elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2014

Haftanın Maçı | Elazığspor - Orduspor


Yazıya başlamadan önce şunu belirtmekte fayda var. Maç yazısından ziyade son haftalardaki durumumuzu anlatacak bir yazı yazmanın daha uygun olacağını düşündük. Hafta içi zor da olsa Düzyurtspor'u eleyerek Türkiye kupasında tur atladık. Açıkçası elensek de üzülmezdik hatta sevinirdik. Keza bizim tek hedefimiz süper lige çıkabilmek. Türkiye kupasında gidebileceğimiz yer de belli... Düzyurtspor maçında oynanan futbol hiç kimseye umut vermedi. Açıkçası bunun sinyallerini Adanaspor maçında da görmüştük ama maalesef bu hatalar galibiyetin gölgesinde kaldı. Adanaspor maçında 10 kişi kalmış rakipten baskı yedik. Bu baskı sonucu kalemizde de 2 gol gördük. Geçen sene savunmamızın ön plana çıktığı çok maç vardı. Gerçekten de savunmadaki oyuncularımız çok büyük özveriyle oynamışlardı. Maalesef bu sene lige savunma handikapı ile başladık. Bunun sebebinin ise futbolcular olduğunu düşünmüyoruz. Oynadığımız maçları tekrar tekrar izlerseniz taktiksel nedenlerden dolayı çok pozisyon veriyoruz dolayısıyla da çok gol yiyoruz. Örneğin geçen sene beklediğimizden çok daha iyi oynayan Erkan Sekman bu sene iyi bir başlangıç sergileyemedi. Maçlarda dikkat ederseniz rakip takım sol taraftan kalemize doğru atağa kalkarken Erkan ya yerinde olmuyor ya da yerinde olsa bile sağ içte oynatan stoperin yanına doğru sokuluyor.  Kendi sahamızda oynadığımız Düzyurtspor maçında bile rakipten baskı yediysek teknik ekibin tiplerini ve evlatlarını bir kenara bırakıp "taktiksel hatalarına" bakmaları lazım. Ayrıca bu olayı futbolcuların para alamamasına bağlamak da doğru değil. Bu futbolcular  6 ay futbol oynamama riskini alıp transfer tahtamızın açılmasını beklediler. Futbolcularımızın tek derdi para olsaydı 6 ay futbol oynamama riskini almazlar başka takıma giderlerdi.. Sol bekte oynayan Hüsamettin maalesef şu an için yeterli değil. Büyük ihtimalle bu haftaki maçta oynamaz. Ama yerine kim oynar bilinmez... Stoperde ise Tandia'nın lisansı hala çıkmadı. Ne zaman çıkacağı ise şu an için belli değil. Eski kulübü Honved ile yaşanan bir sıkıntı olduğu söyleniyor inşallah en kısa zamanda bu problem çözülür. Defansta Ufukhan'ın yeri garanti gibi. Zaten oynadığı maçlarda da canla başla oynuyor ve formayı hak ediyor. Yanında ise büyük ihtimal Volkan Koçaloğlu oynayacak. Volkan lig için iyi bir stoper ama yaşı 35'e geldi. Üst üste maçları çıkarabilmesi zor.  O yüzden Volkan'dan maksimum verim alabilmek için fiziksel gücünü de göz önüne almak lazım...


Orta sahamızı ele alacak olursak geçen seneye göre çok alternatifli olduğunu söyleyebiliriz. Her mevkide oynayabilecek en az 2 oyuncumuz var. Geçen sene kulübeden gelip oyuna skor olarak katkı verecek oyuncumuz yoktu ama bu sene aynı şeyi söyleyemeyiz. Transferleri yapan Futbol şube sorumlumuz Tahsin Türkmen teşhisi doğru koymuş!.  Geçen sene Salih Sefercik'in görevini bu sene Emrullah yapmaya çalışıyor. Ama Emrullah'a bu konuda biraz fazla sorumluluk veriyoruz. Bizim Emrullah'tan beklediğimiz rakibe basması ve rakibi bozması. Çünkü bunu yapabilecek kapasite Emrullah'da var ama siz Emrullah'a oyun kurdurtmaya kalkarsanız ve ön libero değil de orta sahada santraya daha yakın oynatırsanız rakip sahada kaptırdığınız top ile rakip takım 3-4 pas ile kaleci ile karşı karşıya kalır ve kendi evinizde 4 gol yemeniz hiç sürpriz olmaz. Emrullah'ı defansın önüne süpürücü olarak koymak en azından kendi evinizde 4 gol yemenize sebep olmaz. Emrullah'la oynayan Landel şu ana kadar oynadığı maçlarda vasatı aşamadı. Landel'in de artık sazı eline alması lazım ama onun da Emrullah'ın defansın önünde çakılı stoper oynaması gerekirken yanında oynamasından dolayı şu an için ön plana çıkamadı. Emrullah'ın asıl yerine geçmesiyle Landel'in de orta sahada çok daha başarılı olacağı kanısındayım. Geçen sene ise Anıl Taşdemir'in üstlendiği görevi bu sene Ali Güzeldal yapabilecek kapasiteye sahip. Bunu yapabileceğini de evimizde oynadığımız hazırlık maçında gördük. Şu an için Emrullah-Landel-Ali Güzeldal üçlüsü bizim için ideal üçlüdür. Kanatlarda ise Ziya ve Serdar Deniz güzel işler yapıyor. Ziya geçen seneden beri kendini çok geliştirdi ama ayaklarının biraz yere değmesi lazım. Yeteneklerine lafımız yok ama Adanaspor maçında arkadaşına pas verse maç 3-1 olacak ve Adanaspor maçtan iyice düşecekti. Ama o şut atmayı tercih etti ve akabinde gol yedik. Her zaman Adanaspor maçında olduğumuz kadar şanslı olmayabiliriz. Sağ tarafta ise Serdar Deniz çok güzel işler yapıyor. Özellikle topu rakip kaleye çok hızlı bir şekilde taşıyor. Eminim ki ilerleyen haftalarda daha iyi olacak. Ayrıca o bölgede oynayabilecek Mutumba ve Emre Aygün var. Emre Aygün bildiğimiz gibi inşallah en kısa zamanda toparlar. Mutumba konusunda ise ayrı bir parantez açmak lazım. Mutumba çok büyük umutlarla transfer edildi. İsveçte oynadığı futbolun yarısını oynasa sırf onu izlemek için gelecekler bile olur, Maça gelecek taraftar sayısını 2'ye bile katlayabilir. Şanssız bir sakatlık geçirdi ama Antalyaspor maçından sonra hocanın yaptığı basın toplantısında Mutumba'nın nasıl sakatlandığını anlamadığını, yürürken sakatlandığını, iyi futbolcu olduğunun söylendiğini ama daha bir şey görmediğini söylemesi eminim Mutumba'yı sakatlığından daha çok üzmüştür. Mali olarak durumumuz ortadayken, seneye ne olacağımız belli değilken bir futbolcuyla ilgili böyle bir açıklama yapmak kabul edilebilir bir davranış değil. Bizim için geçen sene "küme düşer, küme düşmemeye oynar" diyenlere en güzel cevabı sahada vermiştik. Kıl payı süper ligi kaçırdık. Bunun temel sebebi de takımımızda bulunan teknik ekip, futbolcular, taraftarlar ve yöneticiler arasındaki aile bağıydı. Biz yine o ailenin "Orduspor ailesinin" oluşmasından tarafız ama kendi futbolcusuna ön yargıyla yaklaşan kim olursa olsun o kişinin bu ailede yeri yoktur....

Forvette ise Yasin Ozan beklentilerimizin çok üzerinde bir performans sergiliyor. Ümit Tütüncü gelse bile formayı Yasin'den alması zor. Forma rekabeti Yasin ile Ümit'in arasında geçer. Gökhan Kaba ve Cemre Atmaca ise Orduspor için yeterli bir oyuncu "şimdilik" değil.

Bugün oynayacağımız maça genel olarak bakarsak Elazığspor'a şansımızın tuttuğunu söyleyemeyiz. Elazığspor ile şu ana kadar 10 maç yaptık. 10 maçta Elazığspora karşı 4 mağlubiyet, 5 beraberlik ve 1 galibiyetimiz var. Teknik Direktörleri Ümit Özat. Onlar da bizim gibi mali sıkıntılarla uğraşıyorlar. En tehlikeli oyuncuları ise Ömer Yıldız, Birol Hikmet ve Murat Kayalı. Bu üç oyuncuya çok dikkat etmemiz lazım. Kalecileri Ivesa tecrübeli bir kaleci. Kalede 2.05'lik bir kaleci varken yan toplardan ziyade kısa paslarla rakip kaleye gitmek daha mantıklı gibi. İçerideki Kayserispor maçını deplasman galibiyetiyle telafi etmiştik. Kayserispor maçını da Elazığ'da telafi edip önümüze bakmamız lazım.

11 Mart 2013

Deplasmanda İstikrar | Elazığspor 1 - 0 Orduspor


Yine o psikolojiye büründük. Galatasaray maçından sonra yaşadığımız travmayı elbirliğiyle kenetlenerek atlatmıştık. Fakat, Karabük maçıyla şahlanan ruhumuz bir maç ile hüzne boğuldu yine. Sıkıntılı, zor bir süreç bizi bekliyor. Elazığspor maçı geride kaldı artık. Her ne kadar bizden çok şey götürmüş olsa da bu maçı ardımızda bırakıp bugünden itibaren Gaziantepspor maçına odaklanmalıyız. Umudun bittiği yerde inadımız başlar dedik ya, işte o inadı 9 hafta boyunca göstereceğiz. 26 yıl sonra geldiğimiz bu ligden öyle kolay gitmememiz gerektiğini futbolculara, Cuper'e, teknik heyete daha bir inançla göstereceğiz. Bazı şeylerin üstünü kapatacağız. Taa ki rahat bir nefes alıncaya kadar. O nefesi alınca söylenecek çok söz olacak. Ama şimdi şehir olarak, taraftar olarak sazı elimize almamız gereken vakit.

Üzerinden yıl geçti artık deplasmanda kazanmayalı. Dile kolay Cuper ile sadece bir defa galip gelebilmişiz deplasmanda. Bunun bilincinde gittik Elazığ'ya ama her hafta deplasmanda beklediğimiz, artık vakti geldi dediğimiz galibiyeti yine elde edemedik. Maça oldukça iyi başladık aslında. Deplasmanda alışkın olduğumuz Orduspor dışında bir Orduspor vardı sahada. Önde basan, rakibi hataya zorlayan, pozisyona giren, açık oynayan bir Orduspor... Ama püf noktalarda eksik kaldık. Nizamettin son pası veremedi, Hasan ağır kaldı, Ivesa çıkardı vs vs. Top kaleye girmedi. 61 dakikaya kadar maç hakkında aklımızda soru işareti yoktu. Elazığspor belkide ilk organize geldiği atakta golü attı ve öne geçti. Normal şartlarda iyi oynarken panik yapmayıp oyunu Elazığ yarı alanına yıkmamız en kötü bir puanla dönmeliydik. Oynadığımız futbolun en azından karşılığı buydu. Fakat yenilen golden hem takım oyundan düştü hem de Cuper yaptığı değişikliklerle bu düşüşe ortam hazırladı. Golü yedikten hemen sonra 4-4-2'ye dönüp oyunu rakip alana yıkmak yerine 75. dakikaya kadar Barral'ı bekletti. 75. dakikada Barral'ı kenarda görünce sevindik ama çıkan Hasan Kabze olunca bu değişiklik çok da bir şey ifade etmedi! 61. dakikada golü yemişsin, önünde koca bir 30 dakika var ama sen çift forvete dönmeyip tek forvet 3 önlibero ile maçı tamamlıyorsan bunun mantıklı bir açıklamasını yapamazsın. Sıradan bir futbol izleyicisinin bile ilk aklına gelen basit futbol doğrularını Cuper'in uygulamamasının hakikaten anlaşılabilir bir tarafı yok. Mantık bir yerden sonra yeterli gelmiyor bu durumları açıklamaya.

Kadro açıklandığında Ali orta sahada olduğu için mutlu olduk ama Kaptan deyim yerindeyse maç boyu orta çizgiyi geçmemeye itina gösterdi. Karabük maçında ileri uca yakın oynadığında iki gol atan, defalarca şut şansı bulan, ters toplarıyla takımı pozisyona sokan Ali Çamdalı dün deyim yerindeyse İbrahim Kaş ve Roversio'nun önünde oynayan üçüncü bir stoper görünümündeydi. Görünürde orta saha ama maç boyunca çok nadir katıldı hücumlara. Tabii bu durum Ali'nin değil Cuper'in tercihiydi. Cuper Ali'nin o şekilde oynamasını istedi. Mantıklı bir açıklaması var mı? Yok! Sezon başı Cuper yokuşu dedik, takımın kondisyonundan dem vurduk ama 65. dakika yürümeye mecali olmayan Nizamettin Çalışkan, maç boyunca top on santim uzağına atılınca yetişemeyip sağa sola trip atan Hasan Kabze... Bu muydu Cuper yokuşu? Bir de Yiğit Gökoğlan durumu var. Ne kızsak da, bağırsak da Müslüm'den fazla hak etmiyor o formayı. Sezon bitiyor artık. Anlamsız zorlamalar yapmanın, sinekten yağ çıkarmaya çalışmanın anlamı yok. Yiğit'den birşeyler beklemek yerine Monje'den verim almaya çalışsa Cuper daha mantıklı olur!

Eleştirilecek çok konu var. Aklımızın mantığımızın almadığı şeyler var. Sindiremediğimiz, kendimize yediremediğimiz şeyler var. Ama şimdi susacağız. Bu takım ligde kalmayı garantileyene kadar. Bütün bu yanlışlara rağmen Cuper gitsin vs demek bize hiçbir şey kazandırmaz aksine durum daha kötüye gider. Kadro yapısına bakarsanız dediğimi bir nebze anlarsınız. Bu kadroyu Cuper kurdu ve ligi bitirecek Daha önce söylediğim gibi öyle veya böyle bu takımı ligde tutup 26 yıl sonra 88. dakikada hayallerine ulaşmış bir şehrin hayallerini yeniden yıkan adam olmayacak. Biz de geriye baktığımız zaman onu kötü değil iyi adamdı diye hatırlayacağız. Bunu çok görmesin bize. Ondan sonra Cuper sağ, biz selamet. Herkes yoluna.

19 Ekim 2012

Haftanın Maçı #8 | Orduspor vs Sanica Boru Elazığspor


Malumunuz bu hafta rakibimiz ligin yeni ekibi Sanica Boru Elazığspor. Elazığspor, şansımızın hiç tutmadığı takım olarak hafızamızda hala. Ne kadar iyi olursak olalım rakibimiz Elazığspor ise her zaman bize çelme takmasını bildi. Rakibe karşı galibiyetimiz yok resmi maçlarda. Kötü bir istatistikle yazıya başladık ama şimdi durumlar çok farklı. İlk kez Elazığspor ile Süper Lig'de karşılacağız. Bambaşka bir ortam. En son 2008 kışında 1. Lig'de Elazığ'da seyircisiz maçta 0:0 berabere kalmıştık. O sezon kümeye düşen Elazığspor iki maçtada 1 puan koparmıştı bizden.

Maç Cumartesi akşam üzeri 16:00'da başlayacak. Lig Tv'den yayınalanacak olan maçı Bülent Yıldırım yönetecek. Maçın Ordu'da oynanacağını belirteyim, olmazsa olmaz.

Milli maç araları çok sıkıyor insanı. Orduspor'u özlüyorum mesela, hergün üzerine kata kata birşeyler yapmaya çalışırken araya milli takımı koyuyorlar. İnançsızlar ordusu bir ülkenin tüm hevesini 3 günde kaçırabiliyor. Oynanan iki maçıda izlemedim geçip televizyon karşısına. Milli takıma karşı en ufak bir heyecan kalmamış içimde. Bu son döneme özgü birşey değil aslında, Abdullah Avcı değil, İstanbul takım futbolcularının hegomanyası değil, Seçuk İnan yada Hiddink falan da değil. Futbolumuzun başındaki adamlar dar kafalı insanlar olursa, milli takımımızda hep bir noktada kalır. Günübirlik başarılarla yada anlık bir gazla gelen turnuva başarısıyla 10 seneyi kurtarır dururuz düşüncede. Biz futbolu bu kadar sevmeseydik, futbolda çok daha iyi yerlerde olabilirdik. Ama çok seviyoruz biz bu futbolu, ve bu sevgimizi kullanıyorlar, sevgimizin üzerinden geçiniyorlar. Yoruyorlar bizi, canımızı sıkıyorlar.

Peki nerede kalmıştık?
Biz 7. hafta sonunda namağlup yola devam eden tek takım konumundaydık. Ordu'da en son Galatasaray galibiyetiyle coşmuş, Kastamonu'da kupa maçında tur atlayıp, Karabük deplasmanında bir iyi bir kötü oyunla yinede tarafsız gözle bakıldığında galibiyeti kaçırarak 1:1'lik sonuçla 1 puanı almıştık. Evimizde 3 deplasmanda 1 planını tutturduğumuz taktirde Avrupa hayali hiç uzak değil. Bu planda sapmalar olacaktır zamanla. Tabiki herşey bu kadar bu güzel olmayacak ama o zamanlarda önemli olan geçen seneki seri mağlubiyetler durumuna düşmemek. Hava gerçekten çok önemli, o havayı bir kaybedersin toparlanman sıkıntılı olur. Geçen sene bu sancılı dönemi teknik direktör değişikliğiyle atlatmıştık. Bu arada Kasımpaşa'dan Metin Diyadin'i 1 mağlubiyet aldı diye gönderdiler 5 kelimelik bir açıklamayla, ben hala orada kaldım.
Elazığspor ise 1. Lig'den yeni gelen bir ekip olarak çok yanlış işler yaptı. Bülent Uygun 1. Lig'deyken yapılan bir hataydı ve o hata Süper Lig'de yeni bir Bucaspor çıkarttı ortaya. Yönetimsel anlamda da çok acemice yönetildikleri ortada. Zira sahası bakımda olduğu için dışarıda oynadıkları 3 maçı seçtikleri şehirler tamamen taraftarlarından uzak yerlerdi. Ben Elazıspor'un İzmir'de maç yapma mantığını anlamam. Yada Bülent Uygun'a bu kadar güvenmeleri? Sonra Bülent Uygun gitti, yine kolaya kaçtılar Yılmaz Vural'ı getirdiler. Yılmaz Vural tercihine kötü demeyeceğim. Aslında Türkiye'de takımın başına getirebileceğin teknik direktör yok kadar az. Belli bir kısır döngü oluşmuş buradan para kazanıyor insanlar. Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi isimlerin hala iş bulması 3 ay sonra kovulması, aynı hikayeler, aynı senaryolar... Yılmaz Vural'la belli bir hava yakalanır mı bilmem. En azından ilk dönem için zor gibi. Çünkü kadrolarının çok yetersiz olduğu düşüncesindeyim. Yılmaz Vural'ın bir şansı varsa oda bu sefer bir takımın başına erken geçmesini sayabiliriz.

Belli bir sistem oturttuk ve bu durumdan gayet memnunuz. Cuper ile Ordu'da yenilgi görmememiz şahane bir olgu bana göre. Biz bu duyguyu bundan  4 5 sene öncesinde 1. ve 2. Lig'de Yücel İldiz'le yaşamıştık. Ama özellikle son yıllarda, ki buna Süper Lig'e çıktığımız sezonda dahil, Ordu'da oynadığımız maçlardan korkar hale gelmiştik. Yıllar sonra Ordu'da bu güveni yakalamak hayallerimiz içinde olması gereken birşeydi. Biz bu standartlarda gittiğimiz zaman insanlarda artık bizim Ordu'da ki maçlara 1:0 önde başlayacağımızın bilincine varacaklar. Elazığ maçıda şimdi aynı şekilde. Doğrudur Elazığ'a tutmayan bir şansımız var hatta bizim maç öncesinde hoca değiştirdiler, hoca değiştiren takımlardan korkacaksın gibi bir klişe söz dahi vardır. Bu söz çoğu zaman da doğru çıkar ama bu hafta bu tezide çürüteceğiz. Çünkü Elazığspor'un karşısında işini bilen bir teknik direktör, futbolcu ve şehir olacak. İşini bilen dedim de Karabük maçında Cuper'in Barral'ı 65. dakikaya kadar yedek tutması geldi aklıma. Böyle heyecanlara hiç gerek yok aslında.


7 maçta 3 puan aldı Elazığspor. Bu alınan 3 puan 3 farklı maçta alınan beraberlikle geldi. Puan alınan 3 takım içinde Fenerbahçe ve Bursaspor gibi dişli takımlar vardı. Eğer golü erken bulursak rahat bir maç geçiririz düşüncesindeyim. 3:0'a gelirse ama maç, düşünmeye başlarız yine geçen seneyi olsun bu seneyi olsun. Elazığspor'da ki eksikler konusunda pek birşey bilmiyorum. Ama Orhan Ak'ın sarı kart cezalısı olduğu için Ordu'ya gelmediği en azından kesin. Rakip takım 7 maçta sadece 2 gol atabildi. Bu goller ise Gökhan Emreciksin ve Tum'dan geldi. Bu süreç içerisinde -12 averajla gerçekten umutsuz bir durumdalar. Bir 7 hafta daha bu kötü istatistik devam ederse Elazığspor bu lige erkenden havlu atacaktır. Bir kötü istatiktikte yakından tanıdığımız bir isim olan Sedat Bayrak'tan gelsin. Sedat Bayrak, Elazığspor forması altında  toplamda 3 maçta sahada yer alırken bu 3 maçın 2'sinde (Fenerbahçe-Kasımapaşa) kırmızı kart gördü. Gereksiz istatistiklerden birisi de en çok forma giyen oyuncular kısmı olsun. Bülent Uygun'un en sevdiklerinden biri olan Bilica, Elazığspor formasıyla 630 dakika sahada kalarak en fazla süre alan oyuncu oldu. Onu 617 dakikayla Tum, 601 dakikayla Bülent Ertuğrul takip ediyor.

Elazığspor ile resmi maçlarda 7. karşılaşmamız olacak bu maç. Daha önceki maçlarda 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet almıştık. Bu mağlubiyetler içinde en farklısını 2006/2007 sezonunda Elazığ'da 3:0 ile almıştık. Aramızda oynanan en gollü maç ise 2005/2006 sezonunda Ordu'da ortaya çıkan 2:2'lik skor olmuştu.

5 Haziran 2012

Şehirler & Şampiyonluklar

İnegöl / Bursa

İnegölspor TFF 3. Lig 1. Grup'ta topladığı 77 puanla grubu 1. bitirerek seneye 2. Lig'de oynamaya hak kazandı...


Nazilli / Aydın

Nazilli Belediyespor TFF 3. Lig 2. Grup'ta topladığı 78 puanla grubu 1. bitirerek seneye 2. Lig'de oynamaya hak kazandı...


Hatay

Hatayspor TFF 3. Lig 3. Grup'ta topladığı 72 puanla grubu 1. bitirerek seneye 2. Lig'de oynamaya hak kazandı...


Kahramanmaraş

Kahramanmaraşspor TFF 3. Lig Play Off'larının final maçında Manisa'da Bingöl Belediyespor'u penaltılar sonucu 4:2 yenerek seneye 2. Lig'de oynamaya hak kazandı.


Tarsus / Mersin

Tarsus İdman Yurdu TFF 3. Lig Play Off'larının final maçında Fethiye'de Bursa Nilüferspor'u 3:0 yenerek seneye 2. Lig'de oynamaya hak kazandı...


Şanlıurfa

Şanlıurfaspor TFF 2. Lig Beyaz Grup'ta topladığı 75 puanla grubu 1. bitirerek seneye Bank Asya 1. Lig'inde oynamaya hak kazandı...


Adana

Adana Demirspor TFF 2. Lig Play Off'larının final maçında Denizli'de Fethiyespor'u 2:1 yenerek seneye Bank Asya 1. Lig'de oynamaya hak kazandı...


Akhisar / Manisa

Akhisar Belediyespor Bank Asya 1. Lig'de topladığı 63 puanla sezonu 1. sırada bitirip seneye Spor Toto Süper Lig'de oynamaya hak kazandı...


Elazığ

Elazığspor Bank Asya 1. Lig'de topladığı 61 puanla sezonu 61 puanla bitirip seneye Spor Toto Süper Lig'de oynamaya hak kazandı.

6 Mayıs 2012

Hoşgeldin Elazığ !


8 sene sonra tekrar Süper Lig'deler.
Hoşgeldiler,
Yakıştılarda.
Bank Asya'da şansımızın hiç tutmadığı takımlardan birisi olarak kazınmışlardı hafızalarımıza.
Seneye bu şanssızlığıda kıracağız inşallah.
2 sene boyunca doğru işler yaptılar. Başarının her zaman parayla, isim yapmış oyuncularla gelmediğini kanıtladılar. Konyaspor'da bunu başaracaktı ama takıldılar son 2 haftada. 2 senede 2 lig atlamak tarifsiz bir başarıdır.
Asıl önemli olan bundan sonrası...
1- O stadın zemini hiç zaman kaybetmeden değiştirilmeli.
2- Bülent Uygun dolayısıyla bir çok futbolseverin gözünde bir anda antipatikleşen Elazığspor, yine aynı teknik adamla geçen senenin Bucaspor'undan ders çıkarmalı.
Buca'yı yarı yolda bırakan Bülent Uygun, bir Bucaspor maçıyla başka takımın başında şampiyonluk kutlaması gayet ironik oldu.
"Ahanda geldiniz", hoşgeldiniz Gakgoşlar...

Özet:
Haftaya Bank Asya 1. Lig'inde kim iyi kim kötü herşey belli olacak. Uzun uzadıya birşeyler karalayacağımız çok malzeme çıkacak. Onun için fazla açılmıyorum bu hafta.
Çaykur Rizespor - Akhisar Belediyespor maçı, Fenerbahçe - Galatasaray maçı kadar ilgi çekecek haftaya. Şimdiden bu maçı düşündükçe ben heyecanlanıyorum.
100. yılını kutlayan Karşıyaka, çok saçma bir duruma düştü. Son haftaya girilirken ya Giresun yada Karşıyaka 2. Lig'e düşecek. Şaşırttı Karşıyaka.
Karşıyaka - Gaziantep B.B. , Sakaryaspor - Giresunspor maçları bittiğinde ise düşen son takım belli olacak.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...