17 Ekim 2017

Sizi Bize Seçip Seçip mi Gönderiyorlar?

Süper Ligden düştüğümüz sezondan itibaren öyle şeyler yaşadık ki hep daha kötüsü olamaz dedik. Son nokta, bundan daha beteri olamaz diye geçirdik içimizden. Ama bu kulübü öylesine basiretsiz kişilere teslim ettik ki bundan daha kötüsü olamaz dediklerimiz güllük gülistanlık zamanlarımız oldu resmen. 50 yıllık tarihi kendi başkanları, yöneticileri, şehrin mülki amirleri hatta az da olsa taraftarları kepaze etti. Yok etti...


Nedim Türkmen'in pisliklerini temizleyeceğim diye kendini ortalara atan Yaşar Pamuk futbol takımını 2 senede amatöre düşürdü. Avrupa'da oynayan Kadın Basketbol Takımını 2. lige düşürdü. Kulübün elindeki tek varlığı olan tesislere sahip çıkamadı. Bir gün efelendi ertesi gün belediyeye teşekkürler etti. Vurdular ensesine aldılar elinden kulübün neyi varsa. Zaten direnecek hali de yoktu. 

Bal ligine düşeceğimiz haftalar öncesinden belli olmasına rağmen lig bittikten haftalar sonra kongre kararı aldı. Bu süreçte takımdaki bütün futbolcuları senetler ile serbest bıraktı. Dün akşamki tv52 canlı yayınında söylediğine göre bu futbolcuların serbest kalmasına karşı 700.000 TL'lik senet almış. Ve bu senetler Yaşar Pamuk adına! Kulübün borçları olduğu için böyle bir karar almış zeka küpü yöneticilerimiz. Yaşar Pamuk'un alacaklarına karşılık olarak göstermişler. Canlı yayında soruluyor ne kadar alacağınız var kulüpten? Yaşar Pamuk cevap vermiyor. Ehhh,üüööö, auuu diyor. Bu senetlerin vadesi ne zaman? Senetlerden doğan alacaklar kulübe verilecek mi? Hangi futbolcudan ne kadar senet var? Yaşar Pamuk bunları tahsil etti mi bilinmiyor! Kulübün köküne kibrit suyu döken Nedim Türkmen 20 milyon alacağım var diyordu. Selefi Yaşar Pamuk da 700.000 liralık senetlerle ayrılmış! Ne güzel değil mi? Harikalar diyarı resmen...

Bir önceki güne gidelim. Orduspor başkanı Ali Yılmaz kongre kararı aldıktan sonra TV52 canlı yayınına katıldı. Seçildikten sonra şampiyon olacağız, takımı yeniden üçüncü lige çıkaracağız diye demeç veren adamın canlı yayında kulüp bu zamana gelene kadar hesap sormadınız bize niye soruyorsunuz diye ağlamadığı kaldı. Kime hesap soracağız Ali Yılmaz? Seni silah zoruyla mı bu kulübe başkan yaptılar? Canlı yayında soruluyor, Yaşar Pamuk'da ne kadar senet var diye bilmiyorum diyorsun. Sen bilmeyeceksin de kim bilecek? Biz mi takip edeceğiz Yaşar Pamuk'daki senetleri, sen mi takip edeceksin? Her soruya ben bilmem, ben anlamam Yaşar'a sorun diye söylenip durdun. Sen bilmeyeceksin de Redkit mi bilecek Ali Yılmaz? Siz aynı yolda yürüyen adamlar değil miydiniz Yaşar Pamuk ile? Onun yönetiminde değil miydin? Kongrede icazet almadın mı? Koskoca Orduspor'un başkanı olarak televizyona çıkıp DSİ'de bodrum katında kalıyoruz, yemeği kendimiz pişiriyoruz, kalorifer yanmıyor diye ağlıyorsun peşinden Büyükşehir Belediye Başkanına teşekkürler sıralıyorsun. Ben futboldan anlamam, bu konular beni aşar diyorsun. Sen Orduspor başkanı olmayı apartman yöneticiliği falan mı sanıyordun?  Ne bekliyordun ki şimdi ağlıyorsun Allah aşkına. 



Tekrar gelelim Yaşar Pamuk'a. Dün akşam ben taraftarım, yetkim yok, bana sormayın, ben bilmem, ben etmem diye canlı yayında nutuk döşüyor sevgili eski başkanımız. Kulübün 700.000 liralık senedi beyefendide. Sportif A.Ş'den dolayı resmiyette Kadın Basketbol Takımının başkanı kendisi ama her şeye ben bilmem diyor. Sanırsın Orduspor başkanlığından üç ay önce değil de 3 sene önce ayrıldı. Sanırsın takımı yeni yönetime bırakmadan bütün futbolcuları sarı çizmeli Mehmet ağa gönderdi. Başkanı bir şeyden haberi yok. Eski başkan da ben bilmem diyor. Bu kulüpte neyin ne olduğunu kim biliyor Allah aşkına? Hakikaten beceriksizlikte çığır açtınız. Bir kulüp nasıl kepaze edilir diye ders olsa üniversitelerde tez konusu olursunuz!

Kadın Basketbol takımı mevzusu var bir de. Dün Hakan Hoca daha fazla dayanamayıp isyan etti. Sezon başından beri altı otel, misafirhane değiştirmiş Kadın Basketbol Takımımız. Dün de yine bir otelin lobisinde üç saat ortada kalmışlar. Bu zamana kadar Yaşar Pamuk ilgilenmiş kendileriyle. Malum Sportif A.Ş.'nin yöneticisi. Kendisi başkanlığı bırakırken özellikle istemişti bunu. Hatırlarsınız aynı şeyi Nedim Türkmen'de yapmıştı. Yaşar Pamuk'un başkan seçildiği kongreden sonra Sportif A.Ş'yi bırakmamış kendisi oraya başkan olmuştu. Sonrasında bu durum sorgulanınca apar topar değişiklik yapmışlardı yeniden toplanarak. Yaşar Pamuk, Nedim Türkmen'den bir şeyler kapmış olacak ki aynı kurnazlığı yaptı Ali Yılmaz'ın başkan seçildiği kongrede. Sebebi belli. Basketbol takımı para basıyor. Kulübün sadece 1 yıllık iddaa gelirinin 700 bin lira olduğu söyleniyor. Çok çekici değil mi? Futbol takımı zaten mali olarak çöp olmuş, para A.Ş'de. A.Ş'nin de sorumlusu Yaşar Pamuk. Soru sorulunca kendisi kağıt üzerinde diye cevap veriyor ama... Sanırsın bakkal defteri! Sonuç olarak koskoca Orduspor Kulübü, Orduspor başkanı, yönetimi, yöneticileri basketbol takımına bir ev tutup bu takımı o eve yerleştirememiş. Hatta 2-3 ayda 60 bin lira da otel parası ödemişler. Takımın en önemli ismi Olena da 3-4 bin lira yüzünden ayrılmış. Ne kadar güzel değil mi? Kulağa ne hoş geliyor. Beceriksizliği ifade edecek kelime bile yok öylesine güzel!

Önümüzdeki günlerde kongre yapılacak. Yaşar Pamuk geldi, Nedim Türkmen'i akladı pakladı. Ali Yılmaz geldi, Yaşar Pamuk'ı akladı. Gelecek kim olursa olsun ilk önce bu takımın son beş senesinin hesabını sormak için gelsin. Yapılan yolsuzlukların peşini bırakmasın! Kulübün durumu ortada. Şehrin ileri gelenlerinin Orduspor'a bakış açısı, siyasilerin nasıl sırt döndüğü de ortada. Yeni bir takım yarattılar Ordu şehrinin umurumda bile değil o takım. Hepimizden alınan vergiler ile para akıttıkları o takım da kabul görmeyecek bunu hepimiz biliyoruz. Gelecek olan yönetim önce şehri kazansın. Orduspor'u yeniden Orduluyla buluştursun. O zaman sırtını dönen siyasiler de kuzu kuzu bu kulübe yanaşacak merak etmeyin siz. Her seferinde söylendiği gibi toplam borç kulübün olduğu durumdan dolayı belki de 10'da 1'ine kapanabilir. Çoğu alacaklı futbolcu karşılıksız olarak alacağından vazgeçebilir. Bekleriz. İyi bir yapılanma ile yeniden ayağa neden kalkmasın bu takım. Evet mucize gibi görünebilir ama en az 5 senelik bir yapılanma plan program gerekli. Bu yükün altına gireceklerin bunun farkında olması lazım. 





19 Ocak 2017

Orduspor'u Kimler, Nasıl Yönetiyor?


Yazıyoruz, çiziyoruz, sorguluyoruz, isyan ediyoruz, umut cümleleri kurmaya çalışıp umut etmek istiyoruz ama bazen... Bazen öylece kala kalıyoruz. 

Bir Orduspor taraftarı arkadaşımız Orduspor Kulübü Avukatı olarak bildiğimiz Çağatay Köksal'a sosyal medya üzerinden bir soru yöneltmiş. Daha önce bizim de dile getirdiğimiz bir öneri ile..''Eski futbolcular alacağının %20 - %10'una razı olur. Orduspor'un kurtuluşu zor değil bence demiş.'' Orduspor Avukatı Çağatay Köksal ise bu arkadaşımıza; ''Transferi ödeme yapmadan açabiliriz ama neye açacağız, mevcut yönetim defteri kapatmış, iki hıyar yöneticiye teslim olmuş kulüp'' diye cevap vermiş.

Çağatay Köksal hala resmi olarak Orduspor'un avukatı mı bilmiyoruz ama Nedim Türkmen'e açılan davalar ve geçtiğimiz hafta yaşadığımız tesis sıkıntısında Orduspor tarafından hukuki olarak açıklama yapan kişiydi. Kulübün içinde olanlara, kulübün nasıl yönetildiğine şahit olan bir kişi. Üslubu normal midir? Tabi ki hayır ama bu cevabın arkasını merak ediyoruz.

Orduspor taraftarları olarak Çağatay Köksal'a seslenelim. Kulübün içerisindeki işleyişi en iyi bilen kişilerden birisi kendisi. Mevcut yönetim defteri kapatmış derken ifade etmek istediği şey nedir? Bahsetmiş olduğu yöneticiler Orduspor'un mevcut durumunda ne gibi yanlış kararlar alıyorlar.? Kendisine göre yanlış giden şeyler nedir? Kulübün kötü yönetildiğinin hepimiz farkındayız ama boşa umut ediyor, hayal kuruyoruz? Orduspor teslim olmuş ve kaçınılmaz sonu mu bekliyor? 

İyi şeyler duymayı umut ettikçe hep daha kötüsüyle karşılaşıyoruz. Orduspor'a kim ihanet ettiyse ve etmeye devam ediyorsa gün gelir Ordu şehri bu kulübe ihanet edenlerden hesabını sorar. 


18 Ocak 2017

Bayrampaşa Hezimeti ve Hoca Değişikliği


İlk yarının bitmesinin ardından yaptığımız değerlendirmede Turgut Kural ve Hoca belirsizliği ile ilgili olarak aşağıdaki şekilde düşüncelerimizi ifade etmiştik.
Devre arasında öncelikli olarak hoca konusunun netleştirilmesi gerekiyor. Her ne kadar son dört sezondur profesyonel liglerde oynayan genç oyunculara sahip olsak da futbolcularımızın futbol zekası ve davranışları amatörlüğün bir tık üzerinde. Orduspor'un beklenmedik çöküşü ile hepsinin eline fırsat geçti ama açık söylemek gerekirse Orduspor bu durumlara düşmeseydi mevcut kadronun büyük çoğunluğu futboldan elini eteğini çeker bir kaç arkadaşımız hayatını futboldan kazanırdı. Bu sebeple hoca faktörü bizim takım için gerçekten önemli. Ziya Doğan ve Metin Altınay gibi biraz eski toprak diyebileceğimiz, tecrübeli teknik adamlar takım üzerinde belli bir etkiye sahip oldular. Bu iki isim haricinde gelen isimlerin hiçbiriyle gerekli iletişim kurulamadı. Bu ligde kalmak istiyorsak eğer, ince eleyip sık dokuyup Ziya Doğan ve Metin Altınay tarzında fakat bu iki isimden daha karakterli bir hocayı çok zaman geçmeden takımın başına getirmek gerekiyor. Turgut Kural ile risk alıp rus ruleti oynamanın anlamı yok.

Bunları dile getirmek için alim olmaya, futbol dahisi olmaya da gerek yoktu aslında. Her şey ap açık ortadaydı. Lafı eğip bükmeye gerek yok. Öylesine kötü yönetiliyor ki Orduspor yapılan yanlışlar, saçmalıklardan sonra kafamızda yolunacak saç kalmadı. Son şansımız diyoruz. Artık son hamleler bunlar, yanlış yapacak lüksümüz yok, bir aşağısı karanlık, uçurum, dönüşü olmayan yol diyoruz ama Orduspor çok kötü yönetiliyor. 

Devre arasını takım Turgut Kural ile geçirdi. Devre arasını iyi geçirip ikinci yarıya moralli ve toparlanmış bir şekilde başlamayı umut ederken Bayrampaşa karşısında sahada tel tel dökülen, karşısında yaş ortalaması yüksek bir takım olmasına rağmen 60. dakikadan sonra ayakta duramayacak duruma gelen, umursuz, isteksiz bir futbolcu topluluğu izledik. Rakibin attığı her golden sonra Ordu kümeye diye bağırması bile takımın kendine gelmesine yetmedi ve sahadan 6-1 gibi bir sonuçla hezimetle ayrıldık. 

Devre arasında Turgut Kural ile yolları ayırmayan yönetim ilk yarı bittikten sonra yeni bir hoca ile uyum sağlayıp ikinci yarıya hazırlanma şansını elinin tersiyle itmiş oldu. Turgut Kural'dan boşalan koltuğa U19 takımı antrenörümüz Yalçın Gürsoy getirildi.


 Ligin dibine demir atmış durumdayız ve son hamlelerimizi yapıyoruz. Fakat son hamlelerimizi yine bilinçsizce yapıyoruz. Yalçın Hocaya saygımız sonsuz ama mevcut durumda daha tecrübeli bir hocayı takımın başına getirip Yalçın Hoca'ya da A takım içerisinde sorumluluk verilmesi daha mantıklı olabilirdi. İleride bize faydalı olabilecek bir teknik adamı getirip ateşin ortasına bıraktı yönetim. Turgut Kural'ın elle tutulur hiç bir başarısı yokken Yalçın Hoca'nın da altyapı kariyerinden başka tecrübesi yokken Orduspor A Takımının başına getirilmesi mevcut yönetimin saçmalığından başka bir şey değil. Geçen sezon yapılan saçma sapan hoca değişiklikleri ile takımın küme düşmesine sebep olanların zerre akıllanmadığı da ortada.

Çakallar etrafımızı sarmış durumda. Hepsi Orduspor'un ölümünü bekliyor. Adımlarımızı daha sağlam atıp Orduspor'u çakallara yem etmemiz gerekiyor ama işimiz her geçen gün zorlaşıyor. 

5 Ocak 2017

Basiretsiz Başkan, Basiretsiz Yönetim ve Ayaklar Altına Alınan Orduspor!


3. lige düştük. Amatör liglerin bir adım uzağındayız. Sahip çıkamadık bu takıma. Koskoca Ordu iyi günde bu takımın yanındayken kötü günde basiretsiz yöneticilerin ellerine kulübü bıraktı ve uzaktan 50 yıllık mazinin çöpe gidişini izliyor. Sesini çıkarmıyor. Ne yapıyorsunuz siz arkadaş diyemiyor. Orduspor'u milyonlarca borca sokup ''bu işin matematiğinde bu var yeaa'' diyerek gözümüzün içine bakıp aklımızla dalga geçen adam ve şimdiki basiretsiz başkan kadar bizim de, Ordu'nun da suçu var. Batırıp gidenler bir tarafa Orduspor'u bir araya getireceğiz, bu takımı kurtaracağız diye kendini ortaya adam da taraftara cevap vermekten aciz. Mevcut yönetimin ve başkanın tek icraatı takımın sahaya çıkabilip, varlığını devam ettirebilmesi. Bu duruma şükreder olduk resmen.

Normal şartlarda Orduspor Kulübü'nün formasını giymeyi bırakın kapısından geçemeyecek adamlar Orduspor forması ile prim yaparak istediği zaman elini kolunu sallayarak gider oldu. Basiretsiz başkan, basiretsiz yönetim diyoruz ya tam da budur basiretsizlik kelimesinin altını dolduran. Ne kadar acınacak durumdayız ki kapının önünden geçemeyecek dediğimiz futbolculara mecburuz. Geçtiğimiz sezon elini kolunu sallayarak giden Mehmet Arı, Safa gibilere de mecburduk üç kuruşa satılan Burak Saban'a da. Futbolu bırakıp emekli olan Ahmet Kuru'ya formayı giydirirken de mecburduk, bize saç baş yolduran Emre Gemici'ye de. Beğenmediğimiz, mecburiyetten futbolcu olmuş gibi sahada duran Orduspor forması giyen bütün futbolculara Orduspor'un varlığını sürdürmesi için mecburuz. 


2 sene önce iki metre yanındaki adama pas atamayan Doğancan Aynacı da mecbur olduğumuz futbolculardan biriydi. O iki metre yanındaki adama pas atamayan Doğancan takımın en çok gelişme gösteren isimlerinden biri oldu. Zeka yerinde saymasına rağmen, yaptığı saçma sapan davranışlara rağmen bu takımın önemli bir parçası oldu. Ve o da dün itibariyle elini kolunu sallayarak takımdan ayrıldı, Darıca Gençler Birliği ile sözleşme imzaladı. Yaptığı disiplinsizlikler, terbiyesizlikler yanına kar kaldı. Belki de sırf gidebilmek için yaptığı saçmalıkların meyvesini alarak Darıca'ya gitti. Evet Darıca... Aynı ligde ve grupta olduğumuz rakiplerimizden birine 5-10 bin lira fazla para kazanabilmek daha doğrusu kendisini götüren menejere üç beş lira kazandırabilmek için gitti. İşin acı bir o kadar da ironik tarafı ise 2 ay önce disiplinsiz davranışları sebebi ile kadro dışı bırakılan Doğancan ve saygıdeğer başkanımızın sözleşme uzatılması sırasında çekilen ve kulübün resmi sayfalarında paylaşılan fotoğrafını görüyorsunuz yukarıda. Disiplinsiz davranışları ile kadro dışı bırakılan futbolcu sırıtarak sözleşme uzatıyor iki ay sonra da sözleşmeyi fesih edip gidiyor. Afedersiniz ama Orduspor Kulübü'nü kimler yönetiyor? Şu basiretsizliğin, iş bilmezliğin açıklamasını nasıl yapacaksınız? Disiplinsizdi, kalmak istemedi gönderdik mi diyeceksiniz? Tahtayı açıp transfer yapmayacaksanız ve böyle bir niyetiniz yoksa eğer U16 takımındaki çocuğun dahi gitmesine izin vermek Orduspor'a İHANETTİR. Kaldı ki siz ilk 11'in direk oynayan iki oyuncusunun elini kolunu sallayarak gitmesine izin veriyorsunuz. Bu takım düşme hattında ve transfer yasağı var. Hangi akla ve fikre sığar bu beceriksiz yönetim anlayışı açıklayamıyoruz. 

Bir şeyleri değiştireceğinizi, bu takımı düze çıkaracağınızı düşünerek geldiniz. İlk senenizde iki profesyonel takımın küme düşmesine engel olamayıp dişe dokunur tek icraat yapmadınız. Tek başarınız tahtayı bir transfer dönemi açmak idi o dönemi de ne kadar çöp varsa kulübe doldurarak heba ettiniz. Tüm bunların üzerine ''50. yılda diriliş diyerek'' Haziran ayında yeniden aday oldunuz ve başkanlığa devam ettiniz. Gelinen noktada amaç neydi ve o amacın neresindesiniz? Ne yapmayı planladınız neyi başardınız? Sezon sonunda eğer şimdiki bulunduğumuz yerde olursak Orduspor'un üzerine toprağı atıp arkanıza bakmadan giderken ne düşüneceksiniz? 

Ne yerel basın, ne de şehir sorgulamadığı için de kaçınılmaz sona doğru gidiyoruz ve hiçbir kimseye de izahat verme zorunluğu hissetmiyorsunuz. Orduspor'un gerçek sahibi taraftarıdır ve Orduspor taraftarını gidişat hakkında bilgilendirmek zorundasınız! Yapabileceğiniz tek şey kulübün sahaya çıkmasını sağlamak ise çok fazla o koltukta oturup gereksiz işgal yapmayın. Orduspor taraftarının artık görmezden gelecek sabrı kalmadı. Bir şeyler yapıldığını görmek, duymak, bilmek istiyoruz!

23 Aralık 2016

İlk Yarının Ardından


Umut cümleleri ile başladığımız sezonun ilk yarısı tamamlanırken hepimizin aklı bulanık. Sezon sonunda nerede oluruz, Orduspor'un kaderi ne yöne gider bilemiyoruz. Ligin ilk yarısını 5 galibiyet, 5 beraberlik 7 de mağlubiyet ile -9 puan cezamız çıkarıldıktan sonra elimizde kalan 11 puan ile 17. sırada tamamladık. Düşme potasının bir basamak üzerinde bulunan Bergama Belediyespor ile aramızda 5 puanlık fark bulunuyor.

İlk yarıyı değerlendirirken sahada oynanan futbolu baz alacaksak eğer Metin Altınay ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. Metin Altınay'ın ayrıldığı zamana kadar puan kaybedilen maçlar da dahil olmak üzere ne oynadığını bilen, oyun disiplininden kopmayan, yediği gole reaksiyon gösterip demoralize olmayan özgüvenli bir Orduspor vardı. Metin Altınay'ın ayrılmasından sonra ise bir hafta oynadığı futbol diğer haftayı tutmayan, ne oynadığını bilmeyen, öne geçtiği zaman skoru koruyamayan, geriye düştüğü zaman oyundan çok çabuk kopup reaksiyon gösteremeyen bir Orduspor izledik. Turgut Kural hoca ile ilgili iyimser konuşmak isterdik ama Metin Altınay'dan aldığı takım ligin devre arasına deyim yerindeyse can çekişerek kendini zor attı. Metin Altınay devam etse mevcut durumun çok daha üzerinde olacağımız aşikardı ama Metin Hoca da profesyonellik kisvesi ile bir şehri saf yerine koyarak ilk fırsatta arkasına bile bakmadan kaçıp gitti. Yine onunla birlikte arkasına bile bakmadan giden Ordulu, Ordusporlu Nejdet Sarıalioğlu'nu da düşününce Metin Altınay'a çok da bir şey söylenemiyor...


Devre arasında öncelikli olarak hoca konusunun netleştirilmesi gerekiyor. Her ne kadar son dört sezondur profesyonel liglerde oynayan genç oyunculara sahip olsak da futbolcularımızın futbol zekası ve davranışları amatörlüğün bir tık üzerinde. Orduspor'un beklenmedik çöküşü ile hepsinin eline fırsat geçti ama açık söylemek gerekirse Orduspor bu durumlara düşmeseydi mevcut kadronun büyük çoğunluğu futboldan elini eteğini çeker bir kaç arkadaşımız hayatını futboldan kazanırdı. Bu sebeple hoca faktörü bizim takım için gerçekten önemli. Ziya Doğan ve Metin Altınay gibi biraz eski toprak diyebileceğimiz, tecrübeli teknik adamlar takım üzerinde belli bir etkiye sahip oldular. Bu iki isim haricinde gelen isimlerin hiçbiriyle gerekli iletişim kurulamadı. Bu ligde kalmak istiyorsak eğer, ince eleyip sık dokuyup Ziya Doğan ve Metin Altınay tarzında fakat bu iki isimden daha karakterli bir hocayı çok zaman geçmeden takımın başına getirmek gerekiyor. Turgut Kural ile risk alıp rus ruleti oynamanın anlamı yok.

Kadro yapısı, teknik ekip üzerine konuşurken yönetimin de üzerine düşeni yapması gerekiyor. 2 ayda bir biz bırakıyoruz, kongre olacak ağlaklığı yapmanın vakti değil. Nedim Türkmen ve beraberindekiler Orduspor Kulübünün tarihe gömülmesine ortam hazırladılar evet. Fakat sizler geldikten sonra Orduspor'u kurtarmak için ne yaptınız? Evet borç var. Bir önceki yönetim kulübün dibine kibrit suyu dökmüş ama siz ne yaptınız? Yasal olarak bir şey ortaya çıkaramadınız. Tahtayı açtınız amatörden bozma adamlarla takımın içini doldurdunuz. Puan cezalarını aval aval izlediniz. İki profesyonel takımı küme düşürdünüz. Saçma sapan hoca tercihleri ile bir seneyi heba ettiniz. Bütün bunlar olurken tekrar aday olup devam ettiniz. Şimdi ağlaklık yapıp ikide bir kongre lafını ortaya atarak Ordu şehriyle ve taraftarıyla resmen dalga geçiyorsunuz.


Orduspor yönetimin zor şartlarda ve kısıtlı imkanlar dahilinde görevini sürdürdüğünü az çok biliyoruz ama Orduspor taraftarları olarak da bu takımın geleceğinin kurtulmasını istemek, yönetimden daha yapıcı şeyler beklemek en doğal hakkımız. Bir önceki paragrafta dile getirdiğimiz şeyler haricinde onlarca saçma sapan uygulamalarını da sayabiliriz ama artık uçurumun kenarındayız ve başka saçmalıklara tahammülümüz yok. Orduspor o uçurumdan düşerse tarih Nedim Türkmen'in bu kulübü nasıl batırdığını yazarken sizlerin de bu takımı 2 sezon üst üste küme düşürüp amatöre yolladığınızı es geçmeyecek.

İyi bir hocanın yanı sıra transfere de ihtiyacımız var. Orduspor'un kapısının önünden geçemeyecek Emre Gemici gibi bir adam dün sözleşmesini fesh etti mesela. Bu adamı tahtayı açtığınızda siz getirdiniz. İlk fırsatta her isteyen elini kolunu sallayıp giderken sizin bu takımı bir arada tutmak için ne yaptığınızı merak etmiyor değiliz. Sezon başında yine bu takıma katkı sağlayabilecek adamların gitmesini izlediniz. Tahtanın açık olduğu söyleniyor. Devre arası transfer yapmak için bir çalışma var mı? Düşme hattının içindeyiz. Kadromuz yetersiz, alternatifsiz ve kırılgan. Bunların hesabı yapılıyor mu? Orduspor yönetimi bu takımı ligde tutmak için ne yapıyor? Sorulacak onlarca soru var. Devre arasına gireli neredeyse 1 hafta olacak ama kaybedecek bir günümüz dahi yok. Çok acil bir şekilde planlamayı yapıp uygulamaya geçmeliyiz.

Son paragrafta Ordusporlulara ve Ordululara değinelim. Her şeyden vazgeçtik. Takım sezon başından beri 2-3 bin kişiye oynuyor. Orduspor'un çöküşüne karşı sessiz, tepkisiz ve bir o kadar ilgisiziz. Biz bu kadar ilgisiz olduğumuz ve bu takımı sahipsiz bıraktığımız için bu takımı yönetenlerin bir kaygısı endişesi bulunmuyor. Şehir zaten yanında değil bu takımın her şey olacağına varır kafasındalar. Çok geç olmadan, ah vah diyeceğimiz günler gelmeden bu takımın sahipsiz olmadığını, Orduspor'u yönetenlerin Orduspor taraftarına karşı sorumlulukları olduğunu hissettirmeliyiz. Taraftar grupları daha aktif olup şehri yönlendirip bilinçlendirmeli. Yönetim gerekirse kapı kapı dolaşarak halkı Orduspor'un yanında olmaya davet etmeli. Ordu şehri bu takıma yüzünü dönerse ve sahip çıkarsa eğer emin olun Orduspor'a sırtını dönen siyasiler de koşa koşa gelecekler. Çok geç olmadan uyanalım artık uykudan. Bulunduğumuz yerden aşağısı karanlık. Çok karanlık...

6 Ekim 2016

Yeni Hoca ve Sıfırdan Başlangıç


Ligde 5 hafta geride kaldı ama 6. hafta itibariyle deyim yerindeyse sezona sıfırdan başlıyoruz. -9 puan cezasını 5 haftada aldığımız 2 galibiyet, 3 beraberlik ile sıfırladık. Bingölspor maçında 90+8'de hakem destekli yediğimiz gol ve Ankara Adliyespor maçında yine hakemin maçın son dakikalarında öne çıkması ile 4 puanımızın da gasp edildiğini açık bir şekilde söyleyebiliriz. Ligin adı üçüncü lig ve ne yazık ki hakem kalitesi de ligin standartları ile paralel. Doğru düzgün tv yayını, ulusal basın olmadığı için bu ligde gücü yeten borusunu istediği gibi öttürüyor. Malum bizim de sahip çıkanımız olmadığı için ligin sonuna kadar daha çok canımız yanacağa benziyor.

Takımın sezona iyi başlaması ile umutlanmışken Maltepespor maçı sonrası Metin Altınay'ın açıklamaları ile canımız sıkılmış sonrasında hem takım hem de taraftarlar Metin Altınay'ın arkasında durarak yönetimin sorumluluklarını yerine getirmemesi konusunda hocadan yana olmuştuk. Takımın hocalarının gitmemesi yönündeki isteği, taraftarların tesise giderek hocaya destek olması da yeterli olması ve Metin Altınay birkaç gün içinde apar topar ekibi ile Ordu'dan ayrıldı. Bu süreçte her ne kadar yönetime tepki göstersek de olayın iç yüzünü sonrasında öğrendik. Orduspor yönetiminin hocanın gidişi konusunda sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söyleyemeyiz ama Metin Altınay'ın da karakter olarak bizim düşündüğümüz ve bildiğimizin çok aksine bir karaktere sahip olduğu açık bir şekilde ortaya çıktı. Ordu'ya geldiği ilk günden itibaren Orduspor camiasının büyüklüğünden, içinde bulunduğu zor koşullardan bahseden Metin Altınay Orduspor etiketini çok iyi kullandı ve ilk fırsatta parayı tercih etti. Kendisine inanmış futbolcu topluluğu, taraftar ise en başından beri umurunda değildi. Ordu'dan ayrıldığın günün ertesinde Diyarbekirspor ile sözleşme imzalaması Maltepe maçından sonra yaptığı çıkışı gayet net bir şekilde açıkladı bize. İyi bir hoca olabilir ama karakterli bir insan olmadığını geç de olsa öğrendik. Keşke ona yöneltilen sevgi ve saygının karşılığını verebilseydi...


Metin Altınay'ın ayrılmasının ardından Adliyespor maçına Yalçın Gürsoy eşliğinde hazırlandı takım. Yalçın Hoca Adliyespor karşısına Maltespor maçında kazanan 11 ile çıktı. Maça çok iyi başlamamıza rağmen sonrasında oyundan düştük. 25. dakikada Adliyespor'un attığı olağanüstü gole ilk yarıda reaksiyon veremedik. İkinci yarıya daha derli toplu başladık ve 65 ve 78. dakikada bulduğumuz gollerle öne geçtik. Öne geçtiğimiz maçın sonunu hem hakemin maçın son anlarında sapıtması hem de dikkatsizliğimiz ile getiremedik ve 82. dakikada yediğimiz gol ile sahadan beraberlik ile ayrıldık. Kalemize iki defa gelen, kalite olarak çok daha aşağımızda olan bir takıma Ordu'da puan verdik. Takımın maç içindeki savruk görüntüsü, Doğancan'ın gereksiz yere gördüğü kırmızı kartı da hoca otoritesinin eksikliğine yorabiliriz.

Metin Altınay'dan boşalan koltuğu yönetim hızlı bir şekilde doldurdu ve 1990-1993 yılları arasında formamızı giyen Turgut Kural'ı takımın başına getirdi. Turgut Hoca'nın futbolculuk kariyerini bir kenara bırakıp teknik adamlık kariyerini ele aldığımızda Arsinspor ve Pazarspor'da teknik adam olarak görev yaptığını, çoğunlukla Trabzonspor'un alt yaş kategorilerinde görev aldığını söyleyebiliriz. Turgut Hoca'nın teknik adamlık Cv'sini dolduran ayrıntılar ise uzun yıllar Şenol Güneş'in ekibinde yer alıp Dünya 3. olan Milli Takımın teknik ekibinde yer alması ve Mustafa Reşit Akçay ile çalışmış olması. Teknik adamlık kariyerinde bireysel anlamda öne çıkan bir başarısı olduğunu söyleyemeyiz. Alt yaş kategorilerinde uzun süre çalışmış olması ve genç futbolcuların psikolojilerini bilmesi bizim için bir şans olabilir. Başarılı olmasını canı gönülden diliyoruz ama şimdilik bizim açımızdan kapalı bir kutu. 

Bu hafta Bergama Belediyespor ile Bergama 14 Eylül Stadında karşı karşıya geleceğiz. Bergamaspor 4 puan -7 averaj ile 15. sırada bulunuyor ve ligdeki konumumuz gereği yakalamamız gereken takımlardan biri durumunda. Geçtiğimiz hafta grubumuzun namağlup lideri durumunda bulunan Orhangazispor'da deplasmanda 3-0 mağlup olmuşlar. Geride kalan 5 maçta sadece 2 gol atıp 9 gol yiyen Bergamaspor açısından da bizle oynayacakları maçın önemi büyük. Adliyespor maçında kırmızı kart gören Doğancan Aynacı Bergamaspor'a karşı forma giyemeyecek. Geride kalan 5 haftayı ortaya koyduğumuzda kazanmamız gereken bir karşılaşma olduğunu söyleyebiliriz. Kazanamıyorsak da Bergama'dan kaybetmeden dönmeliyiz.



14 Nisan 2016

Orduspor Kulüp Başkanı Yaşar Pamuk'a Soruyoruz

Orduspor Kulüp Başkanı sayın Yaşar Pamuk'a Orduspor taraftarları adına soruyoruz:
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yaptığı açıklamalar sonrasında Orduspor Kulübü Başkanı olarak bir açıklama yapmanız gerekmiyor mu? Büyükşehir Belediye Başkanı kulübün kapanmasına karar verirken başında olduğunuz derneğin başkanı olarak Orduspor taraftarlarına karşı sorumluluğunuzu yerine getirmediğinizin farkında mısınız? Orduspor'un geleceği ne olacak? Takım gelecek sezon lav edilip, futbolcuları başka bir takıma taşınıp içi boşaltılarak amatöre düşmesi mi beklenecek? Çoğu Süper Lig takımının dahi sahip olmadığı Orduspor tesislerinin projesi bile belli olmayan stad için yıkılmasına izin mi vereceksiniz? Orduspor'un geleceği böylesine karanlık iken bu stad projesini erteleyip Orduspor'un geleceğini kurtarmak için girişimlerde bulunamaz mısınız? Orduspor taraftarları olarak bu soruların cevaplarını merak ediyoruz. Yerel basının kafasını kuma gömdüğü bu ortamda Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı'na karşı dik durup başkanı olduğunuz kulübün lav edilmesine ses çıkarmayacaksanız eğer Orduspor Kulübü Başkanı sıfatını daha fazla taşımanızın anlamı yok. Keza o koltuğun boş olması daha hayırlı görünüyor!

12 Nisan 2016

Orduspor'un Ölüm Fermanı! Öylece Bakacak mısınız?

Dün Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz yerel bir televizyon kanalında Orduspor'un akıbeti ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özetle,
Enver Yılmaz: ''Yeni bir takım ile devam edeceğiz. Güzelorduspor'u 1 yıl içinde 3. lige çıkaracağız. Şehir takımın adını belirleyecek. İster 1967 Orduspor der, ister Mor Beyazlılar Orduspor der.''

Bu açıklamadan eski başkanlardan yenisine, yöneticisinden taraftarına hepimizin utanç duyması gerekiyor. 49 yıllık mazisi olan, iki milyona yakın Ordulunun takımının ölüm fermanı veriliyor ve ne şuan başkanlık koltuğunda oturan başkandan, ne Orduspor'u bu duruma sokan eski başkandan, ne de Ordupor'da yöneticilik yapmış şahıslardan ses yok. Sosyal medyada duruma veryansın eden bir elin parmaklarını geçmeyecek Orduspor sevdalısından başka şehirden de tık yok. Öylece izliyoruz. Yüzlerce kongre üyesi olan koskaca Orduspor'un kapısına kilit vurulacağı açıkça dile getiriliyor ama bir Allahın kulu da çıkıp sen ne diyorsun demiyor, diyemiyor.

Ne yapılacak şimdi? Gelecek sezon Orduspor'un içi boşaltılıp amatöre düşmesi izlenecek. Onlarca emek ve para ile inşaa edilen, çoğu Süper Lig takımının bile sahip olmadığı tesis yıkılacak. Sebep? Stad yapılacak... Kim için yapacaksınız o stadı? Köy Hizmetleri ya da Özel İdarespor'dan bozma Güzelorduspor için mi yoksa sonradan adının ne olacağı belli olmayan çakma Orduspor için mi? Ordu için illede bir şey yapmak istiyorsanız önce o stadta sahaya çıkacak olan takımın geleceğini kurtarın! Bir sorun bakalım Orduluya; mazisi başarılarla dolu takımının geleceğinin kurtarılmasını mı yoksa bir beton yığınını mı ister? Yerel yönetimin başındaki kişi olarak çıkın sokağa sorun! 


Ne stad ne de yeni yapılacak bir tesis istiyoruz. Gelecek sezon 50. yaşını kutlayacak olan Orduspor'un armasının, tarihinin kurtarılmasını istiyoruz. Orduspor'un bu duruma gelmesinden en son Orduspor taraftarı sorumludur. Kişilerin başarısızlıklarının sonucunda 50 yıllık mazisi olan kulübün göz göre göre yok edilmesini kabul etmiyoruz! 

Orduspor'un sonunu getirecek kararı verdiğine göre şuan içinde bulunulan durumun da sorumluluğunu üstleneceği düşündüğümüz Enver Yılmaz, kulübün içinde bulunduğu borç yükünün asıl sebebi Nedim Türkmen ve yönetimi, şartlar ne olursa olsun kulübü 3. lige düşüren Yaşar Pamuk bu durumun asıl sorumlularıdır! Bir araya gelin ve kulüp hala ayaktayken öldürmeyi değil yaşatmanın yollarını arayın!

Başta Orduspor'un asıl sahibi Orduluları olmak üzere Orduspor'un eski başkanlarını, yöneticilerini, futbolcularını Orduspor'a sahip çıkmaya davet ediyoruz. Çok geç olmadan sahip çıkalım tarihimize, armamıza, hatıralarımıza. Daha da geç olmadan!

5 Nisan 2016

Enkaz Edebiyatının Sonuçları

Bir umut küllerimizden doğabilir miyiz diye başladığımız sezonun sonunda olabilecek en kötü sonu yaşıyoruz. Yeni yönetim, yeni hoca, şehrin bütünleşmesi, hadi artık kaldıralım şu enkazı diye başladığımız sezonun sonunda saçma sapan ilçe takımlarından 5 yiyen, gittiği deplasmanlarda ''Ordu Kümeye'' diye bağırılan bir takım haline geldik. Hadi futboldan geçtik sezon başında oldukça başarılı bir teknik ekip ve kadro ile sezona Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımımızda son maçlarda tarihi farklar yiyerek manşetlere çıkıyor. Her bakımdan rezil durumdayız. Söz söyleyecek takatimiz kalmadı desek yeridir. Geldiğimiz noktaya bakınca çıldırmamak elde değil. Üçüncü lige doğru yol alıyoruz ve mevcut duruma bakınca orada da ne olacağımızı az çok görebiliyoruz. Peki biz gerçekten bu kadar basiretsiz miyiz? Neden bu duruma geldik? 


Yaşar Pamuk'un zor zamanda elini taşın altına sokup sorumluluk almasını daha önce takdir etmiştik. Kendine güvendi. Kongre'de Nedim Türkmen'in şirketleşme planı bozulunca adaylıktan çekilmesi ile tek aday olarak girdiği kongrenin kazananı oldu. Gerekirse kapı kapı gezeceğim dedi. Şehir ile takımı bütünleştireceğim dedi. En önemlisi Orduspor'un içinde olduğu durumun hesabını soracağız dedi. Sonuç? Sonuç iki profesyonel takımın bulundukları ligden acı çekerek düşmesi oldu. Sorulması gereken hesap bir tarafa, başkanlığı süresince daha bir sezon dahi olmamışken onlarca soru işareti var kulüp ile ilgili... Sorunları, sıkıntıları bilerek bu taşın altına elini soktu ama devraldığı enkazın altında kaldı. 

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk mu denir, gelen gideni arattı mı denir bilmiyorum ama Yaşar Pamuk ve yönetiminin her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdığını gayet rahat söyleyebiliriz. Hem basketbol takımında hem futbol takımında tahta açılıp transferler yapıldı. Basketbol takımı tamamen dağıldı. Futbol takımında ise yapılan transferlerden 2-3 futbolcu kaldı. Sezona gayet iyi bir oyuncu topluluğu ile Avrupa'da başlayan Bayan Basketbol Takımının şuan bulunduğu duruma gelmesinin izahı yapılamaz. Yapılan transferleri elde tutamayıp hepsinin gidişini sadece seyredecektiniz madem neden o kadar para döktünüz basketbola diye mevcut yönetime sormak lazım. Hiç mi planlama yapılmadı? 

Futbol takımı ise başlı başına bir yönetim faciası.. Geçtiğimiz sezon 25-30'un üzerinde maç yapan genç bir futbolcu topluluğumuz vardı elimizde. Takım içinde haksızlık olduğunu, oynaması gerekenlerin oynamadığını düşündüğümüz zamanlar oldu ama hepsi belli bir seviyeye gelmişti. Tecrübe kazanmış bu futbolcu topluluğuna transfer tahtası açılarak Gökhan Meral, Mahmut Boz, Gökhan Caba başta olmak üzere takviyeler yapıldı.  Transferleri bizzat Sinan Bayraktar yaptı ve takımı kendisi hazırladı. Yapılan transferlerden belkide en önemli iki ismi elimizde tutamadık. Gökhan Meral ve Mahmut Boz ayrıldı. Onlarla birlikte Gökhan Caba, Hüseyin Kuday, Emrehan Ceylan da takımdan ayrıldı. Transfer tahtası kapalıyken elimizdekileri de tutamadık. Hepsinin gidişini izledik. Giden gitti tamam ama geriye dönüp baktığımız zaman geçtiğimiz sezon tecrübe kazanan futbolcuların bir tanesinin bile üzerine koymasına katkıda bulunamadı hocalarımız. Ne Sinan Bayraktar, ne Ali Hoca, ne de Turgut Hoca... Hocalar kadar düne kadar Durugölde olan ama birden bire Orduspor formasını sırtına geçirip o formanın ağırlığı altında ezilen gençlerimizin de suçu var maalesef. Altın tepsi ile önlerine gelen fırsatı ne kadar değerlendirdiler, geçtiğimiz sezon ile bu sezonu kıyaslayınca ne kadar gelişme ivmesi gösterdiler bir sorgulasınlar kendilerini. 

Yaşar Pamuk ve yönetimi bu işi çok basite aldı. Sinan Bayraktar ile sezona başlamak bir tercihti ama sonrasındaki Ali Şahin ve Turgut Kır dönemi başlı başına bir amatörlük örneğiydi. Sinan Bayraktar'ın istifasından sonra Ali Şahin takımın başına geçti ama teknik direktör olduğunu gelişinden 2 hafta sonra algıladık. Açıklama dahi yapılmadı. Ali Şahin 6 hafta sonra bırakttı peşinden Turgut Kır geldi. Turgut Hocanın da performansı ortada. Gerçi kadro yapısı olarak Ali Hoca ve Sinan Hoca'nın elindeki kadrodan çok daha eksiği vardı Turgut Hoca'nın. Sinan Bayraktar'dan sonra 2. ligi bilen bir hoca ile yola devam edilmeliydi. Başkan ve yönetimi bu işi ciddiye almadı ve kaçınılmaz sonu hazırladı. 

Geçtiğimiz günlerde Kocaelispor başkanı yerel bir televizyon kanalının canlı yayınına bağlanarak içinde oldukları durum ile ilgili konuştu. 3. ligi küçümsemeyin dedi. Biz tekrardan profesyonel liglere dönebilmek için uğraşıyoruz, mücadele veriyoruz dedi. Bulunduğunuz durumun kıymetini bilin kolay değil buralardan geri dönmek dedi. Sanayi şehrinin takımı Kocaelispor'un başkanı söyledi bunları. Amatörde dahi 10-15 bin kişiye oynayan takımın başkanı... Biz bu işi ciddiye alacak, arkasında soru işareti olmayan başkan ve kişiler istiyoruz. Geçtiğimiz sezona baktığımız zaman Yaşar Pamuk'un bu işi kotaramadığını, kotaramadığı gibi eleştirdiği Nedim Türkmen yönetime benzer soru işaretlerine sahip olduğunu hepimiz gördük. Kendisinin de daha fazla uzatmaması lazım. Olmadı, ben beceremedim diyip kenara çekilip beklemeli bundan sonra. Her ne kadar siyasetin bu kulüpten uzak durmasını istesek de yerel yönetimin bir şekilde Orduspor'a sahip çıkması gerekiyor. Stad yapacağız, yeniden yapılandıracağız demek ile, sponsorlar ile finansman sağlamak ile bitmiyor iş. Vali, Bşb. Belediye Başk. ve şehrin ileri gelenleri Orduspor'un kurtuluşu için bir araya gelip bir oluşum oluşturmalı ve bu oluşumun çalışmalarını yakından takip ederek şehrin de işin için girmesini sağlamalılar. Orduspor markası Ordu için çok önemli. Çok çok daha geç olmadan bunun bir an önce farkına varılması lazım. 

1 Eylül 2015

Yeni Bir Başlangıç... Orduspor 2015 - 2016


Yeni başlangıçlar her zaman heyecanlı olur ama durgun ve bir o kadar da umutsuzuz. 26 yıl sonra çıkıp 2 sezon misafir kaldığımız Süper Ligin bedelinin bu kadar ağır olacağını hiç düşünmedik. 29 Mayıs 2011 bir milattı. Rüya gibiydi her şey... Fakat geriye dönüp geçen dört sezona baktığımızda gördüğümüz şey keder... Sadece 4 yıl içinde bir kulübün nasıl dibe vurduğuna, geleceğinin yok olduğuna şahit olduk. İnsanların Orduspor'dan uzaklaşmasına, şehrin Orduspor'a yabancılaşmasına şahit olduk. 3. ligde bile takımına sırtını dönmeyen şehrin Orduspor'u görmezden gelmesine şahit olduk. 

Şimdi 90 milyona yakın olduğu söylenen bir borç ve sıfır gelir ile ne Orduspor'u bu bataktan nasıl kurtarabiliriz mücadelesi yapılıyor. Yeni bir yönetim ve başkan göreve geldi ve başarılı olur veya olmaz ama herkes Orduspor'dan kaçarken Yaşar Pamuk bu yükün altına gövdesini koydu. Çoğumuz burun kıvırdık ama dönüp baktığımızda göreve geldiği günden bu yana şehir ile Orduspor'u kaynaştırmaya çalışan ve öyle veya böyle tahtayı açan bir başkan ve yönetim var ortada. Tahtanın açılması için gereken 9 milyonluk borcun yapılan müzarekeler ile 9'da birini ödeyerek sonuca ulaştılar. Bakılınca 2 ay görev yapmış Ziya Doğan parası aslında ama kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. İstenilseydi geçtiğimiz sezonun devre arası tahtanın açılabileceğini gördük. Geçmiş yönetim beceriksiz ya da art niyetli miydi onun takdiri size kalmış... Hadi tahtayı geçtik ama çok cüzi alacakları olan futbolcuların bile ellerini kollarını sallayıp gitmelerini izlemek Orduspor'a ihanetten başka bir şey değildi. Unutmadık...

Transfer tahtasının son saatlerde açılmasıyla uzun süredir takım ile beraber olan Mahmut Boz, Emrehan Ceylan, Safa Serbest, Mehmet Arı, Ardahan Gündoğdu, Yasin Öztop, Burak Saban, Emre Gemici, Oluş Şengöz ve Muhammet Kurt'un yanı sıra tecrübeli stoper Gökhan Caba, geçtiğimiz sezon da kadromuzda olan Hüseyin Kuday ile anlaşma sağlanıp futbolcuların lisansları çıkarıldı. Avrupa'da ve Türkiye'de son dakika sürprizleri olurken bir sürpriz de bizde oldu. Ahmet Kuru da takıma katılarak bizleri sevindirdi.

Kalede Emrehan, tandemde Gökhan Caba, Mahmut Boz, solbek Gökhan Meral, ortada Mehmet Arı, Safa Serbest ve ileride Ahmet Kuru takımın ana iskeletini oluşturacak. Bu oyunculara ek olarak 3.ligde ciddi maç tecrübesi kazanan Yasin Öztop ve Muhammet Kurt, geçtiğimiz sezonun iyilerinden Özgen Erdem, her ne kadar tecrübeli olsa da bir numarasını göremediğimiz Hüseyin Kuday, artık bir şeyler görmek istediğimiz Murat Torun beklenti içinde olduğumuz futbolcular olacak. Yine Asımcan, Yunus, Furkan, Burak Demireğen, Burak Özsoy, Kaan Kars gibi genç futbolcularımız da çok iyi yerlere gelebilecek potansiyelleri olduğunu bizi gösterdiler. Hepsinden beklentimiz oldukça fazla.

Oldukça genç bir kadromuz var. Grubumuzdaki ve diğer gruptaki takımları inceleyince çok iyi kadrolar kuran takımlar olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden büyük hedefler koyup sonrasında hüsrana uğramak yerine en basit hedeften yola çıkmak daha mantıklı. Yani ilk hedef ligde tutunmak, biz de varız diyebilmek... Transfer tahtası bu seferlik açıldı ama devre arası ve ileriki dönemlerde bizi yeni yasakların beklediğini söyleyebiliriz. Bu sebeple kadromuzda bulunan genç futbolcuların hepsine ihtiyacımız var. Bizim 1 yıllık bir planlama değil en az 5 yıllık bir planlama yapmamız lazım ve bu planın odak noktasına bu gençleri koymamız gerekiyor. Örneğin geçtiğimiz sezonun en sivrilen futbolcularından biri olan Kaptan Kaan'ı kaybettik. En az 4-5 yıl bir mevkiyi kotarabilecek kapasitede bir futbolcuydu ama bir şekilde bu ayrılık gerçekleşti. Ne de olsa bizim öz evlatlarımız deyip görmezden gelirsek bu çocuklar ile bir gelecek kuramayız. Hepsinin hayalleri, kariyer planları, kazanmayı arzu ettikleri paralar var. O yüzden bu çocukların takım içindeki konumları çok önemli. Burada da en büyük görev Sinan Hoca'ya düşüyor.


Yönetim göreve gelir gelmez Hüseyin Özcan ile yollarını ayırdı ve Sinan Bayraktar'ı göreve getirdi. Hüseyin Hoca'nın kariyerine baktığımız zaman 2. lig için yeterli sayılacak bir Cv'si olduğunu söyleyebiliriz ama takım ile gerekli iletişimi sağlayamadı kendisi. Oyuncu seçimlerinde 3. şahısların etkisinde çok kalması da bunda etkili oldu. Şimdi görevde Orduspor formasını yıllarca terletmiş, Orduspor'un içinden çıkmış bir teknik direktör var. Sinan Hocaya bu görev bir gün gelecekti ama zor zamanda nasip oldu. Yıllardır alt liglerde çalışıyor ve bu ligi iyi tanıdığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon da zor şartlar altında Bayrampaşaspor'da başarılı olduğunu ve kendisini sevdirdiğini söyleyebiliriz. Kendisi Ordu'da sevilen saygı duyulan bir futbol adamı. Umarız dilediği başarıya ulaşır.

Futbolcular, yönetim, teknik ekip bir tarafa bu döngünün en önemli elemanı yani taraftarı unutmamak lazım. Geçtiğimiz sezon Orduspor tarihinin en boş ve en etkisiz tribünü vardı. Yönetimsel hatalardan dolayı şehirin takımdan uzaklaşması, kıyısından dönülen Süper Lig'den sonra sancılı başlayan sezon, pasolig, şehirin takıma inancının olmaması gibi sebeplerden dolayı sezon boyunca amatör maçları aratmayacak havada çıktı takım 19 Eylül'e. Alışık olmadığımız, utandığımız bir durumdu bu. Bu sezon pasolig yok. Takım ile şehirin arasına set çeken bir anlayış yok. Yani kısaca bir bahanemiz yok. Bu takıma sahip çıkıp yanında olmalıyız. Kale arkası kombinesinin 50 lira, maratonun 100 lira olduğu bir ortamda hele hiçbir bahanemiz olmaması lazım. Öncelikle taraftar grupları sonrasında Orduspor taraftarı ve seyircisi stattaki yerini almalı. 

Uzun zamandır bizlerde buralarda yoktuk. Kalemi elden bırakınca yeniden almak zor oluyor. Orduspor'un geçirdiği zor zamanların üzerine hayat şartları da eklenince uzak kaldık buralardan. Eskisi kadar olmasa da arada sırada nacizane Orduspor ile ilgili karalamaya devam edeceğiz. Sağlıcakla...


26 Ocak 2015

Bir Orduspor'umuz Vardı...


Yönetim faciası... Ortadaki tablonun açıklamasıdır iki kelime. Ne şehir, ne siyasiler ne taraftar ne de başkaları. Suçlu arayıp komiklik yapmaya gerek yok. Bir şey başarıldıysa hakkı verildi. Övgünün tillahi yapıldı. Göklere de çıkarıldı. Ama şimdi... Hiç gerek yok tatlı su edebiyatına. 

Süper Ligden düşerken öyle bir yük yüklenmiş ki sırtımıza o yükün altında ezildik kaldık. Yükü ne taşıyabiliyoruz ne de sırtımızdan atabiliyoruz. Kulüp kendi kendine yetemezken zikredilen borcun ödenmesi de mümkün görünmüyor. Beklenen son amatördeki Kocaelispor, Diyarbakırspor, 3. ligdeki Sakaryaspor... Kocaeli, Sakarya gibi futbol kentleri bile altına girdikleri yükten kurtulamamışken biz nasıl kurtuluruz, nasıl aydınlığa çıkarız sorusunun cevabı yok.

Geçen senenin aksine bu sene kurulan rezil kadro. Saçma sapan sırf siyasi nedenlerle takımın başına getirilen ne idüğü belirsiz bir hoca. Peşinden yapılan hata silsileleri... Kovduğun Erkan Sözeri'nin ilk fırsatta intikam alması, yıllardır takım çalıştırmayan Levent Devrim gibi bir adamın posta koyması, tahtanın açılamaması, 20 küsür tane futbolcunun elini kolunu sallayarak gitmesi... Hadi tahtanın açılmasını da geçtik gelecek sene de transfer yasağı alacağımız ap açık ortadayken takımın dağılmasına göz yumulması insanın içini acıtıyor. Bu seneden geçtik ama gelecek senesi de gitti Orduspor'un göz göre göre. Bunun bile önüne geçemeyecekse bir yönetim neden hala var? Belki birileri gelir mevcut futbolcuların parasını öder ve en azından gelecek sene için temeli olabilecek bir futbolcu topluluğu olurdu değil mi? Bunu da yapamadınız ve hala oradasınız. Neden?

Dün en genci 1998 doğumlu olan kardeşlerimiz Orduspor formasıyla sahaya çıktılar. Orduspor formasını üç beş maç giyip milyonlar alan futbolcu müsvettelerinden çok daha değerlidir verdikleri emek. İnşallah ellerine geçen fırsatın kıymetinin farkında ve olgunluğundadırlar. Doğru olan belli bir yapı ve sistem içerisinde bu genç kardeşlerimizin takıma kademeli olarak kazandırılmalıydı. Ama şartlar onları bu takımın asıl oyuncuları yaptı. Yükleri en az Orduspor'un yükü kadar ağır. 

Ne yapıyoruz şimdi? Diyarbakır'ın Yeni Diyarbakır'ı var. Kocaeli'nin Kocaeli Birlik Spor'u... Yeni Orduspor mu olur Güzel Orduspor mu, Cici Orduspor mu? 

20 Ekim 2014

Orduspor mu? Bildiğiniz Gibi... | Urfaspor 2 - 1 Orduspor


Kötü başlayan sezon kötü devam ediyor. Öne geçtiğimiz maçta Şanluurfaspor'a 2-1 mağlup olarak haftayı mağlubiyetle kapattık. 6 maç 4 mağlubiyet... Alışkın olduğumuz bir tablo değil açıkçası. Tarihimizdeki en kötü üçüncü sezon başlangıcını yaptık. 6. hafta takımın başına 3. hocayı getirdik. Her bakımdan değişik bir sezon yaşıyoruz. Sakin olup nasıl toparlanırız onun hesabını yapmalıyız. Başkan da twitter üzerinden gidişat ile ilgili olarak;
"İlk 6 hafta sonunda sadece 4 puan almış olmak, hepimizi derinden üzmektedir. Ancak karamsarlığa gerek olmadığını düşünüyorum. Transfer tahtasını son dakikada açabildik. İlk 5 hafta sonunda 3'üncü teknik ekip göreve geldi. Orduspor olarak ilk 11'in en önemli 3 oyuncusu sakat. Büyükşehir Belediye başkanımız Enver Yılmaz'ın katkılarıyla, bugüne kadar 1 milyon 619 bin liralık nakit sponsor desteği aldık ve bunu takıma ödedik. Bu sponsorluk desteklerinin devamı ile birlikte ekonomik problemleri azaltacağız. Orduspor'u iyi yönetirim diyenlerin önünü açacağız. Ciddi bir yönetim alternatifi çıkarsa, biz bırakmaya hazırız. Bu olmazsa, sonuna kadar görevde kalacağız. Takımı yüzüstü bırakamayız . Asıl olan Orduspor'dur. Bu kadar çok üst üste travma yaşayan bir takımın başarısız olması normaldir. Ben takımımıza güveniyorum. Teknik Heyetimiz bunu başaracaktır. Lig uzun en kısa zamanda toparlayacağız. En büyük desteği taraftarlarımızdan bekliyorum. Başka Orduspor yok."
Başkanın açıklaması genel olarak olumlu. O da sezon başından beri yaşanan ekonomik sorunlardan, hoca değişikliğinden ve takıma olan inancından bahsetmiş. Yaşadıklarımız normal değil. Ciddi ekonomik sıkıntılar, kalitesiz bir hocayla lige başlamamızdan dolayı sezon başını boş geçirmiş bir takım, beklentimiz olan futbolcuların sakatlıkları, hoca değişiklikleri vs derken belimizi doğrultamadık. Sorunları çözdükçe ve takımda huzur hakim oldukça biraz özgüven ile kendimize gelebileceğimizi düşünüyoruz ama başkanın açıklamalarında farklı bir nokta var. Kendisi kongrede yeniden seçildi ama her seferinde görevi başka birine bırakmaktan bahsediyor. Kongre öncesi devam etmeyeceğini söylemişti. Aday çıkmayınca yeniden aday oldu ve seçildi. Sonrasında Ntv'de canlı yayına çıkıp görevi bıraktığını söyledi ama devamı gelmedi. Sürekli olarak facebook'da, twitter'da aynı şeyleri tekrarlayıp sevgilisine trip atanlar gibi benden daha iyisi varsa bırakırım, yollarımız ayrılsın minvalindeki sözleri gerçekten can sıkıcı olmaya başladı. Orduspor'a mevcut borç yükü ile yeni bir başkan adayı önderliğinde yeni bir yönetimin talip olması şuan için hayal gibi görünüyor. O yüzden sürekli olarak tekrarladığı ''bırakırım, daha iyisi varsa gelsin, istifa ederim'' sözlerini bir kenara bırakıp Orduspor'a konsantre olması bizleri mutlu eder.

Takıma gelecek olursak çok ciddi eksiklerimiz var. Takımın kondüsyonu yerlerde. 65. dakikadan sonra sürünen bir Orduspor izliyoruz. Sebebi Fikret Yılmaz ve onu takımın başına getirenler. Alişan'ın kapasitesi belli ama Fomichev de kötünün iyisi değil kötünün kötüsü durumunda şuanda. Takımda sağbek ve solbek namına sadece kağıt üzerine futbolcuların isimleri var. Sağdan, soldan gelen bütün ataklar ile Ufukhan ve Volkan karşı karşıya kalıyor. Beklerin hücuma katkısı ise ''0'' Sezona kötü başlayıp sakatlanan Landel'in sezonun geri kalanında ne vereceğinden hiçbirimiz emin değiliz. Keza Mutumba'nın da... İlk haftalarda beğendiğimiz Umut ve Yasin yokları oynuyor. Ali ortalarda yok. Kaptan Emre yeni profesyonel olmuş, futbolcu olmaya çalışan futbolcu kıvamında. Ziya, Serdar saman alevi. Takımdaki tek standart altı haftadır belli bir düzeyde oynayan Emrullah Kokoç ama o ne yapsın tek başına? Sebahattin Hoca'nın işi hiç kolay değil. Fiziksel ve mental olarak yerlerde olan bir takımı teslim aldı. Sezon içinde fiziksel yükleme ne kadar yapılır soru işareti... Sakatlıklara neden olabilir. Acil olarak moral motivasyonu üst düzeye çekmeli. Takımın kazanması ve kendine güveninin gelmesi gerekiyor. Fikstür olarak da şanssızız. Alakasız bir dönemde iki deplasman üst üste gidiyoruz ve rakibimiz de ligin kalbur üstü takımı Osmanlıspor. Urfa deplasmanından çok daha zor bir deplasman. Moraller iyi değil, kötü oynuyoruz, sakat çok var umutsuz da değiliz. Bu şekilde dipte olup, yerlerde olup ayağa kalktığımız zamanlar da oldu. Takımımızın Osmanlıspor karşısına iyi hazırlanıp bizi içinde bulunduğumuz durumdan kurtarmasını umut ediyoruz.

18 Ekim 2014

Haftanın Maçı | Şanlıurfaspor vs Orduspor


Bugün 6. haftanın açılış maçında Elazığ'da Şanlıurfaspor ile oynuyoruz. Ligde 5 hafta geride kalırken aldığımız 4 puanla ligin son sıralarını bizimle aynı puan alan altı takım ile paylaşıyoruz. 5 haftada geride iki hoca bırakırken sezon öncesi yaşanan krizler de cabası. Her sıkıntıdan sonra YENİ BİR BAŞLANGIÇ diyoruz ama çözülen her sıkıntıdan her problemden sonra yeni bir sıkıntı, yeni bir problem karşımıza çıkıyor. 

İki yeni hocamızla çıkacağız Şanlıurfaspor maçına. Mutumba, Bilal Türkgüler ve Landel sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek. Mutumba ve Bilal'in sezon başından beri süregelen sakatlıklarına Landel de eklendi. Landel bizim için önemli bir kayıp ama sezon başından beri üst düzey bir katkı sağlamadığını düşünürsek eksikliğini çok da hissedeceğimiz söylenemez. Sebahattin Hoca'nın kadro seçimi konusunda bir fikrimiz yok. Elindeki iskeletin sınırları belli ama isim olarak da taktik olarak da farklı bir Orduspor izleyebiliriz. Onun düşündüğünü futbolcular sahaya ne kadar yansıtabilir hepimiz izleyeceğiz.

Şanlıurfaspor geçtiğimiz sezona nazaran biraz daha derli toplu başladı bu sezona. Kadrolarını isim isim ele alacak olursak oldukça kaliteli bir ekip olduklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon İstanbul Belediye'yi şampiyon yapmış olan Cihat Arslan'ın yönetiminde yaptıkları yatırımı başarıya dönüştürmek istiyorlar. İddialılar ve bugün de sahaya kazanmak için çıkacaklar. Bize nazaran problemsiz, üstüne koyarak ilerleyen bir ekip olduklarını çok rahat söyleyebiliriz. Bu sebeple bizim açımızdan oldukça zor bir karşılaşma olacağı aşikar.

Lige tutunmak, biraz olsun kendimizi hatırlatmak, üstümüzdeki ölü toprağını atmak için kazanmamız gerekiyor. Beraberlik bir nebze olsun toparlayıcı olabilir ama bir mağlubiyeti daha kaldıracak durumda değiliz. Gelecek hafta zorlu Osmanlıspor deplasmanına gidecek olduğumuzu da koyarsak ortaya mutlak suretle bu deplasmandan puan çıkarmalıyız. Umarız bu sefer yeni bir başlangıç olur...

17 Ekim 2014

Erkan Sözeri'nin İstifası Üzerine...



Fikret Yılmaz'ın istifasından sonra Erkan Sözeri hamlesini enine boyuna değerlendirmiştik. Geçtiğimiz sezon yaşanan sıkıntıları ve sıkıntılardan dolayı yaşanabilecek problemleri yazıp Erkan Sözeri tercihinin bize göre doğru bir karar olmadığından bahsetmiştik. Biz uzun vadede problem beklerken Erkan Sözeri hepimize ters köşe yaptı ve göreve geldikten 12 gün sonra istifa etti.

Erkan Sözeri istifa nedenini alamadığı peşinat olarak belirtti. Takımın bir gün sonra Urfaspor maçı için yola çıkacak olması ya da takımın Erkan Sözeri ile geçirdiği iki haftayı, boşa giden zamanı umursamadı bile bu kararı verirken... 3 gün önce kulübün içinde bulunduğu durumun bilincindeyiz diye açıklama yapan kendisi değilmiş gibi prensiplerinden bahsedip verdi kararını.

Erkan Sözeri Orduspor'un içinde olduğu durumu gerçekten en iyi bilen kişilerden biridir. Geçtiğimiz sezon Orduspor'un en sıkıntılı zamanlarında teknik direktörlüğünü yaptığı kulübe yine zor bir zamanda döndüğünün de oldukça farkındaydı. Sezon başında yaptığı transferlere son saatlerde lisans çıkarmış, futbolcuların peşinatlarını lig başladıktan sonra zar zor ödeyebilmiş bir takıma geldiğinin elbette bilincindeydi. Küçük hesaplar peşinde koşmasına hiç gerek yoktu. Farkında değil ama bu davranışından dolayı Orduspor'dan çok kendisi zarar görecek. 


Erkan Sözeri'nin istifası üzerinde takımın başına Sebahattin Akbayrak ve Muhammet Dilaver getirildi. İki isim de Orduspor'da yıllarca görev yapmış, bu kulübün içini dışını bilen futbol adamları. Sebahattin Hoca bir adım önde olacak. Yaşanılan psikolojik çöküntüden sonra yeni bir başlangıç için mücadele edecek. Takımdaki futbolcuların %80'i Sebahattin Hoca ve Tahsin Türkmen'in kulübe kazandırdığı futbolcular. O yüzden futbolcular ile arasında iyi bir iletişim ve bağ var. Bundan sonra top yönetimde ve Sebahattin Hoca'da. Yönetim aldığı kararın arkasında durup Sebahattin Hoca'ya güven verecek ve huzurlu çalışmasını sağlayacak. Ligde henüz 5 hafta geride kalırken öylesine çok şey yaşadık ki bundan sonra ne olur, sezon sonunda nasıl bir yerde oluruz kestiremiyoruz. Tek istediğimiz suların durulması ve eski Orduspor'umuzu sahada görmek.

5 Ekim 2014

Hadi Başlayalım.. | Orduspor vs Karşıyaka


Öncelikle tüm DAG okurlarının bayramını kutlar, mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz. Bayramın ikinci gününde bugün Ordu'da dost Karşıyaka ile karşı karşıya geleceğiz. Bizim açımızdan yeniden yeni bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik kriz ile başladığımız sezonun ilk dört haftasına çok fazla şey sığdırdık. İlk hafta yaşanan kriz, sonrasında krizin aşılıp aşılamayacağı derken hoca değişikliği ile gündemi zirveye taşıdık. Malum eski hocamızın tipi ve oğlunu sevmediğimiz için zaten içimiz ısınmamıştı ama antrenörlük bilgisinin de yeterli olmamasından dolayı çok zaman geçmeden hatadan dönüldü.

Erkan Hoca yarım kalan hikayesini Ordu'da devam ettirecek. Gidişi buruk ve sorunlu olmuştu ama Fikret Yılmaz'dan sonra oluşan kim gelse bu adamdan iyidir anlayışından dolayı oldukça şanslı. Bizim aklımızda geçtiğimiz sezondan kaynaklanan soru işaretleri var ama her zaman olduğu gibi umutlu olmak istiyoruz. Umut ediyoruz ki Erkan Hoca geçtiğimiz sezon yaptığı yanlışlardan gerekli dersleri çıkarmış, eksiklerinin farkına varmış olsun. 


Takım son iki günü Erkan Sözeri yönetiminde geçirdi. Kadro ile ilgili edindiğimiz ilk bilgi Hüsamettin'in kesik yemesi, Landel'in de 10 numara'ya geçmesi. Orduspor'un sıkıntısı ney diye Ordu'da herhangi birine sorup alabileceğiniz cevabı Fikret Yılmaz es geçmişti. Erkan Sözeri gelir gelmez çift kalede 4 haftadır aksayan Hüsamettin'in yerine Mesut'u deneyip Emrullah'ın yanına Yusuf'u monte etmiş. Ön liberoda yetersiz görünen Landel'i de orta sahanın ortasına çekmiş. Umut ve gol atamamasına rağmen iyi bir performans ortaya koyan Yasin'i de çift kalede yedek takıma çekip yerlerine Ümit Tütünci ve Emre Aygün'ü denemiş. Yine çift kalede de Alişan yerine Fomichev'e görev vermiş. İlk haftasında kendi sistemine daha yatkın, bildiği futbolculara görev vermesi gayet doğal. O yüzden bu hafta geçtiğimiz haftalardan 3-4 farklı isimle sahaya çıkacağız gibi görünüyor. 

Erkan Hoca'nın elinde geçtiğimiz sezona nazaran çok daha alternatifli bir kadro var. Henüz hazır olmayan Mutumba, beklenti içinde olduğumuz Yasin ve Umut, Ali Güzeldal, Serdar Deniz gibi alternatiflere sahip olacak. Bu futbolcuları küstürmeden, harcamadan belli bir seviyede hazır tutmak Erkan Hoca'nın görevi. Yine altyapıdan gelen Özgen'deki yeteneği de hepimiz gördük. Özgen'in de öyle veya böyle dışlanmadan bu takımın içinde yer alması Orduspor'un geleceği için önemli. Erkan Sözeri'nin elindeki futbolcuların değerinin farkında olup hak edene hak ettiğini vermesi, futbolcudan nasıl daha fazla verim alırımın hesabını iyi yapması gerekiyor. Geçtiğimiz sezonki gibi futbolcularla iletişim problemi yaşayıp, kişisel sorunların takıma yansımasına izin verirse hatalarını tekrarlamış olur.

Karşıyaka'da sezona bizim gibi iyi başlayamadı. Futbol olarak belli bir düzeydeler ama puan olarak istediklerini elde edemediler. Yusuf Şimşek ile yola devam diyip Onur Alkan, Juninho, Kahe, Mehmet Sıddık İstemi, Loriya gibi gayet iyi transferler yaptılar. Son iki haftada aldıkları Osmanlıspor ve Şanlıurfaspor mağlubiyetleri yanıltıcı olabilir çünkü oldukça iyi futbol oynadıklarını, belli bir sisteme sahip olduklarını ve ligden kolay kolay kopmayacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 Zor bir maç olacak ama kazanıp üzerimizdeki ölü toprağını atmamız gerekiyor. Bu geçiş dönemini en az kayıpla atlatıp takım belli bir seviyeye gelene kadar ligden kopmamamız gerekiyor. Bu sebeple öncelikle Karşıyaka'yı yenip yeniden merhaba dememiz lazım. Umarız her şey istediğimiz gibi gider.

2 Ekim 2014

Fikret Yılmaz Gitti, Erkan Sözeri Geldi...


Elazığspor maçı sonrası herhangi bir değerlendirme kaleme almadık. Zaten maç hakkında söylenecek söz, yazılacak cümle de yoktu. Antalyaspor maçında dört yiyen kadroyu bozmadan sahaya çıkan ve geride kalan maçlardan gram ders çıkarmayan bir Orduspor ve hocası vardı sahada. 

En başından gereksiz ve olmaması gereken bir hamleydi Fikret Yılmaz. Çoğumuz Hüsnü Özkara ile neden devam edilmediğini sorgularken geldi Fikret Yılmaz. Kaleci antrenörlüğü dışında sadece Erciyespor'da teknik direktör olarak görev yapmış, Erciyesspor'da da sezonu tamamlayamamış, 2 sezondur boşta olan birine Orduspor Teknik Direktörü apoletini takmak bu kadar olmamalıydı ama oldu. Yeni bir Erkan Sözeri yaratmak istedi belki yönetim ama Orduspor'un teknik direktör olarak 1 sezon bile geçmişi olmayan birine teslim edilebilecek bir takım olmadığını düşünemediler. 

4 haftada 3 mağlubiyet 1 galibiyet.. 4 haftada yenilen 10 gol ve ne oynadığını bilmeyen bir takım. Büyük umutlarla transfer edilen futbolcusunun sakatlığı üzerine ileri geri konuşan bir hoca... Basiretsiz futbola tepki gösteren taraftara ''Ya benim tipimi beğenmediler, ya da oğlumu sevmiyorlar'' gibi talihsiz bir açıklama yapabilen hoca... Bu şekilde açıklama yapabilen bir hocanın bir futbol takımını idare edebilecek kapasite olduğunu söylemek hayalcilik olur. Nitekim Orduspor taraftarı da hem takımın s.o.s vermesi hem de hocanın altına girdiği yükün hamalı olmadığını anlayınca tepkisini ortaya koydu ve akabinde Fikret Hoca görevi bıraktı.


Fikret Yılmaz'ın istifası üzerine taraftar arasında bazı isimler zikredildi ama yönetim kanadından ilk önce Erkan Sözeri'nin ismi çıktı. Bugün de resmi siteden yeniden Erkan Sözeri ile anlaşıldığı deklare edildi. Genel olarak bakınca kamuoyunun memnun olduğu bir hamle oldu. Kağıt üzerinde bir sıkıntı yok ama peki ya içeriden bakınca? 

Geçtiğimiz sezon takımı Tahsin Türkmen ve Sebahattin Albayrak kurmuş Erkan Sözeri de kurulan kadro üzerine gelmişti. Son olarak Erkan Hoca Alex Ionita, Selçuk Özkan, Tuna Kaya transferlerine onay vermiş ve kadromuz şekillenmişti. Erkan Hoca'nın ekibi, Sebahattin Hoca ve Tahsin Türkmen'in uyumlu çalışması, takımın kenetlenmesi ile hepimizin beklentisinin üzerinde bir takım ortaya çıkmış ve çoğumuzun yetersiz bulduğu takım Süper Lige çıkabilecek en önemli adaylardan biri haline gelmişti. Her şey yolunda giderken ilk hadise Erkan Sözeri ve Anıl Taşdemir arasında cereyan etti. Erkan Sözeri ile Anıl Taşdemir arasında çıkan probleme iki tarafta profesyonel yaklaşamadı. Erkan Sözeri'nin Anıl'ı zamansız oyundan çıkarmaları ve kesmeleri buna karşılık Anıl'ın Erkan Hocayla olan sorunundan dolayı giydiği formanın hakkını vermemesi belki de Orduspor'un Süper Lige çıkamamasının en önemli sebebi oldu. Evet şaka gibi gelecek ama hoca ve futbolcu arasındaki basit bir problemin büyüyüp dallanıp budaklanması bizim ilk iki trenini kaçırmamızın ilk nedenlerinden biri oldu. Anıl sorunundan sonra Erkan Sözeri ve Tahsin Türkmen anlaşmazlığı ortaya çıktı. Ligin başlarında gayet uyumlu çalışan ekip içinde başarının belli bir standarda girmesi ile kopukluk yaşandı. Erkan Sözeri belli bir noktadan sonra kendi başına buyruk hareket etmeye başladı ve Sebahatttin Hoca ve Tahsin Türkmen'i devre dışı bıraktı. Anıl probleminden sonra önümüze altın tepsiyle defalarca gelen ilk iki şansını içerideki bu uyumsuzluk yüzünden kaybettik. Erkan Hoca'nın inatları, yanlış kadro seçimleri ile yaşadığımız puan kayıpları ile ilk ikinin en önemli adayıyken baş aşağı gitmeye başladık. Öne geçtiğimiz Buca maçını kendi ellerimizle verince Erkan Hoca'nın istifası istendi. Sonrasında Hüsnü Özkara ile küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak istesek de başaramadık ve sıkıntılı bir dar boğazdan geçerken Süper Lige çıkarak kurtulabileceğimiz bir şansı kendi ellerimizle kaybettik.

Yukarıdaki paragrafı okuduktan sonra Erkan Sözeri'nin yeniden Orduspor'a gelişi hakkında aklınızda mantıklı bir durum oluşmadığı kesin. Mevcut durumu ele alınca geçtiğimiz sezon sorun yaşadığı Tahsin Türkmen ve Sebahattin Albayrak görevine devam ediyor ve bu sezonki kadroyu da yine bu iki isim şekillendirdi. Anladığımız kadarıyla Tahsin Türkmen'in etkinliği azalacak. Sebahattin Hocayla da yolların ayrılması gündemde. Takımı kuran bu iki isimin saf dışı kalması ile Erkan Sözeri altına girmiş olduğu yükü ne kadar omuzlayabilir kestiremiyoruz. Tahsin Türkmen ve Sebahattin Hoca'nın en son saf dışı kaldığında aldığımız seri mağlubiyetler ile Süper Lige veda ettiğimizi belirtmekte de fayda var.

Sonuç olarak bizce geçtiğimiz sezon Süper Lig trenini kaçırışımızın baş aktörü Erkan Sözeri'ye yeniden sarıldık. Erkan Sözeri'ye sarılırken de içeride kurulan iyi bir dengeyi kendi elimiz ile yerlebir ettik. Geçtiğimiz sezon kovduğumuz hocayı takımın başına yeniden getirerek mevcut kaos ortamından çıkmayı planladık. Bu plan ne kadar tutar, Erkan hoca başarılı olur mu bilinmez ama Fikret Yılmaz'dan sonra yapılabilecek doğru bir hamle ile ayağa kalkma fırsatını şuanda bilinmezliklere, şansa ve kadere bıraktık. Dileğimiz aşı tutsun ama verileri ortaya koyunca Erkan Sözeri hamlesinin doğru bir hamle olmadığı ap açık ortada..

29 Eylül 2014

Haftanın Maçı | Elazığspor - Orduspor


Yazıya başlamadan önce şunu belirtmekte fayda var. Maç yazısından ziyade son haftalardaki durumumuzu anlatacak bir yazı yazmanın daha uygun olacağını düşündük. Hafta içi zor da olsa Düzyurtspor'u eleyerek Türkiye kupasında tur atladık. Açıkçası elensek de üzülmezdik hatta sevinirdik. Keza bizim tek hedefimiz süper lige çıkabilmek. Türkiye kupasında gidebileceğimiz yer de belli... Düzyurtspor maçında oynanan futbol hiç kimseye umut vermedi. Açıkçası bunun sinyallerini Adanaspor maçında da görmüştük ama maalesef bu hatalar galibiyetin gölgesinde kaldı. Adanaspor maçında 10 kişi kalmış rakipten baskı yedik. Bu baskı sonucu kalemizde de 2 gol gördük. Geçen sene savunmamızın ön plana çıktığı çok maç vardı. Gerçekten de savunmadaki oyuncularımız çok büyük özveriyle oynamışlardı. Maalesef bu sene lige savunma handikapı ile başladık. Bunun sebebinin ise futbolcular olduğunu düşünmüyoruz. Oynadığımız maçları tekrar tekrar izlerseniz taktiksel nedenlerden dolayı çok pozisyon veriyoruz dolayısıyla da çok gol yiyoruz. Örneğin geçen sene beklediğimizden çok daha iyi oynayan Erkan Sekman bu sene iyi bir başlangıç sergileyemedi. Maçlarda dikkat ederseniz rakip takım sol taraftan kalemize doğru atağa kalkarken Erkan ya yerinde olmuyor ya da yerinde olsa bile sağ içte oynatan stoperin yanına doğru sokuluyor.  Kendi sahamızda oynadığımız Düzyurtspor maçında bile rakipten baskı yediysek teknik ekibin tiplerini ve evlatlarını bir kenara bırakıp "taktiksel hatalarına" bakmaları lazım. Ayrıca bu olayı futbolcuların para alamamasına bağlamak da doğru değil. Bu futbolcular  6 ay futbol oynamama riskini alıp transfer tahtamızın açılmasını beklediler. Futbolcularımızın tek derdi para olsaydı 6 ay futbol oynamama riskini almazlar başka takıma giderlerdi.. Sol bekte oynayan Hüsamettin maalesef şu an için yeterli değil. Büyük ihtimalle bu haftaki maçta oynamaz. Ama yerine kim oynar bilinmez... Stoperde ise Tandia'nın lisansı hala çıkmadı. Ne zaman çıkacağı ise şu an için belli değil. Eski kulübü Honved ile yaşanan bir sıkıntı olduğu söyleniyor inşallah en kısa zamanda bu problem çözülür. Defansta Ufukhan'ın yeri garanti gibi. Zaten oynadığı maçlarda da canla başla oynuyor ve formayı hak ediyor. Yanında ise büyük ihtimal Volkan Koçaloğlu oynayacak. Volkan lig için iyi bir stoper ama yaşı 35'e geldi. Üst üste maçları çıkarabilmesi zor.  O yüzden Volkan'dan maksimum verim alabilmek için fiziksel gücünü de göz önüne almak lazım...


Orta sahamızı ele alacak olursak geçen seneye göre çok alternatifli olduğunu söyleyebiliriz. Her mevkide oynayabilecek en az 2 oyuncumuz var. Geçen sene kulübeden gelip oyuna skor olarak katkı verecek oyuncumuz yoktu ama bu sene aynı şeyi söyleyemeyiz. Transferleri yapan Futbol şube sorumlumuz Tahsin Türkmen teşhisi doğru koymuş!.  Geçen sene Salih Sefercik'in görevini bu sene Emrullah yapmaya çalışıyor. Ama Emrullah'a bu konuda biraz fazla sorumluluk veriyoruz. Bizim Emrullah'tan beklediğimiz rakibe basması ve rakibi bozması. Çünkü bunu yapabilecek kapasite Emrullah'da var ama siz Emrullah'a oyun kurdurtmaya kalkarsanız ve ön libero değil de orta sahada santraya daha yakın oynatırsanız rakip sahada kaptırdığınız top ile rakip takım 3-4 pas ile kaleci ile karşı karşıya kalır ve kendi evinizde 4 gol yemeniz hiç sürpriz olmaz. Emrullah'ı defansın önüne süpürücü olarak koymak en azından kendi evinizde 4 gol yemenize sebep olmaz. Emrullah'la oynayan Landel şu ana kadar oynadığı maçlarda vasatı aşamadı. Landel'in de artık sazı eline alması lazım ama onun da Emrullah'ın defansın önünde çakılı stoper oynaması gerekirken yanında oynamasından dolayı şu an için ön plana çıkamadı. Emrullah'ın asıl yerine geçmesiyle Landel'in de orta sahada çok daha başarılı olacağı kanısındayım. Geçen sene ise Anıl Taşdemir'in üstlendiği görevi bu sene Ali Güzeldal yapabilecek kapasiteye sahip. Bunu yapabileceğini de evimizde oynadığımız hazırlık maçında gördük. Şu an için Emrullah-Landel-Ali Güzeldal üçlüsü bizim için ideal üçlüdür. Kanatlarda ise Ziya ve Serdar Deniz güzel işler yapıyor. Ziya geçen seneden beri kendini çok geliştirdi ama ayaklarının biraz yere değmesi lazım. Yeteneklerine lafımız yok ama Adanaspor maçında arkadaşına pas verse maç 3-1 olacak ve Adanaspor maçtan iyice düşecekti. Ama o şut atmayı tercih etti ve akabinde gol yedik. Her zaman Adanaspor maçında olduğumuz kadar şanslı olmayabiliriz. Sağ tarafta ise Serdar Deniz çok güzel işler yapıyor. Özellikle topu rakip kaleye çok hızlı bir şekilde taşıyor. Eminim ki ilerleyen haftalarda daha iyi olacak. Ayrıca o bölgede oynayabilecek Mutumba ve Emre Aygün var. Emre Aygün bildiğimiz gibi inşallah en kısa zamanda toparlar. Mutumba konusunda ise ayrı bir parantez açmak lazım. Mutumba çok büyük umutlarla transfer edildi. İsveçte oynadığı futbolun yarısını oynasa sırf onu izlemek için gelecekler bile olur, Maça gelecek taraftar sayısını 2'ye bile katlayabilir. Şanssız bir sakatlık geçirdi ama Antalyaspor maçından sonra hocanın yaptığı basın toplantısında Mutumba'nın nasıl sakatlandığını anlamadığını, yürürken sakatlandığını, iyi futbolcu olduğunun söylendiğini ama daha bir şey görmediğini söylemesi eminim Mutumba'yı sakatlığından daha çok üzmüştür. Mali olarak durumumuz ortadayken, seneye ne olacağımız belli değilken bir futbolcuyla ilgili böyle bir açıklama yapmak kabul edilebilir bir davranış değil. Bizim için geçen sene "küme düşer, küme düşmemeye oynar" diyenlere en güzel cevabı sahada vermiştik. Kıl payı süper ligi kaçırdık. Bunun temel sebebi de takımımızda bulunan teknik ekip, futbolcular, taraftarlar ve yöneticiler arasındaki aile bağıydı. Biz yine o ailenin "Orduspor ailesinin" oluşmasından tarafız ama kendi futbolcusuna ön yargıyla yaklaşan kim olursa olsun o kişinin bu ailede yeri yoktur....

Forvette ise Yasin Ozan beklentilerimizin çok üzerinde bir performans sergiliyor. Ümit Tütüncü gelse bile formayı Yasin'den alması zor. Forma rekabeti Yasin ile Ümit'in arasında geçer. Gökhan Kaba ve Cemre Atmaca ise Orduspor için yeterli bir oyuncu "şimdilik" değil.

Bugün oynayacağımız maça genel olarak bakarsak Elazığspor'a şansımızın tuttuğunu söyleyemeyiz. Elazığspor ile şu ana kadar 10 maç yaptık. 10 maçta Elazığspora karşı 4 mağlubiyet, 5 beraberlik ve 1 galibiyetimiz var. Teknik Direktörleri Ümit Özat. Onlar da bizim gibi mali sıkıntılarla uğraşıyorlar. En tehlikeli oyuncuları ise Ömer Yıldız, Birol Hikmet ve Murat Kayalı. Bu üç oyuncuya çok dikkat etmemiz lazım. Kalecileri Ivesa tecrübeli bir kaleci. Kalede 2.05'lik bir kaleci varken yan toplardan ziyade kısa paslarla rakip kaleye gitmek daha mantıklı gibi. İçerideki Kayserispor maçını deplasman galibiyetiyle telafi etmiştik. Kayserispor maçını da Elazığ'da telafi edip önümüze bakmamız lazım.

25 Eylül 2014

Türkiye Kupası 2. Tur | Orduspor 2:1 BN Düzyurtspor



Fotoğraf: Fanatik Gazetesi
Dün Ordu’da bir sürprize izin vermedik Düzyurtspor’a. Kupanın 2. Turunda ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında çoğu Anadolu şehrinin bu kupaya ne kadar önem verdiğini göreceksiniz. Bu durumun nedenini maç öncesi yazımda belirtmiştim. Bizim maçımızda beklenmeyen bir sonuç çıkmadıysa bunu rakibin 45.dakika itibariyle sahada 10 kişi kalmasına bağlayabiliriz. Maçı izleyenlerden değilim. Belki de ilk defa maç izlemeden bir yazıya başladım. Ama bu maç ile ilgili bir şeyler karalamak için illa ki maçı izlemeye gerek var mı sevgili renktaşım?

Orduspor maça, Formichev – Emrullah – Ali – Umut – Ziya – Ufukhan – Volkan Ö. – Özgen – Volkan K. – Metin – Gökhan on biriyle çıktı. Yarısı yedek ağırlıklı bir kadro 2. Lig ekibi Düzyurtspor’a karşı maçı kendini çok sıkmadan alırdı herhalde. Tamam, yeri geliyor bu kupada 3. Lig takımı Süper Lig takımını eliyor da, hoş oluyor mu bu durum ? Tamam, yeri geliyor bizde Pazarspor, Arsinspor gibi takımlara eleniyoruz da, hoş mu yani ?

Elenebilirsin, olabilir de. Kusura bakmayacaksın da 45 dakika 10 kişi oynayan bir 2. Lig takımını yenemeyip maçı uzatmalara götürüyorsan, pisi pisine kendini daha çok yoruyorsan eh ne diyeyim ben sana şimdi ?

Ziya’ya tepkiler olmuş. Ziya’da gol atınca hıncını taraftardan çıkarmış. Ziya’nın nasıl oynadığını bilmiyorum ya da tepkilerin ne düzeyde olduğunu da bilmiyorum. Ama böylesine maçlarda Ziya gibi takımın tecrübeli oyuncularına insiyatif göstermeliyiz.

Maç Ziya ile Emre’nin karşılıklı golleriyle 1:1 sona erdi.

Uzatmalara kalan maçın 96.dakikasında ise Serdar bizim adımıza turu getiren golü attı.

Fikret Yılmaz’a da maç boyunca yoğun tepkiler olmuş. Fikret Yılmaz ise bu durumu maalesef “ya benim tipimi sevmediler ya da oğlumdan dolayı bana tepki gösteriyorlar” şeklinde bağlamış. Çok yanlış ve takıntılı bir düşünce. Aynı zamanda talihsiz buldum. Taraftarın tepkisi şüphesiz ki Düzyurtspor maçında ortaya konan kötü futbol değil. Aslında bu durum üzerinde durulup uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Taraftarın tepkisi Fikret Yılmaz’ın takımın başına getirilmesiyle başlamıştı diyebiliriz. Biraz elektrik meselesi sanırım. E tabi kan ısınmayınca, üzerine de Antalyaspor maçında farklı mağlubiyet gelince herkesin ortak görüşü “yol yakınken yollar ayrılsın” şeklinde oldu. Düzyurtspor maçı ise üzerine tuz biber tabi…

Türkiye Kupası 2. Tur maçları sonunda Ordu’da bir sürpriz çıkmadı ama oynanan bir çok maçta ilginç sonuçlar alındı. Dün oynanan en garip maç Cizrespor ile Aydınspor arasındaydı. Maçı Bölgesel Amatör Lig temsilcisi Cizrespor 3:1 kazanırken maçtan çok Aydınsporlu oyuncuların açıklamaları konuşuldu. İddia odur ki Aydınsporlu oyuncular tehdit edildiler, zorla sahaya çıkarıldılar ve pozisyona girmeye korktular. Türkiye’de hala böyle şeylerin konuşulması çok üzücü.

Bu maç ile beraber en ilginç skorları ise 3. Lig temsilcisi Balçova Yaşamspor’un, Balıkesirspor’u penaltılar sonunda, Etimesgut Belediyespor’un da Kayseri Erciyesspor’u 1:0 yenmesini gösterebiliriz.

Bugün sonuçlanan maçlar içerisinde ise Antalyaspor kendi sahasında BB Erzurumspor’a 3:1 mağlup oldu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...