21 Eylül 2014

3. Hafta | Orduspor 1 - 4 Antalyaspor



Oynanan futbolun karşılığı başlıkta yazan skor mudur tartışılır ama Antalyaspor gibi bir takıma karşı sahada öylesine saçma sapan hatalar yaparsan dört de yersin beş de...

Geçtiğimiz sezon ligin en az gol yiyen takımıydık. Kalecilerimizin kalitesi aman aman olmamasına rağmen tandemde görev alan futbolcularımızın istikrarı, Ferhat'ın PTT'nin üzerindeki performansı ile zor gol yiyen bir takımdık ve bizi de diğer takımlardan farklı kılan özelliğimiz buydu. Fakat son iki haftaya baktığımız zaman verdiğimiz pozisyonların, yediğimiz gollerin izahı yok. Emrullah'ın insan üstü eforuna rağmen takım savunması anlayışının olmaması, beklerin olmayan kademe becerisine stoperlerin komik hataları da eklenince iki maçta pozisyon manyağı olduk. Adanaspor maçında ilk 5 dakikada 3-0 geriye düşebilirdik ki maç boyunca da çok basit hatalar gözlemledik. Adanaspor maçında defansdaki sıkıntı bariz şekilde kendini belli etmesine rağmen Antalyaspor maçında arpa boyu yol alamamış olmak gerçekten üzücü bir durum.

Yasin ve arkasındaki Serdar - Umut - Ziya üçlüsü ile oldukça dinamik bir hücum gücüne sahibiz. Önde gayet olumlu oynuyoruz. Pozisyonlar da buluyoruz ama sanki biraz karambole oynuyoruz. Ne oynadığını bilmeyen bir takım izliyoruz iki haftadır. Elimizde iyi bir malzeme var ama o malzemenin şimdiye kadar iyi kullanılmadığı, doğru yönlendirilmedi bariz ortada. Maça oldukça iyi başladık aslında. Baskılı başladığımız maçın başında Serdar ile öne geçme fırsatını yakaladık. Sonrasında oyunu Antalya yarı alanına yıktık ama komik bir gol ile geriye düştük. Golün ardından ön tarafta gayet iyi oynarken saçma sapan bir penaltı ile 2-0 geriye düştük. Beraberliği sağladık sağlayacağız derken çalınan penaltı demoralize etti ama golden 3 dakika sonra kontra ataktan yediğimiz gol de takdire şayandı. 


İkinci yarıya hızlı başladık. Takımın öndeki baskılı oyunuyla Yasin'in düşürülmesi sonucu kazandığımız penaltıyı gole çeviremedik ama dönen topta Hüsamettin'in ortasına iyi yükselen Ufukhan farkı ikiye indirdi. Maç 3-1'e geldikten sonra Fikret Hoca her ne kadar sahaya Gökhan ve Cemre'yi atsa da oyunu döndüremedik. Son dakikada yediğimiz bir başka güzel kontraatak golüyle de güzel beklentilerimiz olan karşılaşmadan 4-1 mağlup ayrıldık.

Maç ile ilgili ayrıca belirtilecek şeyler;

* Taraftarın maça ilgisi yok denilebilecek kadar azdı. Geçtiğimiz sezon dibi gördüğümüzü düşündük ama federasyonun da katkılarıyla futbolu statlarda el birliği ile bitirdiler. Sadece bize has bir durum değil. Memlekette Süper Lig, PTT 1. lig farkı olmaksızın önce taraftarı sonra da seyirciyi kaybettiler. Bundan sonra kendileri çalıp kendileri oynayacak! En çok zararı da kulüpler görecek.

* Hüsamettin'in üç haftalık performansı... Ferhat'dan sonra beklentimiz çok da yüksek değildi ama yaptığı kademe hataları, çoğu pozisyonda yavaş kalması, çok kolay çalım yemesi vs vs. Fikret Hoca elindeki futbolcuları yeterli buldu belki ama transfer edildikten sonra en az Serdar, Yasin ve Umut kadar beklentimiz var denilen Gökhan Meral'i neden eski takımına kiraladık soru işareti? Hasta denilen Gökhan Meral'in Kocaeli Birlik Spor ile ilk iki maçta 90 dakika forma giymesi de ayrı soru işareti (?)

* Erkan'ın performansı da evlere şenlik... Bu takımın en tecrübeli isimlerinden biri olarak onu daha derli toplu sahada görmek istiyoruz. Emre Aygün ve Erkan'ın bu sezon farklı bir misyonu var ama ikisinin de farkında olmadığı ap açık ortada. İmam osurursa cemaat ne yapar? Cevabını ikisi de biliyordur sanırım.

* Emrullah orta alanda savaşıyor ama Landel'in belli bir düzeyde oynaması gerekiyor. Bu kadar kırılgan oynayacaksa Emrullah ve Yusuf'u yan yana oynatmak daha mantıklı bir seçim olacaktır. Diarra, Emrah Başsan, Gökhan Karadeniz gibi hücumcuları olan bir takıma karşı sadece Emrullah ile savaşırsan orta alanda o iş baştan yatar. Landel'i Umut'un yerinde 10 numarada da denemek lazım. Birilerinin Fikret Hocaya hatırlatmasında fayda var. 

İlk haftayı her ne kadar yok saysak da içerdeki ilk iki maçımızı önemli rakiplerimize karşı kaybettik. Elazığspor deplasmanı öncesi Ordu'da çarşamba günü saat 18:00'da Birlik Nakliyat Düzyurtspor ile karşılaşacağız. Elazığspor da ligi bizim gibi kötü başladı. Bugün oynayacak oldukları Şanlıurfaspor maçından da puan çıkaramamaları durumunda bizim maça çok daha ayrı bir motivasyon ile çıkacaklardır. Fikret Hoca'nın elindeki malzemenin eksikleri var ama geçen seneki malzemeden kötü olduğunu da söyleyemeyiz. Hepimizin gördüğü eksiklerin en kısa sürede giderilmesini umuyoruz. İnşallah umduğumuz gibi olur.


17 Eylül 2014

2. Hafta | Adanaspor 2 - 4 Orduspor


Maç öncesi aklımızda soru işaretleri vardı. Samsunspor maçında bireysel olarak beğendiğimiz isimler vardı ama takım oyunu ve takımın futbol karakteri hakkında söylenebilecek çok fazla şey de yoktu. Bu sebeple Adanaspor maçından beklentilerimiz net değildi. 

Maça Adanaspor oldukça iyi başladı. İlk 5 dakikada Adanaspor maçı koparacak pozisyonlar buldu ama onların beceriksizliğine bizim şansımız da eklenince ilk dakikalardaki baskıyı kırdık ve oyunda dengeyi sağladık. Maçın ilk yarısında oyunu kendi alanımızda kabullenip Ziya, Umut ve Landel ile hızlı çıkıp pozisyon üretme düşüncesinde olan ve defansın arkasına atılan toplar ile golü arayan bir anlayış içerisindeydik. Golü de yine orta alanda kapılan bir top sonrasında Landel'in çabuk oyunu ve hızlı paslaşmalarla kaleye giderek bulduk. Orta alandaki oyuncularımızın niteliklerinden dolayı özellikle deplasmanlarda oldukça etkili bir orta alana sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Umut'un dikine çok iyi gidebilmesi, Ziya'nın hızı, Landel'in kolay adam eksiltmesine Mutumba bireysel özelliklerini, Yusuf'un defansın arkasına attığı nokta pasları da eklersek kontra atak futboluna oldukça yatkın olduğumuzu söyleyebiliriz.

İlk yarının son anlarında Adanaspor'da Abdullah Karmil ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. Kendisi kırmızı kart öncesi ceza sahası içinde Yasin'i tekmelemiş ve hakemin gözünden kaçmıştı pozisyon. Adanaspor 10 kişi kaldıktan sonra işimizin kolaylaşacağını düşünsek de maç düşündüğümüz seyirde gitmedi. İlk yarının son beş dakikası da önemli pozisyonlar buldular. İkinci yarıya da taraftarının desteği ile aynı özgüven ile başladılar. Landel'in golü ile 2-0 öne geçmemize rağmen oyundan kopmadılar ve önce Mertcan ardından da Tiago'nun attığı gol ile eksik olmalarına rağmen eşitliği sağladılar. Geçtiğimiz sezon oldukça fazla karşılaştığımız ve belkide bizi şampiyonluktan eden durumla yeniden demoralize olmuşken Emrullah'ın golü ile hayata döndük. Emrullah'ın golü gelmeseydi Adanaspor geriden gelmenin de morali ile bir gol daha atıp 2-0'dan oyunu dönderebilir ve bizi de ucu açık bir kaosun içine sokabilirdi ama futbolun şans yönü bu sefer bizim yanımızdaydı diyebiliriz. Emrullah'ın Allah ne verdiyse diye attığı golden sonra Serdar sahne aldı ve oyundan iyice düşmüş olan Adanaspor'a yaklaşık 70 metre top sürerek çok güzel bir gol attı.


Karşılaşma hakkında bireysel söylenecek çok şey var ama öncelikle çıkarmamız ve ders almamız gereken konu 2-0 önde olduğumuz bir maçın avuçlarımızdan gitme noktasına gelmiş olması. Şans bu sefer yanımızdaydı ama her zaman futbol şansı bizim yanımızda olacak diye bir durum yok. Gerekirse geçtiğimiz sezon yaşadığımız durumları da ele alarak bu sorunu çözmeli teknik ekip. 

Bireysel olarak bakacak olursak Emre Aygün'ün iki haftalık performansından başlayabiliriz. Geçtiğimiz sezon da çok saç baş yoldurdu bize ama artık bu takımın kaptanı ve biraz daha derli toplu olması gerekiyor. Orta alandaki oyuncu çeşitliliği, Yasin'in olumlu performansı mutluluk verici olsa da beklerin performansı da bizim için hayal kırıklığı. Hüsamettin'in iki haftalık performansının olumlu olduğunu söyleyemeyiz. Nitekim Erkan da çok fazla Güven vermiyor. Bu futbolcuları yedekleyen isimlerin de çok üst düzey isimler olmadığını düşündüğümüzde bu seneki zaaf noktamız maalesef beklerimiz. 

Hepimizin gözlemlediği bir gerçek var ki Yasin, Umut ve Serdar üzerine düşülürse bu takımın önemli parçaları olacaklar. Geçtiğimiz sezon hepimizin Ziya'dan bir beklentisi vardı ve Ziya'nın şimdi geldiği noktayı düşünce bu üç isimin de üzerine düşülmesi gerek diye düşünüyoruz.

Sonuç olarak Adana deplasmanından üç puanla dönüyoruz ve umutluyuz. Antalyaspor maçıyla birlikte de içeride üç puana merhaba demek hem takımı hem de şehri bu sezonun havasına sokacaktır.

14 Eylül 2014

Başlıyoruz.. | Adanaspor - Orduspor


Karanlık günler, umutsuzluklar şimdilik geride kaldı. Yaşadıklarımızı yeniden yaşamamız için tek çıkar yok başarılı olmak. Tek çıkar yok birlikte olmak, el ele vermek. Bu takımı yeniden Süper Lige çıkarmak. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da lige bir Adanaspor deplasmanıyla başlıyoruz.

Samsunspor maçı her ne kadar ölçü olmasa da takım hakkında az çok fikir sahibi olduk. Futbolu özlemiş, kendini yeniden kanıtlamak isteyen, orta sahada sorumluluk alan Ali Güzeldal'ın pozitif futbolu, gurbetçi Umut'un sürekli oyunun içinde olması, sonradan oyuna giren Serdar Deniz'in hepimizi mest etmesi, Ümit Tütünci'nin azmi ilk akla gelenler. Sayabileceğimiz olumsuzluklar da yok değil ama tabloya şimdilik iyi tarafından bakmak daha iyi. Klasik 4-3-3 değil de daha çok sahaya
4-1-4-1 şeklinde yayılan, defansın arkasına atılan uzun toplar ile kolay pozisyon girebilen, oldukça hızlı atağa çıkan dinamik bir takımın sinyallerini gördük. Ptt 1. ligde ayağı top yapan önliberolar her zaman fark yaratır. Nitekim Yusuf'un da topla oyunu, atakların başlangıcında topun onda toplanması, isabetli uzun pasları ile oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Haftalar ilerledikçe daha fazla fikir sahibi olacağız ama temellerini gördüğümüz sistemi oturtabilirse Fikret Hoca elindeki kadrodan istediği verimi alabilir.

Rakip Adanaspor geçtiğimiz sezonun aksine bu sene daha derli toplu başlıyorlar lige. Ptt 1. Lig'in geleneksel hocalarından Levent Eriş takımın başında. Fatih Şen ve Selçuk Şahin gibi iki tanıdık isim takımın değişmezleri arasında. Hücumda Tiago ve Ergin Keleş gibi yine bu ligi iyi bilen isimlere sahipler. Zaten takım olarak da bu ligin gediklilerinden Adanaspor. Ptt'de üst üste altıncı sezonları bu sene. Onlar da artık bu ligde bir nebze olsun yukarılarda yer almak istiyorlar. Lige Şanlıurfa deplasmanı ile başladılar ve Urfa'dan puansız döndüler. Kendi evlerin de onlar da yeni bir başlangıcın peşinde olacaklar.

Bugün günlerden Orduspor... Çok özledik Orduspor'lu hafta sonlarını... Çok özledik bu takımı.. Morunu, beyazını... Güzel futbol, 3 puan olsun inşallah. 


1967-1968 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 0:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1969-1970 (2. Lig): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:1 Ordu
1970-1971 (2. Lig): Ordu 1:0 Adana, Adana 3:0 Ordu
1975-1976 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1976-1977 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1977-1978 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1978-1979 (1. Lig): Ordu 3:2 Adana , Adana 3:2 Ordu
1979-1980 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1980-1981 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 2:0 Ordu
1983-1984 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1986-1987 (2. Lig Grup B): Ordu 1:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1987-1988 (2. Lig Grup B): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:2 Ordu
2008-2009 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 0:2 Adana , Adana 1:1 Ordu
2009-2010 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 1:2 Adana , Adana 2:0 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:2 Adana , Adana 3:1 Ordu
2013-2014 (PTT 1. Lig): Adana 0:4 Ordu, Ordu 2:0 Adana

3 Eylül 2014

Lig Bizim İçin Şimdi Başlıyor...


Sıkıntılı bir süreci arkamızda bıraktık. Transfer döneminin bitmesine saatler kala kulüp tarafından ''LİSANSLAR TAMAMDIR'' açıklaması gelmesine rağmen tff'nin sitesinde gözümüzle görmeden inanamadık. Ya tüpçü son dakika golü atarsa? Ya başka bir sorun çıkarsa? Saçma sapan ihtimaller kafamızı allak bullak etti. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi ve şuan umut cümleleri kuracak mecalimiz var.

Son gün problem çözülmeseydi içinden çıkılmaz bir kaos ortamına girecektik. Biz belki mevcut takım ve gençlerle bu işi nasıl başarırız hesapları yapmaya çalışacaktık ama şehrin içine gireceği psikoloji ve dar kadro ile ne kadar mücadele edebilirdik kestiremiyorum. Ama şimdi hepimizin aklının bir kenarında farklı hesaplar var. Tamam ligde çok iyi futbolcuları bir araya getirmiş takımlar ama geçtiğimiz sezon isimlerin değil de takım olabilmeyi başarabilenlerin başarısını hepimiz gördük. Bu nedenle kendimize sormadan edemiyoruz. Neden olmasın? Neden geçtiğimiz sezon sahip olduğumuz takımla verdiğimiz mücadeleyi bu sene vermeyelim? Bobo - Bisesvar - Nobre - Anıl'a sahip bir Kayserispor'un bizi hakemle yendiği ortadayken neden biz de bu yarışın bir parçası olmayalım? Kadro yapısı ve derinliği olarak geçtiğimiz sezondan daha alternatifli bir ekibe sahipken ve en az geçtiğimiz sezonki kadar iyi bir arkadaşlık ortamının olduğu takımımızla neden bu sene zoru başarmayalım? Tüm bunların hepsi bir tarafa transfer döneminin bitmesine saatler kala lisansları çıkmış olmasına rağmen Ordu'dan ayrılmayan, kariyerlerini ateşe atan, bu yola baş koyan bir futbolcu topluluğa sahibiz biz. Orduspor kapısından içeri girdiklerinden beri saçma sapan bir kaos ortamı içinde olmalarına rağmen ayrılmadılar. Bizimle kaldılar. Hepsine ne kadar teşekkür etsek az. Ne mutlu bize ki Süper Lig'den bizi düşüren onursuz futbolcu topluluğundan sonra geçen sene ve bu sene böylesine karakterli futbolcular takımımızın bir parçası...

Hakemin gazabına uğradığımız bir Kayserispor maçını geride bıraktık. Açık söylemek gerekirse çok fazla beklentimiz yoktu ama hem Kayserispor maçın başında 10 kişi kalması hem de hazır olmaması bizi maça ortak etti. Saçma sapan bir penaltı ile geriye düştük ve ön tarafta yeterli düzeyde olmadığımız için maçı çeviremedik. Bu maç bizim için tabiki de bir ölçü değildi ama içinde olabileceğimiz en kötü koşullara rağmen sahada kendini ezdirmeyen bir Orduspor vardı. Kırmızı kart gören Emrecan Baş da olmak üzere Özgen Erdem ve Burak Özsoy'un performansları da mutluluk vericiydi. 

Hepimizin belli bir süre sakinliğe ihtiyacı var. Milli takım arası da hem takım için hem şehir için toparlanma adına bir fırsat. Kayserispor maçını yok sayıyoruz. Başlıkta dediğimiz gibi;

Lig bizim için yeni başlıyor...


30 Ağustos 2014

Sancılı Başlangıç | Orduspor vs Kayserispor


Düzgün bir yönetim ve futbolcu topluluğu ile 26 yıl sonra Süper Lige çıkan Orduspor, Süper Ligdeki ikinci sezonunda düşerken hiçbirimiz sonuçların bu kadar da kötü olacağını tahmin etmemiştik. Süper Ligde geçirilen 2 sezonda düzgün yönetilemeyen kulüp uygulanan yanlış transfer politikası ile şuan içinde bulunulan borç batağının temellerini attı. 

Süper Lige çıktık çıkmasına ama deyim yerindeyse burnumuzdan misli misli geldi yaşadıklarımız. Öylesine kötü düştük ki hala çoğumuzun içinde acıdır. Göz göre göre, acı çeke çeke... Karaktersiz ve bir o kadar umursuz bir futbolcu topluluğuyla... Sonrasında öylesine bir futbolcu topluluğu bir araya geldi ki hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir sezonda Süper Ligin kapısından döndük. Gerçek Orduspor sevdalıları bağrına bastı takımı ama şehir sırtını döndü. İstediğimiz çoğu duyguyu hissettiremedik onlara. Yaşanılan travma, şehrin takıma duyarsızlaşması ile 3.lige düştüğümüz, ikinci ligdeki en kötü sezonlarımızda bile görmediğimiz tribünlere oynayan takım şampiyonluk mücadelesi verdi. Hep bir adım uzak kaldık şampiyonluğa. Ama o adımı atamadık. Üzüldük.. En çok da geçtiğimiz sezonki futbolcu topluluğunun başarısını taçlandıramamış olmasına...

Bahsi edilen ekonomik çıkmazın etkilerini bekliyorduk ama böylesine bir etkiyi de düşünmedik. Bir hal yolu bulunur, Orduspor ortada kalmaz diye düşündük. Önce başkan devam etmeyeceğini ve kongrede aday olmayacağını açıkladı. Sonrasında bir aday çıktı ama tüzüğe takıldı. Başka da aday çıkmayınca destek sözü alan Nedim Türkmen yeniden aday oldu ve seçildi. Transfer çalışmaları başladı. Bütçeye göre iyi kötü transferler yapıldı. Takım Bolu'da ve Ordu'da geçirdiği kamp döneminden sonra ligi beklemeye koyulmuşken ekonomik kriz yeniden kapımızı çaldı.

Eski futbolculara olan alacaklardan dolayı federasyon tahtayı kapattı. Yeni transferler de dahil olmak üzere futbolculara peşinat verilemedi. Lisanslar çıkmadı.. Sonrasında Nedim Türkmen'in ulusal bir kanala bağlanarak istifa edeceğini şehrin takıma sahip çıkmadığını verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. Muhatabı Büyükşehir Belediyesi'ydi. Belirsizlik sürerken kulüp tarafından Orduspor için bir forma da sen al kampanyası başlatıldı. Uyduda yayın yapan yerel bir kanalın da destek çıktığı bu kampanya beklenilen desteği bulamasa da Orduspor taraftarının durumun ciddiyetinin farkına varmasını sağladı. 2 gün canlı yayın yapan yerel kanalın çağrıları sonucu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz canlı yayına katıldı ve Orduspor'un durumu ile ilgili olarak kendilerine yöneltilenlere cevap verdi. Belediye Başkanı olduktan sonra Orduspor için yaptıklarını sıraladı. Madde madde yazdırdı. Sonrasında restini çekti. ''O para ödenecek, herkes işini yapacak!'' Bu cümle ve diğer söyledikleriyle her ne kadar bizler hoşnut olmasak da Orduspor siyasetin kucağına artık oturtulmuştu. Kaçış yoktu... Takımın siyasilere muhtaç hale gelmesine sebep olan mevcut yönetim sessiz kaldı. İstifa söylemi televizyon programında konuşulduğuyla kaldı. Ne idüğü belirsiz bir ortam ve ortada 50 milyona yakın borç ile Orduspor baş başa kaldı.

Ne olacak diye çaresiz beklerken dün federasyona yatırılması gereken paranın yatırıldığı ve Orduspor'un Kayserispor maçına tam kadro çıkacağı söylentileri çıktı sosyal medyada. Eski futbolcularn lisansları çıktı ama yeni transferlerin lisansları tff'nin sitesine yansımadı. Sonrasında federasyon ve başkanı tüpçünün yapılan uzlaşmaya uymadığı haberlerini duyduk. Orduspor ve federasyon yatırılması gereken paranın öncelikle yarısının yatırılması konusunda anlaşmış fakat federasyon son dakika da verdiği sözü yutmuştu..

Sonuç olarak Ptt 1. ligin 2014-2015 sezonu dün başladı. Yarın ligin en iyi takımlarından Kayserispor ile oynayacağız. Ortada yeni transferlerine lisans çıkaramamış, kimin oynayacağı, ne olacağı belirsiz bir takım var. Ortada paralarını alamamış, saçma sapan bir ortamın içerisinde kendisini bulmuş futbolcu topluluğu var. Lisansı çıkmaz ise ortada kalacak, yarım sezon futbol oynayamayacak futbolcular var. Ortada hiçbir boktan haberi olmayan öylece ne olacak diye bekleyen Orduspor taraftarları var. 

Yarınki maç için kadrolar kurup nasıl oynayacağımız üzerine bir şeyler karalamak isterdik ama içinde bulunduğumuz durum maalesef buna engel. Böyle bir ortamda yarınki maçtan bir şeyler beklemek de saçma olur. Fakat her şeye rağmen biz Orduspor'u çok özledik! 

Son olarak en başta yazmamız gerekeni sona iliştirelim. Uzun bir aranın ardından yeniden ''merhaba''...


5 Nisan 2014

Adım Adım Süper Lige...

Ardarda maçlar kaybederek ağır bir şekilde küme düşmüş, kadrosunda köklü değişikliğe gitmek zorunda kalmış ve Süper Lig'den sadece iki oyuncusu ile yoluna devam etmiş, üstüne üstlük bir de transfer yasağı yemiş bir Orduspor'un ligde bugün ki noktaya geleceğini eminim ki sezon başında hiç kimse tahmin etmemiştir. Takımı sezon başında teknik direktör Erkan Sözeri'ye emanet eden Orduspor yönetimi, bir önceki sezondan kadrosunda sadece Ferhat Öztorun ve Anıl Taşdemir'i tutabilmiş, 3.Lig, 2.Lig ve 1.Lig'de forma giymiş bir çok yeni ismi kadrosuna dahil ederek sezona başlamıştı. Futbol otoritelerinin ligde kalma mücadelesi verir dediği Orduspor, lige iyi bir başlangıç yaparak 9.haftada liderlik koltuğuna oturdu ve 15.haftaya kadar zirvede ki yerini korudu. Her ne kadar böyle bir başarı elde edilmiş olsada, bir çok kişi bu başarının tesadüf olduğu düşüncesindeydi. Nitekim 12.haftada rakiplerinin 5 puan önünde zirvede yer alan Orduspor'un daha sonra düşüşe geçmiş olması ve 18.haftada liderin 5 puan gerisinde 4.sıraya gerilemesi, bu düşüncenin artmasında en büyük etken oldu. Transfer yasağı nedeniyle rakiplerinin aksine devre arasında kadrosuna takviye yapamayan, üstüne üstlük kalecisi Fomichev ile yollarını ayırmak zorunda kalan Orduspor, ligin ilk yarısında elde edilen başarının tesadüf olmadığını gösterircesine arka arkaya aldığı başarılı sonuçlarla bugün 33.hafta itibari ile 63 puanla ligde 2.sırada yer alıyor. Öyle ki ikinci yarıda düşme hattında ki takımlara karşı beklenmedik sürpriz puan kayıpları yaşanmasaydı bugün belki de liderlik koltuğunda en az 2-3 puan farkıyla oturuyor olacaktık.



Bugün gelinen nokta kesinlikle tesadüf değil ! Her ne kadar bazı maçlarda iyi futbol sergilenemesede, beklenmedik puan kayıpları yaşansada bu takım bu başarıyı bileğinin hakkı ile elde etti. Nitekim ligin en az gol yiyen takımı olmak, deplasmanda en fazla puanı toplayan ekip olabilmek asla ve asla şansa bağlanamaz. Bu sezon öyle bir sezon oldu ki, forma giyen hemen hemen her oyuncunun takıma katkısı oldu. Sakatlanan yada cezalı olan arkadaşının yerine formayı hangi oyuncu giydiyse görevini fazlası ile yerine getirdi. Bazen Anıl'ın bireysel yetenekleri, bazen Landel'in zekası, bazen Ufukhan'ın kafası bizlere gol sevinci yaşattı. Salih'in mücadelesi, Soro'nun yerinde müdahaleleri, Volkan'ın tecrübesi, Ferhat'ın azmi, Alişan'ın kurtarışları ise atılan bu golleri daha da anlamlı hale getirdi. Sonuç olarak ortaya konulan bir takım oyunu vardı ve bu takım oyunu Orduspor'a bugün ki başarısını getirdi. Şimdi elde edilen bu başarıyı taçlandırma zamanı geldi. Ligin bitmesine artık 5 hafta kaldı. Final niteliğinde ki kalan maçlarımızın 3'ünü bizimle birlikte Süper Lig mücadelesi veren Balıkesirspor, Samsunspor ve Ankaraspor'a karşı oynayacağız. İlk final maçımız Pazar günü deplasmanda Balıkesirspor'a karşı... Büyük Orduspor Taraftarına düşen en büyük görev, bu zorlu yolculukta bu takımın son saniyeye kadar yanında olmaktır. Umudunu kaybetmiş bir şehrin yeniden umudu olan ve adım adım Süper Lige yürüyen bu takım, inanıyoruz ki 3 yıl önce yaşadığımız o büyük sevinci bizlere tekrar yaşatacak ve adını tarihe altın harflerle yazdıracak. Adım Adım Süper Lige yürüyen bu takıma İnanıyoruz, Başaracağız !!!

Hüseyin Öztürk

23 Şubat 2014

Adım Adım, İnatla.. | Orduspor 3-0 Tavşanlı Linyit Spor


Yazının en sonunda yer alması gerekeni baştan yazalım. Dün daha bilinçli, durumun ciddiyetinin farkına varmış bir seyirci topluluğu vardı 19 Eylül'de. Arzu ettiğimiz gibi mi derseniz tabi ki değil ama özlediğimiz, alışkın olduğumuz havaya bürünmemiz için Tavşanlı maçını bir başlangıç olarak düşünebiliriz. Sadece maç günü değil çok daha öncesinden maçın havasına girmeli Ordu. Taraftar bazında Fethiyespor maçının neticesi ne olursa olsun bugünden itibaren Denizlispor maçında ne yapılabilir, takıma nasıl daha destek olunabilirin hesapları yapılmalı. Ordu'da oynayacağımız sadece beş maç kaldı. O beş maçta alınacak 15 puanı şimdiki puanımızın üstüne ekleyince mutlu son hemen yanı başımızda olacak ya o gerçeği görelim yeterli...

Küme düşmüş Maraş karşısında kaybedilen iki puandan sonra Mersin İdman Yurdu'na dört atmış Linyit maçına içimizdeki acabalarla çıkmış olmamız gayet normaldi. Fakat rakibimizin geçtiğimiz aldığı bu skor bence bizim adımıza çok daha iyi oldu. Mersin'e dört atan değil de dört yiyip gelen bir Tavşanlı bize çok daha fazla sıkıntı yaratabilirdi. Rakibin geçtiğimiz hafta aldığı ekstra galibiyetin takıma motivasyon anlamında olumlu yansıdığını söyleyebiliriz. 


Kağıt üzerinde oldukça zor görünen, golün gecikeceği her dakika rakibin direncinin bizim ise stresimizin artacağı bir karşılaşmaydı. Bu ciddiyetle çıktık maça ve 3-0 gibi net bir skorla sahadan ayrıldık. İkinci yarının çoğu bölümünde Tavşanlı'nın baskısı vardı. Maç hakkında söylenebilecek tek şey kendi sahamızda 2-0 önce geçtikten sonra maçı koparmakta zorlanmamız. 80. dakikaya kadar yenilebilecek bir gol ile oluşabilecek anlamsız senaryo aklımızın bir tarafını hep meşgul etti ama uzatma dakikalarında gelen gol ile maç içinde düşüncelerimiz bile uçtu gitti.

Anıl üç hafta sonra formasına kavuşurken Landel eski yerine geri döndü. Anıl'ın yokluğunda ön tarafta oldukça iyi işler yaptığını söyleyebiliriz Landel'in. Hatta daha da ileriye giderek bazı maçlarda Anıl'dan daha faydalı olabileceğini de gördük. Anıl takımdan bir hafta on gün ayrı kaldı ama fiziksel olarak içine girdiği durum hemen fark edilebilecek düzeyde. Bu kadar kısa sürede aldığı kilolar Anıl düzeyinde bir futbolcuya yakışmıyor. Eksiklerini hafta içi giderip Fethiyespor maçında 4-5 hafta önceki Anıl'ı görürüz. Erkan'ın yokluğunda Tuna uzun bir aradan sonra İBB maçında ilk 11'de sahaya çıkmıştı. Sonradan girdiği karşılaşmalarda pek güven verememişti ama iki haftadır ortaya koyduğu görüntü oldukça sevindirici. Yine isimler üzerinden gidecek olursak sezon başında oldukça acemi hareketler yapan Adem'in sahadaki duruşu, performans olarak geldiği nokta takdir edilecek cinsten. Formayı ilk giydiği zamanlar çok çalış Adem demiştik. Sakatlıklardan dolayı elde ettiği formayı vermedi Adem. Volkan ve Ufukhan iyileşmesine rağmen hala Soro'nun saha içindeki eşi durumunda. Umarım çizgisini bozmadan devam eder. Ligin uzunca döneminde neredeyse hiç kullanmadığımız Ziya'nın takımın artık bir parçası olması, Emre'nin üzerindeki kötü bulutları dağıtması, sonradan oyuna giren futbolcuların da olumlu katkı vermesi mutluluk verici şeyler. Tek eksikliğimiz Subasic ve Alex'in bu ahenge ayak uyduramaması. İki haftadır forma şansı bulan Reha'nın da bizim arzu ettiğimiz mertebeye ulaşması için oldukça fazla ekmek yemesi gerektiği aşikar... Subasic ve Alex'in saha içindeki en ufak bir olumlu hareketi bile bizim için ekstra olacak. Keşke bunun bilincine varsalar... Unuttuğumuz, aklımızdan uçup giden Eren Özen de yarın takımla çalışmalara başlıyor. Birkaç haftaya hazır olacağını var sayarsak onun kulübede oturması bile bizim için ekstra olacak. Erkan Hoca'nın oyuna müdahale anlamında bir jokeri daha olacağını söyleyebiliriz.

Bu hafta Fethiye deplasmanındayız. Rakibimiz kümede kalma mücadelesi veriyor. Nasıl her maç bizim için şampiyonluk yolunda hedefe bir adım yaklaşmak ise onlar için de alınacak her puan kurtuluş için ümitlerin artması demek. Bugün Mersin deplasmanından puansız ayrılan Fethiye kendi evinde can havliyle mücadele edecek. Zor maç. En az İBB maçı kadar zor... Belediye maçında melekler de bizim yanımızdaydı ve kazandık. Fethiye maçında işimizi şansa bırakmadan şampiyonluk isteyen, ligin zirvesindeki takıma yakışan şekilde oynamalıyız. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...