Stancu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stancu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2012

Kırmızı Şans | Orduspor 2:0 Sivasspor

 
100. Galibiyet Damla kardeşimize. Mekanı tekrardan cennet olsun...
Klasikleşen ve bizleri mutlu eden ev sahibi performansımız,
Eskişehirspor, Kayserispor 'un ardından Ordu'da Sivasspor'un erken sayılabilecek anlarda rakiplerin 10 kişi kalması, kırmızı şansı,
Ve en önemlisi, bir takımda atanında tutanında çok iyi olmasının başarıyı getirmesi,
10. hafta sonunda elde edilen 17 puan.
Sırada keskin virajlı yollar. Fenerbahçe, Trabzon, Bursa vs. vs. vs.

İki takımda bu maç öncesi Süper Lig tarihinde 99 galibiyetle başlayacaktı maça. Yani kazanan taraf bir nevi dalya diyecekti. Biz bu dalyayı Elazığspor maçında yaparız diye düşündük ama olmadı. İki takımında durumuda aynı bu 99 galibiyetteki gibi ortaktı. Son haftalarda oynanan kötü futbolla ve puan kayıplarıyla yaşanan hayal kırıklıklarıyla başlayacaktı maç. Kazanan kötü gidişe dur diyecekken, kaybeden taraf için homurdanmalar bile başlayacaktı.

Ne kadar futbolumuzda bir düşüş dönemine girsekte, biliyoruz ki artık Ordu'da maç kaybetmiyoruz. Müthiş bir güvendir bu. Elazığspor maç yazısında da bahsetmiştim, maçlara 1:0 önde başlıyoruz Cuper yönetiminde Ordu'da. İşte bu performansımızı seneye yayabilirsek Avrupa hayali bile çok uzakta değil. Ama asıl mesele bunu yayabilmekte, bunu başarabiliriz niye olmasın. En başta ki cümleye dönmek istiyorum. Futbolumuzda bir düşüş dönemi, peki sizce oynadığımız maçlarda bu zamana kadar nasıldı takımımız? Ben ne zaman maç yazısını kaleme alsam hep bir eleştiri halindeyim. Dört dörtlük futbol beklemiyorum tamam ama ben beğenmiyorum takımı. Biraz futbol şansıda yanımızda sanki? Ve de ev sahibi olduğumuz maçları bir şekilde kurtarıyor olmamız başarıyı getiriyor.

10 maçta 17 puan almış bir takımı eleştirmek istemem, Gaziantepspor maçı sonrası yazdığım kısa yazıda "felaket tellaliği yapanlar" kısmına ben girmem asla. 

Ama bugünde gayet kötü bir futbol koyduk ortaya. Gole kadar ki süreçte topa hakim olan, oyunu yönlendiren taraf biz olduk. Sağ tarafı Umbides ile koridora çevirdik, pire gibi maşallah Umbides. Ama yaptığı ortalar Sabri Sarıoğlu'nu anımsattı bana. Herşeyi güzel, mücadele tamam, hız tamam ama bakmadan içeriye kestiği ortalar hep rakipte kaldı. Oyun stilimiz değişti mesela son zamanlarda. Yerden ısrarla paslaşan top yapan takım gitti, defanstan rastgele doldur boşaltlarla pozisyon arayan bir Orduspor geldi. Cuper takıma hem yerden, hem havadan top oynamayı aşılıyor olabilir. Yada tamamen takıma yüksekten oynayın talimatını vermiş olabilir ama bizim görebildiğimiz kadarıyla beceremiyoruz bu işi. Şu an ki Şamil-Nizametin-Hasan Kabze bunu yapabilecek oyuncular değiller. Hasan Kabze bugün nerede oynadı mesela anlayamadım. Sol kanat hiç işlemedi diyebilirim. Ceza sahasına yaptığımız saçma sapan ortaları rakip savuşturuyor ve savuşturdukları yerde tek bir Ordusporlu oyuncu topu karşılamıyordu, özellikle sol kanadımıza düşen toplarda. Bu durumda rakibin hızlı çıkmasına, pozisyon yakalamasına daha da cesaretlenmesine neden oluyordu. Ortalama %60larda topla oynayan Orduspor, gole kadar ki 7 - 8 dakikada tüm ipleri rakibe kaptırmıştı. Her ne kadar 15. dakikada bir topumuzu rakip çizgiden çıkarsada Sivasspor bize oranla daha çok net pozisyona girmişti.

Sonra herşey değişti. Maçın kader dakikası 43'dü. Tam devre bitsin gol yemeden rakibin hızı kesilsin diye düşünürken, bir penaltı bir kırmızı bir gol. Stancu ve 1:0. Bu dakikadan sonra maçın gidişatıda kısmen belli olmuştu. Bizim kafamızdaki soru işaretleri, 10 kişi kalan rakiplere karşı daha kötü top oynamaya başlamamızdı. Herşeyin illa ki olumsuzunu düşüneceğiz ya. 2. yarıyla birlikte Hasan Kabze'yle skoru 2:0'a getirip rahatladık. İşte maç bu golle birlikte bitmişti. 3. golü aramadan sakin bir şekilde oyunu ortada tutup bitirme gayretine girdik. Yazının en başında bahsettiğim atanlar-tutanlar kısmındayım.Takımın atanları iyiydi. Stancu yavaş yavaş ritm tutuyor, Hasan Kabze'nin top ayağına oturursa kaçırmıyor ama Barral'da da bir form düşüklüğü var. Tutan kısmında Fornezzi'ye her hafta daha çok hayran kalıyoruz. Bugün çıkardığı %100'lük 4 top bize 3 puanı getirdi. Lakin Şamil'in bulunduğu bir orta sahaya güvenmediğimi belirtmek istiyorum. Defansif anlamda bir yere kadar tamam ama toplu oyunda Şamil'in çok çok daha etkin olması lazım.

İyi geceler.

6 Ekim 2012

Kazanılmış 1 Puan mı, Kaybedilmiş 2 Puan mı ?

 
7. hafta sonunda namağlup olarak yolumuza devam ediyoruz. Namağlup olmayı kendimize teselli sayıyoruz ama dün akşama döndüğümüzde çok rahat kazanabileceğimiz bir maçta iki puan kaybettiğimizi düşünüyorum. Kötü bir Karabükspor'a karşı bulunan pozisyonlara rağmen sahada ciddiyetsiz bir Orduspor vardı. 60. dakika Barral'ın girmesinden sonra biraz kıpırdanmamız bile neredeyse maçı almamızı sağlayacakken nedense bir puanla yetindik. Üstelik Cuper de bu durumdan memnun. Bize söyleyecek çok fazla şey düşmez bu durumda ama dün kazanılan bir puandan öte kaybedilen iki puandan bahsetmek gerekir..

Maçın hemen başında yediğimiz golün bir benzerini üç gün önce bir 3. Lig ekibi olan Kastamonuspor'dan yedik. Öncelikle şunu söylemek gerekir. Savunması ile övülen, beğenilen bir Orduspor'un böyle bir gol yemeye hakkı yok. Yediğimiz gol bir tarafa maç boyunca savunma anlamında oldukça açık verdik. Karabükspor'a pozisyon vermedik o nasıl oluyor diyenler olabilir ama Karabükspor yerine biraz daha derli toplu bir takım olsaydı çok rahat ikiyi atıp maçı bitirebilirlerdi. Kendi yarı alanımızla yay ile orta alan arasında çok iyi parselleyen bir takımız ama dün akşam Karabükspor her gelişinde o bölgeyi güle oynaya geçti. Özellikle Şamil maç boyunca olması gereken yerde değildi. Üstelik önlibero özellikli üç tane futbolcuyla sahada olmamıza rağmen o alanın egemenliğini Karabükspor'a teslim ettik. Rakibimizde Lua Lua, Shelton gibi sprinter özellikli futbolcular olduğu içinde İbrahim Kaş ve Agus belkide sezonun başından beri ilk defa bu kadar aciz duruma düştü. Bir pozisyonda İbrahim Kaş, bir pozisyonda Nizamettin rakibini yaka paça indirip kart görmek durumunda kaldı hatta. 1 hafta önce Galatasaray'a karşı yaptığımız alan savunmasının, önde baskının dün akşam üçte birini sahaya yansıtamadık bana göre. Bunun tek sebebi de ciddiyetsizlik (!)

Tabloya bakınca herşey güllük gülistanlık, namağlup bir takım.. Puan sıralamasında ikinci sıradayız, bir hafta önce evimizde ligin en iyi takımlarından birini mağlup etmişiz, moralimiz çok iyi ama takımın dün akşamki havası bence hiç olumlu değildi. Birşeyin farkında olmamız lazım, bizim için lig bundan sonra başlıyor. Geçtiğimiz sezon 7. hafta sonunda kaç puanımız vardı hatırlayan var mı ? 7. hafta sonunda 14 puanı olan bir Orduspor vardı geçtiğimiz sezon ama ondan sonraki süreçte sahaya yansıyan performans neticesinde devre arasında düştük diyen bir sürü kişi dolanıyordu ortalıklarda (!) Geçtiğimiz sezonki yaşadığımız travmayı yaşayacağımızı kesinlikle düşünmüyorum. Maç kaybedeceğimiz gün illaki gelecek ama öylesine bir seri de olmayacaktır. Sadece hedefimizden kopup ortalara gerileriz ki işte o zaman Karabükspor, İ.B.B maçları gibi kolay kazanabileceğimiz maçlarda kaybettiğimiz puanların ahlarını vahlarını konuşuruz. O yüzden böyle durumlarda kazanmaktan başka çareniz yok. Üstelik rakibinizin sahadaki halini gördükten sonra kaybedilen iki puan yerine kazandığımız bir puan demeye hiç hakkınız yok. Bundan sonraki süreçte Gaziantep, Fenerbahçe, Kasımpaşa, Bursaspor deplasmanlarına gideceğiz. Rakiplerimizin dün akşam Karabük'ün oynadığı gibi oynayacağını mı düşünüyorsunuz?


Bence önemli olan takım iyi durumdayken bu eleştirileri yapabilmek. İki maç kaybedince zaten herkes konuşacak, bizim dillendirmemize gerek bile kalmayacak. Bir eleştirimde Hector Cuper'e ve teknik ekibe var. Sezon başından beri 4-4-2 formatında oynadık. Kötü oynadığımız maçlarda bile bu formatın bir niğmeti olarak maçtan galip ayrıldık. Hatta bir ara Hasan Kabze, Stancu, Barral üçlüsünü aynı anda kullandık ve hücum anlamında nasıl geri dönüş aldığımızı hepimiz gördük. Tüm bunlar ortada iken, 6 haftadır çalışan bir sistem, futbolcuların alışık olduğu bir düzen varken bu düzeni Karabükspor karşısında terketmeye ben anlam veremedim. Rakibe göre sistem değiştirirsin tamamdır ama Karabükspor karşısında yapılan şey rakibe göre sistem değiştirmek değil olayın kolayına kaçıp futbolcu eksikliğinden dolayı sistemi değiştirmekdir. Dün yapılması gereken yabancı kontenjanını diğer bölgelerde kullanmaktı. Sistemde yer alan futbolcuları değiştirip 6 haftadır işleyen makinayı sahaya sürmek varken biz kulağımızı tersten tutmaya kalkıştık. 60 dakika tek forvet oynayan Orduspor önde çoğalamadı, çift forvet oynamaya alışan Stancu çoğu pozisyonda kenarlara gelip top aldı ama onun ceza alanının dışına çıktığı anlarda içeride gol yapacak kimse yoktu (!) İlk 45 dakikada Karabükspor savunması her anlamda S.O.S verirken ikinci yarıya aynı formatta başlamamız, 60. daikaya kadar Barral'ı bekletmemiz gerçekten anlamsız bir uğraştı. Nitekim Barral girdikten sonra 10 dakika içinde bulduğumuz pozisyonlarla maçı kazanabilirdik. 10 dakika içinde bir asist yaptı ama şans yanında olsaydı kalecinin sektirdiği pozisyonda yaptığı vuruş ve Nizamettin'e indirdiği top da gol olabilirdi. 

Benim çok önemsediğim bir konu daha var. Barral bizim için çok önemli bir futbolcu ama onun hevesini kırmamamız lazım. Galatasaray maçı öncesi çok hevesli ve istekliydi. Yedek soyunmasına rağmen kibir yapmadı, maçtan sonra yüzünde gülücükler vardı kazandığımız için. Bu hafta ise hafta içi Kastamonuspor'a iki gol atmışken, üstelik Hasan Kabze'nin sakatlığı mevcutken sistem değiştirip Barral'ı oynatmamak bence heves kırmaktır. Açıkçası bu durum beni korkutuyor.

Konuşulacak çok şey var aslında. Biraz işin içine girince herşey görüldüğü kadar mükemmel olmadığını görüyoruz. Başlıkta yer alan soruya gelecek olursak Cuper'e göre 1 puan kazandık. Bana göre ise; kazanabileceğimiz bir maçta 2 puan bıraktık..

29 Eylül 2012

Namağlup... Orduspor 2 - 0 Galatasaray

Ocak ayından beri dış sahada kaybetmeyen bir Galatasaray varsa, Aralık'tan beri mabette bileği bükülmeyen de bir Orduspor var..  Bu maçın atmosferinin çok daha farklı olacağı kesin.. Takımın bu maça diğer maçlardan çok daha farklı bir özgüven ve motivasyonla çıkacağı da malum. Gerçek potansiyelimizi sahaya yansıttığımız zaman Ordu'da yenemeyeceğimiz takım yok. Tribün ve takım elinden gelenin bir fazlasını sahaya yansıtacak ve bugün sahadan mutlu ayrılan biz olacağız, buna inancımız tam.
 

Maç yazısında çok fazla teknik ayrıntıya girmedik çünkü teknik ve taktik olarak Cuper'in Galatasaray'a karşı farklı bir formatta sahaya çıkacağını düşünmüyorduk. Nitekim kendi futbol doğrularımızla çıktık sahaya. Maç yazısında ve giriş kısmında belirttiğim gibi rakibimizin gücünün farkında olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. En iyisini yapamasak da sahaya yansıttığımız performans maçı kazanmamıza yetti.

 Maça Galatasaray'a karşı özel bir sistemle başlamadık. Son haftalardaki bireysel performansların karşılığı olan ideal 11'imiz ile sahadaydık. Son maçları yakından takip etmeyenler ve kadro yapımızı bilmeyenler için Stancu-Barral tercihi belki şaşırtıcı gelmiş olabilir ama Cuper kendine göre doğru olanı seçti ve tercihi o yönde kullandı. Klasik önde baskıyla başladık. Çemişgezekspor ile de oynasak oyun anlayışımız belli aslında. İlk yarım saatte golü bulana kadar önde oynayan, rakibini boğan hataya zorlayan bir Orduspor, sonrasında ise bulduğu golün de avantajıyla oyunu geride kabullenip rakibini kendine çekerek kontra ataktan gol bulmak için pusuda bekleyen bir Orduspor. Dün akşam bu yönümüzü sahaya dört dörtlük yansıttık. Golü erken bulduk ama golün sonrasında da bir süre önde oynamaya devam edip sonrasında oyunu geride kabullenmeye başladık. İlk 15 dakika rakibin Selçuk İnan ve Melo gibi ligimizin üstünde iki önliberoya sahipken onları uzun topla çıkmaya mahkum etmemiz önde oynadığımız oyunun meyvesini nasıl verdiğinin en bariz göstergesi bence. Her maçımızda hayalini kurduğum bir durum da yok değil.. Galatasaray'a karşı ve diğer takımlara karşı oynadığımız maçın ilk 25-30 dakikalık kısmını neden 90 dakikaya yaymaya çalışmadığımızı merak ediyorum mesela. Aşırı efor sarfediyor takım o bölümde farkındayım ama maçların ilk periyodundaki anlayışı 90 dakikaya yayabilen bir Orduspor hayali hakikaten çok güzel..

Maça iyi başlayıp erken bulduğumuz golün de etkisiyle oyunu kendi yarı alanımızda daha erken kabullendik. Dün sahaya bazı yönlerimizi çok iyi yansıttık ama bazı açılardan çok çok iyiydik demek yanlış olur. Spor programlarının çoğunda göklere çıkarılıyoruz, övülüyoruz ama görmezden gelmememiz gereken şeyler de oldu. Galatasaray gibi bir takıma pozisyon vermek çok normal ama genel olarak yapmamız gereken hatalar yaptık ve Galatasaray'a pozisyonlar verdik. Son vuruşlarda Burak'ın beceriksiz olmasından dolayı bu maçta şansın bizim yanımızda olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu maçta oyunu kendi yarı alanımızda kabullenip rakibin açıklarını kolladık ama bireysel hatalar sebebiyle bu kadar pozisyon verdiğimiz bir maç da olmadı. Galatasaray'a geniş alan bırakmadığımız için Galatasaray; Umut, Elmander ve Burak ile bulduğu klasik pozisyonlarını bulamadı. Defansda 11 kişi topun arkasında önde, ortada ve geride çizgi halinde çektiğimiz setler çoğu pozisyonda Galatasaray'ı uzun top oynamaya etti. Uzun topları da Agus ve İbrahim Kaş'ın çok iyi bir şekilde karşıladığını söyleyebiliriz. Oyunu iyice geride kabullenip geriye çekildiğimiz bir anda sadece 4 pasla 7 saniye gibi bir sürede Galatasaray kalesine gidip Stancu ile bulduğumuz gol de maçın belkide Hasan Kabze'nin rövaşatasından da güzel tarafıydı. Sonuç olarak kendi doğrularımızla, kendi doğrularımızı tam olarak sahaya yansıtamamıza rağmen güzel ve özel bir galibiyet aldığımızı söyleyebiliriz.

Barral'ın neden oynamadığı konusundan da bahsedecek olursak, son haftalara baktığımızda bu hafta kadro olarak kimin kesileceği merak zaten konusuydu. Monje'nin yokluğunda başarılı olmuş Hasan Kabze, Barral, Stancu üçgeni İstanbul Belediye maçında sekteye uğrayınca maçın son anlarında Cuper Monje'ye şans vermiş, Monje de Stancu'ya alda at dediği golde yaptığı asist ile Galatasaray maçı için hazır olduğunun sinyalini vermişti. Hasan sol açıkta Monje'nin yokluğunda iyi maçlar çıkardı ama Galatasaray maçında Monje'nin solda oynaması zorunluluktan öte şarttı. Son maçlarda iyi oynayan Garcia-Umbides ikilisini, Fornezzi'yi, Agus'u da kesemeyeceğine göre Cuper'in yabancı sıkıntısını ön tarafta halletmesi gerekiyordu. Ya Stancu, yada Barral'a kulübe yolu görünecekti. Cuper bu ikili arasından Stancu'yu tercih etti ve ön tarafta Stancu - Hasan Kabze ikilisi ile maça başladık. Barral, Stancu'ya göre rakip defansı çok daha fazla yıpratan ve tehdit unsuru oluşturan bir futbolcu olmasına rağmen Stancu'nun forma giydiği son iki haftadaki performansından dolayı Cuper'in adil bir seçim yaptığını çok açık söyleyebiliriz. Nitekim her maçın ilk yarım saatinde uyguladığımız yoğun presin de bir getirisi olarak Stancu'nun ilk yarım saatte görevini çok iyi yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Oyundan düştüğü dakikalarda bizler Barral'ın girmesini beklerken attığı gol ise hakikaten bu maçın balı kaymağı oldu..

6. hafta geride kalırken namağlup durumdayız ve liderin bir puan gerisindeyiz. Geriye baktığımız zaman iddaa ettiğimiz bir şey var. Takımın potansiyelinin farkında olduğumuz için çoğu maçta yeterince iyi oynayamadığımızı düşünüyoruz. Tam anlamıyla kendimizi sahaya yansıtamadığımız halde ligde bu konumda olmamız bile takımın nasıl bir kalite olduğunun bariz bir göstergesi olsa gerek. Farklı bir yapımız var. Biz bile hala tam anlamıyla çözebilmiş değiliz. Bu galibiyetin psikolojik etkilerini olumlu kullanabilirsek önümüzdeki Kastamonu, Karabük ve Elazığ maçlarını kayıpsız geçip çok daha farklı bir boyutta ligi sürdürebiliriz.

20 Eylül 2012

Ordu'da Güzel Başlangıç... Orduspor 3 - 2 Kayserispor


Eksikliklerimiz olmasına ve bazı şeyleri oturtamamıza rağmen, 4. hafta geride kalırken ligde yenilgi yüzü görmeyen birkaç takımdan biri olmak bizim adımıza oldukça olumlu bir durum. Sahada yaptığımız olumlu işler fazla olduğu için olumsuz durumlar şimdilik can sıkmadı. Her geçen hafta takımın birbiri ile uyumunun artacağını ve eksikliklerin azamiye ineceğini düşündüğümüzde önümüzdeki haftalarda çok daha iyi olacağımızı varsayabiliriz.

Hector Cuper'i artık tanıdığımızı düşünüyoruz ama her seferinde bizi şaşırtmaya devam ediyor. Defansif takıntılarına rağmen Kayserispor maçında sahada oldukça ofansif bir kadro vardı. 4-4-2 görünümlü bir kadroyla sahaya çıktık ama oyun içinde çoğu zaman  4-3-3'e döndük. Maçın başında golü erken bulmamız ve Kayserispor'un 10 kişi kalması ile de maça sol kanatta başlayan Hasan Kabze, Atila'nın bindirmelerinin de verdiği etkiyle çoğu pozisyonda içeri kat etti. Hasan neredeyse bütün pozisyonların içindeydi...

Hector Cuper'li Orduspor'un bildiğimiz bir yönü var. Ordu'da yada deplasmanda olsun maça hızlı başlayıp ilk 25-30 dakikada skor avantajını ele alıp sonrasında oyunu rolantiye alan bir yapımız var. Geçtiğimiz sezon Ordu'da kazandığımız maçları incelediğimizde bu durumu çok daha iyi anlayabiliriz. Kayserispor maçına da aynı anlayışla başladık. Önde baskı yaparak, golü erken bulma arayışıyla maça başladık ve bu sezon diğer önemli kozlarımızdan biri olan bir duran toptan maçın hemen başında golü bulduk. Umbides'in ortasında Şamil topu Barral'a indirdi ve Barral topu ağlara gönderdi. Bu golde Barral kadar Umbides ve Şamil'in de payını olduğunu söyleyebilirim. Umbides durağan oynadığını anlarda bile etkili bir ortayla takımı pozisyona sokabiliyor. Nitekim 4 hafta geride kalırken girdiğimiz pozisyonların çoğunda Umbides'in etkili ortaları pozisyonların başlangıcı. İlk gol için Şamil Cinaz'a da bir iki satır ayırmak lazım. Şamil futbol seyircisinin çok fazla hoşuna giden futbolcu tiplerinden biri değil. Basit ve sade oynamayı seven, fizik ve mücadele gücü yüksek, nerede durması gerektiğini bilen bir futbolcu. Deyim yerindeyse eğer tam da Cuper'in istediği gibi bir futbolcu. Kesici özelliğinin yanı sıra dört hafta geride kalırken yan toplardaki başarısını da belirtmek gerekir. Eskişehirspor maçında bulduğumuz ikinci golde Şamil çok iyi bir kafa vuruşu yapmış, kalecinin güçlükle çıkardığı topu Hasan Kabze boş ağlara göndermişti. Kayserispor maçında da Umbides'in ortasını Barral'a indiren ve golü yaratan isim Şamil'di. Geçtiğimiz sezon Onur ile sezona başlamıştık ama Şamil'in Onur'dan daha iyi olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz. Süper Ligde ilk defa forma giyen bir futbolcu olduğunu da hesaba katarsak zamanla daha iyi olacağını düşünüyorum.


Erken gelen gol ile biz moral bulurken Kayserispor ise  golün etkisinden çıkamadı. Golün ardından baskımızı sürdürdük. İkinci golü ararken Stancu'nun baskısı Kayserispor defansını hataya zorladı. Hatalar üst üste gelince kaleci Ertuğrul 2-0 geriye düşmek yerine Stancu'yu indirmeyi tercih etti ve kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Bu dakikadan sonra Kayserispor'un 10 kişi de kalmasının etkisiyle hücum etkinliğimiz daha rahat gerçekleşti. Atila'nın ileri çıkması sonucu Hasan Kabze içeri kat etti ve Atila'nın güzel ortasına bir o kadar güzel kafa vuruşu yaparak topu ağlara gönderdi. Maç 2-0 olduktan sonra rahat bir şekilde ayağa pas yaparak farkı arttırmamız lazımken bir başka duran toptan bu sefer golü kalemizde biz gördük.

İkinci yarıya ilk yarının sonlarında yediğimiz gole rağmen rahat başladık. Umbides'in getirdiği topta Barral'ın direkten dönen topunu tamamlayan Stancu'nun attığı gol ile farkı ikiye çıkardık ve daha da rahatladık. Bu dakikadan sonra farkı daha fazla açmamız gerekirken yine basit bir gol yiyerek maçın son dakikalarını ufak da olsa stres yaşadık. Çözmemiz gereken sorunlarımızdan biri de bu. Bu gibi durumlarda oyunun mutlak hakimiyken geçtiğimiz sezon da bazı maçlarımızda basit hatalar yaparak rakiplerimizi maça ortak etmiş, çoğu maçı sıkıntılı bitirmiştik. Rakibin bir kişi eksik olduğu, skor olarak da avantajı elinde bulundurduğumuz bir anda çok daha farklı ve güvenli oynamamız gerekirken anlamsız stres yapıyoruz. Önümüzdeki haftalarda bu durumun umarım önüne geçeriz.

Sonuç olarak öncesiyle sonrasıyla Ordu'da çok güzel bir başlangıç yaptık. Maç öncesi takımın karşılanması, oynanan olumlu futbol, takım ve taraftarın bütünleşmesi, yeni futbolcularımızın Ordu'daki ilk maçlarında böyle bir ortamın içinde futbol oynamaları takımı bundan sonraki süreç için çok daha fazla motive edecektir. 4 hafta geride kalırken, 2 galibiyet ve 2 beraberlik ile 8 puan topladık ve bu hafta İ.B.B deplasmanındayız. Umarız 2. hafta Eskişehir'i mağlup ettiğimiz gibi İ.B.B'yi geçeriz.

29 Haziran 2012

Stancu ile Yola Devam...


Öğle saatlerinde Stancu'nun Kasımpaşa'ya transferi ile ilgili yazıyı paylaşmak üzereyken Stancu için tekrar devreye girdiğimizi öğrendim. Stancu için Galatasaray'a resmi teklifimizi yapmıştık fakat görüşmeler bizim 1.5 milyon Euro'dan yukarı çıkmamamız üzerine tıkanmıştı. Dün Stancu'nun Kasımpaşa'ya transferi basına yansımıştı. Fakat Stancu Kasımpaşa'da oynamak istemediği belirtince Orduspor ve Galataray bugün tekrar masaya oturdu. Bu transferde hem Hector Cuper'in hem de Stancu'nun oldukça arzulu olmasından dolayı fedakarlık yapan taraf biz olduk. Stancu için Galatasaray'a 2.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyeceğiz. Geçtiğimiz sezon 10 gol atıp 4 asist yapan ve takımın en golcü futbolcusu olan Stancu yarın 4 yıllık sözleşmeye imza atacak.

Stancu'nun saha içi etkinliği ve verimliliği konusunda daha önce çok konuştuk. Bundan sonra da konuşacağız. O yüzden şimdilik hayırlı olsun diyelim.

Son olarak; Bogdan Stancu, Hasan Kabze ve David Barral'dan oluşan bir hücum hattına sahip olduk. Formayı kim kapacak hep beraber göreceğiz.

12 Nisan 2012

Tres Puntos Temalı İllustrasyonlar

Resmi sitemizin bu sezonki introları, illustrasyonları gerçekten çok hoş oldu. Özellikle Tres Puntos temalı illustrasyonları her hafta merakla bekledik. İllustrasyonlu site introlarını Türkiye'de kullanan ilk kulüp olmamız da olayın diğer güzel yanı. Bu tarz şeyler dışardan belki ufak tefek işler gibi görünebilir ama Orduspor markası adına çok önemli çalışmalar. O yüzden kulübümüzün sosyal medya adına yaptığı bu olumlu çalışmaların devam etmesi çok önemli. Bundan sonraki süreçte de çalışmaların aynı özveriyle devam edeceğini umut ediyoruz.

Bu çalışmaların sahibi, formalarımızı tasarlayan, Orduspor markası adına elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan sayın Uğurcan Ataoğlu'na Divane Aşık Gibi olarak teşekkür ederiz. Kendisinin yapılacak kongreden sonra Asbaşkan olacak olmasını da mutlulukla karşıladık.

Son olarak, resmi sitemizin yeni yüzü hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Eski sitemiz görsel olarak çok güzeldi ama bazı sebeplerden dolayı yenilendi. Sosyal medyadaki genel görüş ve kişisel görüşüm şuandaki sitenin eskisine nazaran görsel olarak kötü olduğu. İçerik olarak zengin bir site oldu ama dediğim gibi kullanım açısından ve görsel açıdan çok daha güzel bir site yapılabilirdi. Umarım taraftarın görüşü dikkate alınır ve resmi site ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılır.

Şuana kadar yayınlanan illustrasyonlarımızın aşağıda mevcut. Arşivlik olduğu için hepsini ekledim. Bundan sonra yapılacak olanları da merakla bekliyoruz.

28 Şubat 2012

United Colors of Orduspor


Uyruk
Oyuncu

Portekiz Portekiz
Miguel Garcia Miguel Garcia
29 yaşında


Almanya Almanya
Tobias Nickenig Tobias Nickenig
27 yaşında


Ispanya Ispanya
Javito Javito
28 yaşında


Brezilya Brezilya
Bruno Mezenga Bruno Mezenga
23 yaşında


Fransa Fransa
Wilfried Dalmat Wilfried Dalmat
29 yaşında


Arjantin Arjantin
Emmanuel Culio Emmanuel Culio
28 yaşında


Fildisi Sahili Fildisi Sahili
Jean-Jacques Gosso Jean-Jacques Gosso
28 yaşında


Slovenya Slovenya
Saso Fornezzi Saso Fornezzi
29 yaşında


Romanya Romanya
Bogdan Stancu Bogdan Stancu
24 yaşında




Aslinda uzun zamandir gozumuzun onunde olan ama benim biraz da yeni fark ettigim bir konu oldu. Kadromuzdaki yabancilara bakinca United Colors of Benetton misali her renk ve irktan, 3 ayri kitadan ve en onemlisi her birinin ayri ulkeden oldugunu goruyoruz.

Sene basinda yeni cikan takimlarin bile ardi ardina yildiz, isim transferi patlattigi donemde Orduspor daha mutevazi davranmis Yalcin, Hakan Ozmert, Tekke gibi ligin iyi isimlerinin yani sira ozenle secilmis yabancilarla takviye etmisti. Yildiz isimlerle toplama takim kuran rakiplerimizin hali ortadayken, isimden cok dengeye onem veren Orduspor`umuzun basariya nasil ulastiginin guzel bir kaniti aslinda bu kare. 10 farkli ulkeden yabancisiyla takim olabilmeyi becerebilmis Orduspor`un Super Lig`deki ilk senesinde ust siralari zorlamasini gururla izliyoruz. Seneye de dogru isimlerle kadro kalitemizi arttirip, bugun sahaya yansittigimiz takim duygusunu da korumamiz durumunda; bu ligde yeni, guclu bir sehir takimi olmamak icin hic bir engel yok.

12 Şubat 2012

Gece, Gündüz | Orduspor 3 - 2 Antalyaspor

İki devre ve gece gündüz gibi birbirine zıt bir görüntü sergileyen iki ayrı Orduspor. Öncelikle maç bizim adımıza zor mu geçti yoksa kolay mı oldu bişey diyemiyorum. İlk yarısını 3-0 önde bitirdiğimiz bir maçı ikinci yarıda iki gol yiyerek sıkıntıya sokmamız gerçekten enterasan. İki takımında ahım şahım futbol oynadığını söyleyemeyiz. Çok kötü bir Antalyaspor vardı karşımızda. Kötü Antalyaspor'a nazaran ayakları yere basan Orduspor ilk yarıya üç gol sığdırdı. Javito'nun kaçırdıklarını dahil edersek ilk yarısı 4-5 olabilecek bir ilk yarı izledik ama bu sonucun bu şekilde olmasında en az bizim kadar Antalyaspor'un da katkısı oldu. Kötü defans anlayışı, kaleci Ömer ile savunma elemanlarının uyumsuzluğu, adam paylaşımı gibi basit hatalar yaparak üç golü kolay bir şekilde bulmamıza yardımcı oldular.

Böyle bir ilk yarıyı izlemişken normal şartlarda bu maçın ikinci yarısının bizim hakimiyetimizde, bizim keyfimize göre geçmesi gerekirdi. Ayağa paslarla rakibin umudunu tamamen kırıp maçı bitsede gitsek havasına sokmamız gerekirdi ama öyle olmadı. Topun kontrolünü tamamen Antalyaspor'a verdik. Onlar oynadı ve birşeyler yapmaya çalıştılar ikinci yarı. 70. dakikaya kadar etkili denebilecek bir atakları yoktu ama 60'lı dakikalarda sen 3-0 öndeyken kendi sahanda rakibin senden 200 fazla ayağa pas yaptıysa bu işte bir saçmalık var demektir. Nitekim o saçmalık bizden kaynaklanıyor. Her maç günah keçisi gibi ikisine yükleniyorum ama Ali ve Onur'un topla etkisiz futbolu bizim böyle bir profil içerisine girmemize neden oluyor. Culio ortada oynarken bu kadar sorun olmuyordu ama onunda çizgide oynamaya başlamasıyla bu düzendeki tek sorunumuz oyuna hakim olamamamız. Culio ve Javito topu iyi taşıyor, Hasan Kabze ön tarafta etkili oluyor, gol atıyor. Stancu oyunun içinde görünmese de gollerine devam ediyor ama orta alanda pas alışverişini yapacak futbolcumuz olmadığı için ipleri rakibe veriyoruz. Bunun sıkıntısını Bursaspor maçındada yaşadık, bugünde yaşadık. Javito'nun ve Culio'nun kişisel becerileriyle getirdiği toplara Hasan Kabze ve Stancu son vuruşu yaparak golü kazandırdı takıma. Bu atakların ikiside kenardan geldi. Maç boyuncada ataklarımız zaten hep Culio'nun ve Javito'nun getirdiği toplarla oldu. Orta alanda pas alışverişini sağlaması gereken iki futbolcumuz etkisiz kalınca ikinci yarı neredeyse tamamen Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Nitekim topun sürekli onlarda olması bizi hataya sürükledi ve sahanın en kısa boylu futbolcusu Jaba'nın vuruşunda top ağlarımıza gitti. Bu dakikadan sonrada maç Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Birkaç pozisyon daha buldular ama onları umutlandıracak gol çok geç geldi. Maç yazısında bahsettiğim, ilk maçtada oyuna girdikten sonra çok iyi oynayan Emrah Başsan oyuna girdi ve 90. dakikada çok güzel bir frikik golü attı. O gol biraz daha erken gelseydi ciddi sıkıntılar yaşayabilirdik ama neyseki son dakikada farkı 1'e indirdi Antalyaspor.

Bugünkü senaryonun aynısını Karabükspor maçındada yaşamıştık. Maçtan sonra Hector Cuper durumun farkında olduğunu ve çok sinirlendiğinden bahsetti. Bundan sonrası için bu durumun üzerine düşeceğini söyledi. Kadro beklediğimiz şekildeydi ama birkaç değişiklik vardı. Fornezzi'nin sakatlığı geçmişti ve bu hafta takımla birlikte çalışmıştı. Fakat bugün 18'e alınmadı. Sanırım sakatlığının tekrarlamaması için sakatlığın tamamen geçmesi bekleniyor. Diğer bir değişiklik ise tandemde oldu. İkinci yarının ilk maçlarında Garcia stoperde oynamış ve çok iyi maçlar çıkarmıştı. Fakat ikinci yarıda aldığımız tek mağlubiyet olan Samsunspor maçından sonra Cuper onu tandemde oynatmamıştı bugüne kadar. 2 haftadır iyi bir performans sergileyen Ömer Kulga'yı kulübeye çekti ve Garcia'ya tekrar defansın ortasında görev verdi. Garcia'da Yalçın'da yediğimiz ilk gol haricinde çok iyi bir performans sergiledi. Göze batan diğer futbolcularımız ise Javito, Abdurrahman ve Hasan Kabze'ydi. Javito çok iyi bir maç çıkardı ama net gol pozisyonlarından yararlanamadı. Son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsaydı bugünkü güzel futbolunu golle süsleyebilirdi. Abdurrahman Javito'nun arkasında son derece iyiydi. Zaman zaman hücumada katkı sağladı. Hasan Kabze ile ilgili ise konuşulabilecek çok şey var. İbrahimoviç'i alsaydık onun sağladığı etkiyi sağlamazdı belkide. Çok güzel bir gol attı. Zaman zaman geriye kadar gelip top aldı. Neredeyse her pozisyonun içinde vardı. Stancu'da gol atıyor ama attığı gol haricinde oyunun içinde hiç göremezsiniz onu. Fakat Hasan öyle değil. Deyim yerindeyse futbol oynamak için çıkıyor sahaya. Ne diyelim, inşallah nazar değmez.

Kazanmamız gereken bir maçtı ve kazandık. 35 puana yükseldik ve 9. sıradaki yerimizi aldık. Antalyaspor maçıyla birlikte ilk yarıdaki zinciri olumlu bir şekilde kırdık. Sıra Gaziantep'de...

2 Şubat 2012

Hasan Kabze'nin Gelişiyle Stancu...

Sezon başından beri Stancu içimize dert olmuştu resmen. Metin Diyadin döneminde önce sol kanatta oynadı. Sonrasında belirsiz bir mevkide oynadı. 3-4 maç Stancu'nun saha içinceki misyonu nedir, amacı nedir, hangi bölgede oynuyo çözemedik. Bir bildiği vardır dedik Metin Diyadin'in. Fatih Tekke'nin sakatlığından sonra sezon başından beri yırtındığımız şey gerçekleşti ve Stancu forvet oynamaya başladı. Fakat yine bir eksiklik vardı...

Bizim düşüncelerimizin aksine Stancu'nun merkezi bir forvet olmadığı ortaya çıktı. Çözdük sanırım dedik olayı. Kanı belliydi artık. Bu adam forvet ama tek forvetli sistemin forveti asla olamaz... Bildiğimiz birşeydi aslında ama yinede Stancu'nun forvet oynaması gerektiğini savunduk. Çoğu maçta illallah ettirdi bize ama oyun içindeki etkisizliğine rağmen 8 golle takımın en çok gol atan ismi Stancu. İlginç bir istatistik gerçekten. Çünkü şahsen ve genel olarak Stancu'nun performansından memnun değiliz.

Gelelim asıl konuya. Hasan Kabze'nin gelişinden sonra Stancu'yu değerlendirmek gerekirse son 2 maçta yine oyun içinde görünmedi ama birden bire çıkıp golünü attı. Hasan Kabze şuandaki izlenimize göre kesinlikle komplike bir forvet. Sırtı dönük top alıyor, havadan top indiriyor, birebirde zaman zaman etkili olabiliyor ve gole çok yakın. Onun ön taraftaki hareketliliği ve pozitif futbolu ise Stancu'ya gol olarak dönüş yapıyor. Maç yazısında da belirttiğim gibi Hasan Kabze'nin gelişinden dolayı en çok mutlu olan kişinin kesinlikle Stancu olduğunu düşünüyorum. Hasan Kabze son iki maçta ortaya koyduğu performans ile bence bu takımın birinci forveti oldu. 2 maçta oyunun içindeki etkisi, yaptığı 2 asist ve Ankaragücü maçındaki golü onun buna layık olmasına yettide arttı bence. Stancu gol atmaya devam ediyor ama kulübedeki Bruno faktörü de onu bir nebze olsun kamçılayacaktır. Ligin ilk yarısında doğru düzgün forvetimiz yokken şimdi hangisinin oynayacağı konusuda kafa yormamız güzel bir olay. Fatih Tekke'nin de iyileşmesiyle ön tarafta çok daha alternatifli bir takım olacağız. Belki Fatih'e karşı biraz soğukuz ama Hasan Kabze ile yan yana oynadığında gerçekten o da çok etkili olabilir.

Sonuç olarak Hasan Kabze ve Stancu'nun çok iyi bir ikili olduğunu söyleyebiliriz. Bruno Ankaragücü maçında son 25 dakika forma giydi ama ikinci yarı tamamen oyunu tutmaya yönelik oynadığımız için çok fazla topla buluşamadı. Zamanla o da bu takımda yer alacak. Çünkü Cuper Bruno'nun potansiyelinin farkında ve her antrenmanda özel olarak ilgileniyor Bruno ile. Aynı dili konuşmaları ise ikisinin arasındaki iletişim ve Bruno için çok güzel bir fırsat...

Özlenen Tablo | Orduspor 2 - 0 Ankaragücü


Kazanılan 3 puan, oynanan futbol, ligin ikinci yarısına çok iyi başlamamızı bir tarafa koyorsak beni en çok mutlu eden şey tribün ve şehir olarak gerçek kimliğimize bürünmüş olmamız. Bu takım 3. ligde 12-13 bin kişilere oynarken, en kötü zamanlarında bile 19 Eylül tıklım tıklımken Süper Lige çıktıktan sonra yönetim ve taraftar arasındaki iletişim sorunları, şike olayları, bütün maçların tv'den yayınlanması derken alışık olmadığımız bir tablo ile karşı karşıyaydık sezon başından beri. Fakat ikinci yarının başlamasıyla beraber özlediğimiz tabloya, gerçek ruhumuza dönüş yaptık. Dünkü hava şartlarına rağmen 19 Eylül'ü o şekilde görmek gerçekten insana ayrı bir mutluluk veriyor. Hele hele Orduspor'a karşı bazı güçler tarafından alenen saldırıların olduğu bu günlerde bu bilinci tribünlerde görmek, bu takımın sahipsiz olmadığını tüm Türkiye'ye ve bizi düşman belleyenlere göstermek çok önemliydi. Her zaman dedik. Biz koyun gibi güdülen Anadolu takımlarından olmadık, olmayacağız. Yapılan saldırılara, iftiralara inat duruşumuz budur!

Maç normal hava koşullarında oynansaydı çok daha zevkli br mücadele izleyebilirdik ama dün akşamki şartlarda 3 puan aldığımız için gerçekten sevinmeliyiz. Futbol oynamaya çok elverişli şartlar yoktu ve rakip genç arkadaşlardan oluşuyordu. Ama onlar artık düşmeme değil, onur mücadelesi veriyorlar. Bu mücadeleleri şimdiden tüm Türkiye tarafından sahiplendi. Bu tarz durumlarda en suçsuz olan taraftardır. Ankaragücü'nü bu hale getiren yönetim tercihleridir ama bu zamanda sahip çıkması gereken malesef taraftardır. Bu seneden geçti ama doğru kişileri başa getirip gelecek yıl çok daha güçlü bir şekilde geri dönebilirler. Bunu Bursa yaptı ve sonrasında başarılı bir planlama ile yolları şampiyonluğa kadar gitti. Taraftar bıkmadan usanmadan kan emicilere karşı takımına sahip çıkmalı.


Eskişehir maçıyla aynı formatta çıktık sahaya. Cezalı futbolcular yerine oynaması gereken isimlerin dışında oynayan sadece bir isim vardı. Ömer Kulga kupa maçında forma giydikten sonra dünkü karşılaşmadada 90 dakika hatasız bir şekilde oynadı. Sedat'ın sakatlığından dolayı uzun bir süre Garcia forma giydi stoperde ama Sedat bu hafta kart cezalısı olunca piyango Ömer'e vurdu. Biz yine Garcia'yı oynatır diye düşünürken Ömer'i kadroda görmemiz biraz şaşırttı bizi. Ömer Kulga'yı sezon başında Kayserispor yeni Serdar Kesimal niyetine transfer etmişti ama Ömer orada şans bulamadı. Devre arasında bize gelirlen yurt dışı scout'umuzun referansı üzerine gelmişti. Görünen o ki Ömer biraz üstünde durulursa bu ligde çok rahat oynayıp kendini çok daha fazla geliştirebilecek bir futbolcu. Bu kritik zamanlarda risk almaya değer mi bilmiyorum ama Cuper Ömer'in dünkü performansının mükafatını verir ve rotasyonda çok daha fazla süre alır diye düşünüyorum. Javito ve Hasan Kabze'nin takımın çehresini değiştirdiği gerçeğini her defasında dile getirmek istemiyorum ama ikiside gerçekten çok şey kattı bize. Özellikle Hasan Kabze'nin gelişinden dolayı en çok sevinen kişi kesinlikle Stancu'dur. 2 haftadır Hasan Kabze'nin de katkılarıyla gollerine devam ediyor. Oyunun içinde çok fazla görünmüyor belki ama çıkıp bir şekilde golünü atıyor.


Ön taraftaki sıkıntılarımız artık asgari seviyede diyebiliriz. Sağ tarafta Javito oldukça üretken. Sol çizgide Culio'nun oynamaya başlamasıda bizim adımıza olumlu. Ankaragücü maçında pek iyi oynayamadı ama neredeyse her pozisyonda Mehmet Çoğum'u geçip orta yapma fırsatı yakaladı. Zeminden dolayı etkili olamadığını düşünüyorum. Culio'nun çizgide oynamaya devam etmesinin benim adıma bir sıkıntısı yok. Çünkü çift forvete döndüğümüz için kenardan gelen toplarda eskisinden çok daha etkili oluyoruz. Ön tarafta oyun içinde sıkıntı yaşamazken rotasyon bakımından da gerçekten aştık diyebiliriz. İlk devre oyuna stoper sokarken şimdi Hakan Özmert, Dalmat, Bruno gibi futbolcularla deyim yerindeyse rotasyon zenginliği yaşıyoruz. Bu 3 futbolcuda Süper Ligin çoğu takımında direk oynayabilecek futbolcular. Cuper'in rotasyonu şimdiye kadar oldukça iyi idare ettiği ise ap açık ortada. Gerideki rotasyon ise ikinci devrede 7 hafta geride kalırken sadece Samsun maçında patlak verdi. Ama diğer maçlarda gayet iyiydik. Yalçın tandemin değişmez ismi. Yanında Cuper'in tercihlerine göre Garcia, Sedat ve Ömer Kulga oynadıkları maçlarda görevlerini yerine getirdiler. Gosso'nun milli takımda olmasında dolayı oyuncu aradığımız önlibero mevkisini ise Gosso'nun yokluğunda Ali, Onur, Abdülkadir üçlüsü sorunsuz bir şekilde götürüyorlar. Gosso'nun gelişiyle takımın bir vites daha yükselteceğini düşündüğüm zaman heyecanlanmıyor değilim...

Sistem, rotasyon, oyun anlayışı, takımın belli oyunculara bağlı kalmaması, tribünlerin gerçek kimliğine bürünmesi, Cuper kulübedeki heyecanı, sahadaki futbolcuların kenetlenmesi gerçekten bizleri çok mutlu ediyor. Zor bir süreçten geçiyoruz. Üzerimizde bir baskı yaratılmaya çalışılıyor ama takım şimdiye kadar o psikolojinin uzağında durdu. Umarız bundan sonraki süreçtede o karmaşa ortamını hissetmezler. Eskişehir deplasmanı ve dün Ordu'da çok zorlu saha şartlarında mücadele ettik. Son 3 hafta 3 galibiyet 9 puan. İkinci yarının karnesi 7 hafta, 4 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet. Herşey yolunda gidiyor. İlk yarının başlangıcı ile paralel bir performans sergiliyoruz. İlk yarının sonlarında yaptığımız mağlubiyet serisini tekrarlamak isek play off'a girmememiz için hiçbir neden yok. Aynen devam...

29 Ocak 2012

Eskişehirspor 0 - 1 Orduspor

1 haftadır üzerine muşamba serilen, Türkiye'nin en iyi zeminlerinden birisine sahip Eskişehir Atatürk Stadyumu, Galatasaray maçında ki kadar kötü olmasa da yine futbol oynamaya pek müsait değildi. Zeminde biriken buz birikintilerinin her iki takımı da zorlayacağını söylemek için fazla futbol bilmeyede gerek yoktu. Eskişehirspor buna benzer bir zeminde Galatasaray karşısında neredeyse tek bir pozisyon dahi olmayan maçta 0-0'lık sonuçla 1 puan ile ayrılmıştı. Bugün oynanacak maçında 0-0'a bağlanması pek uzak olmayan bir ihtimaldi. Bu ihtimalleri düşünürsek bu zemin sayesinde Eskişehirpor rakiplerine karşı puan mı kazanıyor yoksa puanları rakiplerine mi bırakıyor diye üzerine kafa yorulabilirdi.

Galatasaray ve Trabzonspor maçında 10 kişi kalana kadar ki sürede oynanan futbol Eskişehirspor adına umut vericiydi. Futbol iyidi de ortada sonuç yoktu. Ersun Yanal yönetiminde henüz galibiyetle tanışamayan Eskişehirspor, bu maçı skor olarakta bir çıkış maçı olarak görüyordu. Ama zeminden bahsettik. Bu zeminde de futbol oynamak zor. Teknikten çok kişisel hataların konuşacağı bir maç olacaktı.

Hasan Kabze'nin ilk defa 11 çıkacağı maçta Stancu, Culio ve Javito ile ileride pozisyon bakımından alternatif oluşturmaya çalışacağız ama pek beceremeyceğiz. Yere çarpan top, balon misali futbolcuların ayağına dolanacaktı çünkü. Sahada futboldan daha çok bir kör dövüşü vardı. Eskişehirspor ev sahibi olmanın avantajını daha çok ayağında top tutarak kullanmaya çalışıyordu. Orta sahayı kalabalık tutarakta bizi kendi yeralanlarında topla buluşmamızı en aza indirmek istiyorlardı. Zaten ilk yarının ilk 20 - 25 dakikasında topla yapılan isabetli paslarda bize neredeyse 3 katı fark atmışlardı.

Olaya bizim açımızdan bakarsak rakibi üzerimize çekmeye çalışıp, rakip atakları sonrasında hızlı toplarla savunma arkasına atabildiğimiz kadar top atacaktık. Fevzi'ye gelen her top oyuna çabuk sokulmalıydı. Rakibin oyunu buna elverişliydi. Orta sahayı kalabalık tutmak isteyen Ersun Yanal defansı 3 kişiyle oynatınca ilk yarı içinde bu plana uygun bir pozisyon buldukta. İveşa'nın hatasıyla onu geçen Hasan Kabze'nin kaleye bakmadan topu oraya göndermesi sonrasında Nadareviç'in çıkardığı %100'lük gol pozisyonunun, bizim adımıza ahlar vahlar arasında yitip gitmesine neden oldu. İlk yarı boyunca pozisyon üretemeyen Eskişehirspor tek umudunu "kaleyi gördüğün gibi vur" anlayaşına bağlamıştı. Tutabilirdi de. Tutmadı. Zemin müsaitti olmadı. Ha birde duran toplar. Fevzi Elmas duran toplarda canlı bomba olmaya devam ediyor. Her maç istim üzerindeyiz. Bu sefer şanslar eşit. İveşa sayesinde. Nedeni birazdan.


İkinci yarı başladığında iki takımında ilk yarıdan farklı bir oyun sergilediğini söyleyemeyiz. Sanırım maç başında, olağan olarak düşündüğümüz 0-0'lık sonuç ortaya çıkacaktı. 55. dakikaya kadar. Beklemediğimiz bir dakikada güzel bir gol bulduk Eskişehir'de. Eskişehirspor seyircisinin "Şimşekler..." diye devam eden tezahüratına başladığı dakikalarda. Rollerin değişip, Hasan Kabze'nin ortasına Stancu'nun kafasıyla şimşek gibi çaktığımız anda. Evet, 1-0 öndeyiz. Attığımız gol güzel, hoş. Ama İveşa'dan bahsetmesek olmaz. Bu saate kadar hala Eskişehirspor kalesini koruyorsa bunu diğer meslektaşlarının yanında artı özelliği olan boyuna borçlu sanırım. Stancu'nun kafasını almak için çıkarken iyi izleyin. Gelen ortaya kucak açmaya çalışıyor, bunun yanında zamanlama hatası yapıyordu. Ordu'da ki maçta da her 2 golde de hataları mevcuttu. Belirtelim Stancu Eskişehirspor ile oynadığımız her 2 maçtada gol atmayı başardı. Son 2 maçtada golünün bulunduğunu hatırlatalım. Sen hep kayıplarda ol ama atman gereken yerlerde golünü at senden başka birşey istemeyiz zaten Stancu.

Maç bitene kadar Eskişehirspor golü bulacak, tek bir organize atak geliştiremedi. Doldur boşaltlarla birşeyler yapmaya çalıştılar ama defansımız içinde eridiler. Defans oyuncuları Diego, son dakikalarda forvet oynadı ama buda işe yaramadı. Maç bittiğinde 7 haftadır deplasmanda kazanamayan Orduspor'umuz Eskişehir'den galibiyetle dönerken, en son 7. Haftada kendi sahasında mağlup olan Eskişehirspor 23. Haftada bu mağlubiyetlerine yenisini ekliyordu.

Oyuncularımızı merak edenler olabilir. Özet geçeyim. Fevzi, aynı Fevzi. Yan toplarını geliştirebilseydi bugün Türk futbolunda daha başka yerlerde olabilirdi. Yalçın - Sedat ikilisi bu maç geri döndü. Yaptıkları bir hatayı hatırlamıyorum. Garcia sağ tarafa tekrar geçince orası bu maç başka bir canlandı. Javito onun önünde daha rahat oynadı. Javito bu zemine rağmen yer yer tekniğini gösterdiği anlar oldu ki güzel bir transfer yaptık sanırım o bölgeye. Stancu'nun ismini yine çok duyamadık ama 3 puanı getiren isim oldu. Hasan Kabze'yi merak edenler vardır. Fatih Tekke'nin ilk haftalardaki haline benziyordu bugün. Bulunduğu bölgeye bir canlılık getirdi. Koştu, kanatlara geldi, gol aradı. Golün asistinide o yaptı zaten. Şimdi en çok merak edilen soru Hasan Kabze mi yoksa Bruno mu? şeklinde. Öğreniriz yakında. İzleyelim ve görelim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...