31 Ocak 2012

3'te 3'e Doğru... | 24. Hafta, Orduspor - Ankaragücü


İkinci yarının başlamasıyla yine haftada iki maç programına geri döndük. Hafta içi hafta sonu derken lig birbirine girdi. Zaten Genel Kuruldan sonraki süreçte futbol falan konuşulduğu yok ama biz yinede belli bir çerçevede devam edelim. Yaşanan olaylardan dolayı oldukça doluyuz. Yazmaya, irdelemeye başlarsak sonu gelmez. Zaten Türk futbolunun bu hale gelmesine sebep olan hırsızların da bu durumu çok içerlediği yok. Hala pişkin pişkin ortalıkta adalet timsali gibi dolaşıyorlar.

Lige Fenerbahçe mağlubiyeti ile başlamıştık ve 7. hafta Ankara'da Ankaragücü ile oynadığımız karşılaşma sonrasında 14 puana ulaşıp lige çok iyi bir başlangıç yapmıştık. Sonrasında Bursaspor ve Antalyaspor maçlarından sonra düşüşe geçip ilk yarıyı umutsuz ve kötü bir şekilde tamamlamıştık. Ne tesadüftür ki ikinci yarıyada aynı doğrultuda başladık. Yarın Ordu'da Ankaragücü'nü mağlup etmemiz durumunda ilk yarı ilk 7 haftalık süreçte ulaştığımız puana ulaşacağız. Tabi öncesinde kolay görünen ama sahada mücadele etmeden kazanamayacağız Ankaragücü engelini geçmemiz gerekecek. Ankaragücü'nün durumundan dolayı biraz gevşeklik mevcut ama takımın bu psikolojide olduğunu düşünmek bile istemiyorum.

Ankaragücü çok köklü bir camia. İçinde oldukları durum üzüntü verici ama bir gerek var o da rakibimiz oldukları. Bundan sonraki süreçte alacağımız 1 puan, atacağımız 1 gol bile çok önemli. O yüzden sahaya yedek kadro ile çıkma düşüncesinde olanlar o düşüncelerini tekrar gözden geçirmeliler. Teknik ekibin böyle bir düşüncesi olduğunu düşünmüyorum. Profesyonel bir ortamda böyle bir düşüncenin yer alması bile beni rahatsız eder. Çıkacağız sahaya ve kazanmak için mücadele edeceğiz bu kadar basit. Ankaragücü bir onur mücadelesi veriyor. O camianın bu durumlara gelmesi çok üzücü ama bu hale gelmesinin nedenide o kulübü yönetenler. Bu sorunu yine kendi içlerinde çözeceklerdir. Bu sezon onlar için artık geç olduğunu düşünüyorum. Ligden düşecek ilk takım Ankaragücü ama arada sırada bazı takımların canını yakacaklar. Mersin İdman Yurdu ve Beşiktaş'da onların şuandaki durumundan farklı olmayan şartlarda mücadele ettiler ama puan kaybettiler. Arada sırada beklenmedik sonuçlara imza atacaklarını düşünüyorum lig bitene kadar ve bu ihtimal bile bu maç hakkında biraz olsun içimde şüphe uyandırıyor... Son olarak elle tutulur iki futbolcuları kalmıştı ama önce Turgut ayrıldı takımdan. Bugün ise Ergin Keleş'in Karabükspor'a transfer olduğunu öğrendik. Rakibimiz tamamen A2 takımından oluşan futbolculardan ve gençlerle çıkacak karşımıza.

Karabükspor galibiyetinden sonra Eskişehir'den alınan 3 puan doğru söylemek gerekirse bizim için bonus oldu. Ço zor saha şartlarında, bizle oynadıkları maçı çıkış maçı olarak olarak gören bir rakip karşısında deplasmanda galip gelmek gerçekten çok keyifli oldu ve bizi oldukça rahatlattı. Saha şartlarından dolayı oynanan futbol hakkında çok fazla konuşulamaz ama beni en çok sevindiren diğer unsur ise Cuper'in kadro olarak Eskişehir karşısına çıkardığı ilk 11'di. Defansif futbol oynatmayı seven bir hoca olmasına rağmen Stancu ve Hasan Kabze'nin aynı anda sahada yer alması, Cuper'in saplantılı olmaması, rotasyonu ayarında yapması bizim adımıza çok güzel bir gelişme ve bundan sonraki periyodda da umut verici. Bütün takımlar yeni transferlerinden verim alırken, faydalanırken biz son iki karşılaşmada yeni transferlerimizden faydalanmaya başladık. Javito şuanki görüntüsüyle beklentilerimizin çok üstünde. Hasan Kabze'yi ise izlerken sahada her anlamda komplike bir forvet oyuncusu olduğunu hissetmemiz bile ne denli iyi bir transfer yaptığımız özeti. Eskişehir maçındaki performansının umut verici olması ve Bruno'nun da takıma dahil olacağını düşündüğümüzde ön taraftaki sıkıntıların geride kalacağını rahatça söyleyebiliriz.

Ankaragücü karşısında Eskişehir maçına yakın bir 11 ile başlayacağımızı düşünüyorum. Sedat ve Ali kart cezalısı olduğu için karşılaşmada yer alamayacak. Onların yerine Abdurrahman ve Abdülkadir tekrar ilk 11'deki yerlerini alırlar. Ayrıca Fatih ve Numan'ın sakatlığı devam ediyor. Numan hakkında ise aldığımız bilgilere göre güçlendirme çalışmalarına devam ediyor. Bu sezon ondan faydalanmamız güç gibi görünüyor. Yani Numan'ın sezonu kapattığını söyleyebiliriz. Fornezzi'nın bu maça hazır olacağını söylenmişti ama kalede yer alır mı ona Cuper karar verecek. Gosso'nun da Afrika Kupasında olduğunu söylemeye gerek yok. Ankaragücü'nün kadrosunu düşününce eksiklerin bizim adımıza önemi yok.

Ordu'da gece başlayan kar yağışı sabaha kadar aralıklarla sürmüş ve şehir merkezinde 10 cm'ye yakın kar varmış. Zeminimizin pek iyi olduğunu söyleyemeyiz. Yarına kadar karın etkisini sürdüreceğini düşümiyorum ama zemin üzerindeki etkisini umarım hissetmeyiz.

Ankaragücü ile bu zamana kadar 1. Lig 2. Lig ve Türkiye Kupası dahil olmak üzere farklı kategorilerde 18 kez karşılaştık. Bu maç 19. maçımız olacak. Toplamda 4 galibiyetimiz 5 beraberliğimiz ve 9 mağlubiyetimiz bulunuyor Ankaragücü'ne karşı.

Geçmişte kalan maçlar şu şekilde ;

1968-1969 (2. Lig Kırmızı Grup)- Ordu 0:0 Ankaragücü, Ankaragücü 0:1 Ordu
1975-1976 (1. Lig)- Ordu 2:0 Ankaragücü , Ankaragücü 3:1 Ordu
1977-1978 (1. Lig)- Ordu 2:0 Ankaragücü , Ankaragücü 1:0 Ordu
1980-1981 (Türkiye Kupası)- Ordu 1:2 Ankaragücü , Ankaragücü 0:0 Ordu
1983-1984 (1. Lig)- Ordu 0:2 Ankaragücü , Ankaragücü 4:0 Ordu
1983-1984 (Türkiye Kupası)- Ordu 1:0 Ankaragücü , Ankaragücü 5:0 Ordu
1984-1985 (1. Lig)- Ordu 0:0 Ankaragücü , Ankaragücü 0:0 Ordu
1985-1986 (1. Lig)- Ordu 2:3 Ankaragücü , Ankaragücü 1:0 Ordu
2009-2010 (Ziraat Türkiye Kupası)- Ordu 1:2 Ankaragücü
2011-2012 (Süper Lig ) - Ankaragücü 0:2 Orduspor

29 Ocak 2012

Eskişehirspor 0 - 1 Orduspor

1 haftadır üzerine muşamba serilen, Türkiye'nin en iyi zeminlerinden birisine sahip Eskişehir Atatürk Stadyumu, Galatasaray maçında ki kadar kötü olmasa da yine futbol oynamaya pek müsait değildi. Zeminde biriken buz birikintilerinin her iki takımı da zorlayacağını söylemek için fazla futbol bilmeyede gerek yoktu. Eskişehirspor buna benzer bir zeminde Galatasaray karşısında neredeyse tek bir pozisyon dahi olmayan maçta 0-0'lık sonuçla 1 puan ile ayrılmıştı. Bugün oynanacak maçında 0-0'a bağlanması pek uzak olmayan bir ihtimaldi. Bu ihtimalleri düşünürsek bu zemin sayesinde Eskişehirpor rakiplerine karşı puan mı kazanıyor yoksa puanları rakiplerine mi bırakıyor diye üzerine kafa yorulabilirdi.

Galatasaray ve Trabzonspor maçında 10 kişi kalana kadar ki sürede oynanan futbol Eskişehirspor adına umut vericiydi. Futbol iyidi de ortada sonuç yoktu. Ersun Yanal yönetiminde henüz galibiyetle tanışamayan Eskişehirspor, bu maçı skor olarakta bir çıkış maçı olarak görüyordu. Ama zeminden bahsettik. Bu zeminde de futbol oynamak zor. Teknikten çok kişisel hataların konuşacağı bir maç olacaktı.

Hasan Kabze'nin ilk defa 11 çıkacağı maçta Stancu, Culio ve Javito ile ileride pozisyon bakımından alternatif oluşturmaya çalışacağız ama pek beceremeyceğiz. Yere çarpan top, balon misali futbolcuların ayağına dolanacaktı çünkü. Sahada futboldan daha çok bir kör dövüşü vardı. Eskişehirspor ev sahibi olmanın avantajını daha çok ayağında top tutarak kullanmaya çalışıyordu. Orta sahayı kalabalık tutarakta bizi kendi yeralanlarında topla buluşmamızı en aza indirmek istiyorlardı. Zaten ilk yarının ilk 20 - 25 dakikasında topla yapılan isabetli paslarda bize neredeyse 3 katı fark atmışlardı.

Olaya bizim açımızdan bakarsak rakibi üzerimize çekmeye çalışıp, rakip atakları sonrasında hızlı toplarla savunma arkasına atabildiğimiz kadar top atacaktık. Fevzi'ye gelen her top oyuna çabuk sokulmalıydı. Rakibin oyunu buna elverişliydi. Orta sahayı kalabalık tutmak isteyen Ersun Yanal defansı 3 kişiyle oynatınca ilk yarı içinde bu plana uygun bir pozisyon buldukta. İveşa'nın hatasıyla onu geçen Hasan Kabze'nin kaleye bakmadan topu oraya göndermesi sonrasında Nadareviç'in çıkardığı %100'lük gol pozisyonunun, bizim adımıza ahlar vahlar arasında yitip gitmesine neden oldu. İlk yarı boyunca pozisyon üretemeyen Eskişehirspor tek umudunu "kaleyi gördüğün gibi vur" anlayaşına bağlamıştı. Tutabilirdi de. Tutmadı. Zemin müsaitti olmadı. Ha birde duran toplar. Fevzi Elmas duran toplarda canlı bomba olmaya devam ediyor. Her maç istim üzerindeyiz. Bu sefer şanslar eşit. İveşa sayesinde. Nedeni birazdan.


İkinci yarı başladığında iki takımında ilk yarıdan farklı bir oyun sergilediğini söyleyemeyiz. Sanırım maç başında, olağan olarak düşündüğümüz 0-0'lık sonuç ortaya çıkacaktı. 55. dakikaya kadar. Beklemediğimiz bir dakikada güzel bir gol bulduk Eskişehir'de. Eskişehirspor seyircisinin "Şimşekler..." diye devam eden tezahüratına başladığı dakikalarda. Rollerin değişip, Hasan Kabze'nin ortasına Stancu'nun kafasıyla şimşek gibi çaktığımız anda. Evet, 1-0 öndeyiz. Attığımız gol güzel, hoş. Ama İveşa'dan bahsetmesek olmaz. Bu saate kadar hala Eskişehirspor kalesini koruyorsa bunu diğer meslektaşlarının yanında artı özelliği olan boyuna borçlu sanırım. Stancu'nun kafasını almak için çıkarken iyi izleyin. Gelen ortaya kucak açmaya çalışıyor, bunun yanında zamanlama hatası yapıyordu. Ordu'da ki maçta da her 2 golde de hataları mevcuttu. Belirtelim Stancu Eskişehirspor ile oynadığımız her 2 maçtada gol atmayı başardı. Son 2 maçtada golünün bulunduğunu hatırlatalım. Sen hep kayıplarda ol ama atman gereken yerlerde golünü at senden başka birşey istemeyiz zaten Stancu.

Maç bitene kadar Eskişehirspor golü bulacak, tek bir organize atak geliştiremedi. Doldur boşaltlarla birşeyler yapmaya çalıştılar ama defansımız içinde eridiler. Defans oyuncuları Diego, son dakikalarda forvet oynadı ama buda işe yaramadı. Maç bittiğinde 7 haftadır deplasmanda kazanamayan Orduspor'umuz Eskişehir'den galibiyetle dönerken, en son 7. Haftada kendi sahasında mağlup olan Eskişehirspor 23. Haftada bu mağlubiyetlerine yenisini ekliyordu.

Oyuncularımızı merak edenler olabilir. Özet geçeyim. Fevzi, aynı Fevzi. Yan toplarını geliştirebilseydi bugün Türk futbolunda daha başka yerlerde olabilirdi. Yalçın - Sedat ikilisi bu maç geri döndü. Yaptıkları bir hatayı hatırlamıyorum. Garcia sağ tarafa tekrar geçince orası bu maç başka bir canlandı. Javito onun önünde daha rahat oynadı. Javito bu zemine rağmen yer yer tekniğini gösterdiği anlar oldu ki güzel bir transfer yaptık sanırım o bölgeye. Stancu'nun ismini yine çok duyamadık ama 3 puanı getiren isim oldu. Hasan Kabze'yi merak edenler vardır. Fatih Tekke'nin ilk haftalardaki haline benziyordu bugün. Bulunduğu bölgeye bir canlılık getirdi. Koştu, kanatlara geldi, gol aradı. Golün asistinide o yaptı zaten. Şimdi en çok merak edilen soru Hasan Kabze mi yoksa Bruno mu? şeklinde. Öğreniriz yakında. İzleyelim ve görelim.

26 Ocak 2012

Dolu Dolu 90 Dakika | Orduspor 3 - 2 Karabükspor

Türk futbolu öylesine yozlaştıki artık futbol konuşmak, yazmak insanın içinden bile gelmiyor. Sezon başından beri yaşanan süreç artık en uç noktasında. Türk futbolunun köküne kibrit suyu dökenler ne emmeye ne gömmeye gelirken bu sürecin atlatılması için elinden geleni yapan insanlar maşalar tarafından Genel Kurullarlarda saldırıya uğruyor. Aslında söylenecek çok söz var ama 6 aylık süreçte söylenen her söze rağmen pişkin pişkin masum edebiyatı yapan arsızlar Türk futbolunun içinde olduğu sürece konuşmanın da bir anlamı yok. Bu durumun bu noktaya gelmesinde zerre kadar katkısı olan kişiler ve kulüpler umarım birgün yaptıklarının cezasını misliyle ödeyip Türk futbol tarihine terbiyesizlikleri ile konu olurlar. Bu pisliğe alet olan, maşa olan Anadalu Kulüpleri ve yöneticileri ise yok olmaya, Türk Futbolundan silinmeye mahkumlar. Söyleyecek iki sözü olmayıp iki cümleyi yan yana getiremeyip ilk fırsatta kaba güç kullanan futbol başkanları olduğu sürece Anadolu kulüplerininde arpa boyu kadar yol alamayacağı ap açık ortada. Türk futbolunun bu çapsız kişilerden en kısa zamanda kurtulmasını temenni edip maç hakkında bir kaç şey söyleyelim.

Her ne kadar bu ortamda futbol konuşmanın bir önemi olmasa da artık bizim içinde herşey çok daha zor. Herkes durumun bilincinde olup bundan sonraki süreçte takımın yanında olmalı.

Karabükspor maçı çok farklı bir karşılaşma oldu bizim açımızdan. 90 dakika içine o kadar çok şey sığdıki güle oynaya bitireciğimiz maçı yine tırnaklarımızı kemirerek tamamladık. İlk 40 dakika sahada olan Orduspor için söylenecek kelime yok aslında. Sezon başından beri hayalini kurduğumuz tribünün de etkisiyle takım taraftarı arkasına aldı ve 30 dakikada 3 gol attı. Takımın önde ve baskılı oynaması Karabükspor'u hataya zorladı ve onlar da ne olduğunu anlamadan 3-0 geriye düştüler. Oynanan futbolunda etkisiyle farkın açılacağını düşünürken saçma sapan bir gol yedik ve devreye Karabükspor biraz olsun umutlu girdi. Saçma sapan bir gol diyorum çünkü öyle bir gol yeme lüksümüz yok.

İlk yarıda farkı ikiye indirmesine rağmen Karabükspor'un elle tutulur bir baskısı yada pozisyonu yoktu. Oyuna hakim olan ve oyunu dilediğince yönlendiren taraf bizdik. İkinci yarı da bu doğrultuda başladı.

İkinci yarı yine aynı doğrultuda başladı ama 57. dakikada yediğimiz evlere şenlik frikik golü ile bizim için şölen havasında başlayan maçın son 30 dakikası deyim yerindeyse geçmek bilmedi. Yenilen iki golde duran toptan geldi ve ikisinde de Fevzi'nin bariz hatası vardı. Kaan'ın 35 metreden kullandığı frikik golüne Fevzi engel olamadı. Top çok köşeye gitmemesine rağmen o kadar uzak mesafeden çokda sert gelmeyen bir topa kapattığı köşeden müdahale edememesi maçın geri kalanını stres içerisinge geçirmemize neden oldu. Takım pozisyon vermeden maç 3-2'ye gelince psikolojik olarak oyundan düştü. Oyundan düştü derken yanlış anlaşılmasın. Öne doğru, pozitif bir şekilde oynarken 30 dakika kala farkın bire inmesi üzerinde tempoyu düşürdük ve yine ciddi bir pozisyon vermeden çok önemli bir üç puanın sahibi olduk. Bundan sonraki süreçte önemli olan 3 puan olduğunu her zaman söyledik ama bu üç puanın içinde takımın olumlu futbolununda olması daha çok sevindirdi. Cuper'in gelişinden beri takım futbolunu istikrarlı bir şekilde sahaya yansıtamadı. Umarız Eskişehir maçı ile bu problemi de aşarız.

Kadro olarak konuşmak gerekirse, Samsunspor maçından farklı iki isim ilk 11'deydi. Onur'un yerine ön liberoda Abdülkadir, Dalmat'ın yerine ise sağ kanatta Javito vardı. Abdülkadir'i Cuper'in yavaş yavaş ilk 11'e hazırladığını zaten hissediyorduk. Yaşı ve potansiyeli itibariyle gelişime açık bir futbolcu Abdülkadir. O yüzden Cuper onun için büyük bir şans. Gosso'nun yokluğunda eline geçen fırsatı olumlu yönde değerlendirirse bu takımın rotasyondaki en önde gelen isimlerinden biri olabilir. Umarım o da bu durumun farkındadır. Türk futbolundaki ön libero kıtlığını düşündüğümüz zaman kendisine çok iyi bir kariyer yaratabilir. Sonuçta herşey onun elinde. Javito ise takımın en iyi ismiydi diyebiliriz. Açık söylemek gerekirse bizim bünyemiz bu tarz oyunculara alışkın değil. Topu alıp iki üç kişiyi geçip etkili orta yapan, sağ kanattan aldığı topu sol çizgiye kadar sürüp Stancu'yu golle buluşturan, gole yakın olan ve attığı etkili şutlarla tehlike yaratan bir kanat oyuncusu görünce hepimizin ağzının suyu aktı. Javito'nun sağ kanatta, Culio'nun da solda oynamasıyla bu problemide aştığımızı söyleyebiliriz. Samsun maçından sonra Bilsay'a dediğim ''Böyle kanat oyuncusu mu olur, üflesen düşer gibi'' tezcanlı cümlelerim tamamen benim boşboğazlığım : )

İsim isim herkesi değerlendirmek istemiyorum ama Fevzi hakkında ayrıyeten konuşmak lazım. Fornezzi Eskişehir maçında sahada olamayacak. Daha doğrusu forma giymesi çok güç. Fevzi'nin yan top ve duran top handikaplarını biliyoruz ama bu kadar etkisiz olması bizim adımıza çok kötü. Çünkü takım ne kadar iyi oynarsa oynasın kalede sorun varsa bir yerden sonrası çok daha zor oluyor. Fevzi Fornezzi'nin yokluğunda devr aldığı kalede şansını yeterince kullanamadı ama Fornezzi haricinde tek kalecimiz Fevzi değil. Birde Onur var. 3 sezondur Orduspor'da ve oynadığı maçlarda taraftara kendisini sevdirmiş bir isim. Fevzi bu kadar kötüyken ve Fornezzi sakatken en azından bir şansı hak ettiğini düşünüyorum. Onur'un kötü bir kaleci olmadığını hepimiz biliyoruz. O yüzden Fevzi'de ısrar etmenin lüzumsuz olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak kendi adımıza çok önemli bir galibiyet aldık ve alt taraftan bir tık daha yukarı çıktık. Fakat artık bu galibiyetleri seriye bağlamalıyız. Alt taraftaki takımlar iyi veya kötü maç kazanmaya başladılar. 7 puan önemli bir avantaj ama alınacak bir mağlubiyet bile bizi stere sokmaya yettiğine göre Karabükspor maçındaki performansı genele yaymalıyız. Yumurta misali iş zora gelince oynayamaya devam edersek sıkıntı yaşarız. Umarız Karabükspor maçındaki performansı Eskişehir maçında sürdürürüz. Maçın istatiksel analizine çok fazla girmedim ama blog yazarlarımızdan Hüseyin Öztürk'ün morbeyaz.net için yazdığı yazı oldukça doyurucu. O yazıya da BURADAN ulaşabilirsiniz.

25 Ocak 2012

40 Yıllık Rekabette 32.Randevu

Spor Toto Süper Ligin 22.haftasında Orduspor, bugün sahasında K.Karabükspor'u konuk etmeye hazırlanırken, bu zorlu mücadele her iki takım içinde büyük önem taşıyor. Geçen haftayı puansız kapatan Orduspor, seyircisi önünde K.Karabükspor'u mağlup ederek alt sıralardan uzaklaşmayı ve üst sıralara yükselmeyi hedeflerken, Karabükspor deplasmanda puan çıkartarak ateş hattından kurtulmanın hesaplarını yapıyor. Beraberliğin her iki takım içinde kayıp sayılabileceği bu önemli karşılaşma öncesi sizler için iki takımı kısaca analiz ettik ve 40 yılı geçen rekabetin detaylarını sizler için hazırladık.

Karabük Deplasmanda Sadece Bir Puan Alabildi...
K.Karabükspor bu sezon deplasmanda oynadığı 11 karşılaşmanın 10'unda sahadan mağlubiyetle ayrılan taraf olurken, sadece Samsunspor ile golsüz berabere kaldı. Ligde 18 puanla 16.sırada yer alan Karabük, son dış saha maçında Galatasaray'a 5-1 mağlup olurken, son lig maçında ise sahasında Trabzonspor'u 2-1 mağlup etmeyi başardı. Orduspor ise rakiplerinin puan kaybettiği 20.haftada sahasında Büyükşehir Belediyespor'u 1-0 mağlup ederek büyük bir avantaj elde etmesine rağmen, geçtiğimiz hafta deplasmanda Samsunspor'a 2-0 mağlup olarak yakaladığı bu avantajı büyük ölçüde kaybetmişti.

Orduspor Ligin En Az Gol Atan Takımı...
Orduspor, geride kalan haftalarda ligde attığı toplam 16 golle ligin en az gol atan takımı olurken, 11 maçta topladığı 1 puanla deplasman karnesi en kötü olan takım ise K.Karabükspor oldu. K.Karabükspor'un dış saha karnesine benzer bir durumda Orduspor'un iç saha karnesinde mevcut diyebiliriz. Öyle ki Orduspor, ligde şu an son sırada ki Ankaragücü'nden sonra sahasında en az puan toplayan iki takımdan biri durumunda yer alıyor. Ligde 9 maç kaybeden Orduspor'un aksine K.Karabükspor 13 maçını kaybederken, iki takımın bu maçta ki ilk amacı bu olumsuz tablolardan kurtularak ateş hattından uzaklaşmak için sahadan 3 puanla ayrılmak olacak.

Karabük'te Cernat Cezalı...
K.Karabükspor'da son Trabzonspor karşılaşmasında sarı kart gören oyunculardan Erkan Taşkıran ve Florin Cernat, cezalı duruma düştükleri için Orduspor karşılaşmasında forma giyemeyecekler. Orduspor'da ise cezalı oyuncu bulunmazken, Ali Çamdalı kart sınırında bulunan tek oyuncu durumunda yer alıyor. Cezalı olduğu için Orduspor maçında forma giyemeyecek olan K.Karabükspor'un en etkili ve en fazla süre forma giyen oyuncusu olan (21 maç 1649 dakika) Cernat, geride kalan haftalarda 2 asist yapıp 5'de gol atarak, Shelton ile birlikte takımın en golcü ismi durumundaydı. Orduspor'da sakatlıkları devam eden Fatih Tekke ve Sedat Bayrak'ın bu maçta da forma giymesi beklenmezken, sakatlığı büyük ölçüde geçen kaleci Fornezzi ile yeni transferlerden Hasan Kabze ve Bruno'nun K.Karabükspor maçında kadroda yer alması bekleniyor.

İlk Maçı Orduspor Kazanmıştı...
Sezon öncesi Ankara'da düzenlenen Başket Turnuvasında karşı karşıya gelen iki ekibin bu mücadelesi golsüz beraberlikle sonuçlanırken, ligin 5.haftasında Karabük'te oynanan ilk karşılaşmayı Orduspor 2-1 kazanmış, Orduspor'un gollerini 21'de Stancu ve 24'de Fatih Tekke kaydetmiş, K.Karabükspor'un golü ise 89.dakikada Mehmet Batdal'dan gelmişti.

Abdullah Yılmaz'ın İlk Maçı...
Karşılaşmayı yönetecek olan hakem Abdullah Yılmaz, bu sezon 6'sı Süper Lig, 4'ü Bank Asya 1.Lig ve biri Türkiye Kupası mücadelesi olmak üzere 11 resmi karşılaşmada düdük çalarken, hakemlik kariyerinde ilk kez Orduspor'un maçını yönetecek. Yılmaz, bu sezon oynanan Galatasaray - Gaziantepspor karşılaşmasında verdiği kararlardan dolayı TFF tarafından bir ay süre ile kızağa çekilmiş, 6 hafta kendisine Süper Ligde maç verilmemişti.

İki Ekibin 31.Randevusu...
İki takımın 31 Aralık 1972'de Orduspor'un 3-1'lik galibiyeti ile başlayan rekabeti günümüze kadar sürerken, Orduspor ve K.Karabükspor bugüne kadar 31 Lig karşılaşmasında karşı karşıya geldi. 26'sı 2.Lig, 4'ü Bank Asya 1.Lig ve biri de bu sezon Süper ligde olmak üzere iki takımın birbirleri ile arasında oynadığı 31 karşılaşmada her iki takımda 12'şer kez sahadan galip ayrılırken, 7 karşılaşmada beraberlikle sonuçlandı. İlginç bir istatistikte her iki takımın birbirlerini deplasmanda sadece 2'şer kez mağlup edebilmiş olmasıdır.

Orduspor 6 Maçtır Kaybetmiyor...
K.Karabükspor ile oynadığı son 6 Lig karşılaşmasında Orduspor 3 galibiyet ve 3 beraberlikle sahadan ayrılırak rakibine hiç kaybetmezken, 2000 yılından bu yana Ordu'da oynanan son 6 karşılaşmada da rakibi ile sadece bir kez berabere kalırken, 5 karşılaşmada sahadan galip ayrılmayı başarmıştı. K.Karabükspor, Ordu'da ki son galibiyetini 19 Aralık 1999'da 1-0'lık skorla elde ederken, Orduspor rakibi ile sahasında oynadığı 15 karşılaşmada sahadan 10 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyetle ayrıldı.

Orduspor Sahasında Üstün...
İki ekip bugüne kadar oynadıkları 31 maçta 12'şer kez sahadan galibiyetle ayrılarak birbirlerine karşı üstünlük sağlayamazken, Ordu'da oynanan 15 karşılaşmada sahadan 10 kez galip ayrılan Orduspor'un attığı 34 gole karşılık, K.Karabükspor sadece 12 gol atabildi. Oynanan 31 karşılaşmada ise atılan gollerde Orduspor'un 48-40 üstünlüğü bulunuyor. İki ekip arasında ki en farklı skoru ise iki kez Orduspor rakibi karşısında 5-0'lık skorla elde etmişti. Son olarak 18 Ekim 2009 tarihinde Ordu'da karşı karşıya gelen iki ekibin bu karşılaşmasında Orduspor sahadan 3-1'lik galibiyetle ayrılmıştı.

22.Hafta ve Ocak Ayı Şanslı Geliyor...
Spor Toto Süper Ligin 22.haftasında karşılaşacak olan Orduspor ve K.Karabükspor daha önce bir kez 2.Ligde (2004-2005), bir kez de Bank Asya 1.Ligde (2008-2009) 22.hafta mücadelesinde karşı karşıya gelmiş, Orduspor bu maçların birinde sahadan galibiyetle, diğerinde ise beraberlikle ayrılmıştı. Bugüne kadar oynanan 22.hafta mücadelelerinde 18 galibiyet, 9 beraberlik, 10 mağlubiyet alan Orduspor, 45 yıllık lig geçmişinde Ocak ayı içerisinde yaptığı karşılaşmalarda ise 28 galibiyet, 19 beraberlik ve 18 mağlubiyet aldı. Son olarak bu sezon 2'si Ligde, biri kupada olmak üzere 3 kez Çarşamba günü maç yapan Orduspor, bu 3 karşılaşmadan da sahadan beraberlikle ayrıldı.

Her İki Takımda Teknik Direktör Değiştirdi...
Orduspor lige iyi bir başlangıç yapmasına rağmen, ard arda aldığı kötü sonuçların ardından teknik direktör Metin Diyadin ile yollarını ayırmış, takımın başına dünyaca ünlü teknik adam Hector Cuper getirilmişti. Cuper yönetiminde ki Orduspor, ligde oynadığı 4 karşılaşmadan 1 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle ayrılırken, Türkiye Kupasında Samsunspor'a penaltılarla elenmişti. K.Karabükspor'da ise 2-1'lik Eskişehirspor mağlubiyetinin ardında teknik direktör Yücel İldiz'le yollar ayrılmış, takımın başına Bülent Korkmaz getirilmişt. Korkmaz yönetiminde ki K.Karabükspor, ligde oynadığı 11 maçta 3 galibiyet, bir beraberlik ve 7 mağlubiyet alırken, Türkiye Kupasında da Ünyespor'u 2-0 mağlup etmeyi başarmıştı.

Bugün ki karşılaşma ayrıca Orduspor Başkanı Nedim Türkmen'in görev süresinde ki 100.resmi karşılaşma olmasının yanı sıra Ali Çamdalı'nın görev alması halinde Orduspor forması ile oynayacağı 50.maç olacak.

23 Ocak 2012

Kazanmak Artık Şart Oldu !


20.haftayı şüphesiz en karlı kapatan takım Orduspor'du... Sahasında Büyükşehir Bld.Spor'u 1-0 mağlup eden Orduspor hanesine 3 puanı yazdırırken, hem haftalar süren galibiyet hasretine son vermiş, hem de rakiplerinin puan kaybetmesi ile altından da değerli bir 3 puan kazanmıştı. Nitekim, alt sıralarda ki rakiplerden Ankaragücü, Samsunspor, K.Karabükspor'un mağlup olduğu, Gaziantepspor'un berabere kaldığı, üst sırada ki Manisa ve Bursa'nın puansız kapattığı haftayı, Orduspor'un Büyükşehir galibiyeti kapatması takımın ligde ki konumu için büyük bir avantajdı...

İşte böyle bir haftanın ardından Orduspor, bu hafta Samsunspor'a mağlup olarak bir nevi geçen hafta yakaladığı avantajını da büyük ölçüde kaybetti diyebiliriz. Orduspor'un rakibi sayılan Samsunspor'a 2-0 mağlup olduğu bu haftada, geçen haftanın aksine Gaziantep ve K.Karabükspor haftayı 3 puanla kapatan ekipler olurken, Manisa ve Bursa haftayı yine puansız kapatan taraf oldular. Bu hafta ki sonuçlar böyle oluncada düşme hattında ki K.Karabükspor ile Orduspor arasında ki puan farkıda 4'e inmiş oldu.

Samsunspor karşılaşması artık geride kaldı. Şimdi Orduspor için belki de bu sezon ki en önemli karşılaşmalarda biri diyebileceğimiz bir K.Karabükspor karşılaşması var. Karabük geçen hafta Trabzonspor'u yeni transferlerinin de forma giydiği mücadelede 2-1 mağlup ederek, çok önemli bir 3 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Onun morali ile Ordu'ya gelecekleri kesindir. Orduspor ise kendisini 4 puan geriden takip eden düşme hattında ki rakibi K.Karabükspor'u mağlup ederek, hem Samsun mağlubiyetini unutmak, hem de rakibi ile arasında ki puan farkını 7'ye çıkartarak rahat bir nefes almak isteyecek.

Hal böyle olunca her iki ekip içinde zorlu geçeceği kesin olan bu karşılaşmada kaybeden taraf için işlerin daha da zorlaşacağı kesin diyebilirim. Orduspor, mevcut kadrosu ve yeni transferleri ile aslında K.Karabükspor'u rahat mağlup edebilecek bir güce sahip ! Ancak, kadroda ki eksikler ve sakatlıklar Orduspor'un açıkcası takımın belini büküyor. Kupada sakatlanan kaleci Fornezzi ile ülkesinin milli takımına giden Gosso'nun yokluğu takımda en çok hissedilen eksikler diyebilirim. Bu iki oyuncunun yanı sıra sezon başından bu yana Orduspor'un gol yollarında ki sıkıntısı hemen hemen hepimizin ortak görüşü olduğu gibi, şu an Orduspor'un ligin en az gol atan takımı olmasıda bu problemi açık bir şekilde ortaya koyuyor. Son transferler Hasan Kabze ve Bruno'nun kadroda yer alamaması, Tekke'nin sakat olması açıkcası Orduspor'u hücum yönünden Samsun maçında daha da etkisizleştirirken, Stancu ile bu işin yürümeyeceğini bu karşılaşmada açık bir şekilde görmüş oldu.

Allah'tan K.Karabük maçında Hasan Kabze büyük ihtimalle oynayacak ve Bruno'nun Brezilya Futbol Federasyonundan kaynaklanan lisansının gecikme sorunu da bu maç öncesi inşallah çözülecek. Bu iki oyuncudan en az birinin K.Karabükspor maçına yetişmesi artık şart diyebiliriz. Bir de Cuper'in göreve geldiği süre içerisinde Emre Özkan'ı yedeğe çekmesi ve Selçuk Şahin'e sürekli ilk 11'de yer vermesi diyelim ki taktiksel bir tercihse, bunun tutmadığıda son Samsunspor karşılaşmasında ortaya çıktı. Hocanın bu karşılaşmada Emre'ye forma vermesi, bizim sol bekte en azından sıkıntı yaşamamız için iyi bir tercih olur. Samsunspor ile oynanan Kupa maçında hemen hemen herkesin beğenisini kazanan Eren'den de her ne olursa olsun bu karşılaşmada faydanılmasından yanayım. Bu karşılaşmayı kayıpsız atlattığımız taktirde inanıyorum ki Orduspor gelecek haftalarda iyi bir çıkış yakalayacak. Çünkü en azından Eskişehirspor maçında Fornezzi yetişmiş olacak, Sedat'ın sakatlığı düzeldiğinde bu oyuncu defansta ki yerini almış olacak ve Garcia'da asıl mevkii olan sağ bek'e geçecek. Hücum hattında Bruno, Hasan Kabze ve Fatih Tekke 3'lüsü ile forma rekabeti daha da kızışmış olacağı gibi en azından yedeklerde sonradan oyuna katkı sağalayabilecek tecrübeli bir hücum oyuncumuz olacak. Bir de takımın beyni olduğunu düşündüğüm Gosso, takıma erken katılırsa o zaman işte Orduspor'da herşey yoluna girecek diye düşünüyorum.

Şimdi çok fazla ilerisini düşünmemek lazım elbette, ilk etapta K.Karabükspor karşılaşmasına odaklanmak ve bu zorlu mücadelen 3 puanla ayrılmak lazım. Aksi taktirde bizi zor günlerin beklediği ortada ! Bu zor günlerden kastım kesinlikle küme düşmek falan değil ki ben öyle bir ihtimale asla yer vermiyorum. Sadece işimiz biraz daha zora girmiş olacak ama kazandığımız taktirde ise bizi daha iyi günlerin beklediğini de rahatlıkla söyleyebilirim. Neyse artık sözü fazla uzun tuttum, zaten bu söylediklerimi az çok hepimiz gayet iyi biliyoruz. Umarım Samsun karşılaşmasında yaptığımız hatalardan ders çıkarır ve K.Karabükspor karşılaşmasında sahadan 3 puanla ayrılan taraf biz oluruz. Çünkü, artık bizim için bu maçı kazanmak şart oldu !

22 Ocak 2012

Kötü Futbol... Samsunspor 2 - 0 Orduspor

Samsunspor maçı öncesi kabul etmeliyiz ki bu kadar kötü bir futbol beklemiyorduk takımdan. 2. yarının başından beri iyi yaptığımız tek şey savunmaydı. İleri uçtaki etkisizliğe Cuper ile birlikte çözüm bulduğumuzu söylemek abes kaçar. Görünen o ki sezon sonuna kadarda aynı sıkıntıyı yaşayacağız. Manisaspor deplasmanındada dünkü gibi kepaze bir futbol oynamıştık ama savunma saçmalamayınca kötü futbola rağmen 1 puanla dönmeyi başarmıştık. Gerçi Manisaspor'un da o karşılaşmada futbol oynadığını söylemek güç. Dünkü karşılaşma da yine Manisaspor karşılaşmasına benzer seyirde ilerledi. Yine ön tarafta kötü ve çaresizdik. Yine rakibimiz neredeyse en az bizim kadar kötüydü ama farklı olan tek bir şey vardı. O da saçmayalan defans hattımız. Samsunspor'un pozisyonunun olduğunu söylemek güç. Maçı izlemeyen birisi skora bakarak yorum yapsa çok daha farklı düşünebilir ama dünkü Samsunspor'dan nasıl 2 gol yedik, 2 golü yerken neden Samsun kalesinde doğru düzgün bir tehlike yaratamadık gerçekten aklımızdaki ilginç ve bir o kadarda can sıkıcı şeyler...

Sezon başından beri bir ritm yakalayamadık bu açık ve net. İkinci yarıya 5 puan ile başladık ama o üç maçtaki futbol hakkında konuşulacak çok fazla şey de yoktu. Cuper kendi anlayışını takıma empoze etmeye çalıştı ve başardıda. Takımın başında çıktığı 4 karşılaşmada zaten iyi olan savunma anlayışını daha iyi hale getirdi ama o anlayış da Samsunspor maçında iflas etti. Bu aslında çok önemli bir konu değil. Garcia hata yapabilir. Takım 2 farklı geriye düşebilir ama ön tarafta bu kadar çaresizken biz 5. dakika bile geriye düşsek 85 dakika boyunca elimizden gelen şeyler kısıtlı. Riberio'dan 4 maçtır verim almaya çalışıyor Cuper ama anlaşıldıki Riberio'dan ne dağ olacak ne kasaba. Sezon başından beri savunduk Riberio'yu. Portekiz ligini 4. bitiren bir takımda 30'un üstünde maça çıkan bir adam bu kadar sırt çevirilicek kadar kötü olamaz dedik ama en çok yanıldığımız isimlerden biri oldu. Bir kanat oyuncusunun belli bir tarifi, kalıbı vardır ama ben Riberio'yu o tarif içerisinde hiçbir yere koyamıyorum. Gerçi Riberio'ya gelene kadar ön taraftaki etkisizlikten dolayı eleştirilebilecek çok daha fazla isim var...

Fatih sakat. Stancu ise her geçen gün bizde Fatih'in kötü zamanlarının etkisini yaratmaya başladı. Sahadaki tek forvetimiz, gole en yakın adamımız ama sağdan Dalmat orta yaparken, soldan Culio ortalarken Stancu'yu ceza sahasında yakalamak, onu topla buluşturmak çok da kuvvetli bir ihtimal değil. Stancu Türkiye'deki ikinci sezonunu geçiriyor ama ne Galatasaray'daki dönemi ne bizdeki dönemi onun nasıl ve nerde oynatılması gerektiğini anlamamıza yeterli olmadı. Hafta içi transferi gerçekleşen Hasan Kabze ve devre arası takıma katılan fakat bonservisindeki sorunlardan dolayı ( Her ne kadar hazır değil dense de Flamengo'nun evrakları göndermemesinden dolayı hala Bruno'nun lisansı çıkmadı ) henüz forma şansı bulamayan Bruno var. Bu iki isim ne zaman oynayabilecek bilmiyorum ama ligin bitmesine 12 maç kaldı ve bu maçlar 2.5 aylık kısa bir sürede oynanacak herşey oldu bittiye gelecek. O yüzden Bruno veya Hasan'ı en kısa zamanda hazırlayıp takıma kazandırmalıyız ve artık bizimde bir forvetimiz olmalı.

Ön taraftaki diğer sıkıntımız ise Culio'dan beklediğimiz, istediğimiz katkıyı alamamamız. Culio'nun potansiyeline oldukça fazla güveniyorum. Her ne olursa olsun bonservisinin alınıp önümüzdeki sezon takımda tutulması gerektiğini düşünüyorum ama Culio'nun beklentileri tam anlamıyla karşıladığını söyleyemeyiz. Ben Culio'dan Cernat'ın Karabükte, Grosicki'nin Sivas'ta yaptıklarını bekliyorum ve bu katkıyı beklemekde en doğal hakkım. Her korner, frikikte taraftarın Culioooo, Culioooo sevgi gösterilerinde bulunmasını da mantılı bulmuyorum. Keza Culio'nun takıma Fornezzi'den, Gosso'dan, Yalçın'dan fazla bir şey kattığını düşünmüyorum. Zaman zaman parıldaması, oyuna yaptığı katkı, iyi futbolunu süreklilik haline getirememesi kafamızı kurcalamıyor değil...

Alttaki takımlar önemli takviyeler yaptılar ve bu takviyelerden anında verim almaya başladılar. Samsunspor ve Karabükspor'un performansı bizim için çok önemli. Bu iki takımı birbirimize yakınlaştırmamamız lazım. Nitekim Samsunspor'a mağlup olarak kötü bir adım attık. Bu hafta ise yaptığı takviyelerin karşılığını direk alan ve Trabzonspor'u yenerek özgüveni kendine gelen Karabükspor'la oynayacağız. Bu sezondan beklentilerimizi bence hala düşük tutmalıyız. Öncelikli hedefin ligde kaldığını unutmadan mücadele etmeliyiz.

Belli bir sistemimiz, oyun anlayışımız yok. Ön tarafta sağdan soldan ataklar geliştiren, pozisyon bulan, rakibi boğan bir takım değiliz. Gol bulmakta oldukça fazla zorlanıyoruz ve bu durumun üstesinden de gelemiyoruz. Samsunspor'a mağlup olduk ama Karabükspor'a karşı alınabilecek bir beraberlik bile rüzgarın yönünü değiştirmeye yeter. O yüzden artık sistem, futbolun getirdikleri götürdükleri hiç önemli değil. Karabükspor'u mağlup etmeliyiz. Bütün takımlar transferlerinden verim alırken artık bizde yaptığımız takviyeleri takıma kazandırmalıyız. Oynanan kötü futbola rağmen takımın arkasında durmaya devam etmeliyiz.

20 Ocak 2012

Haftanın Maçı #21 | Samsunspor - Orduspor


Haftalar ilerledikçe "dananın kuyruğunun kopacağı maç" söylemini çok duyar olmaya başlayacağız. İşte bu maçta da onlardan birisi, olan ise dananın kuyruğuna olacak. Bu dananın kuyruğu lafı aslında bizden çok Samsunspor tarafı için geçerli diyebiliriz. Samsunspor bu maçı kaybettiği taktirde aramızda oluşacak fahiş puan farkı nedeniyle iyice umutsuz bir hale bürünebilirler.

Hafta içi çalkantılı bir dönem geçirdi Samsunspor, teknik direktör açısından. Petkoviç'in gitmesi kalması çok meşgul etti gündemi. Gitti diyenler, antremandaydı diyenler, başka hoca geldi diyenler... Tam bir kafa karışıklığı. Petkoviç'in bizim maçtada takım başında olması bizim için bir avantaj. Metin Diyadin'li son zamanlarımıza benziyor Samsunspor. Bir teknik direktör değişikliğiyle bir hava yakalayabilirler ama devamı gelebilir mi muamma.

Maç hakkında birşeyler diyelim. Yarın saat 13:00'da Samsun 19 Mayıs Stadyumu'nda başlayacak Samsunspor - Orduspor maçı. İlker Meral maçın hakemi. İlker Meral bu sezon, çok kötü oynadığımız ve 0:0 berabere kaldığımız Gaziantepspor maçını yönetmişti. Aynı zamanda Samsunspor'un ise Kadıköy deplasmanında 0:0 ile 1 puan aldığı maçında hakemiydi.

Samsunspor ile son 10 günde aynı sahada 2. maçımıza çıkıyoruz. İlk maçta kupada penaltılarla kaybetmiştik rakibimze karşı. O maçın yazısında Samsunspor'un devre arası transferlerinden bahsetmiştik. O dönemden bu döneme bu transferlerin istenilen uyumu sağladığını söyleyemeyiz. Normal de. Bizim transferlerimiz daha kadroya bile giremiyorlar.

Maç öncesi forvete Hasan Kabze takviyesini yaptık. Bizleri heyecanlandıran bir isim oldu Hasan Kabze. Nedim Türkmen döneminde yaşanan forvet transferi şanssızlığı, bu transfer döneminde Bruno ve Hasan Kabze ilaveleriyle umarız aşılmıştır. Samsun tarafında Uğur Boral ve Zenke'nin sakatlandığı haberi geldi maç öncesi. Bance'nin de olmadığı bir dönemde Zenke'nin de olmaması, zaten gol yollarında bizim gibi sorun yaşayan Samsunspor'da önemli bir eksik olacaktır. Bizim açımızdan önemli bir avantaj.

Biraz yorum yapalım maç için. Yazının girişinde maçın öneminden bahsettik. Samsunspor klasik bir söz ama ev sahibi olmanın avantajını kullanmaya çalışacak. Defansta sorun yaşamıyoruz. Samsunspor'un ileri hattında özellikle ilk maçta bizi zorlayan Zenke ve Bance'nin olmaması, defansımızı daha rahat ettirecektir. Ama hala bir sorun var. Duran toplar? Saso bu maçtada kalede yok. Belediye maçında olduğu gibi kalede yine Fevzi olacak. Kendisinin Belediye maçında bir güven tazelediğini düşünüyorum. Rakibe kanatları fazla kullandırmazsak kalede de fazla sorun yaşamayız. Elimizden geldiğince topu kornere göndermemeye ve tehlike bölgelerde duran top kazandırmamaya çalışırsak çok rahat puan veya puanlar alabiliriz. Son 2 maçta 8 gol yiyen Samsun defansına karşı ileri hatta yine sorun yaşarız ama kaza bela bir gol bulursak daha da gol yemeyiz düşüncesindeyim.

8 maçtır kazanamıyor Samsunspor. Gerçi 10 maçtır kazanamama gibi bir serileride vardı. Ligde 2 galibiyetleri var zaten. Bu galibiyetlerden ilki ligin ilk maçında Gençlerbirliği'ne karşı. İkincisi ise Antalyaspor'a karşıydı. Bu iki galibiyette Samsun'da alındı. 15 gol attıkları 20 haftada, bu gollerin 6'sını ilk yarının son 15 dakikasında kaydettiler. Bu 15 golde en çok imzası bulunan isim ise şu an milli takım kampında bulunan Bance. 17 maçta 4 gol attı. En çok oynayanlar listesinde 1800 dakikayla Kemal Tokak başı çekiyor. Onu Michael Fink ve Bance izliyor. En hırçınlar sıralamasında ise başı Simon Zenke çekiyor. Bu sezon 5 sarı kart ve 1 kırmızı kart gördü... Bu maç Samsunspor ile oynayacağımız 27. resmi maç olacak. Oynanan 26 maçta Samsunspor'a karşı 5 galibiyet alırken 8 beraberlik ve 13 mağlubiyetle sahadan ayrıldığımız zamanlarda olmamış değil.

Sekizde Sekiz... Potanın Menekşeleri Tam Gaz


Yeni kurulmuş bir takım olmamıza rağmen Bayan Basketbol Takımımız bugün 8. maçını üst üste kazanarak galibiyet serisini devam ettirdi. Takımın kurulma aşaması ve ligin başlangıç süresi çok hızlı bir süreçti. Yeni bir heyecan diye bahsetmiştik ve hakkaten farklı bir heyecan kattı Ordu'ya Bayan Basketbol Takımımız.

Bu kadar kısa bir sürede kurulan bir takımdan direk başarı beklemek haksızlık olabilir ama son 8 maçın çoğununu 30-40 sayı fark ile kazandı Orduspor. Bugünde ligde ilk mağlubiyetimizi aldığımız Bakospor ile Perşembe'de karşı karşıya geldik ve salondan 91-50 galip ayrıldık. İlk mağlubiyetimizi aldığımız takıma 41 sayı fark atmamız aslında takımın ilk kurulduğu andan itibaren gösterdiği gelişim sürecini çok açık özetliyor.

Umarız galibiyet serisi devam eder. İlgiyle takip ediyoruz Potanın Menekşelerini...

20 Ocak 1989...


Tarihdeki bazı anlar insana acı verir. 20 Ocak 1989 günü Samsunspor otobüsü Malatya deplasmanına giderken Havza'da kaza yaptı ve Türk futbolu beş evladını kaybetti. Kazanın üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına rağmen yüreklerdeki acı hala ilk günkü gibi. Söylenecek çok fazla şey de yok aslında. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Unutmadık...

17 Ocak 2012

Süpriz Transfer | Hasan Kabze

Devre arasi oncesi yaptigimiz ankette, ozellikle surekli oynamak zorunda kalan Fatih Tekke`nin de formsuzlugu sebebiyle, forvet mevkisi ciddi sekilde on plana cikmisti. Yonetim eksik olani gorup ikinci devreye eski kral Bruno takviyesiyle girmisti. Fakat bugun baskanimiz Nedim Turkmen Kanal 52 televizyonuna yaptigi konusmayla, son 4 senedir yurt disinda top kosturan Hasan Kabze ismiyle anlastigimizi acikladi.




Ligin ilk yarisinda oynatilmayan Banahane, Ibrahim`i saymazsak Tekke ve Stancu`yla gecirmis bir Orduspor varken, ikinci yari icin Tekke, Stancu, Bruno ve Hasan Kabze`li bir forvet hattina sahip bir takim haline geldik. Her ne kadar Cuper savunma futboluyla on plana ciksada bu 4 isimden de bolca yararlanacaktir.

Hasan Kabze hakkinda kisa bir ozet gecersek, Canakkale Dardanel`in Turk piyasasina sundugu son isimlerdendi kendisi. Super Lig`de bir takimda oynamadan direk Galatasaray`a transfer olmasi, takimda 4. forvet (Sukur, Karan, Necati) olmasina ragmen, 2 sezonda sonradan girip attigi 18 golle yildizi parladi. Ozellikle Besiktas macinda son dakikada attigi golle o sene Galatasaray`a sampiyonlugu getirip, adina beste yazilmasina da sebep oldu. Sonrasinda Gokdeniz`in yanina Rubin Kazan`a transfer olan Hasan Kabze, bize ara sira attigi gollerle adini duyuruyordu. Son olarak sansini Fransa Montpellier`de deneyen Kabze, bu ekipte gecen sene 33 maca cikmasina ragmen, bekleneni tam olarak veremese de isim olarak Turkiye gundemini hep mesgul eden birisi olarak kaldi.

(Adina beste yazilmasina sebep olmus, o sene sampiyonlugu degistiren GS-BJK macindaki golu)

Gelelim Hasan Kabze transferinin bizim icin onemine, oncelikli olarak takima ust kalite bir yerli oyuncu daha kazandirmis olduk. Her ne kadar yabanci isimlerimiz Super Lig`in ustunde olsa da, bu ligi domine edebilecek yerli oyuncu sayimizdaki eksiklik bizi ligde zor duruma sokuyordu. Bunun yani sira bir Super Lig takiminin forvet rotasyonunda en az 4 isme ihtiyac oldugunu dusunen birisi olarak, gercekten her birinin tarzi ayri 4 ust kalite forvete sahip olmus olduk. Dogru rotasyonda her birisinden cok verim alacagimiza inaniyorum. Hasan Kabze`nin inisli cikisli performansi kafalarda soru isareti yaratabilir fakat bir diger yandan kendisinin 4-5 senelik Avrupa tecrubesi ve bir forvetin tecrube ve fizik olarak zirve yaptigi 28-29 lu yaslarda olmasi bizim icin buyuk avantaj.

Hasan Kabze`nin Fransa Lig kupasinda attigi 2 gol (Montpeiller`de toplam 3 gol atmistir)

Tekke, Stancu, Bruno ve Kabze`yle forvet tarzlari birbirinden farkli 4 isme sahip olmus olduk. Her ne kadar Cuper son maclarda (eldeki imkansizliklardan da olabilir) tek forvetli sistemi dusunuyor gibi dursada, boyle 4 isimle rakibe gore turlu varyasyonlarla sahaya cikabilir. Stancu`nun serbest oynayacagi ileride Tekke-Bruno-Kabze`den birinin oldugu veya direk 2 forvet varyasyonunda bu 4`luden form durumu yuksek olanlarin oynayabilecegi bol secenekli bir kadro yapisina kavustuk. Fakat hem Tekke, hem Kabze hem de kral Bruno`nun verimli olabilmesi adina kanatlarimizin cok daha efektif calismasi gerekiyor. Bu manada sola kanada kaydirilan Culio`ya, yeni transfer Javito`nun da ayni yaraticilikta destek vermesi cok onemli.

Sonuc olarak, hucum adini kuvvetlendirme adina piyasadaki yerli sikintisi icerisinde Hasan Kabze transferi cok basarili bir transfer. Hakan Ozmert`in uzun zamandir beklenen cikisiyla beraber takim 4-2-3-1`de basarili olsa da rakibe gore 4-4-2 oynayacagini var sayarsak bize uzun vadede ve mumkunati varsa Play-Off`ta onemli destek saglayabilir. Eski formuna yaklasmasi durumunda Turk futbolu tekrar bir forvet kazanacakken, yetersiz kalmasi durumunda kaybedecegimiz bir sey olmaz. En azindan hep dem vurdugumuz yerli statusunde oynamasini bekledigim Tekke`nin ciddi anlamda bir rakibini 18`de bulundurmus olacagiz. Savunmasi guclu bir takim oldugumuz asikar, ayni hirsi yaraticilik anlaminda ileride de gosterebilirsek bu 4 forvetten elbet 2 si skor olarak bize katki saglayacaktir.

15 Ocak 2012

12 Hafta Sonra "Mutlu Son" | Orduspor 1:0 İBB


2 ay sonra maç kazandık. Unutmuştuk 3 puanı, tekrar hatırladık. Sorsalar geçmişinizden hangi anları unutmak isterseniz diye, hepimiz o 12 haftalık sürecin yaşanmamış olmasını isteriz. Geriye kalan 14 maçta bu olumsuzlukları tekrar yaşamayız umarım. Bir istikrar tutturursak, zaman içerisinde başkanın hayallerinin gerçekleşmemesi için bir neden yok ortada. Öncelikle bu seneyi sağ salim bitirelim ama.

Dün Kardemir Karabükspor'un Galatasaray deplasmanında 5 gollü mağlubiyeti ve bugün Samsunspor'un Trabzon deplasmanında ki muhtemel puan kaybı (-ki 4 gollü bir mağlubiyetle oldu bu puan kaybı Samsunspor adına) bu maçı bizim için daha önemli bir hale getirdi. Belediye'den alınacak 3 puan, hem onlarıda düşme potasına yaklaştıracak, hemde bizim geride kalanlarla bir nebze puan farkının açılmasını sağlayacaktı.

Kötü bir zeminimiz var, ki yağmurla birlikte daha da kötü bir hal aldı. Gerçi bugün Gaziantep'te oynana Kaerşıyaka maçındaki zemini görünce o kadar da kötü değiliz diyebilirim. En azından hiç durmadan devam eden yağmura rağmen, sahanın hiçbir yerinde su birikintisi olmadı.

Eren'i bekliyorduk maç kadrosunda. En büyük süprizlerden biri onun yokluğu oldu. Eren dışında beklenen bir kadro sürdü sahaya Cuper. Geçmiş 3 maça göre takımımızın negatif havadan pozitif bir havaya girdiğini görebiliyorduk ilk dakikalar itibariyle. Ki umut verici bir durumdu bu. Topla daha çok oynamaya çalışan taraf, oyunu yönetmeye çalışan taraf bizdik. Şöyle bir bakarsanız, pozisyon ararken de biz birşeyler koyuyorduk ortaya, Belediyespor'da ataklara kalkarken biz birşeyler koyuyorduk ortaya, orta sahada kaptırılan toplarla. Bu kaptırılan toplar hep tehlike yarattı kalemizde. Belediyespor kontra oyunun en güzel örneklerinden birisini sergiledi bugün. İleride bulunan hızlı yabancılarıyla ve onlara Rızvan'ın yardımlarıyla zor anlar yaşattılar zaman zaman.

Misal maçın ilk atağını onlar gerçekleştirdi. Daha maçın başında duran topla golü gördük kalemizde ama ofsayt. Duran toplar başımıza bela olacak gibiydi. Ama aynı belayı Belediyespor'da yaşıyordu bizim karşımızda. İlk yarıda direkten dönen iki topumuzda içimizden birşeyler kopup gitti sanki. İlk yarı bittiğinde tabelaya baktığımızda bir beraberlik söz konusuydu. Göze batan isimler arasında Yalçın, Abdurrahman, Hakan ve Culio başı çekiyordu. Yine forvetsizdik. Stancu'nun isminin geçtiği bir pozisyonu hatırlamıyorum. Gerçi zaman zaman sola yardıma gitti ki Metin Diyadin'i solda oynatıyor diye eleştiriyorduk. 2 senedir solda oynaya oynaya oraya mı alışmış ne?

Yalçın - Garcia ikilisi tandemde çok iyilerdi. Yalçın gününde olursa yanında kim oynarsa oynasın ona eşlik ediyor. Tandemdeki ikililerimiz günlerinde olduklarında zaten en az 1 puan cepte oluyor. Sene boyunca defansta sorun yaşadığımız maçlar 5i geçmez sanırım. Fevzi içinde çok güzel bir maç oldu. Takımımız Süper Lig'e çıktıktan sonra ilk 11 başladığı Galatasaray ve Samsunspor kupa maçnda hep eleştirilen bir isim konumundaydı. Bu maç ona fazla iş düşmesede birkaç pozisyonda aldığı toplarla kendine güvenini sağladı. Bana kalırsa Fevzi gibi bir yedek kalecinizin bulunması avantajdır bir yerde. Geçen senenin ilk yarısındaki Fevzi tekrar o özgüveni yakalarsa önemli bir transfer yapmış oluruz eldeki kadromuzla. Maç sonundaki sevincine baktığınızda ne kadar mutlu olduğunu görebilirsiniz. Takımda da olmaktan mutlu diye düşünüyorum.

İkinci yarıya başlar başlamaz Belediyespor'da Can'ın hatasıyla Hakan'ın kaleciyle karşı karşıya pozisyonda dışarı attığı topla, ileri hattaki şanssızlığımıza bir kez daha yandık aynı maçta. Hakan o pozisyonda pas da verebilirdi, daha etkili olurdu pozisyon belki ama kendine güvendi, kötü bir şut çekti kaleye. Önemi yok, daha sonra affettirdi kendini. Abdurrahman sağ bek kişisinin ne yapması gerekiyorsa onu, hatta fazlasını yaptı bu maçta. Geçen sezon ki Selçuk'u anımsattı. Bazen eleştirirken acele ettiğimizi düşünüyorum, en azından kendi eleştirilerimde. Ama Riberio'nun ilk 11'imizde olacak bir oyuncu gibi oynamadığını hala savunuyorum. Beğenenler varmış.

Cuper muhteşem bir zamanlamayla Riberio - Dalmat değişikliğini uyguladı. Cuper'in ismi geçmişken belirtelim oyunu çok iyi okuyor. Rakibin geri hattının zayıf olduğunu anladığı andan beri takımın devamlı, rakip defans üzerine oynamasını istedi. 1-0 öne geçtiğimizde bile takım atağa kalkarken, tüm hatlarımızla yüklenmemizi istedi rakip kaleye. Şu an için çok heyecanlı her yeni başlangıçta olduğu gibi. Metin Diyadin'in ilk zamanları gibi. Önemli olan o heyecanın bundan 10 maç sonra bitmemesi. Uğur Tütüneker gibi ve yine Metin Diyadin gibi...

Dalmat 90 dakikalık bir oyuncu değil, 20 maçlık bölümde bunu hissettirdi bizlere. Bizlerde bu arkadaşın maçlara yedek başlaması ama 2. yarıda yada son yarım saatlik bölümde oyuna girip takıma bir canlılık kazandıracağını konuşuyorduk kendi içimizde. Ama Cuper ona 90 dakikalık kondisyon yüklerse zaman içerisinde, işte o zaman takımın en önemli parçasından biri olacaktır. Bugün gol öncesi Abdurrahman'a verdiği pas ancak onun klasındaki bir oyuncuya takışırdı. Golün başlangıcı olsun, bitişi olsun, her anlamda güzel bir organizasyonla, Abdurrahman'ın asisti ve Hakan Özmert'in golüyle 12 haftadan sonra 1:0'lık sonuçla galip geliyoruz.

2 ay oldu mutlu bir Orduspor günü görmeyeli. Orduspor neyse bizde oyuz. Orduspor kötüyse bizde kötüyüz. Çevremizdeki insanlara karşı huysuz, çekilmez insanlarız. Volkan Konak'ın deyimiyle uykusuzuz, aksiyiz. Orduspor iyiyise bizde iyiyiz. Bu gece rahat bir uyku çekeceğiz mesela...

Barış Şimşek'le başlayan 12 maçlık kötü serinin yine Barış Şimşek ile bittiği bir maç oldu bugün.
Bu sezon gittiğim tek maç olan Kayseri deplasmanından sonra takımın maç kazanamaması yüzünden kendimi suçlamamın sonu oldu bu maç.
Ev arkadaşım eğitime gitmeden önce 9 maçtır yenilmeyen takım o gidince 12 maç kazanamayışının, onun bu hafta eve dönmesiyle takımın tekrar maç kazanmasının onun uğurunun olduğuna inandığım bir maç oldu.
Ordu dışında yaşayan bir arkadaşın, eve Digitürk bağlattığımdan beri galibiyet göremedik isyanının sonu olduğu bir maç oldu bugün İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı.

ORDUSPOR-İSTANBUL BŞB: 1-0
STAT: 19 Mayıs
HAKEM: Barış Şimşek

ORDUSPOR: Fevzi, Abdurrahman, Yalçın, Garcia, Onur, Selçuk, Ali Çamdalı, Hakan (Dk. 83 Abdülkadir Kayalı), Ribeiro (Dk. 67 Dalmat), Culio (Dk. 90+1 Murat Kalkan), Stancu
TEKNİK DİREKTÖR: Hector Cuper

İSTANBUL BŞB: Oğuzhan, Rızvan, Metin Depe, Can, Ekrem, Tom Silva (Dk. 65 Edin Visca), Efe (Dk. 77 Tevfik), Holmen, Mahmut, Doka, Webo
TEKNİK DİREKTÖR: Arif Erdem

GOL: Dk. 74 Hakan Özmert

SARI KARTLAR: Dk. 24 Selçuk Şahin, Dk. 30 Riberio, Dk. 54 Efe, Dk. 83 Metin Depe

14 Ocak 2012

Haftanın Maçı #20 | Orduspor - İstanbul B.B.

Süper Lig'in 20. haftasında, kendi sahamızda İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile karşılaşıyoruz. Yarın saat 13:00'da başlayacak olan maçın hakemi Trabzon bölgesinden Barış Şimşek. Barış Şimşek bu sezon Kayserispor'a 1:0 yenildiğimiz maçı yönetmişti. O maç ile birlikte 10 haftadır süregelen yenilmemezlik serisi sona ermiş, tam tersi bir durum 7 hafta üstüste puan alamama durumları gerçekleşmişti. O günden bugüne takım kendini toparlayamamış 10 küsür haftadır maç kazanamamıştır. Bu hafta oynanacak olan İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçının hakemi Barış Şimşek ile başlayan uğursuzluk umarız ki yine Barış Şimşek ile son bulur. Aynı hakemin yönettiği maçta, Belediyespor'un bu sezon Kardemir Karabükspor'a 2:0 yenildiğini de belirtelim.

Hafta içinde kupa mesaisi vardı her iki takımında. İstanbul ekibi bu mesaide alt lig takımlarından Adanaspor'u deplasmanda 2:1 ile geçmeyi başardı. Bizim 120 dakika + penaltılarda aldığımız sonuç ortada. Her iki takımda bu kupa mesailerinde 120 dakika mücadele ettiler. Her iki takımda aynı yorgunluğun ceremesini olumsuz yönde çekebilirler bu maçta. Kupa maçı olsun, alınan sonuç olsun bunlar bir kenara, bizim için en önemli konu Samsunspor karşısında penaltılarla verilen maç değil, Fornezzi'nin sakatlanmasıyla kalede verilen açık. Bu maça Fevzi ile çıkacağız kalede. Yapacak hiçbirişeyimiz olmayacağına göre, elimizden gelen tek şey olan destek olgusunu 90 dakika göstermeliyiz Fevzi'ye. Bir takımın itici gücü nasıl taraftarsa, olumsuz gücü de taraftar oluyor, an gelince. Yarın, Fevzi kötü hatalar yapabilir, maçın adamıda olabilir. İnsanları kaybetmesi çok kolay. Bir tepki olacaksa bile bu maç içerisinde olmamalı. Taraftardan devam, bilet fiyatları malum. Hafta içinde tekrar indirime girildi biletlerde. Artık pek bir bahane kaldığını söyleyemeyiz. Umarım o tribünleri Bursa, Galatasaray, Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi görürüz. Çünkü biz buyuz, biz hep buyduk. Özümüze dönelim, hakemi etki altına alalım. Gerekirse tezahürat bile yapamayalım ama ıslıklarımızla rakibe heyecan yaratalım.

Düşüşte iki takımın maçı olacak. Belediyespor'un da bizden bir farkı yok aldığı sonuçlarda. 7 maçtır kazanamayan bir takım konumundalar. 8 hafta önce kazandıkları Gaziantepspor maçından bu yana galibiyet yüzü göremediler. Bu süre zarfında 4 maçı kaybettiler. Oynanan maçlara göz gezdirirsek Arif Erdem aşısının şu an için pek tuttuğunu söyleyemeyiz. Bu şekilde 4 5 maç daha giderlerse, bundan haftalar sonra bizim yerimizde olabilirler. Bizim kazanamama serimiz 12 maç. Hector Cuper ile diğer 10 haftaya göre daha bir disiplin halinde oynasada takım kanat ve ileri hattaki sorunu çözemedikçe, sadece defansın başarıyla fazla ileriye gidemeyiz. Bu yorumu sadece Belediye maçı için yapıyorum. Çünkü, yaptığımız ve yapmaya devam ettiğimiz transferler var. Gerçek oyunumuzu görebileceğimiz maç ligdeki Samsunspor maçı olabilir.

Takımın kupa maçında ortaya koyduğu oyunu hepimiz izledik. Manisa maçındaki oyunu da aynı şekilde. Hiç umut vermedik. Özellikle Samsunspor maçında koca 120 dakikada (-ki 30 dakika rakibin 10 kiişiyken) bir tane bile pozisyon bulamamamızı aklım almıyor. Diyelim ki takım olayı ciddiye almadı. O zaman o kaleye Fornezzi'yi de yerleştirmeyecektin. Biliyorum sakatlandıktan sonra konuşması kolay ama maçtan önce bu tür kritik mevkilerde (-ya sakatlanırsa) ihtimalini düşünmek gerekirdi diye düşünüyorum. Belediyespor'un ileri hattı hızlı oyunculardan oluşuyor. Beklerimize çok iş düşecek bu maçta. Bunun yanında defans hattı bizim kadar başarılı değil. Onlarda ki hızlı isimlerden bu maç 1 - 2 tane bizde olsa Belediye'nin gardını çok çabuk düşürebilirdik. Yarın en büyük silahımız duran toplar olacaktır. Samsunspor maçında kullanılan frikiklerin yada kornerlerin sadece o maça özel bir sıkıntı olduğunu düşünmek istiyorum.

Bize ters gelen bir takım İstanbul Büyükşehir Belediyespor. Oynadığımız 5 maçta hiç galibiyet alamamamız üzücü bir istatistik. İlk maçta İstanbul'da 1:1'lik sonuca sevinmiştik ama yarın aynı şekilde bir sonuç ortaya çıkarsa pek sevineceğimizi sanmıyorum, ekstra şartlar hariç. Yukarda bahsettiğim 5 maçın 2'sinden beraberlik alan takımımız, 3'ünde sahadan boynu bükük ayrıldı. Boynu bükük ayrıldığımız maçların en farklısını Olimpiyat Stadyumu'nda 2005 yılında 4:0'lık sonuçla almışlardı. Ordu'da oynanan 2 maçıda kaybettik ayrıca. İçiniz karardı biliyorum, bende yazarken bir sıkıldım şu son cümleleri. İstatistik olayı bir konu hakkında fikir verdirebilir ama gerçeği yansıtmaz derler. Ama bizde bu istatistik çoğu zaman gerçekleri yansıttı. Merak eden olursa bu sezon maç önü yazılarında belirttiğim istatistiklerden çıkan yorumların gerçeğe yansımasının yüzdesini çıkartabilir. Rakipte Zayette milli takımına çağırıldı. Defans adına önemli bir eksik onlar adına. Bizde ise aynı durumda olan Gosso var. Şu 9 haftalık süreçte eksikliğini fazlasıyla hissedeceğiz. Aynı zamanda Cihan Haspolatlı ve Kenan Hasagiç'in de oynamama durumu söz konusu. Bizde ki eksikler Gosso dışında Fornezzi, Sedat, Numan ve Fatih şeklinde.

Belediyespor, dışarıda oynadığı 10 maçta 3 galibiyet 1 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı. Arif Erdem ile sadece 1 galibyet aldılar ve galibiyet deplasman galibiyeti değildi. Bu sezon attıkları 22 golün 9'unu son 15 dakikada kaydettiler. Gol krallığında ise attığı 7 golle Pierre Webo bulunuyor. Rakipte en fazla süre alan oyuncular 1641 dakikayla Doka, 1623 dakikayla Holmen ve 1413 dakikayla Webo. En hırçın oyuncuları ise gördüğü 7 sarı ve 1 kırmızıyla Zayette olarak görünüyor.

Cuper'in İlk Transferi | Francisco Javito


Eksiklerimizi masaya yatırdığımız zaman yapılabilecek şeyler belli aslında. Her ne kadar sağ kanat ve ön libero alınacak denilse de ön taraftaki etkisizliğimiz daha ciddi bir sorun gibi duruyor. Ön tarafa Bruno geldi ama derdimize ne kadar derman olacak soru işareti. Cuper ilk transferini yaptı ve Yunanistan'ın Olmypiakos takımından Javito'yu takıma kazandırdı. Kısıtlı bir zaman var ve tanıdığı bildiği daha önce çalıştığı bir futbolcuyu takıma kazandırmasını olumlu buluyorum. Sonuçta Cuper Javito'dan ne beklediğini biliyor, Jovito'da Cuper'in beklentilerini...

Jovita Barcelona alt yapısından yetişip Rijkard döneminde Şampiyonlar Liginde ve birkaç maçta gören alan Jovita sonrasında Yunanistan liginin yolunu tutmuş. Aris'de tam 5 sezon forma giyen Jovita 162 maçta görev almış. Hızlı ve maçın dutgun gittiği zamanlarda birden ortaya çıkıp sonucu değiştirebilen bir futbolcu. Kanat oyuncusu olmasına gol yüzdesi de gayet iyi.

Aris'deki istikrarlı ve olumlu futbolu onun Yunanistan'da bir basamak daha yukarı çıkmasını sağlamış ve Olympiakos'a transfer olmuş bu sezon başında Javito. Bu sezon Olympiakos'da 4 maçta forma giymiş ve 1 gol atıp 1 asist yapmış. Ligin ikinci yarısında kiralık olarak Orduspor'un formasını giyecek. Şuandaki şartlarda bilindik futbolcu almak çok daha avantajlıdır. Cuper de tercihini tanıdığı bildiği futbolcudan yana yaptı. Umarız bize fayda sağlar.

13 Ocak 2012

Lefter ve Orduspor...

Lefter'li Orduspor'dan birkaç gazete küpürü...

1967 yılında kurulan Orduspor'da İsfendiyar Açıksöz, Tamer Güney, Bülent Taneri, Erdoğan Gürhan'dan sonra Mor-Beyaz'lı takımın kulüp tarihinde ki 5.teknik direktörü olan Lefter Küçükandonyadis, 26 Temmuz 1972 tarihinde Orduspor'un yeni teknik direktörü olmuştu. 1972-1973 sezonunda 2.Ligde mücadele eden Orduspor, Lefter yönetiminde lige harika bir başlangıç yapmış o dönem ligin ilk yarısını Trabzonspor'un önünde, tek mağlubiyetle lider olarak tamamlamıştı. Ancak ligin 2.yarısında Orduspor istediği sonuçları alamyınca, ligi 5.sırada tamamlamış ve "Ordinaryüs" Lefter ile Orduspor'un yolları ayrılmıştı.


Türk futbolunun başı saolsun.


Bitti Kalem, Doldu Defter, Hoşçakal Lefter...

Bir dönem Orduspor'u da çalıştıran "Ordinaryüs" lakaplı, Fenerbahçe'nin ve Türk futbolunun efsane ismi Lefter Küçükandonyadis vefat etti.


Bir süredir rahatsızlığı nedeniyle yoğun bakımda tutulan efsanevi futbolcu Lefter Küçükandonyadis'in hayatını kaybettiği öğrenildi. 87 yaşındaki "Ordinaryüs" lakaplı efsanevi futbolcu geçirdiği zatürre rahatsızlığı nedeniyle bir süredir kontrol amaçlı İstanbul'da Amerikan Hastanesinde tedavi görüyordu. Küçükandonyadis'in akşam saatlerinde zatürreye bağlı kalp yetmezliği sebebiyle hayatını kaybettiği öğrenildi.

Futbola Taksim'de Başladı, Fenerbahçe'de Efsane Oldu...
Türk futbolunun efsane futbolcuları arasında yer alan ve unutulmaz arasına giren 87 yaşında ki Lefter Küçükandonyadis, 1925 yılında Rum bir balıkçıyla Türk bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Futbola Büyükada'da başlayan Lefter, ilk olarak Taksim Spor Kulübü'nün formasını giyerken, Taksim Kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941'de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabilen Lefter, 2 yıl Taksim takımında yer aldıktan sonra 1943'te askere gitti.

4 yıl süren askerlik görevinden sonra 1947 yılında İstanbul'a dönen efsanevi futbolcu, Fenerbahçe kulübüne girdi ve 1964 yılına kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-54 sezonunda gol kralı olan ve bu süre içinde 1 yıl İtalya'nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa'nın OGC Nice takımında oynayan "Ordinaryüs" yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı.

Ver Leftere, Yaz Deftere...
Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanınan ve golcülüğünden ötürü "Ver Lefter'e, yaz deftere !" sloganı ile futbol oynadığı dönemde sürekli adından söz ettiren Lefter Küçükandonyadis, futboldaki ustalığından ötürü daha sonra "Ordinaryüs" sıfatıyla anıldı.

Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların ve futbol severlerin hep gözbebeği oldu. Futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giyen (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı) Lefter, 1954 FIFA Dünya Kupası'nda forma giydi ve bu turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldmasının yanı sıra Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tutan, 9 kez de milli takım kaptanlığı yapan efsanevi futbolcu Lefter Küçükandonyadis, Fenerbahçe forması altında 615 resmi maçta 423 kez gol atma sevinci yaşamıştı.

1964 yılında son olarak Yunanistan'ın AEK takımında forma giyen ve kulüpte futbolu bırakan Lefter Küçükandonyadis, 1965 yılında ise teknik direktörlüğe başladı. İlk olarak Yunanistan'da Egaleo'yu çalıştıran, ardından da Superspor United'ı çalıştıran Lefter, 1966 yılında Türkiye'ye dönerek antrenörlük hayatına ülkesinde devam etti.

Ordinaryüs Orduspor'da...

1967 yılında kurulan Orduspor'da İsfendiyar Açıksöz, Tamer Güney, Bülent Taneri, Erdoğan Gürhan'dan sonra Mor-Beyaz'lı takımın kulüp tarihinde ki 5.teknik direktörü olan Lefter Küçükandonyadis, 26 Temmuz 1972 tarihinde Orduspor'un yeni teknik direktörü olmuştu. 1972-1973 sezonunda 2.Ligde mücadele eden Orduspor, Lefter yönetiminde lige harika bir başlangıç yapmış o dönem ligin ilk yarısını Trabzonspor'un önünde, tek mağlubiyetle lider olarak tamamlamıştı. Ancak ligin 2.yarısında Orduspor istediği sonuçları alamyınca, ligi 5.sırada tamamlamış ve "Ordinaryüs" Lefter ile Orduspor'un yolları ayrılmıştı.

Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden olan Ordinaryüs lakaplı Lefter Küçükandonyadis'e Türkfutboluna ve Orduspor'a kattıkları için teşekkür ediyor, Orduspor taraftarları adına Divane Aşık Gibi olarak kendisine Allah'tan rahmet diliyor, tüm futbolseverlere başsağlığı diliyoruz.


Bank Asya'da Ayırt Edici 5 Transfer

Devre arası transferleri Bank Asya'da daha önemlidir. Nitekim geçtiğimiz sezon Mersin İdman Yurdu devre arası yaptığı takviyelerle ligin ikinci yarısını almış götürmüştü. Bu devre arası da yine takımlar önemli takviyeler yaptılar. Bazı futbolcular Süper Lige doğru yol alırken bazı futbolcular ise Bank Asya'ya geldiler. Kendi adıma önemli gördüğüm ve takımlarına fayda sağlayabileceğini beş ayırt edici transferi değerlendireceğim...

Adem Büyük - Kasımpaşa
Kasımpaşa kadro yapısı itibariyle 2. yarıda Süper Lig için avantajlı gördüğüm takımların başında geliyor. Yaptıkları takviye ile de bence bir adım öne çıktılar. Adem Büyük benim nazarımda gerçekten büyük ve potansiyeli olan bir futbolcu ama Süper Ligde Manisaspor forması ile 2 sezondur şans bulamamasını mantıklı bulmuyorum. Geçtiğimiz sezonun ilk yarısını da yatarak geçirmişti ama ligin ikinci yarısında Mersin İdman Yurdu'nda forma giyip 15 maçta 10 gol atarak Mersin'in Süper Lige çıkışındaki en etkili isimlerden biri olmuştu diyebiliriz. O performansından sonra Mersin İdman Yurdu Adem'i bu sezon da kadrosunda tutmak istemiş fakat Manisaspor göndermemişti. Nitekim Adem bu sezonun ilk yarısını Manisa'da geçirdi ve sadece bir karşılaşmada forma giyebildi. Ligin ikinci yarısında ise geçtiğimiz sezon gibi ilk 2 mücadelesi verecek olan bir takımda geçirecek. Kasımpaşa formasını giydiği ilk karşılaşmada Tr Kupasında 3 gol atması ise ikinci yarıdaki performansının sinyalleri olsa gerek... Olayın diğer boyutu ise Uğur Tütüneker ile çalışacak olması. Geçtiğimiz sezonun devra arasında Orduspor ve Adem Büyük anlaşmış fakat Uğur Tütüneker İbrahim Şahin'de ısrarcı olunca transfer gerçekleşmemişti.


Theo Weeks - Göztepe
Tehoe ilk geldiğinde yıldız adayı olarak gösterilen futbolculardan biriydi. Hatta ilk senesinden sonra ülkede bulunan malum ön libero kıtlığından dolayı çoğu takımın gözünü diktiği bir futbolcuydu. Ankaraspor'daki ilk sezonunda gayet başarılı bir performans göstermesine rağmen Ankaragücü'nde tutunamadı. Ankaragücü'nde 2 yıldır eksik olmayan kaos ortamının onun ilk sezonundaki futbol düzeyine ulaşamamasının nedeni olarak görüyorum. Ankaraspor'dan sonra kafasının rahat olabileceği, maddi sıkıntıların bulunmadığı bir takımda forma giyseydi şuan çok daha farklı bir konumda olabilirdi Theo. Fakat hala onun için hiçbirşey geç değil. Henüz 21 yaşınde ve yaşına rağmen önemli bir Süper Lig kariyerine sahip. Bank Asyada futbolun fiziksel güce dayalı oynandığını düşündüğümüzde Theo Göztepe için aşırı ekstra bir transfer. Türkiye'de ki ön libero kıtlığını da üstüne eklediğimizde bu taransferin önemi daha da artıyor.

Ahmet Cebe - Akhisar
Alt yapıyı Almanya'da almış, Almanya patentli bir futbolcu Ahmet Cebe. Fortuna Düsseldorf'dan Denizlispor'a düştüğü sezon gelmiş ve çok da kötü bir performans sergilememişti. Nitekim takım küme düşmüş olmasına rağmen Denizli'de kaldı ve geçtiğimiz sezon 34 maçta forma giyip takımın en önemli futbolcularından biri olarak göze çarptı. Denizli'deki performansı onun tekrardan Süper Lige dönmesini sağladı ve bu sezona Karabükspor forması ile başladı. Karabükspor'da Yücel İldiz döneminde çoğu maçta forma giydi Ahmet Cebe ama bence mevkisi dışında oynatıldığı için çok fazla verimli olamadı. Denizli'de sağ kanatta hücuma destek veren görüntüsüyle tanıdığımız Ahmet Karabük'te sağbek oynatılınca belli bir ivme yakalayamadı. Nitekim Bülent Korkmaz'ın gelişiyle de forma şansı azalınca devre arası yolları ayırdılar ve Ahmet Akhisar Belediye'nin yolunu tuttu. Akhisarspor'un ligdeki konumunu ortaya koyunca ve Ahmet Cebe'nin göçtiğimiz sezonki performansını düşününce oldukça olumlu bir transfer olduğunu düşünüyorum.

Önder Turacı - Göztepe
Geçtiğimiz sezon Kayseri'de 25'e yakın maçta forma giymesine rağmen ilk yarıyı boşta geçirdi Önder Turacı. İdman Yurdu'na sezon başında imza attı ama lig başlamadan sözleşmesi feshedilince onun adına ilk yarı boş geçti. Aynı dönemde evliliği ile ilgili de sıkıntılar yaşayınca herşey üst üste gelmiş oldu onun için. Kalitesi ve nitelikleri çoğu Süper Lig takımında forma giyebilecek düzeyde olduğunu düşündüğüm Önder'de Bank Asya'ya yöneldi ve Göztepe'ye imzayı attı. Her ne kadar zorlu bir süreçten geçmiş olsa da hem stoper'de hem sağbek'de Bank Asya'nın üzerinde bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. Mental olarak kendini hazırlarsa ikinci yarıda Göztepe adına en önemli çok bir transfer.

Emanuel Banahane - Giresunspor
Son isim bizden biri olan Emanuel Banahane. Sadece iki resmi maçta forma giymesine rağmen ona neden bu kadar kanımız ısındı bilmiyorum ama şanssız bir ilk yarı geçirdi. İlk yarı bir iyi bir kötü geçen çalkantılı dönemlerde forma şansı bulamadı. Belkide onun forma giymesini en çok isteme sebebimiz sezonun açılış maçında Trabzonspor'a karşı ortaya koyduğu performansdı. O maçta beğenimizi kazanmıştı Banahane. Giresunspor'un maddi imkansızlıklarından dolayı Banahane'nin Giresunspor'a kiralanması yapılmış olan bir jest ama bizim adımıza da sevindirici bir durum. Henüz transfer tahtasını açtıramadıkları için yarınki maçta forma giyemeyecek Banahane. Gol sıkıntısı çeken Giresunspor'da başarılı olacağını düşünüyorum. Daha doğrusu diliyorum. Umarız bizleri yanıltmaz.

12 Ocak 2012

Türkiye Kupasına İlk Turdan Veda...


90 dakika boyunca iki takımda gol bulamayınca ekstradan 30 dakika daha sahada oynanan ve futboldan başka herşeye benzeyen şeyi izlemek zorunda kaldık. Bu maçları çok fazla ciddiye almamak lazım aslında. İki takımı da bu maçtaki performansı ile yargılayamayız ama bizim adımıza söylenilmesi gereken birşey var. Uzatmalarda 30 dakika 10 kişi oynayan rakibine gol atamıyorsan penaltılarda ortaya çıkan sonuca ah vah etmeye hakkın yok, bu kadar basit.

Maça 4-6-0 sistemiyle çıktık. Kadroyu gördükten sonra Ribeiro'nun forvet oynayacağını düşünsek de maç başladıktan sonra yanıldığımızın farkına vardık. İleri uçta kimsenin oynamadığı bir takım vardı sahada. Yeni transferlerden Ömer Kulga ve Eren, genç futbolcularımızdan Abdülkadir, Müslüm ilk 11'de sahaya çıktılar. Maç adına belkide teselli olabileceğimiz tek nokta bu genç arkadaşlarımızın sahaya yansıttığı performansdı. Maçtan aklımızda kalan önemli bir soru işareti var o da Fornezzi'nin sağlık durumu. Talihsiz bir sakatlık yaşadı ve durumu bugün belli olacak. Umarız önemli bir şeyi yoktur çünkü bizim için onun oynaması çok önemli.

Takımın defans anlayışında hiçbir sıkıntı yoktu yine. Fakat sezon başından beri sıkıntı yaşadığımız ön taraf anlaşılan o ki sezon boyunca kabusumuz olacak. Forvet geçen sürenin ardından Stancu oyuna girdi ama ne ayakta durmaya hali vardı, ne de gol atmaya mecali. Sadece o değil dün forma giyen diğer yabancı futbolcularımız da evlere şenlikti. Culio'nun her geçen gün düşüşte olan performansına dikkat çekmek lazım. Bireysel bakımdan söylemek gerekirse Ömer Kulga ve Eren'i beğendim. Uzun zamandır sol kanattan bu kadar etkili geldiğimiz bir maç daha hatırlamıyorum. Eren çoğu pozisyonda rakibini geçip çizgiye kadar indi. Fakat içeride gol vuruşunu yapacak biri olmamasından dolayı onun çabaları daboşa gitmiş oldu. Murat Kalkan'ın, Ribeiro'nun sol kanattaki performanslarıyla kıyaslayınca Eren'in formaya iki adım daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Genç stoperimiz Ömer scout ekibindeki hocamız tarafından önerilmişti. Kayserispor'a yeni Serdar Kesimal diye getirildi ama şans bulamamıştı. Samsunspor kalemize çok fazla gelemediği için tam anlamıyla değerlendirme yapamayız ama çoğu pozisyonda başarılıydı. Sadece biraz yavaş bir futbolcu. Fakat vücudunu iyi kullanarak o dezavantajı avantaja çevirebilir.

Kadromuzda yer alan fakat şan bulamayan diğer isimlerden Abdülkadir ve Müslüm'ün performansı ise diğer bir sevindirici gelişmeydi. İkisinin de yetenekleri ve potansiyeli tartışma konusu olamaz aslında. Abdülkadir 91 doğumlu ve uzun vadede bu takımda çok daha fazla forma giyecek. Kendi adıma sahaya yansıttığı performansından memnunum. Müslüm ise yeteneklerini tam anlamıyla kullanamayan bir isim. Geçen sene belkide en çok eleştirdiğimiz futbolculardan biriydi. Fakat kendini futbola verdiği zaman neler yapabildiğini hepimiz biliyoruz. Dün alışık olmadığı bir mevkide oynamış olmasına rağmen dört dörtlük oynadı. Kiralık verileceğine dair haberler vardı ama dünkü performansından sonra takımda kalması gerekir.

Genelde isimler üzerinden gidiyoruz. Çünkü sahada analizi yapılacak bir futbol yoktu. Bu maçın ölçü olmadığını düşündüğüm için de çok fazla kızamıyorum. Sonuç olarak ilk turdan elendik Türkiye Kupasından. Ön taraftaki eksiklerimiz devam ediyor. Culio'nun, Stancu'nun ön taraftaki etkisiz futbolundan dolayı biran önce yeni transferlerin takıma katılmasını dört gözle bekliyoruz. Bruno'nun hazırlık sürecinin çok daha kısa sürede halledilmesi lazım. Çünkü forvet tanımının içine doldurabilen tek o var elimizde. Dediğim gibi bu maçın havası ile lig maçı bir olmaz. İBB maçı çok önemli bizim adımıza. Galip gelip artık yürümeye başlamalıyız.

10 Ocak 2012

Kupa Mesaisi | Samsunspor - Orduspor

Türkiye Kupası 3. Turu'nda Samsun deplasmanındayız yarın akşam.
Maçın saati 20:30,
Hakemi Aytekin Durmaz.
AHaber kanalından da canlı yayınlanacağını belirtelim.

Samsunspor ile 10 gün içerisinde 2 kez karşılaşacağız, 19 Mayıs Stadyumu'nda. Bu maçtan daha önemlisinin ligde oynanacağını söylersek haksız sayılmayız sanırım. Bu sezon kupada hedefi olan takımlardan biriyiz. Bu maçıda o hedefin ilk adımı olarak görebiliriz. Zevkli bir maç olacağını düşünüyorum. Kadroda yer alamayan bazı oyunculara şans tanıyacaktır iki takımda. Bu maç o oyuncuların kendilerini göstermeleri açısından bir şans...

Samsunspor devre arasını hızlı geçiren takımlardan birisi oldu. Ligin bizim gibi yeni ekiplerinden olan Samsun, ilk yarıda beklenilenin çok altında bir performans sergiledi. Taraftar gözünden olaya bakınca futbolcuların yetersizliğinden öte bir teknik direktör sorunu yaşıyorlar. Benim hatırladığım Samsun'da 3 farklı maç sonrasında Petkoviç'i istifaya davet etti Samsunspor taraftarları. Yönetimin bu kadar baskıya ve kötü gidişe rağmen hocasının arkasında durması bir yerde güzel hareket. Skibbe'yi hatırlayalım. Devre arasını hızlı geçirdiler cümlesini biraz açalım. Önemli transferler yaptılar. Kadrolarına kattıkları bu 4 isimde direk ilk 11 oynayacak isimler. Yani şöyle ki, ihtiyaçları olan bölgelere nokta adamlar aldılar. Bu isimlerin sergileyecekleri performans Samsunspor'un ligde ki kaderi açısından çok önemli. Yeni trasferleri deyip durduk ama isim vermedik. Hepiniz de bildiği üzere bu isimlerden en sansasyonel olanı Gekas. Çok yerinde çok isabetli bir transfer. Samsunspor'un bu sezon yaşadığı gol sıkıntısına zaman zaman son verebilecek kapasitede. Benim gözümde Samsun'da olsun bizde olsun iş yapabilecek yeteneğe hala sahip kendisi. Murat Ceylan ismi var mesela. Sezon başında da anlaşmışlar ama kadrolarına katamamışlardı. Türkiye Ligi standartlarında her Anadolu takımının vazgeçilmezi olabilecek bir isim kendisi. Serdar Özkan ve Uğur Boral isimlerinden özellikle Uğur Boral'ın ismine çok şaşırdım. Boş isimler değiller kesinlikle.

Samsunspor analizini izninizle daha çok lig maçına saklamak istiyoruz ekip olarak. O yüzden fazla detayada girmek istemiyorum rakip hakkında. Maçın biraz Orduspor tarafına bakmalı. Cuper ile kaybettiği disiplini geri yakaladı takımımız. Bu maçta da yüksek mücadele bekliyorum. Benim kişisel görüşürüm maçın uzun süre berabere gideceği şeklinde. İki takımda kendini fazla yormadan, kendini sıkarak rakibin bir açığını arayarak, bir gelip pir gelme niyetinde olacağı bir maç olacak gibime geliyor. Gönlümüzden geçen turu geçenin Orduspor'umuz olması yönünde. Ayrıca geçen sene bu zamanlar Orduspor'umuzun Türkiye Kupası'nda ki son 20 yılını özet geçmiştim. Meraklısına;

http://divaneasikgibi.blogspot.com/2010/10/turkiye-kupas-son-20-ylda-orduspor.html

Çamur At İzi Kalsın Politikası ve Rıdvan Dilmen

Orduspor'un şike sürecindeki duruşu, Nedim Türkmen'in açıklamalarının illaki bir sonucu olacaktı. Bu süreçte Orduspor Kulübü başkanı kulüplerle ilgili beyanat vermese de bazı kesimler hep üzerine alındı konuşulanları. Ali Koç'un Kulüpler Birliği toplantısındaki tavırları, Volkan Demirel'in saçmalamaları, Fenerbahçe taraftarının Orduspor'a karşı olan tutumu aslında beklenen şeylerdi. Orduspor tarafından Fenerbahçe adı zikredilmese dahi bu süreçteki duruşumuz onları yeteri kadar rahatsız etti. Diğer kulüplere nazaran doğruları açık açık söyleyen bir taraf olmamız nedeniyle illaki karşılaşacağımız saçmalıklar da olacaktı.

Önce sürüden ayrılanı kurt kapar diye tehdit ettiler. Sonrasında ise basında Orduspor adını farklı yönlerde kullanarak bir medya baskısı oluşturma tehditinde bulundular. Nitekim bu süreç onlar adına dün akşam başladı ve Rıdvan Dilmen maşa olarak söz aldı.

Ntvspor'da konu Gaziantepspor - Fenerbahçe maçı ama Rıdvan Dilmen eline tutuşturulan tape'ler üzerinden Orduspor'a çamur atıyor. Nedim Türkmen şike yapan düşsün demiş, sana mı kaldı bunu demek diyor. Orduspor kulübünün şike yaptığından bahsediyor ve neden Nedim Türkmen'in içeri alınmadığını irdeliyor. Bunu irdelemek, çamur atmak görevi Rıdvan Dilmen'e veriliyor ve o da ona verilenlerle dilinin döndüğünce eveleyip geveleyip laf cambazlığı yapıyor.

İddianamede Nedim Türkmen'in adı geçiyor doğrudur. Fakat sonrasında suç unsuru oluşmadığından dolayı sadece iddia olarak kalıyor kayıtlarda. Olayın içeriği ise şu yönde, Giresunspor Başkanı Ömer Ülkü Nedim Türkmen'i arıyor ve Diyarbakırspor'un başkanının çok yakın arkadaşı olduğunu yardımcı olabileceğini söylüyor. Ligden küme düşmüş, ununu eleyip eleğini asmış, genç takımla sahaya çıkan bir takım için böyle bir taleple Nedim Türkmen'e geliyor ama Nedim Türkmen'in başından savmaya çalıştığı '' Hee, tamam, tamam tamam '' gibi cevaplar verdiği zaten kayıtlarda yer alıyor.

Dediğim gibi bu durumlar Orduspor'un ve Nedim Türkmen'in duruşunun yansımaları. Haklarında binlerce sayfa telefon konuşması kayıtı, para alışverişi, fotoğraf gibi dökümanların bulunduğu, şike yaptığı açık ve net olan Türk Futbolunun bir senesini çalan kesimin sözcüsü RIDVAN DİLMEN çıkıyor ve Ntvspor gibi ulusal bir kanalda FENERBAHÇE - GAZİANTEPSPOR maçı konuşulurken elindeki 5 satırlık kayıt ile çamur atmaya kalkıyor. Orda bir dur derler Rıdvan Dilmen. Yaptığın aleni ve açık bir şekilde çamur atmaktır. Bu tarz şeylerle Orduspor cephesini sindirmeyi düşünenler ise düşünmekten yoksun kişilerdir.

Bu süreç içerisinde bazılarının eteklerinin altına saklananlar gibi olmadı Orduspor ve olmayacaktır. Her konuda kendi görüşlerini açık ve net, tarafsız, adaletli bir şekilde yansıtan, yaptığı önerileri bilimsel verilere dayandıran bir taraf oldu ve bundan sonraki süreçtede Rıdvan Dilmen gibi maşalar üzerinden yapılacak saldırılarla duruşunu bozacağını sanmasın kimse...

8 Ocak 2012

Buz Gibi Maç | Manisaspor 0 - 0 Orduspor


Haftalardır kazanamayan 2 takım. Kim kazanırsa üzerinde ki uğursuzluğu atacağı bir maç. Deplasmandayız, Manisa'da. En son orada oynadığımız maçı 3:1 kaybetmiştik, bir akşam maçıydı. Rafael vardı Manisa'da. Ki o sezon Süper Lig'e çıkmışlardı. Bu sefer bir üst ligde aynı statta daha eşit şartlarda karşılaştık. Soğuk bir hava, futbolcularında o havaya ayak uydurması. Soğuk bir maç, tatsız tuzsuz. Dolu dolu anlatılacak birşeyin olmadığı...

Dedik ya soğuk hava. Tribünleri olumsuz etkilemiş. Aşırı boşluklar mevcut. Karşımızda bize yada hakeme baskı uygulayabilecek bir tribün havası yok. Rahat bir deplasman olacağı aşikar. Bizde Culio - Gosso ikilisi yok. Yokluklarını hissettik. İki takımında ilk hedefi bu maçta 1 puanı garantileme şeklindeydi. Bu oyun felsefesine göre birşeyler yaptı takımlar. Kelimeler üreteyim maçla ilgili diyorum ama olmuyor, aklıma yazacak bir cümle gelmiyor. Manisa tarafı olsun, bizim taraf olsun kepaze bir futbol ortaya koydular. Manisaspor'un bize göre en avantajlı tarafıydı ileride bulunan hızlı adamları. Simpson ve Isaac ile gol aradılar. Bugün bir Simpson'umuzun olmamasının sıkıntısını çektik. Gerçi bu sıkıntıyı 19 haftadır çekiyoruz.

İlk yarının tek net pozisyonunun içindeydi yukarıda isminden söz ettiğimiz Simpson. Kendi çabalarıyla ceza sahasına kadar girdi ama o güzel hareketlerin ardından kaleye gönderilen top beklenildiğinden daha kötüydü. Belirtelim, Manisaspor'un maç boyunca kaleyi bulan bir şutu yoktu. Bizde ise kaleyi bulan bir top oluyorsa, içinde hep Riberio oluyordu ikinci yarıda. Netice itibariye gol çıkmadı maçta. İki takımda üzülmedi bu 1 puana.

Eksiklerimiz var. Bu eksikleri gideremezsek Cuper'i bırak dünyanın en büyük teknik direktörünü getirsende iş yapamaz. Riberio, Metin Diyadin döneminde de aynıydı. İlk 11 başladığı maçlarda da gördük ki bu takımın oyuncusu değil. Dalmat çok kötü. Kanatı işlemeyen bir takım olur mu? Olur işte. Kanatlara takviyelere devam edilmeli. Bruno, bu maçta en azından yedeklerde olabilseydi klübede güvendiğimiz bir isim var diyebilirdik. 3. bölgede bu kadar şanssız olamaz bir şehir. 3 senedir dikiş tutturamadık orada. Stancu felaket kötü. Metin Diyadin'i çok eleştirdik forvette oynatmadığı için Stancu'yu ama Stancu bizlerin yüzünü kızarttı. Oynamıyor ki arkadaş. Hakan'ı bizlere buralara getiren bir parça olduğu için fazla eleştiremiyorum ama Gosso'yu çok arattı bize. Atağa kalkma bakımından en önemli bölgede bulunurken çok yanlış tercihler yaptı, pozisyon üretemedik.

Ama bu Orduspor, ilk yarının ilk günlerindeki Orduspor olmaya başladı. Kıvamını yavaş yavaş almaya başladı. O ruhsuz hallerini atlatıp, eski mücadeleci oyunlarına geri döndüler. Bu durum için Cuper'in etkisinin fazla olduğunu söyleyebiliriz. Burada önemli olan devamlılık. Yoksa bu takımın Metin Diyadin zamanında da mücadeleci halini biliyorduk. İlk devre olduğu gibi bir gazla lige başlayıp ligin ortasında aynı kötü tabloyu yaşarsak, belki ligde kötü günler yaşamayız ama devamlılık açısından sorunlar yaşarız. Bu seneyi atlatırız, seneye daha zor günler yaşarız.

MANİSASPOR-ORDUSPOR: 0-0
STAT: 19 Mayıs
HAKEM: Serkan Çınar

MANİSASPOR: İlker, Ömer (Dk. 84 Ferhat Çökmüş), Akaminko, Hüseyin, Klukowski, Simpson, Yiğit İncedemir, Nizamettin, Murat Erdoğan (Dk. 79 Makukula), Isaac, Kahe (Dk. 61 Ahmet İlhan)
TEKNİK DİREKTÖR: Kemal Özdeş

ORDUSPOR: Fornezzi, Abdurrahman, Garcia, Yalçın, Selçuk, Dalmat (Dk. 86 Abdülkadir Kayalı), Ali, Hakan (Dk. 67 İrfan), Onur, Riberio (Dk. 71 Murat Kalkan), Stancu
TEKNİK DİREKTÖR: Hector Cuper

SARI KART:
Dk. 37 Yiğit İncedemir, Dk. 68 Murat Erdoğan, Dk. 85 Nizamettin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...