Güven Aşçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güven Aşçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2013

∞ | Adnan Ersoy, Halis Gül, Güven Aşçı, Damla Aktepe...

Uzun uzadıya yazmaya, anlatmaya gerek yok aslında. Adnan Ersoy, Halis Gül, Güven Aşçı, Damla Aktepe... 72 yıl ömür sürmüş Adnan Ersoy da, hayatının baharında göçüp giden Damla da ölümsüzleşti artık. Kimine göre sadece metal bir levha, kimine göre manevi değeri kelimelerle ifade edilemeyecek kadar önemli bir vefa örneği... Emeği geçen herkese teşekkür ederiz. 







12 Nisan 2012

Tres Puntos Temalı İllustrasyonlar

Resmi sitemizin bu sezonki introları, illustrasyonları gerçekten çok hoş oldu. Özellikle Tres Puntos temalı illustrasyonları her hafta merakla bekledik. İllustrasyonlu site introlarını Türkiye'de kullanan ilk kulüp olmamız da olayın diğer güzel yanı. Bu tarz şeyler dışardan belki ufak tefek işler gibi görünebilir ama Orduspor markası adına çok önemli çalışmalar. O yüzden kulübümüzün sosyal medya adına yaptığı bu olumlu çalışmaların devam etmesi çok önemli. Bundan sonraki süreçte de çalışmaların aynı özveriyle devam edeceğini umut ediyoruz.

Bu çalışmaların sahibi, formalarımızı tasarlayan, Orduspor markası adına elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan sayın Uğurcan Ataoğlu'na Divane Aşık Gibi olarak teşekkür ederiz. Kendisinin yapılacak kongreden sonra Asbaşkan olacak olmasını da mutlulukla karşıladık.

Son olarak, resmi sitemizin yeni yüzü hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Eski sitemiz görsel olarak çok güzeldi ama bazı sebeplerden dolayı yenilendi. Sosyal medyadaki genel görüş ve kişisel görüşüm şuandaki sitenin eskisine nazaran görsel olarak kötü olduğu. İçerik olarak zengin bir site oldu ama dediğim gibi kullanım açısından ve görsel açıdan çok daha güzel bir site yapılabilirdi. Umarım taraftarın görüşü dikkate alınır ve resmi site ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılır.

Şuana kadar yayınlanan illustrasyonlarımızın aşağıda mevcut. Arşivlik olduğu için hepsini ekledim. Bundan sonra yapılacak olanları da merakla bekliyoruz.

26 Haziran 2011

Çernobil, Kazım, Güven...

Doğumdan kana bulasan saatli bi bomba Çernobil.. Bi zaman patlayan.. Kaç kanda vardı bilinmeyen.. Kaç kanda olacak bilinmeyen.. Çoğu kader der ölümlere.. Karadenizimin kaderi,, hep aynı kader.. 6 sene önce bugün Kazım Abimize uğrayan kader(!), dün Güven Abimize de uğradı.. Acımız da büyük, öfkemizde.. Boşuna Karadeniz isyanda değildir..

Tarih 26 Nisan 1986..Çernobil nükleer santralinde meydana gelen patlama sonucu atmosfere bol miktarda radyasyon salınır.. Çayımıza, suyumuza, toprağımıza, fındığımıza karışır.. Yabancı olduğumuz nükleer felakete karşı çaresizizdir.. Daha da acısı, tarafından korunmayı beklediğimiz devlet de çaresizdir.. Dönemin sanayi bakanı Cahit Aral, ekranların karşısına geçer ve “bakın ben içiyorum, siz de için.” diyerek çay içer.. İçtiği çayın hasadı Çerbobil’den önce yapılmıştır..

Bakan, geçtiğimiz günlerde verdiği bir demeçte o anları şöyle anlatır..

“Para çıkarıp çay aldırdım. Masanın üzerine torba torba koyduk, aleti getirdim hiçbirinde alarm vermedi. Bir televizyon getirttim. Açtırdım televizyonu ve ona doğru yürümeye başladım. Cihaz ötmeye başladı. Televizyonun yaydığı radyasyon daha fazlaydı.”

Demecinin devamında Türkiye’ye 3 değil 10 tane nükleer santral kurulması gerektiğini belirtir ve son noktayı da kendisine yakışacak bir biçimde koyar. “Karşı olan kutupta yaşasın.

25 sene öncenin bakanından, bugünün başbakanına geldiğimizde içimiz daha da yanar.
Japonya’da yaşanan radyasyon tehdidi ile gündeme gelen bazı ülkelerin nükleer enerji projelerini askıya alması konusunda Başbakan’ın yorumu;
”Nükleer enerji konusunda takvim işliyor, askıya alma gibi bir durum söz konusu değil. Riski olmayan hiçbir yatırım yoktur. Yani evinize Aygaz tüpü de koymamak gerekir. Veya bir doğalgaz hattı çektirmemek gerekir. Ülkeden ham petrol hattının geçmemesi gerekir. Çünkü bunlar hangisi olursa olsun herhangi bir tehditle veya saldırıyla karşı karşıya kaldığı zaman bunların az veya çok bir bedeli olur”

Radyasyonlu çay içmeye teşvik eden bir bakanın yerini, nükleeri Aygaz tüpüyle aynı kefeye koyan bir başbakan alır.. Hiç bir şey olmamışcılık 25 sene boyunca oynanmaya devam etmiştir.. Öyle ya, Hopa’da her üç ölümden biri kanserden değildir.. Çernobil çocukları hiç olmamışlardır.. Daha çocuk bile değilken, tiroid kanserinden, kan kanserinden ölmemişlerdir.. Kazım abi ölmemiştir mesela.. Güven abi ölmemiştir………………………………..

Oysa….Yaşayabilirlerdi……..

Güven abi dün Altınyurt Köyünde son yolculuğuna uğurlandı.. Orduspor bayrağı örtüldü üstüne, atkısı sarıldı boynuna.. Bu acı Orduspor tribünleri için bir dönüm noktası..
Toplumsal duyarlılığı olmayan tribün, futbolu halk üzerinde uyuşturucu gibi kullanan sistemin kirli oyununun parçası olmaya mahkumdur.. Her tribün, kendi yerel coğrafyasının aynasıdır.. Şehrin ayrı ayrı, aynı aynı bütün acıları, sorunları tribündeki yerini almıştır.. Hal böyleyken tribünün önce yerel halkına, sonra topluma duyarsız kalması hayatın doğasına terstir..
Güven Abiyi tribünde ne şekilde yaşatacağımız, kendimizi bu toplumsal, insanlığa dair mücadelenin neresine koyduğumuzu da belirleyecek.. Ya “Güven Abi ölmedi, kalbimizde yaşıyor!” diye birkaç tekrar yapıp, maçımıza döneceğiz,, ya da onu öldüren şeye, Çernobil’e, nükleere, sermayeyi insan hayatına tercih eden sisteme, onun küstah yöneticilerine, farkında olduğumuzu haykıracağız.. Ölümlerin kader olmadığını haykıracağız.. Avaz avaz bağıracağız,, gün gelecek yazacağız,, gözlerinin içine sokacağız,, hesap soracağız.. “Güven Abi ölmedi!” pankartının yanına “Çernobili unutma, Nükleere bulaşma!” pankartını koyacağız..

İşte o zaman, “uyuşturucu” değil, “UYARICI” olacağız..







............................
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...