David Barral Torres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
David Barral Torres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2013

¡Que te mejores! | Geçmiş Olsun Grande Barral


Bazı şeyler maç kazanmaktan, üç puandan çok daha önemlidir. Dün maçın son dakikalarında Barral'ın yaşadığı sakatlık deyim yerindeyse yüreğimizi ağzımıza getirdi. Anlık yayılan bilgilerden dolayı durumun ciddi olduğu kanısına kapıldık ama çok şükür Barral'ın ciddi bir sakatlığı yok.

Barral'dan bu sezon yeterince faydalanamadık. Beklentilerimizin çok çok uzağında kaldığını açıkça söyleyebiliriz ama onun potansiyelinin ve kalitesinin tartışmasını bile yapmak saçmalık olur. Barral biraz gaz ile çalışan diye tabir ettiğimiz modelde bir futbolcu ama Cuper'in onu yeterince motive ettiğini söyleyemeyiz. Umarız tez zamanda iyileşir ve ligin geri kalan kısmında ligde tutunmamızda pay sahibi olur. 

Geçmiş olsun Grande Barral!

S.O.S | Galatasaray 4 - 2 Orduspor


Söze nasıl başlamak gerekir gerçekten bilmiyorum. Maçtan önce ilk yarıyı 2-0 önde bitireceğimizi söyleseler herhalde inanmazdım. Ama bu sefer şans faktörü bizim yanımızdaydı. Dünya futbol tarihinde bir futbolcunun kendi kalesine attığı en ilginç gollerden biri ile 1-0 öne geçtik. Zaten gol olduğunu hemen algılayamadık. Daha sonra Galatasaray sazı eline aldı. Oyunu yarı sahamıza yıktı ama nadir çıktığımız iki pozisyonda da Galatasaray kalesinde tehlike yarattık. ilk pozisyonda Nizamettin karşı karşıya değerlendiremedi. İkinci çıkışımızda ise Şamil'in mücadelesinde penaltı kazandık. İlk yarının son dakikalarında kazandığımız penaltıyı Stancu topu ve kaleciyi ayrı köşelere göndererek durumu 2-0 yaptı.

2. yarı başladığında Fatih Terim'in hakem tarafından tribüne gönderildiğini öğrendik. Bu bizim için bir avantaj gibi gözüksede Galatasaraylı futbolcuları ateşleyen temel etken oldu. Her pozisyona tribünlerin de aşırı tepki vermesi, Galatasaraylı futbolcuların aşırı itirazları, kulübedeki herkesin itirazları maçı farklı bir havaya soktu. Orta sahada çalınan üç düdük ile hakem bizi doğruyor psikolojisini ortaya koydular ve bu durum da sahadaki futbolculara oldukça olumlu yansıdı. İlk yarının sonlarında Ayila'nın sakatlanması ile Ali'nin tandeme geçmesi de orta sahadaki bütün ipleri Galatasaray'a vermemize neden oldu. Galatasaray sağlı sollu ataklarla kalemize gelmeye başladı. Biraz daha dayanırsak baskıyı kırabiliriz diye düşünürken 58. dakikada Sneijder'in golü ile Galatasaray farkı bire indirdi. Bundan sonraki süreçte bizim bir hamle yapıp gidişatın önüne geçmemiz gerekirken hamle Galatasaray'dan geldi. Umut'un oyuna girmesi ile deyim yerindeyse 4-2-4'e döndüler. 2-1'den sonraki senaryo ap açık belli olmuştu artık. 2-0 öndesin ama yediğin bir gol ile darmadağın oluyosun. Sonrasında Galatasaray'ın golleri ardı ardına geldi. Galatasaray'ın hücum gücü ne kadar iyi olursa olsun deplasmanda 2-0 öne geçiyorsan ve o maçın ikinci yarısında 4 gol yiyorsan bu durumun açıklamasını yapamazsın.


Haftalardır dile getiriyoruz ama yine söylemekte fayda var. Göz var nizam var. Orduspor Süper Ligin en kötü ve olumsuz futbol oynayan takımı. Bazı maçlarda dönemsel kıpırdanmalar olmuyor değil ama sahaya yansıttığımız futbol, takındığımız futbol anlayışı gerçekten ligin ortalama standartlarının altında. 33-35 yaş ortalamasına sahip Sertan Vardar, Çağdaş Atan, Emrah Eren, Emin Aladağ gibi Bank Asyada ilk 6 kovalayan bir takım havasında olan Akhisar ise bizim rakibimiz ve onların oynadığı futbolun yarısını sahaya yansıtamıyorsak konuşulacak çok fazla şey olduğunu da söyleyemeyiz. Bu ligi öyle veya böyle bu takımla ve teknik heyet ile bitireceğiz ama dünkü karşılaşmada biz sadece üç puan kaybetmedik. Kaybettiğimiz çok şey oldu.Küme düşmenin ''K''sini bile diline dolamak istemiyor insan ama dün akşam oluşan yarayı iyileştirebilir miyiz bilmiyorum. 

Hector Cuper dünya çapında bir teknik direktör, çok iyi bir insan, mütevazi ama artık olmuyor. Başarı olduğu zaman bu sistemi bir nebze olsun sindirirsin ama başarı da olmayınca haftalardır futbol diye izlediğimiz zulmü çekmenin kelimelerle izahı yok. Ki bu zulüm için Cuper'e de ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Herşeyiyle kendi kurduğu bir takımın bu durumda olmasına kendisi anlam verebiliyor mu gerçekten merak ediyorum. Oyuncu tercihleri, son zamanlarda oyuna müdahele edememesi, gereksiz ısrarları, haftalardır devam eden kötü gidişata müdahele edememesi vs vs. Bu süreçten sonra beklentilerimiz de çok fazla değil aslında. Yine kendi bildiğini yapsın ama mesela Ali'yi stoperde oynatmasın artık. Haftalardır sahada düz koşu yapan Nizamettin'e katlanmayalım. Sezon sonu da 26 yıllık hayallerimizi çöpe atan adam olmasın. Geriye baktığımız zaman hoş bir anı olarak hatırlayabilelim kendisini. Bunu bize çok görmesin.


Bir söz ise taraftarlara. Dün çok az sayıda taraftarımız vardı. Maçın hafta içinde olması belki bir etken ama taraftar olarak dün verdiğimiz görüntü hakikaten üzüntü verici. 300-400 kişi yoktu tribündeki sayımız. Bu sayının yarısına yakınını da çevre illerden gelen taraflarlarımız oluşturuyordu zaten. Fenerbahçe maçında yaşanılanlardan sonra dün bir kez daha anladık. Bazı suni oluşumların Orduspor'a zarardan başka bir katkısı yok. Amacı Orduspor'dan nemalanmak olan kişi ve oluşumları kötü günlerde daha iyi tanıyoruz. Aynen devam edin.

11 Ekim 2012

David Barral & Agus vs Real Madrid


Birkaç gündür sosyal medyada paylaşılan, bizim de arşivimizde yer alması gereken hoş bir fotoğraf.. Defansdaki bel kemiğimiz Agus ve hücumdaki en etkili ismimiz David Barral'ın Real Madrid günlerinden.. İkili yıllar sonra Orduspor'da bir araya geldiler.  Monje ve Umbides'in de daha önce aynı takımda oynayıp Orduspor'da yollarının keşismesi gibi..

6 Ekim 2012

Kazanılmış 1 Puan mı, Kaybedilmiş 2 Puan mı ?

 
7. hafta sonunda namağlup olarak yolumuza devam ediyoruz. Namağlup olmayı kendimize teselli sayıyoruz ama dün akşama döndüğümüzde çok rahat kazanabileceğimiz bir maçta iki puan kaybettiğimizi düşünüyorum. Kötü bir Karabükspor'a karşı bulunan pozisyonlara rağmen sahada ciddiyetsiz bir Orduspor vardı. 60. dakika Barral'ın girmesinden sonra biraz kıpırdanmamız bile neredeyse maçı almamızı sağlayacakken nedense bir puanla yetindik. Üstelik Cuper de bu durumdan memnun. Bize söyleyecek çok fazla şey düşmez bu durumda ama dün kazanılan bir puandan öte kaybedilen iki puandan bahsetmek gerekir..

Maçın hemen başında yediğimiz golün bir benzerini üç gün önce bir 3. Lig ekibi olan Kastamonuspor'dan yedik. Öncelikle şunu söylemek gerekir. Savunması ile övülen, beğenilen bir Orduspor'un böyle bir gol yemeye hakkı yok. Yediğimiz gol bir tarafa maç boyunca savunma anlamında oldukça açık verdik. Karabükspor'a pozisyon vermedik o nasıl oluyor diyenler olabilir ama Karabükspor yerine biraz daha derli toplu bir takım olsaydı çok rahat ikiyi atıp maçı bitirebilirlerdi. Kendi yarı alanımızla yay ile orta alan arasında çok iyi parselleyen bir takımız ama dün akşam Karabükspor her gelişinde o bölgeyi güle oynaya geçti. Özellikle Şamil maç boyunca olması gereken yerde değildi. Üstelik önlibero özellikli üç tane futbolcuyla sahada olmamıza rağmen o alanın egemenliğini Karabükspor'a teslim ettik. Rakibimizde Lua Lua, Shelton gibi sprinter özellikli futbolcular olduğu içinde İbrahim Kaş ve Agus belkide sezonun başından beri ilk defa bu kadar aciz duruma düştü. Bir pozisyonda İbrahim Kaş, bir pozisyonda Nizamettin rakibini yaka paça indirip kart görmek durumunda kaldı hatta. 1 hafta önce Galatasaray'a karşı yaptığımız alan savunmasının, önde baskının dün akşam üçte birini sahaya yansıtamadık bana göre. Bunun tek sebebi de ciddiyetsizlik (!)

Tabloya bakınca herşey güllük gülistanlık, namağlup bir takım.. Puan sıralamasında ikinci sıradayız, bir hafta önce evimizde ligin en iyi takımlarından birini mağlup etmişiz, moralimiz çok iyi ama takımın dün akşamki havası bence hiç olumlu değildi. Birşeyin farkında olmamız lazım, bizim için lig bundan sonra başlıyor. Geçtiğimiz sezon 7. hafta sonunda kaç puanımız vardı hatırlayan var mı ? 7. hafta sonunda 14 puanı olan bir Orduspor vardı geçtiğimiz sezon ama ondan sonraki süreçte sahaya yansıyan performans neticesinde devre arasında düştük diyen bir sürü kişi dolanıyordu ortalıklarda (!) Geçtiğimiz sezonki yaşadığımız travmayı yaşayacağımızı kesinlikle düşünmüyorum. Maç kaybedeceğimiz gün illaki gelecek ama öylesine bir seri de olmayacaktır. Sadece hedefimizden kopup ortalara gerileriz ki işte o zaman Karabükspor, İ.B.B maçları gibi kolay kazanabileceğimiz maçlarda kaybettiğimiz puanların ahlarını vahlarını konuşuruz. O yüzden böyle durumlarda kazanmaktan başka çareniz yok. Üstelik rakibinizin sahadaki halini gördükten sonra kaybedilen iki puan yerine kazandığımız bir puan demeye hiç hakkınız yok. Bundan sonraki süreçte Gaziantep, Fenerbahçe, Kasımpaşa, Bursaspor deplasmanlarına gideceğiz. Rakiplerimizin dün akşam Karabük'ün oynadığı gibi oynayacağını mı düşünüyorsunuz?


Bence önemli olan takım iyi durumdayken bu eleştirileri yapabilmek. İki maç kaybedince zaten herkes konuşacak, bizim dillendirmemize gerek bile kalmayacak. Bir eleştirimde Hector Cuper'e ve teknik ekibe var. Sezon başından beri 4-4-2 formatında oynadık. Kötü oynadığımız maçlarda bile bu formatın bir niğmeti olarak maçtan galip ayrıldık. Hatta bir ara Hasan Kabze, Stancu, Barral üçlüsünü aynı anda kullandık ve hücum anlamında nasıl geri dönüş aldığımızı hepimiz gördük. Tüm bunlar ortada iken, 6 haftadır çalışan bir sistem, futbolcuların alışık olduğu bir düzen varken bu düzeni Karabükspor karşısında terketmeye ben anlam veremedim. Rakibe göre sistem değiştirirsin tamamdır ama Karabükspor karşısında yapılan şey rakibe göre sistem değiştirmek değil olayın kolayına kaçıp futbolcu eksikliğinden dolayı sistemi değiştirmekdir. Dün yapılması gereken yabancı kontenjanını diğer bölgelerde kullanmaktı. Sistemde yer alan futbolcuları değiştirip 6 haftadır işleyen makinayı sahaya sürmek varken biz kulağımızı tersten tutmaya kalkıştık. 60 dakika tek forvet oynayan Orduspor önde çoğalamadı, çift forvet oynamaya alışan Stancu çoğu pozisyonda kenarlara gelip top aldı ama onun ceza alanının dışına çıktığı anlarda içeride gol yapacak kimse yoktu (!) İlk 45 dakikada Karabükspor savunması her anlamda S.O.S verirken ikinci yarıya aynı formatta başlamamız, 60. daikaya kadar Barral'ı bekletmemiz gerçekten anlamsız bir uğraştı. Nitekim Barral girdikten sonra 10 dakika içinde bulduğumuz pozisyonlarla maçı kazanabilirdik. 10 dakika içinde bir asist yaptı ama şans yanında olsaydı kalecinin sektirdiği pozisyonda yaptığı vuruş ve Nizamettin'e indirdiği top da gol olabilirdi. 

Benim çok önemsediğim bir konu daha var. Barral bizim için çok önemli bir futbolcu ama onun hevesini kırmamamız lazım. Galatasaray maçı öncesi çok hevesli ve istekliydi. Yedek soyunmasına rağmen kibir yapmadı, maçtan sonra yüzünde gülücükler vardı kazandığımız için. Bu hafta ise hafta içi Kastamonuspor'a iki gol atmışken, üstelik Hasan Kabze'nin sakatlığı mevcutken sistem değiştirip Barral'ı oynatmamak bence heves kırmaktır. Açıkçası bu durum beni korkutuyor.

Konuşulacak çok şey var aslında. Biraz işin içine girince herşey görüldüğü kadar mükemmel olmadığını görüyoruz. Başlıkta yer alan soruya gelecek olursak Cuper'e göre 1 puan kazandık. Bana göre ise; kazanabileceğimiz bir maçta 2 puan bıraktık..

2 Ekim 2012

TK'da 3. Turdayız | Kastamonuspor 2 - 3 Orduspor

 
Türkiye Kupası 2. kademe maçında Kastamonuspor'u deplasmanda 3-2 mağlup ederek 3. tura yükseldik. Hector Cuper,  cuma günü oynanacak olan Karabükspor maçını düşünerek sahaya forma şansı bulamayan futbolcular ile çıkacağını belirtmişti. Nitekim öyle de oldu. Nizamettin, Barral ve Atila Turan destekli rotasyonda az süre alan ve forma şansı bulamamış futbolcular ile Kastamonuspor karşısına çıktık.

İlk yarı Barral'ın attığı gollerle 2-0 bitti. İkinci yarının 75. dakikasında Stancu'nun güzel asisti ile Umbides farkı üçe çıkardı. Maç 3-0 olduktan sonra Kastamonuspor 85. dakikada Uğur Yalçın ve 90+2'de Emin Dinçer'in attığı gollerle skoru 3-2'ye getirdi. Oyun rahat bir şekilde 3-0'a gelmesine rağmen Kastamonuspor'a karşı üstün bir futbol ortaya koyduğumuz söylenemez. Sıcak havanın da etkisiyle çok fazla zorlamadan düşük tempoda oynamaya çalıştık ama Kastamonuspor uzaktan attığı şutlarla oldukça etkili oldu. Fevzi oldukça güzel kurtarışlar yaptı ama 90+2 de yediği golde çok da yapacak birşeyi yoktu. Kastamonuspor'un genç futbolcusu Emin gerçekten çok güzel bir vuruş yaptı. Bu maçta benim açımdan geçilen turun yanı sıra, rotasyonda görev alan Yiğit, Müslüm, Abdülkadir gibi isimlerin sahaya yansıtacağı performans önemliydi. Özellikle Yiğit'in formayı kapmak için ciddi bir şekilde mücadele edeceğini düşünüyordum ama beklentilerimden uzak bir performansla oynadı bugün Yiğit. Nizamettin, Barral ve Stancu'nun potansiyellerini biraz sahaya yansıtmaları maçı kazanmamıza yetti. 

Kastamonuspor'dan biraz bahsedecek olursak eğer, takımın en tecrübeli ismi Ordulu olan 86 doğumlu Fırat Sağasen. İlk 11'de yer alan futbolcuların çoğu 92-93 doğumlu. 1995 doğum Alaaddin, 1994 doğumlu Muhammet'i örnek verebilirim mesela... Yaş ortalaması 22 olan Kastamonuspor 17-18 yaşında genç arkadaşlarımızın olduğu kadrosuyla mücadele etti bugün. Geriye düşmelerine rağmen futbol olarak sahada çok anormal bir görüntü vermediler ve maçın son anına kadar gayet iyi futbol oynadılar. Maç sonunda genç futbolcularının verdiği röportajları izlerken gerçekten mutlu oldum. Umarım 3.Lig 1. grupta bu sezon olumlu bir performans gösterip bir üst lige çıkma başarısına sahip olurlar. 

Çok fazla efor sarf etmeden turu geçtik ve şimdi tekrardan lige dönüyoruz. Takım Ordu'ya gelmeden direk Karabük'e geçecek ve cuma günü Karabükspor ile karşılaşacağız. Umarız ligdeki namağlup ünvanımız ve çıkışımız devam eder..

20 Eylül 2012

Ordu'da Güzel Başlangıç... Orduspor 3 - 2 Kayserispor


Eksikliklerimiz olmasına ve bazı şeyleri oturtamamıza rağmen, 4. hafta geride kalırken ligde yenilgi yüzü görmeyen birkaç takımdan biri olmak bizim adımıza oldukça olumlu bir durum. Sahada yaptığımız olumlu işler fazla olduğu için olumsuz durumlar şimdilik can sıkmadı. Her geçen hafta takımın birbiri ile uyumunun artacağını ve eksikliklerin azamiye ineceğini düşündüğümüzde önümüzdeki haftalarda çok daha iyi olacağımızı varsayabiliriz.

Hector Cuper'i artık tanıdığımızı düşünüyoruz ama her seferinde bizi şaşırtmaya devam ediyor. Defansif takıntılarına rağmen Kayserispor maçında sahada oldukça ofansif bir kadro vardı. 4-4-2 görünümlü bir kadroyla sahaya çıktık ama oyun içinde çoğu zaman  4-3-3'e döndük. Maçın başında golü erken bulmamız ve Kayserispor'un 10 kişi kalması ile de maça sol kanatta başlayan Hasan Kabze, Atila'nın bindirmelerinin de verdiği etkiyle çoğu pozisyonda içeri kat etti. Hasan neredeyse bütün pozisyonların içindeydi...

Hector Cuper'li Orduspor'un bildiğimiz bir yönü var. Ordu'da yada deplasmanda olsun maça hızlı başlayıp ilk 25-30 dakikada skor avantajını ele alıp sonrasında oyunu rolantiye alan bir yapımız var. Geçtiğimiz sezon Ordu'da kazandığımız maçları incelediğimizde bu durumu çok daha iyi anlayabiliriz. Kayserispor maçına da aynı anlayışla başladık. Önde baskı yaparak, golü erken bulma arayışıyla maça başladık ve bu sezon diğer önemli kozlarımızdan biri olan bir duran toptan maçın hemen başında golü bulduk. Umbides'in ortasında Şamil topu Barral'a indirdi ve Barral topu ağlara gönderdi. Bu golde Barral kadar Umbides ve Şamil'in de payını olduğunu söyleyebilirim. Umbides durağan oynadığını anlarda bile etkili bir ortayla takımı pozisyona sokabiliyor. Nitekim 4 hafta geride kalırken girdiğimiz pozisyonların çoğunda Umbides'in etkili ortaları pozisyonların başlangıcı. İlk gol için Şamil Cinaz'a da bir iki satır ayırmak lazım. Şamil futbol seyircisinin çok fazla hoşuna giden futbolcu tiplerinden biri değil. Basit ve sade oynamayı seven, fizik ve mücadele gücü yüksek, nerede durması gerektiğini bilen bir futbolcu. Deyim yerindeyse eğer tam da Cuper'in istediği gibi bir futbolcu. Kesici özelliğinin yanı sıra dört hafta geride kalırken yan toplardaki başarısını da belirtmek gerekir. Eskişehirspor maçında bulduğumuz ikinci golde Şamil çok iyi bir kafa vuruşu yapmış, kalecinin güçlükle çıkardığı topu Hasan Kabze boş ağlara göndermişti. Kayserispor maçında da Umbides'in ortasını Barral'a indiren ve golü yaratan isim Şamil'di. Geçtiğimiz sezon Onur ile sezona başlamıştık ama Şamil'in Onur'dan daha iyi olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz. Süper Ligde ilk defa forma giyen bir futbolcu olduğunu da hesaba katarsak zamanla daha iyi olacağını düşünüyorum.


Erken gelen gol ile biz moral bulurken Kayserispor ise  golün etkisinden çıkamadı. Golün ardından baskımızı sürdürdük. İkinci golü ararken Stancu'nun baskısı Kayserispor defansını hataya zorladı. Hatalar üst üste gelince kaleci Ertuğrul 2-0 geriye düşmek yerine Stancu'yu indirmeyi tercih etti ve kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Bu dakikadan sonra Kayserispor'un 10 kişi de kalmasının etkisiyle hücum etkinliğimiz daha rahat gerçekleşti. Atila'nın ileri çıkması sonucu Hasan Kabze içeri kat etti ve Atila'nın güzel ortasına bir o kadar güzel kafa vuruşu yaparak topu ağlara gönderdi. Maç 2-0 olduktan sonra rahat bir şekilde ayağa pas yaparak farkı arttırmamız lazımken bir başka duran toptan bu sefer golü kalemizde biz gördük.

İkinci yarıya ilk yarının sonlarında yediğimiz gole rağmen rahat başladık. Umbides'in getirdiği topta Barral'ın direkten dönen topunu tamamlayan Stancu'nun attığı gol ile farkı ikiye çıkardık ve daha da rahatladık. Bu dakikadan sonra farkı daha fazla açmamız gerekirken yine basit bir gol yiyerek maçın son dakikalarını ufak da olsa stres yaşadık. Çözmemiz gereken sorunlarımızdan biri de bu. Bu gibi durumlarda oyunun mutlak hakimiyken geçtiğimiz sezon da bazı maçlarımızda basit hatalar yaparak rakiplerimizi maça ortak etmiş, çoğu maçı sıkıntılı bitirmiştik. Rakibin bir kişi eksik olduğu, skor olarak da avantajı elinde bulundurduğumuz bir anda çok daha farklı ve güvenli oynamamız gerekirken anlamsız stres yapıyoruz. Önümüzdeki haftalarda bu durumun umarım önüne geçeriz.

Sonuç olarak öncesiyle sonrasıyla Ordu'da çok güzel bir başlangıç yaptık. Maç öncesi takımın karşılanması, oynanan olumlu futbol, takım ve taraftarın bütünleşmesi, yeni futbolcularımızın Ordu'daki ilk maçlarında böyle bir ortamın içinde futbol oynamaları takımı bundan sonraki süreç için çok daha fazla motive edecektir. 4 hafta geride kalırken, 2 galibiyet ve 2 beraberlik ile 8 puan topladık ve bu hafta İ.B.B deplasmanındayız. Umarız 2. hafta Eskişehir'i mağlup ettiğimiz gibi İ.B.B'yi geçeriz.

1 Eylül 2012

Ankara'nın Bağları... Gençlerbirliği 1 - 1 Orduspor


Dün akşam benim açımdan çok farklıydı... 4 senedir okul sebebiyle yurt dışında olmam sebebiyle sevdamızı ya tv başından ya da bilgisayardan takip ettim. 4 senelik bir aranın ardından dün tribünde, Orduspor'umuzun yanındaydım.

İlk 2 haftada sahaya çıkan onbirimiz Hasan Kabzenin sakatlığı sebebiyle zorunlu değişikliğe uğradı. Hasan Kabze'nin yokluğunda Stancu, David Barral'ın partneri olarak ilk 11'de yer aldı ve yabancı kontenjanından dolayı Umbides kulübüye çekildi. Umbides'in yerine sağ kanatta Müslüm ilk 11'de sahaya çıktı. Bu iki değişiklik haricinde orta ikili yine Şamil ve Nizamettin'den, defans hattımız ise ilk iki haftada olduğu gibi Ferhat, Agus, Ali, Garcia 4'lüsünden oluştu.

Maçın başlaması ile golü bulmamız bir oldu. Barral'ın ilk 2 haftada belkide en iyi yaptığı şey uzun atılan toplarla defansın arkasına sarkması, topla çok hızlı gitmesi ve kaleciyle karşı karşıya kalması idi... Mersin İdman Yurdu maçında kaleciyle iki defa karşı karşıya kalmış fakat bu pozisyonlardan yararlanamamıştı. Dün yine defansın arkasına çok iyi sarktı, topla kaleye çok iyi gitti fakat bitirişi yine Mersin İdman Yurdu maçında olduğu gibi iyi yapamasına rağmen şans yanımızdaydı. Stancu'ya çıkarmak istediği top Mehmet Sedef'e çarptı ve maça gol ile başladık. Gole kadar olan süreçte soldan Monje ile oldukça etkiliydik fakat golden sonra Monje'nin sakatlanması ile oyuna Umbides dahil oldu. Monje'nin oyundan çıkmasından sonra ön tarafa top taşımakta zorluk çektik ve daha çok defanstan ve orta alandan atılan uzun toplarla Barral ve Stancu'yu pozisyona sokmaya çalıştık. Atılan golün de etkisiyle psikolojik olarak geriye yaslandığımız için oyun genel olarak Gençlerbirliğinin hakimiyetinde geçti.



İkinci yarıya Gençlerbirliği Ekigho - Lekiç değişikliği ile başladı. Bizim defansif futbolumuzdan da cesaret alan Gençlerbirliği fizik olarak da etkili olan Lekiç'in de oyuna girmesiyle ikinci yarı oyunu bizim yarı alanımıza yıktı. Rakip kendi evinde 2 puan kaybı yaşamamak için erken hamle yapmıştı ve bu da ikinci yarının başında meyvelerini verdi. Ali ve Agus oldukça uyumlu olmasına rağmen Garcia ve Ferhat'ın acemi hareketlerinden dolayı pozisyonlar verdik. Garcia ters ayak solbek'de oynadığından olsa gerek solbekte yerini yadırgıyor. Yediğimiz golden dolayı çok fazla eleştiremeyiz ama seken topta orda olması gereken Garcia'ydı.

Takımın kötülerine gelecek olursak Müslüm ve Stancu'nun dün sahanın en kötüleri olduğunu söyleyebiliriz. Müslüm belkide bu kadar şans bulacağını sezon öncesi düşünmüyordu ama 3 ilk 2 hafta sonradan, bu hafta ise direk ilk 11'de forma şansı buldu. Biraz sakin olsa, ayakları yere bassa daha iyisini yapacak ama sürekli bir telaş halinde olduğu için zaman zaman iki metre ötesinde olan arkadaşına bile pas atamadı. Stancu da oyunda kaldığı süre içerisinde faydalı olamadı. Orta ikilimiz Şamil ve Nizamettin yine ilk iki maçta olduğu gibi defansif olarak sahadaydılar. 4-4-2 diyoruz ama 4-4-2 den çok sahada çoğu zaman 6-2-2 gibi oynuyoruz diyebilirim. Nizamettin'in biraz daha ofansa yakın oynamasını bekliyorduk ama geride kalan 3 haftaya baktığımız zaman Şamil'in yaptığından daha fazlasını yaptığını söyleyemeyiz. Pas alışverişinde biraz daha ön planda ama genel olarak beklediğimiz gibi değil. Lig başlamadan önce alternatif olarak düşündüğümüz Monje'nin ise dün sakatlandıktan sonra takım için ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anladık. Monje deyim yerindeyse takımı ileri taşıyan tek adamımız.

Geriye dönüp baktığımızda iki deplasman 1 iç saha maçında 2 beraberlik 1 galibiyet = 5 puan ile lige başladık. Son transferlerimiz Atila Turan ve olası Yigit Gökoğlan transferinin gerçekleşmesinden sonra takımın daha alternatifli olacağını düşündüğümüzde milli takım arasından sonra daha iyi bir Orduspor umut edebiliriz.


20 Ağustos 2012

Güzel Futbol Ve Kaçan Galibiyet




Vira bismillah dedik açtık sezonu. 3 Ay sonra büyük bir heyecanla takımın ilk resmi maçını izleyecek olmanın verdiği heyecanla oturduk ekran başına. Yalnız kadrolar açıklanır açıklanmaz telefon trafiği yaşamaya başladım arkadaşlarımla. Hepimiz aynı soruyu soruyorduk birbirimize; bu nasıl kadro?

Alışık olmadığımız bir dizilişle çıktı sahaya Cuper. Kadro'da farklı isimlerin olmasına alışık ve hazırlıklıyız ama Ali Çamdalı'nın stoper, Garcia'nın solbek olarak çıktığı bir diziliş açıkçası beni karamsarlığa itti. Akla ilk gelen Numan ve Ömer varken neden Ali stoper oynayacaktı? Ya da şöyle söyleyeyim; Numan ve Ömer, Ali kadar stoper görevini yerine getiremeyecek miydi? Çünkü her ikiside stoperdiler ve devşirme değildiler mevkiilerinde.

Bizim belki de yanıldığımız konu değerlendirmeleri isimler üzerinden yapıyor olmamız. Takımın antrenmanlarını izleyemiyoruz çoğunlukla. Futbolcularımızın hafta içindeki antrenmanlarda performansları nedir bilmiyoruz. Cuper, hafta içi yapılan antrenmanlarda Ali'yi denemiş stoper mevkiinde. Duyduğumda önemsememiş, Numan ve Ömer'e gözdağıdır belki demiştim en fazla. Roversio'yu da unutmayalım ama onunda şansızlığı yabancı kontenjanı.

Gözdağı demişken burayı biraz irdelemek istiyorum. Numan ve Ömer'in oturup biraz düşünmeleri lazım bence. Neden böyle bir dizilişle çıktı hoca bilmiyorum ve farazi konuşuyorum ama yüzeysel olarak olaya bakınca her iki oyuncumuz da hazır değilmiş demekki diyorum. En kısa zamanda toparlanacaklarını ümit ediyorum ki o kapasitede oyuncular zaten. Defalarca da kanıtladılar bunu.

Konuyu fazla uzatmadan maça geçeyim. Dakikalar geçtikçe tereddütlerim ortadan kalktı. Orduspor, oyuna hakim olan,ayağa pas yapan, ani ve hızlı toplarla bir anda rakip kalye inen bir görüntü verdi ilk yarı boyunca. Yeni golcümüz Barral biraz gününde olsa ilk yarı 3-0 olması işten bile değildi. Çok gol kaçırdı ama Barral beni mest etti oyunuyla diyebilirim. Uzun süredir bu tarz bir forvetin yokluğunu yaşıyorduk. Barral boş koşularıyla peşinde üç Mersinli oyuncuyu sürüklerken Hasan'a alan yaratıyor, topu ayağın aldığında ise rakibin üzerine inanılmaz hızlı ve kıvrak çalımlarla gidip, rakip defansı zor durumda bırakıyordu. Benim Barral'dan beklentilerim çok büyük bu sezon.




Oyuncuları tek tek değerlendirmeyeceğim fakat Hasan dün akşam maalesef hazır bir görüntü vermedi. Hatta yabancı kontenjanı sorun olmasa Stancu, Barral'ın değil Hasan'ın yerine girerdi diye düşünüyorum. Barral çıktıktan sonra zaten oyundan da biraz düştük. Havanın sıcaklığı,sezon başı olması futbolcuların maçın sonuna doğru oyundan düşmesini sağladı. Aynı şekilde Mersin'de aynı sorunla karşı karşıya kaldı.

Bu arada nerdeyse unutuyordum. Beni en çok sevindiren ve etkileyen takımın kanatlardaki hücum gücünün geçen seneye oranla artmış olması. Monje en çok göze batan isimdi dün gece. Umbides'te Monje'ye ayak uydurdu ilk yarıda.

Henüz konuşmak ve genel bir yorum yapmak için erken ama dün geceki maça bakarak olumlu tarafların daha çok olduğunu söyleyebiliriz. İlk maç itibariyle takımda bir ışığın olduğunu gördük.

Bundan sonra daha çok destek vererek içerde dışardı takımı yalnız bırakmadan destekleyerek hep beraber yürümeliyiz bu yolda. Orduspor taraftarı da en az başkanı Nedim Türkmen kadar cesur olmalı,taşın altına elini koymalı.


Sezona güzel bir oyunla,kaçan bir galibiyetin hüznüyle başladık birazda. Asıl bayramı haftaya Olimpiyat Stadı'nda rekor kırarak, tatlı rekabet halinde olduğumuz Eskişehir'i yenerek yaşarız inşallah.



13 Haziran 2012

David Barral Torres Orduspor'da!



Uzun süredir büyük bir titizlikle yürütülen forvet transferinde mutlu sona ulaştık. Resmi imza bir kaç gün içinde atılacak ve David Barral önümüzdeki sezon gollerini Mor-Beyaz forma altında sıralayacak.

29 yaşındaki forvet 5 sezondur giydiği Sporting Gijon formasıyla çıktığı 164 maçta 39 gol 9 asistle oynadı. Her sezon 30'un üzerinde maçta forma giyen oyuncu, tam bir istikrar abidesi. Geçtiğimiz sezon giydiği 30 maçta attığı gol sayısı 9.. Bu rakam İspanya Ligi'nin küme düşmemeye oynayan bir takımının forveti için hiç de fena gözükmüyor.. Genel olarak bakıldığında,hızlı ve topsuz oyunu iyi oynayan bir forvet olduğunu söyleyebiliriz..Savunmanın arkasına sarkarak attığı goller var.. Attığı gollerden sezgisinin de önemli bir özelliği olduğunu görebiliyoruz,son vuruşları da tatmin edici..Çok uzun boylu olmamasına rağmen hava hakimiyeti de iyi.. Bunun yanında Gijon taraftarı ve şehri için idol haline gelmiş Barral'ın taraftarın çabuk benimseyebileceği hırslı ve mücadeleci bir yapısının olması da bizim için önemli..Burada da bu yapısını sürdürür,şehri çabuk benimserse kısa sürede taraftarla da bütünleşecektir..

Bu transfer için Gijon kulübüne 2 Milyon Euro bonservis bedeli ödeneceğini öğrendik. Futbolcuya verilecek ücretin ise çok daha düşük bir miktar olduğunu belirtelim..

Sonuç olarak dört senedir,İspanya Ligi gibi bir ligde, dünyanın en iyi kulüplerine karşı istikrarlı bir şekilde mücadele etmiş bir forvetin, Ordusporumuz ve Türkiye Ligi'nde önemli işler yapacağına inanıyoruz. Hoşgeldin DAVİD BARRAL TORRES!

Barral'ın Barcelona ve Real Madrid'e birçok golü var ama en güzeli bu olsa gerek...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...