3 Kasım 2012

Haftanın Maçı #10 | Orduspor vs Sivasspor


Sezona çok iyi başlamamıza rağmen Galatasaray maçından sonra oynadığımız üç karşılaşmada aldığımız iki beraberlik bir mağlubiyet ile duraklama dönemine girdik. Futbol sonuç oyunudur ama sahaya yansıttığımız futbol anlamında da sıkıntılar mevcut. Konsantrasyon sorunu yaşayan, ritmini kaybetmiş bir Orduspor izliyoruz üç haftadır. Futbolun içinde bu tür iniş çıkışlar vardır ama bu dalgalanmalardan güçlü çıkabilmek bizim adımıza çok önemli. 

Ligin ilk yarısının ilk periyoduna göre çok daha zorlu bir ikinci periyod oynayacağız. Bir geçiş dönemindeyiz ve bu geçiş dönemini olumlu atlatabilmek adına yarın oynayacak olduğumuz Sivasspor karşılaşması çok önemli. Biraz olsun nefes alabilmek, güven tazeleyebilmek ve zorlu maçlar öncesi puansal olarak da rahatlayabilmek adına yarın kazanmalıyız.

Bir süredir sakat olan Monje ve Hasan Kabze hafta içi takımla antrenmanlara başladılar. Geçtiğimiz hafta sakatlanan İbrahim Kaş'ın sakatlığı ise devam ediyor. İbrahim Kaş'ın sakatlığından dolayı tandemde Agus-Ali, orta alanın ortasında ise Nizamettin-Şamil ikilisi ile maça başlayacağımızı düşünüyorum. Hasan Kabze ve Monje yeni yeni takımla çalışmaya başladıkları için Cuper bu iki futbolcuya şans verir mi şimdilik soru işareti ama sol kanattaki sıkıntıyı gidermek adına ikisinden birinin maç saatine kadar hazır olması bizim adımıza önemli. Bu isimler haricinde son haftalarda bariz form düşüklüğü olan Umbides ve Barral'ın ilk 11'de olup olmayacağını da maçtan önce öğreneceğiz. Sivasspor'da ise önemli eksikler var. Milan Cerny, Aatıf, Borjan, Pedriel ve Murat Akça'nın bize karşı forma giyemeyeceği açıklandı. Hücumdaki etkili isimlerinden Aatıf ve PedrielWin forma giyemeyecek olması bizim adımıza avantaj. Fakat bu isimlerin yokluğuna rağmen Enaramo, Grosicki, Erman Kılıç hücum gücü yüksek futbolculara sahip Sivasspor.


Oynadığımız son üç karşılaşmayı bir kenara koyacak olursak yarın sahada potansiyelin farkında, ne oynadığını bilen bir Orduspor göreceğimi umut ediyorum. Bu maçın öneminin onlar da farkında. Maç saati uygun, bilet fiyatları makul. Yani her bakımdan hem taraftar hem de takım adına olumsuz bir hava yok. Eski ritmimize dönecek olursak eğer karşılaşmanın ilk periyodunda skor avanatajını elde etme isteyecektir Cuper. O yüzden ilk yarım saat hücumda etkili, oyunu ön tarafta oynayan bir Orduspor bekliyorum. Skor avantajını elde ettiğimiz zaman ise oyunu tartarak, dengeli oynayan bir kimliğe bürüneceğimizi düşünüyorum. Sivasspor deplasmanda olsun, kendi evinde olsun rakip ayırt etmeksizin açık oynayan bir takım. Rakibi üzerimize çekip hızlı atağa çıkan bir takım olmamızdan dolayı skor üstünlüğünü elde etmemiz durumunda maçı koparacak pozisyonlar yakalayacağımızı düşünüyorum. Bütün bunları bir kenara bırakacak olursak öncelikle sahada maçı kazanmak isteyen bir Orduspor'un olması da önemli.

Sivasspor ile yarın 10. defa karşı karşıya geleceğiz. Geride kalan dokuz karşılaşmada Sivasspor'u beş kez mağlup ederken, üç defa mağlup olmuşuz. Bir karşılaşma ise beraberlikle sonuçlanmış. Sivasspor ile Ordu'da oynadığımız beş karşılaşmada ise dört maçta galip gelirken Ordu'da sadece bir kere mağlup olmuşuz. Sivasspor'a karşı Ordu'da aldığımız tek mağlubiyet geçtiğimiz sezondan...


Teknik taktik konuşmak, analiz yapmak bir yere kadar. Yarın sahaya çıkacak olan futbolcularımız karar verecek neyin nasıl olması gerektiğine. Yarın hem takım üzerindeki durgunluğu atacak hem de tribünler sezon başından beri üzerinde olan ölü toprağından sıyrılacak. Unutmadan, Damla kendisine hediye edilecek 100. galibiyeti bekliyor. Bu sefer olsun..

#TresPuntos

2 Kasım 2012

Kiralık Giden Oyuncularımızın Performansları ?

Her transfer donemi zevklidir. Yeni katilacak oyuncularin heyecani taraftari sarar ve herkes icin hareketli gecer. Fakat transfer donemleri ayni zamanda ayriliklar da demektir. Sene basinda 13 transferle sezona yeni bir takimla giren Orduspor`umuz, ayni zamanda performansini yetersiz buldugu  5 ismi de kiralik olarak vermeyi daha dogru buldu.

Kiminin Super Ligde kiminin ise alt liglerde oynadigi bu 5 ismin mevcut performansini sizin icin degerlendirdik. Ozellikle bu 5 ismin donme ihtimalini de dusunursek, keyifli bir yazi olacagini dusunmekteyim.

Bruno Mezenga - Akhisar Bel. Spor.


Gecen sene buyuk umutlarla geri aldigimiz Bruno, gerek hocalarimizla anlasamamasi gerekse Super Lig`de pek de goze batmayan futbolu sebebiyle yeterli performansi gosterememesti. Buna ragmen Spor Toto`da 7 macta 6 golle eski gunlerine gonderme yapan Bruno, sene basinda Cuper`den gecerli notu alamadi. Fakat hem taraftarin hem de klubun kendisinden beklentisinin oldugunu bildigimizden dogru bir kararla kendisi supriz de bir tercihle Akhisar Belediye`ye verildi.

Ligin en zayif halkasinda oynamak pozisyon bulma acisindan zor olsa da, Bruno`ya forma bulma anlaminda kolaylik sagladi. Takimiyla 10 maca cikmasina ragmen ligde gol bulamayan Bruno, Türkiye Kupasında sadece bir gol atma başarısı gösterdi. Ozellikle sakatlik donusu Kenan`in onun formasini zorlayabilecegi cok acik. Bruno konusunda en buyuk sansimiz su olacak; duzenli forma sansi bulabilecegi bir takimda ve basarili olmasi durumunda opsiyon Akhisar`da olmasina ragmen (takimin buyuk ihtimal dusucek olmasi sebebiyle) geri donusu kolay olacaktir. Basarili olamamasi durumunda Orduspor`un kendisine bir sans daha vereceginden emin degilim.

Irfan Basaran - Adana Demir Spor


Irfan benim her zaman sempati besledigim bir isim olmustur. Fm gecmisi, Orduspor`a az ya da cok kattiklari ve yeterli teknigiyle aslinda kadroda kalmasi gereken bir isimdi. Fakat onun icin oynamanin cok daha onemli oldugunu dusunursek kiralamakla dogru is yaptik diyebiliriz.

Irfan ise 2. ligde olmasina ragmen Bruno kadar forma sansi buldugunu soyleyemeyiz. Her ne kadar ligde 9 macta forma giyse de durumu ayni bizde oldugu gibi bazen 90 dakika bazen ise 15 dakika seklinde devam etmekte. Buna ragmen Bruno`ya kiyasla gol etkisi olarak attigi 1 gol ve 2 asistle verim olarak daha onde. Turk futbolunun tecrubeli isimlerinden Erman Ozgur`u hala kesemiyor olmasi ise kendisi icin dezavantaj. Adana Demirspor yerine orta saha bolgesinde daha az secenegin oldugu bir takima gitmesi belki de kendisi icin dogru olacaksa da, yukariyi hedefleyen bir takimda olmasi kendisinin winner ozelligini tesvikleyecektir. Buldugu forma sansi sayisiyle geri donusu saglayabilir mi bilmiyorum ama kendisinden yetersiz kalmasi durumunda bile hemen vazgecilecegini beklemiyorum ya da en azindan istemiyorum diyebilirim.

                                                  Wilfred Dalmat - Karsiyaka



Gecen sene beklentimizin cok oldugu fakat verim alamadigimiz bir diger isim de Wilfred Dalmat. Devamliligi olmayan oyun yapisi sebebiyle Cuper`in tercihleri arasinda olmayan Dalmat sene basinda Karsiyaka ile kiralik olarak anlasti. Dalmat`in 31 yasinda oldugunu dusunursek, bu anlasmanin performansini gorup geri cagirma degil kendisinden kurtulma uzerine bir kiralama oldugunu dusunmekteyim. Yani cok asiri bir performans gostermedigi surece kendisine Orduspor kapilari kapali diyebiliriz.

Performansina gelirsek, Dalmat ayni Orduspor`da oldugu gibi forma bulmaya ve taraftarlarda beklenti yaratmaya devam etse de, `bal yapmayan ari` modunda oynamaya devam etmekte. Oynadigi 9 macta da skora etkisinin olmamasi, bizim beklentilerimiz icerisindeydi. Umarim kalan maclarda en azindan kendisini Karsiyaka taraftarlarina begendirir ve futbolunu oynamaya devam eder. Fakat kendisi icin Orduspor defteri kapandi diyebiliriz.


Emanuel Banahane - Karsiyaka

Dalmat`la beraber Karsiyaka`ya kiralanan bir diger isim ise Banahane. Gecen seneyi de giresunda kiralik geciren Banahane yasi sebebiyle bir sansi daha hak etmis bir isim. Fakat o da ayni Dalmat gibi Giresunspor sonrasi Karsiyaka`da da basarili bir performans gosterdigi pek de soylenemez. Aslinda yaninda oynayabilecek Makakula`nin ona pivot destegi yapmasiyla, elinde buyuk bir firsat olsa da hem Makakula`nin formsuzlugu hem de kendisinin yetersizligi takima gerekli katki yapmasina engel tesgil etmekte.

Sene sonunda donmesiyle beraber yollarimizi ayiracagimiz bir diger isim olarak gordugum Banahane, Turkiye`de kalmak adina kalan maclarda cok daha fazla katki koymak zorunda.

Ulvi Yagci - Kayseri Sekerspor 

Altyapimizdan kiralik olarak giden ender isimlerden Ulvi cok daha alt bir lige gitmesine ragmen forma sansi bulamayan bir gencimiz. Ordulu olmasi sebebiyle futbol kariyerinde basarili olmasini istedigim biri olsa da, geri donusun kendisine kapali oldugu isimlerden birisi kendisi.

ZTK 3. Tur | Orduspor 3 - 0 Sancaktepe Belediyespor

Tabelada yazan skora aldanmamak lazım. Galatasaray maçından sonra içine girdiğimiz performans düşüklüğü devam ediyor. Barral, Umbides, Ali Çamdalı, Nizamettin, Atila gibi as futbolcularımızın forma giydiği dünkü karşılaşmada takımın en azından biraz daha derli toplu olmasını umut ederdik. Bu tarz karşılaşmaların ritmi bellidir ama rakip 3. lig ekibi olunca doğal olarak insan en azından oyunu kontrol altında tutan bir Orduspor görmek istiyor sahada. Takımın bizde bıraktığı olumsuz intibaya rağmen bizim adımıza önemli olan turu geçmekti. Bu maçı ardımızda bırakıp pazar günü oynayacak olduğumuz Sivasspor maçına odaklanmalıyız.

Tılsım geçtiğimiz hafta Gaziantep'de bozuldu. Takımın son haftalardaki performansını göz önüne alırsak Gaziantep maçından alınan olumsuz sonucu az çok tahmin ediyorduk. Lige çok iyi başladık. Ama dönmemiz gereken keskin bir viraj var. Virajın hemen başında olan Sivasspor maçından sahadan üç puanla ayrılmalıyız.

30 Ekim 2012

Seri Sonu | Gaziantepspor 3:0 Orduspor

Her sezon başı bu maçın planları yapılır,
lakin bu sezon bayrama denk gelir.
Gaziantep'e dönüş yaptığım saatlerde, Orduspor'umuz farklı mağlup oluyor,
13 saatlik yol zehir oluyordu.

Bir mağlubiyetle felaket tellallığı yapanlar var.
Dinlemeyin.

28 Ekim 2012

Haftanın Maçı #9 | Gaziantepspor-Orduspor


Takımın içinde bulunduğu psikolojiyle ilgili son Elazığ maçında fikir sahibi olduk. Ligin tek namağlup takımı olmanın, bunun üstüne liderlik şansına sahip olmanın üstümüzde yarattığı stres ve rehavet bu sezonun ilk mağlubiyetini, hem de Aralık 2011’den beri yenilmediğimiz mabette almamıza yol açıyordu. Neyse ki şanslıydık. Cuper’in hafta boyunca takım üzerindeki bahsettiğimiz psikolojiyi kırmaya çabaladığını biliyoruz. Bunu başarıp başaramadığını göreceğiz.

Takımın üzerindeki psikoloji bir yana, bu sezonun ilk mağlubiyetini deplasmanda alacağımızı düşünmüyorum. Cuper’in takıma yerleştirdiği mantalite buna izin vermeyecektir. Hikmet Karaman’ın oyun anlayışı Gaziantepspor’u iç sahada topa sahip olan ve önde oynamaya çalışan bir takım görünümüne sokuyor. Bu anlayış tam da bizim istediğimiz, çözmekte zorlanmadığımız türden. Cuper Karabük maçının ilk yarısında aradığı macerayı burada aramaz ve Barral-Stancu ikilisiyle başlarsa zor olan bir maç ilk yarıda bulunacak bir kontra golüyle kolaylaşabilir. Öte yandan can sıkıcı Monje ve Hasan sakatlıkları da yansıtmak istediğimiz oyunu sekteye uğratabilir. Bu noktada solda başlaması muhtemel formsuz bir Yiğit’in veya son maçtaki etkili oyunuyla ilk 11’e uzak görünmeyen Müslüm’ün performansları da maçın zorluğunu belirleyecektir. Sağ kanatta uzun süredir formsuz gözüken Umbides’in de artık takıma ağırlığını koymasını bekliyoruz. Monje ve Hasan’ın yokluğunda Umbides’in alacağı insiyatife ihtiyacımız var.

Rakibe gelirsek, geçen sezon oynadığımız 3 maçta da yenemediğimiz Gaziantep’e şansımızın çok tuttuğu söylenemez. Geçtiğimiz sezon Ordu’daki maç 0-0, Antep’teki Culio’nun penaltı kaçırdığı maç da 1-0 sonuçlanmıştı. Spor Toto Kupası finalinde de İnönü’de 3-1 lik skorla kupaya uzanmışlardı. İlk bakışta Antep’in ligdeki konumu topladığı puanlar bizi şaşırtabilir. Ancak lig başını Fener-Trabzon-Kasımpaşa-Beşiktaş-Bursa şeklinde bir fikstürle geçtiklerini belirtelim. Üstelik topladıkları 8 puanın 7’sini bu zorlu periyottan topladılar. Yükselişin başlangıcı olarak gördükleri son iki haftada Antalya’ya evlerinde 1-0 mağlup olmaları ve Akhisar’dan da 0-0’lık beraberlikle dönmelerinın, bu maçı onlar için bambaşka bir anlama soktuğunu söyleyebiliriz. Antep için, Orduspor maçı tam bir diriliş maçı. Üstelik ellerinde bu ligin yenilgisiz tek takımını yenmek gibi bir ekstra motivasyonları da var.

Uzun lafın kısası,takımın bu değerlendirmeler ışığında maçın zorluğunun farkında olarak ve en az bir Galatasaray maçı kadar motive bir şekilde sahada olması istediğimiz sonucu almak için olmazsa olmazlarımız. Bu gerçekleştiğinde er yada geç maç bizim istediğimiz şekle dönecektir.

#TresPuntos

26 Ekim 2012

Bir Bayram Yazısı - Hocaların Takımı

Son yillarda ligimize gelen oyuncularin kalitesi yukseldigi gibi, teknik hocalarin da kalitesi yukselmekte. Her ne kadar Yilmaz Vural, Giray Bulak, Bulent Uygun gibi isimler sacma bir sekilde gorev almaya devam etse de, Abdullah Avci ve Ertugrul Saglam ile baslayan uzun sureli ve programli menajerlik sistemi ulkemizde yavas yavas oturmakta. Bunu yillardir profosyonel bir sekilde yapmak istemesine ragmen, surekli degisen oyuncu kadrosu sebebiyle sikinti yasayan Kayserispor son olarak cok umutlu oldugum Shota`nin istifasi sonrasi yine bir yildiz isim Prosinecki`yi goreve getirdi.

Bir web sitesinde `Shota sonrasinda Prosinecki` yazisini gordugumde, dunyaca unlu bu iki ismi hoca degil de oyuncu olarak alindigini dusundum bir an.... Sonra ligimizin aslinda bu anlamda ne kadar da zengin oldugunu farkettim. Son 10 yildir ligimizde gorev yapan hocalarimizin bir an hala faal top oynadigini dusunursek, cok da efsane bir takim cikmakta ortaya... 



Kaleci  - Senol Gunes 


Her ne kadar benim nesilimin kalecisi Rustu Rencber olsa da, Senol Gunes ; Turgay Sener ile beraber Turk futbol tarihinin en buyuk kalecisidir desek az demis olmayiz herhalde. Kaleciligi ile beraber adamligi, teknik direktorluk yetisi, Trabzon gibi bir sehirde bu kadar buyuk bir efsane olmasi onu benim gozumde bu takimin as kalecisi yapmakta.



 Kendisine en buyuk rakip olarak aslinda bir dunya yildizi olan Gaziantepsor`un hocaligini yapmis Italyan Walter Zenga, isim olarak Gunes`in cok onunde olmasina ragmen benim gonlum kaleyi bir yabanciya teslim etmeyi elvermedi. 

Sol Bek - Abdullah Ercan

Hep soyledigim, futbolun en kisir bolgesi olan Sol Bek bana hocalarin takiminda da en sikinti cektiren bolge oldu. Takim icerisinde en zayif halka olarak goze batmakta olan bu mevkide. Diger seceneklerin Ergun Penbe, Umit Ozat oldugunu dusunursek ben tercihimi Turk futbolunun ender sarisinlarindan Abdullah Ercan`dan yana kullandim. Turk futbolunun ataga adam gibi yardim eden ilk beklerinden olan Abdullah savunma anlayisindaki daha etkili futbolu sayesinde Ergun Penbe`nin onune gecti.

Stoper - Bulent Korkmaz

Ligimiz farkli farkli ulkelerden bir suru yabanci hocayi getirmesine ragmen, bu isimlerin hic birisinin defans anlayisindan gelmemesi aslinda futbolumuzun hucum futboluna yatkin oldugunun bir gostergesi.  Fakat cok buyuk yabanci hocalar da gelse bu formayi kesinlikle onlara birakmayacak bir isim var aslinda, efsane kaptan Bulent Korkmaz. Her ne kadar hocalik kariyeri o kadar basarili olmasa da, Turk futboluna altin harflerle ismini kazitmis, buyuk basarilara onderlik etmis bir isim kendisi. 


Stoper - Fatih Terim

Bulent`in ekurisi ise hem onu takimdan silip gondermek isteyen, hemde muthis geri donusu sonrasi ona hakettigi yeri ve kaptanligi veren herkes begenmese de Turk futbolunun en iyi iki hocasindan biri Fatih Terim. Her ne kadar antrenorluk kariyeri futbol kariyerinin onune gecsede,  14 yil Galatasaray`in ve milli takimin kaptanligini yapmak buyuk bir basari. Fazla da secenegin olmadi bu pozisyonda ogrencisiyle beraber forma giyebilirlerdi herhalde. 

Bu iki pozisyonda Terim ve Korkmaz`in gerisinde kalmasina ragmen Samet Aybaba, Stumpf ve Hakan Kutlu da saygiyi hak eden diger stoperler oldular.

Sag Bek - E.Gerets

Bu ruya takimin defanstaki tek yabancisi olma ozelligini tasiyan Eric Gerets, beni bir anlamda da kurtaran isim oldu. Gerets`den sonra ikinci sag bek tercihinde bir zamanlarin efsanevi ismi Atom Karinca Riza olsa da,  Gerets gibi Belcika milli takiminin ve PSV`nin (Kariyerinde Milan`da var) yillarca sag bekinde basarili bir sekilde forma giymis, efsane bir oyuncunun bu formayi hak ettigini acikca soleyebilir.


ORTA SAHA


Defanstaki o kisir donguye ragmen, orta saha mevkiinde oyle bir bolluk var ki ligimizde, hem nice yerli yildizimizi (Mehmet Ozdilek, Tolunay Kafkas, Mustafa Denizli, Metin Yildiz) yedek birakicak hemde takimi tek forvet oynatacak yabanci kaliteli oyuncularimiz var. Bunun bir nedeni de, oyunu yoneten ve butunune hakim olan orta saha isimlerinin hocalik olarak da daha basarili olabilecegi tezini dogrular yonde.



Orta Saha- F.Rijkaard

Herhalde herkesin gozu kapali yazacagi ilk isimlerden birisi F.Rijkaard olacaktir. Uzun yillar oynadigi ve tarihlerinin efsane takimlari olarak nitelendirildigi iki takimda da (Ajax ve A.C. Milan) takimin 3-4 yildizindan birisi olmayi basarmis, ve yine milli takimda da Hollanda`nin sembol isimlerinden birisi olmustur. Takimda oynayacak diger hucum vari isimleri dusundukce, arkayi toparlayacak isim olacaktir. 



Orta Saha - J.Tigana

Gunumuz futbolunun en zirve isimleri Xavi ve Iniesta`nin olusturdugu `Box-to-Box` klisesinin baslangic noktalarindan birisi olan Tigana, kariyerinde sadece Fransiz takimlari olmasina ragmen unu Fransa`daki tum takimlardan daha fazla diyebiliriz. Tigana kariyeri boyunca bitmeyen enerjisi, hizi ve cevikligi ve akil almaz teknigiyle pozisyonlarin baslangic noktasinda olan bir isimdi. Onun da, Turkiye kariyeri diger mevkidaslari gibi pek basarili bitmese de futbol kariyeri acisindan Turkiye`den de giptayla bakilan bir isimdi kendisi. 

Sol Acik - Arthur Zico


Her ne kadar kendisini forvet ya da forvet arkasi olarak nitelendirmek daha dogru olsa da, bu pozisyonu baska bir isme ayirdigim icin `Beyaz Pele`den sol acikta yararlanabilecegimizi ummaktayim. Ikincil forvet gibi katkilari olacagini dusunursek, bu mevkide `Beyaz Pele`nin `Karpatlarin Maradona`siyla uyumu efsanevi bir ikili olabilirdi. Tarihindeki basarilari genelde ulkesi Brezilya`da ve milli takimda yasan Zico, diger rakiplerinin tersine kariyer olarak en basarili yabanci olarak degerlendirebilecegimiz isim olarak gelmekte. Sozun sonu olarak arkasinda Rijkaard ve Tigana`li yaninda Hagi`li bir orta sahada Zico`yu gormeyi gercekten cok isterdim.




Bu mevkiide adindan kesinlikle soz edilmesi gereken ve su yabanci orta sahayi tek delebilecek isim olan kornerlerin gol krali Mustafa Denizli, yabanci isimlerin kalitesi sebebiyle yedek listemde fakat 12. adam pozisyonunda beklemekte. Kariyerinde 20 yila yakin Altay kariyeri ve sonrasindaki kisa Galatasaray macerasi ve bize yasattigi buyuk teknik direktorluk basarilariyla, bu listede bir sekilde yer almasa gereken Mustafa Denizli`yi de anip, gorevimizi de yapmamazlik etmeyelim.

Sag Acik - R. Prosinecki (B. Schuster) 

Mustafa Denizli`nin yedek kalmasi gibi bu pozisyonda da cok buyuk bir ikilem yasadim aslinda,  bir tarafta efsanevi Hirvatistan kadrosunun Prosinecki, bir tarafta Almanlarin `Sarisin Melegi` Shcuster beni ciddi anlamda zorladi. Yine bir on numara olan Schuster`i Zico`yu sola kaydirdigimiz gibi bir secenekle sagda oynayabilecegini dusunup, Prosinecki`yle kiyaslasakta kariyerine A.Madrid, Barcelona ve Real Madrid`i sikistiran tek isim oldugunu dusunup bu kadroda kesin yer almasini dusundum.

Ayni pozisyonun bir diger ismi Prosinecki ise beni bu yaziya tesvik ettigi icin biraz torpilli. Benim cocuklugumun efsanevi isimlerinden, karizma isminden ve Boban hayranligimi da eklersek bu takimin kanat mevkiisinde tercihim olmustur kendisi.... 

10 Numara - Ofansif Orta Saha - George Hagi


Bugunun ulemalari hala Alex`le Hagi`yi kiyaslaya dursun, bugun 45 yasinda oynadigi yardim maclarinda bile bize eski gunleri hatirlatan, nasil oldu da Turkiye`ye geldigine hala inanmadigim Hagi bu takimin Zico`yla beraber maestrosu olurdu herhalde. Gercekten basarisiz teknik direktorluk macelarina ragmen, zekasina hayran oldugum Hagi Turkiye`nin bugunku yukselisinde buyuk emegi olduguna inandigim birisi. Bu yuzden kaptanlik olmasa da, 10 numaranin verilmesi gereken isim Hagi olurdu. 


Forvet - L. Aragones

Bu kadar dolu isimlerle gecen orta sahadan sonra biraz burun kiviracagimiz fakat hepsi birer yildiz olan forvet isimleri bir birlerine o kadar yakinlarki bir tercihde bulunmak inanin zor oldu. Bosnaklarin efsanesi Saffet Susic, Metin-Ali-Feyyaz`in Feyyaz`i, Fenerbahce`nin 3 defa gol kralligini yasamis bugun pozisyonu sallantida olan Aykut Kocaman, Bursaspor`a sampiyonluk kazandiran Ertugrul Saglam, daha genc neslin isimleri Shota Arvaladze, Arif Erdem ve Bulent Uygun da bu anlamda diger tercihler olsa da, Atletico Madrid`in Atletico Madrid oldugu donemlerde takiminda efsenalesmis 372 macta 172 gol atmis olan, Aragones kendisini hic sevmeme ragmen takima yazdigim isim olmustur. 

Hocalarin Hocasi - Hector Cuper

Boyle bir takim kurulursa tabi ki bu takima bir de hoca gerekecegini dusunursek, benim ve cogumuzun tercihi Hector Cuper noktasinda birlestirmemiz cok da yanli bir tercih olmayacaktir umarim. Her ne kadar sayilan bu isimlerdne Rijkaard, Aragones, Del Bosque, Schuster Real Madrid ve Barcelona gibi dunyanin iki devam takiminda buyuk basarilar elde etseler de bugun Del Bosque disindaki isimlerin kariyerlerinin devaminda ayni basariyi gosteremedigi cok acik. Bu isimlerin hepsinin, yildiz oyuncularin yonetiminde sorun yasadigini dusunursek de bu kadar kaprisli yildizi yonetecek tek ismin `Mutevazi Lider` Hector Cuper olacaktir.



Turkiye`de futbolun degisimine buyuk katki koyan Feldkamp`in da yonetim kadrosunda Sportif Direktor pozisyonunda olmasini eklemek de dogru finis olacaktir herhalde...

Bayram icin kafa patlatici, bir hayal gucu keyif yazisi yazmak istemistim. Altta son 10 yillik donemde Turkiye liginde gorev almis diger isimleri de gorebileceksiniz... Bu konuda sizin de tercih paylasiminizi gormek isterim...


Kaleci - Senol Gunes, Walter Zenga, Engin Ipekoglu

Sag Bek - Eric Gerets, Riza Calimbay
Stoper - Fatih Terim, Samet Aybaba, Bulent Korkmaz, Stumpf, Hakan Kutlu, Rasit Cetiner
Sol Bek -Abullah Ercan, Ergun Penbe, Umit Ozat

Orta Saha - Mehmet Ozdilek, Tolunay Kafkas, Hamza Hamzaoglu, Rijkaard, Thomass Doll, Del Bosque, Metin Yildiz, Mustafa Denizli, George Hagi, Arthur Zico, Robert Prosinecki, Bernd Schuster, Metin Diyadin, Tayfur Havutcu, Unal Karaman, Ugur Tutuneker, 

Forvet - Luis Aragones, Saffet Susic, Feyyaz Ucar, Aykut Kocaman, Ertugrul Saglam, Arif Erdem, Bulent Uygun, Nejat Biyedic, Orhan Cikirikci


Iyi bayramlar...


21 Ekim 2012

2 Dakika | Orduspor 2:2 Sanica Boru Elazığspor

Liderlik stresi,
Rakibin maç öncesi yaptığı teknik direktör değişikliği,
Taraftarın isteksizliği,
Rakibe karşı kırılamayan şanssızlık...

Bu dört etken birleşince ortaya mutlak favori çıktığınız maçta, puan kaybını getirdi. Lakin sahada öyle bir futbol vardı ki teknik direktörümüz, futbolcularımız ve biz dahil herkes bu sonuçtan memnun ayrıldık neredeyse. Yanlış bir cümle kurdum, sahada futbol bile yoktu aslında Orduspor adına. Futbol adına ne kadar yanlış varsa yaptık ve şanslıydık ki 1 puanı alıp 8. hafta bitiminde hala namağlup yola devam ediyoruz. Liderlik fırsatını tepmiş bir vaziyette...

Maçı iki kısma ayırabiliriz gerçeklerden yola çıkarak. Mesela maçın bir gündüz, birde gece tarafı vardı. Sahaya güneşin vurduğu ilk yarıda Elazığspor kendi çaldı kendi oynadı. Biz ise izlemekle yetindik sadece. Sahadan güneşin çekildiği, akşamın ışıklarının vurduğu anlarda ise oyunu dengelemiş ve 2:0'dan 2:2'ye getirmiştik maçı.

Yılmaz Vural'da ilk maçın heyecanı ve bu heyecanın getirdiği bir gaz vardı. Bu gaz ona 3 - 4 maç yeter düşüncesindeyim. Cesur oynattı Elazığspor'u, geri çekilmeden üstümüze üstümüze gelerek hemde. Cuper zeki adam. Maçı öyle yada böyle istediği sonuca getirmesini biliyor. Cuper ile kaybetmememizin en büyük etkeni oyunu sağlam okuması ve zekası. Karabük maçında Barral'ı oyuna alıp skoru değiştirmesi (-ki geç yapılan bir değişiklik olsada) ve bu maçta Hasan Kabze ile Müslüm'ün oyuna girmesi ve bu iki oyuncunun 5 dakikada skorun değişmesinde başrol olmaları bir tesadüf değil tabiki. Ama Cuper'in oyunu okumasının yanında birde oyun anlayışı var. O oyun anlayışıyla buralara kadar güzel geldik, hatta ülkede örnekle gösterilen bir takım olduk. Braga'nın yada Romanya milli takımının oynadığı futbola bakınca, insanlar aynı Orduspor gibi oynadılar diyorlarsa Cuper birşeyler katmış demektir takıma. Ama bugün gerçekten çok farklıydı herşey. Önce tribünler sessizdi. Damla kardeşimiz için sessizlik yerine daha çok bağırılsa daha etkili olabilir miydi acaba? Takımı bu sessizlikte etkiledi. Çünkü bu maçın ilk dakikaları en önemli anlarıydı. Rakibin üzerine birazda taraftar gazıyla yüklenebilseydik onlara bu kadar cesur oynama şansı vermeyecektik. Yada erken bulunacak bir golle kıracaktık dirençlerini.

Cuper Elazığ'ın zayıf noktası olarak Aydın'ı görmüş olacak ki ataklarımız hep sağ kanattan gelişti ama ceza sahası içinde kayboldu. Sol kanadımız için konuşacak birşey bulamıyorum çünkü Monje'yi çok aradık o tarafta. Yiğit'i beğenmedim, bu performansı devam ettiği sürece yedek kulübesinden kolay kolay çıkamayacaktır. Maç boyunca çok şeyi yanlış yaptık ama bunlardan en belirgini ceza sahasına atılan ortalardı. Umbides olsun Atila olsun altıpas içerisine sık sık yüksekten orta atma çabasına girdiler. Elazığspor'un kalesinde 2.05'lik bir kaleci varken bu kadar çok kale önüne orta denemesi çok gereksizdi. Zaten her topumuzda kaleci antremanı gibi oldu rakibe. Geçen sene aynı kaleciye bu şekilde bir gol attık ama orada İvesa'nın çok ekstra bir hatası vardı. Aynı hatayı aynı kaleciden aynı maçta beklemek biraz abartı olacaktır. Bazı anlarda takım yüksek ortadan hayır yok bari sert orta yapalım düşüncesine kapıldı ama burada da her orta. ceza sahası içerisine şut gibi hızlı şekilde gönderilince maç boyunca yaptığımız 15 civarı ortamızın hepsi sonuçsuz kaldı.

Gereksizliklerimiz o kadar çoktu ki. Maç boyunca atağa kalkamayan bir takım izledik. Sahada oynayan Orduspor, bizim Orduspor değildi. Ben bu olayı tamamen lider olma psikolojisine bağlıyorum. Bize böyle mutluluklar için belki de erken biraz. Stancu'nun yada Barral'ın orta sahada işi ne? Bu iki adam orta sahada top alacaksa orta saha ne iş yapar peki? Bu adamlar nasıl gol atacak yada? Atamadılarda zaten, sistem gibi birşey yoktu çünkü ortada. Takımda orta saha kavramı yoktu garip bir şekilde. Rakip orta sahamızı o kadar kolay geçiyordu ki hızlı çıktığı zaman, o anlardan birinde golü yedik zaten. İlk yarı bittiğinde tabelada 0:1 yazıyordu. Ama takıma ve teknik heyete olan güven bu maçı çevirebilecek güçte olduğumuzu hatırlatıyordu bize. Birşey olmaz aman, 1 gol yedik diye ölmedik ya. Öldük mü yoksa ne?

2. yarıda da değişen birşey yoktu çünkü. Sırayla Hasan Kabze ve Müslüm oyuna girdi ama oyuna bir canlılık gelmedi hala. Üstüne birde Gökhan Emreciksin, Fornezzi'yle karşı karşıya akıllara zarar bir gol kaçırıyor ki derin bir oh çekiyor, Fornezzi'ye sevgilerimizi iletiyoruz. Çok büyük adamsın Fornezzi. Bugün yine alınan 1 puandaki önemi yadsınamaz. Ama olmaz ki? Bu kadar kötü, ruhsuz bir oyun olmamalı. Bu kadar aciz oynamamalı, bu takım ne olursa olsun liderlik için maça çıkmış bir takımdı. Tabelaya bakıyoruz Köksal ve 0:2. Elazığspor yapması gerekeni çok iyi yapıyor skoruda buluyordu. Lakin bizi bu kadar kötü yakalamışken üzerimize biraz daha oynasalar farkı açabilecek konumdaydılar.

Taraftarlarımız... Berbattık bugün. 2:0'ken takıma destek olmaya çalışsakta 4 - 5 dakikalık bir süreçte, küfürle hiçbir yere varamayız. Ordu'ya gelen her takıma küfür ediyoruz, biraz özeleştiri. Hadi küfür maç esnasında o anlık psikolojiyle ediliyor, bizde taraftar içinden yazıyoruz sonuçta bu satırları ama olmaz, antipatik oluyoruz. Dışarıda hiçbir husumetimin olmadığı takımların stadyumunda küfür yediğimiz zaman çok dokunuyor insanın içine. Biz böyle bir tartaftar değiliz. İnsanlar Orduspor sözünün geçtiği yerde demeliler, harika bir şehir, harika insanlar. Yanlış profilde gidiyoruz. Takım ismi vermek istemem ama Karabükspor taraftarlarının yolunda ilerliyoruz. "Elazığ kümeye" diye bağırmanın hiçbir mantığı olamaz. 7. hafta sonunda namağlup olan ve liderlik maçına çıkan bir takıma ilk kötü sonuçta tribünlerde hemen homurdanmaların başlaması acımasızlıktır.

Herşey ters giderken sahada Hasan Kabze gerçeği vardı. Ligin başlarında nasıl eleştirdiğimizi hatırlıyorumda, düzeleceğine inanıyorduk, yanıltmadı. Ceza sahasında topu güzel saklaması, belki çoğu futbolcunun öldüreceği pozisyonda, ona asist imkanı sağladı ve Nizamettin ile fark 1'e indi. Sonra taraftarlar olaya müdahale etti, maçın içine girdiler. Aradan 1 dakika geçti oyunun bir diğer yeni ismi Müslüm yerde kaldı hakem penaltı dedi Stancu ligdeki 5. golünü attı, 2:2. Buraya kadar... Taraftara en çok ihtiyacımız olduğu anlarda takımın gazını devam ettirecek en itici güç olacakları yerde, onlarda skora razı oldular. Skora razı olmayan tek taraf yine Elazığ'dı. Gerçekten bugün 2:2'den sonra ortaya koydukları oyun bile alkışı haketti. Zaman geçirme çabaları gayet doğaldı. Ama bu zaman geçirme olayını 11 kişiyle defans yaparak değilde kapanmadan atağa kalkarak, pozisyonlar bularak yapmaları sadece bu maça özel birşey miydi ilerleyen haftalarda göreceğiz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...