Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2014

3. Hafta | Orduspor 1 - 4 Antalyaspor



Oynanan futbolun karşılığı başlıkta yazan skor mudur tartışılır ama Antalyaspor gibi bir takıma karşı sahada öylesine saçma sapan hatalar yaparsan dört de yersin beş de...

Geçtiğimiz sezon ligin en az gol yiyen takımıydık. Kalecilerimizin kalitesi aman aman olmamasına rağmen tandemde görev alan futbolcularımızın istikrarı, Ferhat'ın PTT'nin üzerindeki performansı ile zor gol yiyen bir takımdık ve bizi de diğer takımlardan farklı kılan özelliğimiz buydu. Fakat son iki haftaya baktığımız zaman verdiğimiz pozisyonların, yediğimiz gollerin izahı yok. Emrullah'ın insan üstü eforuna rağmen takım savunması anlayışının olmaması, beklerin olmayan kademe becerisine stoperlerin komik hataları da eklenince iki maçta pozisyon manyağı olduk. Adanaspor maçında ilk 5 dakikada 3-0 geriye düşebilirdik ki maç boyunca da çok basit hatalar gözlemledik. Adanaspor maçında defansdaki sıkıntı bariz şekilde kendini belli etmesine rağmen Antalyaspor maçında arpa boyu yol alamamış olmak gerçekten üzücü bir durum.

Yasin ve arkasındaki Serdar - Umut - Ziya üçlüsü ile oldukça dinamik bir hücum gücüne sahibiz. Önde gayet olumlu oynuyoruz. Pozisyonlar da buluyoruz ama sanki biraz karambole oynuyoruz. Ne oynadığını bilmeyen bir takım izliyoruz iki haftadır. Elimizde iyi bir malzeme var ama o malzemenin şimdiye kadar iyi kullanılmadığı, doğru yönlendirilmedi bariz ortada. Maça oldukça iyi başladık aslında. Baskılı başladığımız maçın başında Serdar ile öne geçme fırsatını yakaladık. Sonrasında oyunu Antalya yarı alanına yıktık ama komik bir gol ile geriye düştük. Golün ardından ön tarafta gayet iyi oynarken saçma sapan bir penaltı ile 2-0 geriye düştük. Beraberliği sağladık sağlayacağız derken çalınan penaltı demoralize etti ama golden 3 dakika sonra kontra ataktan yediğimiz gol de takdire şayandı. 


İkinci yarıya hızlı başladık. Takımın öndeki baskılı oyunuyla Yasin'in düşürülmesi sonucu kazandığımız penaltıyı gole çeviremedik ama dönen topta Hüsamettin'in ortasına iyi yükselen Ufukhan farkı ikiye indirdi. Maç 3-1'e geldikten sonra Fikret Hoca her ne kadar sahaya Gökhan ve Cemre'yi atsa da oyunu döndüremedik. Son dakikada yediğimiz bir başka güzel kontraatak golüyle de güzel beklentilerimiz olan karşılaşmadan 4-1 mağlup ayrıldık.

Maç ile ilgili ayrıca belirtilecek şeyler;

* Taraftarın maça ilgisi yok denilebilecek kadar azdı. Geçtiğimiz sezon dibi gördüğümüzü düşündük ama federasyonun da katkılarıyla futbolu statlarda el birliği ile bitirdiler. Sadece bize has bir durum değil. Memlekette Süper Lig, PTT 1. lig farkı olmaksızın önce taraftarı sonra da seyirciyi kaybettiler. Bundan sonra kendileri çalıp kendileri oynayacak! En çok zararı da kulüpler görecek.

* Hüsamettin'in üç haftalık performansı... Ferhat'dan sonra beklentimiz çok da yüksek değildi ama yaptığı kademe hataları, çoğu pozisyonda yavaş kalması, çok kolay çalım yemesi vs vs. Fikret Hoca elindeki futbolcuları yeterli buldu belki ama transfer edildikten sonra en az Serdar, Yasin ve Umut kadar beklentimiz var denilen Gökhan Meral'i neden eski takımına kiraladık soru işareti? Hasta denilen Gökhan Meral'in Kocaeli Birlik Spor ile ilk iki maçta 90 dakika forma giymesi de ayrı soru işareti (?)

* Erkan'ın performansı da evlere şenlik... Bu takımın en tecrübeli isimlerinden biri olarak onu daha derli toplu sahada görmek istiyoruz. Emre Aygün ve Erkan'ın bu sezon farklı bir misyonu var ama ikisinin de farkında olmadığı ap açık ortada. İmam osurursa cemaat ne yapar? Cevabını ikisi de biliyordur sanırım.

* Emrullah orta alanda savaşıyor ama Landel'in belli bir düzeyde oynaması gerekiyor. Bu kadar kırılgan oynayacaksa Emrullah ve Yusuf'u yan yana oynatmak daha mantıklı bir seçim olacaktır. Diarra, Emrah Başsan, Gökhan Karadeniz gibi hücumcuları olan bir takıma karşı sadece Emrullah ile savaşırsan orta alanda o iş baştan yatar. Landel'i Umut'un yerinde 10 numarada da denemek lazım. Birilerinin Fikret Hocaya hatırlatmasında fayda var. 

İlk haftayı her ne kadar yok saysak da içerdeki ilk iki maçımızı önemli rakiplerimize karşı kaybettik. Elazığspor deplasmanı öncesi Ordu'da çarşamba günü saat 18:00'da Birlik Nakliyat Düzyurtspor ile karşılaşacağız. Elazığspor da ligi bizim gibi kötü başladı. Bugün oynayacak oldukları Şanlıurfaspor maçından da puan çıkaramamaları durumunda bizim maça çok daha ayrı bir motivasyon ile çıkacaklardır. Fikret Hoca'nın elindeki malzemenin eksikleri var ama geçen seneki malzemeden kötü olduğunu da söyleyemeyiz. Hepimizin gördüğü eksiklerin en kısa sürede giderilmesini umuyoruz. İnşallah umduğumuz gibi olur.


12 Mayıs 2013

Deplasmanda Sıfır Çekmek | Antalyaspor 1:0 Orduspor

Antalyaspor'un hakkını yemek gibi olmasın, 3 puanı hakettiler aldılar.
Ki bizim takım ligin en kötü top oynayan takımıydı ilk yarıda ki Fenerbahçe maçıyla birlikte başlayan süreçte.
Deplasmanda tek bir galibiyet alamadan düştük.
Göz göre göre, tükendik, eridik.
Hakettik, kabul.
Ama
Özellikle son haftalarda bizim maçlara çıkan hakemlere de sessiz kalmamız olanaksız bir hale geldi.
Adamlar her maça çıkmadan önce diyorlar ki;
"Vurun Abalıya..."

11 Mayıs 2013

Son Demler... | Antalyaspor vs Orduspor


Ligin bitmesine iki hafta kala noktayı koyduk. Sezon başında aklımızın ucundan dahi geçmeyen bu sona kendimizi alıştırmaya çalışıyoruz. Alışkın olmadığımız bir yere gitmiyoruz ama bu şekilde düşmek de koymuyor değil. Göz göre göre, bağıra bağıra... Umarsız, tutarsız, vefasız bir futbolcu topluluğuyla... Orduspor taraftarının inandığının onda biri kadar inanmayan, trilyonlar kazandığı ekmek teknesine yani Orduspor'a ihanet eden futbolcu topluluğuyla... 

Küme düştük ama son hafta Akhisar maçından sonra tribüne çağırıp emekleri için teşekkür edebileceğimiz bir takıma sahip olmayı isterdim. Geçtiğimiz hafta Ali ve Murat'ı bağrımıza bastık ya, aynı o şekilde kucaklayacağımız bir takım... Ama sahip olamadık öyle bir takıma. Biz onlara her seferinde on adım attık ama onlar hep tutarsız kaldılar. Çoğu maçta rencide olduk. Takım sahada ezilirken biz tribünde dik durduk. Yaşadığımız hayal kırıklıklarına rağmen karanlıklar içinde görülen o son ışık sönene kadar yanlarında olduk ama yetmedi..

İki hafta misafiriz bu ligde. Bugün rakip Antalyaspor. Onlar da sezonu bizim gibi bitirdi, noktayı koydu. Bizim yaşadığımız düşüşe benzer bir düşüş yaşadılar. Ligin ilk yarısı Avrupa yolunda en avantajlı takımlardan biri konumundayken iki hafta kala hedefsiz bir takım durumundalar ve haftalardır süren kötü bir gidişat var. Maç boyunca Mehmet Özdilek'in istifasına yönelik olarak tribünden sesini yükseltecek Antalyaspor taraftarı. Bizim açımızdan maçın  tek önemli boyutu ise kazanmamız durumunda alınacak olan para. Açık söylemek gerekirse   ekonomik olarak 2010-11 sezonundan daha iyi bir durumda olmayacağız önümüzdeki yıl. O yüzden son iki maçın ekonomik boyutu kulüp adına gerçekten önemli.

Kadro analizi, kim oynar ne olur konuşmanın anlamı yok. Canları ne isterse onu oynayacak futbolcular. Umarız keyiflerinde yerinde olur.

22 Aralık 2012

Kaçırılmaması Gereken Fırsat (!) | Murat Akın


Sezon başında bonservisi elinde olan Murat Akın'ın Antalyaspor'a gidişine oldukça üzülmüştük ve konuyu blogda dile getirmiştik. Murat iki sezon sonra Süper Lige geri döndü ama Antalyaspor'da umduğu şansı bulamadı. Lige çok iyi başlayan ve ligin ilk yarısını olumlu bir konumda bitiren Antalyaspor'da mevkisinde oynayan Petr Janda, Uğur İnceman, İbrahim Dağaşan gibi oyuncuların olumlu performanslarından dolayı çok fazla süre alamayan Murat, Antalyaspor yönetimiyle konuşarak olumlu bir şekilde yollarını ayırdı. Sezon başında Murat radarımıza girmedi ama devre arası arası yapılacak olan hamleleri düşündüğümüzde Murat'a Orduspor formasını tekrardan giydirerek ilk olumlu transferimizi yapabiliriz. Murat şuan boşta ve umarım yönetim bu konuda elini çabuk tutar.

Murat Akın Süper Lige çıkan kadronun en önemli isimlerinden biriydi. Çok efektif bir takım olmamamıza rağmen onun orta alanda Ali Çamdalı ile olan uyumu, hem defansif anlamda hem de ofansif anlamda bu ikilinin sezon boyunca ligin çoğu kısmında ortalamanın üzerinde oynamaları bizi çok farklı bir takım yapmıştı. Orta alanda Murat ve Ali ile oluşturduğumuz uyumu savunmada Jerry-Numan-Kürşat ile de pekiştirince hücumda sezon boyu sıkıntılar yaşamamıza rağmen bu iskelet bizi 26 yıl sonra Süper Lige çıkardı. Süper Lige kadroda takımda kalması gereken ilk isimlerden biriydi Murat. Hem kendisi kalmak, hem de kulüp onunla devam etmek istemişti ama Kasımpaşa yönetimi ve Uğur Tütüneker Murat'ı bırakmak istemeyince kiralık olarak geldiği Kasımpaşa'ya geri dönmek zorunda kalmıştı. Kulübü Süper Ligde oynamasının önüne taş koymasına rağmen Murat bu durumu dert etmedi ve geçtiğimiz sezon Kasımpaşa'da 37 maçta forma giyerek Kasımpaşa'nın Süper Lige çıkmasında önemli katkıda bulunan isimlerden biri oldu.

Kadro yapımıza baktığımız zaman Murat'ın oynadığı bölgedeki şişkinlikten dolayı fuzuli bir transfer gibi görünebilir ama o bölgede oynayan isimlerden aldığımız verimi düşündüğümüzde Murat'ın transferi gereklilik değil şart gibi duruyor. Murat farklı bir tarzı olan bir önlibero. Hem fiziksel olarak hem de futbol tarzı olarak Emre Belözoğlu'nu andıran, çok iyi bir kesici olmasının yanında hücum özellikleri de oldukça gelişmiş olan bir futbolcu Murat. Bizim gibi 4-4-2 oynayan ve kadrosunda 10 numara barındırmayan takımların orta alanında olması gereken tarzda da dersek abartmış olmayız. Ligin ilk yarısı itibariyle Ali Çamdalı, Şamil Cinaz ve Nizamettin'i kullandık. Ali'yi çoğu maçta Cuper'in tandemde görevlendirmesinden dolayı geleceğin yıldızı Abdülkadir'de oldukça şans buldu.

Ali, Şamil ve Nizamettin orta alandaki rotasyonda en çok süre alan isimler. Fakat bu isimlerin alternatifi olarak kadromuzda yer alan Abdülkadir ve Onur'un aldığımız verim ''0'' Onur'un sezon başında sakatlığı mevcuttu, sonrasında ne oldu haberimiz dahi yok. Abülkadir ise hala ne işe yarar çözebilmiş değiliz. Sezon öncesi gönderilecek ilk isimlerden biri olmasına rağmen Hakan Özmert'in beklenmedik gidişinin piyangosu Abdülkadir'e vurdu ama o şansı ne kadar değerlendirdi hepimiz biliyoruz. 1.5 yıldır izlediğimiz Abdülkadir'in tek bir maçta bile olumlu oynadığını hatırlamıyorum. Sancaktepe, Kastamonu gibi takımlar karşısında dahi bir numarasını göremediğimize göre genç yaşına rağmen verilen şansların yeterli olduğunu düşünüyorum. O yüzden Abdülkadir ve Onur ile yolları ayırıp Murat'a tekrardan Orduspor forması giydirmek bu durumları ortaya koyunca oldukça mantıklı bir hamle gibi görünüyor.

Önlibero'dan öncelikli olarak transferde takviye yapmamız gereken daha önemli eksikliklerimiz var ama hemen yanıbaşımızda böyle bir fırsat olunca görmezden de gelemedik. Diğer eksiklikleri de dile getireceğiz zamanla ama Murat Akın'ı kaçırmayalım. İlk yarı boyunca izlediğimiz Orduspor'un Murat Akın gibi bir futbolcuya ihtiyacı var. En azından kadromuzda barındırdığımız etkisiz elemanları düşünüce Murat o formaya giymeye hayli hayli hakkı var. Umarız birilerinin kulağına kar suyu kaçırmayı başarabiliriz...

18 Aralık 2012

30 Dakika... | Orduspor 1 - 1 Antalyaspor


Alışkın olduğumuz bir ilk yarı, son haftaların futbol fakiri Orduspor ve bize ayak uyduran Antalyaspor.. Mücadele var ama futbol? Maçın ikinci yarısı ise golü kalesinde gördükten sonra bizleri şaşırtan, rakip kaleye dalga dalga giden, maçı kazanmak için sahaya herşeyini koyan bir Orduspor vardı sahada. Bu performansın karşılığı üç puan da olabilirdi ama Saso'nun geçtiğimiz haftaki performansını andıran bir Hakan Arıkan vardı Antalyaspor'un kalesinde.

Atila'nın sol kanatta oynaması dışında bir farklılık yoktu sahaya dizilişimizde. İdeal kadromuza yakın bir 11 ile maça başladığımızı söyleyebiliriz. Monje'nin yerine oynayan Atila haricinden saha içinde göze batan tek şey Şamil'in cezalı olan Nizamettin'in rolünü üstlenmiş olmasaydı. Ve açık söylemek gerekirse çoğumuzun dudak büktüğü Şamil Nizamettin'in son 3 haftadır yapamadığı herşeyi yaptı. Olumlu futbolunu gol ile süslemesi de onun adına ayrı bir güzel durum oldu. Şamil ile birlikte sahanın iyi isimlerinden diğeri ise Stancu'ydu. Yine çok çalıştı, çabaladı ama Stancu bu haftayı da boş geçti. 

Maçın son yarım saati oynadığımız futbolu düşününce bazı konuları irdelemeden duramıyoruz. Golü yiyene kadar silik bir futbol oynayan, rakibinin üstüne gitmeye dahi üşenen bir takım vardı ama golü yedikten sonra çok farklı bir izlenime büründük. Kendi sahamızda, kendi seyircimiz önünde oyunun ilk anlarından itibaren son yarım saatteki anlayış ile mücadele etseydik bu maçı çok rahat kazanabilirdik. Sanki o golü kalemizde görmesek Antalya'nın da bize ayak uydurduğu kör dövüşü eşliğinde maçı 0-0'a bağlayacaktık. Madem rakibi kendi sahasına hapsedebiliyoruz, sağlı sollu ataklarla, şutlarla rakip kaleyi abluka altına alabiliyoruz neden bunu sahaya yansıtmıyoruz anlamıyorum. Aynı anlayışı Kasımpaşa maçında da benimsemiştik. Golü yedikten sonra aklımız başına gelmiş, yine 1 puanı sonradan kurtarmıştık. Cuper'in avunma anlayışından dolayı oyunu tutarak oynuyoruz ama ligin başında bu şekilde değildik. Maçların ilk yarım saatinde oldukça atak oynayan, daha doğrusu skor avantajını elde edene kadar rakibi boğan bir Orduspor vardı. Fakat son haftalardaki kötü futbol ve kaybedilen maçların da etkisiyle bu anlayış tamamen değişti gibi. Daha ilk dakikadan oyunu tutmaya çalışan, gol yemeyeyim gerisi allah kerim der gibiyiz.. Takım belli anlarda oynadığı futbolu, gösterdiği reaksiyonu düşününce potansiyelimizin çok uzağında olduğumuzu söyleyebiliriz. Tabi bunda bireysel performansların da etkisi var. İyi diyebildiğimiz bir kaç isim dışında çoğu futbolcumuz vasatın altında kaldı. Takımdaki iyilere diğerleri ayak uyduramayınca da bir yere kadar oluyor bazı şeyler..

Konuşulacak çok şey var aslında. Kadromuzun hala yetersiz olduğunu düşünüyorum. Belli başlı isimlerden verim alamayınca bir anda tepetaklak olduk. Verim alamadığımız isimlerin kadroda alternatifi olmadığına göre eksikleri tek tek saymaya gerek yok. Zaman ilaç gibi görünüyor. Tedavi için bir haftalık bir süre var önümüzde. Akhisar maçını kazanıp tedaviye biraz daha rahat bir şekilde gitmek takımın elinde.. Üstelik bir ilki başarabilirler maçı kazanmaları durumunda. Malum, hala deplasman galibiyetimiz (!) yok.

16 Aralık 2012

Umut Cümleleri... #16 | Orduspor vs Antalyaspor

 

16. hafta... Kazanmayı unutmak bir tarafa bedeninden ruhu, kazanma isteği alınmış, haftalardır sahada ne yaptığı belli olmayan bir takım... Ligin başındaki Orduspor'u izlememiş olsak potansiyelimiz bu, elimizden gelen bu diyeceğiz ama kötü oynadığımız maçlarda bile sahaya koyduğumuz mücadeleyi düşündüğümüz de performans düşüklüğünün yanı sıra diğer unsurların da geldiğimiz noktada etkili olduğunu söyleyebiliriz. Futbolculardan ziyade taraftar da bir an önce devre olsa da nefes alsak diye düşünüyor. 

Bu kaos içinde, umutsuzluk cümlelerinin sıkça dile getirildiği ortamda yarın Antalyaspor ile karşılaşacağız. İki takımın son haftalardaki performansını ortaya koyduğumuzda bizim adımıza oldukça zor bir karşılaşma olacağını söyleyebiliriz. Antalyaspor'un ligin başından beri sürdürdüğü istikrarlı bir çizgi var. Hem ligde hem de Türkiye Kupası'nda deyim yerindeyse çatır çatır futbol oynarak yollarına devam ediyorlar. Biz ligin başında yakaladığımız başarılı grafikten sonra düşüşe geçip dibi görürken onlar her geçen hafta futbollarının üzerine koyarak üst sıralarda tutunmayı başardılar. 

Yarın ki maç hakkında bir şeyler söylecek olursak, son haftalarda izlediğimiz takım bu kadar kısa sürede kendini ne kadar toparlar bilmiyorum ama sahada dört dörtlük futbol oynayan bir takım göremesek de en azından mücadele eden 11 futbolcu görmeyi umut ediyorum.

Takımımızda Barral ve Roversio sakatlıklarından dolayı, Nizamettin Çalışkan ise kart cezalısı olması sebebiyle forma giyemeyecek. Antalyaspor'da ise apandist ameliyatı olan Uğur İnceman forma giyemeyecek. Antalyaspor ile yarın 28. defa karşı karşıya geleceğiz. Toplamda Antalyaspor 10 kez sahadan galip ayrılırken biz 6 kez kazanmışız. 12 karşılaşma ise beraberlik ile sonuçlanmış. Maçın hakemi Fırat Aydınus. 

Yarın sahada nasıl bir Orduspor göreceğiz gerçekten merak ediyoruz. Maçtan sonra bir şeyleri konuşmak sanırım daha iyi olacak... Yüreğiyle oynayan ve maç sonunda 3 puanı kazanmış bir Orduspor görmemiz dileğiyle...

27 Haziran 2012

Murat Akın Antalyaspor'da

Süper Lige çıkan kadromuzun Ali Çamdalı ile birlikte orta alandaki en önemli isimlerinden biriydi Murat. Zaman zaman kızdığımız anlar da oldu kendisine ama Süper Lige çıkmamızda en fazla emeği olan isimlerden biri olduğunu söylememe gerek yok.

Süper Lig kadrosu oluşturulurken Ali ile takımda tutulması planlanan ilk isimlerden biriydi ama Kasımpaşa yönetimi ve Uğur Tütüneker Murat'ın da Orduspor'da forma giymek istemesine rağmen Orduspor'da oynamasına izin vermedi ve yollarımız ayrıldı. Bu sezon Süper Ligde boy gösterip Ali Çamdalı gibi bir ivme yakalayabilme şansının önüne taş koyulmasına rağmen Kasımpaşa'da dört dörtlük bir futbol oynadı ve bir sezon önce Orduspor'da yaşadığı mutluluğu Kasımpaşa ile Süper Lige çıkarak tekrarladı. Murat Kasımpaşa ile Süper Lige çıktı ama önümüzdeki sezon Süper Lige çıkmasındapay sahibi olduğu takım yerine başka bir takımın formasını terletecek. Kasımpaşa bu sezon 37 maçta forma giyen Murat'ı kadroda tutup Süper Lige çıktıktan sonra yapabilecekleri en mantıklı hamleyi ellerinin tersiyle itti belkide... Murat Akın Antalyaspor ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. 2 yıllık Bank Asya macerasından sonra yeniden Süper Ligde forma giyecek.

Süper Lige çıkan kadromuzun bütün isimleri bizim için değerli ama ayrı bir yere koyduğumuz futbolcular da yok değil. Murat o isimlerden biri ve başarılı olmasını çok isteriz. Antalyaspor ve Murat Akın adına bu transfer hayırlı olsun. Yeni takımında başarılar Murat...

12 Şubat 2012

Gece, Gündüz | Orduspor 3 - 2 Antalyaspor

İki devre ve gece gündüz gibi birbirine zıt bir görüntü sergileyen iki ayrı Orduspor. Öncelikle maç bizim adımıza zor mu geçti yoksa kolay mı oldu bişey diyemiyorum. İlk yarısını 3-0 önde bitirdiğimiz bir maçı ikinci yarıda iki gol yiyerek sıkıntıya sokmamız gerçekten enterasan. İki takımında ahım şahım futbol oynadığını söyleyemeyiz. Çok kötü bir Antalyaspor vardı karşımızda. Kötü Antalyaspor'a nazaran ayakları yere basan Orduspor ilk yarıya üç gol sığdırdı. Javito'nun kaçırdıklarını dahil edersek ilk yarısı 4-5 olabilecek bir ilk yarı izledik ama bu sonucun bu şekilde olmasında en az bizim kadar Antalyaspor'un da katkısı oldu. Kötü defans anlayışı, kaleci Ömer ile savunma elemanlarının uyumsuzluğu, adam paylaşımı gibi basit hatalar yaparak üç golü kolay bir şekilde bulmamıza yardımcı oldular.

Böyle bir ilk yarıyı izlemişken normal şartlarda bu maçın ikinci yarısının bizim hakimiyetimizde, bizim keyfimize göre geçmesi gerekirdi. Ayağa paslarla rakibin umudunu tamamen kırıp maçı bitsede gitsek havasına sokmamız gerekirdi ama öyle olmadı. Topun kontrolünü tamamen Antalyaspor'a verdik. Onlar oynadı ve birşeyler yapmaya çalıştılar ikinci yarı. 70. dakikaya kadar etkili denebilecek bir atakları yoktu ama 60'lı dakikalarda sen 3-0 öndeyken kendi sahanda rakibin senden 200 fazla ayağa pas yaptıysa bu işte bir saçmalık var demektir. Nitekim o saçmalık bizden kaynaklanıyor. Her maç günah keçisi gibi ikisine yükleniyorum ama Ali ve Onur'un topla etkisiz futbolu bizim böyle bir profil içerisine girmemize neden oluyor. Culio ortada oynarken bu kadar sorun olmuyordu ama onunda çizgide oynamaya başlamasıyla bu düzendeki tek sorunumuz oyuna hakim olamamamız. Culio ve Javito topu iyi taşıyor, Hasan Kabze ön tarafta etkili oluyor, gol atıyor. Stancu oyunun içinde görünmese de gollerine devam ediyor ama orta alanda pas alışverişini yapacak futbolcumuz olmadığı için ipleri rakibe veriyoruz. Bunun sıkıntısını Bursaspor maçındada yaşadık, bugünde yaşadık. Javito'nun ve Culio'nun kişisel becerileriyle getirdiği toplara Hasan Kabze ve Stancu son vuruşu yaparak golü kazandırdı takıma. Bu atakların ikiside kenardan geldi. Maç boyuncada ataklarımız zaten hep Culio'nun ve Javito'nun getirdiği toplarla oldu. Orta alanda pas alışverişini sağlaması gereken iki futbolcumuz etkisiz kalınca ikinci yarı neredeyse tamamen Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Nitekim topun sürekli onlarda olması bizi hataya sürükledi ve sahanın en kısa boylu futbolcusu Jaba'nın vuruşunda top ağlarımıza gitti. Bu dakikadan sonrada maç Antalyaspor'un kontrolü altında geçti. Birkaç pozisyon daha buldular ama onları umutlandıracak gol çok geç geldi. Maç yazısında bahsettiğim, ilk maçtada oyuna girdikten sonra çok iyi oynayan Emrah Başsan oyuna girdi ve 90. dakikada çok güzel bir frikik golü attı. O gol biraz daha erken gelseydi ciddi sıkıntılar yaşayabilirdik ama neyseki son dakikada farkı 1'e indirdi Antalyaspor.

Bugünkü senaryonun aynısını Karabükspor maçındada yaşamıştık. Maçtan sonra Hector Cuper durumun farkında olduğunu ve çok sinirlendiğinden bahsetti. Bundan sonrası için bu durumun üzerine düşeceğini söyledi. Kadro beklediğimiz şekildeydi ama birkaç değişiklik vardı. Fornezzi'nin sakatlığı geçmişti ve bu hafta takımla birlikte çalışmıştı. Fakat bugün 18'e alınmadı. Sanırım sakatlığının tekrarlamaması için sakatlığın tamamen geçmesi bekleniyor. Diğer bir değişiklik ise tandemde oldu. İkinci yarının ilk maçlarında Garcia stoperde oynamış ve çok iyi maçlar çıkarmıştı. Fakat ikinci yarıda aldığımız tek mağlubiyet olan Samsunspor maçından sonra Cuper onu tandemde oynatmamıştı bugüne kadar. 2 haftadır iyi bir performans sergileyen Ömer Kulga'yı kulübeye çekti ve Garcia'ya tekrar defansın ortasında görev verdi. Garcia'da Yalçın'da yediğimiz ilk gol haricinde çok iyi bir performans sergiledi. Göze batan diğer futbolcularımız ise Javito, Abdurrahman ve Hasan Kabze'ydi. Javito çok iyi bir maç çıkardı ama net gol pozisyonlarından yararlanamadı. Son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsaydı bugünkü güzel futbolunu golle süsleyebilirdi. Abdurrahman Javito'nun arkasında son derece iyiydi. Zaman zaman hücumada katkı sağladı. Hasan Kabze ile ilgili ise konuşulabilecek çok şey var. İbrahimoviç'i alsaydık onun sağladığı etkiyi sağlamazdı belkide. Çok güzel bir gol attı. Zaman zaman geriye kadar gelip top aldı. Neredeyse her pozisyonun içinde vardı. Stancu'da gol atıyor ama attığı gol haricinde oyunun içinde hiç göremezsiniz onu. Fakat Hasan öyle değil. Deyim yerindeyse futbol oynamak için çıkıyor sahaya. Ne diyelim, inşallah nazar değmez.

Kazanmamız gereken bir maçtı ve kazandık. 35 puana yükseldik ve 9. sıradaki yerimizi aldık. Antalyaspor maçıyla birlikte ilk yarıdaki zinciri olumlu bir şekilde kırdık. Sıra Gaziantep'de...

11 Şubat 2012

Cuper'den Süper Bir Başarı...

1997 yılında geldiği Avrupa'da bugüne kadar sayısız başarının altına imza atan, Orduspor'un Arjantin'li teknik direktörü Hector Cuper, Pazar günü oynanacak Antalyaspor maçında Avrupa'da ki 500. maçına çıkacak.


Spor Toto Süper Ligin 26.hafta mücadelesinde Pazar günü sahasında Antalyaspor'u konuk edecek olan Orduspor'un bu zorlu mücadelesi, Morbeyaz'lı ekip için büyük önem taşımasının yanı sıra Orduspor'un başarılı teknik direktörü Hector Cuper içinde ayrı bir anlam taşıyor.
1997 yılından bu yana İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye liglerinde takım çalıştıran Arjantin'li teknik adam, Avrupa'da UEFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi tecrübelerinin yanı sıra Gürcistan Milli Takımı ile de Avrupa Şampiyonası deneyimi yaşadı. Kariyerinde bugüne çalıştırdığı takımlara 6 kez final oynatan Hector Cuper, 15 yıllık Avrupa macerasında 499 karşılaşmayı geride bırakırken, bu hafta sonu Spor Toto süper Ligde oynanacak Antalyaspor karşılaşması ile birlikte Avrupa'da ki 500. maçına çıkacak.
Şampiyonlar Liginde 58 Maç...

Avrupa kariyerinde İspanya'da La Liga'da Real Mallorca, Valencia, Real Betis ve Racing Santander takımlarını çalıştıran ve bu takımların başında toplam 231 lig maçında çıkan Hector Cuper, İtalya Seri A'da ise İnter ve Parma'nın başında 84 maçta görev aldı. Aris'in başında Yunanistan 1.Liginde iki sezonda 45 maçta görev alan ünlü teknik adam, bu sezon Spor Toto Süper Ligde ise Orduspor'un başında 8 lig maçına çıktı. İspanya Kral Kupasında 20, İtalya Kupasında 4, Yunanistan Kupasında 7, Türkiye Kupasında ise 1 maçta görev alan Hector Cuper, Şampiyonlar Liginde 58, Uefa Avrupa Ligi, Uefa Kupası ve Kupa Galipleri Kupasında 31 ve 2010 Dünya Kupası Avrupa Eleme maçlarında 10 olmak üzere, 99 kez de Avrupa'da Uluslararası müsabakalarda görev aldı.

Avrupa Kariyerinin 500.Maçı...

IFFHS'nin son 10 yılı değerlendirmeye alarak hazırladığı ve geçtiğimiz hafta açıkladığı "21. Yüzyılın en iyi teknik direktörleri" sıralamasında kendine 43.sırada yer bulan Arjantin'li çalıştırıcı Hector Cuper, 15 yıllık Avrupa kariyerinde farklı takımların başında görev aldığı 499 karşılaşmada 209 kez sahadan galibiyetle ayrılmayı başardı. 1997 yılında İspanya La Liga'da Mallorca'yı çalıştırırken Valencia'yı 2-1 mağlup ettikleri karşılaşma ile Avrupa macerasına başlayan Cuper, Spor Toto Süper Ligin 26.haftasında Ordu'da oynanacak Orduspor - Antalyaspor karşılaşması ile Avrupa kariyerinde ki 500.maçına çıkmış olacak.
İşte Hector Cuper'in 1997 yılında başlayan Avrupa macerasında görev aldığı takımlarda sahaya çıktığı karşılaşmaların genel bir görünümü;

Real Mallorca (1997-1998, 1998-1999, 2004-2005, 2005-2006) 154 maçİspanya La Liga : 128 maç, 49 galibiyet, 32 beraberlik, 47 mağlubiyet
İspanya Kral Kupası : 17 maç, 8 galibiyet, 3 beraberlik, 6 mağlubiyet
Avrupa Kupası : 9 maç, 3 galibiyet, 5 beraberlik, 1 mağlubiyet

Valencia (1999-2000, 2000-2001) 117 maçİspanya La Liga : 76 maç, 36 galibiyet, 19 beraberlik, 21 mağlubiyet
İspanya Kral Kupası : 3 maç, 1 galibiyet, 1 beraberlik, 1 mağlubiyet
Şampiyonlar Ligi : 38 maç, 20 galibiyet, 11 beraberlik, 7 mağlubiyet

İnter (2001-2002, 2002-2003, 2003-2004) 110 maçİtalya Seria : 74 maç, 41 galibiyet, 20 beraberlik, 13 mağlubiyet
İtalya Kupası : 4 maç, 1 beraberlik, 3 mağlubiyet
Uefa Kupası : 12 maç, 6 galibiyet, 3 beraberlik, 3 mağlubiyet
Şampiyonlar Ligi : 20 maç, 10 galibiyet, 7 beraberlik, 3 mağlubiyet

Aris (2009-2010, 2010-2011) 62 maçYunanistan 1.Ligi : 45 maç, 18 galibiyet, 9 beraberlik, 18 mağlubiyet
Yunanistan Kupası : 7 maç, 3 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet
Uefa Avrupa Ligi : 10 maç, 5 galibiyet, 3 beraberlik, 2 mağlubiyet

Real Betis (2007-2008) 14 maçİspanya La Liga : 14 maç, 2 galibiyet, 5 beraberlik, 7 mağlubiyet

Racing Santander (2011-2012) 13 maçİspanya La Liga : 13 maç, 1 galibiyet, 6 beraberlik, 6 mağlubiyet

Parma (2007-2008) 10 maçİtalya Seria : 10 maç, 2 galibiyet, 3 beraberlik, 5 mağlubiyet

Gürcistan A Milli Takımı (2009) 10 maç2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri : 10 maç, 3 beraberlik, 7 mağlubiyet

Orduspor (2011-2012) 9 maçSpor Toto Süper Lig : 8 maç, 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet
Ziraat Türkiye Kupası : 1 maç, 1 beraberlik

Hüseyin Öztürk

10 Şubat 2012

26. Hafta | Orduspor vs Antalyaspor

İkinci yarıya ilk yarı ile paralel bir performans ile başladık ve bu haftaya kadarda bu şekilde geldik. Bundan sonraki haftalar ligdeki konumumuzu belirleyecek. Çünkü ilk yarı Antalyaspor maçı ile başlayan bir düşüş içine girmiştik ve ligin son 7 maçında mağlup olmuştuk. İlk yarı maç analizlerinde hep bahsettiğimiz birşey vardı. ''Son haftalarda fikstürümüz zorlaşıyor ve o fikstürün sonucunda ligdeki hedefimiz, durumumuz belli olacak.'' Nitekim o fikstür bizim beklentimizin çok dışında gerçekleşti. Haftalarca kazanamayan bir takım, hoca değişikliği ve içine girilen kaos ortamı...

Bizdeki psikoloji yine ilk yarıdaki gibi. Takımın kendine güveni geri gelirken taraftarında kendine güveni geri geldi. İlk yarının sonlarında bu durumun içinden nasıl çıkarız, toparlayabilir miyiz, Cuper ne yapacak, aşı tutacak mı diye düşünürken şimdi herşey güllük gülistanlık. İlk yarıdaki kopmayı yaşadığımız anın başındayız şaunda. O yüzden bu haftaların önemi çok fazla. Taraftarda takımda bunun bilincinde ve ona göre hareket ediyor. Benim kendi adıma ilk yarıdaki düşüşü tekrarlamamamız için en güvendiğim isim Hector Cuper. Metin Diyadin ilk yarıda yaşanan krizi yönetemedi ve o yükün altında kaldı. O süreci yönetemedi ve yollar ayrıldı. Hector Cuper'in ise öyle bir süreç yaşanması durumunda içinden çıkabileceğini düşünüyorum. Belki birkaç maç kaybederiz ama 9 maç üst üste kazanamayacak, 7 maç üst üste mağlup olacak kadar bir kaos yaşamayacağımızı düşünüyorum. Teknik Direktörlerin belkide en önemli özelliğidir kaos yönetimi.

Maç için konuşulabilecek çok şey var aslında. İki takımda aynı puanda ve iki takımıda belli bir hedefe götürecek olan bir karşılaşma olacak. İkinci yarıya biraz kötü başladılar ama Galatasaray ve Trabzonspor maçlarından 4 puan çıkararak kaliteli bir takım olduklarını gösterdiler. Genel anlamda hep Necati Ateş merkezli bir takım olarak görülürdü Antalyaspor ve Necati transfer döneminin son gününde takımdan ayrıldı. Necati giderken Jaba ve Sinan Kaloğlu'nu transfer ettiler. İki transferde bence Necati'nin boşluğunu doldurabilecek kalibrede değil ama eski toprak Mehmet Yılmaz'da bundan sonra biraz daha fazla şans bulacaktır. Necati'nin ayrılması hakkında çok fazla konuşulabilir ama Antalyaspor'un Necati'den sonraki maçlarını ele aldığımız zaman Necati'nin yokluğunu çok fazla hissettiklerini söyleyemeyiz. Onlar adına bence en önemli futbolcuları Melih Gökçek. Yani namı değer Tita. Tita Antalyaspor için şuanda en önemli futbolcu. Bizimde en çok çekinmemiz gereken futbolcuları aynı zamanda. Antalyaspor denilince benim es geçmediğim bir konu var. Emrah Başsan ve Musa Nizam gibi gençlerin takımda oldukça fazla şans bulmaları gerçekten takdir edilecek bir durum. Özellikle sezon başında Pendikspor'dan transfer edilen 1992 doğumlu Emrah oynadığı futbolla herkesi kendine hayran bırakan bir futbolcu. İki alt ligden gelip Süper Ligde böylesine ayırt edici bir performans ortaya koymak kolay bir iş değil. Keşke bizde Emrah gibi birkaç tane genci takıma kazandırabilsek. Kazandırmanın yanı sıra bu kadar süre verebilsek. Bu futbolcuların yanı sıra Mehmet Eren, Musa Aydın ve Uğur İnceman'ın performanslarıda Antalyaspor'un sahaya yansıtacağı futbol adına önemli. Bu üçlü gününde olduğu zaman çok daha rahat maç kazandıklarını söyleyebiliriz. Şifo Mehmet'in değişik bir tarzı var. Yaşlı futbolcularla yavaş oynamayı seven bir görüntüsü var ama son zamanlarda yaşlı futbolcuların arasına sepiştirdikleri genç futbolcular ile belli bir dinamizm yakaladıkları bir gerçek. Fakat Şifo döneminde hep aynı seviyede kalmış olmaları, bu sene Gençlerbirliği'nin, Sivas'ın yaptığı gibi bir çıkış yapamamaları onların benim gözümde heyecansız bir takım izlenimi yaratmasına neden oluyor.


Bizim adımıza ise artık Cuper'in oturttuğu bir sistem ve rotasyon var. O rotasyona bağlı olarak sahaya çıkacağız. Fornezzi bu hafta takımla çalışmalara başladı. Görev verilmesi durumunda oynayabilecek. Cuper'in en çok rotaston yaptığı bölge şimdiye kadar defans hattı oldu. Sağbekte Abdurrahman iyi oynarken Garcia görev aldı. Aynı şekilde Garcia iyi oynadığı bir maçın ardından Abdurrahman forma giydi. İki futbolcuda şuan gayet formda. Hector Cuper'de ikisinden birini bir köşeye atmak yerine ikisini Garcia ve Abdurrahmanı değişmeli olarak oynatıyor. Bu hafta tercihi ne yönde olur bilmiyorum. Tandemde iki haftadır Ömer ve Yalçın ikilisi ile oynuyoruz. Ankaragücü maçı belki ölçü sayılmayabilir ama Bursaspor maçında Ömer sınavı geçti. O yüzden bu hafta yine ilk 11'de başlayacağını düşünüyorum. İlk yarı neredeyse hiç forma giymeyen fakat Cuper geldikten sonra formasına kavuşan Selçuk yine ilk 11'de başlayacaktır. Sağbekte yaptığı rotasyonu solbektede yapması gerektiğini düşünüyorum. Selçuk rakip kanat oyuncuları karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor ve çare olarak içeri kaçtığı için sol tarafımız çoğu maçta S.O.S veriyor. Solbek sorununu malesef sezon sonuna kadar yaşayacağız sanırım.

Ön tarafta değişiklik olacağını düşünmüyorum. Solda Culio, sağda Javito en önde Stancu ve Hasan Kabze ile başlayarız maça ama diğer önemli bölgemiz ön libero. Bursaspor maçında Ali ve Onur iyi oynadıklarını söyleyemeyiz. O bölgenin mücadele gücünün yüksek olması önemli aslında ama iki futbolcumuzunda topla iyi olmamaları bizi ön tarafta çok sıkıntıya sokuyor. Hakan defansif açıdan ön liberoda belki biraz pasif kalabilir ama ne olursa olsun o riski almamız gerektiğini düşünüyorum. Gosso'nun yokluğunda bütün ihtimalleri denedi aslında orda Cuper ama istediğimiz verimi aldığımızı söyleyemeyiz. Defansif anlamda sıkıntı yaşamıyoruz ama olay topu oyuna sokup ön taraf ile köprü kurmaya gelince Onur ve Ali yetersiz kalıyor. Abdülkadir'in biraz daha öne oynamaya meyili var ama onunda tam olarak o bölgeye cuk diye oturduğunu söyleyemeyiz. Ben Abdülkadir'den her yazıda bahsediyorum. Bahsetmeyede devam edeceğim. Ön liberoda fiziksel açıdan hem defansif hemde ofansif anlamda oyunun iki yönünü oynayabilecek potansiyel Abdülkadir'de var ama sürekli kendini geliştirmesi gerekiyor. Eğer yerinde saymayı yeğlerse sıradan bir futbolcu olur. Fakat alışılagelmişin dışına çıkarsa hem bizim için hemde Milli Takım için önemli bir futbolcu olur.

Antalyaspor maçları denilince beraberlik gelir hemen aklımıza. Son yıllarda oynadığımız maçların neredeyse tamamı berabere sonuçlandı. Umarım bu zinciri kırarız. Toplamda 26 kez karşı karşıya gelmişiz Antalyaspor ile. Bu karşılaşmaların 11'i berabere sonuçlanırken Antalyaspor 10, biz ise 5 karşılaşmada galip gelmişiz.

Ligdeki hedeflerimiz açısından 6 puanlık bir maça çıkacağız. Maçın Ordu'da oynanması, tribünlerin son maçlardaki etkileyici performansı bu maçın bizim adımıza sonuçlanması için önemli nedenler. Tribününde itelemesiyle galip gelip önümüze bakarız umarım.

30 Ekim 2011

1 Puana Üzülür Olmak | Antalyaspor 1-1 Orduspor




İşte tam böyle bir hava yakaladık. Antalya'da alınan 1 puana üzüldük. Üzüldük çünkü kazanabileceğimiz bir maçta 2 puan bıraktık. Bugün eleştirilerimiz olacak. En azından ilerisi için doğacak sıkıntılara bi nebze önlem almak adına kendimce birşeyler karalacağım. Maç öncesiyle başlayalım. Rakibin son maçlardaki kötü performansının aksine bizim yakaladığımız hava maç için favori gösterilmemizi sağlıyordu. Bizlerde kazanacağımızı düşünüyor ama 1 puana da üzülmeyiz düşüncesinde maç saatini beklemeye koyuluyoruz. Antalyaspor'un kadroya bakıyoruz, Necati sahada. Süpriz oldu bizler için. Maçtan 3 saat önce yazdığım yazıda Necati'nin oynamayacağından bahsetmiştim ama kendisi, biraz zorlayıp kendini oynamayı istemiş. Dün tek forvet olarak sahadaydı, Antalyaspor'un en fazla gol atan oyuncusu. Alışılagelen Antalyaspor kadrosu. İlk 11'de ki bütün oyuncular Türk. Yabancılarından bu kadar katkı alamayan başka takımda yok. Kadroları kötü değil ama 2 3 kaliteli yabancı oyuncuyla harmanlamalılar.

Ve Orduspor'umuz. Standart kadromuzla sahaya çıkıyoruz. Tek değişiklik Dalmat'ın yokluğunda Hakan Özmert'in ilk 11'de başlaması. 7 günde 3 maç oynayan bir takım olarak bizler. Karşımızda da aynı şekilde bir takım. Metin Diyadin'in saat gibi işleyen takımı bozmamasını anlarım. Ama anlayamadıklarımda söz konusu. Fatih Tekke için güzel şeyler söyledik buralarda. Birçok maçta çok beğendiğimde oldu kendisini. Bu anlatacağım sıkıntı onunla alakalı değil, hocayla alakalı biraz. 35 yaşındaki bir futbolcu düşünün. Bir Cafu falan değil ki kendisi 7 günde 3 maçı kaldırabilsin. Biz sene başında bol alternatifli bir kadro kurmadık mı sonuçta. E o zaman? Bugün ben Orkan'ı görmek isterdim Fatih'in yerinde. Bir İbrahim Şahin'i yada Banahane'yi. Bu tür revizyonlar yapılmalı ki diğer oyuncular küsmesin takıma. Ama 9 haftalık süreçte böyle birşey göremedik hala. Sağ tarafta Hakan'ı bitireceğine asıl mevkisi zaten sağ açık olan Riberio oynayamaz mıydı Dalmat'ın yerine?

3. sırada olan bir takımın hocasına böyle sorular sormak görevimiz değil ama bizde işte kendimizce yorum katmak istiyoruz olaya. Güzel bir Antalya günüylede maça başlıyoruz. Gayet hızlı bir başlangıç ve bu sene çok canlar yakacağımız duran topların birinde daha Sedat ile golü buluyoruz. Bu gol geldiğinde dakikalar 6'yı gösteriyordu. Rakibe göre daha oturmuş bir takım görünümündeyiz, ilk yarının geneli itibariyle. Antalyaspor topla daha çok oynayan taraf olsada pozisyonlara giren ve maçı kazanacak havası veren biz oluyorduk. Zaten Antalya cephesi ilk yarı itibariyle 3 pası ardarda beceremedi. Bizlerde ise geliştirdiğimiz ataklarda yorgunluğumuz o kadar belliydi ki, son vuruşlarda futbolcuşarın topa vuracak hali yok denecek kadar azdı. Bize tek lazım olan bir duran top ve atılacak bir gol daha idi.

2. yarıda roller değişti. Bu konuda çok dertliyim. Bu sezon oynadığımız maçların neredeyse hepsinde aynı senaryolar. İstanbul Belediye, Bursa, Samsun, Karabük ilk aklıma gelen maçlar. Belediye maçında ilk yarıda rakibine göre daha derli toplu görünen takımımız o bölüm içerisinde golü buluyor ama 2. yarıda sahadan siliniyor golü yiyordu. Samsun maçı ilk yarı varız 2. yarı yokuz. Bursa maçı ilk yarı top yapamıyoruz 2. yarı golü buluyoruz. Karabük maçı ilk yarı varız 2. yarı yokuz. Anlayacağınız takım oyunu 90 dakikaya yayamıyor. Belkide yaymak istemiyor. Biz dün Antalya'yı yenerdik. Ama yenemedik, çünkü geriye yaslanan takım olduk. Tamam bizim istediğimiz her maç 3 puan olsun değil ama takımda o potansiyel varsa bunu kullanacaksın. Biz dün 2'yide bulabilir 3'üde bulabilirdik. Bulmak istemedik. Sonuçta ne oluyor, bu takım kapalı oynarken gol yiyor arkadaş. Açık oynasakta yesek o golü, tedbirleri golü yedikten sonra alsak yine aynı şey. Her türlü golü yiyeceksen açık oyna ki 2. golü bulmak şansın olsun.

2. yarıda ayrı bir paragrafı Emrah Bassan için açmak istiyorum. Mehmet Özdilek daha sene başında Pendikspor'dan aldıkları bu gencecik oyuncuyu oyunu çevirmesi için sahaya sürebiliyor. Bizlerde Orkan'ı merak ediyoruz buralardan. Oyunun değişmesindeki en büyük etkenlerden birisiydi Emrah. Rakip taraf olarak bizlerin sinirini bozmayı başardı. Defansta, atakta gençliğini kullanmayı çok iyi başardı. Oyunun her yerinden o çıktı. Gel git zaman derken Necati artık dayanamadı ve oyundan çıktı. Ali Zitouni girdi onun yerine. Artık yarı Antalyalı olmuştur kendisi. Sanırım rahat 5 senedir Antalya formasını giyiyor. Bank Asya'ya düştükleri dönemde bile ayrılmadı takımdan. Eski yüzleri görünce mazi geliyor insanın aklına. Alt ligde de çok çekindiğimiz bir isimdi kendisi.

Dakikalar 75'i gösterirken bağıra bağıra "ben geliyorum" diyen gol, gelmiş kalemize girmişti. Sağdan yapılan ortada defansımız adam kaçırması neticesinde bomboş kalan Mehmet Eren'in vurduğu kafa golü ile oyun dengeleniyordu. Kötü oynayan takımımıza müdahale etmekte geciken Metin Diyadin'e bu konuda kızgınım. Hafta içi Bursaspor maçında 93. dakikada gelen sevinciyle sümen altına attığımız bu konuyu bu maçta konuşması nasipmiş. Bursaspor maçında gol atmamız gerekirken, takım iyice yorulmuşken 80 dakika oyuna müdahale etmeyen Metin Diyadin, bugünde zaten yorgun olan takıma müdahale etmek için 78. dakikayı bekledi. Gerçi maç sonrası yapılan açıklamada Metin Diyadin'in, İrfan'ı oyuna daha önce almak istediğini fakat forma numarasının yanlış yazılmasından dolayı 10-15 dakika zaman kaybettiğini belirtti.

Maçın sonlarona doğru Yalçın kırmızı gördü. 1-1'i kurtardığımıza sevindiğimiz dakikalarda yaşadık. Yalçın'ın gördüğü kırmızı kart ve Sedat'ın gördüğü sarı kart ile cezalı duruma düşmemiz haftaya Gaziantepspor maçında stoper mevkisinde nasıl bir strateji ortaya koyacağımıza düşünmemize neden olacak bir hafta boyunca. E artık o konuyuda Gaziantepspor maç yazısında paylaşırız...

ANTALYASPOR-ORDUSPOR: 1-1
STAT: Mardan
HAKEM: Süleyman Abay

ANTALYASPOR: Ömer, Ali Tandoğan, Ali Turan, Deniz, Musa Nizam, İbrahim(Dk. 69 Sedat), Kerem(Dk. 46 Emrah), Uğur, Mehmet Eren, Tita, Necati(Dk. 53 Ali Zitouni)
TEKNİK DİREKTÖR:
Mehmet Özdilek

ORDUSPOR: Fornezzi, Garcia, Sedat, Yalçın, Emre, Ali, Hakan(Dk. 77 İrfan), Gosso, Culio (Dk. 88 Tobias), Stancu, Fatih Tekke (Dk. 82 Abdurrahman)
TEKNİK DİREKTÖR:
Metin Diyadin

GOLLER: Dk. 6 Sedat, Dk. 75 Mehmet Eren

SARI KARTLAR: Tita, Emanuel Culio, Emre Özkan, Yalçın Ayhan, Sedat Bayrak, Mehmet Eren, Ali Tandoğan
KIRMIZI KART: Dk. 87 Yalçın

29 Ekim 2011

9. Hafta | Antalyaspor - Orduspor



Geç kalınmış bir yazı...
Takipcilerimizden özür dileriz.
Maça 3 saatten az bir zaman kalmışken, kısa ve doyurucu olmayan bir yazı yazmak durumunda kaldım.

Rakip Antalyaspor. Mardan Stadyumu'nda saat 15:00'da başlayacak.
Hakem ise Süleyman Abay. Bu sezon Karabükspor deplasmanında 2:1 kazandığımız maçı yönetti.

Tam 6 maçtır kazanamayan bir rakiple karşılacağız. Kendi sahasındaki tek galibiyetini, ligin ilk haftasında Gaziantepspor'a karşı aldılar. Bu hafta içi Trabzon'da oynadıkları maçta talihsizlerdi. Nitekim 2:0'lık sükse yaratacak bir skoru yakalamışken, Trabzonspor demeyelimde Burakspor'u tutamamışlar ve sahadan 2:2'lik beraberlikle ayrılmışlardı. Lige güzel bir başlangıç yapan Antalyaspor, oynadığı futbol ile ilerisi için umut veriyordu ama olmadı. Umarız bu kötü gidişatları bizim maçtada devam eder. Lig 2.si olarak gittiğimiz Antalya'dan, liderlikle dönmek neden olmasın?

Antalyaspor ise Bank Asya 1. Lig'de birçok kezn karşılaşma imkanı bulduk son senelerde. Özellikle Ordu'da oynanan ve 3:3 biten maç ile, geçen sene Türkiye Kupası'nda Deniz Çoban'ın efsaneleştiği maçta, uzatmalarda 2:1 yıkıldığımız maç kolay kolay hafızalrdan silinmeyecektir. Rakipte, sezonun en golcü oyuncusu Necati sakat. En büyük avantajlarımızdan biri olacak Necati'nin yokluğu. Bizde ise bildiğiniz üzere Dalmat'ın sarı kart cezası ile Numan'ın sakatlığı mevcut.
Rakip ile bugüne kadar 25 kez karşı karşıya geldik. Antalya'da oynanan 12 maçta galibiyetimiz bulunmuyor. Bunun yanında 6 beraberlik ve 6 mağlubiyetimiz mevcut. Toplamda ise Antalyaspor'un 10, bizim rakibimize karşı 5 galibiyetimiz var.

Son olarak birde nostalji. Orduspor 3:3 Antalyaspor,

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...