Haftanın Maçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haftanın Maçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2014

Orduspor mu? Bildiğiniz Gibi... | Urfaspor 2 - 1 Orduspor


Kötü başlayan sezon kötü devam ediyor. Öne geçtiğimiz maçta Şanluurfaspor'a 2-1 mağlup olarak haftayı mağlubiyetle kapattık. 6 maç 4 mağlubiyet... Alışkın olduğumuz bir tablo değil açıkçası. Tarihimizdeki en kötü üçüncü sezon başlangıcını yaptık. 6. hafta takımın başına 3. hocayı getirdik. Her bakımdan değişik bir sezon yaşıyoruz. Sakin olup nasıl toparlanırız onun hesabını yapmalıyız. Başkan da twitter üzerinden gidişat ile ilgili olarak;
"İlk 6 hafta sonunda sadece 4 puan almış olmak, hepimizi derinden üzmektedir. Ancak karamsarlığa gerek olmadığını düşünüyorum. Transfer tahtasını son dakikada açabildik. İlk 5 hafta sonunda 3'üncü teknik ekip göreve geldi. Orduspor olarak ilk 11'in en önemli 3 oyuncusu sakat. Büyükşehir Belediye başkanımız Enver Yılmaz'ın katkılarıyla, bugüne kadar 1 milyon 619 bin liralık nakit sponsor desteği aldık ve bunu takıma ödedik. Bu sponsorluk desteklerinin devamı ile birlikte ekonomik problemleri azaltacağız. Orduspor'u iyi yönetirim diyenlerin önünü açacağız. Ciddi bir yönetim alternatifi çıkarsa, biz bırakmaya hazırız. Bu olmazsa, sonuna kadar görevde kalacağız. Takımı yüzüstü bırakamayız . Asıl olan Orduspor'dur. Bu kadar çok üst üste travma yaşayan bir takımın başarısız olması normaldir. Ben takımımıza güveniyorum. Teknik Heyetimiz bunu başaracaktır. Lig uzun en kısa zamanda toparlayacağız. En büyük desteği taraftarlarımızdan bekliyorum. Başka Orduspor yok."
Başkanın açıklaması genel olarak olumlu. O da sezon başından beri yaşanan ekonomik sorunlardan, hoca değişikliğinden ve takıma olan inancından bahsetmiş. Yaşadıklarımız normal değil. Ciddi ekonomik sıkıntılar, kalitesiz bir hocayla lige başlamamızdan dolayı sezon başını boş geçirmiş bir takım, beklentimiz olan futbolcuların sakatlıkları, hoca değişiklikleri vs derken belimizi doğrultamadık. Sorunları çözdükçe ve takımda huzur hakim oldukça biraz özgüven ile kendimize gelebileceğimizi düşünüyoruz ama başkanın açıklamalarında farklı bir nokta var. Kendisi kongrede yeniden seçildi ama her seferinde görevi başka birine bırakmaktan bahsediyor. Kongre öncesi devam etmeyeceğini söylemişti. Aday çıkmayınca yeniden aday oldu ve seçildi. Sonrasında Ntv'de canlı yayına çıkıp görevi bıraktığını söyledi ama devamı gelmedi. Sürekli olarak facebook'da, twitter'da aynı şeyleri tekrarlayıp sevgilisine trip atanlar gibi benden daha iyisi varsa bırakırım, yollarımız ayrılsın minvalindeki sözleri gerçekten can sıkıcı olmaya başladı. Orduspor'a mevcut borç yükü ile yeni bir başkan adayı önderliğinde yeni bir yönetimin talip olması şuan için hayal gibi görünüyor. O yüzden sürekli olarak tekrarladığı ''bırakırım, daha iyisi varsa gelsin, istifa ederim'' sözlerini bir kenara bırakıp Orduspor'a konsantre olması bizleri mutlu eder.

Takıma gelecek olursak çok ciddi eksiklerimiz var. Takımın kondüsyonu yerlerde. 65. dakikadan sonra sürünen bir Orduspor izliyoruz. Sebebi Fikret Yılmaz ve onu takımın başına getirenler. Alişan'ın kapasitesi belli ama Fomichev de kötünün iyisi değil kötünün kötüsü durumunda şuanda. Takımda sağbek ve solbek namına sadece kağıt üzerine futbolcuların isimleri var. Sağdan, soldan gelen bütün ataklar ile Ufukhan ve Volkan karşı karşıya kalıyor. Beklerin hücuma katkısı ise ''0'' Sezona kötü başlayıp sakatlanan Landel'in sezonun geri kalanında ne vereceğinden hiçbirimiz emin değiliz. Keza Mutumba'nın da... İlk haftalarda beğendiğimiz Umut ve Yasin yokları oynuyor. Ali ortalarda yok. Kaptan Emre yeni profesyonel olmuş, futbolcu olmaya çalışan futbolcu kıvamında. Ziya, Serdar saman alevi. Takımdaki tek standart altı haftadır belli bir düzeyde oynayan Emrullah Kokoç ama o ne yapsın tek başına? Sebahattin Hoca'nın işi hiç kolay değil. Fiziksel ve mental olarak yerlerde olan bir takımı teslim aldı. Sezon içinde fiziksel yükleme ne kadar yapılır soru işareti... Sakatlıklara neden olabilir. Acil olarak moral motivasyonu üst düzeye çekmeli. Takımın kazanması ve kendine güveninin gelmesi gerekiyor. Fikstür olarak da şanssızız. Alakasız bir dönemde iki deplasman üst üste gidiyoruz ve rakibimiz de ligin kalbur üstü takımı Osmanlıspor. Urfa deplasmanından çok daha zor bir deplasman. Moraller iyi değil, kötü oynuyoruz, sakat çok var umutsuz da değiliz. Bu şekilde dipte olup, yerlerde olup ayağa kalktığımız zamanlar da oldu. Takımımızın Osmanlıspor karşısına iyi hazırlanıp bizi içinde bulunduğumuz durumdan kurtarmasını umut ediyoruz.

18 Ekim 2014

Haftanın Maçı | Şanlıurfaspor vs Orduspor


Bugün 6. haftanın açılış maçında Elazığ'da Şanlıurfaspor ile oynuyoruz. Ligde 5 hafta geride kalırken aldığımız 4 puanla ligin son sıralarını bizimle aynı puan alan altı takım ile paylaşıyoruz. 5 haftada geride iki hoca bırakırken sezon öncesi yaşanan krizler de cabası. Her sıkıntıdan sonra YENİ BİR BAŞLANGIÇ diyoruz ama çözülen her sıkıntıdan her problemden sonra yeni bir sıkıntı, yeni bir problem karşımıza çıkıyor. 

İki yeni hocamızla çıkacağız Şanlıurfaspor maçına. Mutumba, Bilal Türkgüler ve Landel sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek. Mutumba ve Bilal'in sezon başından beri süregelen sakatlıklarına Landel de eklendi. Landel bizim için önemli bir kayıp ama sezon başından beri üst düzey bir katkı sağlamadığını düşünürsek eksikliğini çok da hissedeceğimiz söylenemez. Sebahattin Hoca'nın kadro seçimi konusunda bir fikrimiz yok. Elindeki iskeletin sınırları belli ama isim olarak da taktik olarak da farklı bir Orduspor izleyebiliriz. Onun düşündüğünü futbolcular sahaya ne kadar yansıtabilir hepimiz izleyeceğiz.

Şanlıurfaspor geçtiğimiz sezona nazaran biraz daha derli toplu başladı bu sezona. Kadrolarını isim isim ele alacak olursak oldukça kaliteli bir ekip olduklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon İstanbul Belediye'yi şampiyon yapmış olan Cihat Arslan'ın yönetiminde yaptıkları yatırımı başarıya dönüştürmek istiyorlar. İddialılar ve bugün de sahaya kazanmak için çıkacaklar. Bize nazaran problemsiz, üstüne koyarak ilerleyen bir ekip olduklarını çok rahat söyleyebiliriz. Bu sebeple bizim açımızdan oldukça zor bir karşılaşma olacağı aşikar.

Lige tutunmak, biraz olsun kendimizi hatırlatmak, üstümüzdeki ölü toprağını atmak için kazanmamız gerekiyor. Beraberlik bir nebze olsun toparlayıcı olabilir ama bir mağlubiyeti daha kaldıracak durumda değiliz. Gelecek hafta zorlu Osmanlıspor deplasmanına gidecek olduğumuzu da koyarsak ortaya mutlak suretle bu deplasmandan puan çıkarmalıyız. Umarız bu sefer yeni bir başlangıç olur...

5 Ekim 2014

Hadi Başlayalım.. | Orduspor vs Karşıyaka


Öncelikle tüm DAG okurlarının bayramını kutlar, mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz. Bayramın ikinci gününde bugün Ordu'da dost Karşıyaka ile karşı karşıya geleceğiz. Bizim açımızdan yeniden yeni bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik kriz ile başladığımız sezonun ilk dört haftasına çok fazla şey sığdırdık. İlk hafta yaşanan kriz, sonrasında krizin aşılıp aşılamayacağı derken hoca değişikliği ile gündemi zirveye taşıdık. Malum eski hocamızın tipi ve oğlunu sevmediğimiz için zaten içimiz ısınmamıştı ama antrenörlük bilgisinin de yeterli olmamasından dolayı çok zaman geçmeden hatadan dönüldü.

Erkan Hoca yarım kalan hikayesini Ordu'da devam ettirecek. Gidişi buruk ve sorunlu olmuştu ama Fikret Yılmaz'dan sonra oluşan kim gelse bu adamdan iyidir anlayışından dolayı oldukça şanslı. Bizim aklımızda geçtiğimiz sezondan kaynaklanan soru işaretleri var ama her zaman olduğu gibi umutlu olmak istiyoruz. Umut ediyoruz ki Erkan Hoca geçtiğimiz sezon yaptığı yanlışlardan gerekli dersleri çıkarmış, eksiklerinin farkına varmış olsun. 


Takım son iki günü Erkan Sözeri yönetiminde geçirdi. Kadro ile ilgili edindiğimiz ilk bilgi Hüsamettin'in kesik yemesi, Landel'in de 10 numara'ya geçmesi. Orduspor'un sıkıntısı ney diye Ordu'da herhangi birine sorup alabileceğiniz cevabı Fikret Yılmaz es geçmişti. Erkan Sözeri gelir gelmez çift kalede 4 haftadır aksayan Hüsamettin'in yerine Mesut'u deneyip Emrullah'ın yanına Yusuf'u monte etmiş. Ön liberoda yetersiz görünen Landel'i de orta sahanın ortasına çekmiş. Umut ve gol atamamasına rağmen iyi bir performans ortaya koyan Yasin'i de çift kalede yedek takıma çekip yerlerine Ümit Tütünci ve Emre Aygün'ü denemiş. Yine çift kalede de Alişan yerine Fomichev'e görev vermiş. İlk haftasında kendi sistemine daha yatkın, bildiği futbolculara görev vermesi gayet doğal. O yüzden bu hafta geçtiğimiz haftalardan 3-4 farklı isimle sahaya çıkacağız gibi görünüyor. 

Erkan Hoca'nın elinde geçtiğimiz sezona nazaran çok daha alternatifli bir kadro var. Henüz hazır olmayan Mutumba, beklenti içinde olduğumuz Yasin ve Umut, Ali Güzeldal, Serdar Deniz gibi alternatiflere sahip olacak. Bu futbolcuları küstürmeden, harcamadan belli bir seviyede hazır tutmak Erkan Hoca'nın görevi. Yine altyapıdan gelen Özgen'deki yeteneği de hepimiz gördük. Özgen'in de öyle veya böyle dışlanmadan bu takımın içinde yer alması Orduspor'un geleceği için önemli. Erkan Sözeri'nin elindeki futbolcuların değerinin farkında olup hak edene hak ettiğini vermesi, futbolcudan nasıl daha fazla verim alırımın hesabını iyi yapması gerekiyor. Geçtiğimiz sezonki gibi futbolcularla iletişim problemi yaşayıp, kişisel sorunların takıma yansımasına izin verirse hatalarını tekrarlamış olur.

Karşıyaka'da sezona bizim gibi iyi başlayamadı. Futbol olarak belli bir düzeydeler ama puan olarak istediklerini elde edemediler. Yusuf Şimşek ile yola devam diyip Onur Alkan, Juninho, Kahe, Mehmet Sıddık İstemi, Loriya gibi gayet iyi transferler yaptılar. Son iki haftada aldıkları Osmanlıspor ve Şanlıurfaspor mağlubiyetleri yanıltıcı olabilir çünkü oldukça iyi futbol oynadıklarını, belli bir sisteme sahip olduklarını ve ligden kolay kolay kopmayacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 Zor bir maç olacak ama kazanıp üzerimizdeki ölü toprağını atmamız gerekiyor. Bu geçiş dönemini en az kayıpla atlatıp takım belli bir seviyeye gelene kadar ligden kopmamamız gerekiyor. Bu sebeple öncelikle Karşıyaka'yı yenip yeniden merhaba dememiz lazım. Umarız her şey istediğimiz gibi gider.

29 Eylül 2014

Haftanın Maçı | Elazığspor - Orduspor


Yazıya başlamadan önce şunu belirtmekte fayda var. Maç yazısından ziyade son haftalardaki durumumuzu anlatacak bir yazı yazmanın daha uygun olacağını düşündük. Hafta içi zor da olsa Düzyurtspor'u eleyerek Türkiye kupasında tur atladık. Açıkçası elensek de üzülmezdik hatta sevinirdik. Keza bizim tek hedefimiz süper lige çıkabilmek. Türkiye kupasında gidebileceğimiz yer de belli... Düzyurtspor maçında oynanan futbol hiç kimseye umut vermedi. Açıkçası bunun sinyallerini Adanaspor maçında da görmüştük ama maalesef bu hatalar galibiyetin gölgesinde kaldı. Adanaspor maçında 10 kişi kalmış rakipten baskı yedik. Bu baskı sonucu kalemizde de 2 gol gördük. Geçen sene savunmamızın ön plana çıktığı çok maç vardı. Gerçekten de savunmadaki oyuncularımız çok büyük özveriyle oynamışlardı. Maalesef bu sene lige savunma handikapı ile başladık. Bunun sebebinin ise futbolcular olduğunu düşünmüyoruz. Oynadığımız maçları tekrar tekrar izlerseniz taktiksel nedenlerden dolayı çok pozisyon veriyoruz dolayısıyla da çok gol yiyoruz. Örneğin geçen sene beklediğimizden çok daha iyi oynayan Erkan Sekman bu sene iyi bir başlangıç sergileyemedi. Maçlarda dikkat ederseniz rakip takım sol taraftan kalemize doğru atağa kalkarken Erkan ya yerinde olmuyor ya da yerinde olsa bile sağ içte oynatan stoperin yanına doğru sokuluyor.  Kendi sahamızda oynadığımız Düzyurtspor maçında bile rakipten baskı yediysek teknik ekibin tiplerini ve evlatlarını bir kenara bırakıp "taktiksel hatalarına" bakmaları lazım. Ayrıca bu olayı futbolcuların para alamamasına bağlamak da doğru değil. Bu futbolcular  6 ay futbol oynamama riskini alıp transfer tahtamızın açılmasını beklediler. Futbolcularımızın tek derdi para olsaydı 6 ay futbol oynamama riskini almazlar başka takıma giderlerdi.. Sol bekte oynayan Hüsamettin maalesef şu an için yeterli değil. Büyük ihtimalle bu haftaki maçta oynamaz. Ama yerine kim oynar bilinmez... Stoperde ise Tandia'nın lisansı hala çıkmadı. Ne zaman çıkacağı ise şu an için belli değil. Eski kulübü Honved ile yaşanan bir sıkıntı olduğu söyleniyor inşallah en kısa zamanda bu problem çözülür. Defansta Ufukhan'ın yeri garanti gibi. Zaten oynadığı maçlarda da canla başla oynuyor ve formayı hak ediyor. Yanında ise büyük ihtimal Volkan Koçaloğlu oynayacak. Volkan lig için iyi bir stoper ama yaşı 35'e geldi. Üst üste maçları çıkarabilmesi zor.  O yüzden Volkan'dan maksimum verim alabilmek için fiziksel gücünü de göz önüne almak lazım...


Orta sahamızı ele alacak olursak geçen seneye göre çok alternatifli olduğunu söyleyebiliriz. Her mevkide oynayabilecek en az 2 oyuncumuz var. Geçen sene kulübeden gelip oyuna skor olarak katkı verecek oyuncumuz yoktu ama bu sene aynı şeyi söyleyemeyiz. Transferleri yapan Futbol şube sorumlumuz Tahsin Türkmen teşhisi doğru koymuş!.  Geçen sene Salih Sefercik'in görevini bu sene Emrullah yapmaya çalışıyor. Ama Emrullah'a bu konuda biraz fazla sorumluluk veriyoruz. Bizim Emrullah'tan beklediğimiz rakibe basması ve rakibi bozması. Çünkü bunu yapabilecek kapasite Emrullah'da var ama siz Emrullah'a oyun kurdurtmaya kalkarsanız ve ön libero değil de orta sahada santraya daha yakın oynatırsanız rakip sahada kaptırdığınız top ile rakip takım 3-4 pas ile kaleci ile karşı karşıya kalır ve kendi evinizde 4 gol yemeniz hiç sürpriz olmaz. Emrullah'ı defansın önüne süpürücü olarak koymak en azından kendi evinizde 4 gol yemenize sebep olmaz. Emrullah'la oynayan Landel şu ana kadar oynadığı maçlarda vasatı aşamadı. Landel'in de artık sazı eline alması lazım ama onun da Emrullah'ın defansın önünde çakılı stoper oynaması gerekirken yanında oynamasından dolayı şu an için ön plana çıkamadı. Emrullah'ın asıl yerine geçmesiyle Landel'in de orta sahada çok daha başarılı olacağı kanısındayım. Geçen sene ise Anıl Taşdemir'in üstlendiği görevi bu sene Ali Güzeldal yapabilecek kapasiteye sahip. Bunu yapabileceğini de evimizde oynadığımız hazırlık maçında gördük. Şu an için Emrullah-Landel-Ali Güzeldal üçlüsü bizim için ideal üçlüdür. Kanatlarda ise Ziya ve Serdar Deniz güzel işler yapıyor. Ziya geçen seneden beri kendini çok geliştirdi ama ayaklarının biraz yere değmesi lazım. Yeteneklerine lafımız yok ama Adanaspor maçında arkadaşına pas verse maç 3-1 olacak ve Adanaspor maçtan iyice düşecekti. Ama o şut atmayı tercih etti ve akabinde gol yedik. Her zaman Adanaspor maçında olduğumuz kadar şanslı olmayabiliriz. Sağ tarafta ise Serdar Deniz çok güzel işler yapıyor. Özellikle topu rakip kaleye çok hızlı bir şekilde taşıyor. Eminim ki ilerleyen haftalarda daha iyi olacak. Ayrıca o bölgede oynayabilecek Mutumba ve Emre Aygün var. Emre Aygün bildiğimiz gibi inşallah en kısa zamanda toparlar. Mutumba konusunda ise ayrı bir parantez açmak lazım. Mutumba çok büyük umutlarla transfer edildi. İsveçte oynadığı futbolun yarısını oynasa sırf onu izlemek için gelecekler bile olur, Maça gelecek taraftar sayısını 2'ye bile katlayabilir. Şanssız bir sakatlık geçirdi ama Antalyaspor maçından sonra hocanın yaptığı basın toplantısında Mutumba'nın nasıl sakatlandığını anlamadığını, yürürken sakatlandığını, iyi futbolcu olduğunun söylendiğini ama daha bir şey görmediğini söylemesi eminim Mutumba'yı sakatlığından daha çok üzmüştür. Mali olarak durumumuz ortadayken, seneye ne olacağımız belli değilken bir futbolcuyla ilgili böyle bir açıklama yapmak kabul edilebilir bir davranış değil. Bizim için geçen sene "küme düşer, küme düşmemeye oynar" diyenlere en güzel cevabı sahada vermiştik. Kıl payı süper ligi kaçırdık. Bunun temel sebebi de takımımızda bulunan teknik ekip, futbolcular, taraftarlar ve yöneticiler arasındaki aile bağıydı. Biz yine o ailenin "Orduspor ailesinin" oluşmasından tarafız ama kendi futbolcusuna ön yargıyla yaklaşan kim olursa olsun o kişinin bu ailede yeri yoktur....

Forvette ise Yasin Ozan beklentilerimizin çok üzerinde bir performans sergiliyor. Ümit Tütüncü gelse bile formayı Yasin'den alması zor. Forma rekabeti Yasin ile Ümit'in arasında geçer. Gökhan Kaba ve Cemre Atmaca ise Orduspor için yeterli bir oyuncu "şimdilik" değil.

Bugün oynayacağımız maça genel olarak bakarsak Elazığspor'a şansımızın tuttuğunu söyleyemeyiz. Elazığspor ile şu ana kadar 10 maç yaptık. 10 maçta Elazığspora karşı 4 mağlubiyet, 5 beraberlik ve 1 galibiyetimiz var. Teknik Direktörleri Ümit Özat. Onlar da bizim gibi mali sıkıntılarla uğraşıyorlar. En tehlikeli oyuncuları ise Ömer Yıldız, Birol Hikmet ve Murat Kayalı. Bu üç oyuncuya çok dikkat etmemiz lazım. Kalecileri Ivesa tecrübeli bir kaleci. Kalede 2.05'lik bir kaleci varken yan toplardan ziyade kısa paslarla rakip kaleye gitmek daha mantıklı gibi. İçerideki Kayserispor maçını deplasman galibiyetiyle telafi etmiştik. Kayserispor maçını da Elazığ'da telafi edip önümüze bakmamız lazım.

21 Eylül 2014

3. Hafta | Orduspor 1 - 4 Antalyaspor



Oynanan futbolun karşılığı başlıkta yazan skor mudur tartışılır ama Antalyaspor gibi bir takıma karşı sahada öylesine saçma sapan hatalar yaparsan dört de yersin beş de...

Geçtiğimiz sezon ligin en az gol yiyen takımıydık. Kalecilerimizin kalitesi aman aman olmamasına rağmen tandemde görev alan futbolcularımızın istikrarı, Ferhat'ın PTT'nin üzerindeki performansı ile zor gol yiyen bir takımdık ve bizi de diğer takımlardan farklı kılan özelliğimiz buydu. Fakat son iki haftaya baktığımız zaman verdiğimiz pozisyonların, yediğimiz gollerin izahı yok. Emrullah'ın insan üstü eforuna rağmen takım savunması anlayışının olmaması, beklerin olmayan kademe becerisine stoperlerin komik hataları da eklenince iki maçta pozisyon manyağı olduk. Adanaspor maçında ilk 5 dakikada 3-0 geriye düşebilirdik ki maç boyunca da çok basit hatalar gözlemledik. Adanaspor maçında defansdaki sıkıntı bariz şekilde kendini belli etmesine rağmen Antalyaspor maçında arpa boyu yol alamamış olmak gerçekten üzücü bir durum.

Yasin ve arkasındaki Serdar - Umut - Ziya üçlüsü ile oldukça dinamik bir hücum gücüne sahibiz. Önde gayet olumlu oynuyoruz. Pozisyonlar da buluyoruz ama sanki biraz karambole oynuyoruz. Ne oynadığını bilmeyen bir takım izliyoruz iki haftadır. Elimizde iyi bir malzeme var ama o malzemenin şimdiye kadar iyi kullanılmadığı, doğru yönlendirilmedi bariz ortada. Maça oldukça iyi başladık aslında. Baskılı başladığımız maçın başında Serdar ile öne geçme fırsatını yakaladık. Sonrasında oyunu Antalya yarı alanına yıktık ama komik bir gol ile geriye düştük. Golün ardından ön tarafta gayet iyi oynarken saçma sapan bir penaltı ile 2-0 geriye düştük. Beraberliği sağladık sağlayacağız derken çalınan penaltı demoralize etti ama golden 3 dakika sonra kontra ataktan yediğimiz gol de takdire şayandı. 


İkinci yarıya hızlı başladık. Takımın öndeki baskılı oyunuyla Yasin'in düşürülmesi sonucu kazandığımız penaltıyı gole çeviremedik ama dönen topta Hüsamettin'in ortasına iyi yükselen Ufukhan farkı ikiye indirdi. Maç 3-1'e geldikten sonra Fikret Hoca her ne kadar sahaya Gökhan ve Cemre'yi atsa da oyunu döndüremedik. Son dakikada yediğimiz bir başka güzel kontraatak golüyle de güzel beklentilerimiz olan karşılaşmadan 4-1 mağlup ayrıldık.

Maç ile ilgili ayrıca belirtilecek şeyler;

* Taraftarın maça ilgisi yok denilebilecek kadar azdı. Geçtiğimiz sezon dibi gördüğümüzü düşündük ama federasyonun da katkılarıyla futbolu statlarda el birliği ile bitirdiler. Sadece bize has bir durum değil. Memlekette Süper Lig, PTT 1. lig farkı olmaksızın önce taraftarı sonra da seyirciyi kaybettiler. Bundan sonra kendileri çalıp kendileri oynayacak! En çok zararı da kulüpler görecek.

* Hüsamettin'in üç haftalık performansı... Ferhat'dan sonra beklentimiz çok da yüksek değildi ama yaptığı kademe hataları, çoğu pozisyonda yavaş kalması, çok kolay çalım yemesi vs vs. Fikret Hoca elindeki futbolcuları yeterli buldu belki ama transfer edildikten sonra en az Serdar, Yasin ve Umut kadar beklentimiz var denilen Gökhan Meral'i neden eski takımına kiraladık soru işareti? Hasta denilen Gökhan Meral'in Kocaeli Birlik Spor ile ilk iki maçta 90 dakika forma giymesi de ayrı soru işareti (?)

* Erkan'ın performansı da evlere şenlik... Bu takımın en tecrübeli isimlerinden biri olarak onu daha derli toplu sahada görmek istiyoruz. Emre Aygün ve Erkan'ın bu sezon farklı bir misyonu var ama ikisinin de farkında olmadığı ap açık ortada. İmam osurursa cemaat ne yapar? Cevabını ikisi de biliyordur sanırım.

* Emrullah orta alanda savaşıyor ama Landel'in belli bir düzeyde oynaması gerekiyor. Bu kadar kırılgan oynayacaksa Emrullah ve Yusuf'u yan yana oynatmak daha mantıklı bir seçim olacaktır. Diarra, Emrah Başsan, Gökhan Karadeniz gibi hücumcuları olan bir takıma karşı sadece Emrullah ile savaşırsan orta alanda o iş baştan yatar. Landel'i Umut'un yerinde 10 numarada da denemek lazım. Birilerinin Fikret Hocaya hatırlatmasında fayda var. 

İlk haftayı her ne kadar yok saysak da içerdeki ilk iki maçımızı önemli rakiplerimize karşı kaybettik. Elazığspor deplasmanı öncesi Ordu'da çarşamba günü saat 18:00'da Birlik Nakliyat Düzyurtspor ile karşılaşacağız. Elazığspor da ligi bizim gibi kötü başladı. Bugün oynayacak oldukları Şanlıurfaspor maçından da puan çıkaramamaları durumunda bizim maça çok daha ayrı bir motivasyon ile çıkacaklardır. Fikret Hoca'nın elindeki malzemenin eksikleri var ama geçen seneki malzemeden kötü olduğunu da söyleyemeyiz. Hepimizin gördüğü eksiklerin en kısa sürede giderilmesini umuyoruz. İnşallah umduğumuz gibi olur.


17 Eylül 2014

2. Hafta | Adanaspor 2 - 4 Orduspor


Maç öncesi aklımızda soru işaretleri vardı. Samsunspor maçında bireysel olarak beğendiğimiz isimler vardı ama takım oyunu ve takımın futbol karakteri hakkında söylenebilecek çok fazla şey de yoktu. Bu sebeple Adanaspor maçından beklentilerimiz net değildi. 

Maça Adanaspor oldukça iyi başladı. İlk 5 dakikada Adanaspor maçı koparacak pozisyonlar buldu ama onların beceriksizliğine bizim şansımız da eklenince ilk dakikalardaki baskıyı kırdık ve oyunda dengeyi sağladık. Maçın ilk yarısında oyunu kendi alanımızda kabullenip Ziya, Umut ve Landel ile hızlı çıkıp pozisyon üretme düşüncesinde olan ve defansın arkasına atılan toplar ile golü arayan bir anlayış içerisindeydik. Golü de yine orta alanda kapılan bir top sonrasında Landel'in çabuk oyunu ve hızlı paslaşmalarla kaleye giderek bulduk. Orta alandaki oyuncularımızın niteliklerinden dolayı özellikle deplasmanlarda oldukça etkili bir orta alana sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Umut'un dikine çok iyi gidebilmesi, Ziya'nın hızı, Landel'in kolay adam eksiltmesine Mutumba bireysel özelliklerini, Yusuf'un defansın arkasına attığı nokta pasları da eklersek kontra atak futboluna oldukça yatkın olduğumuzu söyleyebiliriz.

İlk yarının son anlarında Adanaspor'da Abdullah Karmil ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. Kendisi kırmızı kart öncesi ceza sahası içinde Yasin'i tekmelemiş ve hakemin gözünden kaçmıştı pozisyon. Adanaspor 10 kişi kaldıktan sonra işimizin kolaylaşacağını düşünsek de maç düşündüğümüz seyirde gitmedi. İlk yarının son beş dakikası da önemli pozisyonlar buldular. İkinci yarıya da taraftarının desteği ile aynı özgüven ile başladılar. Landel'in golü ile 2-0 öne geçmemize rağmen oyundan kopmadılar ve önce Mertcan ardından da Tiago'nun attığı gol ile eksik olmalarına rağmen eşitliği sağladılar. Geçtiğimiz sezon oldukça fazla karşılaştığımız ve belkide bizi şampiyonluktan eden durumla yeniden demoralize olmuşken Emrullah'ın golü ile hayata döndük. Emrullah'ın golü gelmeseydi Adanaspor geriden gelmenin de morali ile bir gol daha atıp 2-0'dan oyunu dönderebilir ve bizi de ucu açık bir kaosun içine sokabilirdi ama futbolun şans yönü bu sefer bizim yanımızdaydı diyebiliriz. Emrullah'ın Allah ne verdiyse diye attığı golden sonra Serdar sahne aldı ve oyundan iyice düşmüş olan Adanaspor'a yaklaşık 70 metre top sürerek çok güzel bir gol attı.


Karşılaşma hakkında bireysel söylenecek çok şey var ama öncelikle çıkarmamız ve ders almamız gereken konu 2-0 önde olduğumuz bir maçın avuçlarımızdan gitme noktasına gelmiş olması. Şans bu sefer yanımızdaydı ama her zaman futbol şansı bizim yanımızda olacak diye bir durum yok. Gerekirse geçtiğimiz sezon yaşadığımız durumları da ele alarak bu sorunu çözmeli teknik ekip. 

Bireysel olarak bakacak olursak Emre Aygün'ün iki haftalık performansından başlayabiliriz. Geçtiğimiz sezon da çok saç baş yoldurdu bize ama artık bu takımın kaptanı ve biraz daha derli toplu olması gerekiyor. Orta alandaki oyuncu çeşitliliği, Yasin'in olumlu performansı mutluluk verici olsa da beklerin performansı da bizim için hayal kırıklığı. Hüsamettin'in iki haftalık performansının olumlu olduğunu söyleyemeyiz. Nitekim Erkan da çok fazla Güven vermiyor. Bu futbolcuları yedekleyen isimlerin de çok üst düzey isimler olmadığını düşündüğümüzde bu seneki zaaf noktamız maalesef beklerimiz. 

Hepimizin gözlemlediği bir gerçek var ki Yasin, Umut ve Serdar üzerine düşülürse bu takımın önemli parçaları olacaklar. Geçtiğimiz sezon hepimizin Ziya'dan bir beklentisi vardı ve Ziya'nın şimdi geldiği noktayı düşünce bu üç isimin de üzerine düşülmesi gerek diye düşünüyoruz.

Sonuç olarak Adana deplasmanından üç puanla dönüyoruz ve umutluyuz. Antalyaspor maçıyla birlikte de içeride üç puana merhaba demek hem takımı hem de şehri bu sezonun havasına sokacaktır.

14 Eylül 2014

Başlıyoruz.. | Adanaspor - Orduspor


Karanlık günler, umutsuzluklar şimdilik geride kaldı. Yaşadıklarımızı yeniden yaşamamız için tek çıkar yok başarılı olmak. Tek çıkar yok birlikte olmak, el ele vermek. Bu takımı yeniden Süper Lige çıkarmak. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da lige bir Adanaspor deplasmanıyla başlıyoruz.

Samsunspor maçı her ne kadar ölçü olmasa da takım hakkında az çok fikir sahibi olduk. Futbolu özlemiş, kendini yeniden kanıtlamak isteyen, orta sahada sorumluluk alan Ali Güzeldal'ın pozitif futbolu, gurbetçi Umut'un sürekli oyunun içinde olması, sonradan oyuna giren Serdar Deniz'in hepimizi mest etmesi, Ümit Tütünci'nin azmi ilk akla gelenler. Sayabileceğimiz olumsuzluklar da yok değil ama tabloya şimdilik iyi tarafından bakmak daha iyi. Klasik 4-3-3 değil de daha çok sahaya
4-1-4-1 şeklinde yayılan, defansın arkasına atılan uzun toplar ile kolay pozisyon girebilen, oldukça hızlı atağa çıkan dinamik bir takımın sinyallerini gördük. Ptt 1. ligde ayağı top yapan önliberolar her zaman fark yaratır. Nitekim Yusuf'un da topla oyunu, atakların başlangıcında topun onda toplanması, isabetli uzun pasları ile oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Haftalar ilerledikçe daha fazla fikir sahibi olacağız ama temellerini gördüğümüz sistemi oturtabilirse Fikret Hoca elindeki kadrodan istediği verimi alabilir.

Rakip Adanaspor geçtiğimiz sezonun aksine bu sene daha derli toplu başlıyorlar lige. Ptt 1. Lig'in geleneksel hocalarından Levent Eriş takımın başında. Fatih Şen ve Selçuk Şahin gibi iki tanıdık isim takımın değişmezleri arasında. Hücumda Tiago ve Ergin Keleş gibi yine bu ligi iyi bilen isimlere sahipler. Zaten takım olarak da bu ligin gediklilerinden Adanaspor. Ptt'de üst üste altıncı sezonları bu sene. Onlar da artık bu ligde bir nebze olsun yukarılarda yer almak istiyorlar. Lige Şanlıurfa deplasmanı ile başladılar ve Urfa'dan puansız döndüler. Kendi evlerin de onlar da yeni bir başlangıcın peşinde olacaklar.

Bugün günlerden Orduspor... Çok özledik Orduspor'lu hafta sonlarını... Çok özledik bu takımı.. Morunu, beyazını... Güzel futbol, 3 puan olsun inşallah. 


1967-1968 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 2:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup): Ordu 0:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1969-1970 (2. Lig): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:1 Ordu
1970-1971 (2. Lig): Ordu 1:0 Adana, Adana 3:0 Ordu
1975-1976 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1976-1977 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1977-1978 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 0:0 Ordu
1978-1979 (1. Lig): Ordu 3:2 Adana , Adana 3:2 Ordu
1979-1980 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 1:1 Ordu
1980-1981 (1. Lig): Ordu 2:0 Adana , Adana 2:0 Ordu
1983-1984 (1. Lig): Ordu 1:0 Adana , Adana 1:0 Ordu
1986-1987 (2. Lig Grup B): Ordu 1:1 Adana , Adana 1:0 Ordu
1987-1988 (2. Lig Grup B): Ordu 0:0 Adana , Adana 2:2 Ordu
2008-2009 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 0:2 Adana , Adana 1:1 Ordu
2009-2010 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 1:2 Adana , Adana 2:0 Ordu
2010-2011 (Bank Asya 1. Lig): Ordu 2:2 Adana , Adana 3:1 Ordu
2013-2014 (PTT 1. Lig): Adana 0:4 Ordu, Ordu 2:0 Adana

23 Şubat 2014

Adım Adım, İnatla.. | Orduspor 3-0 Tavşanlı Linyit Spor


Yazının en sonunda yer alması gerekeni baştan yazalım. Dün daha bilinçli, durumun ciddiyetinin farkına varmış bir seyirci topluluğu vardı 19 Eylül'de. Arzu ettiğimiz gibi mi derseniz tabi ki değil ama özlediğimiz, alışkın olduğumuz havaya bürünmemiz için Tavşanlı maçını bir başlangıç olarak düşünebiliriz. Sadece maç günü değil çok daha öncesinden maçın havasına girmeli Ordu. Taraftar bazında Fethiyespor maçının neticesi ne olursa olsun bugünden itibaren Denizlispor maçında ne yapılabilir, takıma nasıl daha destek olunabilirin hesapları yapılmalı. Ordu'da oynayacağımız sadece beş maç kaldı. O beş maçta alınacak 15 puanı şimdiki puanımızın üstüne ekleyince mutlu son hemen yanı başımızda olacak ya o gerçeği görelim yeterli...

Küme düşmüş Maraş karşısında kaybedilen iki puandan sonra Mersin İdman Yurdu'na dört atmış Linyit maçına içimizdeki acabalarla çıkmış olmamız gayet normaldi. Fakat rakibimizin geçtiğimiz aldığı bu skor bence bizim adımıza çok daha iyi oldu. Mersin'e dört atan değil de dört yiyip gelen bir Tavşanlı bize çok daha fazla sıkıntı yaratabilirdi. Rakibin geçtiğimiz hafta aldığı ekstra galibiyetin takıma motivasyon anlamında olumlu yansıdığını söyleyebiliriz. 


Kağıt üzerinde oldukça zor görünen, golün gecikeceği her dakika rakibin direncinin bizim ise stresimizin artacağı bir karşılaşmaydı. Bu ciddiyetle çıktık maça ve 3-0 gibi net bir skorla sahadan ayrıldık. İkinci yarının çoğu bölümünde Tavşanlı'nın baskısı vardı. Maç hakkında söylenebilecek tek şey kendi sahamızda 2-0 önce geçtikten sonra maçı koparmakta zorlanmamız. 80. dakikaya kadar yenilebilecek bir gol ile oluşabilecek anlamsız senaryo aklımızın bir tarafını hep meşgul etti ama uzatma dakikalarında gelen gol ile maç içinde düşüncelerimiz bile uçtu gitti.

Anıl üç hafta sonra formasına kavuşurken Landel eski yerine geri döndü. Anıl'ın yokluğunda ön tarafta oldukça iyi işler yaptığını söyleyebiliriz Landel'in. Hatta daha da ileriye giderek bazı maçlarda Anıl'dan daha faydalı olabileceğini de gördük. Anıl takımdan bir hafta on gün ayrı kaldı ama fiziksel olarak içine girdiği durum hemen fark edilebilecek düzeyde. Bu kadar kısa sürede aldığı kilolar Anıl düzeyinde bir futbolcuya yakışmıyor. Eksiklerini hafta içi giderip Fethiyespor maçında 4-5 hafta önceki Anıl'ı görürüz. Erkan'ın yokluğunda Tuna uzun bir aradan sonra İBB maçında ilk 11'de sahaya çıkmıştı. Sonradan girdiği karşılaşmalarda pek güven verememişti ama iki haftadır ortaya koyduğu görüntü oldukça sevindirici. Yine isimler üzerinden gidecek olursak sezon başında oldukça acemi hareketler yapan Adem'in sahadaki duruşu, performans olarak geldiği nokta takdir edilecek cinsten. Formayı ilk giydiği zamanlar çok çalış Adem demiştik. Sakatlıklardan dolayı elde ettiği formayı vermedi Adem. Volkan ve Ufukhan iyileşmesine rağmen hala Soro'nun saha içindeki eşi durumunda. Umarım çizgisini bozmadan devam eder. Ligin uzunca döneminde neredeyse hiç kullanmadığımız Ziya'nın takımın artık bir parçası olması, Emre'nin üzerindeki kötü bulutları dağıtması, sonradan oyuna giren futbolcuların da olumlu katkı vermesi mutluluk verici şeyler. Tek eksikliğimiz Subasic ve Alex'in bu ahenge ayak uyduramaması. İki haftadır forma şansı bulan Reha'nın da bizim arzu ettiğimiz mertebeye ulaşması için oldukça fazla ekmek yemesi gerektiği aşikar... Subasic ve Alex'in saha içindeki en ufak bir olumlu hareketi bile bizim için ekstra olacak. Keşke bunun bilincine varsalar... Unuttuğumuz, aklımızdan uçup giden Eren Özen de yarın takımla çalışmalara başlıyor. Birkaç haftaya hazır olacağını var sayarsak onun kulübede oturması bile bizim için ekstra olacak. Erkan Hoca'nın oyuna müdahale anlamında bir jokeri daha olacağını söyleyebiliriz.

Bu hafta Fethiye deplasmanındayız. Rakibimiz kümede kalma mücadelesi veriyor. Nasıl her maç bizim için şampiyonluk yolunda hedefe bir adım yaklaşmak ise onlar için de alınacak her puan kurtuluş için ümitlerin artması demek. Bugün Mersin deplasmanından puansız ayrılan Fethiye kendi evinde can havliyle mücadele edecek. Zor maç. En az İBB maçı kadar zor... Belediye maçında melekler de bizim yanımızdaydı ve kazandık. Fethiye maçında işimizi şansa bırakmadan şampiyonluk isteyen, ligin zirvesindeki takıma yakışan şekilde oynamalıyız. 

19 Şubat 2014

#26. Hafta | İstanbul bbsk - Orduspor


Kendi içimizden kaynaklanan sorunların haricinde bir de dış güçler çıktı karşımıza. Sezon başında kurdukları kadrolar ile henüz daha lig başlamadan şampiyon ilan edilen İstanbul Belediyespor ve Ankaraspor'a karşı ekonomik anlamda çok daha zor şartlarla mücadele eden Anadolu takımlarından sivrilenleri budama haftalarının başladığını söyleyebiliriz. Sezon başından beri bu iki takım haricinde kim ön plana çıksa bir hakem faciasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu iki takımın kendi arasında yaptığı maçta taraftardan çok güvenlik görevlisi vardı. İstanbul'da ikamet eden 1 milyona yakın da Ordulu'nun bir anlamda destek olduğu İstanbul Belediyespor'un asıl amacının  amatör sporlarda sporcu yetiştirmek olması gerekirken profesyonel anlamda yapılan bu ciddi yatırımların sebebini şimdiye kadar anlamış değiliz.. 

Maç hakkında çok fazla söylenecek bir şey de yok aslında. İki takımın kadro yapılarını karşılaştırmaya da gerek yok. Kağıt üzerinde oldukça zor bir deplasman. Manisaspor deplasmanına giderken çoğumuz bir puana razıydık örneğin ama maçın bir devresinde iyi oynayan Orduspor o maçı kazanmasını bildi. Bugün de iyi motive olmuş bir Orduspor'un kazanmaması için bir sebep yok. İlk yarıda Ordu'da oynadığımız İBB maçında da rakipten daha iyi olmamıza rağmen Ordu'da sahadan mağlubiyetle ayrılmıştık. O gün ilk mağlubiyetimizi almamıza rağmen bu takımı içselleştirdiğimiz, bağrımıza bastığımız gün olmuştu. Maç sonunda takımın tamamının yere yığılıp kalması da dün gibi aklımızda... 


Küme düşmemizin asıl nedeni yönetimsel hatalardı ama Orduspor'un aykırı duruşunun da geçtiğimiz sezon düşmemizde etkisi vardı. Ligtv'nin göz göre göre küme düşmeme mücadelesi veren diğer takımları ön plana çıkarması, zaten kötü olan takımın bir de hakem hataları ile uçuruma sürüklenmesi vs vs... Bu sezon da benzer şeyleri anladık ki Süper Lige çıkma yarışında göreceğiz. Geçtiğimiz sezonun ligtv'si Trt kılığında, Şansal'ı Tanju kılığında... Sezon başından beri hep bu takıma omuz çıkalım, onların yüklerini hafifletelim dedik ama mevcut görüntü içler acısı. Geçtiğimiz sezon Süper Ligde katledilirken sesimizi çıkardığımız zamanlar oldu ama yeterli olmadı. Bu sezon ise bırakın tepki vermeyi Ordu'da hakemi, rakibi baskı altına almaktan bile aciz bir taraftar topluluğuna oynuyor bu yürekli takım. Maç hafta içi, maçın saati 16:30. İstanbul'da yaşayan binlerce Ordulu takımını bekledi ama gün ve saat ancak bu kadar güzel denk getirilebilirdi. İmkanı ve zamanı olan herkes bir şekilde Olimpiyatta olmalı. Maçın hakemi Abitoğlu. Geçtiğimiz haftaki kırımın üzerine ancak böylesine abes bir atama yapılabilirdi. Hafızamızdaki yeri hiç de iyi değil! Bize antrenman sahasını açmayan, 80 bin kişilik stadta 15-20 kişiye oynayan İBB'nin de Orduspor taraftarına kale arkasını vermesi ayrı güzellik. Kazanamasak da kaybetmeyelim. Bugün sahada olacak olan güzel yüreklere inancımız, güvenimiz tam. Bu takımı her şeye rağmen Süper Lige çıkarak onlar!

15 Şubat 2014

Haftanın Maçı #25 | Orduspor vs Kahramanmaraşspor



Bu akşam saat 19:00’da Ordu’da, ligin son sırasında bulunan Kahramanmaraşspor ile oynuyoruz. Maç TRT Avaz’dan naklen yayınlanacak ve Mustafa ÖĞRETMENOĞLU maçı yönetecek. Mustafa ÖĞRETMENOĞLU ile toplamda 8 maça çıktık. Bu maçlarda 4 galibiyet ve 4 mağlubiyet elde ettik. Bu sezon oynadığımız ve Orduda 3:0 kazandığımız Fethiyespor maçının hakemi de aynı isimdi. Kahramanmaraşspor’un ilk defa maçını yönetecek olan Mustafa ÖĞRETMENOĞLU kart çıkartmayı seven bir hakem görünümünde. Bu sezon Süper Lig, 1. Lig ve Türkiye Kupası olmak üzere yönettiği 13 maçta 81 sarı ve 4 kırmızı kart çıkarttı.

Karşımızda 7 maçtır kazanamayan ve 5 haftadır kaybeden bir Kahramanmaraşspor var.  Bu sezon toplamda 22 gol atan Kahramanmaraşspor kalesinde 47 gol gördü. Atılan 22 golün 11’ini orta saha oyuncuları kaydetti. Bu sezon ilk kez karşılaşma fırsatı bulduğumuz Kahramanmaraşspor’a karşı ilk maçı 3:2lik skorla kazanmıştık. Attığı 3 golle takımın AZUKA’dan (Şimdi Gaziantep BBSK’de oynuyor.)  sonra  en golcü ismi konumunda olan Sinan TURAN aynı zamanda bizim eski oyuncumuz. Diyarbakırspor’da oynadığı dönemde çok parlak bir grafik çizse de yaşadığı sakatlıklar futbolunu olumsuz etkiledi, bizde de istenilen verimi veremedi. Kahramanmaraşspor attığı 22 golün 6’sını 46 ve 60.dakikalar arasında kaydetti.  Deplasmanda ise hiç maç kazanamamakla beraber sadece 2 puan toplayabildiler  (Karşıyaka 0:0, Fethiyespor 2:2). Bu maçta takımın önemli isimlerinden olan Adem AYDIN kart cezası nedeniyle forma giyemeyecek. Bu sezon 22 maçta forma giyen Adem, 2 gol kaydetti.  Rakipte bu sezon en çok forma giyen oyuncular 1845’ Mert ESTİK, 1773’ Sinan  TURAN (3 gol 2 asist) ve 1710’ ile kaptan Serkan ÖZSOY(1 gol).

Bu akşam ne mi olsun ?

1:0 olsun bizim olsun.

Net! Akıllarda bu maçtan daha çok İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı var değil mi? Bizde böyle bir hava varken futbolcularda aynı havaya kapılırsa yandık. Rakibe bakmaksızın kendi oyunumuzu oynarsak ve bu oyunu bu sefer 90 dakikaya yayarsak 3 puan almamamız için hiçbir neden yok ortada. Ki alırız da. Takım içinde kaos ortamında gidilen Manisa deplasmanında 3 puan alan takım Kahramanmaraşspor’u da eli boş gönderebilir.

Destek için daha neyi bekliyoruz?

Küslükler, kırgınlıklar bir kenara. Burada mevzu Ordu şehri ve Orduspor,  şahıslar değil! Biz bu değiliz. Takım şampiyonluğa oynarken tribünler hala boş kalıyorsa, ayıp değil mi? 3. Lig’de dahi tribünlerde boş yer bırakmayan insanlar bugün maça gelmez olmuş.

Biz bu değiliz !

Tribünlerini doldurmuyor diye zamanında ayıpladığımız Denizli, Rize, Bolu vs. gibi takımlardan farkımız kalmadı. Yanıyorum da buna yanıyorum.
Korkuyorum bir gün olursa bir şampiyonluk maçında şehirde anonsla insanları maça çağıracaklar diye. Ölürüm. Maça gidin sevgili küçüklerim, büyüklerim.

Başka Orduspor yok…

10 Şubat 2014

Sessiz ve Derinden... | Manisaspor 1 : 2 Orduspor



Beklentilerin çok uzağında oldukça rahat geçen bir ilk yarı... İlk yarının aksine dokuz doğurduğumuz bir ikinci yarı... Geçtiğimiz hafta yaşanan Anıl krizi, Volkan ve Soro'nun yokluğu, maç içinde Ufukhan ve Subasic'in sakatlanması gibi olumsuzluklar zincirine rağmen deplasmandan alınan altın değerinde üç puan...

Maç başlamadan önce çoğumuz maç oynanmadan 1 puana razı olurdu belkide ama karşılaşmanın başlaması ile birlikte oyunu Manisaspor yarı alanına yığıp sağlı solu rakip kaleyi abluka alan bir Orduspor vardı sahada. Selçuk ve Salih gibi iki sigortanın önünde serbest oynayan Landel'in pozitif futbolu, Subasic'in geçtiğimiz haftaların aksine sahadaki pozitif duruşu, Emre ve Ziya'nın kanatlardaki olumlu futbolu ile ilk yarıdaki Orduspor bizlere ligin ilk haftasında Adanaspor deplasmanından 4-0'lık galibiyetle dönen takımı hatırlattı. İlk yarıdaki olumlu futbol ve rakibimiz Manisaspor'un ilk yarı boyunca yarı alanımıza dahi gelememesinden dolayı rahat bir ikinci yarı umut ederken maçı alışkın olduğumuz şekilde, şekilden şekile girerek bitirdik.


İkinci yarıya sarı kartı olan Selçuk'u oyundan alıp Bilal'i sahaya sürerek başlayan Erkan Hoca Selçuk'un girişken futbolundan dolayı bir sıkıntı yaşayıp eksik kalmamayı düşündü. 2-0'ın verdiği dezavantaj ile biraz daha önde oynamaya çalışan Manisaspor'un çok da etkili olduğunu söyleyemeyiz ama Ufuk'un bir anlık konsantrasyon kaybı ve Murat Gürbüzerol'un şık şutuyla 70. dakikada farkı bire indirdi. O dakikadan sonrasını ise yazmaya gerek yok. 20 dakika geçmek bilmedi diyebiliriz.

Normal şartlarda bu maç ile ilgili konuşulacak çok şey buluruz. Dün akşamın ilk yarısından ve ikinci yarısından ayrı ayrı kompozisyonlar çıkartırız ama blog ekibi olarak bizde yorgunuz. Manisaspor maçında alınan 3 puanın önemi haftalar geçtiğinde daha net ortaya çıkacaktır. Önümüzde Ordu'da oynayacak olduğumuz Kahramanmaraşspor maçı var. Sakatlarımız var. Bu andan sonra rakibimizin ligin son sıralarında yer alması ya da diğer nedenleri düşünecek dahi değiliz. Ordu'da oynanacak 7 maç var. Rakip ayırt etmeden, küçümsemeden hepsini de kazanmak zorundayız. 

Son olarak Anıl Taşdemir için iki kelam edelim. Anıl'ın Orduspor'a verdiklerini, yaptığı fedakarlığı en iyi Orduspor taraftarı bilir. Akhisarspor'da Orduspor'da yaşadığı sorunla benzer bir sorundan dolayı kadro dışı kalmış ve uzun süre forma giyememişti. Oyundan haksız yere alınmış olsa dahi yaptıklarının, söylediklerinin bir açıklaması olamaz. Üstelik bu futbolcu takım kaptanı ise hiç olmaz. Bizim gönlümüzü verdiğimiz futbolcuların çoğu sevgimizi hak etmedi. Ya biz gereğinden fazla değer verdik ya da onlar bizi yok saydı... Anıl'ı da çok sevdik. Ama ince bir çizgi vardır ya, Anıl o çizgide. Umarız kendini de bizleri de üzmez. Hem kendi emeklerini hem de yok saydığı arkadaşlarının emeklerini hiç etmez. 

9 Şubat 2014

Haftanın Maçı #23 | Manisaspor vs Orduspor



Bu akşam saat 19:00’da Manisa deplasmanına çıkıyoruz. TRTSpor ekranlarından yayınlanacak maçı Bülent YILDIRIM yönetecek.  Bülent YILDIRIM, Manisaspor maçı itibariyle takımımızın 10.maçını yönetecek. Bülent YILDIRIM yönetiminde çıktığımız 9 maçta 3 galibiyet 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet  aldık. Bu sezon PTT 1.Ligi’nde yöneteceği 4.maç olacak Manisaspor-Orduspor maçı. Yönettiği maçlara bakıldığında çok kart çıkartmayı seven bir hakem değil.

Direkt olarak rakibimizle oynayacağımız bir maça çıkacağız. Rakibimiz maç öncesinde ligde 6.sırada yer buluyor. İlk maçı Ordu’da 2:0 kazanmıştık.  Bu sezon Ankaraspor, İstanbul B.B., Balıkesirspor, Mersin İdman Yurdu gibi rakibimiz konumunda bulunan takımlara verdiğimiz puanlar hiç hoş bir tablo değil aslında. Manisaspor deplasmanında bu sıkıntıyı aşmamız gerek. Hem de ilk maçı 2:0 gibi net bir skorla almışken ikili averaj hesabına girildiğinde bir rakibimize karşı şimdiden üstte kalmayı başarabilmek bizim için önemli olacaktır. İlk 2’nin zor olduğunu artık hepimiz  kabullendik de, ilk 6 içerisinde puan bakımından erkenden rahatlama derdindeyiz. O yüzden bu tür maçlar çok önemli bir hal alıyor bizim için. Deplasmanlarda oynadığımız oyunu düşündüğümüz zaman, Manisa’dan 3 puan dahi getirmek zor olmasa gerek değil mi? Ama bazı olaylar can sıkıyor. Belli bir hava yakalamışken, takım içi arkadaşlık ve inanmışlık bu haftaya kadar en büyük artımız gibi duruyorken Anıl’ın kadro dışı bırakılması moralleri çok bozdu. Anıl mevzusu başlı başına konuşulacak bir konu olabilecek durumda ama belli bir hedef içerisinde kimseleri kırmak istemeyiz. Sosyal medyada çok keskin ayrılıklar var bu konuda. Erkan Sözeri’yi net haklı yada net haksız gören kesim arasında görüş ayrılıkları olsa da taraftar olarak bizim tek isteğimiz ve  tek ortak noktamız Orduspor’un menfaatleridir. Konu hakkında tek temennimiz, Orduspor’umuzun en az hasarla bu konuyu çözüme kavuşturmasıdır. Böyle sıkıntılı bir senede bizim taraftar, futbolcu, teknik heyet, yönetim olarak herkese ihtiyacımız var. Bu birlik beraberlik bozulmasının bozulması demek tüm emeğinin çöpe atılması demektir. Olmasın…

Ligin 6.sırasında bulunan Manisaspor  34 gol atarken kalesinde 22 gol gördü. Rakip attığı 11 golü 46’-60’ dakikaları arasında kaydetti.  Atılan 34 golün 21’ini forvet oyuncuları kaydederken, 21 golün 15’i ise ligin şu an itibariyle gol kralı Slavko PEROVIC’ten geldi. Manisaspor’un bu sezon en çok gol attığı takım Fethiyespor oldu. Fethiyespor maçında aldıkları 5:1’lik galibiyet sezonun en farklı galibiyeti olurken Tavşanlı Linyitspor maçında ortaya çıkan 3:3’lük skor ile Fethiyespor maçında çıkan 5:1’lik skor sezonun onlar adına en gollü maçları oldu.  Manisaspor bu sezon belli bir galibiyet serisi yakalayamadı. Mesela bu sezon 3 maç üst üste kazandıkları maç mevcut değil.  Sezon içerisinde 10 maç üst üste yenilmeme serisi yakalayan Manisaspor, ligin ilk yarısında Orduspor ve Karşıyaka maçlarını ardarda kaybettikten sonra 2 maç üst üste mağlubiyet yüzü görmedi.  Geçen hafta Mersin İdman Yuırdu’na 1:0 mağlup oldular.

Rakipte en fazla forma şansı bulan oyuncular  1980’ Bejamin FUCHS, 1893’ Murat GÜRBÜZEROL ile 1881’ Slavko PEROVIC. Skora en çok katkı yapan isimlere bakıldığında attığı 15 gol ve yaptığı 2 asistle atılan 34 golün 17’sinin içinde bulunan PEROVIC başı çekiyor. Bu sezon Manisaspor’da 5 oyuncu kırmızı kart gördü. Bunların içerisinde devre arasında Bursaspor’a transfer olan Bekir YILMAZ gördüğü 8 sarı kart ve 1 kırmızı kart ile takımın en hırçın oyuncusu durumundaydı. Bu sezona kadar 21 kez karşılaştığımız Manisaspor'a karşı 12 galibiyet 3 beraberlik alırken 6 maçtan da mağlubiyetle ayrıldık. İki takım arasındaki en gollü ve en farklı maçlar Manisa'da 1967/1968 ve 1970/1971 sezonlarında Manisaspor'un aldığı 4:1'lik galibiyetle geldi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...