9 Ekim 2011

2. Lig & 3. Lig | Neler Oluyor Oralarda?

Madem liglere ara verildi bu hafta, bizde yazalım dedik alt ligler hakkında. Bu hafta neler oldu? Liglerin başı belki ama kimler öne çıktı, kimler hayal kırıklığı yarattı. Bir özet geçelim haydi..

Kırmızı ve Beyaz olmak üzere 2 gruptan oluşan 2. Lig'de 5. Hafta maçları oynandı bu hafta sonunda. İlginizi çekerse Kırmızı Grup'ta 1461 Trabzon'un maçları uyduda yayın yapan Kadırga Tv'den yayınlanıyor. Bugün oynadıkları ve 4-1 kazandıkları Beypazarı Şekerspor maçının bir kısmını izleme fırsatım oldu. Evinde oynamanın avantajını kullandı Trabzon ekibi. Rahat bir oyun oynadı izlediğim bölümlerde. Attığı 4 golde bunu kanıtlıyor zaten. 5. Hafta itibariyle ilk galibiyetini attığı 4 golle almayı başaran 1461 Trabzon'un teknik direktörü, bu ligleri takip etmeyen arkadaşlar için şaşırtıcı gelecektir ki, Mustafa Reşit Akçay. Trabzonlu olan ve geçen sezon Bank Asya 1. Lig'imde Tavşanlı Linyitspor ile Play Off'lara kalmayı başaran Mustafa Reşit Akçay'a memleket duygusu ağır basınca tercihini daha güzel tekliflere rağmen 1461 Trabzon'dan kullanmıştı. Zor bir gruptalar. Lige iyi de başlayamadılar. Ama geçen sezon ki Tavşanlı Linyitspor aklımıza gelince, aynı şeyi bu takımda da başarabilecek mi Akçay merakla takip edeceğiz. Hatırlatalım geçen sene ki Tavşanlı ilk 5 maçında hiç gol atamamış ve sadece 1 puan toplamıştı...
Haftaya girilirken ki lig lideri Bandırmaspor bu haftayı Körfezspor karşısında puan kaybıyla kapattı. Kuralar çekildiğinde diğer gruba göre çok kolay olduğunu belirtmiştik Kırmızı Grup'un. Bu yüzden bu grupta kendini diğer takımlara göre belli edecek daha az takım olacağını düşünmüştüm. Bunlardan birisi Bandırmaspor idi. Geçen seneki başarılı performansını devam ettirebilirlerse bu grupta rahat edebilirler. Ki belli bir seri yakaladıktan sonra bu grupta onları zorlayabilecek pek bir takım göremiyorum isim olarak. Adana Demirspor'dan umutluydum ama bugün Ünyespor deplasmanında oynanan oyun hiç ümit vermedi onlar adına. Ünye İlçe Stadı'nda karşılaşan 2 ekipten Ünyespor lige kötü başlşayan taraf, Adana Demirspor ise bu senede çıkamazsak ne zaman çıkacağız düşüncesine sahip olan taraftı. Ligin son sırasında, ligin en zayıf halkası olarak görülen ama özünde kadrolarına bakınca o kadar da kötü olmayan (Şenol Karagöl, Emrullah Kokoç, Mikail Üzümcü, Seydihan Başlantı hatta Muzaffer Taşkın) Ünyespor, Adana'ya hazırlamıştı süprizini. İzlemek isteyenlere belirtelim, Adana yerel televizyonu Kanal A, Adana Demirspor'un içeride ve dışarıda oynadığı maçları yayınlıyor. Uydu yayını yok, internet üzerinden izleniyor. Ünye maçı 1-0 kazanmasını bildi. Golüde, Emrullah kaydetti. 1-0 yenik götüren ve zaten kötü oynayan Adana Demirspor maç içinde 10 kişi kalınca iyice pili tükendi. Maçın sonlarına doğru çıkan +2 kırmızı kartla da Ünyespor maçı 10 Adana Demirspor ise maçı 9 kişiyle tamamladı.
Bu sezon 2. Lig'lerde isim yapacak Ankara takımı ise Kızılcahamamspor olacak gibi duruyor. Geçen sezon Bugsaşspor iyidi bu konuda. Her sene ilçe değiştirmeyi yeğleyen, Ankara'nın her ilçesinde futbol heyecanını yaşatmayı isteyen Ankara Belediyesi bu sezonki futbol heyecanını ise Kızılcahamam'da yaşatıyor diyebiliriz. Komşu kent Çankırı Belediyesi ile kendi sahalarında karşılaştılar bugün. Maçlarını izleme fırsatımız olmasada dışarıdan bakınca iyi bir oyun ortaya koyuyorlar gibi. Geçen hafta Adana deplasmanında 3 puan çok yaklaşıp 90'da golü yiyen ve 2 puandan olan Kızılcahamam bu hafta Çankırı karşısında, 90. dakikada gülen taraf oldu. Bulunduğu ligde her zaman ligin en zayıf halkalarından biri olan ve bir şekilde ligde kalmayı başaran Çankırı Belediyespor bu senede aynı senaryoyu izleyecek sanırım. Bu arada bir önce ki paragrafta Adana Demirspor maçından bahsetmiştim ya. O maçı bir yerden bulupta izlemnizi tavsiye ederim. Süper Lig ayarında bir maç olmuş ve 1-1 bitmişti...
Ahmet Dursun'lu Eyüpspor ise 8 maçlık seyircisiz oynama cezasının sonuncusunu çektiği Adıyamanspor maçını 2-1 kazandı. Geçen hafta Çankrı deplasmanında attığı frikik golüyle takımına hayat veren Ahmet Dursun, bu haftada Eyüp'e galibiyeti getiren golü attı. Adıyamanspor'un tek golüde yıllardır Bank Asya 1. Lig'de Malatyaspor ve Sakaryaspor formalarıyla tanıdığımız Taner Demirbaş'tan geldi.
Grubun diğer maçlarında tek deplasman galibiyetini 1-0 ile Altınordu, Mardin deplasmanında alırken, Kırklareli - Sarıyer ve Alanyaspor - Denizli Belediye maçları berabere bitti..

Beyaz Grup ise beklediğimiz gibi, güzel ve çekişmeli maçlara sahne oluyor. Bozüyükspor süprizi var bu grupta. Bozüyükspor'un bu sene başarılı olabileceğini tahmin edebiliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. 5'de 5 yaptılar 4-0'lık Ofspor galibiyetiyle. Ahmet Kuru var Bozüyükspor'da. 2 gol attı bugün. Farkını belli etmeye başladı bu ligde. Büyük bir koz Bozüyükspor için Ahmet Kuru. Hepimiz şaşırmıştık Ahmet Kuru'nun Bozüyük tercihi sonrasında ama kötü takımda kurmamış yönetimi. Bu sene olası bir şampiyonlukla tekrar eski liginde oynayabilir Kuru. Ayrılığımız kötü oldu belki ama bu şehir seni yıllar boyunca unutmaz. Belki okursun buraları. Ofspor ise aynı tas aynı hamam. Yukarıda Çankırı Belediyespor hakkında söylediklerim, bu takım içinde geçerli...
Sezon öncesi yaptığı transferlerle adından çok bahsettiren Şanlıurfaspor, şehir olarak Bank Asya 1. Lig'e yakışacaktır eğer çıkarlarsa. Bu hafta kendi sahalarında Gaziosmanpaşaspor karşısında mutlak favori çıktıkları maçta öldüler öldüler son 5 dakikada dirilmeyi başardılar. Henüz galibiyeti bulunmayan Gaziaosmapşa, Şanlıurfa deplasmanında 2 gol bulmasına rağmen 1o kişi kaldıktan sonra elindeki puanı da tutamadı. 2 kere öne geçen Şanlıurfaspor, 2sinde de koruyamadı üstünlüğünü. 2-1 yenik durumdayken 10 kişi kalan ama golü de bulan Gaziosmanpaşa, 85. dakikada Mutlu Kızıltan'ı tutamayınca sahadan puansız ayrıldı.
Şu ana kadar anlattığım 2 maç bile grubun ne kadar zevkli olduğunun kanıtı sayılabilir. Öyle güzel bir maçta İskenderun'da oynandı bugün. Geçmiş senelere göre daha tutuk görünüyor İskenderun Demir Çelikspor. Dış sahada ki performanslarını iç sahaya yansıtamadılar bir türlü. Deplasmanlarda alınan Kocaelispor ve Yeni Malatyaspor galibiyetleriyle birlikte iç asahada kaybedilen bir Altay maçı vardı kendi adlarına. O maçın telafisi içinde, ileride ciddi bir mücadeleye girebileceği Balıkesirspor'u eli boş göndermekti amaçları. Balıkesirspor ise diğer grupta bulunan aynı şehrin takımı Bandırmaspor gibi son zamanlarda hep kendine yukarılarda yer buluyor ama sonunda kazanan takım olamıyorlardı. İyi bir başlangıç yaptılar bu sene deplasmanda oynadıkları ve 4 gol yedikleri Şanlıurfa maçı haricinde 3 galibiyet aldılar. Zorlu da bir maça çıktılar İskenderun'da. Geri dönüşlerin en güzelini yaşadılar diyebiliriz. İlk yarıyı 2-0 geride kapattılar. 2. yarının ortalarına doğru 4 dakikada 2 gol bulup skoru 2-2'ye getirdiler. 2. golden 3 dakika sonrasında da yani dakikalar 59'u gösterirken İskenderun DÇ'de Ahmet Haberveren kırmızı kartla oyundan atılması, zaten oyunu bir anda 2-2'ye getiren ve bunun gazıyla saldıran Balıkesir'in işine geldi ve İskenderun gibi zor bir deplasmanda hemde 2-0 geriden gelerek 5 gollü bir galibiyetle sahadan ayrıldılar. Balıkesir sevdalılarına galibiyetin böylesini maç öncesinde anlatsak inanmazlardı sanırım...
Konya Şeker senenin hayal kırıklığı bende. Her sezon yaptıkları gibi bu sezonda yukarıları zorlar diyordum ama kötü bir başlangıç yaptılar sezona. 4 maçta alınan 5 puan ve bununla birlikte Turgutlu deplasmanın alınan mağlubiyet hayal kırıklığı oldu onlar adına. Bu sene sıkca duyduğumuz Yusuf Şimşek girdi, golünü attı haberini bu maçta veremedik Turgutluspor adına. 57. dakika da takımı 2-0 öndeyken kendini oyuna alan Yusuf Şimşek'in takımı 1 gol yemesine rağmen 2-1'lik skorla maçı kazanmasını bildi.


Komşumuz Tokatspor'a da değinmek isterim bu grupta. Şehir takımlarının göz göre göre böylece erimesi çok üzücü. Her sene bu takımlara bir örnek çıkıyor karşımıza. Bu sene bunlardan birisi oldu Tokatspor. Yaşanan zorluklar, genç oyuncular, maç kazanamama. Tokatspor'da maalesef dipsiz kuyuya doğru yol alıyor. Bugün bir süprizi gerçekleştiremediler Tepecikspor karşısında. Uzun süre 1-0 giden maçta tek golü bulup puanı alamadılar ve 2. golü kalelerinde görüp sahadan 2-0 mağlup ayrıldılar. E Tokatspor'dan konu açılmışken Kocaelispor'dan bahsetmezsek olmaz. Tokatspor'a göre çok daha vahim durumlalar. Daha 3 sene önce Süper Lig'de Galatasaray'a 5 gol atan, seneler öncesi Lazarov'u, Dobrovski'si Serdar'ıyla hafızamızda yer kazıyan Kocaelispor'un hali içler acısı. Yakıştıramıyor insan. Bu takımın Avrupa'da maç yaptığı dönemden bu zamana fazla süre geçmedi aradan. Ama bugün bu takım Yeni Malatyaspor'dan 9 gol yedi. Dakikaler 60'ı gösterdiğinde daha 9-0'a gelmişti maç. Gerisini siz düşünün. Etiktir yada değildir bu konulara girmiyorum. Ben Malatya'nın 9 gol atmasını da ayıplamıyorum yada daha fazla atsınlar, futbol bu demiyorum. Burada ayıplanacak tek konu yılların Kocaelispor'u bu hale getirenlerdir. Yoksa biz Malatyaspor'un zor günlerinin de biliyoruz daha dün gibi. Onlarda rakiplerinden 5 6 7 gol yiyerek düştüler ligden. Kocaeli şehrinin en büyük şanssızlığıydı belkide İstanbul'un arka bahçesi olması. Hiç gitmedim, yaşamadım o şehirde pek bilmiyorum ama o kadar sanayi olsun zengin iş adamları olsun, bunların hiçbiri Kocaelili değil belkide. Yoksa böylesine bi şehirde tek bir insan çıkmaz mı şu takıma sahip çıkayım diyecek? Kocaelispor'dur bu, hiç mi bu durumu içine sindiremeyen bir insan çıkmaz el atmaz bilmiyorum. Yakışmıyor ama. O gençlerede yakışmıyor 9 gol yemek. Kocaeli'nin öz evlatları onlar. Onlar nasıl sindiriyor 9 gol yemeyi? 11 kişi defans yapsan yemezsin o kadar gol. Bilmiyorum, belkide dışardan söylemesi kolaydır izleyemedik hiç Kocaelispor maçını.
Grubun diğer maçlarında ise Çorumspor ile Diyarbakırspor maçından galip çıkmazken, Pendikspor Bugsaş deplasmanından 1-0 galibiyetle ayrıldı.


3. Lig...
3. Lig'e inelim şimdi de. 1. Grup'a bir göz atalım. Haftanın en önemli maçlarından biri olan İnegölspor - Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor maçı futbol dışı yaşanan gelişmeler nedeniyle oynanamadı. Maçını oynayamayan İnegölspor buna rağmen haftayı lider kapattı ve bir nebzede olsa avantaj sağladı. Akçaabat Sebatspor düşmenin ilk adayı. O deniz manzarılı statlarıyla Süper Lig'de oynadığı günler çok eskide kalmadı. Aradan bu kadar kısa bir süre geçmesine rağmen hep bir düşüş içerisindeydi onlar. Ve amatöre kadar gitmek üzereler. 8 maçta toplam yedikleri gol sayısı 27. Az bir rakam değil bu, ki puanları yok bu 8 haftalık maratonda. İçeride dışarıda bu zamana kadar iyi bir performans ortaya koyan Hacettepspor'un da, Gümüşhane karşısında puan kaybetmesi hatta kaybettiği puan sayısının 3 olması günün süprizlerinden biri oldu. Grubun bir diğer, hatta en büyük süprizi Kırıkkale'den geldi ki 2 senedir büyük sorunlarla boğuşan, bi sorunların içerisinde birde alt lige düşen ama hala bu sorunlarını aşamayan Gebzespor, son haftaların formda takımı Kırıkkalespor karşısında süpriz bir galibiyet aldı. 2-1 kazandıkları maçta gördükleri 2 kırmızı kart ve son 3 maçta gördükleri 4 kırmızı kart kötü bir istatistik Gebzespor adına. Ama bu maçta alınan galibiyet Gebzespor'a kaç maç sonra deplasman galibiyeti yaşattı bilmiyorum. Grubun en çekişmeli maçı Bayrampaşa'da oynandı diyebiliriz. Zira tam 5 gol sahne olan maçta Yeni Sandıklıspor ilk yarıyı deplasmanda 2-0 önde kapatmasına rağmen dakikalar 80'i gösterdiğinde Bayrampaşa maçı 2-2'ye getirmişti bile. 2-2 devam eden maç ve son dakikada gelen gol bir takıma 3 puanı getirmişti. O takım ise deplasmanda oynayan Yeni Sandıklı olmuştu, 2-3...

2. Grup'un belki de en önemli maçı Nazilli'de oynandı bugün. İki şampiyon adayı takımın maçında Nazilli Nelediyespor ile Batman Petrolspor karşı karşıya geldi. Batman takımının başarısını isterim. Bu benim kişisel görüşüm. İstememin nedeni değişik yerleri tanımak. 2. Lig'de artık hep aynı yörenin takımları çıkıyor karşımıza. İsterim ki Batman'în bir takımıda çıksın o lige. Karşılıklı birer kırmızı kartın çıktığı maçta kazanan taraf ise Nazilli Belediyespor oldu 2-0 ile. Grupta ki en ilginç maçlardan biride Maltepe Stadı'ndaydı bugün. İlk 20 dakikasında tam 4 gol atılan maç o şekilde devam etseydi tarihi bir skor doğacaktı ortaya ama olmadı. Hem Maltepe hem Orhangazispor bu gollerin üzerine gol katamadı ve sade bir skorla, Orhangazispor'un 3-1'lik üstünlüğüyle sona erdi maç. Ligin namağlup tek takımı olan Sivas 4 Eylül Belediyespor ise Arsinspor'u 3-1 yenerek ligdeki 15. puanını elde etti. Şadi Çolak'ı merak edenler içinde bu hafta Kahramanmaraş formasıyla bir gol atarak takımının 1 puan almasında önemli bir pay sahibi oldu. İskenderunspor deplasmanından 2-2'lik beraberlikle döndüler...

3. Grup'da Hatayspor fırtınası esiyor. Aslında bu hafta birbiriyle oynayan Hatayspor ile Afyonkarahisarspor geçen sene kendi gruplarında pekte kötü sayılacak bir performans sergilememiş ama 2. Lig'e çıkmayı başaramamıştı. Sezona hızlı giriş yapan Hatayspor 8 maçta mağlubiyet yüzü görmedi daha. Bu hafta Afyonakarahisar deplasmanından da 2-0'lık galibiyetle ayrıldılar. Bu onların 6. galibiyeti oldu. Afyonlular ise geçen seneki performansı mumla arar oldular, en azından şimdilik. Grupta haftanın en zevkli geçmesi muhtemel maçında ise Sancaktepe ile Tarsus İdman Yurdu arasındaki maçta gol sesi çıkmadı. Bu sonuç sonrasında rakibine göre bir maçı eksik olan Tarsus, rakibine göre avantajı eline aldı diyebiliriz. Ligin benim gözümde hayal kırıklığı yaratan ekibi Erzurum Büyükşehir Belediye'si, kendi sahasında Aydınspor'a da puan kaptırırken, lig 3.sü Siirtspor ise rakibi Pazarspor'u 2-0 ille geçti...

8 Ekim 2011

Football Manager 2012 | Orduspor


Tutkudur FM/CM serileri. Babam için hep saçmadır mesela. Yuvarlak yuvarlak adamları izleyerek ne zevk alıyorsun der dururdu. Dışardan bakınca haksızda sayılmazdı hani. Gerçi artık yuvarlak yuvarlak adamlarda kalmadı. 3D maç motoru bi nebze olayı başka yerlere taşısada hiçbir zaman yuvarlak arkadaşlarımızın oynadığı futbolun yerini almayacak bende. Nasıl başlarsan öyle seversin ya. Mesela, çizgi filmlere bakalım. Artık hangi çizgi film var ki izlenesi bizim gözümüzde? Büyüdüğümüz için mi? Hayır bence. Teknoloji ne kadar gelişirse çocukluğumuza dair sevdiğimiz şeyler kalmıyor, şimdiler daha kötü geliyor gözümüze.
Football Manager serisininde 2012 demosu çıktı dün (en azından ben yazıya başlarken öyleydi) itibariyle. Tabi demo olduğu için alıp Orduspor'umuzu maç yapamadık ama resimlerle takımımızın profili ve bazı oyuncularımızın profillerini sunmak istedim sizlere.
Sevgilerle....

Kale
Defans
Orta Saha
Forvet

Görüldüğü üzere demo sürümünde Culio - Stancu gibi futbolcularımız bulunmuyor. Tam sürümde tabi ki eksik yada fazla olan futbolcular düzenlenecektir. Football Manager tarihinde hep Orduspor'umuzu aldığımızda Süper Lig'e çıkartmaya çalışırken, bu sene ilk defa takımımızın oyuna Süper Lig'de başlayacak olması güzel. Üzücü olan taraf ise Süper Lig'e çıktığımız bu sezonda FİFA 2012'den Türkiye Ligi'nin kaldırılması...
Görsellere devam edelim;

Teknik Kadro

Profil (Karadeniz Derbisi vs Giresunspor - Ezeli Rakip: Giresunspor - Diğer Rakip: Eskişehirspor)

Kardeş Kulüp Fiorentina :)

Saso Fornezzi

Jean-Jacques Gosso

İrfan Başaran

Miguel Garcia

Tobias Nickenig

Selçuk Şahin

Yalçın Ayhan

Osei Banahane

Wilfried Dalmat

Fatih Tekke

Numan Çürüksü

Ali Çamdalı

Unutmayalım ki; "FM diyorsa doğrudur."

7 Ekim 2011

2005 Yılında Bir Mayıs Ayı | Bir Sezonda İki Şampiyonluk


Eveeet, rakip Eskişehirspor. Eskişehirspor ile iki sezonluk bir aranın ardından bu sefer Süper Ligde karşılaşacağız. Biraz geriye doğru baktığımız zaman kısa süre içerisinde 6 sezonda 3 farklı ligde karşılaşmış olacak iki takım. 2005 yılında 2. ligde şampiyon olup Bank Asya'ya çıktığımız o sancılı sürecin bir parçasıydı Eskişehirspor. Deyim yerindeyse o sezon 2 hatta 3 defa şampiyonluk kutlaması yapmamıza sebep olan takım. Sonrasında bizim ardımızdan bir sezon sonra onlarda Bank Asya'ya geldiler ve Bank Asyadaki ilk sezonlarından Süper Lige yükselme başarısı gösterdiler.

2. lig, Bank Asya derken bu sefer iki ekip Süper Ligde karşı karşıya gelecek. 2005 yılında Ordu'da oynanan ve yarım kalan maçın hikayesi çoğu kişi tarafından hala yanlış biliniyor. 40 yıldır Mor Beyaz kitabının yazarı Reşat Güngör abimiz bu konuyu bilmeyenler ve yanlış bilenler için bir derleme yaptı. Kendisini arada sırada Divane Aşık Gibi'de konuk yazar olarak ağırlamaya devam edeceğiz. Bu yazı için de çok teşekkür ederiz...

Reşat Güngör / 2005 Yılında Bir Mayıs Ayı

ORDUSPOR-ESKİŞEHİRPOR: 1-2 *


*1-2 Eskişehirspor’un üstünlüğündeyken yarıda kalan karşılaşma daha sonra Samsun’da tekrarlandı.


15 Mayıs 2005 Pazar. Genişletme çalışmalarının devam ettiği Ordu 19 Eylül Stadı’nın tribünleri tıklım tıklım dolu. Türk futboluna damgasını vurmuş iki takım Orduspor ve Eskişehirspor, sezonun 27.haftasında karşı karşıya geldiler. Şampiyonluğa şartlanan Orduspor, son yenilgisini ligin ilk yarısında rakibi karşısında almış ve o karşılaşmadan sonra gösterdiği müthiş performansla, 11 hafta boyunca puan kaybetmeden bu karşılaşmaya gelmişti. Eskişehirspor’un ise ligde iddiası yoktu.

Bu karşılaşma, sahada oynanan futbolla değil sahada ve saha dışında yaşanan olaylarla Türk futbol kamuoyunu çok uzun süre meşgul etti. Cüneyt Çakır’ın yönettiği karşılaşmada ilk yarı 2-1 Eskişehirspor’un üstünlüğünde tamamlandı. İlk yarının geneline bakıldığında Orduspor’un, sahaya istediği oyunu ortaya koyamadığı net bir şekilde görülmekteydi. Kontra ataklarla iki gol bulan rakibi karşısında,ilk yarının son dakikalarında attığı bir golle cevap verdi mor-beyazlılar. Cüneyt Çakır’ın son düdüğüyle birlikte iki takım oyuncuları biraz itiş-kakışla soyunma odasının yolunu tutuyorlardı ki...


İlk maç Tff'nin sitesinde 3-0 Orduspor'a tescil edilmiş gibi görünüyor ama...

Skorbord yönünde inşaa halindeki kale arkası tribünlerinden fırlayan ve kayıtlara “akli dengesi yerinde olmayan” birisi olarak geçen “eli bıçaklı” saldırgan sahaya daldı. Benzerlerini dünyadaki diğer statların tamamında görebileceğimiz türden bir olaydı. Organize bir hareket değildi... Tribünlerdeki seyircilerle toplu bir harekete de dönüşmemişti. Ama nedendir bilinmez! Eskişehirsporlu teknik yönetim ve futbolcular ikinci yarıda sahaya çıkmak istemediler. Saldırgan güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilmiş, Eskişehirspor yönetiminden ve soyunma odasından gelen talepler doğrultusunda takviye kuvvetler sahada yerini almış ve hakem Cüneyt Çakır, üç defa konuk takımı sahaya çağırmış buna karşın kırmızı-siyahlı futbolcular soyunma odasından çıkmamakta direnmişlerdi. O gün tribünlerde olan seyirci topluluğunun sıkça duyduğu anonslardan biri de bir “noter” veya “noter katibi”nin tribünlerde olup olmadığı şeklindeydi. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı M.Hilmi Güler, dönemin Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu ve dönemin İl Emniyet Müdürü’nün verdiği tüm güvencelere karşın sahaya çıkılmamasının noter huzurunda tasdiki gerekiyordu. İkinci yarının başlama saatinden itibaren neredeyse iki saat daha geçmiş, gece maçı oynamaya elverişli olmayan bir statta hava kararmaya dönmüştü...


18 Haziran 2005 Cumartesi günü tüm Ordulular için ve Orduspor’u sevenler için olduğu kadar Türk futbol kamuoyu için de önemli bir gündü. O gün yayımlanan pek çok gazete o gün oynanacak olan Orduspor-Eskişehirspor maçına sayfalarında geniş yer ayırmıştı.
“ORDU ZAFERE ÇIKIYOR” başlığı atan Bugün Gazetesi’nin usta kalemi Ersan Çelik ise köşesinde “boşuna oynamayın bunlar Orduspor’un şampiyonluğunu yine elinden alır!” başlıklı yazısında bir anlamda yaşanan gelişmeler karşısında duyduğu şaşkınlığı dile getiriyordu.
“Lafı hiç uzatmayalım, gelinen noktayı herkes biliyor. Orduspor, bileğinin hakkıyla, alın teriyle tam 17 maçı hem de arka arkaya yeşil sahada kazanarak şampiyon oldu. Bazıları bu büyük başarıyı hazmedemedi. Türk futbolunu yıllardır kemiren virüsler yine güçlerini gösterdiler. Dünyada eşi benzeri olmayan bir yöntemle Orduspor’un elinden şampiyonluk alındı. Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun kararı hiçe sayıldı. Maçın tek ve mutlak hakimi hakem Cüneyt Çakır’ın raporu dikkate alınmadı. Devletin Bakanı, Valisi, Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı her türlü garantiyi güvenceyi vermesine karşın Eskişehirspor takımı sahaya çıkmadı. Sonuçta oynamaktan kaçan Eskişehirspor ödüllendirildi, Orduspor’un ise elinden şampiyonluğu alındı. “Neden böyle oldu, bu tezgahı kimler nasıl hazırladı?” derseniz işin içinden çıkamayız. Sadece birileri böyle istedi Orduspor kurban edildi.

Yeniden doğuş...

Bugün Samsun’da Orduspor-Eskişehirspor maçı yeniden oynanacak. Orduspor, şampiyon olabilmek için kazanmak zorunda. Eskişehirspor için kazanmak ya da kaybetmek o kadar önemli değil. Ama birileri için Eskişehirspor’un yenilmemesi gerekiyor. Yani sizin anlayacağınız bugün kendisi için değil bir bakıma başkaları için de oynuyor olacak.

Öyle inanıyorum ki; Orduspor bugün boşuna oynayacak. İnanılmaz ayak oyunlarıyla şampiyonluğu elinden alınan Orduspor’un bugün Eskişehirspor’u yenmesini beklemek saflık olur. Eskişehirspor günlerdir bu maça kampta hazırlanırken, Orduspor plajlardan, tatil beldelerinden oyuncularını toplamakla uğraştı. Şu tabloya bir bakın: Bir tarafta kendisi için hayati bir önem taşıyan (!) bugünkü maçı bekleyen hırs küpü bir Eskişehirspor diğer tarafta darbe üstüne darbe yemiş, elinden haklı şampiyonluğu alınmış bir Orduspor. Sorarım size şimdi böyle bir ortamda maçı kim kazanır.Kaldi ki, Eskişehirspor’un kazanmasına da gerek yok. Onlar berabere kalsalar da zaten amaçlarına ulaşacaklar.

Dahası da var. Diyelim ki, eğrisi doğrusuna denk geldi de Orduspor maçı kazanıyor. Buna da bir yolunu bulurlar engel olurlar. Şimdiden söylüyorum hakemlerin çalacağı düdüklere lütfen dikkat edin. Bütün Ordusporlu taraftarları bugün takımlarının nasıl bir ince kıyıma uğrayacaklarını bir defa daha görürlerse sakın şaşırmasınlar.


Ve tabii bütün bu olumsuzluklara rağmen Orduspor kazanırsa, Tahkim Kurulu yine onların elinden şampiyonluğu alacak haklı (!) bir neden bulur. Hiç belli olmaz belki de maçın gizli gözlemcisi yine Vahap Beyaz’dır. Keşke bu maçın hakemi Tahkim Kurulu’nun dört üyesi olsaydı. Nasıl olsa sonuçta yine onların dediği olacak.


Ordusporlu futbolculara bir tavsiyem var. Son düdüğe kadar futbol oynayın. Tahriklere kapılmayın. Yiyeceğiniz tekmelere, duyacağınız küfürlere asla karşılık vermeyin. Hiç kimseye güvenmeyin. Önce Allah’a sonra kendinize güvenin. Allah her zaman doğrunun yanındadır. Şampiyonluğunuz haksız bir şekilde elinizden alındı. Ben de bu haksızlığa isyan ediyor ve diyorum ki, Allah Türk futbolunu virüslerden korusun.


Her zaman hak eden, alın teriyle mücadele eden, çirkin tezgahlara girmeyenler, yeşil sahada canla başla oynayanlar kazansın. Centilmenliği, dostluğu, barışı, kardeşliği unutup, fair-play’den uzaklaşanlar mutlaka bir gün bunun hesabını verirler. Dilerim en kısa zamanda Türk futbolunun temeline dimanit koyanlardan, virüslerden kurtuluruz.”



ÇİFTE KAVRULMUŞ ŞAMPİYONLUK

15 Mayıs 2005 Pazar günü oynanan olaylı Eskişehirspor maçıyla ilgili Orduspor lehine verilen ilk karardan sonra sezonun son maçında deplasmanda Zonguldakspor’u 5-2 yenerek İkinci Lig B Kategorisi B Grubu’nda ilk şampiyonluğunu ilan eden mor-beyazlılar için sevinç kısa sürmüş Eskişehirspor maçının Samsun’da tekrar oynanması kararı alınmıştı. Durum böyle olunca belki de futbol tarihinde bir başka ilk gerçekleşecek ve Orduspor tekrarlanan Eskişehirspor maçını kazanırsa bir sezonda üst üste iki defa şampiyon olan tek takım unvanını kazanacaktı. Öyle de oldu. Bakın; çifte kavrulmuş bir şampiyonluk öyküsü…

Tarih 18 Haziran 2005… Orduspor’un cezası nedeniyle Samsun 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanıyor Eskişehirspor maçı.

Karşılaşmayı Serdar Tatlı yönetiyor. Yardımcıları ise Bahattin Duran ve Erhan Sönmez .

Orduspor’un kalesini Fevzi koruyor. Gökhan Güney, Cumhur, Muzaffer, Volkan, Gökhan Kolomaç, Şenol, (Cüneyt), Özcan, Serkan, (Önder), Özgür, Gökhan Gündüz, (Mustafa Bedir) sahada mücadele eden diğer oyuncular.
Eskişehirspor’un kadrosu şu oyunculardan kurulu: Yusuf, Kazım, Serkan, Zafer, Alpaslan, Selçuk, Levent, (Eriş), Kenan, Alper, (Onur), Şükrü, Erkan (Soner Keleş)

Maçtan dakikalar…
Psikolojik yönü ağır basan maça hızlı başlayan taraf olan Orduspor, 26.dakikada Özgür’ün ayağından bir penaltı kaçırmasına rağmen 31.dakikada Muzaffer’in golüyle ilk yarıyı 1-0 önde kapattı. Rakibi karşısında üstün oyununu ikinci yarıda da sürdüren mor-beyazlılar, Eskişehirspor’da Zafer’in 58.dakikada kırmızı kart görmesiyle daha da rahatladı. 68.dakikada Özgür durumu 2-0 yaptı. Aynı oyuncu, kaçırdığı penaltının intikamını alırcasına 72 ve 90.dakikalarda tekrar sahneye çıktı ve böylece Orduspor, Eskişehirspor’u 4-0 yenerek mutlu sona ulaştı.

Tercüman Gazetesi adına karşılaşmayı izleyen Tahsin Han, köşesinde şöyle yansıtıyor perde arkasını ve son doksan dakikayı.

“Haksızlığa karşı zafer”

Aslında neresinden bakarsanız bakın, bu maçın oynanması tam bir fiyaskoydu. Düşünebiliyor musunuz bir alt birim çıkıyor ve üstün kararını yok sayıp yeni bir karar alıyor. Burası Türkiye olduğu için koltuklarında oturanların neyi ne amaçla yönettiğini bilmediği için böyle bir sorun olması kaçınılmazdı. Umarım bundan böyle Tahkim denilen kurum benzer yanlılarda ısrar etmez ve yeni kaoslara ortam hazırlamaz.

Neticede bir mecburiyet karşısında deniz kıyılarından toplanan iki takımın oyuncuları futbol hayatlarını tehlikeye atıp birilerinin isteği olsun diye sahaya çıkıp mücadelesini verdi. Bence öncelikle her iki takımın oyuncularını kutlamalı, çünkü yaptıkları fedakarlıklarının bir benzeri daha yok.


Şampiyonluğu 17 maç üst üste kazanarak çok önceden hak eden Orduspor, masa başında kaybettiği haklarını sahada kazanıp taraftarlarına gerçek anlamda bir bayram daha yaşattı. Bu sevinç diğer şampiyonluklarda yaşanan mutluluğa hiç benzemez. Bu hakkı elinden alınmış bir takımın 90 dakika sahada terini döküp haksızlığa karşı zafer elde etmenin coşkusu.


Tribünleri dolduran binlerce seyircinin yanı sıra stad çevresinde bulunan bir o kadar taraftar, 90 dakika sonunda haksızlığa karşı zafer elde etmenin gururlu ve mağrur duruşuyla kutladı şampiyonluğu. Hakkı elinden alınan ve mağdur edilenler sonunda ilahi adaletin tecellisiyle mutluluğa ulaşmıştır. Bu sosyal yaşamda olduğu gibi dün futbol sahalarında da görüldü.
Sonuçta geçmişte benzeri bulunmayan, yanlış bir kararla bir kentin umutlarını elinden alanlara, sahada cevap veren 11 futbolcu Orduspor tarihine altın harflerle yazılacak.

Şampiyonluğun kutlu, mutlu ve hayırlı olsun Orduspor...

Konuk yazar : Reşat Güngör

6 Ekim 2011

Süper Lig`in En İyi 10 Kalecisi


Carsamba-Pazar mac donemi tamamlandi, lig rayina oturdu diyebiliriz. Artik hem futbolcularimiz hemde blog ekibi olarak biz de daha rahat olabiliriz. Bu surecte daha once Ibrahim`le beraber basladigimiz Super Ligi tanitmak amacli yazi dizimize devam etmek istiyorum. Anadolunun 10lari, Super Lig`in En Iyi 10 Genc isminden sonra, bu sefer de futbolun en nankor mevkisi, Sunay Akin`in deyimiyle `90 dakikada sahada olup arkadaslarina arkasini donmeyen tek mevkiyi kalecileri degerlendiriyoruz. Super Ligin en iyi 10 kalecisi listesini hazirlayip goruslerinize sunuyoruz. Yorum kisminda sizden gelecek her yorumla bu yazilarin daha da eglenceli olacagini dusunmekteyim.

10.Omer Catkic (Antalyaspor)Bu listede olduguna en cok sasirilicagina inandigim isim Omer Catkic. Kisaca gecmisine bakarsak, yerli Barthez nidalariyla parlamis ama sicrayisini tamamlayamamis, daha sonrasinda Super Ligin kalburustu takimlarinda oynamis son 3 sezondur da Antalyaspor`un kalesini basariyla korumus bir isimden bahsediyoruz. Herkes onu cirkefligi ve zaytunga konu olan zaman gecirmeleriyle hatirlarken, 36 yasinda olmasina ragmen benim gozumde hala Super Lig`in kaliteli kalecilerinden. Sevmeyeni cok olsa da, yillarin verdigi tecrubeyle son 3 sezondur Antalyaspor`da basarili bir performans gostermekte kendisi. 11 yerli oyuncuyla guzel bir baslangic yapan Antalyaspor`da bu isimlere liderlik gorevini de ustlenen, Mehmet Hoca`nin takim icindeki yardimcisi gibi Omer.

9. Scott Carson (Bursaspor)
Daha 19 yasinda Liverpool`a transfer olmus, 3 defa Ingiltere milli takiminin kalesini korumus, 210 maclik bir Premier League tecrubesi olan bir isimden bahsediyoruz. Seamen`dan sonra kaleci cikaramayan Ingiltere`nin bir donem umudu olmus fakat yedigi hatali goller (ozellikle euro 2008 oncesindeki Hirvatistan maci) sebebiyle 2. plana atilmis isimdir Scott Carson. Her ne kadar kendinden beklenenleri simdilik gosteremese de 26 yasinda, fazlasiyla tecrubele edinmis bir isimden bahsediyoruz. Artik aksamaya baslayan Ivankov`un yerine dogru bir tercih olarak geldi Bursaspor`a. En azindan defans oyuncularinin kaleye guveni tekrar saglanmis oldu. Kendisinin cok fazla ucarak, ziplayarak kurtarisini izleyemecegiz belki de fakat pozisyon bilgisi, bu yastaki tecrubesi ve ayagina hakimligiyle Super Lig`de fazlasiyla basarili olacaktir.

8. Kenan Hasagic (Istanbul B.B)
1999`daki kisa bir Altay macerasiyla beraber Turkiye Ligi`ne adim atan Hasagic bundan tam 5 sene sonra Gaziantepspor`la birlikte bu ligin emektar isimlerinden olacaktir. Gaziantepspor`da basarili islere adim atsa da, asil cikisini Abdullah Avci`yla beraber Istanbul B.B.`de yapmis olan basarili eldiven oncelerde bir kac sorun yasadigi Bosna Hersek kalesini de 2002 yilindan beri korumakta. Kesinlikle ortalama ustu olan fakat bazen basit goller de yiyebilen, ama en onemlisi zeki bir kaleci Hasagic. Ligimizi ve ligin futbolcularini cok iyi cozdugu icin rakibe gore pozisyon alma ve kurtarislar yapabilmektedir. Cok iyi kaleci midir birsey diyemem ama Spor Toto Super Lig`in en iyi 10 kalecisi arasina girecek emegi ve basariyi fazlasiyla gostermistir.

7.Cenk Gonen (Besiktas)
Bir devrin fenomeni Rustu Recber ve basarili bir cikis gosteren Hakan Arikan`in ardindan sessiz sakin bir sekilde transfer olmustu Besiktas`a. Transfer oldugunda daha 21 yasinda olmasina ragmen Denizlispor`da tam 4 sene gecirmisti ki bunlarin en az iki senesinde 1. kaleci pozisyonundaydi. Klasik!! Turkiye`de kaleci ortaya cikarma yontemi olan asil kalecinin sakatligi sayesinde (once Rustu`nun sonra Hakan`in sakatlanmasi) 21 yasinda Besiktas kalesinde kendini kanitlamayi basarmistir. Milli takima kadar yukselen Cenk 3. kaleci olarak geldigi Besiktas`ta su anda 1. kaleci rolune coktan burunmus, abilerinin ceketini yedek klubesine asmistir. Kaleciligi kadar efendiligi ve Nietzche`den yaptigi alintilarla goze batan Cenk hem Besiktas`in hemde milli takimimizin en buyuk umutlarindan. Bu listenin de en genc ismi olan Cenk umarim kendisine guvenenleri yaniltmaz ve en az takim arkadasi Rustu Recber kadar basarili olabilir.

6.Karcemarskas
Bu listeyi gecen sene yapma durumum olsaydi Karcemarskas`in ilk iki sirada olacagina garanti verebilirim. Gazitantepspor`a Cocuerio`nun ender iyiliklerinden Karcemarskas. Fizigi bir kaleci icin pek iyi olmasa da, inanilmaz refleksleri, mukemmel oyun okuyusuyla son 1.5 senedir beni kendisine hayran birakmakta. Litvanya`dan Stingaciu`dan sonra Turkiye ligine gelen 2. kaleci olan Karcemarskas Gazitantepspor`un gecen seneki cikisinda buyuk pay sahibi.Fiziki yetersizligi disinda gecen sene benim gozumde kusursuza yakin olan Karcemarskas, Tolga-Onur ikilisinin cikisi ve Muslera`nin gelisiyle beraber lige kotu de baslamasiyla listede 6. siraya geriledi. Lige kotu baslamasinda Gaziantep`in takim olarak etkisizligin yani sira kendisinin de isteksizliginin payi olmaya basladigini dusundum. Icinde barindirdigi potansiyeli, her kuzey ulkeli insan gibi hirsa donusturemeyen bir yapida bu da onun o son kademeye atlamasina engel oluyor. Bu zamana kadar Tolunay Hoca`dan ve sicak yore insanindan bu hirsi kapamamis olmasi kendisi adina cok olumsuz bir durum. Zaten son macla beraber Tolunay Hoca formayi yine Gaziantep altyapisindan yetismis, gayet iyi bir kaleci olan Mahmut`a verdi. Umarim Karcemarskas hem benim, hemde Gazianteplilerin bekledigi o son cikisi yapar. Cunku potansiyeli onu Antep`ten cok daha buyuk yerlere goturebilir.

5. Saso Fornezzi (Orduspor)
Bakmayin siz onu 5. siraya koyduguma, benim gonlumde simdiden 1. sirayi aldi Fornezzi. Hem fiyat-performans olarak hem de ilk 5 haftadaki kaledeki guven veren durusuyla ligin acik ara en iyi kalecisi. Geldiginde Avusturya`da yilin kalecisi secilmesine ragmen yedigi gol sayisi canimizi sikmisti. Cogumuz yabanci statusunu dusununce kendisinin yedek kalabilecegini konusurken hem ilk 11 baslamaya devam etti, hemde bizi kendisine hayran birakan kurtarislara. Hani derler ya `iyi kaleci dedigin takimina mac kazandiracak` Fornezzi`nin puan kazandigimiz, kazanamadigimiz her macta cok ozel ve onemli kurtarislari var. Orduspor`umuzun bu scout gorevini kim ustleniyorsa hem Fornezzi hem Gosso hem de Garcia icin ayri ayri tesekkur etmek gerekiyor galiba. Kendisini listede daha yukariya yazmamamin tek sebebi, saka maka ama nazar degmesinden korkmam. en son Fornezzi ve Garcia`yi ovmekten bitiremedigimiz haftada (Istanbul B.B. maci) ikisinin de beklenmedik hatarlar yapip puan kaybimiza sebep olmalari beni bu konuda biraz daha yavas davranmaya tetikledi. (Blog ekibinden bu konuda cok elestiri alsam da :D, Fornezzi`yi simdiden ilk ikiye koymama taraftariyim. Bu performansini surdurdugu surece Super Lig`in de otesine gecebilecegini gosterdi bize. Fakat yine de ayaklarimizin yere saglam basmasi, bir futbolcuyu aninda cok ovup sonrasinda performans dusuklugunde sikinti yasamamaiz adina Fornezzi`yi simdilik 5. sirada tutuyorum). ** Fornezzi kısmını en azından renktaşlarımın sonuna kadar okuyacağından emin olduğumdan, iki yıldız koyup araya gireyim dedim. İbrahim ben : ) Murat'ın yazısına limon sıkıyo gibi olabilirim ama Fornezzi'nin bulunduğun yerden rahatsız olduğumu belirteyim dedim. Bir numara, 5 numara, listeden çıkaralım nidalarının yükseldiği bir ortamda buraya koyuverdik ama ben bu konularda objektif olamıyorum. Casillas mı Fevzi mi deseler Fevzi diyecek bir tarzda olduğum için duruşumu belirtmek istedim : ) Nazar boncuğu olur umarım. Aynen devam Fornezzi ! : ) *** Bir cevapta benden gelsin, Ibrahim beni blog`un Erol Tas`i durumuna getirse de :D kendisinin nazarini belirtmek isterim. Garcia ve Fornezzi`yi en son cok ovdugunde I.B.B karsisinda takimimizin en iyi iki oyuncusuna nazar degtirtebilmis yetenekte kendisi... Bu yuzden ki Fornezzi`ye dokunma diyorum arkadasima (Fevzi`yi konusabiliriz mesela :D). Siralamada 5`te ama gonullerimizde 1 numara kalsin Fornezzi. Ama ayni fikirde oldugum bir konu var ki, Aynen devam Fornezzi ! : ) Ha bu arada ben tekrar Murad.

4. Tolga Zengin
En az bir saat dusundum hangi ismi daha once yazmaliyim diye. Ben bir liste yazmak icin bu kadar dusunurken Senol Hoca nasil karar vermekte bu ikilide anlamam. Tabi ki su son formuyla degil Onur, Casillas gelse dur diyebilecek bir Tolga var karsimizda. Ilk ciktiginda yine beklentilerin cok yuksek oldugu bir isimdi Tolga ki zaten milli takima cagrilmasi da bunun en guzel ornegidir. Trabzponspor`u gecmisten beri Trabzonspor yapan ALTAYAPI`sinin basarili bir eseriydi Tolga. Sonralarinda bir bocalama devri yasadi ve formayi once yabancilara, sonra firsatini kullanan `3. kaleci` Onur Kivrak`a kaybetti. Gecen seneki sampiyonluk yarisinda Onur`un sakatlanmasiyla Tolga`dan umutsuz olan butun futbol taraftarlarinin kendisi hakkindaki olumsuz yorumlarini tek tek yedirdi Tolga. Oyle bir cikis yakaladi ki Tolga, acaba Onur`un yerini doldurabilir mi diyenlere Onur`u unutturdu. Aradan gecen zamanda sakinlesmis, kaptanligin agirligini ustlenmis ve kendisini gelistirmis bir Tolga`yla karsilastik. Once 10 haftalik mukkemel 2010-2011 perforamsindan sonra bu sene kusursuza yakin 2011 performansiyla basladi Tolga. 1983`te bugun her iki kalecinin bu kadar basarili olmasinda buyuk payi olan Senol Gunes gibi, sene basinda Milano`da Inter`e karsi gosterdigi basarili performansiyla goz kamastirdi. Sampiyonlar Ligi`nde haftanin futbolcusu da secilen Tolga gecen senenin son 10 haftasinda ve bu senenin basinda yakaladigi formu uzun doneme yayabilirse, Senol Gunes`i cidden secim anlaminda zor gunler bekliyor. Stili unlu Rus kaleci Rinat Dasaev`e benzetilen Tolga umarim Turkiye`nin Dasaev`i olabilir. Cunku bu ceviklik ve atletikligi, tecrube ve zekayla birlestiribilirse bu listedeki her isimden daha yukarida olabilecek bir isim Tolga Zengin.

3.Onur Kivrak (Trabzonspor)
Listenin bir diger Trabzonsporlu`su, Tolga`nin bu son performansina kadar milli takimin Volkan sonrasi potansiyel kalecisi. Ersun Yanal`in Trabzonspor`a hediye ettigi, oyunculari yildizlastirmada sihirli degnegi olan Turk Futbol tarihin en buyuk kalecilerinden Senol Gunes`le beraber gun gectikce buyuyen Onur Kivrak`da takimina 3. kaleci olarak dahil olan fakat sonrasinda firsatini bulup kullananlardan. Ayni Tolga gibi refleksleri ve karsi karsiya pozisyonlariyla one cikan Onura, yan toplarda da kendini fazlasiyla gelistirmekteydi ki agir bir sakatlik donemi gecirdi. 6 aylik sakatlik donusu formayi Tolga`ya kaptirsa da yakin bir donemde forma savasinda bol rotasyon iceren farkli bir yol izlenecegi dusuncesindeyim. Diyorum ya 9 kisi oynayip hem Onur`u hem Tolga`yi oynatmak isteyen nice Trabzonspor`lu varken, hic bir hoca bu kadar tatli ama bir o kadar da zor bir tercih durumu icersinde kalmamali. Hele bu hocanin kalecilikte devamliligin ne kadar onemli oldugunu cok iyi bilen ve boyle iki cevherden birinin korelmesini goze alamayacak Senol Gunes olmasi bu zorlugu iki katina cikarmaktadir. Her iki ismin de buralara gelmesinde en buyuk isim sahibi olan Senol Hoca`ya Turk futboluna boyle 2 deger kazandirdigi icin ayrica tesekkur etmek gerek.
Tercih siralamasinda neden Onur daha yukarida diyen soran olursa da, her ne kadar Tolga`nin kurtarislari ve son performansi daha fantastik olsa da ben tercihimi kalede digerine gore daha saglam duran isimden yana kullanirim. Daha 23 yasinda olan Onur`un oynadigi surece bu performansi dusurmeden devam ettirmesi benim gozumde onu 3. siraya yerlestiren olay oldu. Her ne kadar Tolga son 10 mac ve bu seneki 6 - 7 macta kusursuza yakin oynunu surdurmeye devam etse de, devamliligi konusundaki suphelerimi yenemedigim icin tercihim Onur`dan yana oldu.

2.Fernando Muslera (Galatasaray)
Turkiye Ligi`nin gordugu en pahali kaleci transferi Muslera. Lazio`ya takasla verilen Lorik Cana`nin yani sira, haklarinin %50`sini barindiran Montevideo Wanderers`a 6.75 milyon euro odenerek alindi. Taffarel ve Mondragon`dan beri kalede yuzu gulmeyen Galatasaray icin worldclass, yuksek bonservisli bir kaleci transferi yapilmasi uygun bir transfer hamlesiydi . Tipki Onur ve Cenk gibi o da 21 yasinda fakat Italya Ligi`nde Lazio formasini 3. kalecilikten gelerek tirnaklariyla aldi. Lazio`da gecirdigi inisli cikisli 4 senenin ardindan kontratinin bitmesine bir sene kala klubu Lazio`yla sikintilar yasadigi icin bir firsat transferi seklinde Galatasaray`a transfer oldu. Aslinda onu isteyecek olan ve dusunmeden kalesine yazacak bir suru takim varken firsati iyi degerlendiren Galatasaray aradan sivismayi iyi bildi. Cepheden gelen toplara karsi cok iyi, refleksleri kusursuza yakin olan Muslera`in,yine reflexi iyi olan cogu kaleci gibi, yan top zafiyetleri onun goze batan en buyuk eksikligi. Lige asiri kotu baslangic yapmasini, harikalar yarattigi ve turnavanin en iyi kalecisi secildigi 2010 Guney Afrika Dunya Kupasi sonrasi yasadigi ufak bir dusus olarak goruyorum. Su anda faal kaleciler arasinda Dunya`nin en iyi 7. kalecisi olarak gozukmekte olan Muslera`nin, Turkiye ligini tanimasiyla ligimizin de en iyi kalecisi olacagina inanmaktayim. Ama cok farkli bir lige geldigini ilk 3 haftada ona bir sekilde ogrettiler bu sebeple listede biraz daha beklemesi gerek diye dusunmekteyim.

1.Volkan Demirel (Fenerbahce)
Turkiye liginde belki de nefret ettigim ender isimlerdendir Volkan. Karakteri, durusu, konusmalari, arada bir medyaya yansiyan kavga haberleriyle cahil futbolcu ornegini gozler onune soren bir yapidadir. Fakat bunlarin hic birisi kendisinin Turkiye Ligi`nin en iyi kalecisi oldugu gercegini degistirmez. Turkiye Ligi`nde yetisen futbolculardan Arda Turan ve Gokhan Gonul`den sonra Avrupa`da buyuk bir takimda forma giyebilecek 3. isim diyebilirim kendisine. Fakat kendisi diger arkadaslarinin tersine Avrupa hayali olmayan, kendi ulkesinde ve Fenerbahce`de fazlasiyla mutlu olan bir yapida. Fizigiyle, pozisyon bilgisiyle, yan toplardaki basarisiyla, sonunda edindigi tecrubesiyle ve hatta itici ozguveniyle bile gercek manada kalede guven vermektedir. Dedigim gibi bu itici tavirlari sebebiyle belki de hic bir zaman Fenerbahce taraftarlari haricinde, ligin en iyi kalecisi olarak gorulmeyecek. Onu hala eski hatalariyla, `yapma Volkan`larla` veya seyirciye forma atmaya calisirken kolu cikan kaleci olarak hatirlayanlar olucak. Fakat ben hic sevmedigim bir adami bu listede 1. siraya yazabiliyorsam, bu sirayi fazlasiyla hak ettigini dusunmekteyim. Aslinda Volkan`in yurtdisi tecrubesini denemesini cok isterim. Avrupa`da devam ederse futbolunun ustune daha cok koyabilecegine inaniyorum. Yillardir nasil oldugunu anlamadigim Fenerbahce altyapisi nasil olsa onun yerine bir kaleci daha hazirlar. Hatta Mert Gunok`ta bu isik fazlasiyla var diyebiliriz.

Liste Disi Onur Odulu: Rustu Rençber (Besiktas)
Su anki durumuyla listeye olmayi hak eder mi bilmiyorum. Onu boyle bir kiyaslamaya sokmak istemedim. Benim donemimin mahalle maclarinda her forvet Hakan Sukur, Hagi`yse her kaleci de Rustu`ydu. Arda Real Madrid`de Barcelona`da oynar mi diye tartismalar yapilirken Rustu Recber`in Barcelona`ya Laporta`nin o seneki yildiz transferi olarak gittigi unutulmamali. Rijkaard`in ayagi pas yapan kaleci anlayisi, Katalanlarin icinden gelene(Valdes) sevgisi, sakatligi ve yabanci sinirlamasi olmasa su anda dunyayi kasip kavuran Barcelona`nin kalesinde bir Turk kalecisinin olmasi Isten bile degildi. Ilk senesinde her ne kadar lige cok kotu baslasada, kendisine tam anlamiyla inanmayan bir hocayla ayakta durmasi kolay degildi. O Rustu Barcelona macerasi sonrasinda onu hala isteyen birkac Avrupa kulubunu reddederek Fenerbahce`ye geri geldi. Formasini Fener`de Volkan ve Serdar`a sonrasinda Besiktas`ta ise Hakan ve Cenk`e teslim etti. Simdi ise 38 yasinda olmasina ragmen forma aldigi her anda kusursuza yakin profosyonelligiyle oynamaya devam ediyor. Ozellikle son 2 senedir yasadigi degisken tavriyla hem Hakan`a hem Cenk`e birer rakip olarak degil, koruyucu bir abi gozuyle yardimci oldu, oluyor. Kendisinden cok sey bekledigimiz Cenk`i bize hazirliyor belki de... Bu sene ya da onumuzeki sene futbolu birakacak Rustu`yu, o goz altina cektigi komur cizgilerle ve hali saha maclarinda sutumu kurtaran her kalecinin Rustuuuuuu diye bagirmasiyla hatirlayacagim.

5 Ekim 2011

En Güzel Çay Doğuş Çay, Sarelle Nutellayı Döver!



Mevzu bahis Orduspor olunca buralardan reklam bile yaparız.
Orduspor'umuza destek vereni Orduspor'umuzun yanında olanı severiz, ayrı bir yere koyarız.
Ne diyoruz ; En güzel çay doğuş çay.
Forza Sağra, Forza Sarelle, Forza TADELLE : )

4 Ekim 2011

Böyle Ayrılık Olmaz ! | Şaban YILDIRIM



Olmaz işte. Ayrılığın böylesi de kabul edilemez.

Sakaryaspor...
Geçen sezon Antalya'da oynanan play off maçları sonunda, pekte favori olmadıkları elemeler neticesinde çıktıkları Bank Asya 1. Ligi'ne iyi başlayamayan, oynadıkları 5 maçta tek galibiyetin yanında 4 mağlubiyet alan Sakaryaspor'da çok değişik gelişmeler yaşandı dün akşam.
Bırak Sakaryalı olanı, Kocaelilisini de Antalyalısını da bu yazıyı giriyorsam Ordulusunu da etkileyen bir olaydı bu.

Diyeceklerim var;
Empati çok önemli birşey, empati...
Gerçi saygı olmadan empati beklemek pek saçma.
Yıllarca Süper Lig'de oynamış, daha geçen sene bulunduğu ligden çıkmış, Sakaryaspor gibi bir klüp kimlere kalmış öyle.
Hiç kimse Şaban Yıldırım'ın yerinde olmak istemezdi o gece sanırım. Yukarıda ki videoyu izledim sonra bi daha izledim. Kendimi Şaban Yıldırım'ın yerine koydum. Dedim arkadaş bu adam daha birkaç hafta önce "klüp zor durumda benim maaşımı düşürün." demiş.
Dememiş miydi yoksa?
Dememiş demek, yoksa bu kadar kolay olmamalı.
Böyle vefasız olunmamalı.
Bir "insan"ı milyonlar önünde ortada bırakmamalı. Olmamalı işte.
"İnsan"dır karşında ki, kırılır, gururu vardır. Ayıptır ayıp.

Four Four Two Dergisi DRACULİO Röportajı


Four Four Two dergisi Ekim sayısında futbolcumuz Culio ile yapılan röportaja yer verdi. Bir solukta okunan bu röportaj, Culio'nun yaşam hikayesiyle ilgili güzel ipuçları veriyor.İnşaat işçisi olarak süren bir hayat, 20 yaşında Arjantin 3.liginde futbol oynamaya başlamasıyla değişiyor ve kutsal topraklara dek uzanan hikaye başlamış oluyor. Emeğe saygı gereği röportajın bizi ilgilendiren güzel bir bölümünü aktaralım.

Kiralık olmak aidiyet duygusunun oluşmasını zora sokuyor mu?

Ben Orduspor’a ait olduğumu hissediyorum. Zaten kontratımda bir madde var. Orduspor bu sezon sonunda ligde kaldığı takdirde ben otomatik olarak Orduspor’un oyuncusu olmaya devam edeceğim. Anlaşmanın böyle olması beni rahatlatıyor. Burada mutluyum ve Galatasaray’a dönmek için oynamıyorum.


Mor-Beyaz renkler sana çok yakışıyor "Draculio". Umarım uzun yıllar bizimle kalırsın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...