4 Şubat 2014

Kötü Oynarken Kazanmak.. | Orduspor 2 - 1 Karşıyaka


2 haftadır oynadığımız futbol geceyle gündüz gibi. Mersin maçında berbat bir ilk yarıdan sonra harika bir 2. yarı oynamıştık ama şans bizim yanımızda değildi. Geçen hafta Mersin karşısında bizim yaşadığımızı bu hafta Karşıyaka bize karşı yaşadı. 2. yarıda bizi o kadar çok bunalttılar ki son dakikaları izlemeye kalbim dayanmadı televizyonu kapattım. Neyse ki çok önemli bir 3 puanı hanemize yazdırdık...

Aslında bu maçı 2 bölüm halinde değerlendirmek lazım. İlk yarıda istediğimiz oyunu sahaya yansıtmıştık. 22. dakikada Anıl'ın kullandığı kornerden gelen topa kafayla vuran Ufukhan golünü attı. Uzun süren sakatlığı sonucu sahalara golle dönmesi Ufukhan için de ayrı bir sevinç kaynağı oldu. Bu arada şunu da es geçmemek lazım. Son yılların en iyi duran top organizasyonunu yapıyoruz. Tabi bunda Anıl ve Ferhat'ın payı çok büyük. Metin Diyadin zamanında Süper ligde bu tür organizasyonları iyi yapıyorduk ama Metin Diyadin'in istifası sonrası daha sonra duran toplardan pozisyon ürettiğimiz söylenemez. Bu sene ise korner veya serbest vuruş olduğunda heyecanımız geçen seneye göre katbekat artıyor. Burada Erkan hocanın da hakkını vermek lazım tabi ki... Attığımız golün sevincini yaşamaya devam ederken çok güzel bir gol yedik. Kaleci Alişan'ın yapabileceği hiç bir şey yoktu. "Acaba bu maçı kazanabilir miyiz?" diye düşünürken bu sefer de Landel çıktı sahneye. Bu sefer de yediğimiz golün üzüntüsünü yaşarken tekrar öne geçtik. Landel yaklaşık 30 metreden harika bir vuruşla kaleci Bicik'i avladı. Bir nevi Karşıyaka'da Okan'ın attığı gole cevap vermiş oldu. İlk yarı bu sonuçla bitti ve devreyi 2-1 önde kapattık...

2. yarı herkes biraz daha rölanti bir oyun beklerken iyice geriye çekildik ve baskı üstüne baskı yedik. Burada ise ilk golün sahibi Ufukhan tekrar sahneye çıktı. İlk yarı takımımızın ilk golünü atan Ufukhan bu sefer defansıyla ön plana çıkıyordu. Karşıyaka çok pozisyon vermiyorduk ama top sürekli onlardaydı. Tabir-i caizse nefes almamıza izin vermiyorlardı. Takımda top tutabilen oyuncular Anıl ve Landel'di. Anıl da 60. dakikada yerini Hasan'a bırakınca baskıyı iyice arttırdılar. Biz ise kontrataklarla  3. golü bulup rahatlamak istiyorduk ama o golü bir türlü bulamadık.  2. yarı çok kötü oynadık ama 3 tane neredeyse %100'lük gol kaçırdığımızı da belirtelim.İlk önce Ziya bomboş haldeyken vurduğu kafa kaleci Bicik'in üstüne vurdu. Subasic de kaleciyle karşı karşıya dışarı attı. Emre Aygün de yine müsait pozisyonda bir pozisyondan yararlanamadı.. Şu takımda adam gibi bir forvetimiz olsa şu anda çok daha iyi yerlerde olabilirdik ama Bruno ve Şadi'den sonra hiç iyi bir forvetimiz olmadı maalesef. Neyse ki futbol melekleri bizim yanımızdaydı ve maç sonunda  gülen taraf biz olduk...

Bu maçtan hatta son iki maçımızdan önemli dersler çıkarmak gerek. Bir yarı iyi bir yarı kötü oynamamızın sebepleri neler? Konsantrasyon eksikliği, tedirginlik vs. her neyse bir an önce teşhis konulmalı ve tedavisi yapılmalıdır. Lig uzun bir maraton ama lig sonuna kadar böyle gitmemeli. Zira bizde bunları kaldıracak kalp yok...

Bu sene bizim kesinlikle Süper lige çıkmamız lazım. Başka kurtuluş yolumuz yok. Şu an çok ince bir çizgide gidiyoruz. Dengeyi kaybedip düşersek bir daha toparlayabilir miyiz meçhul.. O yüzden artık taraftarın da devreye girmesi gerekiyor. Unutulmamalıdır ki bu takım belli bir kişinin veya belli bir grubun takımı değil BİZİM TAKIMIMIZ! "Şehir takıma küstü" deniliyor ama Allah aşkına bir şehir bir takıma nasıl veya neden küser? Onurlu bir ekiple onu mücadelesi verirken taraftarın takımı yalnız bırakması bize yakışmıyor. Takımla ilgilenen 2-3 yönetici kalmış zaten taraftar da destek vermezse tüm yük bu yöneticilerimize kalacak.  Takıma destek vermeyerek kime zarar verdiğimizi düşünmemiz gerekiyor. Sene başında "Bu takım düşer" diyenler bile "Bu sene çıkabiliriz" dediği ortamda kenetlenerek neden Süper lige çıkamayalım?

2 Şubat 2014

22. Hafta | Orduspor vs Karşıyaka


1 haftalık bir aranın ardından yarın akşam 19 Eylül'de Karşıyaka'yı konuk edeceğiz. Mersin deplasmanında ilk yarının son haftaları da dahil olmak üzere uzun zamandır izlediğimiz Orduspor'dan çok daha pozitif, ligin ilk haftalarını anımsatan bir takım vardı sahada. Özellikle maçın ikinci yarısında oyunu Mersin İdman Yurdu yarı sahasında oynamamıza rağmen gol yollarındaki beceriksizliğimiz puan almamıza engel oldu diyebiliriz. Mersin maçının ardından Bay haftası bir nebze iyi oldu diyebiliriz. Hem mevcut sakatlıkların düzelmesi hem de oynanan iyi futbolun karşılığının alınamamasından dolayı yaşanan psikolojik travmanın atlatılması adına 1 haftalık ara imdadımıza yetişti.

Psikolojik olarak ara iyi gelse de sakatlıklar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Geçtiğimiz hafta takımdan ayrı çalışmalara başlayan Eren Özen'in ağrıları yeniden tekrarlayınca tedavi için İstanbul'a gitti. Kaleci Ferhat'ın sakatlığı devam ediyor. Bu isimlere ek olarak Volkan'ın da sakatlanması canımızı sıkan diğer bir unsur oldu. 

Mersin maçında rakibimize kaybetmemize ve ardından BAY haftasını atlatıp maç oynamamıza rağmen bu haftayı galibiyet ile kapatmamız durumunda ilk iki ile olan puan farkı 2'ye düşecek. Geçtiğimiz hafta oynanan maçların neredeyse tamamı bizim dilediğimiz şekilde sonuçlandı. İlk 6 içindeki takımlar ve hatta ilk 6 dışında kalan Samsunspor'un dahi ilk iki hesapları yaptığı bir ortamda kazanılan her puan altın değerinde olduğu gibi kaybedilen puanların telafisi de imkansız değil. Bu durumun da bilincinde olarak elimize geçen fırsatları değerlendirdiğimiz sürece yarışı sonuna kadar sürdürebiliriz. Rakiplerimizin birbirleriyle oynadığı ve puan kaybettiği haftalarda kayıp yaşamamalıyız. 


Rakibimiz Karşıyaka ligin ikinci yarısına oldukça iyi başladı. Şanlıurfa ve deplasmandaki Adanaspor galibiyetlerinin ardından İzmir'de Mersin İdman Yurdu ile golsüz berabere kalan Kafkaf'ın Yusuf Şimşek ile oldukça olumlu bir hava yakaladığını söyleyebiliriz. İstatiksel olarak baktığımızda Ordu'da Karşıyaka'ya bariz bir üstünlüğümüz var. 19 Eylül'de geride kalan 11 karşılaşmanın 7'sini kazanıp 4 maçta ise berabere kaldık. Kafkaf'da takımın önemli isimlerinden Rıdvan Şimşek cezalı olması sebebiyle forma giyemeyecek. Kafkaf sahaya öncelikle 1 puan içip çıkacağını söyleyebiliriz. Öncelikle gol yememeyi düşünüp Ars'ın yan toplardaki üstünlüğü ve Ofoedu'nun hızı ile gol arayacaklardır. Biz ise Mersin İdman Yurdu maçının ikinci yarısındaki olumlu futboldan dolayı son haftalardaki olağan kadrodan daha değişik bir dizilimle sahaya çıkabiliriz. Alişan kalede alternatifsiz. Defans dörtlüsü Erkan Sekman-Soro-Ufukhan(Adem)-Ferhat, sağ kanatta Ziya, ortada Salih ve Landel, solda Emre Aygün ileride ise Anıl ve Subasic 11'i ile sahaya çıkacağımızı düşünüyorum. Mersin maçında Landel'in orta alana geldikten sonra takımın hareketlenmesi, Ziya'nın maçın ikinci yarısında takıma olumlu katkı yapmasından dolayı hafta içi antrenmanlarda Erkan Hoca genel itibariyle bu dizilim üzerinde durdu. Tandemde ise Soro'ya sakatlığı geçen Ufukhan mı yoksa Adem mi eşlik edecek şimdilik soru işareti...

Ligin ikinci yarısını galibiyet ile açtığımız 19 Eylül'de yarın yolumuza kayıpsız devam etmek en büyük temennimiz. Herşey formamızı terleten futbolcuların ve Ordu şehrinin elinde. Futbolcularımız yüreklerinden inanıyorlar ve mutlu son için mücadele ediyorlar. Bu onurlu yürüyüşde onları yeterince yalnız bıraktık. Yarın yanlarında olalım. Yüklerine bir omuz verelim. Yolun açık olsun Orduspor'um...

27 Ocak 2014

Efsane Takımın Efsane Kalecisi... Mekanın Cennet Olsun Öner Piroğlu!


70 yıllarda fırtına gibi esen Orduspor'un efsane kadrosunun efsane kalecisi Öner Piroğlu...
Ünlü İtalyan kaleci Dino Zoof'un gol yememe rekorunu elinden alan, 1088 dakika gol yemeyerek Orduspor tarihine adını yazdırmış bir isim...
Futbolculuğunun yanı sıra hoca olarak da Orduspor'a hizmet vermiş olan Öner Piroğlu son olarak Diyarbakırspor'da kaleci antrenörü olarak görev yapıyordu.

Diyarbakıspor'un 1-0 kazandığı Yozgatspor deplasmanından dönüşte kalp krizi geçiren Öner hocamız Erciyes Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan ameliyattan sonra fenalaşarak hayatını kaybetti.

Hocamız için yarın saat 10:30'da 19 Eylül Stadyumu'nda tören düzenlenecek. Hocamız öğle namazına müteakip Orta Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından şehir kabristanlığında eşinin yanına defnedilecektir.

Ailesi başta olmak üzere, Orduspor camiasının ve sevenlerinin başı saolsun.

21 Ocak 2014

Haftanın Ardından #21 | Mersin İdman Yurdu 1:0 Orduspor



Adanaspor maçında ortaya konan kötü futbol sonrası, Mersin İdman Yurdu maçına dair umutlarımız azalmıştı. Deplasmanlarda yakalanan o rüya gibi hava Ankaraspor maçıyla yerle bir olunca, eski güveni hissedemiyorsun takıma karşı. Hele ki bizzat rakibine konuk oluyorsan… Galibiyet ihtimali bizi zorlayabilir ama ideal oyunumuzla 1 puanı çok rahat çıkarabiliriz Mersin’den. Maça dakikalar kala kadroda Volkan’ı göremeyip sözleşmesinin son gününde olan Formichev’i görünce afalladık aslında. Kendi fikrimdir şu kısım, ben Alişan’ı hem Ferhat’a hem de Formichev’e tercih ederim. Formichev’in her ne kadar boyu gibi avantajı olsa da, kararsız hareketleri sıkıntı yaratıyor ve yaratacaktırda bundan sonra oynarsa. Alişan’da da her ne kadar Formichev gibi bir acemilik olsa da, o acemiliğine rağmen daha cesur, daha kararlı ve kendine güvenen bir görüntü verdi bana.
Erkan Sözeri’nin sahaya sürdüğü kadro bizlerinin düşüncesinin aksine 3 puana yönelikti. Ben düşüncesini taktir ettim. Oynatmama değil de oynamaya yönelik bir takım oldu Orduspor. Mersin İdman Yurdu karşısına, sıralamada onların üzerinde olan bir takım gibi oynayarak kendine güvenen bir tablo çizmeye çalıştık. Ama olmadı… Daha 4.dakikada atağa kalkmaya çalışırken, defansta iki kişiyle yakalandık. Mehmet Yıldız’ın asistini Güven Varol gole çevirdi. 1:0. Şu an için sahada olan Orduspor’un kadrosu çok sınırlı. Mersin İdman Yurdu’nun ileride bulunan adamlarına karşı hem kanatlardan hem de göbekten çok açık veriyoruz. Ve maalesef golden sonraki dakikalarda da ayağımızda top tutamıyoruz. Anlayacağınız, düşünce sahaya yansımıyor. Top tutamıyoruz, bunun  yanında rakibin topla oynamasına çok izin veriyoruz.  Mersin İdman Yurdu, dün akşamın ilk yarısında topla oyunu iyi sergiledi. Araya bir gol daha sıkıştırabilselerdi fişimizi erkenden çekeceklerdi.

Orduspor olarak ilk pozisyonu maçın 17.dakikasında bulduk. Rakibin üzerine gidemiyorken bulunan duran topları iyi kullanmak gerekiyordu. Biz her duran topta rakip kaleye tüm oyuncularımızla haddinden fazla yüklensek de golü kaçıran taraf oluyorduk. Emre Aygün ilk yarıda takımın freni olarak çok göze battı. Teknik heyette bunu kabul etmeli ki Emre Aygün bugün Orduspor’da 4 sene öncesinin ekmeğini yemekte. Gerçekten o sezon krallar gibi top oynamış, daha sonraki dönemde Ankaragücü formasıyla Süper Lig’de zaman zaman yer aldığında iç geçirmiştik. Şimdi net olan tek şey o Emre Aygün bu Emre Aygün değil. Bu Emre Aygün’ün normal şartlarda bırakın ilk 11’i yedek kulübesinde dahi duramaması gerekirken, ah şu şartlar…

Keza Bilal’de öyle.

Keza Subasiç’te…

İçinde Emre Aygün, Bilal Türkgüler, Subasiç gibi isimlerle sahaya çıkmak zorunda kalan takımdan ilk 2 beklemek gerçekten çok zordu. İlk 6 mı? Ona inanıyorum. Rakiplerde istikrarlı bir görüntü ortaya koyamıyorlar.

Subasiç tam bir zaman kaybı ama elde alternatif yok. Lanet ettim iyice şu transfer yasağına. Bu arkadaşımız boş pozisyonda dahi ayakta durmakta zorluk çekiyor. Anıl, Landel gibi isimler çok zorda kalmadıkça pas çıkartmıyorlar kendisine. İnancınız olsun her maça 10 kişi çıkıyoruz. 2.yarıya Bilal – Ziya değişikliğiyle başlandı. Yerinde bir değişiklik. Dakika 47’yi gösterdiğinde kazanılan duran topta Mersin İdman Yurdu kalesine tüm gücümüzle gelmişken Emre Aygün ile akıllara zarar bir gol kaçırdık. Böylesine zorlu maçlarda hücum alternatifi yaratamıyorsan ender gelişen pozisyonları golle sonuçlandırmak zorundasın. Yapamıyorsan, zaten yenik durumdasın ahlar vahlar…

Roller tamamen değişti 2.yarıyla beraber. Topla oynayan taraf Orduspor ve ayağında  daha çok tutan taraf Orduspor oluyordu bu devrede. Rakip defansı zorlayamıyoruz ama devamlı duran toplar kazanıyor, işin güzel tarafı ise bu duran toplarda hep farklı stratejiler üretiyor, gol pozisyonlarına giriyoruz. Ama nafile, o top çizgiyi geçmiyor ve dakika 57’de yine Emre Aygün’le net bir pozisyondan yararlanamıyoruz. Oyunun ikinci 45 dakikasında öyle baskı kuruyoruz ki Mersin İdman Yurdu’nun kendi alanında çıktığı anlar yok denecek kadar az, çıkamıyorlar. Maç boyunca özellikle de 2.yarıda vasatın altında bir futbol ortaya koyan Mersin İdman Yurdu’na karşı puan veya puanlar alamamak gerçekten çok üzücü olacaktı. Bu devrede Salih’in yer yer top kayıplarını görsek de rakibin kötü oyunu, bu hataları telafi ediyordu.

Dakika 73’de Anıl’ın kafa vuruşunu kaleci Ahmet kornere çeliyordu. 83.dakikaya kadarda Mersin İdman Yurdu tek bir pozisyon bulamıyordu. Bu dakika kritik. Önce İbrahim Efe dönüşünde de Subasiç’in topları direkten dönüyor ve artık pes ediyorduk. Bu dakikadan sonra oyun sıkça duruyor neticesinde de soğuyordu. Son anlarda da pozisyon ararken defansta açıklar veriyor Mersin takımını pozisyona sokuyorduk ama skoru değiştirecek golü bulamıyorlardı…

Stat: Tevfik Sırrı Gür
Hakemler: Deniz Çoban, Oğuz Terzi, Birol Güldane
Mersin İdmanyurdu: Ahmet, Anıl Karaer, Güven, Mahmut (Dk. 67 Murat), Ben Yahia, Mitrovic, Veli, Ali Tandoğan, Efe Halil, Mehmet Yıldız (Dk. 69 Eren), Nduka (Dk. 88 Nurullah)
Orduspor: Fomichev, Erkan (Dk. 75 Canberk), Ferhat, Soro, Adem Sağlam, Salih (Dk. 81 Tuna), Bilal (Dk. 46 Ziya), Emre, Landel, Subasic, Anıl Taşdemir
Gol: Dk. 5 Güven (Mersin İdmanyurdu)
Sarı kart: Dk. 87 Tuna (Orduspor)

20 Ocak 2014

21. Hafta | Mersin İdman Yurdu - Orduspor


Bu akşam saat 20:00'da geçtiğimiz sezon Süper Ligden düşerken bize eşlik eden iki takımdan biri olan Mersin İdman Yurdu ile karşı karşıya geleceğiz. 2011-2012 sezonunda Süper Lige yükselirken de bize eşlik eden Mersin İdman Yurdu bu sezon da önemli rakiplerimizden biri durumunda. Gerek ilk altı gerek ilk iki önemli rakiplerimizden biri olan Mersin İdman Yurdu ile ligin ilk yarısı Ordu'da oynadığımız maçta 0-0 berabere kalmıştık. İlk 6 içerisinde yer alan takımlara karşı ligin ilk yarısındaki olumsuz görüntüyü ikinci yarıda tersine çevirmemiz gerekiyor. Mersin İdman Yurdu karşılaşması da bu anlamda umarız bir başlangıç olur.

Saat 20:00'da başlayacak olan mücadeleyi Deniz Çoban yönetecek. Kendisini çok iyi hatırlamayız. Umarız bu akşam da bize eskileri hatırlatmaz. Karşılaşma Trt Spor'dan canlı yayınlanacak. Mersin İdman Yurdu'nda devre arası bir kaç futbolcu ile yollar ayrıldı. Bu isimlerden Lawal'ın eksikliğini ligin ikinci yarısında hissedeceklerini düşünüyorum. Lawal'ın yokluğunda Süper Lig kadrolarında da yer alan Ben Yahia'dan daha fazla verim almaya çalışacaklardır. Kadroda bizden biri olduğunu da belirtelim. Süper Ligde yer aldığımız iki sezon da kadromuzda yer alan Ömer Alp Kulga Mersin İdman Yurdu forması giyiyor. Sezon başında kadroda tutulmak istenen Ömer ile maddi konularda anlaşılamamıştı ve Ömer de Mersin İdman Yurdu'na transfer olmuştu. Süper Ligdeki iki sezonumuzda da birçok maçta görev alan Ömer bu sezon Mersin İdman Yurdu'nda sadece üç maçta forma şansı buldu. Ordu'dan ayrılmasaydı formanın ilk sahiplerinden biri olacaktı belki ama ne diyelim... Son olarak Mersin İdman Yurdu'nun Ligin ilk haftalarında Balıkesirspor ile yollarını ayıran kaleci Ahmet Şahin'i de kadrolarına katarak kaledeki problemlerini de çözdüklerini söyleyebiliriz.

Mersin İdman Yurdu ile 22. maçımıza çıkıyoruz. Oynanan 21 maç sonunda Orduspor’umuz aldığı 8 galibiyete Mersin İdman Yurdu 6 galibiyet ile cevap verdi. 7 maç ise berabere bitti. 2005/2006 ile 2010/2011 sezonlarında 1. Lig’de Mersin’de oynanan ve 4:1 kazandığımız maçlar iki takım arasındaki en gollü en ve en farklı maçlar olarak tarihe geçti.

Maça 1 saatten az kaldı. Haydi Orduspor'um. Uyuyan koca bir şehre rağmen sessiz ve derinden yolumuza devam edelim. Her hafta, her geçen hafta daha da güçlenen umutlarımızla... Mutlu sonun hayaliyle...

12 Ocak 2014

20. Hafta | Orduspor 2:0 Adanaspor


Maç öncesi kolay geçmesi muhtemel maçları hiç sevmedik. Ordu’ya eksik veya sıkıntılı gelen takımların çoğuna puan verdik kendimi bildim bileli. Adanaspor’un durumu da hiç iç açıcı değildi maç öncesi. Devre arası takımın yarısıyla yollar ayrılmış A2 takviyeli bir kadroyla tutarsa 1 puan alma derdinde çıkacaklar maça. Orduspor olarak bizim bu sezon iç sahada verdiğimiz tuhaf puanları düşündüğümüz zaman o kadar kolay bir maç olmayacağını tahmin etmemek zor değildi. Devreyi Şanlıurfaspor’a karşı alınan 2:0’lık iç saha galibiyetiyle kapatmamızın ardından bu maçı da kazanırsak 2.defa Ordu’da iki maç üstüste kazanacağız Fethiyespor ve Adana Demirspor serilerinden sonra.

Adanaspor’un eksikleri malum ama bizimde dar kadromuz ve transfer yasağımız can sıkıcı bir ortam yaratıyor. Bu dar kadro üzerine sakatlar ve cezalılar eklenince Ankaraspor maçında yaşanan hezimet akla geliyor, üzülüyoruz. Maalesef bu saatten sonra böyle ite kaka yolumuza devam edeceğiz. Bir başarı gelecekse bu sezon, bu başarı futbolcuların yetenekleriyle değil sezon sonuna kadar bu işe ne kadar inanacaklarına bağlı olarak gelecek. Bu inancı ben görebiliyorum, bozulmamasını diliyorum.

Beklenen bir tempoyla başladı maç. İlk yarıda oynanan Adanaspor maçının düşündüğümüzde takımın oyununda  felaket bir düşüş olduğunu görebiliriz. Bu kadar eksik bir takıma karşı pozisyona dahi giremeyen bir Orduspor hiç hoş değil. Orduspor’un bu kötü futbolunda Adanspor’un hiç mi payı yoktu? Vardı. Çok sık defans ve daha 30.dakikadan sonra anlamsız oyunu yavaşlatma çabası karşı takımın niyetini ortaya koyuyordu. Bizim hatalarımız yok muydu? Vardı. Adanaspor’un kale bölgesi en sıkıntılı yeri lig başından beri. Bu sezon kümeye düşerse Adana temsilcisi bunun en büyük nedeni kale bölgesinde yaşadığı sıkıntı olacaktır. Bu maç Adanaspor kalesini koruyan Yaşar Memişoğullarından daha önce Bafraspor ve Menemen Belediyespor kalesini korumuştu. Ki bu takımlarda bile as kaleci konumunda değilken kendini biranda 1. Lig’de buldu. Karşında böyle acemi bir kaleci varsa ve sen rakibin üzerine gidemiyorsan yapabileceğin en mantıklı hareket şut şut ve yine şut olacaktır.

Ah şu forvetsizlik. Gerçekten şu takıma Bruno’dan sonra leblebi gibi gol atacak bir forvet getiremedik. Murat Aktaş, Serkan Turhan, Şadi Çolak ve Bruno gibi isimlerden sonra bizlere Anatoliy, Kostovski, Ahmet Güven, İbrahim Şahin, Hasan Kabze, İonita, Subasiç gibi isimler izleterek mutlu olmamızı istediler. Subasiç oynamasın artık, gerekirse forvetsiz çıkalım orta sahamız bir adam fazla olsun. Zaten tüm gollerimizi orta sahamız atmıyor mu? Her maça 10 kişi çıkarak ilk 2 gelmez sanmıyorum.

Bu kadar kötü oynadığımız maçta Landel ve Soro’nun 5 dakika arayla attıkları gollerle 2:0 öne geçtik ve Adanaspor’un gardını düşürdük. Maçın ilk dakikasında Subasiç’in pozisyonunu saymazsak neredeyse ilk şut denememizde golü bulduk. Adanaspor’u yıkmak bu kadar kolaydı işte ama biz ne yaptık? Kendi işimizi kendimiz zora soktuk. İstanbul Büyükşehir Belediyespor dün 3 puan kaybedince bu 3 puan daha anlamlı oldu. Canberk Dilaver içinde Ankaraspor maçında yaşadığı hayal kırıklığını üzerinden atması açısından büyük moral sağladı bu maç. Tribünlerden alkış alması güvenini yerine getirmiştir. Bu sezon çok işimize yarayabilir kendini daha çok geliştirir ve aklını futbola verirse.

İyi bir futbol ortaya  koyamadık. Lakin Ordu’ya eksik gelen her takım puan yada puanlar alıp gider klişesini yıktık dün akşam. Bu bile tek başına bir umut kaynağıdır. Ama herşeyin bu kadar tozpembe olmadığını da biliyoruz. Maalesef maraton çok uzun ve biz maratonda zamanla çok eksik kalacağız. Haftaya Mersin İdman Yurdu maçı bu kadar rahat olmayacak. Net konuşuyorum, Mersin İdman Yurdu maçı bizim bu sene ki hedefimizi belirleyecek maç olacaktır. Pazartesi’ye verildiği için kaçırdığımız bu deplasman için çok üzülüyorum kendi adıma.

Hayırlısı…

10 Ocak 2014

İkinci Yarı Başlıyor.. | Orduspor vs Adanaspor


Sessiz sedasız geçen kısa bir aranın ardından ligin ikinci yarın bizim için başlıyor. Saçma sapan bir şekilde ilk defa bize uygulanan yasağın bir ihtimal kaldırılmasını umut ettik ama yolumuza başladığımız gibi devam edeceğiz. Sezon başında 6 aylık sözleşme yapılan Fomichev'in de durumunun umduğumuz şekilde olmadığını söyleyebiliriz. Fazla şans bulamayan Faruk ve bekleneni veremeyen Ionita'yı da ikinci yarıda yok sayabiliriz.

Bu isimler haricinde sezon başından beri sakatlık problemlerimiz devam ediyor. Eren Özen ile başlayan furyanın son piyangosu Ferhat'a vurdu. Ferhat ilk yarının son maçında sakatlandı ama anladığımız kadarı ile Mr için İstanbul'a henüz 1 2 gün önce geliyor ve tedavisi de yeni başlıyor. Ya da yanlış teşhis konulduğu için iki hafta çöpe gidiyor. Ne kadar güzel dimi? Ne güzel rahatlık... Eren, Ufukhan, Ferhat Odabaşı, Alişan, Faruk... Aşırı uzayan tedavi süreleri, konulan yanlış teşhisler ile zaten dar olan kadromuzu kendi elimizde baltalıyoruz. Ferhat'ın tedavisi düzgün bir şekilde ilerleseydi Adana maçını kaçırıp ikinci yarının ikinci haftasında forma giyebilecekti belki ama şimdi 4 hafta forma giyemeyeceği söyleniyor. Can sıkıcı bir konu. Çok fazla içine girmenin anlamı yok ama bundan sonrası için gerekli önlemlerin alındığını umut ediyoruz..

Sakatlıklar, eksikler, transfer yasağı bir yana sezon başından beri göz ucuyla takip edilen bir takım var. Oturduk nerede tökezleyecekler diye bekliyoruz. Hedef takım değiliz, nefesimizin gittiği yere kadar dediğimiz halde yarışın içine dahil olduk bir şekilde. İlk yarıda 36 puan toplamışız, neden olmasın diye soruyoruz kendimize. Belki biz de bir ucundan tutsak, omuz çıksak, itelesek olacak sanki... Olmaması için bir sebep yok çünkü 1. ligde bir çok örneğini gördük bu durumun. Yüksek bütçelerle kurulan takımların yerine takım olabilmeyi başarmış, oldukça mütevazi kadrolara sahip takımların başardığına tanık olduk. Ama belli bir kesim bir köşede öylece bekliyor. ''Bu hafta takılacaklar. Bu hafta kopacaklar. Tamam dağıldılar. Bundan sonra daha toparlayamazlar. Zaten götüremeyecekler.'' Bu cümlelere çoğumuz tanık olmuşuzdur. Çünkü yabancı değil direk yakınımızdaki bir arkadaşımız, babamız, kardeşimiz, Orduspor ile bir şekilde bağı olan kişilerin cümleleri bunlar. Öylece şimdi koptular kopacaklar diye bekleyen ciddi bir kesim var ve ligin ilk yarısında bu takım 36 puan toplamış olmasına rağmen bu ön yargının kırılamamasının da bir açıklamasını yapmak mümkün değil.

Sıçıp batırdığı bir maçtan sonra bile ''I love you Culio'' diye inleyen tribünlerimiz aynı formayı taşıyan futbolcularını tribüne çağırmaktan aciz, aciziz. Milyonlar alıp gram emek vermeden koca bir şehrin 26 yıllık özleminin değerini bilmeyen üç kuruşluk futbolcu müsvettelerine hissettirmeye çalıştığımız duyguları Volkan'a, Ferhat'a, Anıl'a, Salih'e hissettiremiyoruz ya hakikaten insanın zoruna gidiyor. Ptt'deki hedefsiz sezonlarında bile takımından kopmamış bir şehri iki yıllık Süper Lig serüveninden sonra Ptt'de yeniden zirveye oynamasına rağmen kendi takımına yabancılaştıranları da ayrı bir tebrik etmek lazım. Sportif başarı geldi. Sonrasında yanlış planlama ile düşüldü. Çok ağır şartlarda üstelik... Küme düşmek, milyonlarca liralık borç yükü, transfer yasağı, o bu değil bizim en büyük kaybımız şehrin takımdan soyutlanması olmuş.

Biz ne kadar gerektiği kadar yanlarında olamasak da, omuz veremesek de bu takımın oluşmasında emek vermiş kişiler, yapılan eleştirilere rağmen Erkan Hocaya bu sorumluluğu verip bu kadronun oluşmasına vesile olanlar ve bu takım mücadelesine devam edecek.

*

Ferhat, Eren, Fomichev yok. Volkan cezalı,  Ufukhan muallak.. Eksiklere rağmen 14 futbolcusu ile yolunu ayırıp henüz birkaç transfer yapabilmiş bir rakip olacak karşımızda. Son dakika transferleri ya da A2 takımı destekli bir kadro ile karşımıza çıkabilirler. Her hafta yolun sonuna bir adım daha yaklaşacağız. O yüzden her takıma karşı aynı motivasyon ile sahada yer almalıyız. Köşeyi döndük.Yolun sonuna daha çok var sonu karanlık değil. Bir ışık var. O ışık yok olmadığı sürece de bize umutsuzluk yasak!

Yolunuz açık olsun çocuklar,
Yolun açık olsun Orduspor'um...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...