Ali Çamdalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Çamdalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2013

Gemisini Kurtaran Kaptan | Orduspor 3:2 KDÇ Karabükspor


ALİ ÇAMDALI....

Benim gözümde tarihi bir maç oynandı bugün. Yıllar gerçsede unutulmayacaklar adına yazdığımız bir karşılaşmaydı Karabükspor maçı. Coşkuyu da yaşadık hayal kırıklığını da. Neyse ki sonu güzel biten bir hikaye oldu 24. Hafta bizim açımızdan.
Ve bu hikayenin baş kahramanı, bakın yukarıda ismi yazıyor.

Şehir her zamankinden daha farklı "mor"a "beyaz"a bürünmüştü bugün. Hani o coşku hep vardı lakin bugün daha başka bir karnaval havasındaydık. Bizim şehir birşeye inanırsa o iş biter. 2 sene önce bu takımı Süper Lig'e çıkaran yegane güç, futbolculardan daha çok şehirin verdiği gazdı. O sene başka şehirlerden gelip Karadeniz sahil yolu, Ordu şehir geçisini kullanan, futbolla ilgilenen herkes Ordu'nun Süper Lig'e şehir olarak çıkacağını/çıktığını, arkadaş sohbetlerinde de belirtmişlerdi. Bugünde 2 sene öncesinin havası vardı. Kırgınlıklar, kızgınlıklar bir kenara, şimdi klasiktir ya hani "En kötü gün bugünse..." diye devam eden cümleyi hayata geçirme vakti. Buralara gelmek hiç kolay değilken, ha deyince gitmek olmazdı.

Söz futbolcularımızda...
Çıkabilecek en iyi kadro sahada. Ev sahibi olmamızın getirdiği bir özgüvenle maça, rakibe oranla daha istekli başlıyor ve maçın daha 5. dakikasında Ali ile golü buluyoruz. Ali'nin attığı gol bana hemen Süper Lig'e çıktığımız sezon Ordu'da Giresunspor ile oynadığımız maçta Jerry'nin attığı golü hatırlatıyordu. Golü erken bulduktan sonra, son haftalarda yaşadıklarımızı düşününce rahat edemiyoruz. İstanbul B.B. maçı olsun Galatasaray maçı olsun, hepsinde attığımız erken gollere rağmen puan kaybı yaşadık. Bu maçta puan kaybımıza tahammülümüz yok ki. Golden sonra Karabükspor'a top oynama şansını fazla verdik. Yanlış hatırlamıyorsam 25. dakika gibi topla oynama oranlarında %55'e %45'lik bir üstünlük sağlamışlardı bize. Deplasmanda oynamayı seven, hızlı adamları olan bir takıma bu kadar çok top oynama şansı vermemeliydik. Ki zaten bu dakikadan sonra sazı eline alan taraf biz olduk. Ali'nin bu maç yaptıklarını anlata anlata bitiremeyiz. Bugün tek başına bir takımdı neredeyse. Defansta o vardı, topları dağıtırken o vardı, gol atarken yine o vardı. Bir kaptan daha ne yapabilirdi?

Neredeyse her atağın başlangıcında Ali vardı. Oyunu yön veren isim oldu kendisi. Sağdan sola, soldan sağa attığı toplar sayesinde bir çok pozisyona girdik, birçok gol kaçırdık. Atila'ya özel parantez açmak istiyorum. Şahaneydi bugün. Bu adam orta sahaymış da haberimiz yokmuş. Heyecanı, hırsı hoşuma gitti. Şut atıyor, kendine güveni var. Bizim en büyük eksiklerimizden biri kendine güveni olan oyuncularımızın fazla olmayışı. Şamil'de aynı şekilde mesela. Şamil ne zaman cesur oynasa gol atıyor, takıma katkı yapıyor. Yok, sen Şamil'i göbeğe tutsak edersen, bir Ali Çamdalı yaratmak istersek o zaman göze batar işte. Şamil'e cesur olma şansını vermedik biz fazla. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.

İlk yarının son 3 dakikasında 2 gol birden gördük kalemizde. Korkulan başımıza gelmişti. Bu da bizim kronik hastalığımız. Oyundan koptuğumuz zaman, bir kopuyoruz tam kopuyoruz. Özellikle Süper Lig'de bu sıkıntıyı çok sık yaşadık. Galatasaray karşısında 20 dakikada 4 gol yedik misal. Ligin en iyi defans yapan takımlarından biriyken, 20 dakikada 4 golün mantıklı açıklaması olabilir miydi? Motivasyon eksikliğini aşamıyoruz, aşabilecek miyiz bilmiyoruz. O sorunu aştığımız zaman takımımız Avrupa'ya oynayacaktır, inanıyorum. Devreye 2.1 mağlup girmenin hüznü, homurdanmalar... Herşey bir anda tersine döndü. Güneş gitti, takım bitti...

Devreyi bir anda 2:1'lik skorla kapatmak moralleri bozsada, Orduspor bugün güven veriyordu oynadığı futbolla. Mesela, özellikle puan kaybettiğimiz haftalarda mutlaka bir kaç oyuncumuzun kötü oyunundan dem vururduk ama bugün sahada kötü oynayan bir isim olmamasına rağmen 2:1 mağlup durumdaydık. Hasan Kabze'yi eleştirenleri gördüm ama Karabükspor maçında, güzel duvar oldu rakibe karşı, yaptığı asistlerlede bol bol pozisyon bulduk. Attığı bir gol vardı hatta ama ofsayta takıldı. 2. yarıda top göstermediğimiz Karabükspor'a karşı erken sayılabilecek dakikalarda Ali ile 2. golü buluyorduk. 
Ali Çamdalı
Ali Çamdalı
Ali Çamdalı...
Bir maça damga vuran isim. Cuper neden harcıyorsun Aliyi defansta? Neden Cuper :/ ?
Aslında konu hakkında en güzel özeti blog yazarlarımızdan Bilsay, Twitter hesabından geçmişti.

Ali ilk golü atar;
" Ali Camdali is midfielder Sir Cuper! "
Ali 2. golü de atar;
" Ali Camdali is striker Sir! "

Genellikle takımın çok kötüyken, Fornezzi'nin takımı tek başına ayakta tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Ama bugün takımda herkes iyiydi, Ali bambaşka iyiydi.
Ve final,
Stancu sakatlandı, Şamil girdi.
Bir orta geldi, Karabük defansı hiç önemsememişti bile onu, tutma gereği bile duymamıştı.
Bomboştu, elini kaldırdı
Israrla topu istedi.
Çıktı kafaya, hop gol !
Golün adı Şamil Cinaz.
Orduspor 3:2 Karabükspor...

4 Şubat 2013

Ali Çamdalı'dan Maksimum Verim Almak...


Dün Gençlerbirliği karşısında kazanarak 9 haftadır devam eden kötü seriye son verdik. Oyunu kontrol etme anlamında sıkıntılar yaşamış olsak da pozisyon çeşitliliği bakımından özlediğimiz Orduspor'u izlediğimizi söyleyebiliriz. Üstelik Stancu tek forvet oynamasına ve ileri uçta çoğu zaman yalnız kalmasına rağmen genel ortalamamızın üzerinde pozisyona girmemiz mutluluk vericiydi. Haftalardır hücum anlamındaki tek yapabildiğimiz şey kanatlardan pozisyona girmeye çalışmaktı.  Dün kanatları iyi kullanmanın yanı sıra Kaptan Ali Çamdalı'nın dikine oyunu, orta alandaki hakimiyeti, defansın arkasına attığı toplar ile deyim yerindeyse ligin başından beri kendi kendimizi nasıl sabote ettiğimizi daha iyi anladık. Ali'nin üstelik partneri Nizamettin oldukça formsuzken ve sorumluluk almazken bu yaptıkları takdire şayandı.

Sezona stoper olarak başlayan Ali Çamdalı orta sahada harikalar yarattı. Gerek defansif olarak gerekse ofansif olarak üzerine düşenin fazlasını yaptı.İkili mücadelelerdeki başarısının yanısıra İniesta vari pasları ile Gençlerbirliği savunmasının arkasına attığı topların hemen hemen hepsinde başarılı oldu. İlk önce şunu irdelemek lazım; Ali Çamdalı zorunluluktan mı yoksa H.Cuper’in isteği doğrultusunda mı stoper oynuyordu? Açıkcası kadroya baktığımızda stoper olarak oynayabilecek 4 futbolcumuz (Agus, Roversio, İbrahim Kaş,Ömer Alp Kulga) varken Ali’nin stoper oynaması çok garip. Garcia ve Şamil’in de stoper oynayabileceğini  ve ara transfer döneminde 2 stoper daha aldığımızı düşünürsek  Ali’nin haricinde 8 kişi stoperde görev yapabiliyor. Artık H.Cuper’in bazı inatlarından vazgeçip Ali Çamdalı’yı gözü kapalı orta sahada oynatması lazım. Dünkü maçta hiç doldur-boşalt yapmadık. Bunun tek sebebi olmasa bile en büyük sebebi Ali Çamdalı’dır. 

Ali Çamdalı sezon başından beri kırk yıllık bir stoper gibi formasını terletiyor ama orta alandaki eksikliğimiz gün gibi ortadayken, Nizamettin haftalardır sorumluluk almazken Ali'yi tandemde oynatmaya devam etmek ve ısrarla takımı kanat organizasyonlarına mahkum etmek ile resmen kendi kendimize yazık etmişiz. Bir futbolcudan maksimum verim alabilmek önemlidir. Bu hafta Şamil cezalı olmasaydı Cuper'in Ali'yi orta alanda oynatmayacaktı bunu hepimiz biliyoruz. Fakat dünkü karşılaşmadan sonra bundan sonraki süreçte oldukça mecburi bi durum olmadığı sürece Ali'yi tandemde oynatmak ciddi anlamda takımı sabote etmektir. Ali'nin yaptığı onca doğruyu, performansını yok saymaktır.

Hep aklımızda olan ama artık unuttuğumuz bir şeyi hatırlattı bize Kaptan dünkü performansıyla. Dün sahada gördüğümüz çeşitliliği bundan sonraki süreçte de görmek istiyoruz. O yüzden ilk 11 yazılırken ilk olarak Fornezzi'yi kaleye yazıyorsak dünkü performansıyla Kaptan'ı da direk orta alanın ortasına yazmak zorundayız. Son olarak; Kaptan'ın sözleşmesi sezon sonu sona eriyor. Orduspor yönetimi hala neyi bekliyor?

24 Ocak 2013

''Futbol Hayatım Orduspor'da Başladı'' | Ali Çamdalı Röportajı


26 yıllık özleme son veren kadromuzun en önemli isimlerinden biriydi Ali Çamdalı.. O sezon gösterdiği performans onun Süper Lig kadrosunda yer almasını sağladı. Kadronun bir parçası olmak bir tarafa Süper Ligde geride kalan 1.5 sezonda takımın deyim yerindeyse herşeyi oldu. Orduspor'da üçüncü sezonunu geçiren takım kaptanımız Ali Çamdalı ile çok güzel bir söyleşi gerçekleştirdik..
D.A.G: Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için çok teşekkür ederiz Kaptan. Bu sezon Orduspor’da üçüncü Türkiye’de ise altıncı sezonun. Klasik soruyla başlayalım. Ali Çamdalı kimdir, taraftarın sahada gördüğü mütevazi Ali dışında Orduspor taraftarının bilmediği yönleri nedir? 
Ali Çamdalı : Söylediğin gibi Türkiyede 6. Ordusporda 3. sezonum. Almanya’da doğup büyüdüm. İlk transferim Türkiye’de Kayserispor’a oldu. Ardından K. Erciyesspor, sonrasında Kocaelispor ve şu anda da Orduspor'dayım. Ali Çamdalı işini yapmayı seven, sevgiyle işine bağımlı olan, karşısında kim olursa olsun sahada her şeyini veren, vicdanen rahat bir şekilde evine gitmeyi seven bir adam. En önemlisi de bu benim için. 
D.A.G: Biraz eskiye gittiğimiz zaman Türkiye’ye geliş sürecinin oldukça karışık olduğunu görüyoruz. O dönemler Fenerbahçe ve Beşiktaş ile adın bolca yazılmış, daha sonra Fenerbahçe ile sözleşme imzaladığın basında yer almıştı. Fakat sonrasında Kayserispor’a imza attın ve Türkiye kariyerin Kayserispor’da başladı. O süreçten bahsedebilir misin bize? Fenerbahçe’ye transferin neden gerçekleşmedi mesela? 
Ali Çamdalı : Fenerbahçeyle bir görüşmemiz vardı, anlaştık gibi görünüyordu fakat son anda menejerden dolayı bir pürüz çıkınca bu transfer gerçekleşmedi. Daha sonra Kayserispor’dan teklif gelince kabul ettim Türkiye kariyerim Kayserispor'da başladı.
D.A.G: 23 yaşında Türkiye’ye belki çok daha farklı umutlarla geldin ama Kayserispor’da arzu ettiğin şansı bulamadın. Sonrasında Bank Asya’da Erciyesspor ile iyi bir sezon geçirdikten sonra Kocaelispor’a transfer oldun. Kocaelispor’da oynadığın sezonun da çok iyi geçmediğini görüyoruz. O süreçten biraz bahsedebilir misin? Hayal kırıklıkların oldu mu, keşke dediğin zamanlar? 
Ali Çamdalı : Benim aslında futbol hayatım Orduspor’da başladı. Kayserispor’a gittim fırsat bulamadım, K. Erciyesspor’da iyi bir sezon geçirdim 30 maç oynayıp 5 gol attım. Ondan sonra Kocaelispor’a geçtim lisansım çıkmadı ve bu nedenle yarım sezon futbol oynayamadım. Kocaelispor benim için büyük hayal kırıklığı oldu. Kocaelispor'da geçirdiğim 1 yıl, unutmak istediğim yıldı. Orduspor’da benim için bir başlangıç oldu aslında. Bank Asya’da süper bir sezon geçirdik ve Süper Lig’e çıktık. İstikrarlı bir şekilde de 2 yıldır burada devam ediyoruz. Söylediğim gibi benim için futbol hayatım Orduspor’da başladı. 
D.A.G: Kayseri ve Kocaeli’de geçen sezonların ardından Orduspor’a transfer oldun. Orduspor’a transfer sürecinden bahseder misin? Ordu’ya gelirken beklentilerin nelerdi? 
Ali Çamdalı : O da enteresan bir şekilde oldu aslında. Futbolda transfer, hocalar tanıdıkları futbolculardan referans alırlar ve olumlu bir referans alırlarsa transfer gerçekleşir. Orduspor’da oynayan arkadaşlar da sürekli beni arıyordu seni Orduspor istiyor diye. Evren Turan ve bir çok futbolcu aradı Orduspor seni istiyor diye ama uzun bir süre kulüpten birisi irtibata geçmedi benimle. Sonra aradan zaman geçti, Uğur Hoca Kocaelispor’daki hocam Cihat Arslan’la görüşüp olumlu referans alınca transferim gerçekleşti. 
D.A.G: İlk ikiden Süper Lige çıkabileceğimiz bir ligde Play Off’dan Süper Lige çıkmayı başardık. Taraftar ve takım açısından çok fazla duyguyu bir arada yaşadığımız bir sezon oldu. Taraftar ve takım olarak umudumuzu kaybetmişken reaksiyon gösterdiğimiz ve lige yeniden bağlandığımız zamanlar oldu. Senin açından kırılma anlarımız nelerdi? 
Ali Çamdalı : Uğur Hoca’nın da katkısı büyüktü bizim üzerimizde ama Uğur Hoca’nın bırakıp Metin Diyadin’in gelmesi takıma ayrı bir hava yaşatmış olabilir. Bu olay takımdaki herkesi yeniden ateşledi. 

D.A.G: Gelelim 29 Mayıs gecesine.. O gecenin bizim için ayrı bir önemi var. Belki çok daha büyük başarılar göreceğiz ama o gece dökülen sevinç gözyaşlarının ayrı bir yeri olacak bizde. O geceye dair neler söylemek istersin? Takımda nasıl bir psikoloji hakimdi, soyunma odasında neler konuşuldu, maç öncesi, sonrası? 
Ali Çamdalı : İnanmak gerçekten zor oldu. Üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra ne elde ettiğimizi tam olarak anlayabildik. O an zaten herkes kendinden geçmiş bir vaziyette mutluluk gözyaşlarıyla yere yığılmıştı. Soyunma odasında sadece bir maçı kazanmışız gibi bir hava vardı. Ne olduğunu farkedememiştik. Daha sonra ilerleyen saatlerde her şey daha net ortaya çıktı. 
D.A.G: O sezona dönünce Ali Çamdalı denilince bizim aklımıza gelen bir isim var, Murat Akın. Murat Akın ile sezon boyunca çok iyi bir ikili oluşturdunuz ve o sezon sahaya yansıttığımız güzel futbolun başlıca sebeplerinden biriydiniz. Murat Akın hakkında neler söylemek istersin? 
Ali Çamdalı : Murat Akın’ın da katkısı büyüktü lige çıkmamızda. İyi bir ikili oluşturmuştuk. Emrullah kardeşiminde katkısı büyüktü bize. Emrullah bizim dinamomuzdu, arkamızda pis işleri o yapıyordu. O sezon takım olarak herkes elinden gelenin fazlasını vermişti. Murat Akın daha sonra Kasımpaşaspor’da da şampiyonluk yaşadı. Ama kısmet olmadı ona Süper lig’de oynamak. Antalyaspor’da da fırsat bulamadı. Şimdi Uğur hoca’yla birlikte Konyaspor’da yeni hedefler peşindeler. İnşallah artık orda kalır ve Konyaspor ile süper lige çıkarlar. Buradan da kendisine başarılar diliyorum. 
D.A.G: Orduspor kariyerin boyunca üç farklı hocayla çalıştın. Uğur Hoca, Metin Hoca ve Hector Cuper’i birer cümleyle tanımlayacak olursan neler söylersin? 
Ali Çamdalı : Metin Diyadin ve Uğur Tütüneker’in yapıları birbirine benziyor. İkisi de çok hırslı ve agresif futbol oynatmayı, pres futbolunu seven yapıya sahipler. Hector Cuper ise taktiksel anlamda çok önemli bir hoca.  
D.A.G: Geçtiğimiz sezona dönecek olursak, ligin yeni takımlarından biri olmamıza rağmen çok iyi bir başlangıç yaptık. Fakat sonrasında her şey yerle bir oldu ve ilk yarının son haftalarını çok sıkıntılı geçirdik. O süreçten bahsedebilir misin? 
Ali Çamdalı : Bu seneyle hemen hemen aynı neredeyse. 11 hafta iyi bir şekilde gittik. Ondan sonra bir düşüş yaşadık. Bu sene de gerçekten aynısı oldu. Bir nevi Dejavu yaşadık. Sakatlıkların ve cezalıların üst üste gelmesi, zor bir fikstüre girmemiz 2011-2012 sezonunun ilk yarısının son haftaları bizim için sıkıntılı geçti. İlk başta sizi kimse kaale almıyo fakat 11 haftayı iyi bir şekilde geçirdikten sonra bakıyorsunuz ki rakip sizi daha çok önemsiyor. Önlem almaya başlıyorlar, farklı motive oluyorlar, bunlar da sebepler arasında yer alıyor. 
D.A.G: Yaşanılan kaosun bir neticesi olarak Metin Hocayla yollarımız ayrıldı ve Hector Cuper geldi. Öncelikle sormak istediğim şey, Metin Hoca’nın gidişinden sonra Başkan Nedim Türkmen sizlerle bir toplantı yaptı ve bu konuda takımın görüşlerini aldı. Bu durumla ilgili ne söylemek istersin? 
Ali Çamdalı : O da farklı bir olay oldu. Türkiye’de daha önce gerçekleşmemiş bir olaydı. Başkan bize sordu ne düşünüyorsunuz diye. Aslında başkanımız tamamen tersini yaptı. Biz yabancı hocanın bu süreçte adaptasyon sorunu yaşayacağını düşündüğümüz için bireysel olarak çoğunluğumuz yerli hoca tercihini kullandık. Başkan tersine gitti ve Hector Cuper’i getirdi ve onun da mayası tuttu. 
D.A.G: Sonrasında ulusal basında geyikler dönerken Cuper Ordu’ya geldi. Metin Hoca’nın gidişinden sonra takımın Cuper gibi bir hoca beklentisi olduğunu düşünmüyorum. Cuper’in gelecek olması takımda nasıl bir hava yarattı? 
Ali Çamdalı : Ben açıkçası ilk başta inanmadım Hector Cuper’in geldiğine. Görmeden inanmak istemedim. Tabi ki büyük bir isim. Zaten kendisi Fenerbahçe maçından bir gün önce geldi ve ertesi gün takımın başında maça çıktı. O gelene kadar biz yardımcıları Fantaguzzi ve Angel ile çalıştık. Angel ve Fantaguzzi buradayken de hala beklemiyordum Cuper'in geleceğini. Bir pürüz olduğunu düşündüm. Fenerbahçe maçına kendisi gelince tabi ki farklı bir hava yaşadık. 

D.A.G: Yabancı bir hoca, yabancı bir teknik ekibin gelmesi ile birçok şeyin değiştiğini düşünüyorum. Takım bu duruma çok çabuk adaptasyon sağlayabildi mi ? Hector Cuper ve ekibinin gelişiyle birlikte göze çarpan en önemli değişiklikler nelerdi ? 
Ali Çamdalı : Adaptasyonla ilgili bir sıkıntı yaşamadık. Herkes hırslıydı ve başarıya aç futbolculara sahiptik. O yüzden de takım olarak bir sıkıntı yaşamadık. Hector Cuper geldikten sonra göze çarpan en önemli özelliğimiz ise kolay kolay gol yemememiz ve tam bir iç saha takımı olmamız oldu. 
D.A.G: Geçtiğimiz sezon takım kaptanlarından biriydin. Bu sezon takımın 1. Kaptanısın. Bu durum senin üzerinde olumlu veya olumsuz bir baskı yaratıyor mu? 
Ali Çamdalı : Kaptan olmam benim üzerimde olumlu veya olumsuz herhangi bir baskı oluşturmuyor. Ben kaptan olmasam da sorumluluk alıyorum. Kaptan olsam da sorumluluk alırım. 
D.A.G: Takımdaki en’leri merak ediyoruz kaptan. Mesela en çok konuşan, en çok çalışan, en tembel, en şık giyinen, en kötü giyinen, en abartan, en cimri, en bonkör diye bir liste yapacak olursan ilk hangi isimler gelir aklına? 
Ali Çamdalı : En çok konuşan Abdulkadir, 
En çok çalışan Herkes çok çalışıyor. Aşırı derecede göze batan yok aslında, 
En tembel Ferhat Çökmüş 
En şık giyinen Hasan Kabze 
En kötü giyinen Atila Turan 
En abartan Abdulkadir 
En cimri Ferhat Çökmüş 
En bonkör Hasan Kabze 
D.A.G: Oynadığın mevki itibariyle veya genel olarak en beğendiğin veya kendine örnek aldığın futbolcu kim? 
Ali Çamdalı : İdol aldığım futbolcu yok ama beğendiğim futbolcular var. Real Madrid’den Xabi Alonso, Chelsea’den Ramires beğendiğim oyuncular. Türkiye’de çok iyi ön liberolar da var. Mesela Selçuk İnan’ı çok beğeniyorum. Defansif özelliği biraz daha yüksek olan Mehmet Topal da iyi futbolcu. 
D.A.G: Geriye dönüp baktığında seni en çok üzen maç ve sevindiren maçlar hangileriydi. Performans olarak da bakacak olursak çok kötü oynadım dediğin yada en iyi oynadığım maç buydu dediğin maçlar hangileriydi mesela? 
Ali Çamdalı : En çok sevindiğim maç kuşkusuz Gaziantep B.Belediyespor’u 1-0 yenip süperliğe çıktığımız maç. En çok üzüldüğüm maç bu sezon kendi sahamızda 1-1 berabere kaldığımız Antalyaspor maçı. En iyi oynadığım maç bu sezon deplasmanda oynadığımız Bursaspor maçı. En kötü oynadığım maç kesinlikle vardır ama bariz hata yapıp takımı mağlup duruma düşürdüğüm maçları düşünüyorum ama şu an hatırlayamadım. İlerleyen dakikalarda aklıma gelirse söylerim. 
D.A.G: Geride kalan kariyerine baktığımız zaman kariyerinin en olgun zamanlarında olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonrası için kendine koyduğun bir hedef var mı? Orduspor takım kaptanı olarak Orduspor’un hedeflerinin bir parçası olmak mı istersin yoksa kafanda belirlediğin farklı yollar var mı? 
Ali Çamdalı : Ben bu seviyeye Orduspor’da yükseldim. Bu sene sözleşmem bitiyor. Tabi Orduspor’un benimle ilgili planları nedir bilmiyorum ama ben de burada kalıp Orduspor’daki projelerin bir parçası olmak istiyorum. İlk tercihim her zaman Orduspor’da kalmaktan yanadır. Alıştık artık Ordu’ya da. Düzenimizi de kurduk. Çocuklarım ve eşim de burada. Bakacağız ilerleyen zamanlar ne gösterecek. 
D.A.G: Geçtiğimiz sezon ve bu sezona baktığımız zaman Hector Cuper’in seninle ilgili birçok demeci var ve senden oldukça memnun. Verdiğim görevi tam anlamıyla yapan isimlerin en başında geliyor dediğini hatırlıyoruz mesela yakın zamanda. Hector Cuper ile aranızda güçlü bir bağ olduğu malum. Bu durum hakkında neler söylemek istersin ? 
Ali Çamdalı : Tabi bu sözler onur verici gurur verici benim için. Elimden geldiği kadarıyla, onun bize idmanda aşıladığı idman metodlarını sahaya yansıtmaya çalışıyorum ben. Bu konuda onu memnun edebiliyorsam ne mutlu bana. 

D.A.G: Geçtiğimiz sezonun sonunda oynanan Spor Toto Kupasında birkaç karşılaşmada stoper olarak görev yapmıştın ve biz bu duruma çok şaşırmıştık. Takımda bu mevkide oynayabilecek isimler olmasına rağmen bu sezon ilk üç hafta ve sonraki süreçte zaman zaman stoper mevkiinde oynadın ve oldukça iyi bir performans ortaya koydun. Kariyerinde daha önce bu mevkide oynamış mıydın yoksa Hector Cuper’in seni orda denemesi sonucu mu durum ortaya çıktı? Bu durum hakkında neler söylemek istersin. Stoper mevkiinde oynarken kendini rahat hissediyor musun? 
Ali Çamdalı : Altyapıdayken stoper oynamıştım ama kısa sürmüştü. Geçen sene, bu senenin hazırlığını yapmış H.Cuper bize söylemeden. Şaka tabi ki ama nerede görev verilirse o bölgede elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Cuper’le aramızda stoper oynadığımla alakalı bir diyalog geçmedi. Ben orta sahada oynamayı biraz daha çok seviyorum. Kendisi böyle bir şey söyleyince biz de seve seve kabul ettik. Ortasahada oynamak daha zordur. Savunmada da zorluklar var ama defansta oynamak bir nevi biraz daha rahattır. 
D.A.G: Bu sezona gelecek olursak, çok iyi bir başlangıç yaptık. Fakat Galatasaray maçından sonra takımda kademeli olarak bir düşüş gözlemledik ve deyim yerindeyse ilk yarı imdadımıza yetişti. Lige çok iyi başlamış olmamıza rağmen takımın sonrasında yaşanan düşüşün nedenleri nelerdi. İlk yarının genel bir değerlendirmesini yapacak olursan neler söylemek istersin. 
Ali Çamdalı : Zor bir fikstüre girdik. Fenerbahçe, Trabzonspor, Kasımpaşaspor, Bursaspor, Antalyaspor derken bir düşüş gösterdik. Zaten bu takımlar ilk 5’te olan takımlar. Tabi bu maçlardan puanlar almamız gerekiyordu. Bence çok iyi bir Trabzonspor maçı oynadık ama hak etmediğimiz bir şekilde yenildik. İçerde Antalyaspor maçı da öyle. Eksiklikler ve cezalılar da bizi etkiledi. Mesela Barral uzun bir sakatlık dönemi yaşadı. Bizi çok etkiledi..
D.A.G: Başkanımız Nedim Türkmen’in dile getirdiği hedefler var. Bu sezon için Avrupa, 5 yıl içinde de Süper Lig şampiyonluğu.. Orduspor takım kaptanı olarak bu hedefler hakkında neler söylemek istersin? 
Ali Çamdalı : Realist bakıldığında yapılabilecek şeyler bunlar. Her sene de kulüp olarak bir ilerleme gösteriyoruz. Kurumsallaşma, tesisleşme açısından baya bir yol kattettik. Mesela tesislerimiz 5 yıldızlı otel rahatlığında. Türkiye’de çoğu kulüpte yok böyle tesisler. Üzerine koymaya devam ettiğimiz sürece bu hedeflere her geçen daha fazla yaklaşacağız.
D.A.G: 3 yıldır Ordu’da yaşıyorsun. Yoğun bir tempoda geçiyor günleriniz ama Ordu’daki sosyal yaşamın hakkında neler söylemek istersin. Günlerin nasıl geçiyor, Ordu’da en beğendiğin yer, sevdiğin yemekler nelerdir mesela? 
Ali Çamdalı : Ordudaki tek sıkıntımız bu. Çok büyük imkanlarımız yok. En sevdiğim yer Derin Balık. Orada balık yemeyi çok seviyorum. Balık yemeye de Ordu’da alıştım. Normalde balık yiyen bir insan değildim. Derin Balık’ta buğlamayı çok seviyorum. Mado geldi. Oturup da çay içebileceğimiz bir yer var artık. Dediğim gibi sosyal faaliyetler biraz kısıtlı Ordu’da. Ama alıştık artık bu duruma. Evden eve arkadaşlara ziyarete. Bir de Burger King’e gidiyorum. 
D.A.G: Orduspor taraftarının yıllardır gelenek haline getirdiği bir şey var. Maç öncesi takım stada az bir mesafe kala yolda karşılanıyor ve taraftar stada kadar takıma eşlik ediyor. Anladığımız kadarıyla yabancı futbolcularımızın da bu durum çok hoşlarına gitti. Bu gelenek hakkında ne söylemek istersin. Maç öncesi yapılan bu karşılama takıma nasıl bir etki sağlıyor? 
Ali Çamdalı : Ben 3 seneden beri buradayım hala tüylerim diken diken oluyor her karşılamada. Kesinlikle bizim için itici bir güç oluyor. 


D.A.G: Röportajın sonlarına geliyoruz artık. Bir soru da bizden soralım. Geçtiğimiz sezon umutlarımızı yitirdiğimiz bir anda blog ekibi olarak bütün takıma mektup yazmıştık ve bu mektupları Kütahya’da Tavşanlı Linyit maçı öncesi otelde takıma dağıtmıştık. O mektubu hatırlıyor musun? Mektuplarda bir şehrin hayallerinden bahsetmiştik sizlere. Bu gibi ufak şeylerin takıma artı motivasyon sağladığına inanıyor musun? Neler söylemek istersin? 
Ali Çamdalı : Evet çok iyi hatırlıyorum o mektubu. Odalara kapıların altından atmıştınız. Ben gerçekten duygulanmıştım. O dönem bizim için çok kötü bir dönemdi. Bir türlü galip gelemiyorduk. Belki o virajı almamızın sağlayan sebeplerden birisidir. Büyük bir jest yapmıştınız takıma. Buradan da yine çok teşekkür ederim. 
D.A.G: Yabancı futbolcularımız sosyal medyayı (twitter) oldukça etkin bir şekilde kullanıyor ve doğrusunu söylemek gerekirse bu durum Orduspor taraftarının oldukça hoşuna gidiyor. Fakat yerli futbolcularımızın bu konuda çok etkin olduğunu söyleyemeyiz. Ordu küçük bir şehir ve taraftar, takım iç içe. O yüzden sizlerin de sosyal medyayı kullanarak taraftar ile birebir diyalog halinde olmanız, maç öncesi ve sonrası duygularınızı dile getirmeniz bizleri mutlu eder. Bu durum hakkında neler söylemek istersin Kaptan? 
Ali Çamdalı : Biraz alışkanlık haline getirmemiz lazım. Ben de yeni yeni girdim bu şeylere ama dediğim gibi fırsat buldukça ben de bir şeyler twitlemeye çalışıyorum. Bu daha fazla olabilir mi kesinlikle olabilir. Ama biraz daha zaman tanıyın bana. Bu konuda yerli futbolcular olarak sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim. 
D.A.G: 29 Mayıs gecesi Süper Lige çıkıp 26 yıllık hasrete son veren kadronun en önemli isimlerinden biriydin. Bize o mutluluğu yaşatan kadronun her bireyi bizim için çok değerli ama birkaç isimin bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var ve sen de o isimlerden birisin Kaptan. Ortaya koyduğumuz hedefler doğrultusunda senin de bu takımın bir parçası olmandan dolayı çok mutluyuz. Son olarak Orduspor taraftarlarına neler söylemek istersin? 
Ali Çamdalı : Ben açıkçası bu sene, Bank Asya’daki ve geçen seneki taraftarımızdan aldığımız desteği göremiyorum. Tabi bunun çeşitli sebepleri olabilir. Maddi sebepleri de olabilir ama desteklerini esirgemesinler. Biz gerçekten büyük takımların korkulu rüyası olduk. Orduspor deplasmanı gerçekten çok zor bir deplasman. Bunun temel sebeplerinden birisi taraftarın desteğiydi. Bizi desteklerinden mahrum bırakmasınlar.
DAG: Samimi cevapların için teşekkür ederiz Kaptan. Zorlu bir süreçten geçiyoruz ama tekrardan ayağa kalkıp yolumuza emin adımlarla yürüyeceğimize olan inancımız tam. Takımın tekrardan yükselişe geçeceğini ve sezon başındaki olumlu futboluna döneceğine düşünüyoruz. Umarız bundan sonraki süreçte daha olumlu sonuçlar alırız.
Ali Çamdalı : Ben de teşekkür ederim. İnşallah hep beraber bu olumsuz süreci el ele atlatacağız. Taraftarımız bize güvensin ve desteğini esirgemesin.

16 Nisan 2012

''Gelecek sezonda yapmak istediklerimizi sahaya yansıtmaya çalışıyoruz.''

Hector Cuper'in dün maçtan sonra verdiği röportajdan bir cümleden ibraret yazının başlığı. Sahaya çıkan kadro, yapılan oyuncu değişiklikleri bize Cuper'in bu kupayı ciddiye aldığını gayet net bir şekilde gösterdi. Bu ciddiyet biraz fazla aslında. Gelecek sene kadroda yer almayacak olan Dalmat, Ribeiro gibi isimleri Samsun'a götürmektense sezon başında profesyonel yapılan ve A2'de oynayan iki arkadaşı Samsun'a götürüp A takımla aynı havayı solumalarını sağlamak bile daha çok mutlu ederdi beni.

Cuper, ''Gelecek sezon yapmak istediklerimizi sahaya yansıtmaya çalışıyoruz'' dedi. Fakat ben ligde oynanan oyundan farklı bir oyun yada farklı bir oyun anlayışı göremedim sahada. Sahadaki tek farklılık Ali Çamdalı'nın stoper olarak oynamasıydı. Kendi kendime acaba Cuper'in bahsettiği şey bumuydu diye düşünmedim değil. Maç boyunca Ali'yi tandemde hayranlıkla izledim gerçekten. Yıllardır tanımı yapılan oyuna topu iyi sokan stoper tarifini bulmuş gibi hissettim kendimi. Gayet kendinden emin, sakin bir şekilde oynayan ve neredeyse bütün topları olumlu kullanan bir Ali Çamdalı vardı sahada. Yenilen gollerde Ömer ile hataları vardı ama genel olarak bakınca Ali Çamdalı'dan stoper olmaz diyemeyiz. Futbola stoperde başlayıp devam etmiş olsaydı bence şuan topu oyuna iyi sokan stoperler arasında sayılan isimlerden biri olurdu. Gelecek sezon ona ne kadar şans gelir stoperde bilmiyorum ama ihtiyaç olduğu zaman bu işi de çok iyi yapabileceğini gösterdi bizlere.

Ali Çamdalı demişken, Türkiye'ye geliş süreci hakkında çoğu kişinin bilgi sahibi olduğunu düşünmüyorum. Ali sanılanın aksine Almanya alt yapısı almış bir futbolcu. Duisburg altyapısından yetişip Beyern Leverkusen transfer olmuş, Leverkusen'in B takımında kaptanlığa kadar yükselip Almanya'daki son zamanlarında A takım formasını giymiş bir futbolcu. Sonrasında Fenerbahçe ve Galatasaray ile adı geçmiş, hatta günlerce Fenerbahçe'ye imza attığı basında yer almıştı. Bu konunun tam ayrıntısını bilmiyorum ama yaşanan sorunlardan dolayı son anda Kayserispor'a imza atmıştı Ali. Kayserispor'da ilk sezonunda Süper Ligde çok fazla şans bulamamış sonrasında Kayseri Erciyesspor ve Kocaelispor maceralarından Orduspor'a kadar uzananmış kariyeri. Geçtiğimiz sezonki Murat Akın'la ortaya koyduğu performansdan dolayı takımda kalmasını en çok istediğimiz futbolcuydu Ali. Bu sezona baktığımız zaman ise ligin ilk dönemlerinde çok tutuktu. Ama Cuper'in gelişinden sonra Ali'de kimliğini tam olarak sahaya yansıttı. Cuper'in takımda en çok tuttuğu iki isimden biri Ali Çamdalı. ''Söylediklerimi tam anlamıyla yapan, ne görev versem gerçekleştiren tek isim Ali Çamdalı'' dediğini duymuştum Cuper'in. Ali de bunun farkında olduğuna göre ondan uzun yıllar yararlanabiliriz. Türkiye'de oyunun iki yönünü oynayabilen önliberolar her zaman el üstünde tutulur. Ali'nin geçtiğimiz sezonki kadar hücumda etkin olduğunu söyleyemeyiz ama onda o yönde bir potansiyel olduğunu biliyoruz. Cuper'in söylediği cümleden farklı bir noktaya geldi yazı ama sağlık olsun. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...