Şamil Cinaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şamil Cinaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2013

Gemisini Kurtaran Kaptan | Orduspor 3:2 KDÇ Karabükspor


ALİ ÇAMDALI....

Benim gözümde tarihi bir maç oynandı bugün. Yıllar gerçsede unutulmayacaklar adına yazdığımız bir karşılaşmaydı Karabükspor maçı. Coşkuyu da yaşadık hayal kırıklığını da. Neyse ki sonu güzel biten bir hikaye oldu 24. Hafta bizim açımızdan.
Ve bu hikayenin baş kahramanı, bakın yukarıda ismi yazıyor.

Şehir her zamankinden daha farklı "mor"a "beyaz"a bürünmüştü bugün. Hani o coşku hep vardı lakin bugün daha başka bir karnaval havasındaydık. Bizim şehir birşeye inanırsa o iş biter. 2 sene önce bu takımı Süper Lig'e çıkaran yegane güç, futbolculardan daha çok şehirin verdiği gazdı. O sene başka şehirlerden gelip Karadeniz sahil yolu, Ordu şehir geçisini kullanan, futbolla ilgilenen herkes Ordu'nun Süper Lig'e şehir olarak çıkacağını/çıktığını, arkadaş sohbetlerinde de belirtmişlerdi. Bugünde 2 sene öncesinin havası vardı. Kırgınlıklar, kızgınlıklar bir kenara, şimdi klasiktir ya hani "En kötü gün bugünse..." diye devam eden cümleyi hayata geçirme vakti. Buralara gelmek hiç kolay değilken, ha deyince gitmek olmazdı.

Söz futbolcularımızda...
Çıkabilecek en iyi kadro sahada. Ev sahibi olmamızın getirdiği bir özgüvenle maça, rakibe oranla daha istekli başlıyor ve maçın daha 5. dakikasında Ali ile golü buluyoruz. Ali'nin attığı gol bana hemen Süper Lig'e çıktığımız sezon Ordu'da Giresunspor ile oynadığımız maçta Jerry'nin attığı golü hatırlatıyordu. Golü erken bulduktan sonra, son haftalarda yaşadıklarımızı düşününce rahat edemiyoruz. İstanbul B.B. maçı olsun Galatasaray maçı olsun, hepsinde attığımız erken gollere rağmen puan kaybı yaşadık. Bu maçta puan kaybımıza tahammülümüz yok ki. Golden sonra Karabükspor'a top oynama şansını fazla verdik. Yanlış hatırlamıyorsam 25. dakika gibi topla oynama oranlarında %55'e %45'lik bir üstünlük sağlamışlardı bize. Deplasmanda oynamayı seven, hızlı adamları olan bir takıma bu kadar çok top oynama şansı vermemeliydik. Ki zaten bu dakikadan sonra sazı eline alan taraf biz olduk. Ali'nin bu maç yaptıklarını anlata anlata bitiremeyiz. Bugün tek başına bir takımdı neredeyse. Defansta o vardı, topları dağıtırken o vardı, gol atarken yine o vardı. Bir kaptan daha ne yapabilirdi?

Neredeyse her atağın başlangıcında Ali vardı. Oyunu yön veren isim oldu kendisi. Sağdan sola, soldan sağa attığı toplar sayesinde bir çok pozisyona girdik, birçok gol kaçırdık. Atila'ya özel parantez açmak istiyorum. Şahaneydi bugün. Bu adam orta sahaymış da haberimiz yokmuş. Heyecanı, hırsı hoşuma gitti. Şut atıyor, kendine güveni var. Bizim en büyük eksiklerimizden biri kendine güveni olan oyuncularımızın fazla olmayışı. Şamil'de aynı şekilde mesela. Şamil ne zaman cesur oynasa gol atıyor, takıma katkı yapıyor. Yok, sen Şamil'i göbeğe tutsak edersen, bir Ali Çamdalı yaratmak istersek o zaman göze batar işte. Şamil'e cesur olma şansını vermedik biz fazla. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.

İlk yarının son 3 dakikasında 2 gol birden gördük kalemizde. Korkulan başımıza gelmişti. Bu da bizim kronik hastalığımız. Oyundan koptuğumuz zaman, bir kopuyoruz tam kopuyoruz. Özellikle Süper Lig'de bu sıkıntıyı çok sık yaşadık. Galatasaray karşısında 20 dakikada 4 gol yedik misal. Ligin en iyi defans yapan takımlarından biriyken, 20 dakikada 4 golün mantıklı açıklaması olabilir miydi? Motivasyon eksikliğini aşamıyoruz, aşabilecek miyiz bilmiyoruz. O sorunu aştığımız zaman takımımız Avrupa'ya oynayacaktır, inanıyorum. Devreye 2.1 mağlup girmenin hüznü, homurdanmalar... Herşey bir anda tersine döndü. Güneş gitti, takım bitti...

Devreyi bir anda 2:1'lik skorla kapatmak moralleri bozsada, Orduspor bugün güven veriyordu oynadığı futbolla. Mesela, özellikle puan kaybettiğimiz haftalarda mutlaka bir kaç oyuncumuzun kötü oyunundan dem vururduk ama bugün sahada kötü oynayan bir isim olmamasına rağmen 2:1 mağlup durumdaydık. Hasan Kabze'yi eleştirenleri gördüm ama Karabükspor maçında, güzel duvar oldu rakibe karşı, yaptığı asistlerlede bol bol pozisyon bulduk. Attığı bir gol vardı hatta ama ofsayta takıldı. 2. yarıda top göstermediğimiz Karabükspor'a karşı erken sayılabilecek dakikalarda Ali ile 2. golü buluyorduk. 
Ali Çamdalı
Ali Çamdalı
Ali Çamdalı...
Bir maça damga vuran isim. Cuper neden harcıyorsun Aliyi defansta? Neden Cuper :/ ?
Aslında konu hakkında en güzel özeti blog yazarlarımızdan Bilsay, Twitter hesabından geçmişti.

Ali ilk golü atar;
" Ali Camdali is midfielder Sir Cuper! "
Ali 2. golü de atar;
" Ali Camdali is striker Sir! "

Genellikle takımın çok kötüyken, Fornezzi'nin takımı tek başına ayakta tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Ama bugün takımda herkes iyiydi, Ali bambaşka iyiydi.
Ve final,
Stancu sakatlandı, Şamil girdi.
Bir orta geldi, Karabük defansı hiç önemsememişti bile onu, tutma gereği bile duymamıştı.
Bomboştu, elini kaldırdı
Israrla topu istedi.
Çıktı kafaya, hop gol !
Golün adı Şamil Cinaz.
Orduspor 3:2 Karabükspor...

18 Aralık 2012

30 Dakika... | Orduspor 1 - 1 Antalyaspor


Alışkın olduğumuz bir ilk yarı, son haftaların futbol fakiri Orduspor ve bize ayak uyduran Antalyaspor.. Mücadele var ama futbol? Maçın ikinci yarısı ise golü kalesinde gördükten sonra bizleri şaşırtan, rakip kaleye dalga dalga giden, maçı kazanmak için sahaya herşeyini koyan bir Orduspor vardı sahada. Bu performansın karşılığı üç puan da olabilirdi ama Saso'nun geçtiğimiz haftaki performansını andıran bir Hakan Arıkan vardı Antalyaspor'un kalesinde.

Atila'nın sol kanatta oynaması dışında bir farklılık yoktu sahaya dizilişimizde. İdeal kadromuza yakın bir 11 ile maça başladığımızı söyleyebiliriz. Monje'nin yerine oynayan Atila haricinden saha içinde göze batan tek şey Şamil'in cezalı olan Nizamettin'in rolünü üstlenmiş olmasaydı. Ve açık söylemek gerekirse çoğumuzun dudak büktüğü Şamil Nizamettin'in son 3 haftadır yapamadığı herşeyi yaptı. Olumlu futbolunu gol ile süslemesi de onun adına ayrı bir güzel durum oldu. Şamil ile birlikte sahanın iyi isimlerinden diğeri ise Stancu'ydu. Yine çok çalıştı, çabaladı ama Stancu bu haftayı da boş geçti. 

Maçın son yarım saati oynadığımız futbolu düşününce bazı konuları irdelemeden duramıyoruz. Golü yiyene kadar silik bir futbol oynayan, rakibinin üstüne gitmeye dahi üşenen bir takım vardı ama golü yedikten sonra çok farklı bir izlenime büründük. Kendi sahamızda, kendi seyircimiz önünde oyunun ilk anlarından itibaren son yarım saatteki anlayış ile mücadele etseydik bu maçı çok rahat kazanabilirdik. Sanki o golü kalemizde görmesek Antalya'nın da bize ayak uydurduğu kör dövüşü eşliğinde maçı 0-0'a bağlayacaktık. Madem rakibi kendi sahasına hapsedebiliyoruz, sağlı sollu ataklarla, şutlarla rakip kaleyi abluka altına alabiliyoruz neden bunu sahaya yansıtmıyoruz anlamıyorum. Aynı anlayışı Kasımpaşa maçında da benimsemiştik. Golü yedikten sonra aklımız başına gelmiş, yine 1 puanı sonradan kurtarmıştık. Cuper'in avunma anlayışından dolayı oyunu tutarak oynuyoruz ama ligin başında bu şekilde değildik. Maçların ilk yarım saatinde oldukça atak oynayan, daha doğrusu skor avantajını elde edene kadar rakibi boğan bir Orduspor vardı. Fakat son haftalardaki kötü futbol ve kaybedilen maçların da etkisiyle bu anlayış tamamen değişti gibi. Daha ilk dakikadan oyunu tutmaya çalışan, gol yemeyeyim gerisi allah kerim der gibiyiz.. Takım belli anlarda oynadığı futbolu, gösterdiği reaksiyonu düşününce potansiyelimizin çok uzağında olduğumuzu söyleyebiliriz. Tabi bunda bireysel performansların da etkisi var. İyi diyebildiğimiz bir kaç isim dışında çoğu futbolcumuz vasatın altında kaldı. Takımdaki iyilere diğerleri ayak uyduramayınca da bir yere kadar oluyor bazı şeyler..

Konuşulacak çok şey var aslında. Kadromuzun hala yetersiz olduğunu düşünüyorum. Belli başlı isimlerden verim alamayınca bir anda tepetaklak olduk. Verim alamadığımız isimlerin kadroda alternatifi olmadığına göre eksikleri tek tek saymaya gerek yok. Zaman ilaç gibi görünüyor. Tedavi için bir haftalık bir süre var önümüzde. Akhisar maçını kazanıp tedaviye biraz daha rahat bir şekilde gitmek takımın elinde.. Üstelik bir ilki başarabilirler maçı kazanmaları durumunda. Malum, hala deplasman galibiyetimiz (!) yok.

13 Haziran 2012

Şamil Cinaz Orduspor'da!


David Barral haberinden sonra uzun zamandır görüşmeleri devam eden bir transfer daha noktalandı. Bundesliga 2 takımlarından FSV Frankfurt'ta forma giyen gurbetçi futbolcu Şamil Cinaz önümüzdeki sezondan itibaren Orduspor forması giyecek. Şamil'in geçmişine baktığımız zaman onun hakkında edindiğimiz ilk izlenim bir istikrar abidesi olması. Sadece son 5 sezonunda 150'in üzerinde maçta forma giyen Şamil'in devamlılığı ve istikrarı hakkında çok şey söylenebilir.

Şamil hakkında görsel olarak çok fazla veri olmadığı için ve sadece istatistikler üzerinden konuşmak istemediğimiz için, gurbetçi futbolcuları ve Almanya futbolunu yakından takip eden futbolsandigi.blogspot.com'un sahibi ve aynı zamanda Eurosport Türkiye yazarı olan Tansu Gürsel bizim için Şamil hakkında bir bilgilendirme yazısı yazdı. Şamil'in adı ilk geçtiğinde kendinin fikrini sormuş ve onun olumlu referansı üzerine bu transferle ilgili içim rahatlamıştı. Kendisine Divane Aşık Gibi olarak verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz.


Tansu Gürsel'in kaleminden Şamil Cinaz ;

Şamil Cinaz, alt yapısını Nürnberg'de almış, Nürnberg formasıyla iki sezon Oberliga'da forma giydikten sonra Rot-Weiss Erfurt'a geçmiş. RW Erfurt'ta ise bir sene bölgesel lig, iki sene de 3. Lig'de oynadıktan sonra asıl çıkışını yapacağı FSV Frankfurt'a transfer olup son iki sezonu Bundesliga 2'de geçirmiş bir oyuncu. Yaşının 26 olması nedeniyle kendisine tereddütle yaklaşanlar olacaktır ancak dikkat edilirse kariyeri hep çıkışta. Her geçen sene daha yukarıya oynamış. Bu, onun profesyonellik anlayışından ileri gelen bir durum. Oynadığı takımlarda genelde takımı bir arada tutan isim olmuş.
Şamil'in özelliklerinden kısaca bahsetmek gerekirse, ilk bahsedilmesi gereken hiç şüphesiz ki çok yönlülüğü olacaktır. Alman alt yapısı almış birçok oyuncu gibi sahanın farklı yerlerinde görebiliriz onu. Bu zamana kadar öncelikli olarak defansif orta saha olarak değerlendirilmişti ancak onu geçen sezon birçok maçta stoper olarak da gördük. 1,88 boyunca olması ve topla arasının iyi olması da bu gibi durumlarda kendisine avantaj sağlıyor.

Hücuma katkı anlamında çok iddialı bir futbolcu değil. Bu zamana kadar ortalama 2-3 gollü sezonlar geçirmiş. Türkiye'de bu rakam 4-5 olursa başarılıdır diyebiliriz. Ancak şu da kesinki saha içinde Şamil'den gol ya da asist değil, liderlik beklemek gerekecek. Çünkü en iyi yaptığı iş bu. Geçtiğimiz iki sezon, FSV Frankfurt'un birçok maçına kaptan olarak çıkmıştı Şamil Cinaz. Sahip olduğu yüksek sorumluluk duygusu ve yönlendiricilik sayesinde, gerekli uyumu sağlayabilirse (ki yapı profesyonellik anlayışı ve yapısı itibariyle buna çok yakın) Orduspor'da da bu yönde bir inisiyatif alması hiç şaşırtıcı olmamalı.

Topu ayağına aldığında bir Nuri Şahin değil ancak bir Mustafa Sarp da değil. Topları genelde olumlu kullanmaya çalışan, risksiz oyunu seven ancak sürekli olarak yana ve geriye oynayıp oyunu bayma eğiliminde de olmayan bir oyuncu. Fiziği itibariyle çok süratli değil. Ancak ağır olduğu da söylenemez. Uyum sıkıntısı çekmezse ligimiz için vasatın üzerinde bir orta saha oyuncusu olacağından eminim.

Tabii akla gelen ilk soru neden bu yaşına kadar daha üst seviyede futbol oynamadığı yönünde. Bu, biraz da gelişiminin ağır seyretmesine bağlı. Her yıl üzerine koymuş. Bu sebeple belli bir süreyi de kaybetmiş. Ancak hesaba katılması gereken bir gerçek var ki, Almanya'da üst liglerdeki takımlarla alt liglerdeki takımlar arasındaki seviye farkı Türkiye'de olduğu kadar keskin değil. Oradan çıkıp gelmiş bir Bundesliga 2 oyuncusunun bizim milli takımımıza ne gibi bir etki yapabildiğini daha geçen haftalarda en net şekilde gördük. Bu bağlamda düşündüğümüzde Şamil de kendinden söz ettirecek, ve bir aksilik yaşanmazsa önümüzdeki sezonun sonunda birçok Süper Lig takımının transfer listesine girecektir.

Tansu Gürsel - futbolsandigi.blogspot.com/
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...