20 Eylül 2012

Ordu'da Güzel Başlangıç... Orduspor 3 - 2 Kayserispor


Eksikliklerimiz olmasına ve bazı şeyleri oturtamamıza rağmen, 4. hafta geride kalırken ligde yenilgi yüzü görmeyen birkaç takımdan biri olmak bizim adımıza oldukça olumlu bir durum. Sahada yaptığımız olumlu işler fazla olduğu için olumsuz durumlar şimdilik can sıkmadı. Her geçen hafta takımın birbiri ile uyumunun artacağını ve eksikliklerin azamiye ineceğini düşündüğümüzde önümüzdeki haftalarda çok daha iyi olacağımızı varsayabiliriz.

Hector Cuper'i artık tanıdığımızı düşünüyoruz ama her seferinde bizi şaşırtmaya devam ediyor. Defansif takıntılarına rağmen Kayserispor maçında sahada oldukça ofansif bir kadro vardı. 4-4-2 görünümlü bir kadroyla sahaya çıktık ama oyun içinde çoğu zaman  4-3-3'e döndük. Maçın başında golü erken bulmamız ve Kayserispor'un 10 kişi kalması ile de maça sol kanatta başlayan Hasan Kabze, Atila'nın bindirmelerinin de verdiği etkiyle çoğu pozisyonda içeri kat etti. Hasan neredeyse bütün pozisyonların içindeydi...

Hector Cuper'li Orduspor'un bildiğimiz bir yönü var. Ordu'da yada deplasmanda olsun maça hızlı başlayıp ilk 25-30 dakikada skor avantajını ele alıp sonrasında oyunu rolantiye alan bir yapımız var. Geçtiğimiz sezon Ordu'da kazandığımız maçları incelediğimizde bu durumu çok daha iyi anlayabiliriz. Kayserispor maçına da aynı anlayışla başladık. Önde baskı yaparak, golü erken bulma arayışıyla maça başladık ve bu sezon diğer önemli kozlarımızdan biri olan bir duran toptan maçın hemen başında golü bulduk. Umbides'in ortasında Şamil topu Barral'a indirdi ve Barral topu ağlara gönderdi. Bu golde Barral kadar Umbides ve Şamil'in de payını olduğunu söyleyebilirim. Umbides durağan oynadığını anlarda bile etkili bir ortayla takımı pozisyona sokabiliyor. Nitekim 4 hafta geride kalırken girdiğimiz pozisyonların çoğunda Umbides'in etkili ortaları pozisyonların başlangıcı. İlk gol için Şamil Cinaz'a da bir iki satır ayırmak lazım. Şamil futbol seyircisinin çok fazla hoşuna giden futbolcu tiplerinden biri değil. Basit ve sade oynamayı seven, fizik ve mücadele gücü yüksek, nerede durması gerektiğini bilen bir futbolcu. Deyim yerindeyse eğer tam da Cuper'in istediği gibi bir futbolcu. Kesici özelliğinin yanı sıra dört hafta geride kalırken yan toplardaki başarısını da belirtmek gerekir. Eskişehirspor maçında bulduğumuz ikinci golde Şamil çok iyi bir kafa vuruşu yapmış, kalecinin güçlükle çıkardığı topu Hasan Kabze boş ağlara göndermişti. Kayserispor maçında da Umbides'in ortasını Barral'a indiren ve golü yaratan isim Şamil'di. Geçtiğimiz sezon Onur ile sezona başlamıştık ama Şamil'in Onur'dan daha iyi olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz. Süper Ligde ilk defa forma giyen bir futbolcu olduğunu da hesaba katarsak zamanla daha iyi olacağını düşünüyorum.


Erken gelen gol ile biz moral bulurken Kayserispor ise  golün etkisinden çıkamadı. Golün ardından baskımızı sürdürdük. İkinci golü ararken Stancu'nun baskısı Kayserispor defansını hataya zorladı. Hatalar üst üste gelince kaleci Ertuğrul 2-0 geriye düşmek yerine Stancu'yu indirmeyi tercih etti ve kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Bu dakikadan sonra Kayserispor'un 10 kişi de kalmasının etkisiyle hücum etkinliğimiz daha rahat gerçekleşti. Atila'nın ileri çıkması sonucu Hasan Kabze içeri kat etti ve Atila'nın güzel ortasına bir o kadar güzel kafa vuruşu yaparak topu ağlara gönderdi. Maç 2-0 olduktan sonra rahat bir şekilde ayağa pas yaparak farkı arttırmamız lazımken bir başka duran toptan bu sefer golü kalemizde biz gördük.

İkinci yarıya ilk yarının sonlarında yediğimiz gole rağmen rahat başladık. Umbides'in getirdiği topta Barral'ın direkten dönen topunu tamamlayan Stancu'nun attığı gol ile farkı ikiye çıkardık ve daha da rahatladık. Bu dakikadan sonra farkı daha fazla açmamız gerekirken yine basit bir gol yiyerek maçın son dakikalarını ufak da olsa stres yaşadık. Çözmemiz gereken sorunlarımızdan biri de bu. Bu gibi durumlarda oyunun mutlak hakimiyken geçtiğimiz sezon da bazı maçlarımızda basit hatalar yaparak rakiplerimizi maça ortak etmiş, çoğu maçı sıkıntılı bitirmiştik. Rakibin bir kişi eksik olduğu, skor olarak da avantajı elinde bulundurduğumuz bir anda çok daha farklı ve güvenli oynamamız gerekirken anlamsız stres yapıyoruz. Önümüzdeki haftalarda bu durumun umarım önüne geçeriz.

Sonuç olarak öncesiyle sonrasıyla Ordu'da çok güzel bir başlangıç yaptık. Maç öncesi takımın karşılanması, oynanan olumlu futbol, takım ve taraftarın bütünleşmesi, yeni futbolcularımızın Ordu'daki ilk maçlarında böyle bir ortamın içinde futbol oynamaları takımı bundan sonraki süreç için çok daha fazla motive edecektir. 4 hafta geride kalırken, 2 galibiyet ve 2 beraberlik ile 8 puan topladık ve bu hafta İ.B.B deplasmanındayız. Umarız 2. hafta Eskişehir'i mağlup ettiğimiz gibi İ.B.B'yi geçeriz.

14 Eylül 2012

#4. Hafta | Orduspor vs Kayserispor


7 Mayıs'da Samsunspor ile oynadığımız Spor Toto Kupası karşılaşmasının üzerinden 4 ay geçti ve o tarihden bu yana Ordu takımına hasret. Ligde 3 hafta geride kaldı ama sahamızın bakımda olması, milli takım arası derken bu akşam Orduspor yeni kadrosuyla bu sezon ilk defa taraftarının karşısına çıkacak. Taraftar takıma katılan yeni isimlerle oluşan yeni Orduspor'u canlı izlemeyi sabırsızlıkla beklerken, yeni transferlerimiz de akşam ki maçı heyecanla beklediklerini sosyal medyadan sık sık dile getirdiler.

Lig başladığında bize göre kadro derinliği bakımından eksiklerimiz vardı. Sadece alternatif bir sağ açık transferi yapılacağı dile getirilmiş olsa da son dakika yapılan üç transfer de ilk 11'de oynaması beklenilen isimler. Atila, Yiğit ve İbrahim Kaş bu akşam şans bulur mu bilinmez ama uzun lig maratonunda oldukça fazla süre alacaklarını düşünüyorum. İlk 3 haftaya baktığımız zaman Hector Cuper'in kafasındaki Orduspor'u artık hepimiz az çok biliyoruz. Savunma anlayışından ödün vermeden, kanatlardan yapılacak ataklarla ve rakip defansın arkasına atılan uzun toplar ile hücumda etkili olmaya çalıştık. Top kontrolü oynadığımız üç karşılaşmada da rakibimizdeydi. Bu durum taraftar adına can sıkıcı ama yavaş yavaş buna alışmamız gerekiyor. Hem Cuper'in oyun anlayışı hem de topun bizde kalmasını sağlayacak özellikte bir futbolcu kadromuzda bulunmamasından dolayı tek paslarla kaleye oldukça hızlı giden bir görüntüde olacağız. Rakibin topla oynamasına da tehlike boyutları artmadığı sürece izin verecek bir ekip olacağız.

Kayserispor Şota ile geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da istediği başlangıcı yapamadı. Kadrolarından önemli futbolcular ayrılmış olmasına rağmen gelen futbolcular ile kadro kalitesi olarak ligin kalbur üstü takımlarından biri olduğunu söyleyemeyiz. Şota ile ilgili soru işaretleri Kayseri tarafında var ve bu maç o soru işaretlerinin kaybolması yada had safhaya çıkması adına onlar için çok önemli. Şota ve ekibi bu maçtan üç puan ile ayrılarak ligin henüz başında oluşan bu algıyı bertaraf etmek ve biraz olsun stresten uzaklaşmak isteyeceklerdir. O yüzden çok zorlu bir karşılaşmanın bizi beklediğini söyleyebiliriz.

Taktiksel anlamda ilk üç haftadan farklı bir yapıda sahada olacağımızı düşünmüyorum. Yine 4-4-2 formatında sahada olacağız fakat sakatlık ve yeni transflerden dolayı bazı mevkilerde farklı isimlerin görev alacağını düşünüyorum. Cuper son antrenmanlarda defansın göbeğini Agus- İbrahim Kaş ikilisinden oluştururken solbekte Atila'yı, sağbekte ise Garcia'yı denedi. Garcia'nın kendi mevkisine dönmesi ve solbekte orjinal bir solbek olan Atila'nın forma giymesi adına gayet olumlu bir hamle gibi görünüyor. Tandemde Agus'a İbrahim Kaş'ın eşlik edecek olmasından dolayı da ilk 3 hafta stoperde forma giyen Ali Çamdalı büyük ihtimalle kendi mevkisine dönüş yapacak. Cuper orta alanın sol kanadında Hasan Kabze'yi, sağ kanadından Umbides'i orta ikilide Ali ve Nizamettin'i, ileri uçta ise Stancu ve Barral ikilisini son antrenmanlarda as takımda görevlendirdi. Gayet iyi bir 11 gibi görünüyor ama bu formatta sahaya çıkarsak Monje'nin eksikliğinden dolayı sol kanatta Hasan Kabze'nin ortaya koyacağı performans ilk maçını oynayacak olan Atila için de oldukça fazla önem arz edecek. Cuper'in ne yönde tercih yapacağını bekleyip göreceğiz..

Maçın başlamasına 2 saatten az bir zaman kala ufacık bir değerlendirme yaptık. 3 puan bizleri çok mutlu eder ama umarım Ordu'da taraftarımız önünde güzel bir futbolla 3 puanı alırız ve taraftarımız ve takımımızın kucaklaşması çok daha güzel olur.

Son sözümüz belli, TRES PUNTOS!


8 Eylül 2012

Hollanda:2 Türkiye:0 | Değişim!


Her yeni hocada yeni umutlar yeni bir taktiksel anlayışa bürünüyor milli takımımız. Maçın 11 inde olması gerekenler dışında beklenmeyen isimlerde vardı kadroda. Maç içinde gelişen olumlu sonuçların önünü kesende yeni hocamız olmuştu..

Abdullah hoca için söylemek istediklerim Tunay, Emre ve Hamitli bir ilk 11 başlaması olmuştu. Maç eksikleri ile dolu 3 oyuncuyu 11 e koyması ilk hatası idi. Nuri ile hatalarını taçlandırmasıda cabası. Hamit, Robben gibi bir isim karşısında hem ağır kalıyor hemde rakibe pozisyon bulmada çok kolay davetiye çıkarıyordu. Ağır bir bek yerine daha dinamik Gökhan yedek klübesinde oturur iken daha doğru dürüst maç oynamamış Emre'nin sahada olup Selçuk'un kenarda oturmasına ayrı bir yazı yazılır ama neyse geçelim şimdilik.

Çok uzatmadan şuraya geleyim diyorum...Yediğimiz gol. Evet son yılların hem ülke futbolunda hem milli takımlarımızda kronikleşmeye doğru giden zaafımız, hastalığımız ve İngiltere Primier Lig gol kralının markesini, kafasına topu bekleyen Arda Turan'ın yapması gereken adam paylaşımını nasıl yaptığımızın (yapamadığımızın) izahını Abdullah hoca 3 kişinin arasında topa vurmasını talihsizlik diye adlandırıyor. Kendimiz edip kendimiz buluyoruz başkada bir izahı yok.

Selçuk'un "bu maçlık taktiksel nedenlerden sahada yok" denmesi nasıl bir taktiksel anlayışa büründüğümüzü gösterdi. Dün ki amaç ; Tunayla Mevlütle atakları olgunlaştırıp gole gitmekti. Saha içinde oyunla bizlere söyledi Avcı.. Yani ben öyle anladım.

Oyun geneline bakalım biraz da oyun içinde hata gırla ama 2. gole kadar oyun içindeyiz ki takım içinde kalan kırıntıların bir esamesi idi bu bana kalırsa.. Şu Hollanda'ya karşı çok pozisyon bulup sonuçlandıramamak, üstüne basa basa oyun içinde kopmamak bunlar da takımımızın artıları idi.

Kısmen beklentileri veren bir milli takım izledik dün akşam. Bu maçtan çıkaracağımız tek şey oyuncu tercihlerini beklenen şekilde yapılması. Yani rakibe göre bahsettiğimiz noktalarda üstünlük sağlayacak, oyun içinde ve takımın 11'ine bakıldığında 11 üzerine eleştiriyi minimize edecek 11'ler ile sahaya çıkmasını bekliyoruz hocamızın.

5 Eylül 2012

Ediz Bahtiyaroğlu...

Transfer kazıkları, Ediz'in futbolu, yaşanmışlıklar, yada farklı şeyler... Artık hiçbirinin bir önemi yok. 26 yaşındaki gencecik bir adam aramızdan ayrıldı dün gece.

Türk futbolunun başı saolsun. Mekanın cennet olsun Ediz...

2 Eylül 2012

Teleferik ve Direkleri | Teleferik Hattı Durduruldu

 

Bundan daha 2 gün önceydi. Ajanslarda Belediye Başkanımız Seyit Torun'un verdiği bir röportaj çıkmıştı karşımıza. Röportajda Ordu teleferiğinin 1 yılda 1 milyon insan taşıdığından bahsediyordu. Habere bir bakalım;
  
9 Haziran'da açılışı yapılan teleferiği şimdiye kadar 1 milyon kişi kullandı.

Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun, teleferiği şimdiye kadar 1 milyon kişinin kullandığını söyledi. Başkan Seyit Torun, Boztepe'ye teleferikle sağlanan ulaşımın Karadeniz turizmine büyük katkı sağladığını söyledi. Torun, "Önümüzdeki yıllarda Boztepe, yeni tesislerle daha da zenginleşecek. Hala teleferikle Boztepe’ye çıkmayan vatandaşlarımız varsa, kendilerini davet ediyorum. Mutlaka binsinler ve bu keyfi yaşasınlar.” şeklinde konuştu. 

Teleferik yapılmadan ne gibi engeller çıktı peki? Belkide teleferiğin şimdi durdurulmasına neden olan hadisenin anlatıldığı haber;

Torun TV 52’ye konuştu ve mahkemeden olumsuz bir sonuç çıkması halinde belediye olarak nasıl bir tavır alacaklarını da ilk kez açıkladı.

 Teleferik projesini hayata geçirmekte kararlı olan başkan Torun, mahkemeden olumsuz bir karar çıkması halinde mevcut projeyi iptal edecek ve yeniden bir Teleferik projesi hazırlatacak. Yeni hazırlatılacak projeye yeni bir ihale daha yapacak.

 “ B planı bu projeyi iptal edeceğiz, yeniden bir proje hazırlatacağız, yeniden ihale yapacağız, yeniden farklı bir finansman bulacağız. Ama şimdi bugüne kadar yapılan imalatları ne yapacağız? Şuan için yüzde 80 oranında proje tamamlandı. Sadece bir halat çekilim kabinlerin koyulması ki buda işin yüzde 10’luk kısma değil. Sonuçta bitmiş bir projeyi konuşuyoruz, şuanda. Bunun nasıl bir B planı olabilir ki?

 “ Kültür ve Turizm Bakanı sayın Ertuğrul Günay, bu projeyi kabul etmediğini, Teleferik projesine gerek olmadığını, oraya ulaşan bir yolun olduğunu, yani kısacası Teleferik projesine karşı olduğunu ifade etti. Burada camiye yakında, direk yeri falan mesele değil. Burada asıl konu kendisinin Teleferik fikrine karşı oluşu. Kaldı ki Yalı Camii’nin koruma alanı kurul kararıyla yeniden büyütüldü. O zaman ben soruyorum; Orta Camii’nin ki neden büyütülmedi? Yalı Camii’nin ki büyütülüyor da, Orta Camii’nin ki neden büyütülmüyor. Burada ki zaten olay art niyet. Biz haklı olduğumuz biliyorum. Aldığımız izinlerinde geçerli olduğunu biliyoruz. Kendisini temel atma törenine telgraf gönderiyordu da neden şimdi bugün karşı? “
 

Daha önce bu teleferiğe binmeyenler, yada böyle bir teleferiğin varlığından haberi olmayan şehir dışında yaşayan okurlarımız varsa kısaca teleferik hakkında bilgiler vereyim. Teleferik açılalı 1 sene gibi bir süre oldu. Bu süre zarfında yukarıda da bahsettiğimiz gibi 1 milyondan fazla insan taşındı. Bu teleferik sayesinde Ordu şehri gör - geç şehri değil, gör ve kal şehri oldu. Bir şehrin hayali olan bu projeyi içine sindiremeyenler var. Tahmin ediyorsunuz sizlerde!
Teleferiğimiz 2400 metre. Ve Merkezden Boztepe'ye çıkış 7 direk ve 24 kabinle sağlanıyor(du). Kabinler 8 kişilik. 2 direk arasında ki açıklık 900 metre. Bu açıklık dünyadaki teleferikler içinde Ordu teleferiğinin 2. olmasını sağladı.
Ve bugün. Okuyoruz;
Ordu Belediyesi tarafından şehir merkezi ile Boztepe arasında kurulan Teleferik için Danıştay şok karar verdi.
Ziraat Bankası bahçesinde yer alan teleferiğin 2. ayak yerinin Yalı Camisinin görüntüsünü bozduğu gerekçesiyle başlayan tartışma yeni bir hal aldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Samsun Tabiat Varlıklarını  Koruma Kurulu teleferik inşaatının durdurulmasını istemişti. Bunun üzerine Ordu Belediyesi Ordu İdare Mahkemesi’ne başvurarak Koruma Kurulunun kararını durdurma kararı aldırmıştı.
İdare Mahkemesinin kararı üzerine teleferik inşaatı tamamlanıp hizmete açılmıştı.
Teleferik hizmete girerken, İdare Mahkemesi’nin kararını Samsun Tabiat Varlıklarını  Koruma Kurulu Danıştaya itiraz etmişti.
Danıştay, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı bozarak dosyayı Ordu İdare Mahkemesi’ne gönderdi.
Teleferik konusunda yaşanan kaosun nasıl çözümleneceği merak ediliyor.
Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun, Danıştay’ın kararını yanlı bulduğunu söyledi. 
Kararın şaşkınlığını yaşadıklarını belirten Torun, “Danıştay, Ordu İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu. O karara istinaden de Samsun Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan karar çıkacak. Bekliyoruz” dedi.
 Büyük bir üzüntü yaşadığını belirten Başkan Torun, “Gerçekten çok üzülüyorum. Sonuçta bir milyonun üzerinde insanımız, konuğumuz teleferiği kullanmış. Teleferiğin Ordu turizmine katkıları ortada.Bazı endişeler vardı. Görüntünün bozulacağı veya buna benzer bazı endişeler vardı, görüldü ki bu kaygılar çok yerinde değil. Ve Teleferik Ordu’nun esnafına çok büyük değer kattı. Ordu’ya gelen konuklarımız sadece bir gece yatıp sabah erkenden gidiyorlardı. Şimdi konaklama süreleri uzadı. Ordu’ya gelen turist sayımız arttı. Teleferiğin Ordu’ya kattığı değer belli. Yargının kararına saygılıyız, davayı takip edeceğiz. Sonuçlarını hep beraber göreceğiz” diye konuştu. 


Bu şehirin içinden sahil yolunu geçirtmedik. İstediğimiz zaman neler yapabileceğimiz ortadayken. Yine mi dökülelim sokaklara?

1 Eylül 2012

Dün Akşama Dair | Çılgın Cuper !


Güzel bir kare. Dün akşam oynadığımız Gençlerbirliği - Orduspor maçından... Fotoğrafı çeken arkadaşı bilenler varsa isminide belirtelim buradan.

Seni seviyoruz Cuper !

Ankara'nın Bağları... Gençlerbirliği 1 - 1 Orduspor


Dün akşam benim açımdan çok farklıydı... 4 senedir okul sebebiyle yurt dışında olmam sebebiyle sevdamızı ya tv başından ya da bilgisayardan takip ettim. 4 senelik bir aranın ardından dün tribünde, Orduspor'umuzun yanındaydım.

İlk 2 haftada sahaya çıkan onbirimiz Hasan Kabzenin sakatlığı sebebiyle zorunlu değişikliğe uğradı. Hasan Kabze'nin yokluğunda Stancu, David Barral'ın partneri olarak ilk 11'de yer aldı ve yabancı kontenjanından dolayı Umbides kulübüye çekildi. Umbides'in yerine sağ kanatta Müslüm ilk 11'de sahaya çıktı. Bu iki değişiklik haricinde orta ikili yine Şamil ve Nizamettin'den, defans hattımız ise ilk iki haftada olduğu gibi Ferhat, Agus, Ali, Garcia 4'lüsünden oluştu.

Maçın başlaması ile golü bulmamız bir oldu. Barral'ın ilk 2 haftada belkide en iyi yaptığı şey uzun atılan toplarla defansın arkasına sarkması, topla çok hızlı gitmesi ve kaleciyle karşı karşıya kalması idi... Mersin İdman Yurdu maçında kaleciyle iki defa karşı karşıya kalmış fakat bu pozisyonlardan yararlanamamıştı. Dün yine defansın arkasına çok iyi sarktı, topla kaleye çok iyi gitti fakat bitirişi yine Mersin İdman Yurdu maçında olduğu gibi iyi yapamasına rağmen şans yanımızdaydı. Stancu'ya çıkarmak istediği top Mehmet Sedef'e çarptı ve maça gol ile başladık. Gole kadar olan süreçte soldan Monje ile oldukça etkiliydik fakat golden sonra Monje'nin sakatlanması ile oyuna Umbides dahil oldu. Monje'nin oyundan çıkmasından sonra ön tarafa top taşımakta zorluk çektik ve daha çok defanstan ve orta alandan atılan uzun toplarla Barral ve Stancu'yu pozisyona sokmaya çalıştık. Atılan golün de etkisiyle psikolojik olarak geriye yaslandığımız için oyun genel olarak Gençlerbirliğinin hakimiyetinde geçti.



İkinci yarıya Gençlerbirliği Ekigho - Lekiç değişikliği ile başladı. Bizim defansif futbolumuzdan da cesaret alan Gençlerbirliği fizik olarak da etkili olan Lekiç'in de oyuna girmesiyle ikinci yarı oyunu bizim yarı alanımıza yıktı. Rakip kendi evinde 2 puan kaybı yaşamamak için erken hamle yapmıştı ve bu da ikinci yarının başında meyvelerini verdi. Ali ve Agus oldukça uyumlu olmasına rağmen Garcia ve Ferhat'ın acemi hareketlerinden dolayı pozisyonlar verdik. Garcia ters ayak solbek'de oynadığından olsa gerek solbekte yerini yadırgıyor. Yediğimiz golden dolayı çok fazla eleştiremeyiz ama seken topta orda olması gereken Garcia'ydı.

Takımın kötülerine gelecek olursak Müslüm ve Stancu'nun dün sahanın en kötüleri olduğunu söyleyebiliriz. Müslüm belkide bu kadar şans bulacağını sezon öncesi düşünmüyordu ama 3 ilk 2 hafta sonradan, bu hafta ise direk ilk 11'de forma şansı buldu. Biraz sakin olsa, ayakları yere bassa daha iyisini yapacak ama sürekli bir telaş halinde olduğu için zaman zaman iki metre ötesinde olan arkadaşına bile pas atamadı. Stancu da oyunda kaldığı süre içerisinde faydalı olamadı. Orta ikilimiz Şamil ve Nizamettin yine ilk iki maçta olduğu gibi defansif olarak sahadaydılar. 4-4-2 diyoruz ama 4-4-2 den çok sahada çoğu zaman 6-2-2 gibi oynuyoruz diyebilirim. Nizamettin'in biraz daha ofansa yakın oynamasını bekliyorduk ama geride kalan 3 haftaya baktığımız zaman Şamil'in yaptığından daha fazlasını yaptığını söyleyemeyiz. Pas alışverişinde biraz daha ön planda ama genel olarak beklediğimiz gibi değil. Lig başlamadan önce alternatif olarak düşündüğümüz Monje'nin ise dün sakatlandıktan sonra takım için ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anladık. Monje deyim yerindeyse takımı ileri taşıyan tek adamımız.

Geriye dönüp baktığımızda iki deplasman 1 iç saha maçında 2 beraberlik 1 galibiyet = 5 puan ile lige başladık. Son transferlerimiz Atila Turan ve olası Yigit Gökoğlan transferinin gerçekleşmesinden sonra takımın daha alternatifli olacağını düşündüğümüzde milli takım arasından sonra daha iyi bir Orduspor umut edebiliriz.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...