30 Ağustos 2014

Sancılı Başlangıç | Orduspor vs Kayserispor


Düzgün bir yönetim ve futbolcu topluluğu ile 26 yıl sonra Süper Lige çıkan Orduspor, Süper Ligdeki ikinci sezonunda düşerken hiçbirimiz sonuçların bu kadar da kötü olacağını tahmin etmemiştik. Süper Ligde geçirilen 2 sezonda düzgün yönetilemeyen kulüp uygulanan yanlış transfer politikası ile şuan içinde bulunulan borç batağının temellerini attı. 

Süper Lige çıktık çıkmasına ama deyim yerindeyse burnumuzdan misli misli geldi yaşadıklarımız. Öylesine kötü düştük ki hala çoğumuzun içinde acıdır. Göz göre göre, acı çeke çeke... Karaktersiz ve bir o kadar umursuz bir futbolcu topluluğuyla... Sonrasında öylesine bir futbolcu topluluğu bir araya geldi ki hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir sezonda Süper Ligin kapısından döndük. Gerçek Orduspor sevdalıları bağrına bastı takımı ama şehir sırtını döndü. İstediğimiz çoğu duyguyu hissettiremedik onlara. Yaşanılan travma, şehrin takıma duyarsızlaşması ile 3.lige düştüğümüz, ikinci ligdeki en kötü sezonlarımızda bile görmediğimiz tribünlere oynayan takım şampiyonluk mücadelesi verdi. Hep bir adım uzak kaldık şampiyonluğa. Ama o adımı atamadık. Üzüldük.. En çok da geçtiğimiz sezonki futbolcu topluluğunun başarısını taçlandıramamış olmasına...

Bahsi edilen ekonomik çıkmazın etkilerini bekliyorduk ama böylesine bir etkiyi de düşünmedik. Bir hal yolu bulunur, Orduspor ortada kalmaz diye düşündük. Önce başkan devam etmeyeceğini ve kongrede aday olmayacağını açıkladı. Sonrasında bir aday çıktı ama tüzüğe takıldı. Başka da aday çıkmayınca destek sözü alan Nedim Türkmen yeniden aday oldu ve seçildi. Transfer çalışmaları başladı. Bütçeye göre iyi kötü transferler yapıldı. Takım Bolu'da ve Ordu'da geçirdiği kamp döneminden sonra ligi beklemeye koyulmuşken ekonomik kriz yeniden kapımızı çaldı.

Eski futbolculara olan alacaklardan dolayı federasyon tahtayı kapattı. Yeni transferler de dahil olmak üzere futbolculara peşinat verilemedi. Lisanslar çıkmadı.. Sonrasında Nedim Türkmen'in ulusal bir kanala bağlanarak istifa edeceğini şehrin takıma sahip çıkmadığını verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. Muhatabı Büyükşehir Belediyesi'ydi. Belirsizlik sürerken kulüp tarafından Orduspor için bir forma da sen al kampanyası başlatıldı. Uyduda yayın yapan yerel bir kanalın da destek çıktığı bu kampanya beklenilen desteği bulamasa da Orduspor taraftarının durumun ciddiyetinin farkına varmasını sağladı. 2 gün canlı yayın yapan yerel kanalın çağrıları sonucu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz canlı yayına katıldı ve Orduspor'un durumu ile ilgili olarak kendilerine yöneltilenlere cevap verdi. Belediye Başkanı olduktan sonra Orduspor için yaptıklarını sıraladı. Madde madde yazdırdı. Sonrasında restini çekti. ''O para ödenecek, herkes işini yapacak!'' Bu cümle ve diğer söyledikleriyle her ne kadar bizler hoşnut olmasak da Orduspor siyasetin kucağına artık oturtulmuştu. Kaçış yoktu... Takımın siyasilere muhtaç hale gelmesine sebep olan mevcut yönetim sessiz kaldı. İstifa söylemi televizyon programında konuşulduğuyla kaldı. Ne idüğü belirsiz bir ortam ve ortada 50 milyona yakın borç ile Orduspor baş başa kaldı.

Ne olacak diye çaresiz beklerken dün federasyona yatırılması gereken paranın yatırıldığı ve Orduspor'un Kayserispor maçına tam kadro çıkacağı söylentileri çıktı sosyal medyada. Eski futbolcularn lisansları çıktı ama yeni transferlerin lisansları tff'nin sitesine yansımadı. Sonrasında federasyon ve başkanı tüpçünün yapılan uzlaşmaya uymadığı haberlerini duyduk. Orduspor ve federasyon yatırılması gereken paranın öncelikle yarısının yatırılması konusunda anlaşmış fakat federasyon son dakika da verdiği sözü yutmuştu..

Sonuç olarak Ptt 1. ligin 2014-2015 sezonu dün başladı. Yarın ligin en iyi takımlarından Kayserispor ile oynayacağız. Ortada yeni transferlerine lisans çıkaramamış, kimin oynayacağı, ne olacağı belirsiz bir takım var. Ortada paralarını alamamış, saçma sapan bir ortamın içerisinde kendisini bulmuş futbolcu topluluğu var. Lisansı çıkmaz ise ortada kalacak, yarım sezon futbol oynayamayacak futbolcular var. Ortada hiçbir boktan haberi olmayan öylece ne olacak diye bekleyen Orduspor taraftarları var. 

Yarınki maç için kadrolar kurup nasıl oynayacağımız üzerine bir şeyler karalamak isterdik ama içinde bulunduğumuz durum maalesef buna engel. Böyle bir ortamda yarınki maçtan bir şeyler beklemek de saçma olur. Fakat her şeye rağmen biz Orduspor'u çok özledik! 

Son olarak en başta yazmamız gerekeni sona iliştirelim. Uzun bir aranın ardından yeniden ''merhaba''...


5 Nisan 2014

Adım Adım Süper Lige...

Ardarda maçlar kaybederek ağır bir şekilde küme düşmüş, kadrosunda köklü değişikliğe gitmek zorunda kalmış ve Süper Lig'den sadece iki oyuncusu ile yoluna devam etmiş, üstüne üstlük bir de transfer yasağı yemiş bir Orduspor'un ligde bugün ki noktaya geleceğini eminim ki sezon başında hiç kimse tahmin etmemiştir. Takımı sezon başında teknik direktör Erkan Sözeri'ye emanet eden Orduspor yönetimi, bir önceki sezondan kadrosunda sadece Ferhat Öztorun ve Anıl Taşdemir'i tutabilmiş, 3.Lig, 2.Lig ve 1.Lig'de forma giymiş bir çok yeni ismi kadrosuna dahil ederek sezona başlamıştı. Futbol otoritelerinin ligde kalma mücadelesi verir dediği Orduspor, lige iyi bir başlangıç yaparak 9.haftada liderlik koltuğuna oturdu ve 15.haftaya kadar zirvede ki yerini korudu. Her ne kadar böyle bir başarı elde edilmiş olsada, bir çok kişi bu başarının tesadüf olduğu düşüncesindeydi. Nitekim 12.haftada rakiplerinin 5 puan önünde zirvede yer alan Orduspor'un daha sonra düşüşe geçmiş olması ve 18.haftada liderin 5 puan gerisinde 4.sıraya gerilemesi, bu düşüncenin artmasında en büyük etken oldu. Transfer yasağı nedeniyle rakiplerinin aksine devre arasında kadrosuna takviye yapamayan, üstüne üstlük kalecisi Fomichev ile yollarını ayırmak zorunda kalan Orduspor, ligin ilk yarısında elde edilen başarının tesadüf olmadığını gösterircesine arka arkaya aldığı başarılı sonuçlarla bugün 33.hafta itibari ile 63 puanla ligde 2.sırada yer alıyor. Öyle ki ikinci yarıda düşme hattında ki takımlara karşı beklenmedik sürpriz puan kayıpları yaşanmasaydı bugün belki de liderlik koltuğunda en az 2-3 puan farkıyla oturuyor olacaktık.



Bugün gelinen nokta kesinlikle tesadüf değil ! Her ne kadar bazı maçlarda iyi futbol sergilenemesede, beklenmedik puan kayıpları yaşansada bu takım bu başarıyı bileğinin hakkı ile elde etti. Nitekim ligin en az gol yiyen takımı olmak, deplasmanda en fazla puanı toplayan ekip olabilmek asla ve asla şansa bağlanamaz. Bu sezon öyle bir sezon oldu ki, forma giyen hemen hemen her oyuncunun takıma katkısı oldu. Sakatlanan yada cezalı olan arkadaşının yerine formayı hangi oyuncu giydiyse görevini fazlası ile yerine getirdi. Bazen Anıl'ın bireysel yetenekleri, bazen Landel'in zekası, bazen Ufukhan'ın kafası bizlere gol sevinci yaşattı. Salih'in mücadelesi, Soro'nun yerinde müdahaleleri, Volkan'ın tecrübesi, Ferhat'ın azmi, Alişan'ın kurtarışları ise atılan bu golleri daha da anlamlı hale getirdi. Sonuç olarak ortaya konulan bir takım oyunu vardı ve bu takım oyunu Orduspor'a bugün ki başarısını getirdi. Şimdi elde edilen bu başarıyı taçlandırma zamanı geldi. Ligin bitmesine artık 5 hafta kaldı. Final niteliğinde ki kalan maçlarımızın 3'ünü bizimle birlikte Süper Lig mücadelesi veren Balıkesirspor, Samsunspor ve Ankaraspor'a karşı oynayacağız. İlk final maçımız Pazar günü deplasmanda Balıkesirspor'a karşı... Büyük Orduspor Taraftarına düşen en büyük görev, bu zorlu yolculukta bu takımın son saniyeye kadar yanında olmaktır. Umudunu kaybetmiş bir şehrin yeniden umudu olan ve adım adım Süper Lige yürüyen bu takım, inanıyoruz ki 3 yıl önce yaşadığımız o büyük sevinci bizlere tekrar yaşatacak ve adını tarihe altın harflerle yazdıracak. Adım Adım Süper Lige yürüyen bu takıma İnanıyoruz, Başaracağız !!!

Hüseyin Öztürk

23 Şubat 2014

Adım Adım, İnatla.. | Orduspor 3-0 Tavşanlı Linyit Spor


Yazının en sonunda yer alması gerekeni baştan yazalım. Dün daha bilinçli, durumun ciddiyetinin farkına varmış bir seyirci topluluğu vardı 19 Eylül'de. Arzu ettiğimiz gibi mi derseniz tabi ki değil ama özlediğimiz, alışkın olduğumuz havaya bürünmemiz için Tavşanlı maçını bir başlangıç olarak düşünebiliriz. Sadece maç günü değil çok daha öncesinden maçın havasına girmeli Ordu. Taraftar bazında Fethiyespor maçının neticesi ne olursa olsun bugünden itibaren Denizlispor maçında ne yapılabilir, takıma nasıl daha destek olunabilirin hesapları yapılmalı. Ordu'da oynayacağımız sadece beş maç kaldı. O beş maçta alınacak 15 puanı şimdiki puanımızın üstüne ekleyince mutlu son hemen yanı başımızda olacak ya o gerçeği görelim yeterli...

Küme düşmüş Maraş karşısında kaybedilen iki puandan sonra Mersin İdman Yurdu'na dört atmış Linyit maçına içimizdeki acabalarla çıkmış olmamız gayet normaldi. Fakat rakibimizin geçtiğimiz aldığı bu skor bence bizim adımıza çok daha iyi oldu. Mersin'e dört atan değil de dört yiyip gelen bir Tavşanlı bize çok daha fazla sıkıntı yaratabilirdi. Rakibin geçtiğimiz hafta aldığı ekstra galibiyetin takıma motivasyon anlamında olumlu yansıdığını söyleyebiliriz. 


Kağıt üzerinde oldukça zor görünen, golün gecikeceği her dakika rakibin direncinin bizim ise stresimizin artacağı bir karşılaşmaydı. Bu ciddiyetle çıktık maça ve 3-0 gibi net bir skorla sahadan ayrıldık. İkinci yarının çoğu bölümünde Tavşanlı'nın baskısı vardı. Maç hakkında söylenebilecek tek şey kendi sahamızda 2-0 önce geçtikten sonra maçı koparmakta zorlanmamız. 80. dakikaya kadar yenilebilecek bir gol ile oluşabilecek anlamsız senaryo aklımızın bir tarafını hep meşgul etti ama uzatma dakikalarında gelen gol ile maç içinde düşüncelerimiz bile uçtu gitti.

Anıl üç hafta sonra formasına kavuşurken Landel eski yerine geri döndü. Anıl'ın yokluğunda ön tarafta oldukça iyi işler yaptığını söyleyebiliriz Landel'in. Hatta daha da ileriye giderek bazı maçlarda Anıl'dan daha faydalı olabileceğini de gördük. Anıl takımdan bir hafta on gün ayrı kaldı ama fiziksel olarak içine girdiği durum hemen fark edilebilecek düzeyde. Bu kadar kısa sürede aldığı kilolar Anıl düzeyinde bir futbolcuya yakışmıyor. Eksiklerini hafta içi giderip Fethiyespor maçında 4-5 hafta önceki Anıl'ı görürüz. Erkan'ın yokluğunda Tuna uzun bir aradan sonra İBB maçında ilk 11'de sahaya çıkmıştı. Sonradan girdiği karşılaşmalarda pek güven verememişti ama iki haftadır ortaya koyduğu görüntü oldukça sevindirici. Yine isimler üzerinden gidecek olursak sezon başında oldukça acemi hareketler yapan Adem'in sahadaki duruşu, performans olarak geldiği nokta takdir edilecek cinsten. Formayı ilk giydiği zamanlar çok çalış Adem demiştik. Sakatlıklardan dolayı elde ettiği formayı vermedi Adem. Volkan ve Ufukhan iyileşmesine rağmen hala Soro'nun saha içindeki eşi durumunda. Umarım çizgisini bozmadan devam eder. Ligin uzunca döneminde neredeyse hiç kullanmadığımız Ziya'nın takımın artık bir parçası olması, Emre'nin üzerindeki kötü bulutları dağıtması, sonradan oyuna giren futbolcuların da olumlu katkı vermesi mutluluk verici şeyler. Tek eksikliğimiz Subasic ve Alex'in bu ahenge ayak uyduramaması. İki haftadır forma şansı bulan Reha'nın da bizim arzu ettiğimiz mertebeye ulaşması için oldukça fazla ekmek yemesi gerektiği aşikar... Subasic ve Alex'in saha içindeki en ufak bir olumlu hareketi bile bizim için ekstra olacak. Keşke bunun bilincine varsalar... Unuttuğumuz, aklımızdan uçup giden Eren Özen de yarın takımla çalışmalara başlıyor. Birkaç haftaya hazır olacağını var sayarsak onun kulübede oturması bile bizim için ekstra olacak. Erkan Hoca'nın oyuna müdahale anlamında bir jokeri daha olacağını söyleyebiliriz.

Bu hafta Fethiye deplasmanındayız. Rakibimiz kümede kalma mücadelesi veriyor. Nasıl her maç bizim için şampiyonluk yolunda hedefe bir adım yaklaşmak ise onlar için de alınacak her puan kurtuluş için ümitlerin artması demek. Bugün Mersin deplasmanından puansız ayrılan Fethiye kendi evinde can havliyle mücadele edecek. Zor maç. En az İBB maçı kadar zor... Belediye maçında melekler de bizim yanımızdaydı ve kazandık. Fethiye maçında işimizi şansa bırakmadan şampiyonluk isteyen, ligin zirvesindeki takıma yakışan şekilde oynamalıyız. 

22 Şubat 2014

Uyan Ordu Uyan!


Uyan güzel şehrim, uyan...
Hepimizin ilk haftadan beri ne zaman takılıp düşecek diye beklediği takım adım adım, 
usulca şampiyonluğa yürümek bir yana onur mücadelesi veriyor!

Ekonomik sıkıntılara, hakem facialarına, 
bizi yeniden yukarılarda görmek istemeyenlere rağmen dimdik bir şekilde, inatla yoluna devam ediyor!

Lig başlamadan şampiyon ilan edilen sermayesi ve sahipleri belli piyon takımların karşısında durup sonu belli olan oyunlarına çomak sokuyor!

Hakkı yenilmesine, yok sayılmasına, sezon başından beri ciddiye alınmamasına, 
hakem facialarına rağmen her hafta biz de varız, biz de bu yarışın bir parçasıyız diye haykırıyor!

İnanmamız, sahiplenmemiz, onların yüküne omuz vermemiz için daha ne yapmaları gerekiyor?
Ne bekliyoruz bu takımdan?
Ne istiyoruz onlardan?
Onların yanında olmadığımız her hafta, 
emeklerine sahip çıkmadığımız her dakika düşmanlarımızın, 
bizi istemeyenlerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün ne zaman farkına varacağız!

Kahramanmaraş maçında uyuyan, tepkisiz, 
haksızlığı kabullenmiş ve boş bir taraftar topluluğu yerine takımının emeğinin bekçisi, 
hakemi ve rakibi baskı altına alıp maça yaşayan ve oyunun her anında varlığını hissettiren, 
tıklım tıklım, inanmış, inatçı, 
sahadaki futbolcular kadar kazanmayı isteyen bir tribün olsaydı eğer hakkımızı bu kadar kolay gasp edebilecekler miydi?

Tabii ki hayır!

Hayal edin... 
29 Mayıs 2011 gecesi gelsin aklınıza... 
Ahmet Kuru'nun golü ile gözlerimizden süzülen mutluluk yaşlarını, bir şehrin nasıl sokaklara döküldüğünü hatırlayın.
Ordu'daki Rize maçını, Ankara'daki stresten tırnaklarını kemiren, daha maç başlamadan sesi kısılmış binlerce kişiyi hatırlayın. 
Omuz omuza, kenetlenerek nasıl başardığımızı hatırlayın!

Anlatın! 
Zor olmadığını, bu takımın şehrin inanmadığı şeyi başaracak, 
mutlu sona ulaşacak iradeye sahip olduğunu anlatın. 
Takımı yönetenler şehir ile takımın birbirine yabancı olmasına sebep olsa da, küme düşmüş hayallerimiz yıkılmış olsa da açılan derin yarayı kapatabileceğimizi anlatın.

Eşinize, dostunuza, babanıza, sevdiğinize, arkadaşınıza, heyecanını kaybetmiş kim varsa ona anlatın. 
İnandırın onları... 
Tutun kollarından yarın 19 Eylül'e sürükleyin. 

Çok geç olmadan, 
Koca bir şehrin takımı sahipsiz bellenip daha fazla emekleri hiçe sayılmadan takımına sahip çık ORDU!
Uyan ORDU uyan!

Yarın 19 Eylül'de, 
gelecek hafta Fethiye'de ligin son haftasına kadar bu mücadelenin içinde, şehrinin takımının yanında ol! Emeğine sahip çık!

Hani en kötü günde, umutların kırıldığı anda bile demiştik ya,
''Bu takım bu sene Süper Lige çıkacak'' diye, yine aynı inanç ve inat ile, elele...

''BU TAKIM BU SENE SÜPER LİGE ÇIKACAK'' de ORDU!
Uyan, uyandır...
İNAN...

19 Şubat 2014

#26. Hafta | İstanbul bbsk - Orduspor


Kendi içimizden kaynaklanan sorunların haricinde bir de dış güçler çıktı karşımıza. Sezon başında kurdukları kadrolar ile henüz daha lig başlamadan şampiyon ilan edilen İstanbul Belediyespor ve Ankaraspor'a karşı ekonomik anlamda çok daha zor şartlarla mücadele eden Anadolu takımlarından sivrilenleri budama haftalarının başladığını söyleyebiliriz. Sezon başından beri bu iki takım haricinde kim ön plana çıksa bir hakem faciasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu iki takımın kendi arasında yaptığı maçta taraftardan çok güvenlik görevlisi vardı. İstanbul'da ikamet eden 1 milyona yakın da Ordulu'nun bir anlamda destek olduğu İstanbul Belediyespor'un asıl amacının  amatör sporlarda sporcu yetiştirmek olması gerekirken profesyonel anlamda yapılan bu ciddi yatırımların sebebini şimdiye kadar anlamış değiliz.. 

Maç hakkında çok fazla söylenecek bir şey de yok aslında. İki takımın kadro yapılarını karşılaştırmaya da gerek yok. Kağıt üzerinde oldukça zor bir deplasman. Manisaspor deplasmanına giderken çoğumuz bir puana razıydık örneğin ama maçın bir devresinde iyi oynayan Orduspor o maçı kazanmasını bildi. Bugün de iyi motive olmuş bir Orduspor'un kazanmaması için bir sebep yok. İlk yarıda Ordu'da oynadığımız İBB maçında da rakipten daha iyi olmamıza rağmen Ordu'da sahadan mağlubiyetle ayrılmıştık. O gün ilk mağlubiyetimizi almamıza rağmen bu takımı içselleştirdiğimiz, bağrımıza bastığımız gün olmuştu. Maç sonunda takımın tamamının yere yığılıp kalması da dün gibi aklımızda... 


Küme düşmemizin asıl nedeni yönetimsel hatalardı ama Orduspor'un aykırı duruşunun da geçtiğimiz sezon düşmemizde etkisi vardı. Ligtv'nin göz göre göre küme düşmeme mücadelesi veren diğer takımları ön plana çıkarması, zaten kötü olan takımın bir de hakem hataları ile uçuruma sürüklenmesi vs vs... Bu sezon da benzer şeyleri anladık ki Süper Lige çıkma yarışında göreceğiz. Geçtiğimiz sezonun ligtv'si Trt kılığında, Şansal'ı Tanju kılığında... Sezon başından beri hep bu takıma omuz çıkalım, onların yüklerini hafifletelim dedik ama mevcut görüntü içler acısı. Geçtiğimiz sezon Süper Ligde katledilirken sesimizi çıkardığımız zamanlar oldu ama yeterli olmadı. Bu sezon ise bırakın tepki vermeyi Ordu'da hakemi, rakibi baskı altına almaktan bile aciz bir taraftar topluluğuna oynuyor bu yürekli takım. Maç hafta içi, maçın saati 16:30. İstanbul'da yaşayan binlerce Ordulu takımını bekledi ama gün ve saat ancak bu kadar güzel denk getirilebilirdi. İmkanı ve zamanı olan herkes bir şekilde Olimpiyatta olmalı. Maçın hakemi Abitoğlu. Geçtiğimiz haftaki kırımın üzerine ancak böylesine abes bir atama yapılabilirdi. Hafızamızdaki yeri hiç de iyi değil! Bize antrenman sahasını açmayan, 80 bin kişilik stadta 15-20 kişiye oynayan İBB'nin de Orduspor taraftarına kale arkasını vermesi ayrı güzellik. Kazanamasak da kaybetmeyelim. Bugün sahada olacak olan güzel yüreklere inancımız, güvenimiz tam. Bu takımı her şeye rağmen Süper Lige çıkarak onlar!

17 Şubat 2014

Hakemler Böyle İstedi | Orduspor 0-0 Kahramanmaraşspor


Beklenmeyen bir puan kaybı. Hesapta olmayan... Bu ligde, ilk defa bir maçtan 3 puan alacağımıza o kadar emindim. Olmadı. Bu ligde her takım her takımı yenebilir. Her takım her takım sürpriz yapabilir. En iyi bilen takımlardan biride biziz, yabancı değiliz. Ama bu maç olmadı, bu maçta puan kaybı gerçekten beklemezdim.

Maç öncesi tribünler yine hayal kırıklığıydı. Şehirde çözemediğim bir isteksizlik söz konusu. Süper Lig, gerçekten çoğu kesim için tam bir hayaldi. Bu hayal gerçekleştikten sonra tekrar bir alt lige düşmek şehrin genelinde takıma karşı bir soğukluk olmasına neden oldu. Hoş değil. Ordu’nun en büyük markası Orduspor’dur. Değer verilmeli. Şehir takıma sahip çıkmazsa birazdan okuyacağımız sıkıntıları da yaşarız. Yaşadık da. Baskı kuramıyorsun ki, ne rakibe ne hakeme.  Anıl sorunu bir nebze çözüldükten sonra bu maç ilk 11 başlamasını bekliyorduk. Ama geçen hafta Manisaspor maçında, Anıl’sız Orduspor’u gördükten sonra ilk 11 başlamamasına da bir şey diyemiyorsun. Anıl  yeri geldiğinde haddinden fazla bencil olabilir ama bundan sonraki süreçte -ki eğer sorun da tamamen çözüldüyse- onu yedek çıkartacak lükse maalesef sahip değiliz. Durum çok net. Kahramanmaraşspor maçı Anıl olmadan kazanılabilir, takım Manisaspor maçıyla başlayan süreçte Anıl olmadan oynamaya da alışabilir. Belki de bu amaçlandı. Belki de bunlar benim saçma sapan düşüncelerimdi. Önemsiz…

Ben bu maçı saymıyorum. Belki puan olarak 2 puan kaybettik ligin son sırasında bulunanan Kahramanmaraşspor’a ama bu şekilde bir kaybetme olmaz. Kabullenemem. Nasıl ki en yakın zamanda Karşıyaka maçında aldığımız 3 puan içimize sinmiyorsa, bu şekilde kaybetmekte içimize sinmiyor. Nedir ki bu? İlahi adalet mi? Diyet mi ödettiniz bize ? Biz bu maçta ne yapılması gerekiyorsa yaptık. O yüzden diyorum bu maçı saymıyorum diye. Tek bir hatamız vardı sadece. Oda forvetsizliğimiz. Onu da saymıyorum artık. Kabullenmek mi bu? Bilmiyorum. Ionita diye bir adamı kakalamışlar bize, Bölgesel Amatör Lig’de oynatsan ilk 11 başlamayacak adam 1. Lig’de ilk 11’de başlıyor. Düşünebiliyor musunuz? Bu adam sahada oynadığı zaman “Subasic nerede” diye hayıflanıyoruz. Biliyoruz ki Subasic’i Bölgesel Amatör Lig’de bir takıma versen orada ilk 11 başlayacak kapasiteye sahip. Çünkü tek tük olsa dahi kafa topu alıyor, gol bile atıyor.

Ne ilahi adalettir bu ne de bir diyet ödettirme. Bu işin sorumlusu kim? Verilmeyen goller ve verilmeyen penaltımız bu kadar ortadayken giden 2 puan hesabını kim verebilir ki? 2 puanla şampiyonluk kaçarsa bunun altında kim kalır peki? Bu kadar basit mi yahu bir şehrin kaderiyle oynamak? Medyanın çok sevdiği takımlardan birinin geçen hafta Sivas’ta yaşadığı olayı hepiniz biliyorsunuz az biraz. Ne güç ama ülke 1 hafta bu olayı konuştu. O maçın hakemine yapılan yaptırım bizim maçın hakemine yapılacak mı ? Takipteyiz. İnanın ki takipteyiz. Mustafa ÖĞRETMENOĞLU’na bu maçtan sonra ceza mı gelecek yoksa ödül mü? Takipteyiz. Serdar AKÇER… Git kumda oyna. Takipteyiz…

Kahramanmaraşspor takımı Ordu’ya beraberliğe gelmişti. Hakemleri geçelimde 2 golümüz verilmediyse 3 yada 4.golü bir şekilde atabilmeliydik. Atamadık. Merak ediyorum Kahramanmaraşspor, ligin dibine demir atmışken, kendi sahasında dahi maç kazanamıyorken beraberlik alınca ligde mi kalacaktı ? 11 kişiyle kapanıp bu kadar zaman geçirmelerini anlamadım. Diren Maraş! Ligde kalırsın… Öfkeliyim. Öfkemi karşı takımdan almak istemiyorum. Defanslarını aşamadık. Nasıl aşacaksın ki, ceza sahası içerisinde 11 tane beyaz formalı oyuncu. Vuruyorsun dönüyor, vuruyorsun dönüyor. Açamıyorsun, aşamıyorsun. Tam aşıyorsun hakeme takılıyorsun. Olmuyor, olmadı da. Canınız sağ olsun.

Belki acısı hafta içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında çıkar. Ah keşke…

15 Şubat 2014

Haftanın Maçı #25 | Orduspor vs Kahramanmaraşspor



Bu akşam saat 19:00’da Ordu’da, ligin son sırasında bulunan Kahramanmaraşspor ile oynuyoruz. Maç TRT Avaz’dan naklen yayınlanacak ve Mustafa ÖĞRETMENOĞLU maçı yönetecek. Mustafa ÖĞRETMENOĞLU ile toplamda 8 maça çıktık. Bu maçlarda 4 galibiyet ve 4 mağlubiyet elde ettik. Bu sezon oynadığımız ve Orduda 3:0 kazandığımız Fethiyespor maçının hakemi de aynı isimdi. Kahramanmaraşspor’un ilk defa maçını yönetecek olan Mustafa ÖĞRETMENOĞLU kart çıkartmayı seven bir hakem görünümünde. Bu sezon Süper Lig, 1. Lig ve Türkiye Kupası olmak üzere yönettiği 13 maçta 81 sarı ve 4 kırmızı kart çıkarttı.

Karşımızda 7 maçtır kazanamayan ve 5 haftadır kaybeden bir Kahramanmaraşspor var.  Bu sezon toplamda 22 gol atan Kahramanmaraşspor kalesinde 47 gol gördü. Atılan 22 golün 11’ini orta saha oyuncuları kaydetti. Bu sezon ilk kez karşılaşma fırsatı bulduğumuz Kahramanmaraşspor’a karşı ilk maçı 3:2lik skorla kazanmıştık. Attığı 3 golle takımın AZUKA’dan (Şimdi Gaziantep BBSK’de oynuyor.)  sonra  en golcü ismi konumunda olan Sinan TURAN aynı zamanda bizim eski oyuncumuz. Diyarbakırspor’da oynadığı dönemde çok parlak bir grafik çizse de yaşadığı sakatlıklar futbolunu olumsuz etkiledi, bizde de istenilen verimi veremedi. Kahramanmaraşspor attığı 22 golün 6’sını 46 ve 60.dakikalar arasında kaydetti.  Deplasmanda ise hiç maç kazanamamakla beraber sadece 2 puan toplayabildiler  (Karşıyaka 0:0, Fethiyespor 2:2). Bu maçta takımın önemli isimlerinden olan Adem AYDIN kart cezası nedeniyle forma giyemeyecek. Bu sezon 22 maçta forma giyen Adem, 2 gol kaydetti.  Rakipte bu sezon en çok forma giyen oyuncular 1845’ Mert ESTİK, 1773’ Sinan  TURAN (3 gol 2 asist) ve 1710’ ile kaptan Serkan ÖZSOY(1 gol).

Bu akşam ne mi olsun ?

1:0 olsun bizim olsun.

Net! Akıllarda bu maçtan daha çok İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı var değil mi? Bizde böyle bir hava varken futbolcularda aynı havaya kapılırsa yandık. Rakibe bakmaksızın kendi oyunumuzu oynarsak ve bu oyunu bu sefer 90 dakikaya yayarsak 3 puan almamamız için hiçbir neden yok ortada. Ki alırız da. Takım içinde kaos ortamında gidilen Manisa deplasmanında 3 puan alan takım Kahramanmaraşspor’u da eli boş gönderebilir.

Destek için daha neyi bekliyoruz?

Küslükler, kırgınlıklar bir kenara. Burada mevzu Ordu şehri ve Orduspor,  şahıslar değil! Biz bu değiliz. Takım şampiyonluğa oynarken tribünler hala boş kalıyorsa, ayıp değil mi? 3. Lig’de dahi tribünlerde boş yer bırakmayan insanlar bugün maça gelmez olmuş.

Biz bu değiliz !

Tribünlerini doldurmuyor diye zamanında ayıpladığımız Denizli, Rize, Bolu vs. gibi takımlardan farkımız kalmadı. Yanıyorum da buna yanıyorum.
Korkuyorum bir gün olursa bir şampiyonluk maçında şehirde anonsla insanları maça çağıracaklar diye. Ölürüm. Maça gidin sevgili küçüklerim, büyüklerim.

Başka Orduspor yok…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...