kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2013

Siz Bu Şehrin Hayallerini ...

Baştan anlaşalım, yazı, maç yazısından daha çok kişisel bir yazıdır. Okuyup, okumayacağınıza ona göre karar verin diye söylüyorum. Zamanımız kıymetli çünkü... 

Ordu'daydım dün. 7 - 8 ay oldu sanırım gelmeyeli. Günü birlik bir çırpıda aile ziyaretlerini gerçekleştirip Samsun'a dönmüştüm. Sabahta tekrar erken uyanıp Ordu'ya gelecektim. Plan bu şekildeydi en azından. İçten içe de 2 gün içerisinde Ordu'ya iki kere git gel yapmak saçma geliyordu. Bu sabah uyandığımda daha doğrusu uyanamadığımda içimde bişeyler gitme dedi. Kafamı yastığa koyup geri uyandığımda ise saat 12'yi gösteriyordu. Hala vakit vardı Ordu'ya gitmek için ama dedim ya içimde birşeyler tutuyordu 2 saatlik yol için beni. Oysa ben yada bizler, imkanlar dahilinde hiçbir zaman yollardan kaçmamıştık Orduspor peşinde. Bu yazıyı okuyan insanlar, çevrelerinde Orduspor uğruna katedilecek yollar öncesnde yada sonrasında "bilader sen delisin" sözüne hiç yabancı değiller değil mi? Olayı Orduspor olarak daraltmayayım hatta, futbol bir deliliktir zaten. Futbolu anlamayan adam, senin bir top uğruna belki arkadaşlarını, belki aileni, hafta sonunu yada hafta içini feda etmene akıl sır erdiremeyecektir zaten. Bugün bir delilik yapamadım ben. Yenilirsek, 2 saatlik dönüş yolunun bitmeyeceğini düşünmekten. Sanki ömrümün geri kalan kısmının o yolda geçeceği düşüncesinden. Çok korktum sonra maç bittiğinde "iyi ki gitmemişim" demekten. Maç anına kadar ise kendimi sorguladım durdum. Ben bu takımın son yıllarda yaşadığı tüm sevinçlerde yerimi almıştım, mutluluklarını paylaşmıştım. Yıllar yıllar sonra bile Samsun'da ve Ankara'da yaşadıklarımızı ballandıra ballandıra anlatabileceğim için şanslı taraftarlardan birisi olarak sayıyorum kendimi. Bunların yanında "en kötü gün bugünse" deriz ya. İyi günlerde vardıkta kötü günlerde yokuz? Gün boyu düşündüm durdum "bende mi iyi gün taraftarıyım acaba?" diye. Çünkü ben, ilk defa küme düşme duygusunu bu kadar içten yaşıyorum. Kaldıramıyorum da özellikle son 3 haftadır maç sonlarını. Her maç bittiğinde kendimi boş boş duvara bakarken buluyorum ki hepimiz yaşıyoruz bunları. Sorun düşmekte değil aslında. 1. Lig'de ilk defa oynamayacağız, gayet iyi bildiğimiz bir lige geri dönüyoruz. Sorun, formamızı, renklerimizi, armamızı terleten ruhsuz futbolcularımız. Yazının şu kısmına geldiğimde dişlerimi sıkıyorum. En iyi söz "ruhsuzlar" çıkabiliyor sadece. Diğer sıfatları yazamıyorum çünkü buraya. Ben her maç o renklerin, rakibi karşısında aciz duruma düşmesine katlanamıyorum. İçim yanıyor benim, içim! Tribündergi'yi takip edenler vardır aranızda. O forumda "chopper" nickli arkadaşımız maç gecesi şöyle bir yazı yazmıştı;
"Tek bir kelimenin bile ortak olmadığı,derdini anlatamadığın,havanın leş nemin beleş olduğu Çin'de pasaportunu,parasını,cüzdanını,ehliyetini çaldırmış bir adam olarak diyorum ki; UMUTLARIMIZI ÇALMAYIN!"
Süper Lig'e çıktığımız sezon, normal sezonun bitime 5 - 6 hafta kala blog aracılığıyla tüm futbolcularımıza mektup yazıp otelde kapılarının altından atmıştık. O sezon gerçekten çok mütevazi futbolcularımız vardı takımda. Onlarada çok saydırdığımız zamanlar olmuştu ama o takım kaybettiği zaman dahi mücadele ediyordu. Mektupları yazdığımız zaman karşımızda bir muhattap olduğunu biliyorduk mesela. O kadro, şimdi bugün burada olsaydı, bugünden daha iyi yerlerde olacağımızada adım gibi eminim (Örn: Akhisar Bld.). O sezonun yabancıları bile ADAM gibi ADAM kelimesinin tarifiydi. Kostovski vardı mesela, çoğu maçta "nasıl futbolcu olmuş?" nidalarını yükselttik aramızda. Ama, öyle iyi niyetliydi ki gidişine de çok üzüldük Süper Lig'e çıkınca. Fornezzi'yi tenzih ediyorum, bu sezon hangi yabancı oyuncumuzda Kostovski'nin mücadelesini gördünüz? İşte biz bu ruhsuzlara, mektup yazdık, video hazırladık, izlettirdik, stadyuma isimlerini döşedik, tres puntos'lar yaptık, sokaklara, yol üzerlerine onların diline dahi çevrilmiş pankartlar hazırladık. Futbolcularımızın %80i, yapılan bu çalışmaların hepsine "gülmüş geçmiş." maalesef. Biraz etkilenseydiler çünkü, bugün bunları yazıyor olmazdık. Eşek olsa anlardı, bunlar anlamadı bizi, eyvallah. Bugün bir takım küme düştü, matematik daha düştü demesede. Bugün aslında sadece bir takım küme düşmedi, bugün kendi halince küçük bir şehirde küme düştü. Sizler bizim umudumuzdunuz, şimdi beddualarımızın sahibi oldunuz. Bu şehir 26 yıllık özlemi bitiren futbolcuları unutmadığı gibi, sizleride unutmayacak olup çok çınlatacaktır kulaklarınızı. Bu gece 100 binlerce insanın gözüne sizin yüzünüzden uyku girmeyecekken, sizler kafanızı yastığa koyduğunuzda eğer rahat bir uyku çekebiliyorsanız bu şehirde yediğiniz ekmeklerde haram zıkkım olsun.
Başlığı hatırladınız değil mi?
Siz bu şehrin yüreklerisiniz dedik ya hani sizlere,
"Siz bu şehrin yüreklerini s...lerisiniz."
Biz bugün gittik. Belki hemen tekrar döneceğiz, belki dipsiz kuyulara sürükleneceğiz. Sizler seneye, belki bu ligde belki başka ülkelerde kaldığınız yerden devam edeceksiniz. Ardınızda küçük, mütevazi bir şehrin hayallerini yerle bir etmiş şekilde.
Bizler yine burada olacağız yıllar sonra dahi. Ali Çamdalı, sende kal bizimle. 
İyisiyle kötüysüyle, bir hikayenin sonuna geldik. 
Bize Eyvallah...
Neydi o söz?
"SEVİNMEK İÇİN SEVMEDİK."

25 Kasım 2012

13. Hafta.. | Kasımpaşa 1 - 1 Orduspor


İki hafta aradan sonra puanla tanıştık ve puanımızı 18'e çıkardık. İki haftadır 17 puanda takılı kalınca çoğumuzun aklına geçtiğimiz sezon geldi. Lige çok iyi başlamış, 17 puana ulaştıktan sonra 7 hafta üst üste kaybetmiş ve hoca değişikliği ile sonuçlanan bir kaos yaşamıştık. İçine girmiş olduğumuz zorlu fikstürün de etkisiyle iki hafta üst üste kaybedince kafamızda acabalar oluşsa da oynanan kötü futbola rağmen aldığımız bir puan ile Göztepe ve Beşiktaş maçları öncesi en azından nefes aldık.

Bugün sahada izlediğimiz Orduspor'un geçtiğimiz haftalardan çok da farkı yoktu. Özellikle ilk yarı ne yaptığını bilmeyen, üst üste üç pas yapmaktan aciz, kendi yarı alanından çıkamayan bir Orduspor vardı sahada. Kasımpaşa önde bastığı için de Agus ve İbrahim Kaş'ın top şişirmesinden başka bir hücum organizasyonumuz olmadı. İlk yarının sonlarına doğru yediğimiz son haftalardaki performansımıza yakışır gol de bu olumsuzlukların tuzu biberi oldu. Tehlikeli bölgede Hasan'ın yapmaması gereken şeyi yapıp topla oynayıp kaptırması, ters kademeye gelen Garcia'nın Uche'ye vuruş yaptırması, Fornezzi'nin çıkıp alabileceği bir topu beklemesi.. Bu hatalar zincirinden sonra Uche cezayı kesti ve bu sezonki 7. golünü bizim kalemize gönderdi.

Doğrusunu söylemek gerekirse ilk yarı sahada gördüğümüz Orduspor'dan sonra ikinci yarıdan çok fazla bekletimiz yoktu. Hector Cuper ikinci yarıya karşılaşmanın ilk yarısı varlık gösteremeyen Hasan Kabze'yi çıkarıp Barral'ı sahaya sürerek başladı. İkinci yarının başlamasıyla ilk yarıya nazaran daha derli toplu, pas yaparak rakip kaleye giden bir Orduspor izlemeye başladık. Barral'ın girmesi ve rakip kaleye daha yakın oynamaya başlamamız ile birlikte Stancu da oldukça etkili oynamaya başladı. İlk yarı oyunu bizim yarı alanımıza yıkan Kasımpaşa'nın da ikinci yarı belki psikolojik belki de skoru koruma adına geri yaslanmasının da bizim ikinci yarı biraz daha ön plana çıkmamıza neden olduğnunu söyleyebiliriz. İlk yarıdaki aşırı olumsuz görüntüden sonra biraz kıpırdanan Orduspor gözümüze hoş gelmiş olabilir ama çok fazla pozisyon bulduğumuzu da söyleyemeyiz. Nitekim beraberlik golü bir duran toptan geldi. Nizamettin köşe vuruşunda oyuna sakatlanan Agus'un yerine giren ve bu sezon çok az süre alan Roversio güzel bir kafa vuruşuyla topu Kasımpaşa ağlarına gönderdi. Golden sonra Kasımpaşa galibiyet için kalemize gelmeye çalışsa da sonuç alamadı ve karşılaşma 1-1 sona erdi. İkinci yarı adına söyleyebileceğimiz diğer şey ise oyuna ikinci yarı giren Barral'ın sakatlanıp 70. dakika yerini Murat Torun'a bırakmasıydı. Barral sakatlık belasından yeni kurtulmuşken sakatlanıp oyundan çıkması canımızı sıksa da henüz üç gün önce profesyonel olan 18 yaşındaki Murat'ın ilk profesyonel maçına çıkması bizleri sevindirdi. Fizik olarak bir forvet duruşu var Murat'da, mental ve teknik açıdan da kendini geliştirirse alt yapımızdan bir futbolcu kazanmamamız için bir sebep yok. Umarız yakaladığı fırsatları değerlendirir.


Bireysel performanslardan bahsedecek olursak Fornezzi ve Stancu'dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Yediğimiz golde ufak bir hatası olmasına rağmen çok iyi bir maç çıkardı Fornezzi. İlk yarı Uche'nin kafa vuruşunda çıkardığı pozisyonu bulunduğumuz yerden çok rahat gördük. O mesafeden köşeye uzanmasına diyecek bir şey yok. O kalemizde olduğu sürece içimiz rahat. Stancu'ya da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. İlk yarı topu ileriye taşıyamadığımız için çok fazla göze batmadı ama ikinci yarı yaptığı koşular, rakip stoperlere baskısı, hücuma çıkarken topu alışkın olmadığımız şekilde iyi taşıması ile oldukça etkili oldu. Gol atabilecek pozisyonlar da yakaladı ama bu hafta olmadı. Stancu zaten haftalardır olumlu oynuyor ama takım ona ayak uyduramadığı için çok fazla ön plana çıkmadı bu durum.. Stancu ve Fornezzi haricinde ise takım son haftalardaki çizgisini bozmadı. Garcia bizim bildiğimiz görüntüsünün çok uzağında. Şamil, Ali, Nizamettin yeterince üretken değilken defansif anlamda da tam anlamıyla konsantre değiller. Geçtiğimiz haftayı solbekte Ferhat ile geçiştirdik ama bu hafta oranın oyuncusu olmadığını hatırlattı bizlere. Fenerbahçe ve Sivas maçlarında önemli hatalar yapmış olmasına rağmen Ferhat ile günü kurtarmak yerine Atila'da ısrar etmesini isterdim ben Cuper'in. Ferhat defansif anlamda Atila'ya göre biraz daha sağlam gibi görünse de Atila'dan çok daha yavaş ve hücuma katkısı neredeyse sıfır..

Sonuç olarak oynadığımız kötü futbola rağmen aldığımız 1 puan bizleri mutlu etti. Yalnız haftalardır kötü oynayan bir Orduspor gerçeği var. Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarında mağlup olmamıza ve kötü oynamamıza, bugün de kötü oynamamıza rağmen ''gerçek'' taraftar takımı bağrına bastı. Takım Şükrü Saraçoğlu'nda da Kasımpaşa'da da yalnız kalmadı. Artık puan ve galibiyetlerden ziyade sahada iyi oynayan, rakibinden daha çok isteyen bir Orduspor görmeyi umut ediyoruz. Umarız Göztepe ve Beşiktaş maçları ile arzu ettiğimiz, görmek istediğimiz kimliğe yeniden bürünürüz.

23 Kasım 2012

Haftanın Maçı #13 | Kasımpaşa vs Orduspor


Ligde son iki hafta üst üste mağlup olarak sezon başından beri sürdürdüğümüz ritmimizi kaybettik. Uzunca bir zaman sonra üst üste iki maçta mağlup olurken 9 ay sonra Ordu'da kaybederek başka bir seriye de son verdik. Futbol olarak yaşadığımız bu düşüşü bir yana bırakırsak Trabzonspor maçından sonra yaşanılan olayın ciddi bir şekilde moralimizi bozduğunu ve saçma sapan bir kaos ortamına girdiğimizi söyleyebiliriz. Kendini Ordulu ve Ordusporlu olarak adlandıran, Orduspor'un başarılı olmasını sindiremeyen, başarının kendilerini Orduspor'dan daha da uzaklaştırdığını düşünen ve bu düşüncenin etkisiyle Orduspor'u, Ordu'yu rezil etmeyi göze alabilecek kadar adileşen bir güruh hakkında söylenilebilecek çok fazla şey yok. Saldırıyı düzenleyenlerin bugün kimliklerinin tespit edildiği açıklandı. Olay yargıya intikal ettiğine göre bu olaya sebebiyet verenlerin, azmettirenlerin en ağır cezayı almaları tek temennimiz..

Yaşanılanları, kaybettiklerimizi bir kenara bırakıp önümüze bakma zamanı geldi. 12 hafta geride kaldı ve 17 puan ile çok da kötü bir durumda değiliz. İki hafta önce zorlu bir viraja girdiğimizi, bu virajı çok fazla yara almadan dönmemiz durumunda ilk yarıyı olumlu bir yerde bitirebileceğimizi söylemiştik. Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarında sahadan mağlup ayrılarak  önemli bir avantajı kaçırmış olsak da kaybettiğimiz çok fazla şey yok. Üst üste kazanacağımız iki karşılaşma tekrardan ritmimizi bulmamızı sağlayacaktır. O yüzden Kasımpaşa'yı mağlup ederek olumsuz gidişe dur demeliyiz. 12 hafta geride kalırken deplasmanda hiç galip gelemediğimiz halde 17 puana ulaşmamız da ilginç bir durum. Şimdiye kadar olan süreçte Ordu'da kazandığımız için çok fazla gözümüze batmadı bu durum ama içerde kaybedince deplasmanda alınacak olan ekstra puanların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladık. Bir yerden başlamak ve deplasmanda galip gelmek gerekiyor. Umarız o maç bu maç olur ve 13. hafta ilk deplasman galibiyetimizi Kasımpaşa karşısında elde ederiz.

Fenerbahçe maçında olumlu bir futbol ortaya koyamadık ve mağlup olduk ama Trabzonspor maçı ile ilgili çok da kötü oynadığımızı söyleyemeyiz. İlk 30 dakika maçı koparma fırsatı yakalamamıza rağmen elde ettiğimiz fırsatları değerlendiremedik. Maçın ikinci yarısında da dengeli hatta daha üstün oynamamıza rağmen Trabzonspor'un kalemize iki defa geldiği bir maçta mağlup olduk. Savunma özellikleri ile ön plana çıkan bir takım olmamıza rağmen Fenerbahçe ve Trabzonspor maçında yediğimiz gollerin bu imaja çok da uygun olduğunu söyleyemeyiz. Tandemde görev alan Agus'un birebirlerde geri kaçması, Ali'nin kademe hataları ile birleşince evlere şenlik bir görüntü oluştu merkez savunmamızda. Ali Çamdalı'yı orta alanda kullanmak varken defansda oynatarak hem orta alandaki etkinliğimizi kendi elimizle azaltıyor, hem de defansda oluşabilecek pozisyon hatalarına davetiye çıkarıyoruz. Ali orta düzey takımlara karşı defansda oynadığı maçlarda olumlu bir görüntü ortaya koydu ama rakip takımın ileri uç elemanlarının kalitesi biraz artınca bizim defansdaki yamamız çok daha bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu sorunun üstesinden gelebilecek kadro yapımız var aslında ama Cuper'in Ömer Alp ve Numan'a bütün bu olanlara rağmen şans vermemesinden anladığımız kadarıyla devre arası defans bloğuna takviye yapmamız gerekecek.

Defansda bu sorunlarla boğuşurken ön tarafta sakatlıktan çıkan Monje ve Hasan'ın beklediğimiz kadar iyi dönememesi, bu olumsuz durumun üstüne zaten form düşüklüğü yaşayan Barral'ın da sakatlanmasıyla geçtiğimiz iki hafta ileri uçta elimiz kolumuz bağlandı. Geçtiğimiz hafta Trabzonspor Olcan ve Halil gibi sonradan giren isimlerle sonuca giderken bizim kulübemizde sonuca etki edebilecek bir isim olmamasından dolayı sadece Müslüm - Monje değişikliği yapabildik. Bu hafta Barral'ın dönecek olması, Monje ve Hasan'ın geçtiğimiz haftalara göre daha konsantre olacağını umut edersek önde daha iyi, yakaladığı fırsatları değerlendiren bir Orduspor görebiliriz. Son haftalarda sıkıntı yaşadığımız defans bloğundaki eksiklerimizi de giderdiğimiz takdirde bu maçtan umut ettiğimiz sonuçla ayrılmamamız için bir neden yok.

Rakibimiz hakkında birkaç şey söyleyecek olursak, Süper Ligin yeni takımlarından biri olmalarına rağmen oldukça efektif, göze hoş gelen bir futbol oynuyorlar ve şahsen beğendiğim oldukça alternatifli bir kadroya sahipler. Yönetim ve taraftar arasında sorunlar olmasına, ligin henüz 12 haftası geride kalırken hoca değişikliği yapan bir takım olmalarına rağmen ulaşmış oldukları 20 puan takımın kalitesi hakkında bize oldukça iyi referans veriyor. Kadrolarında Özer Hurmacı, Kalu Uche, Djalma, Ernst, Isaksson kaliteli isimler bulunurken bizim yakından tanıdığımız, geçtiğimiz sezon kadromuzda bulunan Hakan Özmert, Yalçın Ayhan ve Abdurrahman Dereli de ilk 11'de sürekli şans buluyorlar. Kasımpaşa ile en son 2008-09 sezonunda İstanbul'da karşılaşmış, Bruno'nun attığı iki gol ve Hakan Macit'in golüyle deplasmanda 3-1 galip gelmiştik. Umarız tekrar aynı senaryoyu tekrarlarız.

Suni bir kaos ortamı, kötü gidişat, içinde olduğumuz can sıkıntısı... Hepsini yarın alacağımız üç puan ile bertaraf edip, olanların üzerine sünger çekebiliriz. Takımımıza inanıyoruz. Son iki hafta aldığımız mağlubiyetlere rağmen tribüne çağırıp ''Aldırma Ordu'm'' dediğimiz takımızla yarın maç sonunda, omuz omuza ''Güzeller içinden bir seni seçtim'' diye haykıracağız.

#TresPuntos


21 Haziran 2012

Abdurrahman Dereli ve Sedat Bayrak




















Abdurrahman Dereli ve Sedat Bayrak'ın önümüzdeki sezon da Orduspor'da olmaları planlanıyordu fakat birkaç haftadır kulaktan kulağa dolaşan dedikodular bugün Abdurrahman Dereli'nin Kasımpaşa'ya imza atması ile gerçeğe dönüştü. Abdurrahman ve Sedat ile ligin sonlarına doğru 1'er yıllık daha sözleşme imzalanmış ve kasaya konulmuştu. Bir nevi karşılıklı olarak taraflar için bir güvence göstergesiydi bu durum. Lig bittikten sonra da Abdurrahman ve Sedat ile bir araya gelinmiş ve karşılıklı olarak imzanın atılacağı tarih belirlenmiş. Fakat sonrasındaki süreçte Abdurrahman ve Sedat daha önce belirlenen şartların uzağında şartlar talep edip işi yokuşa sürmüşler. Yönetim de daha önce anlaşma sağlanan koşullardan taviz vermeyince ayrılık kaçınılmaz olmuş. Olayın özeti tam da bu olsa gerek. Daha önce bolca şahit olduğumuz gibi futbolda verilen sözlerin hiçbir anlamı yok.

Abdurrahman Dereli ve Sedat Bayrak geçtiğimiz sezonun şartlarında bizim için çok iyi transferlerdi. Süper Lig tecrübeleri oldukça fazla olan bu iki isimden beklentilerimiz çok fazlaydı ama istatistiklere baktığımız zaman beklentilerimizi karşıladıklarını söyleyemeyiz. Abdurrahman ligin büyük bir bölümünde Garcia'nın alternatifi olurken 20 maçta görev aldı. Sedat ise geçirdiği sakatlık sebebiyle uzun süre forma giyemedi ve o da 14 maçta forma giydi. Yani o da bir alternatif olmaktan öteye gidemedi. İkisinin bu sezon devam etmeleri iskelet yapıyı korumak adına bizim için önemliydi ama yerleri doldurulamayacak isimler de değiller. O yüzden bu ayrılış konusunda ne Abdurrahman ve Sedat'a ne de yönetime yüklenmeye gerek yok. İki futbolcu bir nevi farklı yollara gitmeyi kafalarına koymuşlar ve yollar ayrılmış. Her ikisine de Süper Ligdeki ilk sezonumuzda verdiği emeklerden dolayı teşekkür ederiz.

Bundan sonra bizim konuşmamız gereken Sedat ve Abdurrahman'ın yerlerini nasıl dolduracağımız. Sedat'ın yokluğunu kendi içimizde revize edebiliriz ama Abdurrahman bizim adımıza önemli bir isimdi. Cuper'in Garcia'yı stoperde oynatmayı planladığını düşündüğümüzde Abdurrahman ilk 11 rotasyonunda yer alacağını düşündüğümüz bir isimdi. Fakat şimdi en az onun ayarında bir futbolcu ile o boşluğu doldurmamız gerekiyor. O boşluğu doldurması için kadroya katmayı düşündüğümüz ilk aday Samsunspor'da forma giyen Adem Alkaşi. Adem Samsunspor'da geçtiğimiz sezon 34 maçta forma giydi. Genel performansına da baktığımız zaman bizim için oldukça iyi bir hamle olabilir Adem Alkaşi. Adem'in sözleşmesi devam ediyor ama Samsunspor ile ortak bir paydada buluşulabilir. Banahane, Bruno, İrfan, Müslüm gibi isimleri bu transferde kullanabiliriz mesela. Hem Bank Asya'da iddialı bir takımda forma giyerler hem de Ordu'ya yakın olmalarından dolayı performanslarını daha yakından takip etme şansı bulabiliriz. Ayrıca ek olarak Yalçın'ının da takımdan ayrılma ihtimalini düşündüğümüz zaman Samsunspor'da forma giyen Kemal Tokak'ı da düşünebiliriz.

Her ne kadar yabancı transferine önem versek de yerli rotasyonu için de artık cidddi hamleler yapmamız gerekiyor.

28 Mayıs 2012

Klasik | Kasımpaşa Süper Lig'de


Tabi ki bu kadar basit bir cümleyle açıklanmayacak kadar önemli bir galibiyet Kasımpaşa adına.
Süper Lig'e ilk çıktıkları senenin öncesinde amatörden başlayan müthiş yükseliş,
Sonrası bir istikrar halinde,
düş,kalk,düş
ve dün akşam yeniden kalktı Kasımpaşa.
3. Play Off finalinde bu sefer Adanaspor'u yenerek 3. kez Süper Lig mutluluğunu yaşadılar.
Kasımpaşa'ya final demeyedurun...

Fevkalade bir maç oldu. İzlerken müthiş keyif aldık. 22. dakika oynanırken Adanaspor'un umutları tükenmişti, 90. dakikanın son saniyelerinde Kasımpaşa'nın... Türlü türlü kopma anlarının yaşandığı maç futbolu bir kez daha sevdirdi bize.

Lig adına son maç olduğu için artık taktik yada teknik konulara girmeye gerek olduğunu düşünmüyorum. Maça dair bazı kırılma anlarına değinip Kasımpaşa'yı tebrik etnek istiyorum.

* Barbaros Barut 22. dakikada gördüğü kırmızı kartla Adanaspor'u 10 kişi bıraktı. Bu dakikaya kadar Kasımpaşa'nın Adana'ya göre daha istekli olduğunu görüyorduk ama bu kırmızı kart ile ipler tamamen Kasımpaşa'nın eline geçmişti. Maç yazısında Adana'nın Kamerunlularından böyle bir kart beklerken Barbaros bizi yanıltarak zorla kendini attırdı. Daha ilk dakikalardan agresif tavırları sonrası bu kırmızı kart bizi hiç şaşırtmadı. Kaybedilen Süper Lig'in en büyük sorumlularından, sorumsuzluklarından birisi oldu kendisi.

* 68. dakikada Kasımpaşa kalecisi Tolga, yumruklamak istediği topu içeri yollayınca Adana berbaerliği sağladı. Bu gol Adana'nın tüm yiten umutlarını geri canlandırdı. En azından 10 kişi takımda gol atabilirmiş düşüncesi maça ayrı bir hava getirdi. Maçın bu kadar çekişmeli geçmesini sağlayan Tolga'nın bu hatasını golden 4 dakika sonra Adem Büyük telafi edecekti. Son bir not golün dakikası 68, Kasımapaşa kalecisi Tolga'nın forma nuımarası 68.

* 83. dakikada Metin Diyadin koca bir seneyi tek bir oyuncu değişikliğiyle heba ediyordu. Metin Diyadin'e bizdeyken de en çok kızdığımız noktalardan biriysi bu aşırı yaslanma çabası. 10 kişi oynayan rakibe karşı bu kadar ürkek olmamak gerekirdi. Bu dakikada Kasımpaşa'nın en önemli oyuncularından Adem Büyük oyundan çıktı. Oyunun kontrolu tamamen Adana'ya bırakıldı.

* 90+4 ve mucize. Hayallerin gerçeklere yenildiği anda Mbilla çıktı sahneye ve inanılmaz güzel bir golle maçı uzatmalara götürdü. 4 senedir Adana'da Mbilla. 4 senede hep bir standart oyunu var. Dün akşam attığı golü Süper Lig'den birçok oyuncu atamazdı. Ben Orduspor'umda görmek isterim onu. Tisdell'in de oynadığı bu ligde Mbilla'ya da Süper Lig'i deneme şansı verilmesin mi?

* Adana 90. dakikada gelen golle hem aşırı bir güven tazelemiş, hemde rakibine göre 1 fazla olmasına rağmen Kasımpaşa'yı moralman alaşağı etmişti. Üstüne 90 dakikanın sonuna kadar skoru korumaya yönelik değişiklikler yapan Kasımpaşa 2:2'den sonra gol yollarında hangi isimlerle etkili olacaktı merak konusuydu. Beklenmeyen şeylerin yaşandığı anlarda Hüseyin Yoğurtçu'da kırmızı kart görünce Kasımpaşa'nın tek avantajı olan 1 kişi fazla oynamasıda sona erdi. Artık Adana moral motivasyon olarak 3:2 öne geçmişti.

* 83. dakikada bir sezonu heba eden Metin Diyadin, aynı dakikada bir sezonun meyvesini almıştı aslında. Adem Büyük çıktı Azar Karadaş oyuna girdi. Dakikalar 117'yi gösterirken Azar skoru 2:3'e getirdi ve Kasımpaşa'yı Süper Lig'e çıkarttı...

Gönlün değil mantığın dediği oldu ve Kasımapaşa Süper Lig'in yolunu tuttu.
Seneye İstanbul deplasmanımız 5'e çıktı.
İstanbul'da ki 1 milyona yakın hemşehrilerimiz için harika bir haber.
Bir ayrı not Metin Diyadin'e,
Bizlerin 26 yıllık özlemine son veren hoca olarak kalacaksın hafızalarımızda,
senin yaşadığın bu sevinç bizimde sevincimiz oldu. En azından benim diyelim.
Yeni yönetimle Kasımpaşa başında yer bulamayabilir seneye.

Tebrikler Kasımpaşa...

26 Mayıs 2012

Final Öncesi | Adanaspor - Kasımpaşa


Bank Asya 1. Lig'de bir sezonu daha geride tek bir heyecan kaldı. Süper Lig'e çıkacak son takım kim olacak? 27 Mayıs Pazar akşamı saatler 19:00'ı gösterdiğinde Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nda bu iki takım arasındaki müthiş mücadeleyi bizlerde heyecanla bekliyoruz. Maçın hakemi yine Fırat Aydınus. Yine derken? Geçen sene 1. Lig Play Off final maçında Gaziantep B.B. ile yaptığımız ve yıllar sonra Süper Lig hasretine son verdiğimiz maçın hakemide kendisiydi.

Furat Aydınus ve Süper Lig'e çıktığımız an

Bu iki takımda Elazığspor ve Akhisar Belediye Gençlikspor'un ardından Süper Lig'e çıkacak 3. takım olma derdinde. Yazı yazarken duygularını gizleyipte tarafsız olmaya çalışıp yapmacık görünmeyi istemem. Gönlüm Adanaspor'dan yana. Biliyorum ki Türkiye'de futbolseverlerin %70'i %80'ide Adanaspor'un yanında. Kasımpaşa'nın sevimsizliği değil bu tabi ki. Bulunduğu şehirden dolayı Anadolu'da pek sempatisi olduğunu söyleyemeyiz. Sonuçta birçok insan İstanbul'dan 5. takım çıkacağına Adana'dan bir takım çıksın ister. Herşeyi geçtim kişisel olarak istememin nedeni Adanaspor Süper Lig'e çıkarsa seneye bana artı bir deplasman kazandıracak. Bulunduğum şehirle arası 3 saat.

Duyguları bir kenara bırakıp reele geçelim. Adana cephesinden başlayalım. 21 yıl oynadılar Süper Lig'de. Az bir süre değil. 2004'de bir alt lige düşme acısını yaşadılar. Toparlanamadılar. O günlerden takıma kimse reklam vermeyince, kendi takım fotoğraflarını formalarında reklam yerine koymaları hala aklımızda. Uzan'lara kendini kaptırıp bataklığa sürünen birçok takımdan birisiydi o dönemlerde Adanaspor. 3. Lig'e kadar düştüler. Ama her inişin bir çıkışı vardır felsefesi. Bataklığıda gördüler, denizide. Önlerinde sadece 1 maç kaldı mutluluk adına. Adanspor'un yada Göztepe'nin şu an ki konumu Sakaryaspor'a Kocaelispor'a örnek olacak şekilde. Bu iki takımda hayatlarının en kötü dönemlerini yaşıyorlar belki ama, arkasında bir şehir durduğu sürece bu kötü gidişin mutlaka biteceği, yukarı şekilde döneceği an olacaktır.

Ligi 53 puanla 6. sırada bitiren Adanspor'un Play Off serüveni ligin 2. yarısındaki Gaziantep B.B. galibiyetiyle başladı denebilir. O döneme kadar dengesiz sonuçlar alan Adanspor'da yer yer homurdanmalar başlamış, yine bir umutsuzluk ortamı ortaya çıkmıştı. Ama Gaziantep B.B. galibiyetiyle başlayan içinde Elazığspor, Konyaspor, Bucaspor galibiyetleri ve deplasmanda alınana Kasımpaşa beraberliği bulunan süreç bugün Adanayı finale götürdü. 2 sene öncesinde de Play Off'a kalmayı başaran Adanaspor birazda o yıla özel düzenlenen lig usulu Play Off kurbanı olmuş ve Süper Lig'e çıkamamıştı.

Bu sene Play Off'ta yarı final rakibi olan Çaykur Rizespor'u çok rahat skorlarla eleyen Adanspor bu yönden geçen sene ki "bize" benziyor. Lig maçında Rize'ye karşı 2 maçtada galip gelemeyen Adanaspor için ortaya çıkan 2 galibiyette finalle birlikte artı bir moral oldu. Finalde Adanspor'un gol yollarında en çok güvendiği isim Mbilla. 4 sezondur Adanspor formasını giyen bir istikrar abidesi. 14 gol attı bu sezon, 2'si Play Off'larda Rize'ye karşı. Bu sezon toplamda 10 sarı kart görerek takımın en çok sarı kart gören oyuncusu olması ayrı bir istatistik bir forvet için. 23 yaşındaki Mbilla 2878 dakika forma giyerek Adanspor'da en çok süre alan 2. oyuncu oldu. 1. sırada İzzet 2991 dakika, 3. sırada takımın Mbilla'dan sonra bir diğer Kamerunlusu Mbamba 2639 dakika süre aldı. Mbilla'dan sonra Mbamba'da gördüğü 9 sarı ve 1 kırmızı kartla takımın en hırçın oyuncusu olduğunu belirtelim. Bu bir tesadüf olmasa gerek. Takımdaki Kamerunlu oyuncuların ne kadar hırslı olduklarını görebiliriz bu yolla. Gerçi ne kadar iyidir bu istatistik bilinmez. Final maçını bekleyelim... Maç öncesi Adanaspor'da eksik bulunmuyor. 

Levent Eriş 1,5 senedir birşeyler yapıyor Adanspor için. Ama iyi ama kötü. Manisaspor'u 2 kez Süper Lig'e çıkartırken, Samsunspor'dayken Boluspor'dayken ki Levent Eriş başarılı sayılabilecek teknik direktörler ayarındaydı bu ligde. Adanspor'a geliş süreci orada bazı yaşadıkları, başarısından birşey almasıda prestij kaybına neden oldu. Mesela Boluspor'da ki Levent Eriş için "bu ligin en iyi hocalarından" demiştim buralardan ama şimdi aynı şeyi bu kadar rahat söyleyemiyorum. Her ne kadar takımını Play Off'ta finale çıkarma başarısı göstersede Adanspor'da bir gelecek göremiyorum Eriş adına. 

Adanspor en çok golu 46'-60' arasında buldu. Atılan 46 golun 11'i bu zaman dilimi arasında geldi. Durumu biraz geniş tutarsak atılan gollerin neredeyse yarısı 30'-60' arasındaki 30 dakikalık süreçte geldi. 


Kasımpaşa cephesine geçelim şimdi. Gönlümüz Adana dedik ama Kasımpaşa'yı da ayrı bir takip ediyoruz bu sene. Uğur Tütüneker - Metin Diyadin A.Ş. bizden sonra Kasımpaşa'yı Süper Lig'e taşıyabilecek mi en çok merak ettiğim soru bu. Bizim bugün buralarda olmamızı sağlayan bu iki isim hatta Murat Akın'ı da dahil etmek gerekirse bu 3 ismin mutlu olmasını isteriz. Uğur Tütüneker'in de Metin Diyadin'in de bizden giderken heyecanım kalmadı laflarını kullanması her ne kadar bizleri üzsede 26 yıl sonra gelen Süper Lig'in hatrına bile unutabiliriz kötü anıları. Metin Diyadin'in oynattığı oyunu en iyi bizler biliriz. O yüzden bu maça bahis oynayacak arkadaşlara "alt" seçeneğini önerebilirim. Maç büyük ihtimalle ortada sıkışacak çoğu zaman diliminde. 

Metin Diyadinli Kasımpaşa'nın durumu Adanspor'un tam tersine. Adanspor'un son haftalara doğru yakaladığı bir çıkış varken Kasımpaşa tarafı uzun zaman ilk 2 yarışında götürdü ligi. Bazı haftalar sonunda da kendisini ilk 2 içinde buldu. Ama onlarında son haftalarda yaşadığı düşüş kendilerini Play Off'ta bulmalarına neden oldu. Bizdeki Metin Diyadin takımın başına geçince hiç mağlubiyet yaşamamıştı ama Kasımpaşa'da geçirdiği kısa sürede 2 mağlubiyet yaşadı. Play Off yarı finalindeki rakibi Konyaspor'u da iki maçta, tıpkı rakibi Adanspor gibi rahat maçlar sonunda eledi.

Adem Büyük ise bu lig için çok önemli bir oyuncu. Geçen sene Trabzonspor'a kadar talip olan takımların olduğunu biliyorduk. Manisaspor ile Süper Lig'de tutunamayan Adem Büyük devre arasında Kassımpaşa'nın yolunu tuttu. Bu kısa sürede ise rakip kalelere 13 gol bıraktı. Play Off yarı finalinde Konyaspor'la oynanan 2 maçta attığı 4 gol ilede takımın finali çıkmasında ki en büyük paylardan birisine sahip oldu.

Kasımpaşa için bir ilginç istatistik vereyim. Bu sezon attığı gollerin 22'sini son 15 dakikada kaydetti. Bu 22 gol, toplam atılan gol sayısının neredeyse yarısı kadar. Metin Diyadin'in geçen sezon ki Play Off'taki maçlarını karşılaştırınca Konyaspor'a karşı geçilen rahat tur ve ligin genelinde atılan gollerin zaman dilimi, geçen sezon ki Süper Lig başarısıyla aynı diyebiliriz. Metin Diyadin'li Orduspor, geçen sene Süper Lig'e 89. dakikada atılan golle ulaşmıştı. 

Bu sezon Kasımpaşa'nın 3. Play Off heyecanı. Bundan önceki Play Off maçlarında da Süper Lig'e çıkmayı başaran takım olmuştu 4 takım içerisinden Kasımpaşa. Hafızalarımızı tazeleyelim, 2007'de finalde Altay, 2009'da da Karşıyaka maçları sonunda Süper Lig'e çıkma başarısını gösterdiler.

Gönlüm Adanspor, mantığım Kasımpaşa diyor...

Kasımpaşa'nın en golcü ismi 14 golle Dimtirov. Onu 13 golle Adem izliyor. En çok süre alanlar kısmının 1. sırasında tanıdık bir isim var. Murat Akın. 2989 dakika görev yaptı bu sene. Onu 2701 dakika ile Sarmov,  2566 dakika ile Sancak izliyor. Sancak gördüğü 9 sarı kart ile de takımın en çok kart gören ismi konumunda. Eksikler kısmında da, sakatlıklıkları devam eden Barış, Şahin ve Halil bu maçta oynayamayacaklar Kasımpaşa'da.

Bu maç iki takımın 5. randevusu. Daha önce 4 kez Bank Asya 1. Lig'de karşılaşan Adanspor ile Kasımpaşa bu sezon iki maçtada birbirine üstünlük kuramadı (0:0,1:1) Daha önce 2008-2009 sezonunda oynanan iki maçtada Kasımpaşa kazanması bildi. (3:1,1:0)

Son bir not hakem Fırat Aydınus için. Adanspor - Kasımpaşa maçı bu sezon yönettiği ilk ve son Bank Asya 1. Lig maçı olacak.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...