Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2013

S.O.S | Galatasaray 4 - 2 Orduspor


Söze nasıl başlamak gerekir gerçekten bilmiyorum. Maçtan önce ilk yarıyı 2-0 önde bitireceğimizi söyleseler herhalde inanmazdım. Ama bu sefer şans faktörü bizim yanımızdaydı. Dünya futbol tarihinde bir futbolcunun kendi kalesine attığı en ilginç gollerden biri ile 1-0 öne geçtik. Zaten gol olduğunu hemen algılayamadık. Daha sonra Galatasaray sazı eline aldı. Oyunu yarı sahamıza yıktı ama nadir çıktığımız iki pozisyonda da Galatasaray kalesinde tehlike yarattık. ilk pozisyonda Nizamettin karşı karşıya değerlendiremedi. İkinci çıkışımızda ise Şamil'in mücadelesinde penaltı kazandık. İlk yarının son dakikalarında kazandığımız penaltıyı Stancu topu ve kaleciyi ayrı köşelere göndererek durumu 2-0 yaptı.

2. yarı başladığında Fatih Terim'in hakem tarafından tribüne gönderildiğini öğrendik. Bu bizim için bir avantaj gibi gözüksede Galatasaraylı futbolcuları ateşleyen temel etken oldu. Her pozisyona tribünlerin de aşırı tepki vermesi, Galatasaraylı futbolcuların aşırı itirazları, kulübedeki herkesin itirazları maçı farklı bir havaya soktu. Orta sahada çalınan üç düdük ile hakem bizi doğruyor psikolojisini ortaya koydular ve bu durum da sahadaki futbolculara oldukça olumlu yansıdı. İlk yarının sonlarında Ayila'nın sakatlanması ile Ali'nin tandeme geçmesi de orta sahadaki bütün ipleri Galatasaray'a vermemize neden oldu. Galatasaray sağlı sollu ataklarla kalemize gelmeye başladı. Biraz daha dayanırsak baskıyı kırabiliriz diye düşünürken 58. dakikada Sneijder'in golü ile Galatasaray farkı bire indirdi. Bundan sonraki süreçte bizim bir hamle yapıp gidişatın önüne geçmemiz gerekirken hamle Galatasaray'dan geldi. Umut'un oyuna girmesi ile deyim yerindeyse 4-2-4'e döndüler. 2-1'den sonraki senaryo ap açık belli olmuştu artık. 2-0 öndesin ama yediğin bir gol ile darmadağın oluyosun. Sonrasında Galatasaray'ın golleri ardı ardına geldi. Galatasaray'ın hücum gücü ne kadar iyi olursa olsun deplasmanda 2-0 öne geçiyorsan ve o maçın ikinci yarısında 4 gol yiyorsan bu durumun açıklamasını yapamazsın.


Haftalardır dile getiriyoruz ama yine söylemekte fayda var. Göz var nizam var. Orduspor Süper Ligin en kötü ve olumsuz futbol oynayan takımı. Bazı maçlarda dönemsel kıpırdanmalar olmuyor değil ama sahaya yansıttığımız futbol, takındığımız futbol anlayışı gerçekten ligin ortalama standartlarının altında. 33-35 yaş ortalamasına sahip Sertan Vardar, Çağdaş Atan, Emrah Eren, Emin Aladağ gibi Bank Asyada ilk 6 kovalayan bir takım havasında olan Akhisar ise bizim rakibimiz ve onların oynadığı futbolun yarısını sahaya yansıtamıyorsak konuşulacak çok fazla şey olduğunu da söyleyemeyiz. Bu ligi öyle veya böyle bu takımla ve teknik heyet ile bitireceğiz ama dünkü karşılaşmada biz sadece üç puan kaybetmedik. Kaybettiğimiz çok şey oldu.Küme düşmenin ''K''sini bile diline dolamak istemiyor insan ama dün akşam oluşan yarayı iyileştirebilir miyiz bilmiyorum. 

Hector Cuper dünya çapında bir teknik direktör, çok iyi bir insan, mütevazi ama artık olmuyor. Başarı olduğu zaman bu sistemi bir nebze olsun sindirirsin ama başarı da olmayınca haftalardır futbol diye izlediğimiz zulmü çekmenin kelimelerle izahı yok. Ki bu zulüm için Cuper'e de ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Herşeyiyle kendi kurduğu bir takımın bu durumda olmasına kendisi anlam verebiliyor mu gerçekten merak ediyorum. Oyuncu tercihleri, son zamanlarda oyuna müdahele edememesi, gereksiz ısrarları, haftalardır devam eden kötü gidişata müdahele edememesi vs vs. Bu süreçten sonra beklentilerimiz de çok fazla değil aslında. Yine kendi bildiğini yapsın ama mesela Ali'yi stoperde oynatmasın artık. Haftalardır sahada düz koşu yapan Nizamettin'e katlanmayalım. Sezon sonu da 26 yıllık hayallerimizi çöpe atan adam olmasın. Geriye baktığımız zaman hoş bir anı olarak hatırlayabilelim kendisini. Bunu bize çok görmesin.


Bir söz ise taraftarlara. Dün çok az sayıda taraftarımız vardı. Maçın hafta içinde olması belki bir etken ama taraftar olarak dün verdiğimiz görüntü hakikaten üzüntü verici. 300-400 kişi yoktu tribündeki sayımız. Bu sayının yarısına yakınını da çevre illerden gelen taraflarlarımız oluşturuyordu zaten. Fenerbahçe maçında yaşanılanlardan sonra dün bir kez daha anladık. Bazı suni oluşumların Orduspor'a zarardan başka bir katkısı yok. Amacı Orduspor'dan nemalanmak olan kişi ve oluşumları kötü günlerde daha iyi tanıyoruz. Aynen devam edin.

24 Şubat 2013

Haftanın Maçı #23 | Galatasaray vs Orduspor

Pazartesi mesaisinde Galatasaray deplasmanındayız. Saat 20:00'da Türk Telekom Arena'da başlayacak olan maçın hakemi Serkan Çınar. Serkan Çınar ismini aradan yıllar geçsede hala unutamıyorum. 2005 yılında oynadığımız Türkiye Kupası'ndaki Kayseri Erciyesspor maçındaki katliam yönetimini unutmamız imkansız gibi birşey. O günden bugüne saplantım haline gelmiş bir isim kendisi. Kendisi en son geçen sezon yine bu zamanlarda Eskişehirspor'u deplasmanda 1:0 yendiğimiz maçı yönetmşti. Ki bu maç deplasmanda kazandığımız son maç oldu. Galatasaray'ın da ilk defa maçını yönetecek.  Bu sezon içerisinde oynadığımız pazartesi maçlarında 1 galibiyet ve 1 mağlubiyet aldık. Bu maçlarda Ordu'da Kayserispor'u 3:2 yenerken, Trabzonspor'a da 2:1 mağlup olmuştuk.

İşin hikaye kısmını bitirip yorum kısmına geçersek, zor bir maça çıkacağımızı biliyoruz hepimiz. Karşımızda ligin lideri olmasına rağmen, beraberliği alıp gidelim düşüncesiyle maça çıkarsak bozgun yaşamayız ama yine ve yeniden üzülürüz. Muhtemelen de bu mantıkla çıkarız. Top oynamaktan çok oynatmamayı seçer, deplasmanlarda futbolun katili olmaya devam ederiz. Anadolu'da oynadığımız maçların bir çoğunda bu oyunla bir şekilde puan almayı başarsak bile pazartesi akşamı Galatasaray'a çok fazla top oynama imkanı verirsek mutlaka sıkıntı yaşarız. Zira rakibimiz zaten top oynamayı seven bir takım. Ki onların oyun anlayışı "top hep benim olsun" şeklinde. Son yaptıkları transferlerle de iyi olan hücum hattı bu lig için kusursuz hale geldi.

Kapanmamalı, cesur olmalıyız. En azından bu maçlık... 1 senedir bir takımın deplasmanlarda maç kazanamamasının akla mantığa uyan bir yanını bulmaya çalışıyorum, olmuyor. Elimizdeki kadronun 15. sırayı hakettiğini düşünmüyorum. Elazığspor da kazandı dün. Belki Akhisar ile Mersin İdman Yurdu paçayı kurtaramayacak ama düşen son takım süpriz, beklenmeyen bir şehirden çıkabilir. Biz olmayız ama o takım, ihtimal vermiyorum. Lakin yol yakınken de rahatlamak gerekir. Galatasaray maçı zor, sıkıntılı. Oldu da alınacak bir galibiyet aşırı rehavet getirecek, o daha da sıkıntılı. İlk yarıda Ordu'da efsane bir Galatasaray maçı oynadık, sonrası kademe kademe aşağıya doğru düştük.

Açık konuşmak gerekirsek rakip bizim maçı dinlenme maçı olarak görecek. Bu yüzden süpriz bir kadro çıkartabilirler sahaya. Türk takımlarının Avrupa maçlarından sonra genel olarak puan kaybettiklerini düşünürsek, rakip takımın bu yorgunluğunu avantaja çevirebiliriz. Bir dip not olarakta Galatasaray'ın hafta içi sarfettiği efor Schalke 04'ün isminden yada bir Şampiyonlar Ligi maçı olduğundan değil daha çok kendi zeminleri yüzünden idi. Tekrar tekrar vurgu yapıyorum, cesur olursak ancak rakibin yorgunluğunu avantaja çeviririz. Ligde 3 mağlubiyet alan bir takım var karşımızda. Hatta bu mağlubiyetlerin birini bize karşı aldılar. Arena'da ki tek yenilgilerinde kalelerinde 3 gol gördüler. İlk maçta ki gibi bu maç öncesinde de Galatasaray'ın zaafları iyi tahlil edilmişse o zaman birşeyler beklerim ben takımdan. Ama yazının başında dediğim gibi, "yok ben beraberliği alsam yeter" düşüncesiyle oynayacaksak eğer derin bir hüzünle ayrılırız İstanbul'dan.

İlk 5 haftada 4 galibiyet çıkartan Galatasaray 5. haftadan sonra 3 maçlık bir galibiyet serisi yakalayamadı. Bu maça ise Antalyaspor ve Akhisar Belediye galibiyetleri sonrasında çıkacaklar. TT Arena'da bu sezon Galatasaray'ın gol atmadığı maç yok. Her maçında mutlaka 1 gol bulan rakibimiz bu maçların 1'inde mağlup olurken 2 maçtanda beraberlikle ayrıldı. Biz ise deplasmanlarda bu sezon 2. golü bulan taraf olamadık. 2012/2013 sezonunda Süper Lig'de 42 gol atan Galatasaray'ın en çok gol attığı 15 dakikalık dilim, 31 ila 45. dakikalar arasında geldi. Bu dakikalar arasında 11 gol atan Galatasaray yediği 25 golün 7'sini 61 ila 75. dakikalar arasında yedi. Golcüler listesinde Burak Yılmaz ve Umut Bulut attıkları 12'şer golle başı çekiyorlar. Felipe Melo bu sezon gördüğü 2 kırmızı kartla takımının en hırçın oyuncusu. Aynı oyuncu Beşiktaş maçında gördüğü kırmızı kart nedeniyle bizim maçımızda cezalı. Takımın en çok süre alan isimleri arasında ise 1889 dakika ile Muslera başı çekiyor. Muslera bu zaman dilimi içerisinde 1 kırmızı kart gördü. Onu 1791 dakika ile Selçuk (3 gol 5 asist) ve 1620 dakika ile Dany izliyor.

Geçen sezon İstanbul'da oynadığımız maçı 2:0 kaybederken bu sezon ilk yarıdaki maçı 2:0 kazanmasını bildik. 29. kez karşılacağımız Galatasaray'a karşı 2 galibiyetimiz ve 11 beraberliğimiz mevcut. Rakibimize 15 maçta ise boyun eğdik. Kazandığımız 2 maçın ilki 1984 yılında 3:0'lık sonuçla gerçekleşirken ikincisi yukarıda belirttiğim gibi ilk yarıda Ordu'da oynadığımız maçta gerçekleşti. 1984 yılında aldığımız 3:0'lık galibiyet bu istatistiklere bakılınca doğal olarak aldığımız en farklı galibiyet olarak tarihe geçti. Galatasaray'ın en farklı galibiyetleri arasında bize karşı 2 maçta aldıkları 4:0'lık galibiyet karşımıza çıkarken 1972 yılında Türkiye Kupası'nda tarihimizde ilk defa karşılaştığımız maçta rakibimize 5:1 boyun eğerken Galatasaray - Orduspor arasında en çok gol atılan maç ortaya çıktı. İstanbul'da oynanan 13 maçta galibiyetimiz bulunmazken, 3 beraberlik ve 10 mağlubiyet ile kötü bir istatistiğin sahibi olduk.

Yarın umutlarımızla beraber Arena'dayız. Hiçbir yerde yalnız kalmayan bu renkleri yine yalnız bırakmayacağız. Artık zamanı geldi. Yarın umarız şans da bizim yanımızda olur.

23 Aralık 2012

ETİK(?) Kurulu Kararı

"Etik davranış ilkesi ihlali iddiasıyla Kurulumuza sevk edilen Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio ve Galatasaray A.Ş. Teknik sorumlusu Fatih Terim ile ilgili olarak Kurulumuz: Galatasaray A.Ş. teknik sorumlusu Fatih Terim hakkında, Etik Kurulu Talimatı çerçevesinde YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü futbolcusu Juan Emmanuel Culio'nun Etik Kurulu Talimatı'nın 10. maddesinde yazılı olan "fairplay", "sportmenlik" ve "bağlılık" kavramları ile bağdaşmayan bir davranış sergilediği kanısına ulaşmış ve Etik Kurulu Talimatı'nın 22. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca, futbolcuya ölçülü ve orantılı olan UYARMA yaptırımının uygulanmasına,
Etik Kurulu 8 AY SONRA Culio ve Fatih Terim ile ilgili kararını açıkladı. Onlara göre gayet etik olan, önemli bir şey ifade etmeyen bir olayla ilgili kararı neden bu kadar uzun bir sürede karara bağladılar merak konusu? Zatem Meireles'in 12 maç cezası gündemi arasında kaynadı gitti.. Zamanlama da gayet yerinde tebrik etmek lazım. Futbolcuyu ayartan, kendi tesislerinde beyin yıkayan, sezon devam ederken futbolcuya ev gezdirenlerin davranışları ETİK bulunurken, futbolcunun davranışı AHLAKSIZ bulunmuş UYARMA yaptırımı uygulanmış.. Futbol Federasyonu ve ona bağlı kurulların kararlarını tartışma dönemi çoktan sona erdi. Geçtiğimiz sezon yaşanan şike sürecini ETİK bir biçimde sürdüremeyen bir yönetim organının bu tarz olaylarda ETİK KARARLAR vermesi hayalcilik olurdu zaten..

Sonuç olarak; futbolcunun beyni yıkandı. ''Culio takımımızda olmalıdır ve olacaktır'' diyen egosu tavan yapmış kimseler emellerine ulaştı. Futbolcu beynini kullanamadı ve bu oyunun bir parçası oldu. Egosunu şişiren kimseler futbolcuyu paçavra gibi kullandıktan sonra kapının önüne koydu. Olan nefsine hakim olamayan futbolcuya (ki bu olayın en büyük sorumlularından biridir) ve bu olaylar yaşandıktan sonra futbolcudan gram fayda alamayan Orduspor'a olmuştur.

Federasyon ve onun kurulları istediği kararı verip yıllardır yaptığınız transfer şikelerini temize çıkarsın hiç sorun değil! Orduspor Kulübünün, taraftarının ve yıllardır hakkını yediğiniz Anadolu Kulüplerinin vijdanında sizler AHLAK ve ETİK yoksunusunuz. Bunu bilin yeter...

4 Aralık 2012

'Kiralık' Futbolcu... Arz, Talep


Söz uçar, yazı kalır..

30 Ağustos 2012

''Günün haberi Yiğit Gökoğlan'dan geldi. Spor basını öğlen saatlerinde Yiğit Gökoğlan'ın takımımıza 1 yıllığına kiralandığını yazdı. Akşam saatlerinde ise henüz anlaşmanın sağlanmadığı, sağ taraf için iki ismin daha düşünüldüğünü ve bunlardan birinin Yiğit olduğu ama maliyetinin 2 milyonu bulduğu belirtildi. Bir söz var "sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" diye. Bu konuda yanlış yapıyoruz gibi. Geçen sene Culio olayında yaşananalar henüz hafızalarımızdan silinmemişken aynı takımdan kiralık futbolcu alma çabasını doğru bulmuyorum. Eğer bu transferi göz göre göre yapıyorsak ileride yaşanacak bir sorunda şikayet etme hakkımızın olduğunu da düşünmüyorum.''

''Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer'' denilmiş ama biz ağzımız yanmasına rağmen bile bile lades dedik. Transfer döneminin son gününe kadar bekleyip, ''alternatif'' adı altında kiralık bir futbolcu dahil ettik kadromuza. Kiralama bedeli + futbolcuya verilen parayı da hesaba katarsak eğer 14 hafta geride kalırken bu yatırımdan aldığımız verim ''0''.

Yiğit'in kiralanmasından sonra Galatasaray'ın KAP'a yaptığı açıklama..

"Profesyonel futbolcularımızdan İsmail Yiğit Gökoğlan'ın Orduspor Kulübü Derneği'ne 2012 - 2013 futbol sezonunun sonuna kadar geçici transferi konusunda anlaşma sağlanmıştır. Anlaşmaya göre Orduspor Kulübü Derneği Şirketimize 275.000 EUR ödeyecektir." 

Galatasaray'a ödeyecek olduğumuz 275.000 EURO dışında bir de Yiğit'in Galatasaray'dan aldığı parayı kendisine ödeyecek olduğunu düşündüğümüzde ortaya külfetli bir rakam çıkıyor.

Yiğit Galatasaray'a imza attıktan sonra KAP'a yapılan bildirim, 

Futbolcuya  2012-2013 sezonunda 800.000 TL sabit transfer ücreti ve 15.000 TL maç başı ücreti ödenecektir.

Galatasaray'ın Yiğit'e ödediği miktarı mı ödüyoruz bilmiyoruz ama geçtiğimiz sezon Stancu ve Culio'yu baz alırsak bu şekilde olduğu mantığını yürütebiliriz.

Ligde henüz 14 hafta geride kaldı. Belki Yiğit sezonun geri kalanında üstün bir performans gösterecek ve bu yazı yazıldığıyla kalacak. Belkide devre arası yuvasına geri dönecek. Şuana kadar bu işten zararlı çıkan taraf Orduspor oldu. Ama, zararın neresinden dönersek kardır (!)

29 Eylül 2012

Namağlup... Orduspor 2 - 0 Galatasaray

Ocak ayından beri dış sahada kaybetmeyen bir Galatasaray varsa, Aralık'tan beri mabette bileği bükülmeyen de bir Orduspor var..  Bu maçın atmosferinin çok daha farklı olacağı kesin.. Takımın bu maça diğer maçlardan çok daha farklı bir özgüven ve motivasyonla çıkacağı da malum. Gerçek potansiyelimizi sahaya yansıttığımız zaman Ordu'da yenemeyeceğimiz takım yok. Tribün ve takım elinden gelenin bir fazlasını sahaya yansıtacak ve bugün sahadan mutlu ayrılan biz olacağız, buna inancımız tam.
 

Maç yazısında çok fazla teknik ayrıntıya girmedik çünkü teknik ve taktik olarak Cuper'in Galatasaray'a karşı farklı bir formatta sahaya çıkacağını düşünmüyorduk. Nitekim kendi futbol doğrularımızla çıktık sahaya. Maç yazısında ve giriş kısmında belirttiğim gibi rakibimizin gücünün farkında olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. En iyisini yapamasak da sahaya yansıttığımız performans maçı kazanmamıza yetti.

 Maça Galatasaray'a karşı özel bir sistemle başlamadık. Son haftalardaki bireysel performansların karşılığı olan ideal 11'imiz ile sahadaydık. Son maçları yakından takip etmeyenler ve kadro yapımızı bilmeyenler için Stancu-Barral tercihi belki şaşırtıcı gelmiş olabilir ama Cuper kendine göre doğru olanı seçti ve tercihi o yönde kullandı. Klasik önde baskıyla başladık. Çemişgezekspor ile de oynasak oyun anlayışımız belli aslında. İlk yarım saatte golü bulana kadar önde oynayan, rakibini boğan hataya zorlayan bir Orduspor, sonrasında ise bulduğu golün de avantajıyla oyunu geride kabullenip rakibini kendine çekerek kontra ataktan gol bulmak için pusuda bekleyen bir Orduspor. Dün akşam bu yönümüzü sahaya dört dörtlük yansıttık. Golü erken bulduk ama golün sonrasında da bir süre önde oynamaya devam edip sonrasında oyunu geride kabullenmeye başladık. İlk 15 dakika rakibin Selçuk İnan ve Melo gibi ligimizin üstünde iki önliberoya sahipken onları uzun topla çıkmaya mahkum etmemiz önde oynadığımız oyunun meyvesini nasıl verdiğinin en bariz göstergesi bence. Her maçımızda hayalini kurduğum bir durum da yok değil.. Galatasaray'a karşı ve diğer takımlara karşı oynadığımız maçın ilk 25-30 dakikalık kısmını neden 90 dakikaya yaymaya çalışmadığımızı merak ediyorum mesela. Aşırı efor sarfediyor takım o bölümde farkındayım ama maçların ilk periyodundaki anlayışı 90 dakikaya yayabilen bir Orduspor hayali hakikaten çok güzel..

Maça iyi başlayıp erken bulduğumuz golün de etkisiyle oyunu kendi yarı alanımızda daha erken kabullendik. Dün sahaya bazı yönlerimizi çok iyi yansıttık ama bazı açılardan çok çok iyiydik demek yanlış olur. Spor programlarının çoğunda göklere çıkarılıyoruz, övülüyoruz ama görmezden gelmememiz gereken şeyler de oldu. Galatasaray gibi bir takıma pozisyon vermek çok normal ama genel olarak yapmamız gereken hatalar yaptık ve Galatasaray'a pozisyonlar verdik. Son vuruşlarda Burak'ın beceriksiz olmasından dolayı bu maçta şansın bizim yanımızda olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu maçta oyunu kendi yarı alanımızda kabullenip rakibin açıklarını kolladık ama bireysel hatalar sebebiyle bu kadar pozisyon verdiğimiz bir maç da olmadı. Galatasaray'a geniş alan bırakmadığımız için Galatasaray; Umut, Elmander ve Burak ile bulduğu klasik pozisyonlarını bulamadı. Defansda 11 kişi topun arkasında önde, ortada ve geride çizgi halinde çektiğimiz setler çoğu pozisyonda Galatasaray'ı uzun top oynamaya etti. Uzun topları da Agus ve İbrahim Kaş'ın çok iyi bir şekilde karşıladığını söyleyebiliriz. Oyunu iyice geride kabullenip geriye çekildiğimiz bir anda sadece 4 pasla 7 saniye gibi bir sürede Galatasaray kalesine gidip Stancu ile bulduğumuz gol de maçın belkide Hasan Kabze'nin rövaşatasından da güzel tarafıydı. Sonuç olarak kendi doğrularımızla, kendi doğrularımızı tam olarak sahaya yansıtamamıza rağmen güzel ve özel bir galibiyet aldığımızı söyleyebiliriz.

Barral'ın neden oynamadığı konusundan da bahsedecek olursak, son haftalara baktığımızda bu hafta kadro olarak kimin kesileceği merak zaten konusuydu. Monje'nin yokluğunda başarılı olmuş Hasan Kabze, Barral, Stancu üçgeni İstanbul Belediye maçında sekteye uğrayınca maçın son anlarında Cuper Monje'ye şans vermiş, Monje de Stancu'ya alda at dediği golde yaptığı asist ile Galatasaray maçı için hazır olduğunun sinyalini vermişti. Hasan sol açıkta Monje'nin yokluğunda iyi maçlar çıkardı ama Galatasaray maçında Monje'nin solda oynaması zorunluluktan öte şarttı. Son maçlarda iyi oynayan Garcia-Umbides ikilisini, Fornezzi'yi, Agus'u da kesemeyeceğine göre Cuper'in yabancı sıkıntısını ön tarafta halletmesi gerekiyordu. Ya Stancu, yada Barral'a kulübe yolu görünecekti. Cuper bu ikili arasından Stancu'yu tercih etti ve ön tarafta Stancu - Hasan Kabze ikilisi ile maça başladık. Barral, Stancu'ya göre rakip defansı çok daha fazla yıpratan ve tehdit unsuru oluşturan bir futbolcu olmasına rağmen Stancu'nun forma giydiği son iki haftadaki performansından dolayı Cuper'in adil bir seçim yaptığını çok açık söyleyebiliriz. Nitekim her maçın ilk yarım saatinde uyguladığımız yoğun presin de bir getirisi olarak Stancu'nun ilk yarım saatte görevini çok iyi yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Oyundan düştüğü dakikalarda bizler Barral'ın girmesini beklerken attığı gol ise hakikaten bu maçın balı kaymağı oldu..

6. hafta geride kalırken namağlup durumdayız ve liderin bir puan gerisindeyiz. Geriye baktığımız zaman iddaa ettiğimiz bir şey var. Takımın potansiyelinin farkında olduğumuz için çoğu maçta yeterince iyi oynayamadığımızı düşünüyoruz. Tam anlamıyla kendimizi sahaya yansıtamadığımız halde ligde bu konumda olmamız bile takımın nasıl bir kalite olduğunun bariz bir göstergesi olsa gerek. Farklı bir yapımız var. Biz bile hala tam anlamıyla çözebilmiş değiliz. Bu galibiyetin psikolojik etkilerini olumlu kullanabilirsek önümüzdeki Kastamonu, Karabük ve Elazığ maçlarını kayıpsız geçip çok daha farklı bir boyutta ligi sürdürebiliriz.

28 Eylül 2012

Zirve Aşkına | 6.Hafta Orduspor - Galatasaray


Bu maça çıkarken atabildiğimiz "Zirve Aşkına" başlığı bir çok şeyi açıklıyor aslında. Ligde 6.hafta oynanacak ve Orduspor, Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte yenilgisiz yoluna devam ediyor. Puan tablosuna baktığımızda ilk 6'da İstanbul dışından tek takım Orduspor. Federasyonundan, medyasına Türk futbolunun her zerresinde varlığını hissettiren İstanbul hegemonyasının karşısında gösterdiği duruşa, ortaya koyduğu hedeflere, davasına yakışan bir Orduspor. Taraftar sayısıyla büyüklük yarıştıranların dünyasında, yüreği büyük bir Orduspor.. 

Bu tablo bizim için yarınki maçın sonucundan önemli de olsa, yenilmezlik serisinin sürmemesi için hiçbir sebep yok. Ocak ayından beri dış sahada kaybetmeyen bir Galatasaray varsa, Aralık'tan beri mabette bileği bükülmeyen de bir Orduspor var.. 10 kişi kalmış Belediye maçındaki endişe veren oyunun sebebinin kırmızı kartın rakibe direnç, bize rehavet olarak yansıması olduğunu düşünüyorum. Bu maçın atmosferinin çok daha farklı olacağı kesin.. Takımın bu maça diğer maçlardan çok daha farklı bir özgüven ve motivasyonla çıkacağı da malum.  Gerçek potansiyelimizi sahaya yansıttığımız zaman Ordu'da yenemeyeceğimiz takım yok. Tribün ve takım elinden gelenin bir fazlasını sahaya yansıtacak ve bugün sahadan mutlu ayrılan biz olacağız, buna inancımız tam. Haydi YENİLMEZ ORDU'M, İstanbul hegomanyasına bir fiske daha vur!

TRES PUNTOS!

29 Haziran 2012

Stancu ile Yola Devam...


Öğle saatlerinde Stancu'nun Kasımpaşa'ya transferi ile ilgili yazıyı paylaşmak üzereyken Stancu için tekrar devreye girdiğimizi öğrendim. Stancu için Galatasaray'a resmi teklifimizi yapmıştık fakat görüşmeler bizim 1.5 milyon Euro'dan yukarı çıkmamamız üzerine tıkanmıştı. Dün Stancu'nun Kasımpaşa'ya transferi basına yansımıştı. Fakat Stancu Kasımpaşa'da oynamak istemediği belirtince Orduspor ve Galataray bugün tekrar masaya oturdu. Bu transferde hem Hector Cuper'in hem de Stancu'nun oldukça arzulu olmasından dolayı fedakarlık yapan taraf biz olduk. Stancu için Galatasaray'a 2.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyeceğiz. Geçtiğimiz sezon 10 gol atıp 4 asist yapan ve takımın en golcü futbolcusu olan Stancu yarın 4 yıllık sözleşmeye imza atacak.

Stancu'nun saha içi etkinliği ve verimliliği konusunda daha önce çok konuştuk. Bundan sonra da konuşacağız. O yüzden şimdilik hayırlı olsun diyelim.

Son olarak; Bogdan Stancu, Hasan Kabze ve David Barral'dan oluşan bir hücum hattına sahip olduk. Formayı kim kapacak hep beraber göreceğiz.

1 Nisan 2012

Galatasaray 2 - 0 Orduspor

Geciken bir maç yazısı... Malum, futbolcular ligi erken bitirdi ya biz de tembellik yapıyoruz işte. Onlar erken tatil hayali kuruyorlardı belki ama federasyonun Play Off dışında kalan takımlar için yapmayı planladığı mini turnuva mı diyelim , ne diyelim herneyse keyiflerini bir hayli kaçırmış olsa gerek. Karşılaşma hakkında yazılabilecek çok da şey yok aslında.

Ligde bir iddiamızın kalmaması, eksiklerimizin olması, futbolcuların ligi kafasında bitirmesi ve hafta içi yaşanan polemik aslında bizi çok da fazla alakadar etmiyordu. Biz takımın sahaya konsantre bir şekilde çıkması durumunda bu deplasmandan puan çıkarabileceğimizi düşünüyorduk ama bizim düşündüğümüzün çok uzağında bir Orduspor vardı sahada. Takımın bir bütün olarak sahaya istenileni yansıtamadığı gibi bireysel olarak da öne çıkan isim olmayınca maçı kaybetmemiz kaçınılmaz oldu. Galatasaray da aman aman futbol oynamadı ama Necati'nin zamansız ve bir o kadar güzel golü, Yalçın ve Ömer ortak yapımı pozisyonu taçlandıran Sabri Reyiz'in golüyle rahatça kazanmasını bildiler. Bu ufak nüanslar yeterli oluyor işte bazen kazanmak için.

Cuper'in Gosso'yu çıkarması, Dalmat'ın umursuzluğu, Yalçın'ın yaptığı gereksiz atraksiyonu, tek tek ele almayacağım. Takımın genel ruhsuzluğundan da bahsetmeyeceğim ama birşeyi söylemeden de edemeyeceğim. Sevgili Hakan Özmert bu kadar kötü oynamayı nasıl başarıyor anlamıyorum. Çoğu futbolcudan beklediğimiz verimi alamadık ama bir gerçek var ki bizim adımıza yılın bidonu = Hakan Özmert.

Bu maçtaki futbol ve takımın ruhsuzluğundan dolayı eleştiriyi abartmanın anlamı yok. Bu sezon ligde kalarak başarılı olmuş bir takımdan bahsediyoruz. Son 5 yılda Süper Lige çıkan 15 takımdan 10'unun çıktığı yıl düşmesini hesaba katarsak ilk senemizde ligde kalmak başarıdır. Hele hele Türk futbolunun en kaos yıllarından birini yaşadığı bir dönemde ligde tutunmak bu başarıyı dahada taçlandırır. Normal sezonun bitmesine sadece bir hafta kaldı. Orduspor taraftarı sezon boyunca elinden gelenin en iyisini yaptı. Bize düşen ligin son maçında Orduspor'umuzun yanında olarak lig boyunca sürdürdüğümüz duruşumuza yaraşır bir şekilde ligi sonlandırmaktır. Tabi aynı şeyi takımdan da bekliyoruz. 26 yıl sonra geri geldiğimiz ligi güzel tribün, güzel futbol ve 3 puanla bitirip futbolcular gibi erken tatile bizler de çıkarız umarım.

Son olarak, maçta deplasman tribününden çekilen 97 adet fotoğraf için facebook sayfamıza buyrunuz... TIK

26 Mart 2012

Ahlak, Etik, Culio, Galatasaray, Fatih Terim... | Bir Ayrılık Hikayesi


Öncelikle anlaşılması gereken bir konu var sanırım. Bizim tepkimiz Culio'nun gidişine değil. Galatasaray'a dönüşüne hiç değil. Tepkimiz Culio'nun Galatasaray'a dönmesi için Galatasaray yönetimin ve Fatih Terim'in izlediği yola, ligin bitmesine iki hafta kala Culio'nun yaptığı saçmalığa... Culio'nun opsiyonun kullanılmayacağını Orduspor sosyal medyasında zaten iki haftadır konuşup tartışıyoruz. O yüzden önce tepkinin sebebini açıklamakta fayda var.

Culio dün maçtan sonra yaptığı açıklamayla hem Orduspor'u hem de Galatasaray'ı zor durumda bıraktı. Gerçi Galatasaray'ı ne denli zor bıraktığını biraz irdeleyebiliriz. Çünkü bu sürecin bu şekilde çirkinleşmesinin asıl sebebi Galatasaray cephesi oldu. Sezon içindede dile getirmiştik. Orduspor Ordu'da kalmak istemeyen hiçbir futbolcuyu zorla tutmaya çalışmaz. Galatasaray ve Fatih Terim Culio'nun geri dönmesini istiyorlarsa bunun yolu basına beyanatlar verip futbolcunun kafasını karıştırmak yerine yönetim bazında temasa geçerek sezon sonu opsiyonun kullanılıp kullanılmayacağı konusunda Orduspor kulübüyle uzlaşma yoluna gitmesiydi. Fakat Galatasaray işin ahlaksız tarafını seçti. Konuşulacak, yazılacak, izah edilecek çok şey var ama bazı kişiler bu işin bu şekle gelmesindeki ahlaksızlığı kabul edemeyecek kadar kibirli. O yüzden çok fazla anlatmaya gerek yok. Biz olayın nasıl gerçekleştiğini gayet iyi biliyoruz.

Daha önce dediğim gibi, keşke Culio iki hafta daha bekleyip Ordu'dan tertimiz bir şekilde ayrılsaydı. Biz de onu gelecek sezon 19 Eylül'de bağrımıza bassaydık. Ama o bunu istemedi. Yada kelimelerinin sonuçlarını idrak edemeyek kapasitede değildi. İyi dileklerle uğurlamıyoruz kendisini.

Culio'nun sözleşmesi dünkü açıklamarından dolayı fesh edildi. Bu durumun Galatasaray maçı öncesi gerçekleşmesinin Orduspor Kulübü'yle bir alakasının olduğunu düşünmek için çok fazla art niyetli olmak gerekir. Orduspor o söylemlerden sonra yapılacak en doğru şeyi yapmış ve Culio'nun sözleşmesini fesh etmiştir. O açıklamalar üzerine Culio Galatasaray maçının kadrosunda olsaydı asıl o zaman skandal olurdu...

Nedim Türkmen, "Hiç bir futbolcu Orduspor'un üstüne çıkamaz. Yapılan açıklama sporun ruhuna, fair-play anlayışına, futbolun marka değerine zarar vermiştir. Ayrıca Disiplin Talimatı'nın 60. maddesine göre de suçtur. Dolayısıyla Galatasaray kulübüne opsiyonu kullanmayacaeğıma dair yazıyı yazdım. Futbolcunun sözleşmesini de tek taraflı olarak feshediyorum.''
Ayrıca konunun Nedim Tükmen tarafından izahı için ; TIK

17 Aralık 2011

Biraz Hüzün Biraz Keder | Orduspor 0:2 Galatasaray


Bir 90 dakika daha oynandı ve bitti. Ve bizler yine yeni yeniden yenilen taraf olduk, bundan önceki 5 hafta boyunca olduğu gibi.

Zaten takımın bu maçı düşünecek kafası yoktu hafta içi. Galatasaray maçından daha çok, "kim gelecek?" sorusu vardı kafalarda. A2 takımı hocasının takımı ne kadar motive ettiği ortada. Seçimleride ortada. Eleştirmem ki, eleştiremem. Neyi eleştireyim? Oda öylesine çıkmış maça zaten, bir amacı yok.

İyi oynadık, hakem hataları gibi bahaneler üretmeye gerek yok. Dün o takım o maçı kazanamaycaktı, şartlar ne olursa olsun. Biz 1 atsak onlar 2 atacak gibiydiler. Rahatlardaı, baskı yoktu üzerlerinde. Baskı yapacak bir taraftar yoktu. Sahteydi çoğu kesmi, helal olsun. Senelerdir beraber omuz omuza Orduspor'u izlediğin arkadaşların, karşı taraftaydı. Belki de "Ordu kümeye" diyenler içerisindeydi.

Fornezzi yoktu kalede. Net birşey duymadım ama sakatlığı yok sanırım, olay hocanın yabancı kontenjanı. Saçmalığın daniskası. Fornezzi'nin son haftalardaki düşüşünü görüyoruz amenna ama Fornezzi'nin en kötü hali, Fevzi'nin en iyi haliydi zaten. Bundan 2 yıl önce Antalyasporlu bir arkadaşla konuşurken nasıl bıraktınız Fevzi'yi demiştim, çok iyi bir kaleci olduğunu kastederek. Kendisi bana, Süper Lig kalecsini olmadığını söylemişti, katılmamıştım. Haklıydı da zamanla anladık. Direnen, pozisyonlar bulmaya çalışan, basan, pres yapan. En azından birşeyler yapmaya çalışan bir takım, öyle bir hatayla ancak öyle sabote edilebilirdi. Zaten gol atmaya mecalimiz olmayan bizler, golü yedikten sonra bırak yenmeyi, puan bile alamayacağımızı az biraz biliyorduk.

Rakip doludizgin gidiyordu. Bilmem kaç maçtır deplasmanda gol yemiyor, Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi rakibi olacak takımların her birine 3 gol atarak çıkıyordu karşımıza. Kolay pozisyon vermiyorlar, boş buluncada atıyorlardı. Yukarıda bahsettim ya, tempolu başladık. Galatasaray bizi daha çok kendi yer alanında karşılamayı tercih etti. Ama biz beceriksizdik onlar değildi. Tek başına Culio'nun yaratıcılığıyla birşeyler olsun istedik, e olmadı haliyle. Bir kontraylada golü yedik, Fevzi'nin ikramıyla.

Riberio ilk 11 başladı bu maça, merak ediyorduk kendinisi zaten. Hiçbir artık özelliği olmayan bir isim görünümündeydi. Çabuk mu yargılıyoruz bilemedim. Golü bulan Galatasaray bunun moraliyle hemen farkı açmak istedi ama özellikle golden sonraki pozisyonda Kazım'ın poziyonunda çok ah etmiştir Galatasaray taraftarı. Sonraki dakikalarda bir pozisyonda verilmeyen bir golümüz mevcut. Tartışılır. Topun çıkmadığı kesinde, kaleci Muslera düdük çaldığı için topa müdahale etti, etmedi falan filan. Ruhunu kaybetmiş takımımız 2. yarıda bir gol daha yedi ve sahadan 2:0 yenik ayrıldı. Galatasaray 2 haftada Karadeniz'den 6 puanla İstanbul'a dönerken, bize kalan yine hüzün oldu.

15 Aralık 2011

16. Hafta Orduspor vs Galatasaray | Analiz

16 Aralık, 20:00
19 Eylül Stadyumu
Halis Özkahya

Yarın akşam Galatasaray ile 19 Eylül ile karşı karşıya geliyoruz. Galatasaray büyük adımlarda koşa koşa yoluna devam ederken bizim durumumuz muallak. Herşeye rağmen futbolcularımızdan bir reaksiyon bekliyoruz. İyi oynadıkları zaman neler yapabileceklerini bildiğimiz için bu kaos anında onlardan ekstra bir performans bekliyoruz.

Galatasaray ile en son 2 sezon önce Ordu'da Türkiye Kupası maçında karşı karşıya gelmiştik ve sahadan 3-0 mağlup ayrılmıştık. 2 yıl gibi kısa bir süre geçmesine rağmen geldiğimiz nokta hakkaten şaşkınlı verici. Galatasaray maçı öncesi ligin son sıralarında yer alıyorduk ve belkide Bank Asya'da ilk defa küme düşermiyiz düşüncelerini taşıyorduk. Takım kötüydü, hoca berbattı. Ahmet Akçan yönetimindeki takımımız gol atınca maç kazanmış kadar seviniyorduk neredeyse. Bu şartlarda çıktık Galatasaray karşısına. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Erol Yükseker'in 4. dakikada kırmızı kart görerek oyundan atılması maçın sonucunun ilk 5 dakikada netleşmesini sağladı diyebiliriz. Günay Şakar, Yunus Söylemez, Fatih Şen gibi isimlerle çıktığımız maçın kadrosunda şuan hala kadromuzda bulunan Emre Özkan, Müslüm, İrfan Başaran da yer alıyordu. İçinde bulunulan koşulların da etkisiyle Galatasaray kendini çok kasmadan 19 Eylül'den 3-0'lık galibiyetle ayrılmasını bildi.


Ligden uzak kaldığımız 26 yıllık süreçte Galatasaray ile sadece 1 defa Türkiye Kupasında karşılaştığımızı düşünürsek istatistikler de çok eskilere ait. Galatasaray ile 26. defa karşı karşıya geleceğiz yarın. Geride kalan karşılaşmalara baktığımızda bizim adımıza pek de iç açıcı bir tablo olduğu söylenemez. 25 maçın 13'ünü Galatasaray kazanırken 11 maç berabere bitmiş. Galatasaray'a karşı tek galibiyetimizi 1983-84 sezonunda Ordu'da 3-0 kazanarak elde etmişiz. O sezonun geneline baktığımız zaman zaten Ordu'da Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı da mağlup etmişiz ve sezonu 30 puanla 13. sırada bitirmişiz ama küme düşme hattının sadece 1 puan üzerinde ligi tamamlamışız. Yani bu 3 takımdan Ordu'da alınan puanlar bir nevi ligde kalmamızı sağlamış. İçerde alınan galibiyetler olmasa bir sezon daha erken veda ediyormuşuz lige.

İstatistikler bir tarafa şuan içinde bulunulan durumu analiz etmekte fayda var. Bir taraf yükselişteyken diğer taraf çöküşte. Rakibimiz son 4 maçta 9 gol atıp kalesinde yalnızca 2 gol görürken 12 puan topladı. Biz ise 8 haftadır kazanamıyoruz ve 5 haftadır mağlup oluyoruz. Son 4 maçta yediğimiz gol sayısı 8, attığımız gol sayısı ise 4. Tüm bunlara ek olarak bu kötü gidişatın da getirdiği süreç ile birlikte Metin Diyadin ile yollarımızı ayırdık. Takımı maça Sebahattin Akbayrak ve Turgut hoca hazırlıyor. Metin Hoca son haftalarda ileri uç hariç takımın her yerinde rotasyon yaptı diyebiliriz. Galatasaray maçına nasıl bir 11 ile çıkacağımızı kestirmek güç şimdiden ama sahaya kim çıkarsa çıksın geçtiğimiz haftalardan farklı bir motivasyon ile sahaya çıkacağımızı düşünüyorum. İçinde bulunduğumuz durum ne kadar kötü olsa da, rakip ne kadar iyi gitse de potansiyelimizin farkındayız. Kendini unutan, potansiyelinin çok gerisinde oynayan bir takım var ama bu tarz maçlarda takımın maça motive olmasını sağlamak çok daha kolaydır. O yüzden diğer maçlara oranlara çok daha derli toplu olacağımızı düşünüyorum.

Takımımızda Galatasaray patentli 4 futbolcu var. Fevzi, İrfan Başaran, Stancu ve Culio. Bu futbolculardan Stancu ve Culio büyük ihtimalle ilk 11'de başlayacak. İrfan ise maçın gidişatına göre forma şansı bulabilir. Culio son haftalarda bireysel olarak ekstra işler yapsa da tam anlamıyla bizim istediğimiz futbolu oynayamıyor. Stancu ise ligin başında çok iyi olmasına rağmen takımın duraklama sürecine girmesiyle o da takıma ayak uydurdu. Son haftalarda her ne kadar kötü oynasa da bu maça ayrı bir motivasyonla çıkacağını düşünüyorum. Hücumda Culio ve Stancu ikilisinin performansı bizim adımıza maçın kaderini belirleyebilir. Galatasaray cephesinde ise bize tanıdık olan Emre Çolak var. Emre herhangi bir kategoride Orduspor forması giymiş değil ama onu forma numarasından tanıyoruz. Gençlerbirliği maçında sonrada oyuna girip iyi bir performans sergilemiş ve sonrasında oynanılan Fenerbahçe ve Trabzon maçlarında ilk 11'de sahaya çıkmıştı. Büyük ihtimal yarın da ilk 11'de sahaya çıkacak. Onun için değişik bir karşılaşma olacağı kesin.


Sonuç olarak her ne kadar zor br durum içinde olsak da takımımızda, tribünlerden ekstra bir reaksiyon ve performans bekliyoruz. Son 8 haftadır alınan sonuçlar bu takımın potansiyeli ile ters orantıda. Herşey inanmak ile başlar. Biz takımımıza inanıyoruz. Umarız yarın akşam kötü gidişata son veririz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...