5 Ocak 2017

Basiretsiz Başkan, Basiretsiz Yönetim ve Ayaklar Altına Alınan Orduspor!


3. lige düştük. Amatör liglerin bir adım uzağındayız. Sahip çıkamadık bu takıma. Koskoca Ordu iyi günde bu takımın yanındayken kötü günde basiretsiz yöneticilerin ellerine kulübü bıraktı ve uzaktan 50 yıllık mazinin çöpe gidişini izliyor. Sesini çıkarmıyor. Ne yapıyorsunuz siz arkadaş diyemiyor. Orduspor'u milyonlarca borca sokup ''bu işin matematiğinde bu var yeaa'' diyerek gözümüzün içine bakıp aklımızla dalga geçen adam ve şimdiki basiretsiz başkan kadar bizim de, Ordu'nun da suçu var. Batırıp gidenler bir tarafa Orduspor'u bir araya getireceğiz, bu takımı kurtaracağız diye kendini ortaya adam da taraftara cevap vermekten aciz. Mevcut yönetimin ve başkanın tek icraatı takımın sahaya çıkabilip, varlığını devam ettirebilmesi. Bu duruma şükreder olduk resmen.

Normal şartlarda Orduspor Kulübü'nün formasını giymeyi bırakın kapısından geçemeyecek adamlar Orduspor forması ile prim yaparak istediği zaman elini kolunu sallayarak gider oldu. Basiretsiz başkan, basiretsiz yönetim diyoruz ya tam da budur basiretsizlik kelimesinin altını dolduran. Ne kadar acınacak durumdayız ki kapının önünden geçemeyecek dediğimiz futbolculara mecburuz. Geçtiğimiz sezon elini kolunu sallayarak giden Mehmet Arı, Safa gibilere de mecburduk üç kuruşa satılan Burak Saban'a da. Futbolu bırakıp emekli olan Ahmet Kuru'ya formayı giydirirken de mecburduk, bize saç baş yolduran Emre Gemici'ye de. Beğenmediğimiz, mecburiyetten futbolcu olmuş gibi sahada duran Orduspor forması giyen bütün futbolculara Orduspor'un varlığını sürdürmesi için mecburuz. 


2 sene önce iki metre yanındaki adama pas atamayan Doğancan Aynacı da mecbur olduğumuz futbolculardan biriydi. O iki metre yanındaki adama pas atamayan Doğancan takımın en çok gelişme gösteren isimlerinden biri oldu. Zeka yerinde saymasına rağmen, yaptığı saçma sapan davranışlara rağmen bu takımın önemli bir parçası oldu. Ve o da dün itibariyle elini kolunu sallayarak takımdan ayrıldı, Darıca Gençler Birliği ile sözleşme imzaladı. Yaptığı disiplinsizlikler, terbiyesizlikler yanına kar kaldı. Belki de sırf gidebilmek için yaptığı saçmalıkların meyvesini alarak Darıca'ya gitti. Evet Darıca... Aynı ligde ve grupta olduğumuz rakiplerimizden birine 5-10 bin lira fazla para kazanabilmek daha doğrusu kendisini götüren menejere üç beş lira kazandırabilmek için gitti. İşin acı bir o kadar da ironik tarafı ise 2 ay önce disiplinsiz davranışları sebebi ile kadro dışı bırakılan Doğancan ve saygıdeğer başkanımızın sözleşme uzatılması sırasında çekilen ve kulübün resmi sayfalarında paylaşılan fotoğrafını görüyorsunuz yukarıda. Disiplinsiz davranışları ile kadro dışı bırakılan futbolcu sırıtarak sözleşme uzatıyor iki ay sonra da sözleşmeyi fesih edip gidiyor. Afedersiniz ama Orduspor Kulübü'nü kimler yönetiyor? Şu basiretsizliğin, iş bilmezliğin açıklamasını nasıl yapacaksınız? Disiplinsizdi, kalmak istemedi gönderdik mi diyeceksiniz? Tahtayı açıp transfer yapmayacaksanız ve böyle bir niyetiniz yoksa eğer U16 takımındaki çocuğun dahi gitmesine izin vermek Orduspor'a İHANETTİR. Kaldı ki siz ilk 11'in direk oynayan iki oyuncusunun elini kolunu sallayarak gitmesine izin veriyorsunuz. Bu takım düşme hattında ve transfer yasağı var. Hangi akla ve fikre sığar bu beceriksiz yönetim anlayışı açıklayamıyoruz. 

Bir şeyleri değiştireceğinizi, bu takımı düze çıkaracağınızı düşünerek geldiniz. İlk senenizde iki profesyonel takımın küme düşmesine engel olamayıp dişe dokunur tek icraat yapmadınız. Tek başarınız tahtayı bir transfer dönemi açmak idi o dönemi de ne kadar çöp varsa kulübe doldurarak heba ettiniz. Tüm bunların üzerine ''50. yılda diriliş diyerek'' Haziran ayında yeniden aday oldunuz ve başkanlığa devam ettiniz. Gelinen noktada amaç neydi ve o amacın neresindesiniz? Ne yapmayı planladınız neyi başardınız? Sezon sonunda eğer şimdiki bulunduğumuz yerde olursak Orduspor'un üzerine toprağı atıp arkanıza bakmadan giderken ne düşüneceksiniz? 

Ne yerel basın, ne de şehir sorgulamadığı için de kaçınılmaz sona doğru gidiyoruz ve hiçbir kimseye de izahat verme zorunluğu hissetmiyorsunuz. Orduspor'un gerçek sahibi taraftarıdır ve Orduspor taraftarını gidişat hakkında bilgilendirmek zorundasınız! Yapabileceğiniz tek şey kulübün sahaya çıkmasını sağlamak ise çok fazla o koltukta oturup gereksiz işgal yapmayın. Orduspor taraftarının artık görmezden gelecek sabrı kalmadı. Bir şeyler yapıldığını görmek, duymak, bilmek istiyoruz!

23 Aralık 2016

İlk Yarının Ardından


Umut cümleleri ile başladığımız sezonun ilk yarısı tamamlanırken hepimizin aklı bulanık. Sezon sonunda nerede oluruz, Orduspor'un kaderi ne yöne gider bilemiyoruz. Ligin ilk yarısını 5 galibiyet, 5 beraberlik 7 de mağlubiyet ile -9 puan cezamız çıkarıldıktan sonra elimizde kalan 11 puan ile 17. sırada tamamladık. Düşme potasının bir basamak üzerinde bulunan Bergama Belediyespor ile aramızda 5 puanlık fark bulunuyor.

İlk yarıyı değerlendirirken sahada oynanan futbolu baz alacaksak eğer Metin Altınay ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. Metin Altınay'ın ayrıldığı zamana kadar puan kaybedilen maçlar da dahil olmak üzere ne oynadığını bilen, oyun disiplininden kopmayan, yediği gole reaksiyon gösterip demoralize olmayan özgüvenli bir Orduspor vardı. Metin Altınay'ın ayrılmasından sonra ise bir hafta oynadığı futbol diğer haftayı tutmayan, ne oynadığını bilmeyen, öne geçtiği zaman skoru koruyamayan, geriye düştüğü zaman oyundan çok çabuk kopup reaksiyon gösteremeyen bir Orduspor izledik. Turgut Kural hoca ile ilgili iyimser konuşmak isterdik ama Metin Altınay'dan aldığı takım ligin devre arasına deyim yerindeyse can çekişerek kendini zor attı. Metin Altınay devam etse mevcut durumun çok daha üzerinde olacağımız aşikardı ama Metin Hoca da profesyonellik kisvesi ile bir şehri saf yerine koyarak ilk fırsatta arkasına bile bakmadan kaçıp gitti. Yine onunla birlikte arkasına bile bakmadan giden Ordulu, Ordusporlu Nejdet Sarıalioğlu'nu da düşününce Metin Altınay'a çok da bir şey söylenemiyor...


Devre arasında öncelikli olarak hoca konusunun netleştirilmesi gerekiyor. Her ne kadar son dört sezondur profesyonel liglerde oynayan genç oyunculara sahip olsak da futbolcularımızın futbol zekası ve davranışları amatörlüğün bir tık üzerinde. Orduspor'un beklenmedik çöküşü ile hepsinin eline fırsat geçti ama açık söylemek gerekirse Orduspor bu durumlara düşmeseydi mevcut kadronun büyük çoğunluğu futboldan elini eteğini çeker bir kaç arkadaşımız hayatını futboldan kazanırdı. Bu sebeple hoca faktörü bizim takım için gerçekten önemli. Ziya Doğan ve Metin Altınay gibi biraz eski toprak diyebileceğimiz, tecrübeli teknik adamlar takım üzerinde belli bir etkiye sahip oldular. Bu iki isim haricinde gelen isimlerin hiçbiriyle gerekli iletişim kurulamadı. Bu ligde kalmak istiyorsak eğer, ince eleyip sık dokuyup Ziya Doğan ve Metin Altınay tarzında fakat bu iki isimden daha karakterli bir hocayı çok zaman geçmeden takımın başına getirmek gerekiyor. Turgut Kural ile risk alıp rus ruleti oynamanın anlamı yok.

Kadro yapısı, teknik ekip üzerine konuşurken yönetimin de üzerine düşeni yapması gerekiyor. 2 ayda bir biz bırakıyoruz, kongre olacak ağlaklığı yapmanın vakti değil. Nedim Türkmen ve beraberindekiler Orduspor Kulübünün tarihe gömülmesine ortam hazırladılar evet. Fakat sizler geldikten sonra Orduspor'u kurtarmak için ne yaptınız? Evet borç var. Bir önceki yönetim kulübün dibine kibrit suyu dökmüş ama siz ne yaptınız? Yasal olarak bir şey ortaya çıkaramadınız. Tahtayı açtınız amatörden bozma adamlarla takımın içini doldurdunuz. Puan cezalarını aval aval izlediniz. İki profesyonel takımı küme düşürdünüz. Saçma sapan hoca tercihleri ile bir seneyi heba ettiniz. Bütün bunlar olurken tekrar aday olup devam ettiniz. Şimdi ağlaklık yapıp ikide bir kongre lafını ortaya atarak Ordu şehriyle ve taraftarıyla resmen dalga geçiyorsunuz.


Orduspor yönetimin zor şartlarda ve kısıtlı imkanlar dahilinde görevini sürdürdüğünü az çok biliyoruz ama Orduspor taraftarları olarak da bu takımın geleceğinin kurtulmasını istemek, yönetimden daha yapıcı şeyler beklemek en doğal hakkımız. Bir önceki paragrafta dile getirdiğimiz şeyler haricinde onlarca saçma sapan uygulamalarını da sayabiliriz ama artık uçurumun kenarındayız ve başka saçmalıklara tahammülümüz yok. Orduspor o uçurumdan düşerse tarih Nedim Türkmen'in bu kulübü nasıl batırdığını yazarken sizlerin de bu takımı 2 sezon üst üste küme düşürüp amatöre yolladığınızı es geçmeyecek.

İyi bir hocanın yanı sıra transfere de ihtiyacımız var. Orduspor'un kapısının önünden geçemeyecek Emre Gemici gibi bir adam dün sözleşmesini fesh etti mesela. Bu adamı tahtayı açtığınızda siz getirdiniz. İlk fırsatta her isteyen elini kolunu sallayıp giderken sizin bu takımı bir arada tutmak için ne yaptığınızı merak etmiyor değiliz. Sezon başında yine bu takıma katkı sağlayabilecek adamların gitmesini izlediniz. Tahtanın açık olduğu söyleniyor. Devre arası transfer yapmak için bir çalışma var mı? Düşme hattının içindeyiz. Kadromuz yetersiz, alternatifsiz ve kırılgan. Bunların hesabı yapılıyor mu? Orduspor yönetimi bu takımı ligde tutmak için ne yapıyor? Sorulacak onlarca soru var. Devre arasına gireli neredeyse 1 hafta olacak ama kaybedecek bir günümüz dahi yok. Çok acil bir şekilde planlamayı yapıp uygulamaya geçmeliyiz.

Son paragrafta Ordusporlulara ve Ordululara değinelim. Her şeyden vazgeçtik. Takım sezon başından beri 2-3 bin kişiye oynuyor. Orduspor'un çöküşüne karşı sessiz, tepkisiz ve bir o kadar ilgisiziz. Biz bu kadar ilgisiz olduğumuz ve bu takımı sahipsiz bıraktığımız için bu takımı yönetenlerin bir kaygısı endişesi bulunmuyor. Şehir zaten yanında değil bu takımın her şey olacağına varır kafasındalar. Çok geç olmadan, ah vah diyeceğimiz günler gelmeden bu takımın sahipsiz olmadığını, Orduspor'u yönetenlerin Orduspor taraftarına karşı sorumlulukları olduğunu hissettirmeliyiz. Taraftar grupları daha aktif olup şehri yönlendirip bilinçlendirmeli. Yönetim gerekirse kapı kapı dolaşarak halkı Orduspor'un yanında olmaya davet etmeli. Ordu şehri bu takıma yüzünü dönerse ve sahip çıkarsa eğer emin olun Orduspor'a sırtını dönen siyasiler de koşa koşa gelecekler. Çok geç olmadan uyanalım artık uykudan. Bulunduğumuz yerden aşağısı karanlık. Çok karanlık...

6 Ekim 2016

Yeni Hoca ve Sıfırdan Başlangıç


Ligde 5 hafta geride kaldı ama 6. hafta itibariyle deyim yerindeyse sezona sıfırdan başlıyoruz. -9 puan cezasını 5 haftada aldığımız 2 galibiyet, 3 beraberlik ile sıfırladık. Bingölspor maçında 90+8'de hakem destekli yediğimiz gol ve Ankara Adliyespor maçında yine hakemin maçın son dakikalarında öne çıkması ile 4 puanımızın da gasp edildiğini açık bir şekilde söyleyebiliriz. Ligin adı üçüncü lig ve ne yazık ki hakem kalitesi de ligin standartları ile paralel. Doğru düzgün tv yayını, ulusal basın olmadığı için bu ligde gücü yeten borusunu istediği gibi öttürüyor. Malum bizim de sahip çıkanımız olmadığı için ligin sonuna kadar daha çok canımız yanacağa benziyor.

Takımın sezona iyi başlaması ile umutlanmışken Maltepespor maçı sonrası Metin Altınay'ın açıklamaları ile canımız sıkılmış sonrasında hem takım hem de taraftarlar Metin Altınay'ın arkasında durarak yönetimin sorumluluklarını yerine getirmemesi konusunda hocadan yana olmuştuk. Takımın hocalarının gitmemesi yönündeki isteği, taraftarların tesise giderek hocaya destek olması da yeterli olması ve Metin Altınay birkaç gün içinde apar topar ekibi ile Ordu'dan ayrıldı. Bu süreçte her ne kadar yönetime tepki göstersek de olayın iç yüzünü sonrasında öğrendik. Orduspor yönetiminin hocanın gidişi konusunda sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söyleyemeyiz ama Metin Altınay'ın da karakter olarak bizim düşündüğümüz ve bildiğimizin çok aksine bir karaktere sahip olduğu açık bir şekilde ortaya çıktı. Ordu'ya geldiği ilk günden itibaren Orduspor camiasının büyüklüğünden, içinde bulunduğu zor koşullardan bahseden Metin Altınay Orduspor etiketini çok iyi kullandı ve ilk fırsatta parayı tercih etti. Kendisine inanmış futbolcu topluluğu, taraftar ise en başından beri umurunda değildi. Ordu'dan ayrıldığın günün ertesinde Diyarbekirspor ile sözleşme imzalaması Maltepe maçından sonra yaptığı çıkışı gayet net bir şekilde açıkladı bize. İyi bir hoca olabilir ama karakterli bir insan olmadığını geç de olsa öğrendik. Keşke ona yöneltilen sevgi ve saygının karşılığını verebilseydi...


Metin Altınay'ın ayrılmasının ardından Adliyespor maçına Yalçın Gürsoy eşliğinde hazırlandı takım. Yalçın Hoca Adliyespor karşısına Maltespor maçında kazanan 11 ile çıktı. Maça çok iyi başlamamıza rağmen sonrasında oyundan düştük. 25. dakikada Adliyespor'un attığı olağanüstü gole ilk yarıda reaksiyon veremedik. İkinci yarıya daha derli toplu başladık ve 65 ve 78. dakikada bulduğumuz gollerle öne geçtik. Öne geçtiğimiz maçın sonunu hem hakemin maçın son anlarında sapıtması hem de dikkatsizliğimiz ile getiremedik ve 82. dakikada yediğimiz gol ile sahadan beraberlik ile ayrıldık. Kalemize iki defa gelen, kalite olarak çok daha aşağımızda olan bir takıma Ordu'da puan verdik. Takımın maç içindeki savruk görüntüsü, Doğancan'ın gereksiz yere gördüğü kırmızı kartı da hoca otoritesinin eksikliğine yorabiliriz.

Metin Altınay'dan boşalan koltuğu yönetim hızlı bir şekilde doldurdu ve 1990-1993 yılları arasında formamızı giyen Turgut Kural'ı takımın başına getirdi. Turgut Hoca'nın futbolculuk kariyerini bir kenara bırakıp teknik adamlık kariyerini ele aldığımızda Arsinspor ve Pazarspor'da teknik adam olarak görev yaptığını, çoğunlukla Trabzonspor'un alt yaş kategorilerinde görev aldığını söyleyebiliriz. Turgut Hoca'nın teknik adamlık Cv'sini dolduran ayrıntılar ise uzun yıllar Şenol Güneş'in ekibinde yer alıp Dünya 3. olan Milli Takımın teknik ekibinde yer alması ve Mustafa Reşit Akçay ile çalışmış olması. Teknik adamlık kariyerinde bireysel anlamda öne çıkan bir başarısı olduğunu söyleyemeyiz. Alt yaş kategorilerinde uzun süre çalışmış olması ve genç futbolcuların psikolojilerini bilmesi bizim için bir şans olabilir. Başarılı olmasını canı gönülden diliyoruz ama şimdilik bizim açımızdan kapalı bir kutu. 

Bu hafta Bergama Belediyespor ile Bergama 14 Eylül Stadında karşı karşıya geleceğiz. Bergamaspor 4 puan -7 averaj ile 15. sırada bulunuyor ve ligdeki konumumuz gereği yakalamamız gereken takımlardan biri durumunda. Geçtiğimiz hafta grubumuzun namağlup lideri durumunda bulunan Orhangazispor'da deplasmanda 3-0 mağlup olmuşlar. Geride kalan 5 maçta sadece 2 gol atıp 9 gol yiyen Bergamaspor açısından da bizle oynayacakları maçın önemi büyük. Adliyespor maçında kırmızı kart gören Doğancan Aynacı Bergamaspor'a karşı forma giyemeyecek. Geride kalan 5 haftayı ortaya koyduğumuzda kazanmamız gereken bir karşılaşma olduğunu söyleyebiliriz. Kazanamıyorsak da Bergama'dan kaybetmeden dönmeliyiz.



14 Nisan 2016

Orduspor Kulüp Başkanı Yaşar Pamuk'a Soruyoruz

Orduspor Kulüp Başkanı sayın Yaşar Pamuk'a Orduspor taraftarları adına soruyoruz:
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yaptığı açıklamalar sonrasında Orduspor Kulübü Başkanı olarak bir açıklama yapmanız gerekmiyor mu? Büyükşehir Belediye Başkanı kulübün kapanmasına karar verirken başında olduğunuz derneğin başkanı olarak Orduspor taraftarlarına karşı sorumluluğunuzu yerine getirmediğinizin farkında mısınız? Orduspor'un geleceği ne olacak? Takım gelecek sezon lav edilip, futbolcuları başka bir takıma taşınıp içi boşaltılarak amatöre düşmesi mi beklenecek? Çoğu Süper Lig takımının dahi sahip olmadığı Orduspor tesislerinin projesi bile belli olmayan stad için yıkılmasına izin mi vereceksiniz? Orduspor'un geleceği böylesine karanlık iken bu stad projesini erteleyip Orduspor'un geleceğini kurtarmak için girişimlerde bulunamaz mısınız? Orduspor taraftarları olarak bu soruların cevaplarını merak ediyoruz. Yerel basının kafasını kuma gömdüğü bu ortamda Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı'na karşı dik durup başkanı olduğunuz kulübün lav edilmesine ses çıkarmayacaksanız eğer Orduspor Kulübü Başkanı sıfatını daha fazla taşımanızın anlamı yok. Keza o koltuğun boş olması daha hayırlı görünüyor!

12 Nisan 2016

Orduspor'un Ölüm Fermanı! Öylece Bakacak mısınız?

Dün Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz yerel bir televizyon kanalında Orduspor'un akıbeti ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özetle,
Enver Yılmaz: ''Yeni bir takım ile devam edeceğiz. Güzelorduspor'u 1 yıl içinde 3. lige çıkaracağız. Şehir takımın adını belirleyecek. İster 1967 Orduspor der, ister Mor Beyazlılar Orduspor der.''

Bu açıklamadan eski başkanlardan yenisine, yöneticisinden taraftarına hepimizin utanç duyması gerekiyor. 49 yıllık mazisi olan, iki milyona yakın Ordulunun takımının ölüm fermanı veriliyor ve ne şuan başkanlık koltuğunda oturan başkandan, ne Orduspor'u bu duruma sokan eski başkandan, ne de Ordupor'da yöneticilik yapmış şahıslardan ses yok. Sosyal medyada duruma veryansın eden bir elin parmaklarını geçmeyecek Orduspor sevdalısından başka şehirden de tık yok. Öylece izliyoruz. Yüzlerce kongre üyesi olan koskaca Orduspor'un kapısına kilit vurulacağı açıkça dile getiriliyor ama bir Allahın kulu da çıkıp sen ne diyorsun demiyor, diyemiyor.

Ne yapılacak şimdi? Gelecek sezon Orduspor'un içi boşaltılıp amatöre düşmesi izlenecek. Onlarca emek ve para ile inşaa edilen, çoğu Süper Lig takımının bile sahip olmadığı tesis yıkılacak. Sebep? Stad yapılacak... Kim için yapacaksınız o stadı? Köy Hizmetleri ya da Özel İdarespor'dan bozma Güzelorduspor için mi yoksa sonradan adının ne olacağı belli olmayan çakma Orduspor için mi? Ordu için illede bir şey yapmak istiyorsanız önce o stadta sahaya çıkacak olan takımın geleceğini kurtarın! Bir sorun bakalım Orduluya; mazisi başarılarla dolu takımının geleceğinin kurtarılmasını mı yoksa bir beton yığınını mı ister? Yerel yönetimin başındaki kişi olarak çıkın sokağa sorun! 


Ne stad ne de yeni yapılacak bir tesis istiyoruz. Gelecek sezon 50. yaşını kutlayacak olan Orduspor'un armasının, tarihinin kurtarılmasını istiyoruz. Orduspor'un bu duruma gelmesinden en son Orduspor taraftarı sorumludur. Kişilerin başarısızlıklarının sonucunda 50 yıllık mazisi olan kulübün göz göre göre yok edilmesini kabul etmiyoruz! 

Orduspor'un sonunu getirecek kararı verdiğine göre şuan içinde bulunulan durumun da sorumluluğunu üstleneceği düşündüğümüz Enver Yılmaz, kulübün içinde bulunduğu borç yükünün asıl sebebi Nedim Türkmen ve yönetimi, şartlar ne olursa olsun kulübü 3. lige düşüren Yaşar Pamuk bu durumun asıl sorumlularıdır! Bir araya gelin ve kulüp hala ayaktayken öldürmeyi değil yaşatmanın yollarını arayın!

Başta Orduspor'un asıl sahibi Orduluları olmak üzere Orduspor'un eski başkanlarını, yöneticilerini, futbolcularını Orduspor'a sahip çıkmaya davet ediyoruz. Çok geç olmadan sahip çıkalım tarihimize, armamıza, hatıralarımıza. Daha da geç olmadan!

5 Nisan 2016

Enkaz Edebiyatının Sonuçları

Bir umut küllerimizden doğabilir miyiz diye başladığımız sezonun sonunda olabilecek en kötü sonu yaşıyoruz. Yeni yönetim, yeni hoca, şehrin bütünleşmesi, hadi artık kaldıralım şu enkazı diye başladığımız sezonun sonunda saçma sapan ilçe takımlarından 5 yiyen, gittiği deplasmanlarda ''Ordu Kümeye'' diye bağırılan bir takım haline geldik. Hadi futboldan geçtik sezon başında oldukça başarılı bir teknik ekip ve kadro ile sezona Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımımızda son maçlarda tarihi farklar yiyerek manşetlere çıkıyor. Her bakımdan rezil durumdayız. Söz söyleyecek takatimiz kalmadı desek yeridir. Geldiğimiz noktaya bakınca çıldırmamak elde değil. Üçüncü lige doğru yol alıyoruz ve mevcut duruma bakınca orada da ne olacağımızı az çok görebiliyoruz. Peki biz gerçekten bu kadar basiretsiz miyiz? Neden bu duruma geldik? 


Yaşar Pamuk'un zor zamanda elini taşın altına sokup sorumluluk almasını daha önce takdir etmiştik. Kendine güvendi. Kongre'de Nedim Türkmen'in şirketleşme planı bozulunca adaylıktan çekilmesi ile tek aday olarak girdiği kongrenin kazananı oldu. Gerekirse kapı kapı gezeceğim dedi. Şehir ile takımı bütünleştireceğim dedi. En önemlisi Orduspor'un içinde olduğu durumun hesabını soracağız dedi. Sonuç? Sonuç iki profesyonel takımın bulundukları ligden acı çekerek düşmesi oldu. Sorulması gereken hesap bir tarafa, başkanlığı süresince daha bir sezon dahi olmamışken onlarca soru işareti var kulüp ile ilgili... Sorunları, sıkıntıları bilerek bu taşın altına elini soktu ama devraldığı enkazın altında kaldı. 

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk mu denir, gelen gideni arattı mı denir bilmiyorum ama Yaşar Pamuk ve yönetiminin her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdığını gayet rahat söyleyebiliriz. Hem basketbol takımında hem futbol takımında tahta açılıp transferler yapıldı. Basketbol takımı tamamen dağıldı. Futbol takımında ise yapılan transferlerden 2-3 futbolcu kaldı. Sezona gayet iyi bir oyuncu topluluğu ile Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımının şuan bulunduğu duruma gelmesinin izahı yapılamaz. Yapılan transferleri elde tutamayıp hepsinin gidişini sadece seyredecektiniz madem neden o kadar para döktünüz basketbola diye mevcut yönetime sormak lazım. Hiç mi planlama yapılmadı? 

Futbol takımı ise başlı başına bir yönetim faciası.. Geçtiğimiz sezon 25-30'un üzerinde maç yapan genç bir futbolcu topluluğumuz vardı elimizde. Takım içinde haksızlık olduğunu, oynaması gerekenlerin oynamadığını düşündüğümüz zamanlar oldu ama hepsi belli bir seviyeye gelmişti. Tecrübe kazanmış bu futbolcu topluluğuna transfer tahtası açılarak Gökhan Meral, Mahmut Boz, Gökhan Caba başta olmak üzere takviyeler yapıldı.  Transferleri bizzat Sinan Bayraktar yaptı ve takımı kendisi hazırladı. Yapılan transferlerden belkide en önemli iki ismi elimizde tutamadık. Gökhan Meral ve Mahmut Boz ayrıldı. Onlarla birlikte Gökhan Caba, Hüseyin Kuday, Emrehan Ceylan da takımdan ayrıldı. Transfer tahtası kapalıyken elimizdekileri de tutamadık. Hepsinin gidişini izledik. Giden gitti tamam ama geriye dönüp baktığımız zaman geçtiğimiz sezon tecrübe kazanan futbolcuların bir tanesinin bile üzerine koymasına katkıda bulunamadı hocalarımız. Ne Sinan Bayraktar, ne Ali Hoca, ne de Turgut Hoca... Hocalar kadar düne kadar Durugölde olan ama birden bire Orduspor formasını sırtına geçirip o formanın ağırlığı altında ezilen gençlerimizin de suçu var maalesef. Altın tepsi ile önlerine gelen fırsatı ne kadar değerlendirdiler, geçtiğimiz sezon ile bu sezonu kıyaslayınca ne kadar gelişme ivmesi gösterdiler bir sorgulasınlar kendilerini. 

Yaşar Pamuk ve yönetimi bu işi çok basite aldı. Sinan Bayraktar ile sezona başlamak bir tercihti ama sonrasındaki Ali Şahin ve Turgut Kır dönemi başlı başına bir amatörlük örneğiydi. Sinan Bayraktar'ın istifasından sonra Ali Şahin takımın başına geçti ama teknik direktör olduğunu gelişinden 2 hafta sonra algıladık. Açıklama dahi yapılmadı. Ali Şahin 6 hafta sonra bırakttı peşinden Turgut Kır geldi. Turgut Hocanın da performansı ortada. Gerçi kadro yapısı olarak Ali Hoca ve Sinan Hoca'nın elindeki kadrodan çok daha eksiği vardı Turgut Hoca'nın. Sinan Bayraktar'dan sonra 2. ligi bilen bir hoca ile yola devam edilmeliydi. Başkan ve yönetimi bu işi ciddiye almadı ve kaçınılmaz sonu hazırladı. 

Geçtiğimiz günlerde Kocaelispor başkanı yerel bir televizyon kanalının canlı yayınına bağlanarak içinde oldukları durum ile ilgili konuştu. 3. ligi küçümsemeyin dedi. Biz tekrardan profesyonel liglere dönebilmek için uğraşıyoruz, mücadele veriyoruz dedi. Bulunduğunuz durumun kıymetini bilin kolay değil buralardan geri dönmek dedi. Sanayi şehrinin takımı Kocaelispor'un başkanı söyledi bunları. Amatörde dahi 10-15 bin kişiye oynayan takımın başkanı... Biz bu işi ciddiye alacak, arkasında soru işareti olmayan başkan ve kişiler istiyoruz. Geçtiğimiz sezona baktığımız zaman Yaşar Pamuk'un bu işi kotaramadığını, kotaramadığı gibi eleştirdiği Nedim Türkmen yönetime benzer soru işaretlerine sahip olduğunu hepimiz gördük. Kendisinin de daha fazla uzatmaması lazım. Olmadı, ben beceremedim diyip kenara çekilip beklemeli bundan sonra. Her ne kadar siyasetin bu kulüpten uzak durmasını istesek de yerel yönetimin bir şekilde Orduspor'a sahip çıkması gerekiyor. Stad yapacağız, yeniden yapılandıracağız demek ile, sponsorlar ile finansman sağlamak ile bitmiyor iş. Vali, Bşb. Belediye Başk. ve şehrin ileri gelenleri Orduspor'un kurtuluşu için bir araya gelip bir oluşum oluşturmalı ve bu oluşumun çalışmalarını yakından takip ederek şehrin de işin için girmesini sağlamalılar. Orduspor markası Ordu için çok önemli. Çok çok daha geç olmadan bunun bir an önce farkına varılması lazım. 

1 Eylül 2015

Yeni Bir Başlangıç... Orduspor 2015 - 2016


Yeni başlangıçlar her zaman heyecanlı olur ama durgun ve bir o kadar da umutsuzuz. 26 yıl sonra çıkıp 2 sezon misafir kaldığımız Süper Ligin bedelinin bu kadar ağır olacağını hiç düşünmedik. 29 Mayıs 2011 bir milattı. Rüya gibiydi her şey... Fakat geriye dönüp geçen dört sezona baktığımızda gördüğümüz şey keder... Sadece 4 yıl içinde bir kulübün nasıl dibe vurduğuna, geleceğinin yok olduğuna şahit olduk. İnsanların Orduspor'dan uzaklaşmasına, şehrin Orduspor'a yabancılaşmasına şahit olduk. 3. ligde bile takımına sırtını dönmeyen şehrin Orduspor'u görmezden gelmesine şahit olduk. 

Şimdi 90 milyona yakın olduğu söylenen bir borç ve sıfır gelir ile ne Orduspor'u bu bataktan nasıl kurtarabiliriz mücadelesi yapılıyor. Yeni bir yönetim ve başkan göreve geldi ve başarılı olur veya olmaz ama herkes Orduspor'dan kaçarken Yaşar Pamuk bu yükün altına gövdesini koydu. Çoğumuz burun kıvırdık ama dönüp baktığımızda göreve geldiği günden bu yana şehir ile Orduspor'u kaynaştırmaya çalışan ve öyle veya böyle tahtayı açan bir başkan ve yönetim var ortada. Tahtanın açılması için gereken 9 milyonluk borcun yapılan müzarekeler ile 9'da birini ödeyerek sonuca ulaştılar. Bakılınca 2 ay görev yapmış Ziya Doğan parası aslında ama kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. İstenilseydi geçtiğimiz sezonun devre arası tahtanın açılabileceğini gördük. Geçmiş yönetim beceriksiz ya da art niyetli miydi onun takdiri size kalmış... Hadi tahtayı geçtik ama çok cüzi alacakları olan futbolcuların bile ellerini kollarını sallayıp gitmelerini izlemek Orduspor'a ihanetten başka bir şey değildi. Unutmadık...

Transfer tahtasının son saatlerde açılmasıyla uzun süredir takım ile beraber olan Mahmut Boz, Emrehan Ceylan, Safa Serbest, Mehmet Arı, Ardahan Gündoğdu, Yasin Öztop, Burak Saban, Emre Gemici, Oluş Şengöz ve Muhammet Kurt'un yanı sıra tecrübeli stoper Gökhan Caba, geçtiğimiz sezon da kadromuzda olan Hüseyin Kuday ile anlaşma sağlanıp futbolcuların lisansları çıkarıldı. Avrupa'da ve Türkiye'de son dakika sürprizleri olurken bir sürpriz de bizde oldu. Ahmet Kuru da takıma katılarak bizleri sevindirdi.

Kalede Emrehan, tandemde Gökhan Caba, Mahmut Boz, solbek Gökhan Meral, ortada Mehmet Arı, Safa Serbest ve ileride Ahmet Kuru takımın ana iskeletini oluşturacak. Bu oyunculara ek olarak 3.ligde ciddi maç tecrübesi kazanan Yasin Öztop ve Muhammet Kurt, geçtiğimiz sezonun iyilerinden Özgen Erdem, her ne kadar tecrübeli olsa da bir numarasını göremediğimiz Hüseyin Kuday, artık bir şeyler görmek istediğimiz Murat Torun beklenti içinde olduğumuz futbolcular olacak. Yine Asımcan, Yunus, Furkan, Burak Demireğen, Burak Özsoy, Kaan Kars gibi genç futbolcularımız da çok iyi yerlere gelebilecek potansiyelleri olduğunu bizi gösterdiler. Hepsinden beklentimiz oldukça fazla.

Oldukça genç bir kadromuz var. Grubumuzdaki ve diğer gruptaki takımları inceleyince çok iyi kadrolar kuran takımlar olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden büyük hedefler koyup sonrasında hüsrana uğramak yerine en basit hedeften yola çıkmak daha mantıklı. Yani ilk hedef ligde tutunmak, biz de varız diyebilmek... Transfer tahtası bu seferlik açıldı ama devre arası ve ileriki dönemlerde bizi yeni yasakların beklediğini söyleyebiliriz. Bu sebeple kadromuzda bulunan genç futbolcuların hepsine ihtiyacımız var. Bizim 1 yıllık bir planlama değil en az 5 yıllık bir planlama yapmamız lazım ve bu planın odak noktasına bu gençleri koymamız gerekiyor. Örneğin geçtiğimiz sezonun en sivrilen futbolcularından biri olan Kaptan Kaan'ı kaybettik. En az 4-5 yıl bir mevkiyi kotarabilecek kapasitede bir futbolcuydu ama bir şekilde bu ayrılık gerçekleşti. Ne de olsa bizim öz evlatlarımız deyip görmezden gelirsek bu çocuklar ile bir gelecek kuramayız. Hepsinin hayalleri, kariyer planları, kazanmayı arzu ettikleri paralar var. O yüzden bu çocukların takım içindeki konumları çok önemli. Burada da en büyük görev Sinan Hoca'ya düşüyor.


Yönetim göreve gelir gelmez Hüseyin Özcan ile yollarını ayırdı ve Sinan Bayraktar'ı göreve getirdi. Hüseyin Hoca'nın kariyerine baktığımız zaman 2. lig için yeterli sayılacak bir Cv'si olduğunu söyleyebiliriz ama takım ile gerekli iletişimi sağlayamadı kendisi. Oyuncu seçimlerinde 3. şahısların etkisinde çok kalması da bunda etkili oldu. Şimdi görevde Orduspor formasını yıllarca terletmiş, Orduspor'un içinden çıkmış bir teknik direktör var. Sinan Hocaya bu görev bir gün gelecekti ama zor zamanda nasip oldu. Yıllardır alt liglerde çalışıyor ve bu ligi iyi tanıdığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon da zor şartlar altında Bayrampaşaspor'da başarılı olduğunu ve kendisini sevdirdiğini söyleyebiliriz. Kendisi Ordu'da sevilen saygı duyulan bir futbol adamı. Umarız dilediği başarıya ulaşır.

Futbolcular, yönetim, teknik ekip bir tarafa bu döngünün en önemli elemanı yani taraftarı unutmamak lazım. Geçtiğimiz sezon Orduspor tarihinin en boş ve en etkisiz tribünü vardı. Yönetimsel hatalardan dolayı şehirin takımdan uzaklaşması, kıyısından dönülen Süper Lig'den sonra sancılı başlayan sezon, pasolig, şehirin takıma inancının olmaması gibi sebeplerden dolayı sezon boyunca amatör maçları aratmayacak havada çıktı takım 19 Eylül'e. Alışık olmadığımız, utandığımız bir durumdu bu. Bu sezon pasolig yok. Takım ile şehirin arasına set çeken bir anlayış yok. Yani kısaca bir bahanemiz yok. Bu takıma sahip çıkıp yanında olmalıyız. Kale arkası kombinesinin 50 lira, maratonun 100 lira olduğu bir ortamda hele hiçbir bahanemiz olmaması lazım. Öncelikle taraftar grupları sonrasında Orduspor taraftarı ve seyircisi stattaki yerini almalı. 

Uzun zamandır bizlerde buralarda yoktuk. Kalemi elden bırakınca yeniden almak zor oluyor. Orduspor'un geçirdiği zor zamanların üzerine hayat şartları da eklenince uzak kaldık buralardan. Eskisi kadar olmasa da arada sırada nacizane Orduspor ile ilgili karalamaya devam edeceğiz. Sağlıcakla...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...