli kalesine gitti. Her ne kadar Belediye takımı olduğu için içimize sinmesede Gaziantep BB'yi gerçekten taktir etmek gerek. İyi takımları var ve Türk futbolu adına ileride ismini çok duyabileceğimiz oyuncular çıkıyor oradan. Türkiye Kupası'nda da grupları geçtiler. Hemde Trabzonspor'un önünde. Kolay iş olmasa gerek...

Tavşanlı Linyit 0-0 Mersin İ.Y.: Haftanın en zor şartlar altında oynanan maçı oldu. Ertlenme ihtimali vardı ama maç saatine kadar kardan temizlendi saha buna rağmen kötü bir zemin vardı. Haa Tavşanlı'nın, geçen hafta oynadığı ve kazandığı Altay maçının zemininden daha kötü değildir tabi. Oynadıkları takım oyunuyla hepimizin beğenisini kazanan Tavşanlı bu sefer kendi sahasında Mersin'in kilidini açamadı. Mersin'in ise buradan aldığı 1 puana üzüldüğünü sanmıyorum. Beraberlik doğal sonuçtu oynanan oyuna bakılınca. Öylede oldu.

Erciyesspor 0-2 Güngören B.: Geçen hafta Denizli'yi elinden son dakikada kaçıran Güngören bu hafta Erciyes karşısında aldığı galibiyetle Denizli maçını telafi etti ve yavaş yavaş alt sıralardan uzaklaştırdı kendini. Erciyes bulunduğu konum ve ev sahibi olmanın avantajıyla daha istekli ve daha çok pozisyosyona giren takım olmuş ilk yarıda. 2. yarıda ise daha dengeli bir oyun ve Güngören'in attığı 2 gol var. Erciyes için şunu diyebilirim kadrosunu güçlendirdikçe dahada uzaklaşıyor hedeflerden.

Adanaspor 2-3 Kartalspor: Sene başında hepimizin Süper Lig için en büyük adaylardan biri olarak gösterdiği Adanspor böyle giderse kendini düşme hattının tam içinde bulacak. Kartalspor, 2. yarıda ilk maçını oynadı ve bazı şeylerin değiştiğini gösterdi. Engin KORUKIR çok iddaalı, düşmek diye birşey yok dedi. Ve tam olarak telaffuz etmesede 1 aylık sürede alınan sonuçlara göre play off içinde oynayabileceklerini ima etti. Bakalım, Kartalspor'un kaderi geçen senenin 2. dönemindeki Erciyesspor'a benzeyecek mi.

Diyarbakırspor 0-2 Akhisar B.: Haftanın en sorunlu maçıydı. Diyarbakır yavaş yavaş elveda diyor bizlere. Hiç birşey yolunda gitmiyor. Ne yönetim ne futbolcu ne taraftar açısından... Tribünde olan olaylar, hakeme saldırmak isteyenler. Bu zor şartlar altında birde gelmesi muhtemel cezalar... Akhisar, yavaş yavaş kendini buluyor gibi. Bu hafta alınan galibiyet için değil sadece. İlk devrenin sonunda bi toparlanma sürecine girmişlerdi. Samsun maçında da pek kötü değillerdi ama yenildiler. Bu haftada alınan 3 puan Akhisarlıları bi nebze olsun rahatlattı.

Giresunspor: 0 Orduspor: 2

Süper Lige döneceğimiz senenin Giresun deplasman bileti, anlamı büyük. Şu bilet benim diyebilseydim keşke. Maç günü Giresun’da olmama rağmen bir organizasyon hatasıyla maçı Ordu tribününde izleyemedim. Giresunlu arkadaşlarla maçı Giresun tribününde izlemek zorunda kaldık fakat bunun keyfi de ayrı oldu tabi. “Bu sene galiba çıkacak bunlar” “Adamlar oynuyo ya” tarzı yorumları duydukça koltuklarım kabardı. Tabi yüzlerdeki o üzgün ifade, kendi futbolcuları için havalarda uçuşan küfürler de Ordulu diğer arkadaşımla beni baya güldürdü. Giresun taraftarlarıyla birlikte Giresun’lu oyunculara iade-i itibar! yapmak da ayrıca zevkli oldu tabi ki.


Bu zor dönemeçte Giresun deplasmanından 3 puan almışız gerisi önemli değil aslında ama ufak bir analiz yaparsak takım hakkında. Takım oynuyor arkadaş… İçerde dışarıda fark etmiyor artık. Orduspor’un pozitif futbolu tv programlarında, gazetelerde, komşu illerde ciddi derecede konuşuluyor. Giresun maçı da önceki maçlarımız gibi gerek bizim oyuncularımızın galibiyeti çok istemesi gerekse Giresun’un bizi zorlayamaması sebebiyle güzel bir futbolla 3 puana ulaştığımız bir maç oldu.

Oyuncu bazında bakarsak, Kostovski bana yine verimsiz gözüktü. Güçlü fiziğine, Uğur Hoca’nın tüm ısrarına rağmen kanım bir türlü ısınamıyor bu Kostovski’ye. Ama bazı oyuncular vardır oyunda etkisi gözükmese de çevresindekilere yararı çok fazladır. Belki bu anlamda bizim göremediğimiz fakat Uğur hocanın beğenisini kazandığı yönleri olabilir. Kostovski dışında kötüydü diyebileceğimiz 1 oyuncu daha yok. Bireysel performanslardan çok takım olarak çok iyi oynadık. Kostovski dışında bütün oyuncularımız formundaydı ama Fevzi, Müslüm, Numan, Kürşat, Ali ve Mehmet ön plana çıkanlar oldular. Özellikle Kürşat-Numan ikilisi canlarını dişlerine takarak oynuyorlar ki böyle kalpten oynayan futbolculara sahip olduğumuz için bence çok şanslıyız. Fevzi kalede yine herkese güven veriyor ki bu oyunumuza da yansıyor. Keza Müslüm rakip takımı o kadar çok yıpratti ki son dakikalardaki pozisyonda golle buluşabilse maçın yıldızı diyebilirdik kendisi için. Bir parantez de Emre Özkan’a açmak istiyorum. Bu kadar kaliteli bir ismi Selçuk yüzünden yedek bırakmak zorunda kalıyoruz. Bu bizim kadromuzun gücünü de gösterir fakat bu ikiliyi rotasyonla beraber oynatabilsek keşke. Uğur hocanın Selçuk döndükten sonra da Emre’yi unutmaması ve ondan yararlanması herkes için en yararlı durum olacaktır.



Son paragrafı da 2 golün sahibi Mehmet’e bıraktım. Aslında çok da verimli oynama şansı bulmasa da özellikle hızını, küçüklüğünü ve fırsatçılığını konuşturup bize son 2 haftada 6 puan kazandırdı. Bunda daha önceden de belirttiğim Kostovski’yi tamamlayacak bir yapıda olmasının büyük payı var. Pivot forvet tarzı 2 oyuncuyla (Kostovski-İbrahim) oynamak yerine 1 pivot ve bir hızlı forvetle oynamak her zaman daha verimli olacaktır. İbrahim’in pivot rolünü çok daha iyi yapabileceğini düşünürsek Mehmet’i 2. forvet olarak kullanmak bizi sonuca daha çabuk ulaştıracaktır. İsmi konuşulan ve istekli oynayabilecek bir Ceyhun bu mevkide çok başarılı olabilirdi fakat kendisi dün Denizlispor’a imza attı. Transfer sezonunun kapanmasına bir gün kala Mehmet’in kalite olarak bir üst sınıfından birini alabilirsek alalım yoksa takımın dengesini bozmaya hiç gerek yok. Bu takım bu taraftarla, bu istekle, şehrin bu bütünleşmesiyle sene sonunda Süper Lig hasretine artık dur diyecektir.

YÜRÜYEDUR ORDUSPOR…

30 Ocak 2011

19. Hafta | Giresunspor 0 Orduspor 2


Bugün itibariyle Giresun'a karşı toplam galibiyetlerimize 1 tane daha ekleyerek bu sayıyı 23 yaptık.. Gelenek bozulmadı. Yine kazandık...

Önümüzdeki final halkalarından birini daha geçtik bugün. Geriye kaldı 14. Çok zor değil be. Buraya kadar getirdik. Diyordum ki bu maçı alırsak 4'de 4 yaparız biz. İnanıyorum bu takım Güngören'i de yenecek Gaziantep'i de.

Özetini bile izlemedim daha maçın. Maçada gidemedim isterdim orda olmayı, şartlar elvermiyor. Bi sürede böyle gider. E böyle güzel bi galibiyet ardından ne yazılabilir ki? Herşey olması gibiydi ve biz kazandık. Diyecek başka birşey yok.

SÜPER LİG'İN ORDU'SU GELİYOR...

28 Ocak 2011

Tüm Maçlar | Giresunspor 10-22 Orduspor


Tarihimizde toplam 45 kez karşılaştığımız Giresunspor'a karşı bu maçlarda 22 galibiyet aldık. 13 maç berabere bitti 10 maçı Giresunspor kazandı. 2000-2001 sezonunda Giresun'da oynanan maçta aldığımız 5-2'lik galibiyet 2 takım arasındaki en gollü maç olarak tarihe geçti. Yaşanan 5-2'lik galibiyetin plakamızı yansıtması ise daha bir manidar... Takımımızıın Giresun'a karşı en farklı galibiyeti 2008-2009 sezonunda Ordu'da oynanan maçta aldığı 4-0'lık galibiyetle gerçekleşti. Giresunspor ise bize karşı en farklı galibiyetini 1999-2000 sezonunda Giresun'da 3-0'lık sonuçla aldı. Ligin ilk devresinde 2. haftada Ordu'da oynadığımız maçta ise rakibimizi 2-1'lik mağlup ettik.

İşte aramızdaki tüm maçlar ve sonuçları;
1975-1976 (1. Lig): Ordu 2:1 Giresun, Giresun 0:0 Ordu
1976-1977 (1. Lig): Ordu 1:0 Giresun , Giresun 0:0 Ordu
1981-1982 (2. Lig Grup D): Ordu 1:3 Giresun , Giresun 2:2 Ordu
1982-1983 (2. Lig Grup D): Ordu 1:0 Giresun , Giresun 0:0 Ordu
1989-1990 (2. Lig Grup A): Ordu 1:2 Giresun , Giresun 1:2 Ordu
1990-1991 (2. Lig Grup A): Ordu 1:0 Giresun , Giresun 0:0 Ordu
1993-1994 (2. Lig Kademe 4. Grup / Klasman 4. Grup): Ordu 2:1 Giresun , Giresun 2:2 Ordu , Ordu 2:1 Giresun , Giresun 2:1 Ordu
1993-1994 (Türkiye Kupası): Ordu 2:1 Giresun
1994-1995 (2. Lig Kademe 4. Grup / Yükselme Grubu): Ordu 3:0 Giresun , Giresun 0:2 Ordu
1994-1995 (Türkiye Kupası): Ordu 1:0 Giresun
1996-1997 (3. Lig 2. Grup): Ordu 1:1 Giresun , Giresun 1:0 Ordu
1997-1998 (2. Lig Kademe 4. Grup / Klasman 4. Grup): Ordu 2:4 Giresun , Giresun 1:1 Ordu , Ordu 2:0 Giresun , Giresun 2:1 Ordu
1998-1999 (2. Lig Kademe 4. Grup / Klasman 4. Grup): Ordu 1:1 Giresun , Giresun 0:0 Ordu , Ordu 1:0 Giresun , Giresun 2:0 Ordu
1999-2000 (2. Lig Kademe 4. Grup / Klasman 4. Grup): Ordu 0:2 Giresun , Giresun 2:3 Ordu , Ordu 4:1 Giresun , Giresun 3:0 Ordu
2000-2001 (3. Lig 2. Grup): Ordu 2:0 Giresun , Giresun 2:5 Ordu
2001-2002 (3. Lig 1. Grup): Ordu 3:2 Giresun , Giresun 1:1 Ordu
2007-2008 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 1:0 Giresun , Giresun 2:2 Ordu
2008-2009 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 4:0 Giresun , Giresun 2:3 Ordu
2009-2010 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 0:1 Giresun , Giresun 1:1 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:1 Giresun

44 Yıllık Rekabet ve İlk Maç


Bu hafta sonu 44 yıllık ezeli rekabette birbirine 44 kilometre uzaklıkta ki iki ezeli rakip olan Orduspor ve Giresunspor, lig maçlarında 44.kez karşı karşıya gelecek. İşte ezeli rekabette ilk karşılaşma ve yaşananlar...

44 Yılda 44 Kilometrede 44.Randevu

Karadeniz'de bir birine komşu olan ve ezeli rekabetin uzun yıllardır hiç bitmediği iki ekip, Orduspor ve Giresunspor bu hafta sonu tekrar karşı karşıya geliyor. Öyle ki uzun yıllara dayanan bu rekabet sadece futbolda değil bir çok konuda bu iki şehri karşı karşıya getirmesine rağmen futbolda ki bu rekabetin başlangıcı ise bundan tam 44 yıl öncesine dayanmaktadır.

Bir Gün Arayla Kuruldular

Her iki kulübün kuruluş yıllarının 1967 olması, kuruluş süreçlerinin bir birleri ile hemen hemen aynı olması, hatta Orduspor'un 8 Nisan 1967'de Giresunspor'unda 9 Nisan 1967'de Türkiye 2.Ligine alındığının ilan edilmesi de aslında bu ezeli rekabetin ilk göstergelerinden birisi olmuştu. Kurulduktan sonra 1975-1976 sezonuna kadar hiç bir resmi lig maçında karşı karşıya gelmeyen bu iki komşu takımın ilk mücadelesi ise özel bir maçla, kuruldukları yıl olan 1967'de olmuştur.

İlk Maçı Orduspor 4-0 Kazandı

2.Lige kabul edilen Orduspor ve Giresunspor lig başlamadan önce ilk hazırlık maçlarını kendi aralarında yapmaya karar verirler. Bu karşılaşma Orduspor ve Giresunspor'un yıllar boyu sürecek çekişmesinin de başlangıcı diyebiliriz. 5 Ağustos 1967'de Ordu'da karşı karşıya gelen iki ekibin mücadelesinde Orduspor, Giresunspor'u 4-0 mağlup etme başarısı gösterir. İlk hazırlık maçında Giresunspor'u mağlup eden takımın kadrosunda ise şu isimler vardır. Hüsnü, Nevzat, Ahmet, Teoman, İhsan, Erol, İsmail, Üstün, B.Orhan, Yener, Aydın. 5000 seyirci önünde oynanan maçı 4-0 kazanan Orduspor, iki gün sonra rövanş maçı için Giresun'a gider.

Rövanş Maçında Olaylar Çıktı

Ordu'da oynanan ve Orduspor'un 4-0'lık üstünlüğü ile biten maçın rövanşında, 7 Ağustos 1967 tarihinde iki ekip tekrar karşı karşıya gelir. Giresun Stadı'nda oynanan karşılaşmada Orduspor, rakibi karşısında deplasmanda 1-0 öne geçince tribünlerde kavga çıkar. Giresunspor daha sonra skoru eşitleyen golü bulur ve karşılaşma 1-1 sona erer. Giresun Stadında tribünlerde yaşanan bu olayların ardından akşam Ordu'ya dönmek için yola çıkan Orduspor kafilesinin yolu Giresunspor taraftarları tarafından kesilir ve Orduspor kafilesine saldırılır. Yaşanan bu olaylar belki de Orduspor ile Giresunspor arasında yarım asıra yakındır süren mücadelelerde yaşanan ve son bulmayan olayların başlangıcıda sayılabilir. O tarihte yaşanan bu olay daha sonra Milliyet gazetesinde de haber olur.

Orduspor'un 20'ye 10 Üstünlüğü Var

Bu hafta sonu 44 yıllık ezeli rekabette birbirine 44 kilometre uzaklıkta ki iki ezeli rakip olan Orduspor ve Giresunspor, ligde maçlarında 44.kez karşı karşıya gelecek. Bundan önce ligde oynanan 43. karşılaşmada Orduspor'un 20'ye 10 gibi büyük bir üstünlüğü bulunurken, 13 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı. Bank Asya 1.Lig'de bu sezon Süper Lig mücadelesi veren Orduspor ile ligde kalma mücadelesi içerisinde olan Giresunspor'un bu karşılaşması bir çok konudan çok önemli olması rağmen asıl bahsetmek istediğim konu yukarıda başlangıcını anlattığım ve bir türlü bitmek bilmeyen taraftar olaylarıdır.

Kazanan Dostluk Olsun !

Elbette hepimizin gönlünden geçen Orduspor'umuzun lig maçlarında yaşanan bu ezeli rekabette 21.galibiyetini alması ve Süper Lig hedefinde yoluna emin adımlarla ilerlemesidir. Ancak unutulmaması gereken bir konu daha var ki o da her ne kadar son bulmayacak gibi gözüken, tarihten bu yana hemen hemen tüm maçlarda yaşanan bilindik olayların tekrarlanmamasıdır. Orduspor Taraftarı ve Orduspor kafilesi sonuç her ne olursa olsun karşılaşma içerisinde ve sonunda umarım temeli bundan 44 yıl önceye dayanan olaylarla karşı karşıya gelmez. Her iki takım yöneticileri, futbolcuları ve taraftarları üzerlerine düşen görevleri yerine getirir ve bu defa ezeli rekabet hiçbir olay yaşanmadan dostça sonlanır.


Hazırlayan : Hüseyin Öztürk

26 Ocak 2011

18 Mart 2001 | Giresunspor 2 Orduspor 5


Fazlasında gözümüz yok. 1-0 olsun bizim olsun.

(Resmi büyük görebilmek için üzerine tıklamanız yetecektir.)

23 Ocak 2011

18. Hafta | Orduspor 1-0 Kayseri Erciyes


Güzel oldu... İlk 4 sıraya bakıyorum, Rize-Ordu-Samsun-Bolu... Bu dahada güzel oldu. İçerde birbirimizi yeriz ama birbirimiz olmadan da yapamyız biz. 3 Karadeniz takımı birden çıksın mümkünse. Seneye Süper Lig'de 5 Karadeniz takımı olsun. Artsın, devamlı artsın hatta.

Herşey güzel. Hava güzel, zemin güzel, taraftarlar güzel. İlk kareografi denemesi, biraz acemilik. Yinede herkesin emeğine sağlık. Zira daha da güzel olacak. Bu maçla sınırlı kalmaz. Biz çok inandık yahu. Biz bu sene çıkamazsak.. Neyse Süper Lig'den ötesini düşünmek istemiyorum. Bu kadar insanın en büyük heyecanı oldunuz sizler. Tüm şehiri bayraklarla donattık bizler. En güzel sevinçlerimizi sizin sayenizde yaşıyoruz biz. Bazen insanın işleri yolunda gitmiyor canı sıkılıyor ama içimizde bi yerler yinede gülüyor o 1 hafta. En büyük hayal kırıklıklarımızıda sizler sayesinde yaşadık yeri geldiğinde. Aslında son yıllarda hayal kırıklıklarını daha çok yaşadık bizler. Yaşadığım süre içinde Süper Lig göremedim ve hayatım boyunca Süper Lig'i göremeyeceğimi düşündüm hep. Orduspor'umun çıkabileceği en yüksek yer bu ligdir dedim kendi kendime. Bu seneye kadar... Hala hep bi aksilik çıkacak, bişeyler olacak biz yine çıkamayacağız düşüncesine kapılıyorum bazen. Ama ben bu takıma, bu hocaya güveniyorum. Murat'a, Ali'ye, Fevzi'ye, Kürşat'a.. O kazanma azimlerine çok güveniyorum, inanıyorum. Bizi mahçup etmeyecekler. Özlediğimiz, mutlu günleri tekrar yaşatacaklar bizlere inşallah. Özledik be. Özledik işte... Şimdiden kafamda takımın Denizli'den dönüşünü kurmaya başladım. Ordu'da nasıl bir bayram havası olur. Tıpkı 2005 gibi...

Neyse, çok duygusala bağlamadan maça geçelim. Dediğimiz gibi saha dışında herşey 4 4'lüktü. Artık iş sahadakilerde bitiyordu. Maçı televizyondan izleyenler farketti ki TRT, 4. dakikada çok bariz bi şekilde tribünlerin sesini kıstı. Ve TRT bunu Ordu'daki her maçta yapmaya başladı. Neredeyse sadece spikerin sesi geldi. Kasıtlı mı değil mi bilmiyorum ama bu konu bi şekilde TRT'ye iletilmeli. İlk yarıda oyunun hakimi bizdik. Topla oynamada da çok bariz olmasada üstünlüğümüz vardı. Alışılagelmiş Orduspor oyununu oynuyorduk. Rakip orta sahayı çok rahat geçiyorduk, çok rahat adam eksiltiyorduk ama ileride sönük kalıyorduk. Erciyes ceza sahamıza pek giremedi bu devrede. Zaten beraberliğe geldikleri çok belliydi. Erciyes kalecisi Yavuz, ayağına gelen her topu bekletti ve hemen oyuna sokmadı. Tepkide aldı tribünlerden bi çok kez. İlk yarıda doğal olarak en merak edilen isim İbrahim'di. Yeni transferimizi daha değişik bi gözle izledik. Kostovski'den sonra gözümüze Rooney falan gibi gözüktü. Zaten 1 gol attı ama ofsayt diye verilmedi. Tartışılır. Bi kaç kez baktım pozisyona ama tam ayaktan çıktığında ofsayt mıydı değil miydi kesin karar veremedim. Kostovski'de durur mu hiç? Oda karşı karşıya atamadı. Alıştık zaten, şaşırmadık yani. Çok sabrediyoruz Kostovski'ye. Şehir olarak tribün olarak herşey yapılıyor Kostovski'ye. Oyundan çıkıyorsun Kostovski, bu tribünler hep bir ağızdan "oley oley Kostovski" diye bağırıyor sana. Herkes alkışlar içinde çıkartıyor seni. Evet 17 maçta sadece 1 golü olan birisini. Sırf belki gaza gelir diye, birşeyler yapar diye. Ama olmuyor. Çok umutluydum zira 10 hafta gol atamadı bi gol atsa patlayacak bu adam diyenlerdendim. Attın ama patlamadın. Çok dertliyiz senden yana Kosto. Kendine inananları bir bir mahçup ettin. Çok aşırı pozisyon olmasada bizim kontrolümüz altında geçen bir ilk yarı sonunda devreye 0-0'lık bi skorla gidildi.

Bu takımın bu sene yaptığı iş buydu zaten. İlk yarıda oyunu tutup maçı 2. yarıda koparmak... Bak bu sefer işler hiçte iyi başlamadı. 2. yarıya müthiş kötü başladık. Orta sahada çok güçsüz bi görüntü ortaya koyduk ve aşırı top kaybı yaptık. Erciyes kalemize gelemiyordu ama böyle giderse oyun, bi şekilde golü bulacaklar gibiydi. Yeseydik sittin sene toparlayamazdıkta. Muarrem bugün sahada yoktu. 60 dakika çok bile durdu. 2. yarıda ard arda yaptığı 3 pas hatası rakibi pozisyona sokunca Uğur hocada oyundan çıkarmak zorunda kaldı. Mehmet girdi oyuna.. Bir futbolcunun yaşayabileceği en güzel mutluluklardan birisini yaşadı, Abdullah ortaladı İbo kafayla indirdi Mehmet ilk topla buluşmasında golü yaptı. Dakika 64, Ordu 1 Erciyes 0. Oh bee... Bizim Fatih'in deyimiyle, Mehmet tam bir joker. Oyuna giriyor maçın kaderini değiştiriyor. Bir diğer örnek için Mersin maçına bakabilirsiniz.

Golden sonra oyunu daha çok bizim alanda kabul edip kontralarla gol aramaya başladık. İbrahim ile kaçırdığımız net bir pozisyon var ki gol olsaydı son dakikalara bu kadar stresli girmeyecektik. Dakika 85, Erciyes'in kullandığı serbest vuruş. Hepimiz orta bekliyoruz top 90'a doğru süzülüyor Fevzi çıkartıyor topu. Formde olduğu zamanlar onu kalede görmek güven veriyor adama. Maçın son dakikalarında yaşananlar olmadı. İbrahim hırsına yenik düştü. Yaptığı hareket 1 maçla sınırlı kalmayabilir. Şu takıma bi duran topçu bulun arkadaş. Adama gibi bi duran topçumuz olsa bugün 3 4 puan fazlamız olurdu. Özellikle böyle maçlarda son 10 15 dakika oyuna Sinan sürülmeli diyorum. Sinan'ın duran toplarda ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Yada Emre atsın şu frikikleri. Ha bi dip not, ben bu takımda Emre'yi görmek istiyorum arkadaş. Yedek klübesi yakışmıyor ona.

Kaldı 15 final haftası. Haftaya Giresun'da da güldürün yüzümüzü. Çok şey istemiyoruz aslında. Giresun'u yenersek önümüz açık. İnanıyorum, inanıyoruz...

20 Ocak 2011

Haftanın Maçı | Orduspor - Kayseri Erciyesspor


Özlemişim maç yazısı girmeyi. Heyecan kaldığı yerden devam ediyor... Artık önümüzde 16 final haftası var. Oynayacağımız her maç final, kaybedeceğimiz her puanın telafisi olmayacak. En son maç yazımda nasıl geçecek bu 1 ay demiştim. Aha da geçti işte. Kaldı bize 2 gün... Çabukta geçti. Bu 40 gün içinde hayatımda kendi adıma açıklanan bir sınav dışında pek bir heyecan olmamışken, Orduspor'um da bu 40 gün içinde benim izimde devam etti. O cephede de yaşanan tek heyecan alınan tek forvet. En azından şu an için. İlerleyen günlerde ne olur bilemeyiz.

Pazar günü saat 13:30'da kavuşuyoruz sevgiliye. Kaldığımız yerden... Hemde artık bizim de bir ışıklandırmamız var.. Bu maça yetişmedi ama Antep Belediye maçıyla değişik bir heyecan yaşayacağız büyük ihtimalle. Maçın hakemi Manisa bölgesinden Çağatay ŞAHAN...

Kalan 16 haftanın ilk final maçında rakip Kayseri Erciyesspor... Devre arasını en iyi kullanan takımlardan birisi. İlk yarının beraberlikler abidesi. Oynadıkları 16 maçta aldıklar 10 beraberlikle... Devre arasını en iyi kullanan takımlardan birisi dedik çünkü takımda baya değişikliğe gittiler. Mehmet TÜRKMEHMET, Mahmut KARIKLAR, Emre MORGÜL, Sertan VARDAR, Ömer YALÇIN, Gökhan ÖZTÜRK ve Adem DURSUN ile yolları ayırdılar. Bunun yanında, son günlerde gündemde baya konuşulan bir Yusuf ŞİMŞEK transferi yaptılar. 4 aylık bir anlaşma gerçekleştirdiler Yusuf'la. İlk yarıdaki kadroları isim olarak kötü değildi. Ki ligin belli haftalarında liderlik yolunda önemli rakiplerimizden birisiydiler. Ama son haftalarda yaşanan düşüş, yönetimsel anlamda da bi türlü istikrar sağlanamadı. Takımın başkanı devre arasında Ziya EREN oldu. Erciyesspor, Süper Lig'de oynadığı dönem Türkiye Kupası'nda final oynadığında o takımın başkanı da yine Ziya EREN'di. Yeni gelen yönetim devre arasında takıma Konyaspor'dan Eser YAĞMUR ve Emre TORAMAN'ı, Bucaspor'dan Veli KIZILKAYA'yı, Diyarbakırspor'dan Mehmet ÖZTONGA'yı, Giresunspor'dan Ümit TÜTÜNCİ'yi ve Adıyamanspor'dan Muhammet Emin BAKAN'ı kazandırdı... Mehmet, Veli ve Emre transferleri bana kalırsa çok yerinde transferler. Yusuf ise bakalım sadece ismiyle mi kalacak yoksa Erciyes'in olası başarısında büyük bir pay sahibi olacak mı bunu zaman gösterecek.

Devre arasında 3 hazırlık maçı oynayan Erciyes bu maçlarda 2 beraberlik ve 1 galibiyet aldı. Bu maçlarda Hollanda ekibi Wallwijk ve Volendam ile 0-0 berabere kalan Erciyes, Dardanelspor'u 1-0 ile geçti.

Bizde ise yazının başında bahsettiğim gibi bir forvet transferi oldu. Şarttı ve yapıldı. İbrahim ŞAHİN bu takıma fayda sağlamak zorunda. Başka bir ihtimal yok artık. Çünkü şu saatten sonra telafisi olmayan maçlar oynayacağız. Bize artık kaçıran değil atan adam lazım. İbrahim, o gollere atacaksın, yükün ağır... İşin diğer boyutuna geçiyorum transfer konusunda. Blogda yazan geçmiş yazılara bakalım ne var elde. İbrahim sormuş "Ceyhun Eriş gelir mi?" Gelmedi.. "Yıldıray Baştürk vs Ertuğrul Aslan" demişiz. Gelmediler... Emin ALADAĞ'ın transferinin direkten döndüğünü yazmışız. Oda gelmedi... "İbrahim Şahin vs Emre Aygün" demişiz. İbrahim geldi, Emre ise çakallık denedi bi şekilde oda gelmedi hatta Ufuk'da aynı sebepten gelmedi. Kime el attuysak elimizde kurudu. Çok mu yükseklerden uçuyoruz acaba? Yada bizi sevmiyor futbolcular gelmiyorlar. Belkide yönetim zaafı var? Geçen senede böyle oldu son dakikaya bi forvet transferi sığdıramadık o kadar isim geçtide. Bu senenin başında da aynısı oldu. Adem BÜYÜK bi bizdeydi ama transferin son gününde adam kendi takımında kaldı. Neyse, transfer sezonunu bitmesine daha var. Bu işide zamana bırakalım. Ama artık geç oldu gibi... Gidenler arasında Ümit, Volkan ve Taner var. Taner hakkında yazımızı yazmıştık. O adamın 16 maçta 1 dakika bile oynayamaması.. O kadar kötü bi adam değildi, Tavşanlı iyi bi transfer yaptı.

Devre arasında Antalya'daydı takım. Orada 4 maç oynadı. Bu maçlarda Denizlispor'u 2-0, Waalwijk'i 3-1 ve Apeldborn'u 4-1 yendik. Kampın son maçında ise İstanbulspor'a 2-0 mağlup olup Ordu'ya döndük. Takım artık maç öncesi son çalışmalarına Ordu'da devam ediyor. Erciyes'in kadroyu değiştirip ilk hafta bize gelmesi avantaj. İlk yarıda da olduğu gibi. Bu maç ne olur bilmem? Duygularımla hareket ediyorum. Kazanırız, kazanmalıyız... Ötesini düşünemiyorum. Yanıltmayın bizi emi çocuklar? Kırmayın şu hayalleri. 2011'in ilk maçında galibiyet gelsin. Hep öyle devam etsin... Selçuk sakat Müslüm büyük ihtimal oynamayacak bizde. Erciyes'de ise Aytek ve Volkan YILDIRIM cezalı durumda.

Erciyes ile ligin ilk maçında, Kadir Has'da 1-1 berabere kalmıştık 1-0 geriye düştüğümüz maçta Müslüm'ün golüyle 1 puanı alıp Ordu'ya dönmüştük. Tarihimzde Erciyes ile toplamda 9 kez karşılaştık. Bu maçlarda 2 galibiyet 2 beraberlik ve 5 malubiyet aldık;
2004-2005 (Fortis Türkiye Kupası): Kayseri Erciyes 5:1 Ordu
2006-2007 (Fortis Türkiye Kupası): Ordu 2:3 Kayseri Erciyes
2007-2008 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:1 Kayseri Erciyes , Kayseri Erciyes 0:0 Ordu
2008-2009 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:1 Kayseri Erciyes , Kayseri Erciyes 2:0 Ordu
2009-2010 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 0:1 Kayseri Erciyes , Kayseri Erciyes 3:2 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Kayseri Erciyes 1:1 Ordu

Son olarak haftanın diğer maçlarınada göz atalım kısaca;
22 Ocak 2011 13:30 | Gaziantep B.B. - Karşıyaka : Zor maç. 2 takımda son haftalarda yukarıdan uzaklaşmışlardı. Yeni bir sayfa açmak isteyecekler. Berabere bitebilir.
22 Ocak 2010 14:00 | Mersin İ.Y. - Adanaspor : İlk maç tribünde baya sorunlu geçmişti. Adana'ya taraftar yasağı var. Mersin kadrosuna önemli isimler kattı. Neticede derbidir. Kaybetmez Mersin bu maçı.
23 Ocak 2011 13:30 | Boluspor - Giresunspor : Giresun takviye yapmadı. Hedef eldeki kadroyla ligde kalmak. Bolu zor deplasman. İlk 2'yi kovalayan Bolu bu maçı alabilir.
23 Ocak 2011 13:30 | Güngören B. - Denizlispor : Çıkacak her türlü sonuca şaşırmam. 2 takımında 2. yarıya nasıl başlayacağı muamma.
23 Ocak 2011 13:30 | Akhisar B. - Samsunspor : Akhisar devrenin bitimine yakın toparlanma sürecine girmişti. Samsun ise devre transfer döneminde en iyi çalışan takımlardan birisiydi. İlk yarıda oynanan oyunları ve transferleri göz önüne aldığımızda Samsun favori.
23 Ocak 2011 19:00 | Ç. Rizepor - Diyarbakırspor : Seyircisiz oynanacak maç. Rize'nin kazanamaması dışında çıkacak her sonuç süpriz.
24 Ocak 2011 20:00 | Altay - Tavşanlı Linyit : Her türlü sonuca açık bi maç. Seyir zevki güzel olablir.

19 Ocak 2011

Başkan Nedim Türkmen'le Söyleşi


Divane Aşık Gibi blog ekibi olarak son dönemde Orduspor taraftarlarının kafasında oluşan soru işaretlerini ve eleştirdiğimiz bazı konuları Orduspor Kulüp Başkanı Nedim Türkmen’e ilettik. O da bizleri kırmayarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Kendisine bize vakit ayırdığı için blog ekibi olarak teşekkür ediyoruz.

Divane Aşık Gibi : Öncelikle bizimle bu röportajı yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Orduspor takımı olarak şu son birkaç gündür yoğun bir gündem geçiriyoruz. Ortalıkta dolaşan transfer dedikoduları, sahanın ışıklandırılması ve üstünün kapatılması çalışmaları, Orduspor ile alakalı başlayan yargı süreci ve en son olarak yayınladığınız kınama mesajı… Haliyle bütün bu yaşananlar olumlu, olumsuz eleştirileri ve soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Hiç kuşkusuz en merak edilen soru: Transfer. Takımımız takviye yapacak mı? Yaparsa hangi mevkiye yapacak? Gündemde olan isimler var mı?

Transfer konusunda elimizden geleni yapıyoruz. İhtiyacımız olan mevkileri teknik heyetimizle birlikte tespit ettik. Forvet sorununu İbrahim Şahin ile çözdük. Daha sonra süper ligden yararlı olacağına inandığımız oyuncularla görüştük. Ne yazık ki bu oyuncular süper ligden takımlara bizim teklif ettiğimiz rakamların yarısına imza attılar. Talip olduğumuz futbolcular kaliteli futbolcular, bu sebeple süper ligden de talipleri oluyor. Ceyhun hala gündemimizde. İkna etmeye çalışıyoruz. Bir şekilde orta sahaya takviye yapmak istiyoruz.

Divane Aşık Gibi : Basında sık sık beyanatlarınızın yer alması bir kesim taraftar tarafından eleştiriliyor. Hatta bu konu hakkında bizde bloğumuzda serzenişte bulunmuştuk. Kulübün basın sözcüsünün neden açıklama yapmadığı merak ediliyor, ne düşünüyorsunuz?

Şahsım adına Orduspor hayatımın önemli bir kısmını kaplamış durumda. Süper lige çıkacağımız o büyük günün heyecanıyla sürdürüyoruz hayatımızı. Hep ne yapabiliriz, daha yeni, daha iyi ne katabiliriz bu kulübe, bu şehre diye düşünüyoruz. Beyanatlarımızın basında sık yer alması da bunun bir yansımasıdır. Ajanslardan telefonlar geliyor, “İnanıyor musunuz süper lige?” diye soruyorlar bende her defasında “Sonuna kadar!” diye yanıtlıyorum. Orduspor kulüp başkanı kimliğimden önce bir Orduspor taraftarıyım. Bu sebeple taraftarımızla araya bir aracı koymadan iletişim kurabilmek benim için önemli. Kafamızdaki anlık fikirleri taraftarlarımızla internet aracılığıyla paylaşıyoruz ve anlık tepkiler alıyoruz. Onların eleştirilerini dikkate alıyoruz. Beraber gelişiyoruz. Şu an itibariyle olduğu gibi…

Divane Aşık Gibi : Sürekli ön planda olmanıza farklı bir bakış açısından bakanlar var. Bunu reklamla ve siyasetle ilişkilendirenler var. Bu konu hakkında görüşleriniz neler?

Ortada bir reklam varsa, bu Orduspor kulübünün, Ordu şehrinin reklamıdır. Orduspor’un gündemde olması, Ordu şehrinin, halkının ve bu halkın sorunlarının gündemde olması demektir. Herkes takdir eder ki Orduspor kulüp başkanlığı zor ve riskli bir iştir. Omuzlara alınıp, yere indirilmeniz arasındaki zamana şaşırıyorsunuz. Biz bu şehre hizmet için bu yolu tercih ettik. İnsanlar komplo teorileri yaratabilirler. Daha önce de belirttiğim gibi uzun yıllar Orduspor kulüp başkanlığı yaparak bu şehre unuttuğu mutlulukları yaşatmak ve bu mutluluğu taraftarımızla beraber yaşamak istiyorum.

Divane Aşık Gibi : TT Arena’nın açılışıyla alakalı olarak Orduspor Kulüp Başkanı imzasıyla yayınladığınız kınamaya ilişkin birçok tepki aldınız. Orduspor taraftarları olarak hepimiz bu kınamanın ne anlama geldiği ve neden yapıldığı ile alakalı fikir alışverişinde bulunduk. Bu kınamanın ortaya çıkması sürecinden ve sebeplerinden bahsedebilir misiniz?

Bildiğiniz gibi biz bu kınamayı resmi site aracılığıyla yapmadık. Beni telefonla arayarak olayla ilgili düşüncelerimizi sordular. Yani bir nevi kendiliğinden gelişti bu durum. Sonuç olarak bizim kınadığımız nokta futbol ile siyasetin birbirinin içine girmesi noktasıdır. Orduspor kulübü de sporun siyasetten bağımsız bir şekilde yol alması ve gelişmesinin yanında bir duruş göstermiştir. Olayı başka yerlere çekmek ve Orduspor’u siyasete alet etmek isteyenler karşısında da, değerlendirmenin isimlerden bağımsız olduğunu belirttik ve “makam” vurgusu yaptık.

Divane Aşık Gibi : Orduspor ile eski başkan Şükrü Bodur arasında başlayan yargı süreciyle alakalı Orduspor’un hakkını hukuk çerçevesinde aramanız takdirle karşılanırken, bu konuyla ilgili haberlerin ve resmi belgelerin basında yer bulması konusunda da eleştiriler alıyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ortada Orduspor’un uğradığı bir haksızlık var. Yaptığımız basın açıklamasında ortaya çıkan raporun ne anlama geldiğini ve Orduspor için ne ifade ettiğini halkımızla paylaştık. Bu, bulunduğumuz konum itibariyle sorumluluğumuzdu. Bundan sonra yargı mercileri de söz konusu raporu ve iddiaları ciddi bulup hazırlanan iddianameyi kabul ettiler. Bu noktadan sonra basında yargısal sürecin ne aşamada olduğuyla alakalı olarak kişisel görüşlerden bağımsız bilgilendirme yazıları yer almıştır. Bu aşamalardan Ordu halkının haberdar olmasında rahatsızlık duyacak bir şey göremiyorum. Sonuçta bu davanın tarafı Orduspor kulübü dolayısıyla Orduspor taraftarı ve Ordu halkıdır.

Divane Aşık Gibi : Son olarak statta ışıklandırma çalışmaları sonlandırıldı. Maratonun üstünün kapanmasıyla ilgili çalışmaların da yakında sonlanacağı haberleri geliyor. Orduspor taraftarı olarak gerçekleşeceğine gözümüzle görene kadar inanamadığımız gelişmeler bunlar. İnatçı çabalarınız için Orduspor taraftarları adına çok teşekkür ederiz. Üstümüz kapalı ve gece oynayacağımız ilk maç hangi maç olabilir?

Bende emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Işıklandırma ve maraton tribünün üzerinin kapatılması projesini baştan beri çok önemsedik. Süper ligi hedefleyen bir Orduspor için bunların yapılması zorunluluktu. Organize bir taraftar olgusunun ve desteğinin bir takım için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Tamamlanan proje taraftarımıza da ivme kazandıracaktır. Maç takvimi uygun olursa içerideki Gaziantep Belediye maçını üstümüz kapalı ve gece oynamak istiyoruz.

Divane Aşık Gibi : Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. İkinci devre öncesi taraftarın kafasındaki soru işaretlerini gidermeye yönelik sorularımızı içtenlikle yanıtladınız. Son olarak Orduspor taraftarına söylemek istedikleriniz neler?

Birbirimize inanalım. Ancak son ana kadar inanalım. Bu yarışta inancını erken kaybeden takımlar yarış dışı kalacaklar. Biz birlik ve beraberliğimizi muhafaza ettiğimizde bunun yansımasını puan durumunda göreceğiz. 2011-2012 sezonunda Süper Ligde olacağız...

17 Ocak 2011

Büyük Kaptan Alpago Cumhur Akbay Röportajı

Şampiyonluğun hayalini kurduğumuz şu günlerde çok eskilere gitmesek de biraz nostalji yapmanın güzel olacağını düşündük. 2005'de son yaşadığımız şampiyonlukta en önemli paylardan birine sahip olan, öncesinde ve sonrasında Orduspor'da uzun yıllar forma giyip kaptanlığımızı yapan Cumhur abimiz ile söyleşi kıvamında güzel bir röportaj yaptık. Kendisiyle hem bugünü hemde 5 sene öncesinde kalan güzel günleri konuştuk. Şahsım adına bizleri kırmadığı için tekrar teşekkür ediyoruz kendisine...


Çok fazla uzatmadan röportajımızı sizlerle paylaşalım.



Divane Aşık Gibi : Abicim öncelikle bizleri kırmadığın için teşekkür ederiz. Alpago Cumhur şuanda ne yapmakta ? Futbola başlamış olduğun Erbaaspor’da sonlandıracaksın sanırım futbol hayatını. Sonrası için futbolun içinde olmayı düşünüyor musun ?

Cumhur Akbay : Şuanda bölgesel amatör ligde Erbaaspor'da futbol hayatıma devam ediyorum. Futboluda başladığım yer olan burda bırakacağım. Aynı zamanda bir bilardo salonum var. Futbolu bıraktıktan sonra şimdilik antrenörlük yapmayı düşünmüyorum.

Divane Aşık Gibi : Uzun yillar forma giydigin iki takim Rize ve Ordu bu sene buyuk bir yaris icerisinde. 2 takimdaki duygularını kiyaslayabilir misin? Hangi taraf Cumhur’a daha yakın ?

Cumhur Akbay : Gönlümden geçen iki takımın beraber Süper Lige çıkması ama tabikide Orduspor'a daha yakınım. En güzel yıllarım Orduspor'da geçti.

Divane Aşık Gibi : Orduspor’un şuanki durumu ve Bank Asyayı genel olarak değerlendirir misin?

Cumhur Akbay : Şuanda çok iyi gidiyorlar. Bir aksilik çıkmazsa da sezon sonu mutlu ulaşırlar. Bank Asyaya gelince ; çok iyi takımlar yok. Bizim zamanımızda çok daha zordu.

Divane Aşık Gibi : Abicim herkesin kafasında vardır bu soru. 2005 yılının 2. Yarısında ne oldu ? Art arda gelen 17 galibiyetin sırrı neydi ? O günlerden biraz bahseder misin bize.

Cumhur Akbay : Samimi söylüyorum o sene bir mucizeydi. Bizde şaşırdık. Ama çok iyi bir grubumuz vardı ve herşeyi içimizde hallediyorduk. Bazen kavga dahi ediyorduk ama sorunlarımızı içimizde çözüyorduk. Bunlar bir kenara arkamızda müthiş bir taraftar topluluğu vardı. Şehir bizi çok iyi motive etti bu da başarıyı getirdi. Bazen maç cdlerini izliyorum ve çok duygulanıyoru. O günleri unutamıyorum.



Divane Aşık Gibi : Yücel Hoca hakkında ne düşünüyorsun abicim? Şuanda Karabüksüpor ile çok başarılı bir sezon geçiriyor Orduspor’a 2. Gelişinde aşı neden tutmadı sence?

Cumhur Akbay : Yücel Hocam şuanda çok başarılı. Bazen iyi bir takım yaratmak çok zor oluyor. 2. gelişinde bazı şansızlıklardan dolayıda başarılı olamadı. Ama kendisiyle çok güzel günler yaşadık, çok iyi bir insan.

Divane Aşık Gibi : Beraber çalıştığın en iyi hoca ve birlikte oynadığın en beğendiğin futbolcu kimdi ?

Cumhur Akbay : Hikmet Karaman'la Rize'de çalışmıştım. Müthiş bir hoca. Futbolcu olarak ise Bruno. Gol vuruşları mükembeldi.

Divane Aşık Gibi : Orduspor’da oynarken unutamadığın maçlar mutlaka vardır. Alpago Cumhur’un aklında yer eden en unutamadığı maç hangisi ?

Cumhur Akbay : Asaş maçını unutamıyorum. 2 - 0 geriden gelip maçı 3-2 kazanmıştık.

Divane Aşık Gibi : Genel olarak ilk geldiğin Orduspor ile şuanki Orduspor arasında ne gibi farklar var ?

Cumhur Akbay : Çok fark var. Ben ilk geldiğimde 3. ligdeydik. Tesis sıkıntımız vardı. Şuanda ise Bank Asyadayız ve Süper Ligi kovalıyoruz. Tesisler, antrenman sahaları, stad hepsi çok çok daha iyi oldu. Artık iş futbolcularda.

Divane Aşık Gibi : Şampiyonluğa yürüyen bir takımın zaafları, avantajları ve her maç olmazsa olmazları nelerdir ?

Cumhur Akbay : Futbolcunun en büyük avantajı kendisini ve kalitesini bilmesidir. Kendisini ve kalitesini bilmeyen futbolcu rakip ile mücadele edemez ve tek rakibi kendisi olur. Ayrıca ele geçen avantajları değerlendirmeleri lazım.

Divane Aşık Gibi : Şuandaki Orduspor’da 2005’deki ruh var mı abi ? Bu takım bu sene şampiyon olur mu ?

Cumhur Akbay : Takımın içinde olmadığım için onu bilemem. Ama avantajları takımsal ve yönetimsel olarak ayırıp taraftar ile bütünleşilirse herşeyin üstesinden gelinir ve şampiyonluğa ulaşılır.

Divane Aşık Gibi : Abicim vaktini ayırdığın için teşekkür ederiz. Biz seni artık bizden, Ordulu olarak görüyoruz. Son olarak Orduspor taraftarına neler söylemek istersin ?

Cumhur Akbay : Ben gönlümü vermişim onlara ve oraya. Başka birşey söylemek boş olur heralde. Umarım bu sene şampiyonluk gelir ve özlem son bulur. Ordu'ya selamlar.

16 Ocak 2011

Ne Alaka Nedim Başkan ?



Orduspor taraftarlarının en yakındığı konulardan birisi Nedim Türkmen'in yerli yersiz gerekli gereksiz sürekli basına açıklama yapması. Nedim Başkan'ın yaptıklarını Orduspor'a kazandırdıklarını kimse inkar edemez. Ama bazen öyle şeyler yapıyor ki bizleri bile çileden çıkarıyor resmen. Şükrü Bodur davası konusunda Orduspor'un haklarını savunmasına minnettarız ama her gelişmeden sonra şok şok flash flash edasıyla açıklama yapmasının gerekli olmadığını daha önce de söylemiştik. Olay zaten yargıya intikal etti ama Nedim Başkan'ın o konuda söylediği herşey Orduspor'a faydadan çok zarar veriyor. Aynı durumu transferler konusunda da duyuyoruz sürekli. Hergün Orduspor'a Süper Lig'den şunu alacağız, Yıldıray'ı alacağız, Ceyhun gelecek vs vs vs. Kusura bakma başkanım ama ne gerek bu açıklamalara ? Biz olumlu birşey yapıldığı zaman hakkını veriyoruz durumun ki yaptıklarınızdan dolayı çok da mutluyuz. Bu reklam politikasını pek anlamlı bulmuyoruz.

Hepsini geçtik, bugünkü Ajansspor'da yayınlanan kınama yazısı ne alakadır Başkanım ? Türk Telekom Arena'nın açılışında yapılan protestoların uygun olmadığı dile getirmek, olan durumu kınamak bize ne kazandırır ? Kendi vekillerimiz bile seçimden seçime Orduspor'u ağızlarına alırken, 3 senedir 4 tane direği diktirmek için uğraşırken yapılan protestoları kınamak bize mi düştü ? Bu gibi konulara dahil olup Orduspor'u hükümet yalakası durumuna düşürmek bize birşey kazandıracaksa biz şahsen istemiyoruz böyle bir kazanç.

''Spor ile siyaseti birbirinden uzak tutmak gerekir. Sn. Başbakan stadyuma bir siyasi aktivite için değil bir spor stadyumunun açılışı ve bir spor organizasyonunu izlemek amaçlı o stadyumda yer almıştır. Bu stadyumun açılmasında büyük bir fedakarlık gösteren bir devlet yöneticisine bu hareketlerin yapılması yanlış olduğu kadar vefa sorunudur. Siyaset ile sporu ayrı tutmak gerekmektedir. ''

Bu açıklama size ait. Evet çok güzel cümleler. Yalnız bu durumu kınamak bize antipatiklikten başka bişey kazandırmaz Başkanım. Şu açıklamanın yapılması bize dışarıdan bakış açısını değiştirir. Orduspor taraftarına, Orduspor kulübüne bakış açısını değiştirir.

Sizden bir Orduspor taraftarı olarak bu konularda biraz daha özverili olmanızı istiyoruz. Hergün basına açıklama yapan bir başkan istemiyoruz. Bırakın bu işleri biraz da Orduspor kulübü basın sözcüsü yapsın. Bu gibi Orduspor'a zarar vericek konularda ise basın açıklamasını, kişisel görüşünüzü bildirmenizi anlayışla karşılarız ama sizin isminizin altında Orduspor Kulübü başkanı etiketi olduğu sürece bu tarz açıklamaların Orduspor ile beraber anılması bizleri rahatsız ediyor.


DİP NOT

Bu yazıyı yayınlayıp yayınlama konusunda kendi aramızda çok istişare ettik. Ama bu konuda Divane Aşık Gibi'nin görüşü budur. Herkesin fikrine saygı duyuyoruz.

Ek Olarak ;

Bu yazı ''Divane Aşık Gibi'' Bloğunun kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Orduspor taraftarlarının genel olarak fikir birliği içinde olduğu bir yazı değildir. Nedim Türmen'i yaptığı açıklamadan dolayı destekleyen renktaşlarımıza saygı duyarız...

Ceyhun Eriş gelir mi ?


Başkan Süper Lig'den oyuncu alacağız dedi ama Süper Ligdeki futbolcuların bir alt lige gelmeye pek niyetleri yok gibi. Bülent Kocabey'e sarıldık, Süper Ligde oynayacağım dedi Karabük'e gitti. Ertuğrul Arslan'ı ikna etmek için çok uğraştık ama o da Süper Ligde kalmayı tercih etti ve geçtiğimiz gün Konyaspor'a imza attı. Nedim Başkan gelmesi için çok mesai harcadı ama gelseydide en fazla kadro derinliği oluşturur bir alternatif olurdu. O yüzden kendi adıma çok fazla üzülmedim.


Şuanda gündem Ceyhun Eriş. Aslında başlarda Ceyhun gelmesin ne alakası var diye düşünüyordum ama şuan için baktığımda Ceyhun'a gerçekten ihtiyacımız var. Orta sahamızın maşallahı tamam ama çok düz oyunculardan kurulu bir orta sahamız var. Oyunun iki yönünü çok iyi oynayan Ali ve Murat gibi bir ikilinin önünde gerçek bir 10 numaraya ihtiyacımız var. O isim belki Muarem olabilirdi ama ilk yarı boyunca Uğur Hoca kendisini sol tarafa haps ettiği için bu merakımızı gideremedik. Belki orda oynasa çok daha faydalı olacaktı. Asıl ihtiyacımız sol taraftı ama piyasada alınacak adam olmadığı için o taraftan umudu kestik sanırım. Biraz daha erken davranıp Ufuğu kapsaydık süper ötesi bişey olurdu. Süper Ligde öyle bir adam yok. Bir alt ligde var aynı tarz adam ama gelmesi çok zor. Cafercan'dan bahsediyorum tabikide. Şeker'in zirveye oynaması, tok satıcı olması gibi sebepler o ihtimalide kurutuyor.


Hedefe gitmek için geriye kaldı sadece 16 maç. Dile kolay Bank Asyaya çıktığımızdan beri ilk defa bu kadar ümitliyiz. İlk defa bu kadar yakın hissediyoruz ve gerçekten istiyoruz. Oraya ait olduğumuzu düşünüyoruz. Yıldıray'dan sonra Ceyhun Eriş'i de basına bildirdi Nedim Başkan. Kendisine Orduspor forması giydirmek istiyoruz büyük ihtimal da olacak dedi. Bildiğim kadarıyla Boluspor'un da Ceyhun konusunda girişimleri vardı. İstanbul'a yakın olması vs gibi sebeplerden dolayı orayı tercih etmesi gibi bir durum çıkabilir ortaya.


Hiç transfer yapmasak dahi bu ligi kaldırabiliriz ama dediğim gibi sadece 16 maçlık bir periyod varken önümüzde o amaca ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmak lazım. Bank Asya'da en önemli durumlardan biri maçı kurtaracak adam. Bizde malesef böyle bir adam yok. Ekstra işler yapıcak takım kötü oynarken ortaya çıkıp bir gol atıcak, golün pasını vericek maçı getirecek adam. Müslim'in bu tarz çıkışları oldu ama tam anlamıyla bahsettiğim kişi o değil malesef. Ceyhun bizim ekstra adamımız olabilir. Karakteri falandı filandı diye konuşmayacağım. O takımın başındaki hocanın sorunu. Uğur Hoca ben Hocayım, teknik direktörüm diyosa o olayı kendisi çözecek. İbrahim Şahin'in de bu konu hakkında aracı olduğunu biliyoruz. Kendisinin Ceyhun bildiğiniz gibi değil, ağzı var dili yok adamın adı çıkmış dediğini de duyduk. Gerçi bu kadar da melek değil ama Süper Lig yolunda bize gerçekten büyük katkılar sağlayabilir.


Bu yazıyı Ceyhun okur mu ona ulaşır mı bilmiyorum ama biz yine çağrımızı yapalım. Bir alt lige gelmek istemiyor olabilirsin ama gel şu şampiyonlukta senin de payın olsun. Futbolunun son demlerini yaşarken gel bir şampiyonluk yaşa bizimle. Gelecek sene de giyersin 10 numarayı Süper Lig'de tekrar oynarsın Orduspor forması altında.

15 Ocak 2011

Işıl Işıl Oluyoruz...







Maratın üstünün kapatılması işlemi ışıklandırma işlemi bittiği gibi başlayacak. Bu iskeletlerde çatının iskeletleri;



Nostalji - Orduspor vs B. Ostrava




Yıllardan 1979 ve bir 19 Mayıs günü. Ordu 19 Eylül stadında o zamanların avrupa liglerinde söz sahibi olan, bir önceki sezon Uefa kupasında çeyrek final oynamış B.Ostrava takımı ve o yıl Avrupa Kupalarında galibiyet alacak tek Türk takımı olan Orduspor karşı karşıya geldi.

Kadrosunda tam 6 milli oyuncu bulunduran Çek temsilcisinin hocası ''Ordu'ya turistik gezi için gideceğiz'' dedi.

Fakat maç sonucu hesap ettiği gibi gerçekleşmedi.

Orduspor 2 Banik Ostrava 0

Biz hep büyüklerimizden dinledik o günleri. Ama inanıyoruz ki o günler çok uzakta değil, bu nesil aynı güzellikleri tadacak..!


12 Ocak 2011

Yılmaz Can Taşkıran


Sizlere yeni bir genc futbolcu kardeşimizden bahsedeceğiz. Çoğunuzun hiç duymadığı bir isimden bahsetmek istiyorum. Bu ismi ileride daha çok duyacağınıza eminim.

Yılmaz Can TAŞKIRAN 1991 doğumlu aslen Ordu Gölköylü bir futbolcu. Babasının işi dolayısıyla Tavşanlı'da doğmuş, Ankara'da büyümüş.
Futbola Ankara TKİ Spor'da başlamış. 3 sene minik ve genç takımlarda forvet ve orta saha olarak görev yapmış. Son sezonda 47 maçta 43 gol atmış bir futbolcu. Bu başarı birçok takımın ilgisini çekmiş ve o sene Ankaragücü'ne transfer olmuş. Ankaragücü'nde biri Türkiye Şampiyonası olmak üzere 29 maçta görev yapmış. Bu takımda genellikle forvet olmasına rağmen sağ açık mevkiinde oynamış ve 7 golle sezonu kapamış. Bir sonraki sezon Ankara Süper Amatör küme takımlarından Ankara TKİ Spor'a dönmüş. Süper Amatör ve U-18 kategorilerinde toplam 14 gol atmış. Başarılı bir sezonun ardından Bank Asya 1.Lig'in flash ekiplerinden Tavşanlı Lİnyitspor'a transfer olmuş. Sezona talihsiz bir şekilde sakat olarak giren Yılmaz Can ilk 5 maç sakatlıktan dolayı futbol oynayamamış. Sakatlığının düzelmesinden sonra ise 14 maçta 7 gol atıp 5 asist yapmış. Maç eksiğine rağmen A2 Liginin en golcü futbolcularından. Bu performansın ardından TKİ Tavşanlı Linyitspor kendisi ile ön protokol imzalayıp profesyonel olmasında ilk adımı atmış. Yılmaz Can, Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi 1.Sınıf öğrencisi ayrıca. Beden Eğitimi Bölümünü de kazanmış bir futbolcu.
Balıkesirspor'un Türkiye Liglerindeki en yetenekli 50 genç futbolcu araştırmasında da Yılmaz Can'ın adı geçiyor.



Daha 5 sezon önce G.B Oftaş - Orduspor maçında başında Orduspor bantıyla Orduspor'umuzu destekleyen bu kardeşimizin kat ettiği yol bizleri de sevindiriyor.
Umarız bir gün kendisini Orduspor forması altında görebiliriz. Sezonun ikinci yarısındaki performansını takip etmenizi öneririm.

Bursaspor A2 takımının Tavşanlı Linyitspor A2 takımına kendi sahasında 2-1 yenildiği ve Yılmaz Can'ın attığı golü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
Daha önce Orduspor'umuz da forma giyen Soner Sitar'da yine bu takımın futbolcusu. Sülemane, Soner Ordulu Yilmazcan'dan sonra Taner de artik Tki Linyitspor'da.


http://www.bursasportv.com/index/video/vid/5857

11 Ocak 2011

Sessiz Sedasız Bir Gidiş : Taner ARI

Taner'in ayrılığı kesindi ama gideceği yer belli olmadığı için bu yazıyı biraz beklettim. Yönetim kendisini kiralık olarak başka bir kulübe gönderme taraftarıydı ama haklı olarak Taner kiralık olarak değilde bonservisi ile gitmeyi istiyordu ve bu isteği gerçekleşti. Taner'in Tavşanlı Tki Linyitspor'a transfer olduğunu bugün öğrendik. Taner ARI adına gerçekten çok sevindim çünkü Orduspor'da hiç şans verilmedi kendisine. Kendi adıma ise üzüldüm. Potansiyeli olan bir futbolcudan hiç yararlanamayıp elimizden çıkarmamız gerçekten üzüntü verici.

Geçen sene bu zamanlarda katmıştık Taner'i kadrumuza. Gelişi gerçekten yankı yaratmıştı basında. Avusturya Bundesliga'da neredeyse ilk yarıdaki tüm maçlarda forma giymişdi ve Süper Lig'den birçok takım ile adı geçiyordu. Kendisinden aşırı derecede beklentimiz varken Ahmet Akçan tarafından çok fazla şans verilmedi kendisine. Birkaç maçda ilk 11'de sahaya çıktı. Türkiye Kupasında Trabzonspor'a karşı oynadığımız maçta çok iyi bir performans sergilemesine rağmen hocalığından şüphe duyduğumuz Ahmet Akçan kendisine şans vermemeye devam etti. Üstelik kendi bölgesinde oynayan Murat Akyüz sakat iken bile sağbekte Jerry'i oynatarak bir nevi önünü kesti Taner'in.

Bu sezona başlarken sağbek mevkisine Diyarbakırspor'dan Abdullah'ı alarak başladık sezona. Abdullah ilk 8 hafta çok iyi bir performans gösterek hem kendini bize sevdirdi hemde takımdaki yerini sağlamlaştırdı. Fakat sonrasında bir düşüşe girdi. İlk 8 9 haftadaki Abdullah gitti yerine bambaşka bir adam geldi. Abdullah'ın form düşüklüğü yaşamasına kadar Taner akıllarımıza gelmedi desek yeridir. Avusturya 1. liginde defalarca oynamış, Orduspor'da oynadığı maçlarda ise kalitesini göstermiş birine Uğur Hoca'da şans vermemekte ısrarcı davrandı. Biz Abdullah'ın son haftalardaki kepaze futbolunu izleyerek ilk yarıyı tamamladık. Her hafta bu takımda Taner Arı diye bir adam var diye söylendik ama Abdullah'ın kötü oynadığı zamanlarda bile Taner'i oynatmayarak bir nevi bu adam benim gözümde bitmiştir izlenimi verdi.

Şampiyonluk yolunda yürüdüğümüz için bazı şeyleri fazla karıştırmamaya dikkat ediyoruz ama Uğur Hoca rotasyon konusunda biraz daha dikkatli davranmalı. Mesele sezon başında almak için onca çaba sarf ettiğimiz Emre Özkan zaman zaman oynayabilmeli. Bilal ilk 11 çıktığı 2 maçı aldırıp üst üste haftanın en iyi futbolcusu seçilmişken birden bire kulübeye haps edilmemeli. Elinde Taner Arı gibi potansiyeli belli olan bir futbolcu'dan yararlanabilmeli. Bunun gibi birçok şey sayabilirim.




Taner ile durumu biraz konuşma fırsatım oldu. Kendisi haklı olarak çok rahat oynayabileceği bir ligde oynayamadığı için üzgün. Verilen sözlerin tutulmamasından dolayı hem yönetime hem Uğur Hoca'ya kırgın. Şahsen kendisine hak veriyorum. Yine aldığımız diğer duyum Uğur Hoca'nın şans vermeyeceğim gönderebilirsiniz demiş olması. Bu tutumu bile Taner'in Orduspor'dan tamamen kopması için sebep. Kendisini kazanıp, gönlünü alıp başka bir takıma sezon sonuna kadar kiralık gitmesini isteseydi çok rahat sağlayabilirdi.

Kendisine Tavşanlı'da başarılar diliyorum. Umarım istediği şansı bulur ve istediği başarıyı yakalar.

Haxball

Haxball adını duydunuz mu bilmiyorum fakat ünü gün geçtikçe yayılmakta olan 2 boyutlu, multiplayer şekilde oynanan dehşet derecede eğlenceli bir o kadar da bağımlılık yaratan bir internet oyunu kendisi. Yönetimi çok kolay; sadece yön tuşları ve Pas/Şut olarak kullanabileceğiniz tek bir tuştan oluşuyor. Fakat bu kadar basitliğe rağmen saatlerce aşırı zevkli ve heyecanlı maçlar çıkarabiliyorsunuz.


Mahalle futbolunun her türlü jargonunu(Adamın gol dedi, geri gelsenize olm, paslı oynayın lan, daha başlamadan “olm siz çok güçlü oldunuz”) içeren arkadaşlarınızla, tanımadıklarınızla hatta yurt dışından Haxball fanatikleriyle oynama şansını elde edebiliyorsunuz. Bana sorarsanız en zevklisi 2 ye 2, ya da 3 e 3 oynamak fakat daha kalabalık şekilde oynama fırsatını da veriyor Haxball size teke tek hatta “tek vuruş” oynama fırsatı da veriyor.

Özellikle sözlük (Ekşisözlük ve incisözlük) ekiplerinin yaptıkları maçları takip etmenizi öneririm gerçekten çok geyik oluyor. Gol sonralarında korner direğine gitmeler, rakip takımı kızdırmalar, rakip takım oyuncuyu sıkıştırmalar hatta mahalle kavgasına bile izin veriyor oyun. (Tabi ki 2D olarak)

Beni kendisine hapseden bu zevkten sizi de mahrum bırakmak istemedim. Oyuna bağlanmak için tek yapmanız gereken http://haxball.appspot.com/ adlı web-sitesine girip, kendinize bir kullanıcı adı alıp, uygun olan masalardan birine girmeniz. Umarım beğenirsiniz bu oyunu ve yakın zamanda Orduspor’umuz adına da masalar kurabiliriz.

Alttaki resim de ekşisözlükten, arkadaş kendine fazla güveniyor galiba.


Fifa Ballon D'or 2010

Futbolda 2010'un en iyileri dün akşam seçildi. Yılın futbolcusu için adaylar Barcelona'nın yıldızları Xavi,Iniesta ve Messi idi... Üçünden herhangi biri seçilse dahi kimse ses çıkarmazdı heralde. Ama ödüle Messi layık görüldü. Bu düzeyde oynamaya devam ettiği sürece büyük ihtimal bu ödülün en büyük adaylarından biri olmaya devam edecektir. Barcelona başlı başına bir ekol oldu ama o ekolun içinde Messi deyim yerindeyse parıldamaya devam ediyor. Bütün o yeteneklerine rağmen Fifa 2010'u kazanan İspanya'nın en önemli ikilisi olan Xavi, İniesta ikilisinden biri ödülü alsaydı daha bir güzel olurdu sanki.


Ödül gecesinin bizim açımızdan güzel olan tarafı ise yılın golüne bir Türk futbolcunun imza atması. Hamit'in Kazakistan'a attığı gol diğer adaylar arasından sıyrılarak yılın golü oldu. FIFA’nın Zürih’teki galasında düzenlenen gecede Hamit, yılın en güzel golüne verilen Ferencs Puskas Ödülü’nün de sahibi oldu. Fifa.com kullanıcların kullandığı anket ile birinci seçilen o muhteşem gol uzun yıllar aklımızdan çıkmayacaktır. Bir başka ayrıntı da var aslında. Seçilen golü Türk bir futbolcunun atmasından dolayı sevinirken bizleri üzen ayrıntı Hamit'in teşekkür konuşmasını Almanca yapması. Bu konu hakkında uzun uzadıya konuşulur ama konu yılın en güzel golü.

FIFA Yılın En İyi Teknik Direktörü Ödülünü ise Real Madrid’in aykırı teknik direktörü Jose Mourinho aldı. Mourinho geçtiğimiz sezon CL kupası dahil 3 kupayı İnter'e kazandırmış ve o başarısı onu R.Madrid'e taşımıştı.


FIFA Yılın 11′inde ise şu oyuncular yer aldı: Casillas, Puyol, Pique, Lucio, Maicon, Iniesta, Xavi, Sneijder, C. Ronaldo, David Villa ve Lionel Messi yer aldı.

Yakışır tabi...



Yönetimin başlattığı ve halkımızın sahip çıktığı bayrak kampanyası son hızıyla devam ediyor. Enteresan bir bayrak ile kampanyaya Ordu Bilgi Dersanesi de katılmış. Mor&Beyaz&Sarı renklerindeki bayrağın üzerinde Ordu'ya 1. Lig yakışır yazıyor. Bayrakta bulunan alternatif renge fazla takılmayacağım. Değişiklik olsun diye düşünmüş olabilirler. Ama mesaja biraz dikkat çekelim. Bayrağı dersaneden kim yaptırdıysa burdan o kişiye de seslenelim.

Orduspor zaten 1. Ligde mücadele ediyor. 2. Ligde değiliz yani biz... Çok fazla eleştirmeye gerek yok. Futbolu pek takip etmeyen birisi yaptırmış olsa gerek. Bayrağı yapan kişide atlamış durumu... : )

10 Ocak 2011

Atkı yollayalım mı ?


Yukarıdaki fotoğraf Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen Ordu tanıtım etkinliklerinden.

O atkı hakkında çok şey yazarım bir o kadar da şey söylerim ama hiç gerek yok.
Ümit ATABAY'a ve Kanal 52'ye bir adet atkı hediye etmek istiyorum.
Bundan sonraki etkinliklerde, canlı yayınlarda, röportajlarda kullanılmak üzere...
Umarım şu ikiz atkısını bundan sonra görmeyiz. Rica ediyoruz Ümit ATABAY, lütfen..!

8 Ocak 2011

Mor Beyaz Aşıkları

Türkiye'de hatta dünya futbol takımlarında yaygın olarak kullanılmayan bir renk mor. Özel bi renk. Menekşeden aldığımız bu güzel rengi bizden başka kimler kullanıyor peki? Dünyada mor denildiğinde ilk akla gelen Fiorentina olur. Real Madrid diyenleriniz varsa onlar eflatun beyaz efendim :) Fiorentina'dan sonra ilk akla gelenler ise Anderlecht ve Avusturya Wien... Bu takımlarda kendilerini mor beyaz renklere adamış takımlar...

Özel bir renk dedik. Bir yerde uzaktan mor renk bir forma görsen aha Ordusporlu diyebilirsin. Farkındalıktır bu. Genelin aksine bir renk kullandığın için oynadığın maçlarda, üzerindeki formaylada bir farkındalık yaratabilirsin. Ama biz son zamanlarda bu farkındalığımızı bi kenara bırakıp iç sahada özellikle sarı formaya ağırlık vermeye başladık. Deplasmanda kullanılabilir bu forma ama Ordu'da ki maçlarda insanlar Orduspor'u yabancılıyor. E sarı formayla herkesleşiyoruz biz. Satış stratejisi olduğu kabulumdur ama sınırını da iyi bilmek gerek bu işin.

Neyse aslında amaç bunları yazmak değil. Konusu gelmişken kendi fikrimi belirtmek istedim sadece. Bu yazıda Türkiye'deki diğer mor beyaz aşıklarına bakacağız. En bilinenlerine diyelim yada. Hepsini bulup yazmak çok zor hani.

***

HACETTEPESPOR
Yakın zamanda Süper Lig görmüş olan Hacettepe, mor beyaz rengiyle bizden sonra gelen en başarılı takım. Aslında kökü baya eskilere dayanır Hacettepe'nin. İlk kuruluş yılı 1945... 1988 yılına kadar alt liglerde bi şekilde micadele eden Ankara temsilcisi daha sonra yerini Keçiörengücü'ne bırakır. Zaman geçer 2001 yılında ASAŞSpor kurulur. İlhan CAVCAV bu takımı alır Gençlerbirliği'nin pilot takımı haline getirir adını Gençlerbirliği ASAŞspor yapar. 2005 yılında biz bu takımla son haftaya kadar şampiyonluk için yarışırız ve kazanan taraf oluruz. 1 sene sonra bu takım şimdinin Bank Asya'sına çıkar ismi Gençlerbirliği OFTAŞ olur. Yükselişi hızla devam eder, Süper Lig'e adım atarlar ama bir sorunla karşılaşırlar. Çünkü ligde 2 tane Gençlerbirliği olmuştur. Yıllar önce yaşanan buna benzer bir olayda Bursaspor 1. Lig'de oynarken Bursaspor'un 2. takımıda 1. Lig'e çıkmayı başarmış ama lige kabul edilmemişti. OFTAŞ'da bu tehlikeyle karşı karşıyaydı ama yaşanan isim, renk ve logo değişikliğiyle Süper Lig'de Hacettepespor adıyla yer almayı başardılar. Rengini 50'lerin 60'ların Hacettepesi'ne hitaben tekrar mor beyaz yaptılar, logoya ise Ankara Kalesi'ni yerleştirdiler. Süper Lig'de ise çok fazla tutunamayan Hacettepe şu an Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup'da 17 maçta topladığı 16 puanla ligde kalmaya çalışıyor..


GEBZESPOR
Kocaeli'nin, Kocaeli'den ayrılmak isteyen ilçesinin takımı Gebzespor. 1955 yılında Gebze Gençlik Spor Kulübü olarak kuruldular 1977 yılında Gebzespor olarak değiştirdiler isimlerini. Rengini bizim gibi menekşenin morundan aldılar. Ki logolarıda zaten mor renk bir menekşeden oluşuyor. Kuruldukları yıldan bugüne kadar en büyük başarıları 50. yılını yaşadıkları 2005 yılında çıktıkları 2. Lig oldu. Şu anda ise Gebzespor eski oyuncularına olan borçtan ötürü kapalı olan transfer tahtasını açtıramadığı için ilk yarıda ki oynadıklara maçlara paf takımla çıktılar. Bu dönem içinde İskenderun DÇ ile oynadıkları maçtan 8-0 gibi tarihi bir hezimetle ayrıldılar. Spor Toto 2. Lig Beyaz grupta oynadıkları 17 maçta aldıkları 6 puanla son sıradalar.


AFYONKARAHİSARSPOR
Şuan ki haliyle 2005'de kurulmuş gibi gözüksede 1967 yılında kendine mor beyaz renkleri alarak Afyonspor adıyla kurulan bu takım, 1974'de kapandıktan sonra 1984 yılında bordo beyaz renklerle tekrar kuruldu. Yeni Afyonspor ismiyle 2004 yılına kadar gelen bordo beyazlı takım 2005'de Afyonkarahisarspor ismiyle ve eskisi gibi mor beyaz rengiyle o sene amatör ligden 3. Lig'e çıkan Afyon Şekerspor'un yerini aldı. Logosuna Kocatepe'yi alan Afyonkarahisarspor bu 5 sene içinde 2 sezon 2. Lig'de mücadele etti. Şu an Spor Toto 3. Lig 2. Grup'da mücadele eden Afyonkarahisar şampiyonluğun en büyük adayı. Zira ilk devre sonunda topladığı 38 puanla en yakın rakiplerinin 7 puan önünde zirvede. Rakiplerinin dedim çünkü şuan Afyon'u takip eden 31 puanlı tam 5 takım var devre sonunda.

KEÇİÖRENGÜCÜ
Ankara'nın Hacettepe'yle birlikte bir diğer mor beyazlı takımı. Aslında yukarıda Hacettepespor'dan bahsederken Keçiörengücü'nün isminide geçirmiştik. Zira şimdinin Keçiören'i, eskinin Hacettepe'sinin devamı. 1988 yılında Keçiörengücü ismini aldıktan sonra 2. Lig'den yukarısını göremedi Keçiören. Bu sene Spor Toto 3. Lig 3. Grup'da mücadele ediyorlar. Oynadıkları 17 maçta 23 puan topladılar. Şampiyonluk değil ama play off'a kalma iddaasını sürdürüyorlar.

YOMRASPOR
Trabzon'un bu sene Bölgesel Amatör Lig'deki temsilcisi Yomraspor'da mor beyaz renkleri kullanan takımlardan birisi. Bu takımla ilgili çok şey bulamadım. Hatta Yomraspor'un logosunu bile bulamadım internet aleminde. Geçen sene 3. Lig'e çıkma maçlarında Fatsa Belediyespor'u Ankara'da oynanan maçta eleyen takım olan Yomraspor bu sene Bölgesel Amatör Lig'de oynadığı 11 maçta aldığı 26 puanla lider durumda.


YENİ MİLASSPOR
1978 yılında mor beyaz renkleri alarak kurulan Muğla ekibi Milasspor bir çok kez 3. Lig'de oynadı. Logosunda şehirdeki tarihi evlerden esinlenen Milasspor bu sene Bölgesel Amatör Lig'de 8. Grup'da oynadığı 12 maçta aldığı 13 puanla ilk hedefleri ligde kalmak.


ARTVİN HOPASPOR
90'ların başı ve 2000'lerin ilk senelerinde 2. Ligde olsun 3. Ligde birçok kez karşı karşıya geldiğimiz Artvin Hopaspor'un şimdilerde esamesi bile okunmuyor. 1961 yılında kurulmuş olan Artvin Hopaspor, Artvin'in merkez takımının aksine bir ilçe takımı olarak daha çok isim yapmıştır. Hatta Artvin dendiği zaman direk Hopa gelir akla futbolda. 5 kez Türkiye Kupası'na katılma başarısını gösteren, zamanında 2. Lig'in kemik takımlarından olan Artvin Hopa şimdilerde kendi şehrinin amatör liginde eski günlere dönmeye çalışıyor. Belirteyim ki şuan da Artvin'in en iyi konumdaki takımı Bölgesel Lig'de mücadele eden Arhavispor.


SİNOPSPOR
Karadeniz'in en sır takımlarından biri Sinopspor. 1970'de kurulan Sinopspor'da kendine mor beyaz rengi seçen takımlardan birisi. Bu zamana kadar en fazla 3. Lig'i görebildiler. Şehir olarak futbolda hiç isim yapamadılar ne merkeziyle olsun ne ilçeleriyle. Bir şehrin futbol kültürünün olmaması kötü bir tablo.


AKINCILARSPOR
Böyle bir takımda çıktı karşıma gezinirken. 1962 yılında kurulmuş. Şuan da Bank Asya'da mücadele eden Tavşanlı'nın bir takımı. 1962 yılında kurulmuş ve renklerininde mor beyaz olması bizim taraftar grubunun ismiyle ilginç bir tesadüf olmuş :)

***

Bu yazdıklarımın yanında İstanbul Amatör Küme'deki Şehreminispor, Denizli'de Acıpayam Merkezspor, Afyon'da Ballık Belediyespor, Eskişehir'de Bağlarspor gibi amatörde de birçok mor beyaz rengi kullanan takımlar mevcut.

Yıldıray Baştürk vs Ertuğrul Arslan

Emre Aygün, Bülent Kocabey derken başka başka isimlerle ilgilenmeye başladık. Ben henüz doğrulayamadım ama bugün ulusal basının çoğunda çıktığına göre bir iki kelam etmek lazım diye düşündüm. Yıldıray Baştürk ile görüştüğümüzü açıklayıvermiş Nedim Başkan. Kendisine teklifimizi yaptık, Orduspor'da oynamasından mutlu mesut oluruz demiş.

Kendi adıma eğer herhangi bir sakatlığı bulunmuyorsa gelmesini isterim. Yıllarca Bundesliga'da oynamış , Türk Milli Takımında sayısız başarının içinde yer almış bir futbolcunun Bank Asya'da bize yapacağını katkıdan şüphem yok. Bize 5 maç aldırsa yine yeter diye düşünüyorum ama Yıldıray'ın son 2 sezondur sakatlıklar yüzünden doğru düzgün futbol oynamadığı aklıma gelince acaba çok fazla beklenti içine girmesek mi demekten kendimi alamıyorum. Gelirse güzel olur. Ayrı bir havamız olur. Boru değil Yıldıray Baştürk sonucunda. Geçen seneye kadar her transfer döneminde İstanbul takımlarının yapamadığını yaptık diye gaza geliriz. : ) Birde başka bir durum var. O durumda Nedim Başkan'ın bu transferi basına açıklaması. Amaç ne olabilir ? İbrahim Şahin'i bile alırken o kadar gizlilik oyunu aynadıkta Yıldıray'ın ne suçu var Başkanım ? Hemen aklıma sene başındaki Ayhan Akman olayı geliyor bu düşünceler çerçevesinde. Yine Nedim Başkan ilgileniyoruz, Ayhan'a forma giydirmek istiyoruz diye açıklamalar yapmıştı... Yıldıray ismi yapılacak diğer transferlerin önünü açmak için ortaya atılmış da olabilir, gerçekten görüşülüyor da olabilir. Bana 1. ihtimal daha yakınmış gibi geliyor. Bekleyelim görelim.


Transferi söz konusu olan 2. isim Antalyaspor'dan Ertuğrul Arslan. Yıldızı Sivasspor'da parlayıp daha sonra Antalyaspor'da da kendini kanıtlayan bir futbolcu. Bildiğimiz tipik savaşan önlibero tiplerinden. Boyu, hırsı, mücadelesi bakımından Alaattin Tosun'a benzetebiliriz kendisini. Ciğer bakımından falan Alaattin'den daha iyidir ama teknik bakımından çokda üst düzeyde bir futbolcu değil. Şimdiye kadar oynadığı bütün takımların taraftarları tarafından sevilen bir isim. Sebebi ise bahsettiğimiz mücadeleci kimliği, sahaya herşeyini vermesi, savaşması vs vs. Her taraftarın hoşuna giden kavramlardır bunlar. Antalyaspor taraftarları da transfer gerçekleşirse çok baaşarılı olacağını söylüyorlar. Yalnız Ertuğrul konusunda kafama takılan bir soru işareti var. Ertuğrul çok iyi, has ama bizim ona ne kadar ihtiyacımız var ? Ertuğrul'un forma giydiği mevki bizim takımın zaten en iyi işleyen mevkisi. Ali Çamdalı ve Murat Akın'ı kesecek bir oyuncu almak yerine eksik olan bölgelere yönelsek diyorum. Ha Ertuğrul'u kadro derinliği açısından düşünüyoruz, sol tarafa transfer yapacağız diye düşünülüyorsa başım gözüm üstüne. Diyecek lafım yok. Lig uzun maraton çok da iyi olur. Ertuğrul konusunda da bekleyelim görelim durumu söz konusu şuan için.

Sonuç olarak Bülent Kocabey transferi olmadı haberinin üstünden geçen sessizlik dönemi Yıldıray Baştürk ile bozuldu. Bu haber heyecanlandırmadı değil. Bakalım ilerleyen günlerde ne gibi gelişmeler olacak...

7 Ocak 2011

Hey Eintracht Frankfurt Laylalalaylalalay



Helal Olsun!

Başlıktaki laylalalaylalay kısmına takılmayınız.

Kamptan Gelen Güzel Haberler

Oynanan iki hazırlık maçında gelen iki galibiyet. 2 gün önce Denizlispor ile oynamış ve Bilal ve Muharem'in attığı gollerle Denizlispor'u 2-0 mağlup etmiştik. Her ne kadar hazırlık karşılaşmaları olsa da takımın galip gelmesi güzel birşey. Bu arada Denizlispor Youla'dan Ahmet Cebe'ye as kadrosuyla çıktı maça. Bu galibiyet ligde gelse daha güzel olurdu ama geldi geçti artık.

Bugün ikinci hazırlık maçımızı Hollanda 2. Lig takımlarından RKC Waalwijk ile oynadık. RKC Hollanda 1. liginden bu sene düşmüş ve onlarda bizim gibi ilk yarıyı 3. sırada tamamlamışlar. Maç az önce tamamlandı ve karşılaşmadan 3 - 1 galibiyetle ayrıldık. Gollerimizi Mehmet Ayaz, Ahmet Kuru ve RKC'den Ohad Levıte kendi kalesine atmış.

Kamptan gelen son haberler bu şekilde. Aldığımız bilgilere göre takım gayet iyi çalışıyor ve moraller gayet güzel. Umarım kamp istediğimiz gibi geçer ve 2. yarıya kaldığımız yerden devam ederiz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...